Yüzde 100’e yakın doluluk

Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Rize’ nin, İyidere ilçesinde Babillon otelde düzenlenen 1. Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri (MENA) Doğu Karadeniz Turizm ve Yatırım Zirvesi'ne katıldı.

banner4
11 Mayıs 2017 Perşembe 18:55
Yüzde 100’e yakın doluluk
banner38

Rize’ nin İyidere ilçesinde Babillon Otelde düzenlenen 1. Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri (MENA) Doğu Karadeniz ve Yatırım Zirvesi’ ne, İç ileri Bakanı Süleyman Soylu, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ile birlikte Rize Milletvekili Hasan Karal, Vali Erdoğan Bektaş, Belediye Bakanı Prof.Dr.Reşat Kasap, Rize Eski Milletvekili Ali Bayramoğlu, bürokratlar,  İlçe Belediye Başkanları, Sivil toplum örgütleri başkanları Otelciler ve Turizmciler katıldı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu,Soylu, Rize’nin “1. Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri (MENA) Turizm ve Yatırım Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ile aynı kabinede millete ve güzel ülkeye hizmet etmekten büyük bir onur duyduğu belirterek, “Gerek kültür hayatımızın, gerekse turizmimizin kendi yönetiminde olmasının bizim ve geleceğimiz açısından çok önemli olduğunu biliyorum." diye konuştu.

Turizm sektörünü dünyayı ve ülkeleri sadece ekonomik anlamda değil, barış ve kardeşlik anlamında da daha yaşanabilir bir yer haline getirme noktasında hayati öneme sahip olarak gördüklerini ifade eden Soylu, turizm sektörünü, biraz daha özelde Karadeniz’deki potansiyeli, fırsatları, sorunları ve çözümleri ele almak, yeni açılımlar ortaya koyabilmek maksadıyla düzenlenen toplantıda bulunmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.

Soylu, doğanın, tarihin, çevrenin kendilerine emanet ettiği çok güzel bir bölgede bulunduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"İnsanlarımızın samimiyetinin, sıcaklığının, misafirperverliğinin, kadirşinaslığının bu söylediğim unsurlarla yoğrulduğu bir bölgedeyiz. Yeşilin her renginin, denizin bütün tonlarının bize bahşedildiği bir bölgedeyiz. Sıcakla soğuk arasındaki nemle, yaylanın verdiği o güzel hava arasındaki farklılığın bizi neredeyse ayrı iklimlerde bulundurmak durumunda olduğu bir bölgedeyiz. Çok keşfedilmemiş, henüz daha anlaşılmamış daha tadına, lezzetine, zevkine varılmamış yerlerin bize bahşedildiği bir bölgedeyiz. Lezzeti, tadı ama gerek inanç, gerek doğa, gerek medeniyet, gerek o yeşilin bütün kucaklamasıyla karşı karşıya kaldığımız bir bölgedeyiz. Şu çok açık ve nettir ki turizme bugün adım atmış bir bölgede değiliz, aslında bu işin amatörleriyle beraber on yıllardır bunun büyük mücadelesini gerçekleştiren, altyapısını oluşturan, bunun için çabalayan, bunun için iddiasını ortaya koyan, tam Karadeniz insanının 'biz bu işi başarırız' inadıyla haraket eden bir bölgedeyiz. Elbetteki yapacağımız çok iş var."

Geçen sene 7 Şubat 2016'da Trabzon'da böyle bir çalıştay gerçekleştirildiğini anımsatan Soylu, şunları kaydetti:

