Anasayfa
  • Dünya
  • Spor
  • Yaşam
  • Güncel
  • Eğitim
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Ekonomi
  • Ara
  1. Haberler
  2. Güncel
  3. Suat Bayraktar: BİR İNSAN, ÖMRÜNDE 10 YIL PARA KAZANIR.
Güncel
Yayınlanma: 30 Mart 2022 - 15:15
Güncelleme: 21 Aralık 2022 - 11:20

Suat Bayraktar: BİR İNSAN, ÖMRÜNDE 10 YIL PARA KAZANIR.

A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Suat Bayraktar: BİR İNSAN, ÖMRÜNDE 10 YIL PARA KAZANIR.
Suat Bayraktar: BİR İNSAN, ÖMRÜNDE 10 YIL PARA KAZANIR, BUNU KİMİ DEĞERLENDİRİR

KİMİ DEĞERLENDİREMEZ

Ticaret erbabı bir ailede doğar ve liseden sonra

okumayı değil de ticareti seçer.

Yenilikçi ve piyasayı analiz eden bir yapıya sahip olan

Bayraktar, ‘Farklı ne yapabilirim?’ diyerek mobilya malzemesi satışıyla

başladığı iş hayatını Rusya’dan kereste ticareti ile sürdürür.

Bu sektörün geleceğini iyi görmeyen Bayraktar, önce ortaklı sonra

da tek başına Trabzon’un en büyük mobilya mağazalarıyla yoluna devam

eder…

Suat Mobilya ile markalaşır âdeta. Bir dönem ulusal ölçekli fi rmaların

bayiliğini de yapan Bayraktar, “Sektördeki gidişatı iyi görmedim

ve ticaretten çekildim. Zamanında çekilmek de bir kazanımdır, yoksa

birikimleriniz hep gider.” diyerek son derece sade, anlaşılır ama hepsi

birer tecrübe olan hayat hikâyesini iş dünyasıyla paylaşıyor.

“Ben sermayeye inanmam. En büyük sermaye insandır. İnsana yapılan

yatırım gerçek yatırımdır.” diyen Bayraktar, bu anlayışla hayata

bakar ve ticaretin yanında siyasetin, sporun, STK’ların, kısacası sosyal

hayatın hep içinde olur.

Suat Bayraktar ile küçük yaşlarda başladığı ticaret hayatını, mobilya

sektörünü, Trabzon’un geleceğini konuştuk. Ama onun röportajının

satır aralarında iş dünyası için hepsi birer yaşanmışlığın ürünü olan

çok özel tecrübeleri bulacaksınız.

Suat Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1957 yılında merkez Akoluk köyünde doğdum. İlkokula köyümde

başladım, ardından Yavuz Selim’de tamamladım. Atatürk Ortaokulu

ve Aff an Kitapçıoğlu Lisesinden mezun oldum. Babam yedek parça ticaretiyle

uğraşıyordu ama ben bu işi sevmedim. Dedemin dükkânında

ticarete başladım, ardından da mobilyacılık sektöründe çalışmamı

sürdürdüm. Mobilya malzemeleri satışı, Trabzon’un en büyük mobilya

mağazası ve son olarak da ulusal markaların bayiliğini yaptıktan sonra

ticaretten çekildim.

Ticarete nasıl atıldınız? Meslek seçiminizi neye göre yaptınız?

Biz Akoluk köyünün ağasıydık, yaylacılık yapardık. Koyun sürülerimiz,

70-80 ineğimiz; 60 ton fındık yapacak kadar büyük arazilerimiz

vardı. Köyün ağası idik ama biz çalışan ağalardandık, paylaşımcıydık.

Böyle olmasaydık 300 yıl bu saltanat sürmezdi. Kazancımıza haram

bulaşmadı, bulaşsaydı böyle devam etmezdi. Trabzon’da niceleri vardı

ama biz hâlâ ayaktayız. Babam oto yedek parça satışı yapıyordu. Bu işi

sevmezdim, o yüzden dükkâna gitmezdim. Okul tatillerinde ise yaylaya

giderdim. Orada dedemin bakkal dükkânı vardı. O dükkânda 5 kuruşla

ticarete başladım diyebiliriz.

Benim hayalim hep üretmekti. Doğuştan böyle bir yeteneğim vardı.

