ADEM TUNOĞLUAdem Tunoğlu, 15 Temmuz gecesi olası belirsizliklerin
halka çok şey öğrettiğini dile getirdi15 TEMMUZ’DA
DEVLET OLMANINÖNEMİNİ DAHA İYİ
ANLADIKÖncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1975 yılında Kastamonu İnebolu Bayıralan Köyü’nde dünyaya geldim. İlkokuluBayıralan Köyü’nde okudum. Ortaokul ve liseyi İnebolu İmam Hatip Lisesi’ndeokudum. 1997 yılı Ocak ayında imam hatipliğe başladım. Sonra 2 yıl yüksek okulokudum. İlk görev yerim Çatalzeytin, ardından İnebolu, İstanbul Şile, Kocaeli Darıca,İstanbul Fatih ve şu anda İstanbul’da Pendik Müftülüğüne bağlı bir camide görevyapıyorum. Evliyim, 1’i kız 2’si erkek 3 tane çocuğum var.Hain darbe gecesinden nasıl haberdar oldunuz?Yatsı namazını kıldıktan sonra bir hareketlilik olduğunu söyledi arkadaşlar. Onlar datelevizyondan haberlerden izlemişler. Caminin çay ocağındaki televizyona baktık bizde. Televizyondan gördüğümüz anormal bir durum vardı. Bir saat sonra yani saat 23.00gibi uçaklar uçuşları başladı. Biz Kocamustafapaşa’daydık. Çok yakın olduğumuzVatan Caddesi’nden top veya uçak savar gibi yüksek sesler ve patlamalar duyduk. Dahasonra “Acaba ne oluyor?” diye bir tereddüt oldu. Özellikle uçakların ses hızı çoktedirgin ediciydi. Ben askerliğimi havacı olarak yaptım. Uçakların o sesini bilirim.Hatta ben 132.filoda komutan şoförüydüm. Yani küçük askeri uçakların uçuş şekillerini,nerelerde uçtuklarını biliyorduk. Uçakların o uçuşlarının normal olmadığı belli. Amahayat da devam ediyordu. Örneğin ben 1980 ihtilalini de biliyorum. Bildiri olmuş, heryer kapalı, askerler vardı sadece. Ancak burada öyle bir şey yoktu. Ancak yavaş yavaşo patlamalar, uçakların geçişi tedirgin etmeye başlamıştı. Yaşadığımız o tedirginliksonrası birkaç yere telefon açtık. Ben müftümü aradım. “Evet, böyle bir şey var” dedibana. Daha sonra Cumhurbaşkanımız ekranlarda bir kalkışma olduğunu söyledi. Epeybir kalabalık olmuştuk. Evimizle cami arası çok yakındı. Bir kısmımız Saraçhane’yeAdem Tunoğlu İstanbul Pendik’te imam olarak görev yaptığı camide darbe yanlısı bir kişinin saldırısı sonrası yaralanarak gazi oldu. Adem Tunoğlu o gece emekli polis memuru arkadaşıyla birlikteyatsı namazının ardından olayların henüz ilk saatlerinde yaşadığı oanları ise hiç unutamıyor. Hain girişimin gerçekleştirilmeye çalışıldığıilk saatlerde yaşanan hareketlilik üzerine ne olup bittiğini anlamayaçalıştıklarını söyleyen Adem Tunoğlu, özellikle uçakların alçak uçuşu vemeydana getirdikleri o sesin inanılmaz derecede rahatsız edici olduğunudile getirdi. Adem Tunoğlu, hain darbe gecesinde vatandaşların hiçbirsiyasi düşünce gözetmeksizin meydanlarda olmasının ise olayın belki deen sevindirici taraflarından birisi olduğunu belirtti. Adem Tunoğlu,“Hain darbe gecesinde demokrasimiz daha da güçlendi. Çünkü insanımızo gece vatan sevgisinin ve devletin öneminin farkına daha iyi vardılar.Çünkü bir günlük belirsizliğin bile ne kadar kötü olduğunu yaşayarakgördük o gece. Bu da çok önemliydi” ifadelerini kullandı.gitti. Evdekileri merak ettik ve saat 24.00 gibi eve gittik. Arkadaşlarımızın birçoğuFatih’e doğru Belediyenin olduğu yere doğru gittiler. Biz evde iken salaların okunmasıiçin talimat gelmişti. İstanbul ve Ankara dışındakiler uçakların alçaktan uçuşun insanıne kadar tedirgin ettiğini anlayamayabilir. Televizyondan izlemekle uçağın bizzat alçakuçuşuna şahit olmak arasında çok fark vak. Biz sala için camiye geldik. Emekli bir polisarkadaş vardı o da bizimle camiye gelmişti. Ancak o arada ne olup bittiğini anlamayaçalışıyorduk. Kestiremediğimiz bir durum vardı ancak Cumhurbaşkanımızın televizyonkonuşmasının ardından darbe girişimi olduğu netleşmişti. Camide sala okudum. Bizimcaminin etrafında demir kapılar vardır daha doğrusu bahçe kapıları. Onlar 3 taneydi.Birisini açtım. Ancak bahçe kapısından bir tanesi açıktı. Salayı okuduktan sonra 2-3dakika emekli polis arkadaşla oturduk. O sırada içeriye birisi geldi. Daha önce hiç tanı-madığım ancak daha sonra videolardan izlediğimde mahalleden rastladığım birisiolduğunu anladım. Elinde bir pala, döner bıçağının daha genişi. “Ne yapıyorsunuz neoluyor?” diye sordu. Biz de darbe girişimi olduğunu söyledik. Neden sala okuduğumuzusorarken da hakaretvari tavrı vardı. Farklı bir ruh hali vardı. Biz de bir serseri sanmıştık.O tiplerden daha önce de geliyordu biz onlara bir çorba parası veriyor gönderiyorduk,onlardan birisi sanmıştık başlarda. Ancak baktık çirkinleşmeye başladı. Kapıların nedenaçık olmadığını sordu. Biz de ona açık olduğunu gösterdik. Biz dışarı çıkarken bıçakonun elindeydi halen. Biz ona o bize herhangi bir davranışta da bulunmadı. Camidençıkar çıkmaz saldırganlaştı “Buraları bize ait” gibi sözler söylemeye başladı. Nedenböyle yaptığını sorduğumuzda da “Bitti sizin devriniz, artık buralar bize ait. İsteyenistediği gibi konuşup davranacak” diye de devam etti. Bir nevi teslim almaya gelmiş.Alışık olmadığımız bir durumdu. Camide veya cami dışında herhangi bir ibadethanedede kimse kimseye saldırmaz. Çünkü ibadethanedir. Önce elindeki bıçakla emekli polisarkadaşın sırtına doğru saldırdı. Bir kesik falan olmadığını görünce onu sakinleştiripgöndermek istedik. Sonra bıçakla benim üzerime saldırdı. Ben bir anlık reflekslekendimi yana attım ancak ona rağmen kaburgamdan yaralanmışım. Sonra ben kendimisavunmak için bir şey aramaya başladım. Yan tarafa doğru koştum. Emekli polisarkadaş da bahçe kapısından dışarı çıktı. O saldırgan da bizim bulunduğumuz camiavlusuna bizim açtığımız kapıdan değil de demir korkulukların üzerinden atlayarakgelmiş. O yine oradan dışarı çıkıp bizim arkadaşa saldırdı. Ben ilk saldırı anınıgörmedim ama başına vurmuş halini gördüm. Ben de oradan bir sandalye buldum. Hemkendimi savunacağım hem de ona karşı kullanacağım. Emekli polis arkadaşımız yeredüşmüştü. Sandalyeyle onun üzerine giderken o da benim üzerime geliyordu. Tam oesnada başka birisi ona tekmeyle müdahale etti. O anda dikkati dağıldı. Polis arkadaşıkaldırdılar o arada. Ben polis arkadaşını arayıp yaralandığını söyledim. O saldırganınevi de oradaymış. Darbeye karşı olan vatandaşların büyük çoğunluğu Fatih’e gittiği içino saldırgan ve onun gibi olanlar kalmıştı orada sadece. O arada zaten komşular emeklipolis arkadaşın yaralandığını görmüştü. Bu olaylar olduğunda saat 01.40 civarıydı. Konuştuklarımın büyük kısmı zaten kamera kayıtları olarak internette de var.Adem Tunoğlu, Cengiz Demir olarak izlenebiliyor.Sonrasında ben de eve gittim. Benim yaram çok fazla değildi. Ne yapalım diyedüşündük. Evde tedbir alınması yönünde evdekilere telkinde bulundum ve hastaneyegideceğimi söyledim. Ne olduğunu bilmiyorlardı. Sonunda eşime yarayı gösterdim.Samatya Hastanesi’ne gittim. Emekli polis arkadaşımızı orada gördüm. Kafası ikiyeayrılmış vaziyetteydi. O palayla kafasına vurduğunda beyin zarına kadar inmiş, 17-18dikiş atılmıştı. Allah korumuş beyne değmemişti. 3-4 gün tedaviden sonra normaledöndü. Benim yaralandığım yere pansuman yaptılar. Kaburga üstündeki et kesilmişti.Daha sonra daha fazla hasar olup olmadığını anlamak için film çekildi. O arada birsağlık personeli orayı dikmek için hazırlanıyordu. Saraçhane’de yaralananlar geldi oanda ve hastanenin koridoru bir anda kan-revan oldu. Belki 30 kişi vardı. Zaten nöbetçidoktorlar vardı. Sağlık personelleri seferber olmuştu adeta. Hastanenin içinde degüvenlik sorunu vardı. Top sesleri, atış sesleri, mermi sesleri, uçakların sesleri gittikçeartıyordu. Gelen personel ağır yaralılarla ilgileniyordu. Ben de o arada hem evdekilerihem de camiyi merak ediyordum. Evdekiler de beni merak ediyordu tabi. “Ben evimegitmek istiyorum, yürüme mesafesi evime gidilebilir” dedim. “Olmaz” dediler. Benısrar ettim. Sonra “O zaman sen yarın buraya geleceksin ve tedavinin devamınıyapacağız” deyip “Tedavimi kendi isteğimle sonlandırıyorum” diye bir yazı imzalattılarbana. Bir şekilde yarayı kapattılar. Ben önce camime gittim. Zaten insanlar hepayaktaydı. Orada konuştuk, durumu anlattık. Sabah 04.30 olmuştu. Ben camideydimyaralı olduğum için bir başka arkadaşa namazı kıldırdım. Kısa bir zaman geçtiktensonra tekrar hastaneye geldim. Hastane de biraz normale dönmüştü. Devlet kontrolü elealmıştı. Herkes birbirinden korkuyordu çünkü kimin düşman dost olduğu belli değildi.Hatta köprüde yaralanan ve tutuklanan askerler de vardı orada. Onların başında da polisvardı. Orada ne olup bittiğini sorduğumda “Ben şoförüm, bizim silahımız bile yok.Bize köprüde terör olayı olduğunu söyleyip 10.30’da kaldırdılar. Hepimiz gittik, bizolayın ne olduğunu anlayamadan içinde bulduk kendimizi” demişti bana.Benim tedavim yapıldı. Ardından bizi yaralayan şahıstan şikayetçi olduk. 1-2 günsonra hastaneden bir sağlık görevlisi bir polis, 2-3 kişi gelip olayı sordu bize. Biz deanlattık. Bize saldıran kişi mahallede bir gün bir gece durdu. Ancak yanılmıyorsamkaçtığı Silivri’de 4.günde yakalandı. Mahkeme oldu. 18 yıl ceza aldı. İstinaf’ta 12 yıladüşürüldü. 12 yıla düşüren mahkeme heyetinin aynı gün akşamı görevden alındığınıöğrendik. Çünkü ikimizi de öldürme kastı vardı. Ancak o “Korkutma kastıyla hareketettim, öldürmeye teşebbüs etmedim” dediği için cezasını 6 yıl indirdiler. İstinafMahkemesi bizim savunmamızı bile dinlememişti. Kendini savunmasıyla cezasını indirmişlerdi. Sonra bu dava Yargıtay’a gitti. Cevap gelmedi. 5 yıl falan yattı, şu anda dadışarda. Ancak son durumu net bilmiyoruz. Şunu söyleyeyim, birçok kişinin köprüde,havalimanında veya başka bir yerde saldırıya uğradığı karşısındaki düşmanları tanımı-yorlardı. Bir şekilde onların davası bitti ama bizim davamız bitmedi. Onun akrabalarısürekli olarak beni ve ailemi tehdit etti. Ben yer değiştirdim. Ama o anda değiştirmemiştim.