"Herkes fikrini, düşüncesini, vizyonunu ve perspektifini ortaya koymuştu. Karadeniz turizmi daha işin başındadır. Çeşitlenme açısından daha bir elin parmakları kadar değildir. Yapması gereken, üzerine titremesi gereken, alması gereken çok mesafe vardır ve burada derviş turizmcilere ihtiyaç vardır çok açık yani meşakat çekecek ve kendisinden sonraki nesillere belkide on yıllar ve yüzyıllar boyu buradaki turizm altyapısını bırakacak turizmcilere ihtiyaç var. Bu, buradan bir katma değer elde edilmeyecek anlamına gelmiyor ama gelecekte elde edilecek katma değerden bugün belkide biraz daha az katma değer elde edilebilecek anlayışı ortaya koymaya çalışıyorum. Bir çok yerimiz var Karagöl’ünden Kadırga’sına kadar, Uzungöl’ünden Ayder’e kadar, Vazelon Manastırı’ndan bir taraftan Santa Harabelerine kadar, Gümüşhane'sinden Bayburt’undan Ordu'suna Giresun'u na kadar bir çok yerimiz var. Bunları elbetteki iyi bir şekilde turizm açısından da yönetmeliyiz. Zenginlik, kalkınma ve istihdam getirecek ve bu bölgede esas itibariyle bizim yapmak durumunda olduğumuz medeniyetimizi, kültürümüzü, ananemizi, insanlığımızı, gönlümüzü buraya gelen insanlara aktarabilme kabiliyetini ortaya koyacak."

Soylu, eksiklere ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sayın Bakan beni bağışlasın, en büyük eksiğimiz yaylalarımızda yapmış olduğumuz hırçın davranışlardır ve tarihimize karşı bize emanet edilenlere karşı maalesef 300, 400, 500 metrekarelik bazen 5, 6 katlık yaylalarda yapmış olduğumuz evlerdir. Her şey bizi affedebilir ama doğa ve bize bırakılan emanetler bizi affetmeyecektir, bu çok açıktır. Geçen sene bu konuda 7 Şubat’ta Trabzon’daki toplantıda söylemiştim, yine bir arkadaşınız olarak Karadeniz’de gördüğüm bu hassasiyeti ve bu hassasiyetle karşı karşıya kaldığımız bu noktadaki maliyetlerimizin ne olduğunu düşünen, gören birisi olarak söylüyorum, artık bu doğa cinayetlerini işlemeyi bırakalım. Eşimiz, dostumuz, akrabamız, yakınımız, oy kaygısı, siyaset kaygısı… Bunların her birini bir tarafa bırakalım, burda hepimiz sorumluyuz, valilerimiz, kaymakamlarımız, belediye başkanlarımız, jandarma komutanlarımız. Biz ev yapılmasın demiyoruz, ama böyle plansız, az önce Ayderle ilgili vizyon ve ortaya konulan hayal anlatıldı. Elimizde büyük bir miras var ve 'biz bu mirası plansız bir şekilde acaba har vuracağız harman savuracağımız mı' diye bir endişe içerisindeyiz, şahsen ben endişe içerisindeyim. Bu miras, daha işin başında olduğumuzu söyleyerek ifade etmek istiyorum yemeklerinden zanaat ine kadar, buranın ortaya koymuş olduğu her şeyde bir duygu var, her şeyde bir hikaye var ve her şeyde bu medeniyetin bir tarifi var ve bunu daha dünya yeni keşfetmeye başlıyor biz bu keşfi aşmalıyız ama ne kadar doğal olursak o kadar aşabiliriz, ne kadar orijinalini sağlayabilirsek o kadar aşabiliriz."

Bakan Soylu, hitabına şöyle devam etti:

"Göreceksiniz yani sadece bu alanlarda değil, yaylaların tamamı helikopterlerle gelecekler günlerce kalacaklar o yayla evlerinin hepimiz göreceğiz ki inşallah hayatımızın bir bölümünde buna şahit olacağız ev pansiyonculuğu ile nasıl ve ne şekilde bu turizmcilerin maharetle ortaya koydukları anlayışla birlikte buranın her noktası birer birer işlenecek. Altyapımızı geliştireceğiz, bir taraftan ara insan elemanımızı en iyi noktaya taşıyacağız. onların dilleriyle onlara hizmet edecek elemanlarımızı daha iyi bir şekilde oluşturacağız. Bir taraftan esnaf odalarımız, bir taraftan ticaret odalarımız bu konuda özellikle kendi iç hizmetlerimiz açısından hem denetlemeyi hem yarışmayı hem de gönüllendirmeyi ortaya koyacaklar. İşimiz çok ama en önemli mesele buna samimiyetle sarılmaktır. Samimiyetle sarıldığımız zaman her şeyi yapan biz değiliz, ona kendi anlayışını veren Cenab-ı Allah'tır, biz buna inanıyoruz. Biz yeterki samimiyetle adım atalım."