Mobilyacılık sektörünü çok seviyordum mesela. Ahşap arabalar yapardım

küçükken. Bir keserim vardı, o benim için dünyanın en güzel

oyuncağıydı. Askerlik yaptıktan sonra hep şunu düşündüm; ‘Trabzon’da

olmayan neyi yapabilirim?’ Burada mobilya sektöründe koltuk

kasnağı ve mobilya malzemesi satışı yoktu. Bunu toptan olarak satmaya

başladık. İstanbul, İzmir ve Ankara’dan tedarik eder, oradaki fi yata

burada satardık. Mobilyacılık sektörüne böyle girdik. Allah’ın takdiri

işlerimiz de hep iyi gitti. Tabii Özal devriydi, piyasada çok para vardı.

Para bir o yana, bir bu yana giderdi. ‘İnsanlar bu paradan nasıl yararlanamıyor?’

diye düşünürdüm.

Hep aynı işe mi devam ettiniz?

Hayır, o yıllarda rahmetli Özal, Rus kapısını açtı. Dedik ki biz de

ithalat-ihracat yapalım. Rusya’ya gittik, 6 arkadaşla bir şirket kurduk.

O dönemler Rusya’da para kazanamayan bir insan, dünyanın hiçbir yerinde

para kazanamazdı. Gerçekten de büyük paralar kazandık ama bu

paranın bereketi yoktu. Tabii biz Rusya’yla ticaretimizi dengeli yaptık,

çok arkadaşımız battı. Biz kereste alıp satıyorduk; bazen de domates,

benzin, gaz yağı, un... Böyle devam ettik. İşlerimiz iyi ama dedik ya bereket

yok. Bir çuval dolardan çuvalın dibinde bir şey kalmıyor. İşlerimiz

öylesine yoğun ki insanları sıraya yazıyorduk. Trabzon dışından gelmiş

bir vatandaş, kereste almak için araya torpil koyuyordu. Böyle devam

ederken Abhazya’da savaş çıktı, bizim gemi bir tarafa, mallar bir tarafa

gitti. Bir duraklamaya girdik ve işi ortaklarıma devrederek ayrıldım.

Ticareti bıraktınız mı?

Hayır, 1992 yılında Ay Mobilya’yı kurduk. Ben ortakçılığı seviyordum.

İnanmak, işin yarısını yapmaktır. Sabah olsa da işe gitsem diye

düşünür, işimi çok severdim. Ay Mobilya’yı açtığımız zaman Trabzon’da

böyle bir mağaza yoktu. Bismillah dedik ve açılışı yaptık. Açılışı

yapmadan mallarımızın yüzde 80’ini satmıştık. Millet hücum ediyor.

Para var, mağazada mal yok. Bir ortağım vardı Mustafa Yılmaz; peynirliyi

fırına verir fakat işten dolayı yiyemezdi. Müşteriler o kadar yoğundu.

Vatandaş gelir, koltuğa oturur ve ‘bu benim’ derdi. Neredeyse birbiriyle

kavga edecekler... Zaman zaman ellerimi açar ve ‘Ey Allah’ım, bu millete

biz mobilya yetiştiremeyeceğiz.’ derdim. Günde 10-12 kamyon mal

alırdık il dışından. Yetişmiyordu inanın. Arabaları da farklı yerlerden

alırdık ki göze batmayalım. Bu mezarlarda yatanların yüzde 51’i gözden

gitmiştir. Göz deyip de geçmeyin sakın.

Bu yoğunluğun nedeni neydi?

Trabzon’da mobilya sektörü gelişmemişti. Vatandaşta da para vardı.

Tabii daha sonra Ay Mobilya’yı ortağıma devrettim ve Çimenli’de

Suat Mobilya’yı kurdum.

Sanırım sektörün gidişatını görmüştüm. Rahmetli babam da ben

de aynıydım; 50 sene sonrasını görürdük. Suat Mobilya’yı açtığımda

herkes bana gülüyordu. O yıllarda 1000-1500 metrekare dükkân yoktu.

Sadece dükkânın tadilatı için harcadığım para, dükkân parasının

yarısı kadardı. Biz ticaretten geldiğimiz için şunu düstur edinmişiz; ‘Bir

müşteri 10 müşteri, 10 müşteri de 1000 müşteridir.’ Bu gözle baktık

hep. İşimi hep severek yapardım. İşlerimiz de iyi gitti. Cenâb-ı Allah

da ‘yürü kulum’ dedi. Çimenli’ye gittiğim zaman 3 dönüm bir yer satılıyordu.