“Ölüm bir tane” diye düşünmüştüm. Ondan kaçıyormuş havası olmasın diye görevimizinbaşında olduk. Bizim aradığımız kurum idarecilerin bir kısmı dahi saat 04.30-05.00’ekadar telefonlara bakmadı. Her şey kontrol altına alındıktan sonra telefonlara baktılar.O gece İstanbul ve Ankara’dakiler darbe girişimini çok daha ciddi yaşadı. İstanbul’dada Emniyet Müdürlüğü’nün Fatih’te olması hasebiyle daha ciddi yaşadı.Her kesimden insanın darbeye karşı o gece sokaklarda olması size ne hissettirdi?Allah’a şükür devlet hepimizin. Benim Edirne’den Bursa’ya kadar Umreden arkadaşlarım var. İçlerinde farklı siyasi görüşleri olanlar vardı. Onlarla görüştüğümde her birisi bu işin haince olduğunu, devletimizin bizim olduğunun bilincindeydi. En güzelide buydu yani. Farklı siyasi görüştekiler de bu işin farkındaydı. Ciddi bir sıkıntıyaşandığının farkındaydı. Orada siyasi saikle hareket etmediler. Hem o akşam hem oakşamdan sonra da bu işin siyasi bir farklılık gözetmeden bir ihanet olduğununfarkındaydı. Önemli olan da oydu zaten.Eğer o hain darbe girişimi gerçekleşmiş olsaydı bugün nasıl bir durum olurdu?Onu şu anda kestiremiyorum. Çünkü çok kötü olurdu. Ama ne kadar hazırlıklarıvardı, ne yapılacaktı, ne yapacaklardı, tam olarak onu kestiremiyorum ama iyi olmayacağıgaranti. İkincisi şöyle bir şey var. Ben 1980 darbesinde 7 yaşındaydım. “En kötüdemokrasi en iyi darbeden yani darbe yönetiminden iyidir” diye bir cümle vardı.1980’li yıllarda bunu çok söylerlerdi. Demokrasilerde seçimle kazanılır, seçimle gelinir,seçimle gidilir. Demokratik olarak insanlar söyleyebilir, eleştirebilir. Ama zorla kimseiktidar sahibi olmaz, olamaz, olmamalı. Biz demokratik bir devlet olduğumuzu iddiaediyoruz. Ki öyleyiz. O zaman birisi beğenmeyebilir, beğenmeyen kişinin ancakseçimde oy atma hakkı var. Zorlamayla, farklı kanallarla, iktidar sahibi olma isteği ozaman kavgadan beslenir. Güçlü olan kendisi iktidar olmak ister. O günden bugüne neolurdu bilemiyorum ama demokrasi bir defa yara aldı daha fazla yara alabilirdi. Amademokrasi daha da güçlendi. Neden güçlendi? Çünkü insanlar vatan sevgisinin farkınavardılar. Devletin öneminin farkına vardılar. Çünkü bir günlük belirsizliğin bile çokkötü olduğunu gördüler. Bu önemliydi bence.ALİ AYRANAli Ayran ülkenin geçmişte yaşadığı sıkıntılarıyeniden yaşamaması için hiç düşünmeden meydanlara çıktı, canını feda etti…BİZ VATAN İÇİNÖLMEYİŞEREF BİLDİKO RUH DARBEYEGEÇİT VERMEDİKastamonuGazileri- 16 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1976 senesinde Üsküdar Zeynep Kâmil Hastanesi’nde dünyaya geldim. AslenKastamonu Tosyalıyız. Çanakkale Savaşı’nda da en fazla şehit veren illerden birisiKastamonu. İki kardeşiz, bir ablam var. Babam hafızmış. Çorum İskilip’te hocalık yaptıbir dönem. Sonra İstanbul’a gelip yerleşti. Burada bir süre taksicilik yaptı. Bize deİstanbul’da babaannem baktı. Küçük yaşlardan beri hayatım çalışarak geçti diyebilirim.Pastanede, eczanede hemen her yerde çalıştım. Ancak ‘İyi ki çalışmışım’ diyorum.Hayatı, paranın kıymetini öğrendik. En önemlisi insanları sevdik, saygıyı öğrendik,ahlakı öğrendik…Babam İstanbul’da 2.evliliğini yaptıktan sonra memlekette İnebolu’da 3.evliliğiniyaptı. Sağ olsun o eşi beni İstanbul’dan aldı ve İnebolu’ya götürdü. Orada beni mesleklisesinde okuttu. Yatılı okumuştum. Sonra Kastamonu Meslek Yüksek Okulu’ndaelektrik öğretmenliği bölümünü okudum. Eğitim hayatım Kastamonu’da geçti. Sonrasındatekrar İstanbul’a geldim. Burada bir fabrikaya elektrik teknisyeni olarak işe girdim.2003 yılına kadar o işi yaptım. 2003 yılında da Trabzonlu bir abinin yanına pazarlamacıolarak işe girdim ve elektrik malzemeleri satmaya başladım. İstanbul’dan çıkıyor heryere gidiyordum. Orada başta satış teknikleri olmak üzere iş hayatına dair pek çok şeyöğrendim. Ekmeğimizi kazandık ve hayatımızı düzene soktuk. Aynı yıl da eşimleevlendik. Üç oğlum var. İsimleri Yiğit Ali, Efe Ali, Muhammet Safa.Bize o geceyi anlatır mısınız, nasıl öğrendiniz hain darbe girişimini?İşim gereği söylediğim gibi elektrik malzemesi satıyordum. O günü Düzce’den gelmiştim. Eşim çocuklarla denize gitmişti, evin anahtarı yoktu üzerimde, o yüzden evinönündeki bahçede yattım. Ancak içimde öyle bir sıkıntı var ki… Yorgunluk, bezginlik,tuhaf bir ruh haliydi. “Bir şey olacak, çocuklar da denize gitti” diye düşünüyordum.Ali Ayran darbe girişimini arkadaşının telefonuyla öğrendi. İlk etapta inanmak istemedi… Hatta inanmadı. Sonrasında otobanda geçen tankları görünce olayın ciddiyetini anlaması uzun zamanalmadı. Hiç tereddüt etmedi evden çıkmak için… Tıpkı diğer binlerce gazigibi… O büyüklerinden, kitaplardan öğrendiği, çocukluğunda hatırladığıkadarıyla ülkesinde yeniden aynı senaryoları yaşamak istemiyordu.Çünkü darbeler bu ülkeyi hep geriye götürmüş ve kaybeden halk olmuştu.Ali Ayran bu hayat anlayışını da “Biz devlet için, millet için, vatan için,bayrak için çalışan adamın yanında durduk her zaman. O yüzden benkendim televizyondaki çağrıları beklemeden çıkmıştım” sözleriyle dilegetiriyor. Ülkede yaşayan herkesin o gece gösterdiği birlik-beraberliğinhiçbir yerde kolay görülemeyeceğini söyleyen Ali Ayran “Biziminsanımız, milletimiz göremeyeceğimiz bir cesaret onur ve şeref sahibiolarak o gece vatan için ölmeyi şeref bilerek çıktı meydanlara” diyerekönemli bir konuya vurgu yapıyor.Sonra eşim geldi. Yemek yedik, kahveye çıktım. Arkadaşlarla çay-sohbet derken. Saat20-30-21.00 arasıydı. Eczacıbaşı’nın servisini yapan bir arkadaş karşıya geçiyordu oesnada bizi aradı. “Ali darbe oluyor” dedi. “Hasan dalga mı geçiyorsun, en darbesi,ülkede ne var ki darbe yapılacak?” diyerek telefonu kapattık. Sonra bir daha aradı“Dalga geçmiyorum, darbe oluyor” dedi. Sona biz de televizyonu açtık “Köprüdeasker” diyor. Evim de hemen otobanın (Ümraniye Çakmak’ta) yanında. “Otobanabakalım” dedik ve koşarak oraya gittik. Hakikaten iki tane tank gidiyor. Tekrar evedöndük. Eşim oturuyor, çocuklar uyumuştu. Televizyonda TRT’yi açtık. Spikerin‘sokağa çıkma yasağı’ ifadesini duyunca tüylerim diken diken olmuştu. Allah kalbimibiliyor. Hiç kimse açıklama yapmadan “Bunda bir oyun var, ben eski günlerimedönemem. Çok acı çektik, çok çile çektik. Ne darbeyi, ne sokağa çıkma yasağını kabulediyorum” diyerek evden çıktım. Çıkarken eşim hiçbir şey söylemedi. Sadece çocuklarımıöptüm ve öyle çıktım. Arabaya binerken mahalledeki komşular “Nereye gidiyorsun?”diye sordular. Ben de Tepeüstü’ne gideceğimi, oradan da köprüye geçeceğimi söyledim.“Araba gitmiyor” dediler. Ben de “Gittiği yere kadar arabayla giderim” dedim. Arabayadoluştular, sonra birkaç araba daha mahalleden çıktık. Tepeüstü’nün aşağı kısmında yolkesilmişti. Epey bir kalabalık vardı. 1.köprüye inerken, iki köprü ayrımında polisarkadaşlar gördü “Ali abi nereye gidiyorsunuz?” diye sordu. Köprüye gittiğimizisöyledik. “Abi köprü çok kalabalık, köprüye gitmeyin, burada durun. Birazdan TürkTelekom’a helikopter inecekmiş” dedi. Biz de “Tamam” deyip bekledik. Bir sigarayaktık demeye kalmadan helikopter geldi. Türk Telekom’un üzerine inemedi, Casper’ınbinası var yanında, onun üzerine indi. Biz de koşarak oraya gittik. Güvenlikçiye kapıyıaçmasını söyledik. “Abi öldürürler sizi” dedi. “Yahu sen deli misin, benim askerim benimi öldürecek, saçma saçma konuşma, aynı bayrağın altında yaşıyoruz” dedim. Kapıyıaçtırdık, içeriye girdik. Henüz her şeyin bilinci kafamda oturmamıştı. Çatıya bir baktım10-15 civarında asker. Kafalarına bir şeyler geçirmişlerdi, robot gibiydiler. Elimikaldırarak “Ne yapıyorsunuz, derdiniz ne?” diye seslendim onlara. Biraz da küfürlü birifadeyle “Çıkın dışarı” dediler bize. “Ağzını bozma, derdin varsa aşağıya in, orada konuşalım. Devletten ne istiyorsunuz?” dedim. Öyle deyince silahlarını doğrulttular.Ancak ben hala daha ihtimal vermiyordum. Adım atmaya başladım, yürüyüp çatıya çı-kacağım, bir anda ateş etmeye başladılar. Öyle bir ateş ki sanki karşılarında düşman var.Bizim orada akıl gitti adeta. Ne olduğunu anlayamıyorsunuz. Orada taşa takıldığımısandım, yere düştüm. Meğer diz kapağımdan vurulmuşum. Anlayamamıştım… Sonravücudumu kaldıramadığımı fark ettim. Sağ olsun bir çocuk beni o pisliğin ortasındanaldı ve kıyıya çekti. Orada epey bir kan kaybetmiştim. Yaklaşık 15 dakika üzerimizeateş ettiler. Mermilerin kolumun, kafamın yanından geçtiğini hissediyordum. Fakatşunu özellikle söylemek istiyorum, vücutta kan kaybından kan kalmamıştı. Öyle oluncada vücut, beyin uyuşuyor. Havaya baktım… Hava o kadar güzel ki… Kelime-i şehadetgetirdim. O anda üç çocuğum aklıma geldi. “Biz anasız-babasız büyüdük benimçocuklarım da babasız büyüyecek” diye düşündüm. O anda içime bir huzur geldi.Ölmenin, vatan uğruna, millet uğruna bu kadar güzel olabileceğini yaşadım… Ölümühissettik. Çünkü gökyüzüne baktığınızda Allah-u Teala’nın seni alacağını hissediyorsun.Seni yaradan seni alacak artık. Ona kavuşacak olmanın mutluluğu, vatan için ölecekolmanın huzuru var… Oradan sonrasını zaten hatırlamıyorum. Çünkü kan kaybındanbilincim gitmişti artık.Orada polisler de ateş etmeleri halinde hainler daha çok ateş edecek ve daha çokölüm olacak endişesiyle ateş etmediler. Allah razı olsun Mustafa Çalışkan polislere oemri verip halkı kırdırmadı.Orada bir arabayı durdurmuşlar onunla beni hastaneye götürmüşler. O esnada eşimide aramışlar. Hastanede konuşmaları hayal-meyal hatırlıyorum. Doktor “Ayağınıkesebiliriz” diyor. Ben de konuşamıyorum ama içimden “Ayağımı kesme ben arabakullanıyorum” diyorum. O geceyi sabaha kadar o şekilde geçirdik elhamdülillah. Benigötürdükleri özel hastanede tedavimi yaptılar. Ayağımı alçıya aldılar. Bir gece yattıktansonra çıktı. Yaklaşık 6 ay evde yattım. Mermilerin yeri kapanmamıştı. O esnadaenfeksiyon kaptı derken evde tedavim oldukça uzun sürdü. Şuna şükrediyorum, rabbimbize inşallah bu gazilik unvanını kendisi vermiştir, onunla gurur duyuyorum.O gece hain darbe girişimi gerçekleşmiş olsaydı, size göre ülkenin durumubugün nasıl olurdu?Biz aile olarak hiçbir zaman siyasi parti ayrımı yapmadık. Rahmetli babam daöyleydi. Biz devlet için, millet için, vatan için, bayrak için çalışan adamın yanındadurduk her zaman. O yüzden ben kendim televizyondaki çağrıları beklemeden çıkmıştım.Konuştuğumuz büyüklerimiz, İsrail, İngiltere gibi ülkelerin yanı sıra PKK, DAEŞ gibiterör örgütlerinin hepsinin sınırlarda beklemede olduğunu anlattı bize. Eğer ki o haingirişim başarılı olsaydı Suriye’den beter, Irak gibi bir dilim ekmeğe muhtaç olacaktık.Ancak bizi hiç kimseye ülkesine almazdı. Zaten biz de kimsenin ülkesine gidemezdik.İnsanımız içinde kalacağı durumu kabul etmez daha çok kaos olurdu. Ancak şükürlerolsun Allah buna müsaade etmedi. Osmanlı’dan beri inanıyorum ki Allah her zamanbizim vatanımızı korumuştur. Çünkü bu ülkenin misyonu bitmemiştir.O gece toplumun her kesiminden insanın meydanlarda olması size ne hissettirdi?Bizim milletimizden Allah bin kere razı olsun. Göremeyeceğimiz bir cesaret, göremeyeceğimiz bir onur, göremeyeceğimiz bir şeref var. Vatan için ölmek hakikatenbizim için bir şereftir. Bu konuda ilginç bir şey anlatacağım. Benim Doğu kökenli birarkadaşım var. Siyasi anlamda kendisiyle hiçbir zaman anlaşamıyoruz. Her zaman fikirayrılığı yaşıyoruz. O akşam o arkadaşım benimle beraberdi. Benimle beraber benisırtında taşıyan, üzerine şakır şakır kan akan adamdır. Orada “Benim kardeşimivuramazsınız, siz kimsiniz şerefsiziler” diyen Kürt bir arkadaşım… Diğer tarafta dayine Kürt bir arkadaşım daha vardı. Bu millet böyle bir millet…
ALİ GEDİK