Türkiye'nin önünde büyük bir fırsat olduğuna işaret eden Soylu, "Biraz güvenlik açısındanda baktığım için söyleyebilirim burayı izlediğim kadar Mardin’i ve Diyarbakır'ın da otellerini izliyorum acaba ne noktadadır diye inanın geçen sene neredeyse hepsi kapanma aşamasındaydı Allah nazardan korusun bu sene hepsi yüzde 100'e yakın dolulukla beraber geçiyor. Bunu ülkemizin her noktasında, en iyi anlayışa getirebilmek için bir gayreti ortaya koymalıyız. Belediye başkanlarımızın, sivil toplum örgütlerimizin her biri sorumludur, hepimiz sorumluyuz ve burada çarpık yapılaşmaya son vermek durumundayız." dedi.

Soylu, bölgenin çok güzel bir mimarisi bulunduğunu belirterek, "Devlette eksiklik var mı? Ona da inanıyoruz, eğer bir plan, öneri koymazsak, vatandaşa sürekli yasak kavramını ortaya koyarsak orada bir problemle karşılaşacağımız apaçık ortadadır ama şimdi bütün bunları bir modellemeyle beraber gerçekleştirmeye çalışan bir adım atılıyor ve bu adımın her birini de yaygınlaştırmalıyız. Özellikle bu yılda, valilerimiz burada ve tek tek söylüyorum yani elinizde yetki var, kaçak yapılaşmaya yaylalarda müsade ederseniz bu dünyada da öteki dünyada da tarih de doğa da medeniyette yakanızda olur. Bu kadar açık ve nettir." ifadelerini kullandı.

Bu konuyla geçen sene en çok kendisinin muhatap olduğuna dikkati çeken Soylu, "Trabzon'da anlattım, anlattım, anlattım... Herkes geldi dedi ki 'bu olmaz' ben, 'olacak' dedim ve olması için de büyük bir gayret sarfettik. Şimdi Karadeniz'de bu yıl bunu sağlayabilir, yaylalardaki kaçak yapılaşmayı bir şekilde durdurabilirsek sonra da nasıl yapılabileceği konusunda ki bir öneriyi otaya koyabilirsek turizmin de önünü açacağız, bize bırakılan emanetleri de geleceğe iyi bir şekilde taşıyabilme anlayışını ortaya koyacağız. Buna inancım sonsuzdur, elbetteki biraz arz talep meselesidir." diye konuştu.

Soylu, dün Suudi Arabistan Büyükelçisi'nin ziyaretine geldiğini anlatarak, şunları kaydetti:

"Normal bir yeni göreve başlamışlık ziyareti iken biz meseleyi acaba bu yıl neye döndürebilirizi düşündüğümüzde yaklaşık 1.5 saatlik bir çalışma ziyareti ortaya koyduk, beraber çalıştık. Havalimanlarında karşı karşıya kalmış oldukları engellerin nasıl aşılabileceğinden tutun da pasaport kontrollerinde nasıl daha rahat bir şekilde içeriye girebileceklerinden tutun da okul tatilleri bu sene 3 aydan 4 aya çıkıyor onlardan bizim nasıl istifade edebileceğimizi tutun da bir çok meselenin adım adım nasıl çözülebileceği konusunda bir çalışma tablosu ortaya koyduk yani her birimiz eğer meselenin iyi tarafına bakar, çözüm tarafına bakarsak sonuç oluşturabileceğimizi düşünüyorum. Büyük bir adım var, bir çok insan görüyorum başka yerlerde 'biz otel yapmak istiyoruz, turizm tesisi yapmak istiyoruz' diyenler var. Özellikle valilerimiz ve belediye başkanlarımız bu konuda kolaylaştırıcı olsun, çünkü altyapı önemli. Trabzon Havalimanı bir avantaj, Ordu-Giresun Havalimanı oldu o iki avantaj, şimdi Rize-Artvin Havalimanı olacak o üçüncü bir avantaj olacak ve destinasyon güçlenecek ve birbirine ciddi bir katma değer sağlayacak bu çok önemli. Bölgesel bir havza olarak düşündüğümüzde bölgesel havzanın turizmini 12 aya kadar yaymak ve en önemlisi kalış günlerini artırmak bizim temel hedeflerimizden bir tanesi olarak ortada durmaktadır. Üniversite ile turizm arasındaki ilişkiyi daha kuvvetlendirmek lazım yani buna çok ciddi bir şekilde ihtiyaç olduğunu da düşünüyoruz. Böyle bir organizasyonu gerçekleştirmenin bile başlı başına büyük bir kazanım ve büyük bir başarı olduğunu ifade etmek istiyorum. Başta Sayın Bakanımıza özellikle küçük bir bebek gibi büyütülen ve belli bir noktaya getirilen Doğu Karadeniz'deki turizme vermiş olduğu katkıdan dolayı minnetlerimizi ve şükranlarımızı ifade ediyoruz. Verdiği moralden, ortaya koyduğu katkıdan ve bize göstereceği yol ve vizyon dolayısıyla teşekkür ediyorum."