Bir ayın cirosundan daha düşük bir fi yata o yeri satın aldım.

Şimdi bir dönüm yer 3 milyon lira. Böyle bir dönemdi o yıllar. Akabinde

baktım ki gidişat iyi değil. Yavaş yavaş işlerimizi tasfi ye edelim

dedik. Yoksa benim kazandığım gidecek, babamın ki gidecek, dedemin

kazandığı da gidecek. Bunları muhafaza etmek de kazanmak demektir.

Defansa çekildik. Çünkü halkın alım gücü düşüyordu, bunu gördük.

Kimse ayağını yorganına göre uzatmadı. Herkes olmayan parayı harcamaya

başladı. Bankalar nasılsa veriyor! Kardeşinden alamadığın parayı

bankadan alıyorsun!

ÖYLE BİR ZAMANA GELDİK Kİ ALLAH ESNAF ARKADAŞLARIMIZIN

YARDIMCISI OLSUN

Piyasayı iyi analiz ederek yolunuza devam ettiniz?

Evet. Sonuçta biz Trabzon’a mâlolmuş bir insanız. Gazetelere, televizyonlara

reklam verirdim. 1 saat süren reklamlar yapardık. Suat Mobilya

bir marka olmuştu. İnsanlar mobilyacılara gidip Suat Mobilya’nın

malı var mı diye sorarlardı. Ben bundan gurur duyardım. Unutmayalım

ki herkes rızkını alır, yeter ki mücadele etsin. Kimse kimsenin rızkını

alamaz. Sonuçta rezil olmaktansa işi bırakmak en iyisidir dedik ve sektörden

çekildik. Çünkü kurumsal ve büyük fi rmalar piyasayı ele geçiriyordu,

bunu gördük.

1998 yılında Taksim yokuşunda Alfemo Mobilya’nın bayisi oldum.

Halk artık fabrikasyon mallara yönelmeye başlamıştı ve bunda reklamların

çok etkisi vardı.

Tabii yine mal yetişmiyor, o arada bir krize girdik ve gerilemeye

düştük. Çünkü halkın alım gücü düşmüştü. Gücümüz olmasa ifl as

edecektik, güç meselesi bu. Eğer bankanın parası ile ticaret yaparsan

batarsın ama kendi gücünle ayakta durursan batmazsın. Bugün ticaTrabzon

ret yapanlara bakıyorum sermaye 10 lira, kirası 20 lira, bindiği araba

50 lira, evi 200 lira… 250 lira ölü sermayesi var. Buna ticaret diyorlar.

Böyle ticaret olmaz. Bu çark böyle dönmez. Ağa verdiğini bir gün alır.

Niye? Çünkü bankanın malı, senin değil ki!

250 lirayı dükkâna koysa, sermaye yapsa çark döner. Şu andaki esnaf

ve tüccar arkadaşlarımız gerçekten de zor bir dönemdeler, Allah

yardımcıları olsun. Öyle bir zamana geldik ki herkes her şeye doydu.

BİR İNSAN, ÖMRÜNDE 10 YIL PARA KAZANIR, BUNU KİMİ DEĞERLENDİRİR

KİMİ DEĞERLENDİREMEZ

Artık ticaretin dışındasınız...

Evet, şu anda ticaretle uğraşmıyorum. Devam etseydim, büyüseydim

kazanımlarımı kaybedebilirdim. Bu tehlikeyi gördüm. Çünkü

benim sattığım mobilya 100 bin lira. 10 kişiye versem 1 milyon eder.

Sonrasında gidecektim bankaya ve hepsi gidecekti. Riski gördüm ve ticaretten

ayrıldım. Unutmayın ki bir insan, ömründe 10 yıl para kazanır.

Bu herkese rastlar. Kimi iyi değerlendirir, kimi değerlendiremez. Bugün

dünyada imalatı olmayan tek şey topraktır. Ben de yatırımı toprağa

yaptım.

Ticaretten ayrı kalınca neler yaptınız?

Ben sermayeye inanmam. En büyük sermaye insandır. İnsana yapılan

yatırım gerçek yatırımdır. Bugüne kadar siyasetle uğraştım, spor

kulüplerinde yöneticilik yaptım. İşimi en iyi şekilde yapmaya gayret

ettim.

Ticaret Odasına gelelim. Meclis üyeliğine nasıl aday oldunuz?