Ali Gedik yeni doğmuş çocuğu ve eşini hiç düşünmeden vatanı için hainlerin karşısında darbeyekarşı duran kahramanlardan sadece birisi.EVLATLARIMIZ VEGELECEĞİMİZ İÇİN‘ÖNCE VATAN’ DERİZÖncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1985 yılında Kastamonu Tosya’da dünyaya geldim. 2 kardeşiz ve bendenküçük bir kız kardeşim var. O zamanın koşullarında küçük yaşta İstanbul’a geldik veailece İstanbul’da kendimize bir düzen kurduk. Ben de evliyim ve 3 çocuğum var. Şuanda da özel bir sektörde operatör olarak çalışıyorum.O gece yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz, ne yaptınız?O akşam arkadaşlarımızla çay bahçesinde oturuyorduk. Yoldan geçen vatandaşlar,‘Havaalanında askerler var… Belli noktalarda askerler var…” şeklinde söyleniyorlardı.Bu söylentilerin ardından ben de eve gittim. Evdekilerle helalleşip sokağa çıktım.Ancak ne yalan söyleyen çok korktuk. Kimse yoktu yanımda, tek başımaydım... Oakşam araçla sokağa çıkmak mümkün olmadığı için ben de motorla gittim. İlk olarakhavaalanına gittim. Ancak silah sesleri Orhanlı’dan daha çok geliyordu. Ben de Orhanlıgişelere gittim.Sizi o akşam sokağa döken unsur neydi?Tek kelimeyle vatan ve evlatlarımdı beni o akşam bizi sokağa döken unsur. 15Temmuz gecesi benim ikinci evladım Ömer Asaf 10 günlüktü ve eşimle birliktehastanede yatıyordu. O akşam ben onun yanına gitmedim, havaalanına gittim. Bunuşunun için söyledim; bizim için vatan her şeyden öndedir. Biz de vatanımız için oakşam sokağa çıktık. Allah da gaziliğimizi kabul ederse gazi olduk.Gittiğiniz yerde nelerle karşılaştınız?Hain darbe girişiminin yaşandığı gece hiç tereddütsüz sokağa çıkanlardan sadece birisi Ali Gedik... O’nun vatan aşkı öylesine büyük ki... Henüz yeni doğmuş çocuğu hastanede eşiyle birlikteiken o vatanına koştu önce... Daha doğrusu “Önce vatan” dedi ve vatanıiçin sokağa çaktı. Hainlere bırakmayacaktı vatanı, tıpkı diğer kahramanlar gibi... Zaten evlatlarının geleceği için “Önce vatan” denmiyormuydu? O da sadece kendi evlatları için değil memleketteki bütün çocuklar için sokaktaydı.Oldukça zor bir geceydi onun için 15 Temmuz... Zira o gece sokağaçıkan pek çok insan gibi silahla değil yanarak yaralanmıştı. Onunkisibaşka bir acıydı... Ancak güçlüydü, diriydi, ayakta kalmayı başardıyaşadığı bütün acılara rağmen... Öyle ki tedavi gördüğü günün ertesigünü işinin başına giderek hainlerin olası bir düşüncesine mahal vermemek niyetindeydi.Ali Gedik, Türkiye’nin çok güçlü bir ülke olduğunu ancak birlikberaberliğe daha çok ihtiyaç duyduğunu anlatırken, “O gece hergörüşten insan yan yana bu memleket, bu vatan için darbeye karşı durdu.O gece gösterdiğimiz duruşu, birlik-beraberliği her zaman dahafazlasıyla gösterebilmeliyiz ki sırtımızı asla yere getirmesinler” sözleriylede bir beklentisini dile getiriyor.Gittiğim yerde çok fazla kalabalık yoktu. Asker de ateş açıyordu ve herkes sürünerekilerliyordu. Ben de çimenlerden sürünerek gişelerin beton bariyerlerine ulaştım. Oradaarkadaşım Onur Yılmaz’ı gördüm. Arkadaşım orada gördüğü manzara karşısındaağlıyordu. Sonra bir arkadaş vuruldu orada. O esnada orada anahtarı üzerinde olan biraraca yaralarımızı koyduk. Onur da onları hastaneye götürdü. Ben orada kaldım. Polisaraçları da dahil etrafta zaten bir sürü araç taranmıştı. Otobüsün içine, araçların içinebaktım silah bulabilir miyim diye. Etraf adeta kan gölü gibiydi.Sonrasına mahallemizdenOktay abiyi gördüm. Belinde silah vardı. Şehit polisimizin silahıymış. Silahı aldım.Sipere yatıp ateş etmeye başladım. Ben ateş edince hainler de karşılık vermeye başladı.O esnada arkamda sıcak asfalt döken emisyon TIR’ı bulunuyordu. Mermiler o TIR’aisabet edince üzerime sıcak asfalt döküldü ve yandım. O an can havliyle silahı elimdenattım. Sağ olsun çevredekiler üzerime su döktü. Ancak asfalt olduğu için fayda etmedi,üzerime yapıştı. Ben de kendi imkanlarımla TIR’ın deposunu patlatıp atletimle mazotçektim. Üzerimdeki asfaltı çürütmek için her yerime mazot sürdüm. Acı vardı amaelim-ayağım tutuğu için mücadeleme devam ettim sabaha kadar. Sonrasında görüşmelerbaşladı, asker teslim oldu.Bende olay yerinden uzaklaştım. Motoruma ulaştım ama üzerimdehiçbir şey yoktu, üstüm çıplaktı.Bulunduğum yerdeki bir inşaatşantiyesinden bir mont buldumve hastaneye gittim. Doktor hemen müdahale etti. Merhem sürdü, yanıkları tedavi etti. Bana rapor vermek istedi ancak ben istemedim. O dönemde de ÜsküdarBelediyesi’nde iş makinesi personeliydim. Hastaneden çıkıp işime gittim. İş makinemi alıp askerlerin dışarıya çıkmaması içinSelimiye Kışlası’nın önüne parkettim. Sonrasında da çocuğumuve eşimi görmek için NumuneHastanesi’ne gittim Karım ve çocuğum hastanedeydi. Onlar benden çok korkmuştu. Hainlerinkalkışması başlayınca onları dagüvenlik için hastanenin bodrumuna indirmişlerdi.O geceye dair anlatmak istediğiniz başka bir şey var mı?Biz işimize devam ettik. Sonrasında bizlere gazilik verildi…O süreçte de Sultanbeyli BelediyeBaşkanı beni aradı, ‘Sen neredesin’ dedi. Ben de ‘çalışıyorum’deyince, ‘Sen nasıl çalışırsın”dedi. Ardından da bize gazilikunvanının verildiğini belediyebaşkanının aramasıyla öğrendim.Allah’a şükür yanık izlerimdenbaşka bir şey kalmadı. Ondansonra da Allah kabul ederse gazioldum.Hain darbe girişimi gerçekleşmiş olsaydı, size göre bugünülkede nasıl bir durum olurdu?Biz bir gün boyunca savaştık.O gün çok şey gördüm ve öylekorktuğumu da hatırlamıyorum.Işık gitse, dolar yükselse korkanbir yapıdayım. O nedenle o akşamçok korktum. Ancak beni üzen en önemli konu ise ülkemizde tek yürek olamamamız.Tek yürek olsak, birbirimize kenetlensek bu tür olaylar olmaz. Olmazdı ama hainlerinkalkışması amacına ulaşsaydı bizim ülkemizde savaş hala devam ederdi. Bizimülkemizdeki iç savaş öyle hemen bitmez…O akşam toplumun her kesiminden insanın sokakta olmas size ne hissettirdi?Ben o gece motorla giderken dikkatimi çeken görüntüler de oldu. O görüntüler, “İştebiz buyuz. Böyle olduğumuzda bizi kimse yıkamaz” dedirtti. Sağımda ve solumdaaraçlar olduğu için de ben de motorumla ortadan gidiyordum. Bir tarafta aracın birindengençler çıkmış zafer işareti yapıyor, diğer taraftan ise araçtan dışarı uzananlar ülkücüişareti yapıyordu. Tamamen farklı görüşte olmalarına rağmen o gece hainlere karşı birolduk. İşte bunu her zaman başardığımızda bizim sırtımız yere gelmez.AYDIN AKYOLAydın Akyol hain girişim gecesi askerlerinhalka karşı tavrının kendisini sokağa döken enönemli etken olduğunu anlattıSEÇİMLE GELENEDARBE VURULMASINAİZİN VERMEDİKYİNE VERMEYİZÖncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?Ben 1970 yılında Kastamonu Cide’de dünyaya geldim. 4 kardeşiz, ben evin ikinciçocuğuyum. Henüz 1 yaşındayken ailemizle İstanbul’a gelmişiz. Evliyim ve iki çocuğumvar. Babam marangoz ustasıydı. Bu yüzden ben de iş hayatına genç yaşta atıldımdiyebilirim. Şu anda da dekorasyon işiyle uğraşıyorumO geceyi anlatır mısınız bize, darbe girişiminden haberdar olduğunuzda neredeydiniz, ilk tepkiniz ne oldu?Ben İstanbul Anadoluhisarı’nda oturuyorum. O gece bir arkadaşımla Üsküdar’da birrestoranda yemek yiyorduk restoranda. Yemekten sonra araçla eve gelmek üzeredolmuşa bindik. Dolmuşa bindiğimizde şoförün konuşması dikkatimizi çekti bir anda.Anlaşılan o ki, arabayı süren kişi araçta şoför olarak çalışıyordu ve telefonun diğerucundaki kişi de patronuydu. Ona, “Ben erken çıkacağım” dedi önce. Patronu dasebebini sormuş olmalı ki şoför bu kez “Asker yolu kapattı, ihtilal oluyor. O yüzdenerken bırakacağım” diye devam etti. Biz bu sözleri duyunca adeta şok olduk ve sağı-solu aramaya başladık. Bir süre sonra arabadan indik ve eve gittim. Saat 22.00’yigeçmişti. ‘Ne yapalım’ diye düşünürken o esnada arkadaşlarım aradı ve “Aydın durumlarböyle böyle, biz arkadaşlarla Kavacık Köprüsü’ne çıkıyoruz. Seni de alalım mı?” diyesordular. Ben de zaten ne yapacağımı düşünüyordum. “Tabi ki” dedim. Bir süre sonragelip beni aldılar ve arkadaşımızın minibüsüyle Kavacık Köprüsü’ne gittik. Bir süreilerledikten sonra yol kapalı olduğu için arabayı park edecek yer bulamadık. TekrarAnadolu Hisarı’na geri döndük. Kuleli’den gelen askerler yolu kapatmıştı. Orada epeybir kargaşa olmuştu, biz de oraya geri döndük. O noktada halk ile askerler karşı karşıyagelmişti. O arada bir arbede yaşandı. Başka bir yoldan gelen 4-5 kişilik bir asker grubuda ateş etmeye başladı. Saat 22.30.24.00. civarıydı. O arbedede çoğu insan yaralanmıştı.Ben de kafamdan ve kalçamdan vuruldum. Vurulunca duvar kenarına çekilip oturdumancak 7 arkadaşımdan hiçbirini yanımda bulamamıştım, o arbedede dağılmıştık. Ancakonlar da beni arıyormuş. Yaklaşık 5-10 dakika duvar dibinde oturduktan sonraarkadaşlarım yanıma geldi. Önce yarama tampon yaptılar sonra da beni hastaneyeHain darbe girişimini haber alır almaz arkadaşlarıyla beraber sokağa çıkan Aydın Akyol çok erken saatlerde yaralanıp gazilik onuruna erişen isimlerden. Darbe olgusunun böyle bir çağdahalen daha düşünülmesinin anlamsızlığına vurgu yapan Aydın Akyol,“Zaten darbe girişimini öğrendiğimde ‘Böyle bir şey olmamalı’ diyerekarkadaşlarımızla soluğu sokakta aldık. Ancak yolda askerlerin yürümesini, insanlara karşı tavırlarını görünce öfkem daha da arttı. Bu yüzdendarbenin karşısında durdum” diyor.Aydın Akyol, o gece Türk insanının bütün farklılıkları bir kenara koyuptopyekün, tek yürek sokağa çıkmasını ise “Bizi biz yapan en önemli unsurda bu” diyerek ifade ediyor.“Seçimle insanlara verilen hakları darbe ile elinden almak istediler”diyen Aydın Akyol, “Biz o gece elimizde sadece bayrağımızla çıktık.Bugün olsa yine çıkarız ancak bu kez daha tedbirli çıkarız” sözleriyle deçok önemli bir mesaj veriyor...- 29 -götürdüler. Hastanede bir güntedavi gördüm. Çünkü inanılmaz bir yoğunluk vardı hastanede. Ben de tedavime evimde devam ettim.Sizi o gece en çok etkileyen şey neydi?Sayın Cumhurbaşkanımızhalka çağrı yapmadan öncebiz sokağa çoktan çıkmıştık.Kavacık Köprüsüne giderkenKuleli Askeri Lisesi’nin önünden geçiyorduk. O esnada gördüğüm bir manzara var ki, hayatım boyunca gözleriminönünden gitmez. Askerler ikisivilin ellerini arkadan kelep-çeleyerek diz çöktürmüş, yoldan geçen araçlara gösteriyorlardı. Bunu da akıllarınca halkamesaj vermek için yapıyorlardı.Ben o manzarayı gördüktensonra böyle bir şeyin olmamasıgerektiğini yineledim süreklikendi kendime. Böyle bir zamanda, böyle bir tarihte böylebir şeyin olmaması gerekiyordu. Her şey seçimle demokrasiyle oluyorsa buna niye baş-vuruyorlar. Seçimle başaramadıklarını silah zoruyla mı ba-şaracaklardı? Elbette hayır.Biz buna izin vermemeliydikve çok şükür de vermedik. Ogece elimizde sadece bayra-ğımızla çıktık. Bugün olsa yine çıkarım ama bu sefer daha tedbirli çıkarım. Benim ogece yaşadığım duygu, askerin böyle bir şey yapmaması içindi. Böyle bir şey olmamalıydı.Darbe olmamalıydı. Ben 50 yaşındayım, 80 darbesini hatırlıyorum. Çocuk yaştaydım...Ancak gözümün hala önünde o günler. Babamı işe göndermemişlerdi, yoldan geridönmüştü. Biz de uzunca bir süre evde kalmıştık. Askerlerin yolları kapattıklarını hatırlıyorum. Darbe verilmiş hakların vatandaştan geri alınması bence. Ve bu gerçekten çoksaçma bir şey.O gece halkın sokaktaki o mücadelesi konusunda neler söyleyeceksiniz?Ben o gece sokakta vatanını düşünen insanları gördüm. Görüş ayrılığı yoktu. Kimsede o’cu bu’cu değildi. Herkes tek bir amaç için; vatanının selameti için sokaklaraçıkmıştı. Zaten bizi biz yapan en önemli unsur da bu değil mi? Biz farklılıklarımızlagüzeliz, farlılıklarımızla bu ülkenin mihenk taşıyız. O gece de her türlü farklılığa veayrı düşünceye rağmen hepimiz oradaydık.