 

Nami  Avcı:
- "Göğsümüzü gere gere şu açıkça söylüyoruz. Almanya, Belçika, ABD, Fransa ne kadar güvenli ise Türkiye'de o kadar güvenlidir. Hatta Türkiye bu kadar acı tecrübelerden sonra çıkardığı dersler itibarıyla bunların hepsinden çok daha güvenli bir ülkedir"
- "Türkiye son bir kaç yıldır deniz kum güneş pazarının dışına çıkarak sahip olduğu bütün turizm potansiyelini devreye aldığı zaman Allah'ın izni ile ilk üçe girmemesi için hiçbir neden yok"

 Kültür ve turizm Bakanı Nabi Avcı, "Göğsümüzü gere gere şu açıkça söylüyoruz. Almanya, Belçika, ABD, Fransa ne kadar güvenli ise Türkiye'de o kadar güvenlidir. Hatta Türkiye bu kadar acı tecrübelerden sonra çıkardığı dersler itibarıyla bunların hepsinden çok daha güvenli bir ülkedir." dedi.

İyidere'de bir otelde düzenlenen 1. Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri (MENA) Doğu Karadeniz Turizm ve Yatırım Zirvesi"ne katılan Avcı, burada yaptığı konuşmada, turizmin öncelikle istikrar, güven ve algı sektörü olduğunu belirtti.

Turizmin gelişmesi için istikrar, güven ortamı ve güvenlik sorunlarının asgariye inmesinin önemli olduğuna değinen Avcı, "Güven istikrarın olduğu ülkede turizm gelişiyor. Aksi taktirde ne yaparsanız yapın bu olumsuz algı sizin bütün birikimlerinizi, girişimlerinizi heba ediyor. Son zamanalarda özellikle Türkiye'nin güvenilirliği konusunda dünyada olumlu bir imajın oluşması için gece gündüz çalışan değerli bakanımıza çok teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Sektör temsilcisi ve turizm medyası ile bir araya gelince görüşlerini açıkça ifade ettiğinin altını çizen Avcı, "Göğsümüzü gere gere şu açıkça söylüyoruz. Almanya, Belçika, ABD, Fransa ne kadar güvenli ise Türkiye'de o kadar güvenlidir. Hatta Türkiye bu kadar acı tecrübelerden sonra çıkardığı dersler itibarıyla bunların hepsinden çok daha güvenli bir ülkedir. Bu imajın oluşmasından dolayı sayın bakanımıza ve güvenlik teşkilatına teşükkür ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin her alanda 2023 hedefleri olduğuna vurgu yapan Avcı, şöyle devam etti:

"Dünya sıralamasında eğitim, sağlık ve aklınıza gelebilecek her alanda ilk ona girme gibi bir hedefimiz var ama bir sektör varki 2023 hedefini bugün itibari ile gerçekleştirmiş. O da turizmdir. Türkiye yaşanan bunca olumsuzluklara rağmen, özellikle batı medyasından sistematik bir şekilde sürdürülen olumsuz kampanyalara rağmen bugün dünyanın büyük altıncı turizm destinasyonudur. Avrupa'da de dördüncü büyük turizm destinasyonudur. Üstelik Türkiye sadece bu olumsuz kampayaların etkisi ile değil, aynı geçmişte 1980'lerde ilk turizm hamlesini başlatan Turgut Özal döneminde belirlenmiş olan o günün şartlarından da öyle yapılması gereken turizm stratejisinin deniz kum güneş parantezinde yürütülmüş olmasına rağmen. Türkiye bugün dünyanın altıncı büyük turizm destinasyonu. Türkiye'nin turizm ve tanıtım stratejisini deniz kum güneş konsepti üzerinden yürütmesi aynı zamanda pazarını bununla sınırlandırması anlamına geliyor. Deniz kum güneş dediğiniz zaman gelenekesel pazarınız Rusya, İngiltere, Almanya. Buna rağmen altıncı olduk."