Rahmetli oda başkanımız Besim Kahveci, Ticaret Odasına girmemi

teklif etti. Bizim işimiz değil dedik ama ısrar edince liste yaptık ve seçime

girdik. Kazandık. İlk girişte seçimi almak çok zordur ama biz bunu

başardık. TTSO’da çok güzel günlerimiz oldu. Hep fi kirlerimi paylaşmak

istediğim, fi kir alacağım insanlar arardım. Bildiğimiz konularda

kürsüye çıkıp konuşurdum. Sektörümün sıkıntılarını, şehrimizin sorunlarını

dile getirmeye çalıştım, görüşlerimi anlattım. Çünkü TTSO

meclisleri bunun için vardır. Biz de meclis üyesi olarak bizleri seçen

arkadaşlarımızı hakkıyla temsil etmeye çalıştık. Daha sonra meclis başkanvekilliği

görevinde boşalma oldu ve seçimler yapılacaktı. Bana ‘aday

ol’ dediler. Baştan istemedim. Sonra aday oldum. Görüştüğümüz insanların

büyük kısmı ‘Yüzde 99 oyumuz senin.’ dediler. Ama seçimde

kaybettik, bu duruma üzüldüm. Bu seçim benim için çok önemli oldu.

Düşüncelerim değişti. Dedim ki burada kafa başkasında, vücut başkasında,

ayaklar başkasında. Çok ağrıma gitti. Hâliyle biz de artık Oda’da

yer almamaya karar verdik. O defteri kapattık.

Başka sosyal çalışmaların içinde oluyor musunuz?

Ben boşta kalan arkadaşlarımıza vakitlerini siyasi partilerde değerlendirmelerini

tavsiye ederim. Siyasi partiler olmazsa demokrasi olmaz.

Gitsinler; partilerde dedikodu yok, oyun yok, çekiştirme yok. Ben

iş adamıyım, görünmeyeyim diye düşünmesinler. Bu partilerin hepsi

bizim değil mi? Ezan bir, vatan bir, bayrak bir. Aynı camiye gitmiyor

muyuz? Maalesef son yıllarda bir ayrımcılık başladı. Şuna üzülüyorum

tabii, 550 milletvekili Parlamento’da parmak kaldırıp indiriyor. Bu

beni üzüyor.

Suat Bey, Trabzon’un geleceğini nerede görüyorsunuz?

40 yıl önce Mobilyacılar Sitesi’ni yaptık. Aşağıda Fatih Sanayi Sitesi’ni,

Bağkur’u yaptık. 5-6 sanayi sitesi yapıldı. 10 yıldan bu yana bir

çivi çakılmadı. Her yer bina doldu. Herkes borçlandı, daire aldı. Köyler

şehre boşandı. Yeşillik bitti, geleceğin gecekonduları yapıldı. Altyapı

yok. İnsanlar mutlu gibi görünüyor ama mutsuz. Her evde sıkıntı var,

her ev bankaya borçlu. Trabzon’da bir evde 5 kişi varsa 5’i de lider.

Baba da dede de çocuk da torun da lider. Burada birlik beraberlik olmuyor.

Biz Kuzey Mobilya’yı kurduğumuz zaman televizyonlarda ilk

defa bizim reklamlarımız vardı. Ürün de kaliteliydi ama bu anlayış nedeniyle

yaşatamadık. Trabzon’da her şey olur ama birlik sağlanamıyor.

Herkes lider. Böyle geldi, böyle gidiyor.

TRABZON İNSANI ÖZELDİR, BİR ARAYA GELEBİLSE HER ŞEYİN

ÜSTESİNDEN GELEBİLİR

Birlik sağlansa neler yapılabilir?

Trabzon insanı gibi bir insan dünyanın hiçbir yerinde yok. İnsanımız

hırçın. Dışarıda seni sever, korur ama içeride birbirini yer. Trabzonspor

örneği ortada. Trabzon’da silah sanayii geliştirilebilir. Bizde

silah merakı çok fazla. Mobilyacılık çok eski bir meslek, gündeme gelebilir.

Bunun için de çok ortaklı fi rmalara ihtiyaç var.

1000 kişi bir araya gelse, ayda 1000 lira verelim, yapamayacak olduğumuz

hiçbir iş olamaz. 10 yılda 10 milyon lira sermaye eder. Türk

milleti olarak çalışmayı sevmiyoruz. Biz 8 saat çalışalım, inanın önümüzde

Allah’ın kulu duramaz.