- 30 -Peki bu darbe girişimi ba-şarılı olsaydı, size göre bugünne olurdu?Bunun düşüncesi bile hiçhoş değil. Elbette normal birdurum olmazdı. Bir kargaşa,bir kaos olurdu. Kimin ne yaptığı, neyin ne olduğu belli olmazdı. Bugün gözümüzün önünde bölünüp-parçalanan pek çokülkeden belki daha kötü bir halde olurduk. Ancak o gece benimunutamadığım bir olay dahayaşadım ki... İlk olarak Paşabahçe Beykoz Devlet Hastanesi’nde tedaviye gittiğimde birhemşirenin öfkeli bir ses tonuylabiz yaralılara “Gitmeseydiniz,çıkmasaydınız, vurulmasaydınız.Bizim için mi çıktınız?” sözleriçok zoruma gitmişti. Bu olaylardan sonra bunu gerekli yerlereilettiğimde o hemşirenin ortadankaybolduğunu öğrendik.- 31 -KastamonuGazileriBARIŞ GİRGİNBarış Girgin arkadaşlarıyla birlikte darbeyekarşı durmak için sokaktaydı.VATAN AŞKIMIZ KORGİBİ... NE DARBEDİNLER NE DEBAŞKA BİR ŞEY...- 32 -Barış Girgin darbe girişiminin olduğu gece arkadaşlarıyla birlikte tereddütsüz sokağa çıkan isimlerden. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı sokağa davet ettiği esnada dışarı çıkmak için evdehazırlanmaya giden Barış Girgin arkadaşlarıyla birlikte askerin lehindeslogan atarken, onlar tarafından vurulmanın kendilerini büyük bir üzüntüye sevk ettiğini anlattı. Girgin bu durumu da “Hiçbir şekilde askerinbize sıkacağını düşünmedik. O gözle bakmadık olaya. Çünkü biz askerimize tezahürat yapıyorduk. Resmen pusuya düşürüldük” sözleriyle dilegetiriyor. Barış Girgin, ülkenin darbelerden geçmişte çok çektiğini vebunu aile büyüklerinden de sürekli dinlediklerini anlatırken “15 Temmuz’un bir askeri darbe olmadığını biliyorduk. Çünkü ben sürekliaraştırma yapıyordum. Fethullah örgütünün de farklı bir yapı olduğunusöylüyordum” sözleriyle de bir tespitini dile getiriyor. Girgin o gece sokakta olmasını ise şu sözlerle özetlerken adeta tarihe de not düşüyor:Bizim yaptığımız memleket sevdası içindir, bu yapılan ülkemizingeleceğini kurtarmak içindir. Böyle bir olayda para söz konusu bile olamaz. Böyle bir şey yine olsa yeni koşarak giderim. Büyüklerimizinanlattıklarına göre yaşadık biz. Önce dinimiz sonra vatanımız için sokağaçıktık.”Vatan aşkını da kor bir ateşe benzeten Girgin, “Şu unutulmasın kivatan ve millet sevgisi yüreğinde kor gibi yanan insanlar olduğu sürecebu hainler hiçbir zaman emellerine ulaşamayacaktır.” diyor.- 33 -Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?Doğma büyüme İstanbul Beykoz’dayım ama aslen Kastamonuluyum. Evli ve 3 çocuk babasıyım. 15 Temmuz öncesindekendi sektörüm olan ahşap dekorasyon işiyle uğraşıyordum.15 Temmuz sonrasında ise kendiişimi yapamadığımdan dolayıdevletimizin bize sunduğu imkânçerçevesinde memur olarak çalışmaya başladım.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz,ne yaptınız?O akşam arkadaşlarımızla birlikte toplanmış çay ocağında oturuyorduk. O esnada da haberlerdesürekli Başbakanımız Binali Yıldırım’ın ismi geçiyordu. Çayocağının önünde kulak kabarttı-ğımızda Binali Yıldırım, “Bu birkalkışmadır” dediğini duyduk vebir süre ekranlardan onu takipettik. Yaz olduğu için de üzerimizde şort falan vardı. Ve o andaarkadaşlarımızla karar verdik.Sonra da arkadaşlarımızla birlikteüzerlerimizi değiştirmek üzereevlerimize gittik. Eve gittiğimizdede bu kez CumhurbaşkanımızRecep Tayyip Erdoğan haberlerdehalkı meydanlara çağırıyordu.Sonrasında ise arkadaşlarımız ilebirlikte aynı yerde toplandık veyaklaşık 10 kişi yola çıktık.Mahalleden arkadaşlarım vesevdiğim abilerim vardı yanımda. İlk yola çıktığımızda da 10 kişiydik. Elimizde deTürk Bayrakları vardı ve “En büyük asker bizim asker” sloganları atarak yürüyorduk.Biraz ilerledikten sonra sayımız da artamaya başladı ve sanırım 500 kişi olmuştuk. Hepbirlikte ikinci köprüye çıkacaktık. Ama orada bizi durdurdular ve yaşlı ablalar bize“Gitmeyin, askerler vatandaşları vuruyor” dedi. Biz de orada 5 dakika falan durduk.Beklerken de “Kimse taşkınlık yapmasın” diye de herkes birbirini uyarıyordu. Meğerseo esnada askerler Migros alışveriş merkezinin önünde pusuya yatmıştı. Askerler oradançıktılar. O esnada önlerinde de bir tane yarbay vardı. Hiç sorgu-sual olmadan direktüzerimize ateş etmeye başladılar. Açılan ateş sonrasında ilk vurulanlardan birisi de benolmuştum. Bağırsaklarımdan vuruldum. Daha sonra da iki ayağımdan vuruldum.- 34 -Şarapnel parçaları geldi ayağıma. Şu anda da ayaklarımda 90’a yakın şarapnel parçasıvar. O ateş neticesinde o gruptan 20 kişiye yakın yaralanan oldu. Arkamı döndüğümdeise vurulan ablaları, yerde yatanları gördüm. Sonrasında park girişine baktım ve ben deparka gitmeye çalıştım. Ancak zoraki birkaç adım yürüdükten sonra yere düştüm.Sonrasında bizim abiler beni tutup parkın içine çektiler. 3 kişi ağır yaralıydı. O esnada,‘Bizi vuruyorlar yardım edin’ diye polisi aradık ama olumlu bir geri dönüş alamadık.Karşılığında “Bize de ateş ediyorlar” dediler. Kan kaybım fazla olduğu için bir taraftanbana da tampon yapıyorlardı. Daha sonra ambulansı aradım onlar da “Gelemeyiz, vuruyorlar…” dediler. Deyim yerindeyse ateş çemberinin içinde kalmıştık. Tüm bunlar ya-şanırken mahalleden Gökhan isimli abimiz minibüsüyle oraya geldi. Eşimin abisi aldıminibüsü ve 15 kişiyi minibüse doldurdu. Ancak hainler hastaneye giderken de ateşettiler bize. İstanbul Fatih Sultan Mehmet Eğitim Araştırma Hastanesi geldik ama oradamüdahale etmediler bize. Serum taktılar ve ardından da Medistate Kavacık Hastanesi’negittik. Orada iyice kötü oldum ve ağırlaştım. Nefes alışlarım da çok yavaşlamıştı. Oesnada kardeşimden helallik istedim. O da ağlamaya başladı. Çünkü sonradanöğrendiğimde bağırsak yaralanmaları zehirliyormuş…Hastanede neler yaşandı, tedavi süreciniz nasıl devam etti?Hastaneye gittiğimizde doktor benden önceki gaziyi ameliyata alırken beni görüyorve apar topar tomografi çektirdikten sonra “Hayati tehlikesi var” deyip hemen beniameliyata alıyor. Ameliyattan sonra 3 gün yoğun bakım sürecim geçti. Kendimdeydimama 3 gün yoğun bakımda geçti… Sonrasında da bağırsaklarımı diktiler ve 15 günhastanede tedavi sürecim devam etti. Yatalak haldeyken taburcu edildim ve eve geldimayaklarımın üstüne basamıyordum. 6 ay hastane ve ev arasında zar-zor yürüyerek fiziktedavi süreci geçirdim. Sonrasında yürümeye başladım ama eski sağlığıma kavuşamsamda kendi sağlığıma kavuştum.Omuriliğimde de kırık oluştu o gece. Ağır iş olduğu için kendi işimizi de yapamadım.Süreç içinde bize destek olan, ziyaretimize gelen ilgililerden de Allah razı olsun bizlerememurluk verdiler.O geceye dair başka neler hatırlıyorsunuz?O gece hainlere karşı durmaya giderken eve 2 tane ekmek bırakmıştım ve eşim debenimle gelmek istedi. Eşimden helallik aldım ve arkadaşlarımızla birlikte yola çıktık.Hiçbir şekilde askerin bize sıkacağını düşünmedik. O gözle bakmadık olaya. Çünkü bizaskerimize tezahürat yapıyorduk. Resmen pusuya düşürüldük. Bunlar yaşanırken annemve babam da memleketteydi. Onların haberi yoktu. Bir akrabamız “Niye burada duruyorsunuz” dedi onlara. Sonrasında ise beni aradılar ve yarı baygın bir vaziyette “İyiyim”dedim ama onlar paniklemesin diye öyle söyledim. Daha sonra geldiklerinde beni öylegörünce ipler koptu tabi. Yaklaşık 1 sene sıkıntılı süreç geçirdik. 3 kere bağırsakyapışması oldu ama Allah’a şükür hepsini atlattık.Hain darbe girişimini öğrendikten sonra sizi sokağa çıkaran duygu neydi?Ben o akşam kendi vatanım, kendi ailem için sokağa çıktım… Daha önce bizim bü-yüklerimizin, sevdiğimiz abilerin anlattıkları hep aklımızdaydı. Darbelerde ülkenin 50yıl geriye gittiğini anlattılar bizlere hep. Yaşanan zulümler, boş yere yanan canlar,yitirilen, kayıp giden hayatlar. Ayriyeten bunun bir askeri darbe olmadığını biliyorduk.Çünkü ben sürekli araştırma yapıyordum. Fethullah örgütünün de farklı bir yapıolduğunu söylüyordum. Söyleyince de bana kızıyorlardı. Darbeyi de bunların yaptığınıbiliyordum. Genel Kurmay Başkanı’nın emrinin olmadığını, yetkililerin imzasınınolmadığını duyunca topal bir darbe yapıldığına inandık.Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı şu anda Türkiye nasıl bir halde olurdu?Darbe girişimi başarılı olsaydı bu ülke 50 yıl geriye giderdi. Tabi olacakları iyiniyetli bir şekilde düşünmeye çalışıyorum ama darbe başarılı olsaydı o gün hastanedesorguya alınırdık… En ufak bir şeyde saldıracakları insanlar o gün sokacağa çıkaninsanlar olurdu. Her şey sil baştan yapılırdı. Aslına bakarsanız bu ülke üzerindekiplanları da ortaya çıktı ama Allah onlara fırsat vermedi…- 35 -- 36 -Şuna da değinmeden geçemeyeceğim. Bazı bakanların yanlış açıklamalarındandolayı bizleri yanlış yorumluyorlar. Bu yapılan memleket sevdası içindir, bu yapılan ülkemizin geleceğini kurtarmak içindir. Böyle bir olayda para söz konusu bile olamaz.Kaldı ki benim eski işimden kazancım şu anki memurluktan kazancımdan çok dahafazlaydı.Bu sürecin ardından eşim de işinden oldu…Ancak yine böyle bir şey olsa yeni koşarak giderim. Büyüklerimizin anlattıklarınagöre yaşadık biz. Önce dinimiz sonra vatanımız için sokağa çıktık.Toplumun her kesiminden insanın o gece meydanlarda olması size ne hissettirdi?O gece benim yanımda karşıt görüşlü abilerim de vardı. O gün kimse ‘şu parti, buparti…’ demedi. Hepsi ülkesi için, vatanı için sokaktaydı. Şehit olanlara Allah rahmeteylesin, yaralılara da Allah şifa versin İnşallah. Ömer Halisdemir ve onun gibi birçokisimsiz kahramanın sayesinde hainler amacına ulaşamadı. Şu da unutulmasın ki vatanve millet sevgisi yüreğinde kor gibi yanan insanlar olduğu sürece bu hainler hiçbirzaman emellerine ulaşamayacaktır.- 37 -KastamonuGazileriBARIŞ GÖÇMENBarış Göçmen 15 Temmuz gecesinde iman gücüylekuşatılmış bir aşkla meydanlara indiklerini anlattıBİZDEN SONRAKİLEREDESTANSI BİR MİRASBIRAKIYORUZ- 38 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Aslen Kastamonu Tosyalıyım. Ancak 1993 yılı Temmuz ayının 27. gününde İstanbulEsenler’de dünyaya geldim. 15 Temmuz öncesinde oto tamirhanesinde usta olarak çalı-şıyordum. Sonrasında belli bir dönem daha orada çalışmaya devam ettim ve ardındanda Esenler İlçe Müftülüğüne atanarak çalışmaya başladım.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz?Hain kalkışmayı arkadaşlarımla beraber dışarıda otururken öğrendik. Arkadaşlarımızlaotururken sosyal medya hesaplarına bakarken bir hareketlilik olduğunu, Boğaziçi Köprüsü’nün Asya’ya geçişlerinin kapatıldığını duyduk ve hainlerin eyleminden bu şekildehaberdar olduk.Kalkışmadan haberdar olduktan sonra arkadaşlarımızla, “Evlere gidelim. Televizyonlarabakalım. Ne olup bitiyor…” dedik. Sonrasında da eve gittik. Babam da namazdan yenigelmişti ve televizyon da açıktı. Biraz televizyona baktıktan sonra işin ciddiyetinigördük. O anda dışarı çıkacağımı söylediğimde annem ve babam beni dışarı çıkarmadı.1993 doğumlu olduğum için daha önce de böyle şeyleri hiç görmemiştim. O esnada telBarış Göçmen henüz 20’li yaşlarının başında iken yaşadı hain darbe girişimini. Genç yaşına rağmen darbe girişimini öğrenir öğrenmez sokağa çıkmak isteyen Barış Göçmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı meydanlara davet etmesi sonrası babasıyla birlikteçıktı sokağa. Babasıyla çıkan Barış Göçmen önce Esenler EmniyetMüdürlüğü’ne gitti arkadaşlarıyla. Babası da o esnada havalimanınagitmişti. Emniyet Müdürlüğü’nün ardından vatandaşların “AtatürkHavalimanı’na gidelim” çağrısına uyarak o yöne doğru hareket etmeyebaşladılar. O esnada tankın halkın üzerine doğru sürerek insanları vearaçları ezmeye başlamasıyla ortalığın bir anda savaş alanınadöndüğünü anlatan Göçmen, tankın üzerinden geçtiği bir aracın içindekiyaralıya yardım ederken yaralandı. Ancak yine de mücadeleyibırakmadı... Tıpkı diğerleri gibi. Göçmen o anları, “Kolumdan, ayakbileğimden ve bacağımdan yaralanmıştım. Buna rağmen durmadık vegidebildiğimiz yere kadar giderek yürüyüşümüzü tamamladık. Giderkende yoldaki yaralı insanlara yardım ederek onları taşıdık. Benim de yaramve kanamam vardı ama o anda onu hissetmemiştim” sözleriyle ifade ediyor.O gece hain darbe girişimine karşı durmak için meydanlara inerken,onlarla mücadele ederken iman gücünün en büyük silahları olduğunusöyleyen Barış Göçmen “Yolda yürüdüğümüzü hissetmiyorduk. Çünküvatan aşkı, iman gücü içimizi ısıtmıştı. 