Buradaki toplantının ana temasının da algıdan kurtulması olduğunun altını çizen Avcı, "Türkiye sadece deniz kum güneşten ibaret değil. Türkiye son bir kaç yıldır deniz kum güneş pazarının dışına çıkarak sahip olduğu bütün turizm potansiyelini devreye aldığı zaman Allah'ın izni ile ilk üçe girmemesi için hiçbir neden yok. Bu büyük potansiyel var. Kayak Federasyonu ile yürütülen çalışmalar gösteriyor ki; Türkiye olağanüstü kış turizmi potansiyeline sahip. Sadece o da değil. türkiye aynı zamanda kültür turizmine göre de olağanüstü bir potansiyele sahip. Türkiye'nin neresinde konuşuyor olursak olalım. Bulunduğumuz yerde 3-5 kilometrelik bir çember çizelim. Mutlaka dünya çapında ilgi çekecek bir tarihi, arkeolojik eser vardır. Nerede bakarsanız bakın doğudan batıya, kuzeyden güneye tam bir açık hava müzesi. Olağan üstü tarihi kültürel bir yapıya sahiptir." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin sadece deniz kum güneş diyerek bu noktaya geldiğine dikkat çeken Avcı, "Bugün diğer alanları geliştirirsek çok daha ileri gideceğiz. Karadeniz bölgesi bu alanda nasıl bir hamle gücüne sahip olduğunu biliyoruz. Turizm alanında Karadeniz ve Karadeniz insanı 2023 hedefini en kısa sürede katlayarak gerçekleştirecektir." dedi.

Karadeniz'in büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu belirten Avcı, şunları söyledi:

"Bu büyük potansiyeli bir mirasyedi savurganlığı içerisinde heba etme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Özellikle yayla turizmi bakımında çok önemli bir uyarıda bulundu sayın içişleri bakanımız. Bu uyarı şifahi ile kalmayacak, bundan sonra geriye doğru işleyecek şekilde yayla turizmini tahribe hiç bir şekilde izin verilmeyecek. Gerekenlerin harfiyen yerine getirileceğini hepimizin bilmesi gereklidir. Bir bölgenin adı bir kere kötüye çıkarsa bunu telafi etmek olağanüstü zor."

Turizmde olumlu algı oluşturmanın zaman aldığını, olumsuz algının çok kısa sürdüğünü ifade eden Avcı, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Türkiye'nin onda biri kadar turizm potansiyeline sahip olmayan ülkeler çok ciddi gelir elde ediyor. Danimarka dostlarımıza söylediğim için alınmıyorlar. Danimarka küçük bir ülke. Turizm potansiyeli olarak Hamlet'in meşhur oyunu Sheskspre'nin geçtiği iddia edilen bir şatoları var. Kopenhang merkezinde bizim gençlik merkezinden biraz daha hallice bir parkı var. Deniz kenarında bir kayanın üzerinde bir kız çocuğu boyutlarında deniz kızı heykeli var. Andersen masallarından birinin kahramanı. Yeme kültürü de bir dilim yağlı ekmek. Karadeniz'de her annenin çocuğuna sabah kahvaltıda sürdüğü yağlı ekmek. Üzerine yeşillik, peynir ile süsleyerek vitrinde sanat eseri gibi duruyor. Bizim herhangi bir ilçemizde fazlasıyla bulabileceğimiz alt yapı veya malzeme ile turizm yapıyorlar ama bir önemi artıları var. Turistleri özellikle Ortadoğu’dan giden turistleri cezbeden bu ülkelerde fiyat istikrarı. Fiyatın alıcıdan alıcıya müşteriden, müşteriye değişmemesi."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.