Gençlere tavsiyeleriniz var mı?

Gençlere şunu tavsiye ediyorum; örneğin Trabzon’da 10 genciz ve

hiç paramız yok. 10 yıl sonra 10 milyon lira sermayemiz olabilir. Bugün

çimento taşıyalım, yarın çorap satalım, öbür gün inşaatta çalışalım. Yapamam

yok. Alman, Amerikalı, Fransız taşıyorsa sen de taşıyacaksın.

Mühendis olsan ne olur? 10 kişi bunu yaparsa 10 yılda 10 milyon sermaye

sahibi olurlar.

Yani girişimcilik ve ortaklık tavsiye ediyorsunuz...

Aynen öyle; girişimcilik, ortaklık ve çalışkanlık. Küçük parayla işe

başlayacaksın. Büyük paralarla başlayınca sonu hüsrandır. Trabzon’da

Trabzonluyu sevmezler. Dışarıdan gelirse severler. Trabzonspor örneği

ortada. Trabzonspor’un şampiyonluğu Türkiye’nin kalkınmasına

benzer. Hep generalleri alırsanız savaşamazsınız. Askere ihtiyaç var.

Ticarette de aynen böyledir. Diyeceksiniz ki ben 3 yıl şampiyonluğa oynamayacağım,

altyapıya ağırlık verip oyuncumu yetiştireceğim. Sonra

şampiyonluğa gideceğim. Bu arada şampiyon olursak ne âlâ. Adımları

sağlam atmak, altyapıyı iyi kurmak lazım. Çünkü bizde bu yetenek var,

hem de doğuştan.

Peki ya diğer sektörler...

Son günlerde turizm öne çıkıyor ama şu gerçeği kabul etmeliyiz;

bizim insanımız turizme yatkın değil. Dışarıdan sektörde çalışacak insan

getirirsek turizm Trabzon’da olur. Çünkü turizm saygı ister, sevgi

ister, hizmet ister; hepsinden önemlisi sabır ister.

Ama hizmet sektörü farklıdır. Oteller arttı ama önemli olan bunları

işletebilmek.

Bugün başlarsak insanımızı ancak 50 yılda eğitiriz. 50 yıl

sonra da Trabzon’da turizm olur mu?

Suat Bey teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

2022/03/30/48535-0.jpg
2022/03/30/48535-1.jpg
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Diyarbakır’da okul servisinde silahlı saldırı: 2 öğrenci yaralı
Diyarbakır’da okul servisinde silahlı saldırı: 2 öğrenci yaralı
Antalya’daki cinayetin şüphelisi yakalandı
Antalya’daki cinayetin şüphelisi yakalandı
Çanakkale – Mendirek ayağında mahsur kalan kedi kurtarıldı
Çanakkale – Mendirek ayağında mahsur kalan kedi kurtarıldı
Denetimden kaçarken aracıyla 2 polise çarptı, 1 promil alkollü çıktı
Denetimden kaçarken aracıyla 2 polise çarptı, 1 promil alkollü çıktı
Son Haberler
Foça'daki o taşlar müzeye taşınacak
Foça'daki o taşlar müzeye taşınacak
Diyarbakır’da okul servisinde silahlı saldırı: 2 öğrenci yaralı
Diyarbakır’da okul servisinde silahlı saldırı: 2 öğrenci yaralı
OSB çalışanlarına yerinde tanıtım!
OSB çalışanlarına yerinde tanıtım!
Karadeniz’den gelen lezzet mucizesi: Bir kaşık alınca vazgeçemeyeceksiniz! Karadeniz usulüyle fasulye tarifi mest ediyor
Karadeniz’den gelen lezzet mucizesi: Bir kaşık alınca vazgeçemeyeceksiniz!...
Gök gürültüsüyle geliyor: Meteoroloji resmen duyurdu! Sağanak kuzeyi, toz fırtınası Güneydoğu’yu vuracak
Gök gürültüsüyle geliyor: Meteoroloji resmen duyurdu! Sağanak kuzeyi,...
Uğurcan’ı Çekemeyenler harekete geçirdi
Uğurcan’ı Çekemeyenler harekete geçirdi

ninjahere
Ana Sayfa
Dünya
Spor
Yaşam
Güncel
Eğitim
Teknoloji
Sağlık
Ekonomi
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Arşiv
Hava Durumu
  • Asayiş
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Spor
  • Yaşam
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Arşiv
  • Hava Durumu

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

ninjahere