15 Temmuz bizden sonrakilerebüyük bir miras olarak kalacak. Dedelerimiz Kurtuluş Savaşı’nda nasıliman gücüyle savaştı ve bizlere destansı bir miras bıraktı… Bu da bizdensonrakilere miras olacaktır. Biz bir avuç toprağımızı bile yedirmeyiz.”sözleriyle ders niteliğinde mesajlar veriyor.- 39 -evizyondan Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ın rehin alındığını duyduk. Dahasonra dönemin başbakanı Binali Yıldırım, hainlerin kalkışma girişiminde olduğunusöyledi. Ardından da Cumhurbaşkanımız milleti meydanlara davet etti. O esnada dababamla birlikte annemi dinlemedik ve ikimiz birlikte evden çıktık.O gece dışarı çıktığınızda nelerle karşılaştınız?Binamızda yaşayan vatandaşlarla bir birlikte dışarı çıktık. Apartmanın önüneindiğimizde de komşumuz havalimanına gidiyordu ve aracında bir kişilik yer vardı.Babam da onunla birlikte havalimanına gitti. Biz ise arkadaşlarımızla beraber 5-6 kişiEsenler İlçe Müdürlüğü’ne gittik.Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün giriş-çıkış bölümü vardı, oraya belediyearaçlarının çekildiğini gördük. Çok kalabalık bir haldeydi orası. Cumhurbaşkanımızınçağrısını duyan herkes insan seli olarak Emniyet Müdürlüğü’nün önüne geldi. Diğeryerlerden de insanlar akın etti. Oraya geldiğimizde bir şahıs elinde megafonla, ‘Burayıemniyet altına aldık, havalimanına gidelim’ dedi. Çok kalabalıktık ve o çağrıdan sonraEsenler’den Atatürk Havalimanı’na hareket etmeye başladık. Yolda da diğer vatandaşlarlabirleştik ve yol boyunca çok kalabalık bir şekilde yürümeye başladık. Birlik Mahallesikavşağına geldiğimizde bir ses geldi arkadan, “Tank geliyor, yolu boşaltın” diye. Birazzaman geçtikten sonra biz de tankın sesini duymaya başladık. Tank, Mahmutbey yoluüzerinde sol şeritteki bütün araçların üzerinden geçerek geliyordu. Araçların içindeinsan var mı-yok mu bakmadan 15-20 aracın üstünden geçerek kalabalığı ezmeyeçalıştı. O esnada da vatandaşların kaçışmalarıyla birlikte tam bir kaos ortamı olduorada. Tankın üzerinden geçtiği araçların birinin içinde de bir vatandaşın kan-revaniçinde olduğunu gördüm. Hafiften hareket eden aracın içine girdim ve yaralı kardeşimiziaraçtan dışarı çıkarttım. Aracın hali de savaştan çıkmış gibiydi. Bu esnada camlar, kesiksac parçaları araç hareket etmekte olduğu için ayaklarıma ve kollarıma saplandı.Kolumdan, ayak bileğimden ve bacağımdan yaralandım. Buna rağmen durmadık ve gidebildiğimiz yere kadar giderek yürüyüşümüzü tamamladık. Giderken de yoldaki yaralı- 40 -insanlara yardım ederek onları taşıdık. Benim de yaram ve kanamam vardı ama o andaonu hissetmemiştim.Tedavi süreciniz nasıl geçti?Olaylar yatıştıktan sonra arkadaşlarımızla birlikte evlerimize gittik. O esnadahastaneye gitme taraftarı değildim. Çünkü daha ağır yaralılar vardı ve onların daha iyitedavi görmesini istiyordum. Ancak kanamam durmadığı için Esenler MedipolHastanesi’ne gitmek zorunda kaldım ve tedavim de orada yapıldı.O geceye dair başka neler hatırlıyorsunuz?Yolda yürürken, vatanımız için mücadele ederken yürüdüğümüzü bile hissetmiyorduk.Hiçbir yorulma yoktu bizde. İman gücüyle özel olarak havaya kaldırılmış ve sürükleniyormuş gibiydim. Daha önce hiç görmediklerimizi, yaşamadıklarımızı 15 Temmuz’dagördük ve yaşadık. Allah bu hainlere bir daha fırsat vermesin ama böyle bir olay yaşandığında bu millet yine bu cuntacıların karşısına çıkacaktır. 15 Temmuz bizden sonrakilerebüyük bir miras olarak kalacak. Dedelerimiz Kurtuluş Savaşı’nda nasıl iman gücüylesavaştı ve bizlere destansı bir miras bıraktı… Bu da bizden sonrakilere miras olacaktır.Biz bir avuç toprağımızı bile yedirmeyiz.Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı size göre şu anda nasıl bir durum olurdu?Bu hainler din kisvesi altında vatana ihanet içindeydiler. Türkiye’yi yavaş yavaş elegeçirmenin planını yapıyorlardı… Allah göstermesin, bizim bir tane ülkemiz var. Bizbaşka bir yere gidemeyiz, yaşayamayız. Ülkemiz için kanımızın son damlamıza kadarsavaşmakla mükellefiz.Halkın o gece meydanlardaki birlik-beraberliği konusunda neler söylersiniz?Vatan sevgisi ile yanıp tutuşan, vatanı için kalbi atan insanlarla yürüdüğüm içinkendimi şanslı hissediyorum. Allah bizim birliğimizi bozmak isteyenlere hiçbir zamanfırsat vermesin.- 41 -KastamonuGazileriBAYRAM KOŞKavacık Köprüsüne birlikte gittikleri grubun en önsafında yer alan Bayram Koş neyle karşılaşacaklarınıvuruldukları ana kadar bilmediklerini söyledi.HİÇBİR ŞEYDÜŞÜNMEDEN ÇIKTIKÇÜNKÜ BİZ VATANIKARŞILIKSIZ SEVDİK- 42 -Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?Ben 1987 yılında Kastamonu Cide’de dünyaya geldim. Dört kardeşiz ben evin 3.çocuğuyum. Ben 2 yaşında iken halamlabirlikte İstanbul Beykoz’da yaşamayabaşladık. İlk ve orta öğrenimimi Beykoz’da tamamladım. Sonra yatılıKur’an Kursu’na gittim. O yıllardaaynı zamanda futbol oynuyordum. Çokküçük yaşta hayata başlamak zorundakaldık. 16 yaşından sonra halamdanayrıldım, arkadaşlarla bekar evindeyaşamaya başladık. Birkaç sene birmimarlık uygulama şirketinde çalıştım.Bir dönem de aşçılık yaptım. Askerlikgörevimi tamamladıktan sonra da evlendim. Evliyim ve bir erkek çocuğumvar. Şu anda da kamu görevlisi olarakçalışıyorum.Bize o geceyi anlatır mısınız, nasılöğrendiniz darbe girişimini, ne yaptınız?Akşam saatleriydi ve evdeydim,eşimin tarafından misafirlerimiz vardı.Televizyona haberlere yansımaya baş-layınca dikkatimizi oraya verdik. BirBayram Koş hain darbe girişiminin yaşandığı gece eşiyle helalleşip çıktı evinden. Hayat aslında Bayram Koş için sınavcını çok erken yaşta başlatmıştı. Zira o henüz 2 yaşında bir çocukken farkındaolmadan tanışmıştı hayatın acı yüzüyle… 16 yaşından sonra da kendisiiçin başlayan mücadele dolu yaşantısına yelken açmıştı Bayram Koş…Evlendikten sonra kendi halinde hayatını sürdüren Bayram Koş, 15 Temmuz gecesi televizyonlardan öğrendiği o hain girişim karşısında hiçdüşünmedi bile… Cumhurbaşkanı’nın halkı meydanlara davet etmesiylede soluğu sokakta alan Bayram Koş mahalleden arkadaşlarıyla yürüyerek gittikleri köprüde vuruldu. En öndeydi kalabalığın Bayram Koş…Aslında o kalabalığın en ön safında giderken, tıpkı diğerleri gibi hiçbirzaman askerlerin onlara ateş edeceğini düşünmemişti bile… Öyle ki hiç-bir diyalog yaşanmadan üzerlerine mermi yağdıran hainlerin niyetini deancak o zaman öğrenebildiklerini anlattı Bayram Koş…Bayram Koş, “Olsun… Vatan sağ olsun yeter ki… Biz her ne kadarson dönemlerde hiç de hak etmediğimiz sözlere maruz kalsak da, bu vataniçin yine olsa yine hiç korkmadan çıkarız” sözleriyle de hem bir siteminihem de vatan aşkını yeniden ifade ediyor.- 43 -süre sonra da Cumhurbaşkanımız halkı meydanlara davet ettiğini gördük ve biz de oanda dışarıya çıkmaya karar verdik. Ben o anda eşime ‘Hakkını helal’ et deyip çıktım.Ancak biz işin o kadar ciddi olabileceğini düşünmemiştik. Hatta eşim çocuğu sarıyordu‘Ben de geleyim’ dedi. Ben de ‘Hayır misafir var sen kal’ dedim. Onlar evde kaldı.Önce arkadaşlarla mahallede toplandık. Yaklaşık 200 kişi olmuştuk. Zaten bizim vurulduğumuz yerde de 90 kişi gazi vardı. Bize askerin silah sıkacağını bırakın düşünmeyiaklımızın ucundan dahi geçirmemiştik. Mahallede toplandık. Önümüzdekiler Kavacık’tatoplanmamız gerektiğini söylediler. Biz de Kavacık Köprüsüne gitmek için yürümeyebaşladık. Toplu bir şekilde ‘Allah-u Ekber’ ve tekbir sesleriyle yürüyorduk. Carrefour’unorada 15-20 asker saklanmıştı. Bizi görünce çıkıp direkt silahlarını çıkararak mermileriüzerimize yağdırmaya başladı. Hiçbir diyalog geçmemişti aramızda. “Durun” falan dademediler. Biz kendi aramızda konuşuyorduk. Ancak askerlere hiçbir şey söylememiştik.Sadece askerleri görmüştük, yaşları genç de değildi. Hepsi olgun yaşta insanlardı.Kuleli’nin askerleri değildi.Ben ve benim gibi 97 kişi orada yaralandık. Ben en önlerdeki 20 kişi arasındaydım.- 44 -O ateş açılması esnasında ayağımdan yaralanmıştım.Nasıl bir ortam vardı, gözlemlerinizi anlatır mısınız?Telaş, panik… Çok fazla yaralanan vardı ancak biz önce farkında değildik. Ben evegittiğimde ayağımdan kan aktığını gördüm. Önce yaralıları taşıyan arkadaşlardan banakan bulaştığını sandım ancak ayağım morarmaya başlayınca iki gün sonra hastaneyegittim. Sonra da ağrılarım dayanılmaz hale gelince Beykoz Devlet Hastanesine gittik.Yanık eti aldılar, içindeki parçayı çıkarmadılar.Sizi o gece dışarı çıkaran duygu neydi?Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Sokağa çıkın’ demişse onu boşa söylememiştir. Onunsözüyle ve vatan söz konusu olunca çıktık elbette. Biz ‘Vatan elden gidiyor’ şeklindebir düşünceye hiç kapılmadık. Çünkü işin ne boyutta olduğunu bilmiyorduk. İşin içinegirince neyin ne olduğunu anlamaya başlamıştık. Özellikle söz konusu vatan olunca vedışarı çıkmak gerekiyorsa da elbette çıkarız. Dün çıktık, bugün de çıkarız, yarın da…Önemli olan şu; biz o askerlerle belki mücadele ettik. Hiçbir beklentimiz olmadançıktık meydanlara… Ancak son dönemlerde bazı kesimler ve zaman zaman da etrafımıztarafından maruz kaldığımız durumlar bizi fazlasıyla üzüyor. Ben her şartta vatanımiçin sokağa çıkmaya hazırım. Ancak bize karşı zaman zaman takınılan ve hoş olmayandavranışlar da bizleri fazlasıyla deniden yaralıyor. Biz o darbe girişimine karşı durmakiçin evimizden çıktığımızda durdurmaya çalışanlar da oldu… “Karışmayın” dedilerbize. Ancak karışmadan olur mu? Söz konusu memleketti, vatandı…O gece toplumun her kesiminden insanın sokaklarda olması size ne hissettirdi?Evet toplum olarak hep oradaydık. O gün tankın önüne yatmış, yaralanmış çokarkadaşım var. Hepsi mücadele verdi. Vatan söz konusu olunca birlik beraberlik içindeolabiliyoruz o çok güzel bir şey elbette. Ancak bunu sürekli hale getirebilir ve birbirimizedestek olursak bu ülkenin önünde kimse duramaz.O hain girişim gerçekleşmiş olsaydı bugün size göre nasıl bir durum olurdu?Elbette ülkenin durumu kötü olurdu. Çünkü amaçları, kime hizmet ettikleri belliydi.Ancak bireysel anlamda baktığımızda da öncelikle biz meydanlara çıkan ve de gaziolanlar vatan haini ilan edilirdi. Onların planlarına göre de muhtemelen kimin nereyiyöneteceği belli olmuştu zaten. Amerika’nın esiri olacaktık. Ben böyle düşünüyorum.Ancak bu ülke, bu ülke insanı onlara geçit vermedi, yarın da vermeyecektir.- 45 -KastamonuGazileriCEMAL YILMAZCemal Yılmaz darbe gecesinde tek başına çıktığımeydanlarda tanklardaki askerlerle mücadele ederken aklına ne korku geldi ne de ölüm geldi.O GECE HALKOLARAK “BU VATANSAHİPSİZ DEĞİL”MESAJINI VERDİK- 46 -Öncelikle bize kendinizi tanıtır mı-sınız?Ben Cemal Yılmaz 1960 yılında Kastamonu Seydiler Çırdak Köyünde dünyayageldim. 3 kardeşiz, ben evin en büyüğü-yüm. 10 yaşıma kadar orada yaşadım.Anne-babam çiftçilikle uğraşıyordu. Babam sonra inşaat işçisi oldu. 10 yaşındayken de İstanbul’a geldik. İlkokuluKastamonu Çırdak Köyü okulunda okuyordum. İyi ve başarılı bir öğrenci oldu-ğum için 2.sınıftan 4.sınıfa geçtim. Ancakimkanlar olmadığı için de eğitim hayatımdevam etmedi. Sonra çalışmak için kö-yümüzden birisiyle İstanbul’a geldim.İlk önce Kadıköy’de bir pastanede çalış-maya başladım. Orada yaklaşık 1,5 seneçalıştım. Sonrasında dayımın lokantasınagittim ve orada çalışmaya başladım. Yaklaşık 6-7 yıl da orada çalıştım. Evliyim,1 kız, 2 erkek 3 çocuğum var. Kızımdan4, oğlumdan da 1 tane torunum var.Cemal Yılmaz, 15 Temmuz hain darbe girişiminin gerçekleştirildiği akşam evinden tek başına çıkarak yoldan geçen bir arabayla köp rüye gitmek istedi. 1980 darbesini çok iyi hatırlayan Cemal Yılmaz-“Biz halk olarak, yeniden o günleri yaşamamak için meydanlardaydık.Devletimize, devletimizin başındaki insana sahip çıktık” ifadelerinikullandı. Cemal Yılmaz yolda karşılaştıkları tanklardaki askerlerin ikitanesini ikna ederek teslim olmalarını sağlarken, teslim olmayan birasker ile girdiği mücadele esnasında yaralandı. O anlarda orada bulunangençlere “Benim iki çocuğum var ikisi de evli. Arkada düşüneceğim birşey yok” sözleri ise adeta ders niteliğindeydi.Ve o yaralanmasını hiç düşünmeden “Büyükşehir’de olaylar var”söylemini duyar duymaz soluğu orada aldı. Çünkü Büyükşehir’den emekliolduğu için orayı çok iyi biliyordu. Polislere, oradaki halka her konudayardımcı olabilirdi… Öyle de yaptı. Büyükşehir’e desteğe giden polislereyardım eden Cemal Yılmaz kendi yaralanmasını unutmuştu bile…Cemal Yılmaz, “Vatansever herkes o gece sokaklarda,meydanlardaydı. Toplumumuzun her kesiminden insanın o gece sokaklarda olması hainlere “Bu vatan sahipsiz değil” mesajını vermişti. Bizher zaman özellikle de kötü zamanda birleşebiliriz. Biz aynı ekmektenyiyip, aynı sudan içiyoruz. Birbirimizden ayrılmamız mümkün değil” diyerek de hem o gece girişimde bulunan hainlere hem de dışardakidüşmanlara da mesaj veriyordu.- 47 -O geceye gelelim, darbe girişimini nasıl öğrendiniz?O gece evdeydim. Eşim televizyonda haberlerden öğrenmiş. Öğrenince de bana“Haberler iyi değil” dedi. TRT’yi açtık. Oradaki spikerin sesi titrek bir şekildekonuşmaya başlamıştı. O zaman ben “Burada büyük bir sıkıntı var” diye düşündüm. Vehemen abdest aldım. Sonra da eşime “Ben çıkayım bir dolaşayım geleyim” dedim veabdestimi aldıktan sonra eşimle helalleştik. Oğlumla helalleşirken “Baba ben degeliyorum” dedi. “Sen gelme oğlum” dedim. Eşime de “Ben artık ya gelirim yagelmem” diyerek çıktım. Çünkü biz o günü şehit olmak için o yola gittik. Ama maalesefnasip olmadı bize şehitlik.Evden çıktıktan sonra ilk olarak nereye gittiniz?Evden çıktıktan sonra yolda bir araba gördüm. Nereye gittiklerini sorduğumda “Havaalanı tarafına gidiyoruz. Gelir misiniz bizimle?” diye sordu. Ben de “Gelirim” dedim.Arabaya bindim iki tane baston gördüm. “Bu nereye gider” düşünürken dikiz aynasındanşoför beni görmüş “Ne diyorsun yani, ‘İki bastonla geliyor’ diye mi düşünüyorsun.Gidemez miyiz, bir topal sinekte mi olamayız?” dedi. Topal sinek bilindiği gibifiravunun burnuna girip kafayı vurdura vurdura öldüren sembol…Ondan sonra dedim ki “Keşke öyle olabilsek” Yolda konuşarak gidiyorduk. Sonrabir baktık ki Atışalanı Kavşağı’ndan giderken önümüzde tanklar gidiyor. Birisi arabalarıeze eze gidiyordu. Tanklar önümüzde kimseye acımadan arabaları önüne alıyordu.İnsanlar da tankı durdurabilmek için arabasını tankın önüne çekiyordu. 3-4 arabayıezdi. Biz o esnada yaklaşmıştık. Bir ara arabayı kullanan kişiye “Durun, şu tankaçıkmak nasıl oluyor bir görün” dedim. Yıllar önce bir Rus lider tanka çıkmıştı, ben ozaman tanka çıkacağım diye ahdetmiştim. Arka taraftan çıkmak çok zordu. 5-6 tanegenç vardı orada. Onlara “Beni yukarıya atın” dedim. Onlar benim bu sözlerim üzerine- 48 -“Babaya bak” diyerek birbirine bakıp güldü önce. Bu kez onlara “Benim geride hiçbirşeyim yok. İki çocuğum evli zaten. Siz durun burada ben yukarıya çıkayım” dedim.Attılar bizi tanka. Tankta 3 tane asker var. Ön tarafa doğru ateş ediyorlardı. Geriyedöndüler beni görünce 3’ü de tüfekleri doğrulttular bana. Dedim ki “Şu anda babanız dabir tanka çıkmış Askerler de ona silahlarını doğrultmuş olabilirler. Babanızın öldürülmesiniister misiniz? Siz ne yapıyorsunuz, ya bizim evladımız değil misiniz? Tank bizim, uçakbizim, tüfek bizim… Her şey bizim. Siz bize ateş etmeye çalışıyorsunuz. Bu nasıl iş.?”Sonra 2 tanesi “Abi ne yapalım?” dedi. “Verin tüfekleri bana, teslim olun. Ben sizibırakacağım, söz” dedim. Ben herkese de söyledim, “Bunları bırakın gitsin”. 2’si teslimoldu. Onları ellerinden tutup tanktan aşağıya indirdim. Birisi teslim olmadı tabi. Buarada beni de götürür, öldürür diye korktum. Yani pisi pisine ölmek var dövüşerekölmek var. İki askeri indirdikten sonra diğerinin yanına gittim “Yaklaşma bana” dedi.Sonra bir şeyler anlatıyorum ona. Bir ara “Ön tarafa bak, millet çıkıyor tanka” dedim.Tabi yalan söyledik kimse çıkıyordu tanka. O sırada ben bunu kavradım. Zaten gücümüzyerindeydi elhamdülillah. O bana tüfeği doğrultana kadar yaklaşıp belinden kavramıştımzaten. Judo’da Türkiye 7.liği ve İstanbul 4.lüğüm vardı benim. Öyle bir sarıldım ki,kurtulmasına imkân yoktu. O sırada tepemizden bir uçak geçti. O biraz kulaklarımızızedeledi. Hatta ondan sonra kulaklarımda biraz ağır işitme oldu. O esnada askerkaçmaya çalışıyor, ben tutuyordum. Ben de tekim o da tek. Ancak tankı süren bir askerdaha vardı. O mücadele esnasında O hemen tanktan atladı, atlayınca ben de tek ayaküstüne onunla düştüm. O kucağımdaydı o düşme esnasında. Tek ayak üstüne düşünceayak topuğum patladı. Ancak düştüğümüzde de ayaktaydık. Yaklaşık 2.5 metre vardıyüksekliği herhalde.Ayağım patlamış, dizim tamamen yaralanmış. Birkaç gün sonra da omuzumun zedelendiğini fark etmiştik. Hala ameliyat olmam gerekiyor. Bende sara olduğu için oradaaskerin üzerinde bayılmışım. 5-10 dakika ne kadar geçti bilmiyorum. Altta kalınca epeyuğraşmışlar onu çıkarmak için. İyice sarmıştım onu ellerimle. Ben ayılıp da kendimegeldikten sonra askere “Seni tankın arkasın koyalım” dedim. Tank durunca da tankınarkasına koydum onu. Tankın içine baktığımda çok sayıda mermi ve sandık dolusutüfek gördüm. O askeri tankın arkasına bıraktıktan sonra polisi çağırdık. Biz askeritankın arkasına saklayınca bazıları tepki gösterdi. Onlara “Senin oğlun olsaydı saklamamıistemez miydin?” dedim onlara. Ancak ne yazık ki o asker vukuatlı çıktı. Mahkemeleregittiğimizde bize “Buradan çıkayım, senin işin bitti?” diye tehditler savuruyordu.Sonrasında neler yaşandı?Polisler gelinceye kadar o yaralı halimizle bekledik ve o askeri teslim ettik. Benhastaneye gitmek için ambulansa bindim. O sırada “Büyükşehir’de olay var” dediler.Saatin kaç olduğunu tam hatırlamıyorum. Ambulanstan indim ve oradan Büyükşehir’egittim. Polis ve asker birbirlerine silah sıkıyor, çatışma yaşanıyordu orada. Ben de biryandan o anların görüntülerini çekmeye başladım bir yandan da kapıya yaklaşıyorum.Çünkü ben belediyeden emekli olduğum için orayı iyi biliyordum. Bir olumsuzluk durumunda polislere “Nerede ne olduğunu söyleyebilirim” diye düşünüyordum. Çünkübelediyedeki sığınaklara kadar her şeyin yerini biliyordum. Ondan sonra iyice yaklaştım,“Kapıyı kırın” dedim. O sırada bir albay bir askeri vurdu. “Eğer teslim olursan kurşunsıkarım” demiş ona. Çünkü asker çocuğun teslim olacağını anlamıştı. Tabi biz onunlaoyalanmak istemedik, içerde askerler dolu dediler. “İçerde personel ne haldedir?” diyedüşündük. Büyük bir cam var o camı kırarak içeriye girdik. Biraz sonra da polis geldive onlar da içeriye girdi. Vatan Caddesi’ndeki emniyetten gelen polislerden tanıdıklarda vardı. Dediğim gibi Büyükşehir’i iyi bildiğim için “Şurada şurada olabilirler” diyeyerlerini gösterdim polislere. Merdivenin altında bir yer vardı. Oraya birkaç el ateşettikten sonra “Kim var, dışarı çıkın” dedi polis ve 3 tane asker çıktı oradan. Öyle öyletopladık. Hepsi arabaya bindirildi. Tabi ben yaralarımı o sırada hiç hissetmiyordum.Çünkü sürekli yeni olaylar olduğu için ben ayağımın patladığının farkında değildim.Sabah 05.00 olmuştu. Fatih İşkembecisine çorba içmeye gittim. O sırada ağrılarımda başladı. Ayağıma bir baktım topuk patlamış, diz gitmiş. O hengamede cüzdanım dadüşüp kaybolmuştu. Sağ olsun işkembe yediğim yerin sahipleri yardımcı oldu bana vehastaneye gittim.Sizin dışarı çıkmanızı sağlayan o duygu neydi?Biz cumhurbaşkanımızın çağrısını beklemeden çıkmıştık. Ancak yolda giderken dehalkımızı meydanlara davet etmesini işitmiştim. Benden önce de bastonla çıkan vatandaşçıkmıştı. Biz 1980’lerde yaşadığımız o darbe dönemlerinin yeniden yaşanmaması içinçıkmıştık. Allah bize gaziliği nasip etti ancak şehit olmayı çok isterdim. Şehitliktemizliktir. Şehitlik çok güzel bir nimettir.Hain darbe girişimi gerçekleşmiş olsaydı size göre bugün ülkede nasıl birdurum olurdu?Tabi ki. Daha sonra duyduğumuza göre o darbe girişimi öncesinde bütün ülketaksim edilmiş zaten. 7 bölge 7 yere verilmiş. Ancak Allah fırsat vermesin onlara. Bucan bu bedende olduğu müddetçe her zaman hazırız. Cumhurbaşkanımız zaman zaman“Tek kaldım” diyor. Havalimanında onu bir program sonrası karşılamaya gittiğimizdebizimle tokalaşırken kendisine “Yalnızım deme, daha biz ölmedik” demiştim.Liderimiz çok büyük bir lider. O gece bütün ailesi ve torunuyla gelmesi bizim için- 49 -- 50 -büyük bir nimettir. Başkası olsa kaçar, bir başka ülkeye sığınırdı. O torununu alıp geliyor… 1980 darbesinden hatırladığımız sokağa çıkma yasağında gerçekten çok üzüldü-ğümüzdü. Her darbe girişiminde memleket en az 10 sene geri gider. Biz de bu yüzdentam ilerleyecekken adım atamıyoruz. Elhamdulillah AK Parti geldiği günden beri kendisilahımızı kendimiz yapıyoruz. Belki ben AK Partili görüşten olabilirim. Ancak birgerçek var. Liderimiz dünyaya meydan okuyor. Gerçekten savaş uçakları, denizaltılar,uçan İHA’lar, SİHA’lar… Biz tankların lastiğini dışardan alan bir ülke konumundaydık.Biz lokantacıydık. Geceden de beklediğimiz olurdu ama sabahın köründen itibarentüpü bekle, yağ kuyruğunu bekle… Çağlayan’dan Eminönü’ne gider yağ kuyruğundabeklerdik saatlerce.O gece her kesimden insanın sokakta olması size ne hissettirdi?Vatansever herkes o gece sokaklarda, meydanlardaydı. Bazıları da banka kuyrukları,benzin kuyruklarındaydı. Ancak toplumumuzun her kesiminden insanın o gece sokaklardaolması hainlere “Bu vatan sahipsiz değil” mesajını vermişti. Biz her zaman özellikle dekötü zamanda birleşebiliriz. Biz aynı ekmekten yiyip, aynı sudan içiyoruz. Birbirimizdenayrılmamız mümkün değil.Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?Tanka koşarken birisi arkamdan “Koş oğlum koş… Koş oğlum hızlı koş” diyordu.Tanka çıktığımda bir baktım babaannem. Rahmetlik babaannem İsmet Yılmaz… Ölükadın… Resmen bana görünmüştü. Allah razı olsun kendisinden bin kere. Çok akıllı birkadındı. Askerlik görevimi yaptığım dönem 3 ay hava değişimi alacaktım. Bana“Gelme” dedi. Herkes benim için ‘Gelsin’ diye bekler o rahmetlik “Hakkımı helaletmem, sakın gelme” dedi ve hava değişimi aldırmadı bana. Askerliğime devam ettim.O kadın orada gözüktü bana. Babaannem çok akıllı bir kadındı söylediğim gibi. Benaskerden geldikten sonra 1973 yılında çalıştığım yere geldi “Buna para vermeyin, benbakarım ona. Ama sigortasını muhakkak yapın. Para vermeseniz önemli değil” demişti.O kadar akıllı, öngörü sahibi bir kadındı.15 Temmuz’un benim üzerimde bıraktığı izler ise benimle yaşıyor. Özelliklepsikolojik açıdan neredeyse her gece rüyamda tanka çıkıyorum, tanktan düşüyorum. 4-5 yıl bunu çektim. Dizimden yıllarca secdeye eğilemedim. Allah bunun hesabınıonlardan sorsun. Çük şükür şu anda secdeye eğilebiliyorum.- 51 -KastamonuGazileriCEMİL AKAYCemil Akay, ülkeyi kaosa sürükleyecek haindarbe girişimine karşı durmak için sokağa ilkçıkanlardan oldu.BİZ BURADAYIZBİR YERE DEGİTMEYECEĞİZ- 52 -Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?Aslen Kastamonu Şenpazarlıyım. Ancak 1978 yılında İstanbul’da dünyaya geldim.5 erkek 1 kız olmak üzere 6 kardeşiz, ben evin en küçüğüyüm. Evliyim bir oğlum var.Çengelköy’de kahvehane işletiyorum.Bize o geceyi anlatır mısınız, hain darbe girişimini nasıl öğrendiniz?Benim bir arkadaşım vardı. O gece beni arayarak darbe söylentileri olduğunusöyleyerek nerede olduğumu sordu. Ben de evde olduğumu söyledim. Beni ilk olarak oaramış ve bir şeyler olduğunu söylemişti. Biz de “Terör saldırısı falan olabilir mi?” diyesorduğumuzda “Yok, darbe girişimi diyorlar” dedi. Sonra da birlikte çıkmaya kararverdik. Arkadaşlarla sokağa çıktık ve meydanda buluştuk. Hatta ilk başlarda abilerimdende dışarı çıktığımı saklamıştım. Eşimin haberi vardı ancak onlara söylememiştim.Çünkü biz annesiz büyüdük, babamız da daha sonra rahmetli olmuştu. Büyük abim bizehem annelik hem babalık yaptı. O bana “Geri gel” deseydi onun sözüne karşı çıkamazdım.Caydırırlar düşüncesiyle habersiz çıkmıştım. Bir süre sonra abim beni aradığındaetraftaki kalabalığın sesini duyunca çıktığımı söyledim. O da “Beni de alın” dedi. Abimöyle söyleyince çok sevindim. Ortanca abimi, büyük abimi aldım ve 3 kardeş çıktık.Diğer abim Çorum’daydı, onun küçüğünün ayağı sakat olduğu için o çıkamadı. Ona da“Sen şimdi gelme, sonra gelirsin” demiştik. Buluştuktan sonra abime bir telefon geldive Çengelköy karakolunun basıldığı ve oradaki askerlerin rehin alındığı söylendi. Hattapolislerin şehit edildiği söylendi. Ancak o anda söylenenler doğru değildi. Tabi bizbunları duyunca ilk olarak Çengelköy Karakolunun önüne gittik. Gittiğimizde 3-4 kişivurulmuştu. Orada bulunanlar o kişileri bize askerlerin vurduğunu söylediğinde iseCgirişimini. Olayın basit bir şey değil bir darbe girişimi olduğunu öğrenince hiç tereddütsüz birlikte sokağa çıkmaya emil Akay, arkadaşının haber vermesiyle öğrendi hain darbekarar verdiler. Ancak abilerine kendisini caydırırlar endişesi taşıdığı içinhaber vermemişti Cemil Akay. Bir süre sonra en büyük abisi başta olmaküzere diğer abileri de çıkmak için Cemil Akay’ı arayarak meydanlardabuluştu. O saate kadar askerlerin halka kurşun sıktığı yönündeki söylemlere inanmak istemediklerini söyleyen Cemil Akay, “Kendim vurulanakadar bile ihtimal vermek istemiyordum buna. Hatta ‘askerimiz bize ateşetse dahi biz onlara mı ateş edeceğiz’ diye de kendi kendimize sorup tuhafduygulara kapılıyorduk” sözleriyle de darbe gecesinde yaşadığı duyguyoğunluğunu dile getirdi. Darbe girişiminin başarılı olma ihtimalinin ülkeyi sonrasında kaosa sürükleyeceğini düşündüğü için de hiç tereddüt etmeden çıktığını söyleyen Cemil Akay, “Ne olursa olsun biz buradayız,gidecek başka bir yerimiz de yok. Bir yere de gitmeyeceğiz. Allah’ın izniyle memleketimizi hiçbir zaman bırakmayacağız” dedi. Halkın bütünkesimleriyle o gece meydanlarda olmasının ise gurur verici olduğunuifade eden Cemil Akay, gaziliğin kendisi için apayrı bir anlam taşıdığınıbelirtti.- 53 -“Asker değildir, asker silah çekmez”dedik. Çünkü “İnsanlar kafalarından vegöğsünden vuruldu” diyorlardı. Ancakbiz yine de askerlere konduramıyor teröryanlılarının bunu yaptığını düşünüyorduk.Hatta bazı arkadaşlarımız “Askerimiz bizeateş ederse ne yapacağız?” dediğinde “Neyapacağız, bir şey yapamayız ki, sonuçtaasker. Askerimize ateş mi edeceğiz, taşmı atacağız” diyorduk.Cumhurbaşkanımızın halkı meydanlaraçağıran açıklamasını biz duymamıştık.Zaten biz sokağa ilk çıkanlardanız. Cumhurbaşkanımızın halkı meydanlara çağırdığını da yaralandıktan sonra öğrendik.Sonrasında neler yaşandı?Biz orada bayağı bir kalabalık olmuştu.Herkes birbirini çağırıyordu. Askerlerinateş ettiğini biz göremedik. Çünkü benyaralanmıştım. Zaten çatılara konuşlanmışlardı. Çengelköy’de bir meydan var,ışıklar var bir de mezarlığa çıkan bir yolvar. O yukarıdaki yoldan ateş etmişler.Fazla yaklaşmamışlar kalabalığa. Onlarınateş ettikleri esnada çekilen videolar davar. Benim büyük abim de video çekiyormuş. Hatta “Asker ateş açıyor” diyeuyarıyor. O videolara da halen duruyor.Abim “Asker ateş açıyor” dedikten sonraben boynumdan yaralandım. Biz o esnadakarakolun biraz gerisindeydik. Boynumunsol tarafında çenemin altından girip ensemedoğru 10-15 cm’lik bir parçalanma oldu.Elimde telefon vardı sağ kulağıma dayamıştım, kafamı da hafif eğmiştim, tamdöndüğüm esnada gelmişti kurşun bana.Eğer telefonla konuşurken düz tutsaydımmuhtemelen yüzüme gelecek ve parçalayacaktı. Yaralandığımda şah damarım patladı sandım. Herkes o sırada panik yaptı.Abilerim “Cengiz vuruldu” diye bağırıyordu. Araba baktılar sağa sola. Elim titremeyebaşlamıştı. Sağ elimle boynumu tutuyorum, sol elimden vurulmuşum. Bir yandan elimebakıyorum. Sonra “Abi şah damarım galiba parçalandı” dedim. Aklıma ilk gelen oğlumoldu ve “Oğluma iyi bakın” dedim. Yakınımızda motorun üzerindeki arkadaşınvurulduğunu gördüm. Hatta ben vurulduğumda döndüğüm esnada yanımdakinin yerdeolduğunu gördüm. Olaydan yaklaşık 1 ay sonra oraya gittiğimde durduğumuz yerdedükkanların kepenklerin delik-deşik olduğunu gördüm. Telefon kulübesinde belki 50tane mermi vardı, demir direklerde delikler var. Enteresan bir şey söyleyeceğim. Ozaman çok fazla röportaj da yapmıştık ancak bu söyleyeceğimi o zaman bilmiyorduk.Bunu ilk defa dile getireceğim. Benim kafamda 6 tane saçma çıktı. 11 ay sonra baş- 54 -ağrısından hastaneye gittim. Sağ tarafımda 6 tane saçma çıktı. Kimisi alnıma yakın,kimisi kulak arkasından... Şöyle söyleyeyim, o sırada karakolun az gerisinde ışıklarınve telefon kulübesinin olduğu yerden bahsediyorum. Hemen sağ tarafta Kuleli AskeriLisesinin rütbelileri oturuyormuş. Yukarıdan aşağıya bize pompalıyla ateş etmişler. Osaçmalardan abimde de var. Hatta o anda kafamızda bir yanma oldu. Ateş ediyorlar,ağaç yaprakları dökülünce o yaprakların kafamıza geldiğini düşünmüştük. Bu benimyaralanmamdan 3-5 dakika önce olmuştu. Abim “Kafan yandı mı?” diye sormuş ben de“Evet yandı” diye cevap vermiştim. Sonra da “Ağaç yaprakları kafamıza geldi galiba”dedik. O esnada acı olarak hissetmemiştik bunu. O akşam öyle bir maneviyat vardı kibelki de o yüzden hissetmedik onu.Tedavi süreciniz nasıl gerçekleşti?Yaralandıktan sonra abilerim beni arabayla Medivia hastanesine götürdüler. Büyükihtimalle ilk müdahaleleri onlar yaptılar. Sağ olsun onlar herkesle çok ilgilendiler. Anababa günü gibiydi orası, yer yoktu. İnsanlar yerlerde, sandalyelerin üzerinde tedavi gö-rüyordu. Sürekli vurulan geliyordu. Bana da ilk müdahaleyi orada yaptılar. Orada birhocamız bana “Seni Allah korumuş. Şah damarın patlamamış, korkma” dedi. “Amadamarını görüyorum” diye de ekledi. Elbette takdir-i ilahı.Medivia Hastanesi’nden beni Ümraniye’ye sevk ettiler. Orada ilk gün sağ olsun ozamanki bakanımız Naci Ağbal aradı beni. Hayati tehlikem olmadığı için sadece elimialçıya aldılar. Boynuma müdahale ettiler. Pansumanlar falan yapıldı. İlk bir hafta çokziyaretler olduğu için enfeksiyon kapmıştım. Allah razı olsun sevilen bir insanım. Oyüzden çok insan merak etmişti beni. Bakanımız beni aradığında “Bakanım ben iyiyim,çok kötü bir durumum yok. Ama çok ağır yaralı arkadaşlar var. Bir gelseniz, onlarla ilgilenilse” dedim. Sağ olsun geldi bakanımız. O da bildiğim kadarıyla Çengelköy’deoturuyordu. O zaman gelmiş ve ilgilenmişti. Onun ziyareti de hastalarımıza moralolmuştu. Ardından cumhurbaşkanımızın danışmanları geldi. Devlet erkanı geldi, sağolsunlar, eksik olmasınlar. Tabi o ziyaretler bize büyük moral olmuştu. Sol başparmağımda küçük bir sıkıntı kaldı ancak çok büyük sorun değil. Çünkü mermi elimide delip geçmişti. Sol işaret parmağı ile baş parmağın arası. Boynumuzda bir iz kaldı.Onunla ilgili de bir hastane estetik ameliyat yapmak istedi. Sonra ben estetik ameliyatolmaktan vazgeçtim. Gerek duymadım.Sokağa çıkmanızı sağlayan duygu neydi?Darbe girişimini öğrendikten sonra farklı bir duygu yoğunluğuna kapıldık. Artık“Bundan sonrası kaos, bundan sonrası sıkıntı, bir şeyler yapmamız lazım” gibi bir hissekapıldık. Arkadaşlarımın çoğu da teşvik etti. İlk başlarda “Benim kardeşim de asker,hükümetin şöyle yanlışları var” diyenler de destek olmaya karar verdiler. Çünkü baktılarki durum çok farklı. O akşam beni sokağa çıkaran şey ise sonrasının kaos getirecekolması düşüncesiydi.Size göre hain darbe girişimi başarılı olsaydı şu anda ülkede nasıl bir durumolurdu?Türkiye büyük ihtimalle Suriye’den farksız olurdu. Yine biz büyük ihtimalle vatanhaini ilan edilir ve idam edilirdik. Cumhurbaşkanımız için de aynı şeyi yaparlardı.Ancak ne olursa olsun biz buradayız. Gidecek başka bir yerimiz yok. Biz Allah’ınizniyle memleketimizi hiçbir zaman da bırakmayacağız. Benim bir tane oğlum var. Onuda Allah’ın izniyle yetiştiriyoruz. Belli bir yaşa geldikten sonra ona da öğreteceğim. Oda mücadele edecek, o da bırakmayacak. Davasına sadık bir adam olacak. Allah’a iyibir kul, vatana-millete hayırlı bir insan olacak inşallah.- 55 -- 56 -Her kesimden insanın o gece meydanlarda olması size ne hissettirdi?Gerçekten o akşam toplumun bütün kesimleri meydanlardaydı. Ve biz bundan çokgurur duyduk. İnsanımız da çok gururluydu. Özellikle bu bölgede bizim hemşerilerimizde çok kalabalıktı. Ben o gece en uç diye nitelendirdiğimiz siyasi görüşteki arkadaşlarıgördüm. Onlar da “Darbeye hayır” dediler ve onlar da vuruldular. Ben kendimi bildimbileli Milliyetçi Hareket Partiliyim. O gece onları gördüğümde açıkçası şaşırdım.Tedavi sürecinin ardından zaman zaman bizi tanıyıp da fotoğraf çektirmek isteyenleroldu. Tabi bundan çok gurur duyuyor insan. Bir gün yeni taşındığım eve elektrikaboneliğini açtırmak için elektrik idaresine gittim. Orada gazi olduğumu beyan ettim.Oradaki hanımefendi sağ olsun ayağa kalktı ve teşekkür etti. Orada da çok gururduyduk. Güzel duygular. Allah bir daha böyle şeyler yaşatmasın. Benim oğlum şu anda6 yaşında. Gazilikle ilgili sohbetler olduğunda “Benim gazi babam, aslan babam” diyor.Bunlar çok güzel duygular.- 57 -KastamonuGazileriCENGİZ DÜZHain darbe girişiminin olduğu gece abisiyle birliktesokaklara çıkan Cengiz Düz, çok anlamlı sözlerle ogeceyi özetledi.O GECE YABAYRAĞIMIZASAHİP ÇIKACAKTIKYA DA HİMAYELERİNEGİRECEKTİK- 58 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Aslen Kastamonu Pınarbaşı’ndanız.Ben 1973 yılında İstanbul Bakırköy’dedünyaya geldim. Biz 3 kardeşiz ben evinortanca çocuğuyum. İlkokul 5.sınıfı bitirdikten sonra 11 yaşındayken Kapalı-çarşı’da kuyumcu çırağı olarak çalışmayabaşladım. Babam Atatürk HavalimanındaHavaş’ta çalışıyordu. Biz de bu yüzdenFlorya’da büyüdük. Askerlik görevimi1993 yılında Ağrı Komando Birliği’nde19 ay yaptı. Terör olaylarının yoğun olduğu dönemde çok sayıda arkadaşımşehit olmuştu o dönem. Evliyim ve ikikızım var. 15 Temmuz’da çok fazla yaraaldım. O yüzden şu anda emekliyimancak yine de çalışmayı çok seviyorum.Bu yüzden de girişimcilik için KOSGEB’emüracaat ettim.Bize o geceyi anlatır mısınız, nasılhaberiniz oldu, ne yaptınız?Anadolu Hisarı Yenimahalle’de aileapartmanında oturuyoruz. O akşam daabim Murat Düz ile birlikte abimin evinde oturuyorduk. Sohbet ederken bir yandan datelevizyonda haberlere bakıyorduk. Bir ara haberlerde “Darbe girişimi oluyor” diyeyazılar geçmeye başladı. Saat 22.30 civarlarıydı. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordukki Cumhurbaşkanımızın halkı sokaklara davet etmesiyle abimle birlikte abdestimizialıp bayraklarımızı da elimize alıp çıktık. ‘Ya bugün bu bayrağa vatana sahip çıkacağızCengiz Düz, 15 Temmuz hain darbe girişiminin olduğu gece abisiyle birlikte hiç tereddütsüz sokağa çıkan isimlerden... Askerlerin olmaları gereken yerde yani kışlada olması gerektiğini yola çıktığımahalleliyle birlikte slogan atarak yürüyen Cengiz Düz sokağa çıkmasebebini ise çok anlamlı sözlerle dile getirdi. O “Ya bugün bu bayrağavatana sahip çıkacağız ya da başkalarının himayesi altına gireceğiz’ diyerek abdestini alarak soluğu sokakta almıştı. Kuleli Askeri öğrencileriile karşılaştıklarında öğrencilerin hepsinin ağlamaklı olduğunu anlatanCengiz Düz, “Başlarındaki o iki rütbeli attığımız sloganlara karşı herseferinde ateş ederek karşılık verdi” sözleriyle anlattı yaşadıklarını...Üç kez... Evet evet tam üç kez yaralandı o rütbelilerin ateş açmasıyla...Önce sağ kolu, ardından karnından ve bu kez de sol kolundan... Oluk olukkan akarken vücudundan bir ara kelime-i şehadet getirmeye başladı.Çünkü o anın geldiğini düşünmüştü... Ta ki mahalleli çocukların gelip deonu bulmasına kadar. Sonrasında hastanede tedavi süreci ve yaklaşık 1.5yıl süren iyileşme dönemi...Düz, darbe girişiminin üzerinden 4 yıl geçmesine rağmeno geceyi dün gibi hatırladığınıifade ederek, "Bir buçuk seneevde yattım. 4 ameliyat geçirdim. AllAah devletimizden razıolsun. Bu süreçte yanımızdaoldu. Bugün tüylerim dikendiken oldu. Burada tekrar ogünü yaşıyorum. Yanımızdavurulan, ölen arkadaşlarıhatırlıyorum. Ben hastanedeyken doktor oradanbaşkaları için ex oldu diyor,ölen ölene. Allah şehadetlerinikabul eylesin." dedi.YANIMIZDA ÖLENARKADAŞLARIMIZ OLDU- 59 -ya da başkalarının himayesi altına gireceğiz’ diye düşündük. Ve dışarıya çıktık. Oesnada benim kızlarım da ellerine bayrakları alarak yukarıya doğru yürümeye başladılar.Yukarıdan gelen 5-6 kişi vardı, onlarla birlikte ‘En büyük asker bizim asker, askerkışlaya’ sloganlarını da atmaya devam ediyorduk. Aşağıya gidene kadar 100-150 kişiolmuştuk bile. Hisara doğru giderken. Yarımız Kuleli tarafına yarımız da Fatih SultanMehmet Köprüsü’ne doğru döndük. Biz FSM tarafına dönerken aşağıda Migros’unönünde Kulelinin askerlerinin yarısı FSM’ye takviyeye gidiyorlarmış. Bir anda onlarlakarşılaştık. Kuleli’de öğrenci olan çocuklar ve başlarında iki rütbeli vardı, kafalarındakasketler vardı. Onlarla karşılaşınca ‘En büyük asker bizim asker’ sloganını yinelemeyebaşladık. Başlarındaki komutan ‘İhtilal oldu evinize gidin’ diye sert bir şekilde seslendibize. Biz de ‘Asker kışlaya’ diye slogan atınca bu kez rütbeliler havaya ateş açmayabaşladı. Ben vurmayacaklarını düşünmüştüm. Ancak en önde olduğum için direkt banadoğru ateş etti. Gözümü kapatınca kolumu parçalandığını fark ettim. O acıyla “Kolumparçalandı” dedim. O anda herkes yerlere yığıldı. Ve bu kez karnımın patladığınıhissettim. Öldürmesinler beni diye geriye doğru kaçmaya çalıştım. Geriye giderken bukez sol kolumdan vuruldum, sinirlerim kopmuştu o anda. Oradaki tretuvardan aşağıyadüştüm. Bir aile gelip beni kucaklarına alıp arabalarına bindirdiler. Benim KavacıkDörtyol’da dükkanım olduğu esnaf olmamız hasebiyle çok insan bizi tanır. Beniarabalarına alan o aile Kızılay Tıp Merkezi’ne götürdü beni. Herhalde ilk müdahaleyiyaparlar bana diye düşündüm. Saat 23.30 civarıydı. Ancak Tıp Merkezi kepenklerinikapatmıştı. Her gün gece 24.00’e kadar açık olan Tıp Merkezi erkenden kapatmıştı. Oara kendimdeydim. Ancak benden bir kan akıyor akıllara zarar, oluk oluk... Çok şükürki spor yapan bir insan olduğum için ayakta kaldım. Oradan yürüyerek benim dükkanımınbiraz ilerisindeki karakola kadar gittim. Çünkü polisler beni görüp hastaneye götürürdiye düşündüm. Kapıda uzun saçlı birisi vardı, polis miydi neydi seçemedim. “Abi- 60 -Allah aşkına beni hastaneye götür” dedim ona. Ancak o beni kanlar içinde görüncekapıyı kilitleyip kaçtı. Beni adeta ölüme terk etmişti. Dizlerimin üzerine çöktüm, dilimarkaya dönmüştü. Ve artık kurtuluşumun olmayacağını düşündüğüm için kelime-işehadet getiriyordum. O esnada bizim mahallenin çocukları karakolun önüne toplanmayabaşlamıştı. Bir anda arkadan birisi saçımdan tuttu, “Aaa bu bizim Cengiz abi” deyinceherkes yanıma toplandı. Sonrasında beni apar-topar bir arabaya attılar. Önce FSM TıpMerkezine götürdüler beni ve ilk müdahaleyi orada yaptılar. Kanı durdurup serumtaktılar o ara işkembesi yere dökülen bir çocuk geldi. Benim için de ‘İç kanamageçiriyor. Tam teşekküllü bir hastaneye götürün’ dediler. İlk önce Kavacık’ta Medistatehastanesine götürdüler. Orada sabaha kadar tomografi ultrason çektiler... O esnadahastaneye gelenlerin büyük çoğunluğu hayatını kaybediyordu. Bir tek ameliyathanesivardı hastanenin ve durumu daha ağır bir arkadaşı ameliyata aldıkları için ben sıra bekliyordum. Çok sıra olduğu için bana bir türlü sıra gelmiyordu. Sabah 06.30’daamcaoğlu beni devlet hastanesine götürdü. Orada da “İç kanama geçiriyor” dediler vebeni hemen ameliyata aldılar. Ameliyattan çıktım yoğunbakıma aldılar beni.Ben orada eşime ilkönce “Darbeyi ger-çekleştirdiler mi?”diye sordum. Çokşükür darbe gerçekleşmemiş... Milletiniradesi üstün gelmiş-ti. Eğer “Evet” deseydi bunlar öncebizden başlar sonraherkesi tek tek öldürürdü herhalde...Allah fırsat vermesin.Size göre o gecehain darbe girişimigerçekleşseydi bugün ne olurdu?Az önce de dediğim gibi herhaldebeni ve benim gibio gece sokağa çıkanve yaralananları asarlardı. Ülke olarak dasanıyorum 1980 öncesine dönerdik.Hiçbir şeyimiz olmazdı. Ama Allahrazı olsun Cumhurbaşkanımızdan o dikdurdu, dirayetini hepkorudu ve biz de sokakları hiç terk etmedik.O darbeyi yapamadılar ancak şuanda da ekonomikdarbe yapmaya çalışıyorlar. Dört birtaraftan ejderha gibi sarmış çevremizi hainler. Allah devlete-millete zeval vermesin.Ben şimdilerde zaman zaman sempozyumlara katılıyorum. Yine bir gün bir okuldaböyle bir sempozyuma katıldım. İlkokul 5.sınıf öğrencisi bir çocuk bana bir soru sorduki çok ilginç geldi bana. Bana, “O gece vatanımız mı namusunuz mu önemliydi” dedi.Açıkçası o yaştaki bir çocuğun böyle bir soru sormasına şaşırmıştım. Ancak cevabım da“Vatan olmazsa namus da olmaz” şeklinde oldu. Allah kimseyi vatansız bıraksın.- 61 -- 62 -Biz gazi olduk ancak devletimiz sağ olsun, var olsun bizi hiçbir zaman bırakmadı.Desteğini her zaman yanımızda, yanı başımızda hissettik.O gece sokakta gördüğünüz birlik-beraberlik için neler söylersiniz?O gece ülkemizin her kesiminden insan olarak sokaklardaydık. Bu bizim için gururverici bir şey. Bununla sonuna kadar övünmekte de haklıyız. Ve aynı mahalledeyaşadığımız Ağrılı, Karslı arkadaşlarla beraber sokaktaydık biz. Doğu-Batı ayrımı gibibir şey yapmak da doğru değil. Biz biriz ve biz bütünüz. Hepimiz bu bayrak altında ya-şıyorsak bizim bayrağımız bizim vatanımız ortak noktamız ve onun için o gece hepbirlikte sokaktaydık.- 63 -KastamonuGazileriCENGİZ ÖZDEMİRCengiz Özdemir hain darbe girişiminin olduğu geceelinde bayrağı, yüreğinde vatan aşkıyla çıktı sokağave hainlere en net mesajını verdi.İÇİMİZDEKİVATAN AŞKIBÜTÜN HAİNLERİYAKMAYA YETER- 64 -Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?Ben 1965 yılında İstanbul’da dünyaya geldim. Aslen Kastamonu Çatalzeytinliyiz. 2erkek, 1 kız olmak üzere 3 kardeşiz, bir kardeşimiz de rahmetli oldu. Babam senelerceAlmanya’da çalıştı. 1989 yılında rahmetli oldu. Biz 1960’lı yıllarda İstanbul’a gelmişiz.Abim Çatalzeytin’de, ablam ve rahmetli abim ile üçümüz İstanbul’da dünyaya geldik.Ortaokula kadar Eminönü bölgesinde oturuyorduk. Evimiz İMÇ Bloklarının orada, Sü-leymaniye caminin altında idi. Mimar Sinan ilkokulunda okudum. Evliyim, iki kızımbir oğlum var. Konfeksiyon atölyesinde ve satış mağazasında çalışıyordum. Gaziolduktan sonra yaralandığım Büyükşehir Belediye’sinde çalışmaya başladım.O hain darbe girişiminin olduğu geceden nasıl haberiniz oldu, neler yaşandı?O gece Aksaray Yavuz Selim’den Vatan Caddesi’ne inen yolda, (Emniyet Müdürlüğü’nünoraya inerken) Koyunbaba Parkı’nın oradaki MHP binasında arkadaşlarla oturuyorduk.Bir anda hareketlenmeler, koşuşturmalar oldu. Birisine ne olduğunu sorduğumuzdadarbe girişimi olduğunu söyledi. Bir polisin koştuğunu gördüm, “Bilader ne oluyor”diye sordum. “Arkadaş darbe gerçekleşiyor, ülkede darbe var” diye cevap verdi. “AllahAllah bu neyin darbesi” dedik şaşkınlıkla. 1980 darbesini gördüm... Ben o dönem 14yaşındaydım ve okulu yeni bitirmiştim. O gece “Böyle bir darbe olmaz, bu ülkeye birsuikast girişimi” dedi. Ne olup bittiğini daha iyi anlayabilmek için de yere gidiptelevizyonu açtık. Televizyonda bütün haber programlarında Köprüde askerler dizilmişhaldeydi. O anda hiç tereddüt etmeden eve geçip bayrağımızı alıp dışarı çıktık. Oesnada kızım ve oğlum da “Biz de geliyoruz” dediler. Onlar Havalimanı’na Cumhurbaşkanımızı karşılamaya gittiler. O zaman kızım 19, oğlum 17 yaşındaydı. Ben de TürkCengiz Özdemir hain darbe girişiminin olduğu gece elinde Türk bayrağıyla sokağa çıkan isimlerden. En stratejik yerlerden Sara çhane’deki valilik ve belediye binalarının bulunduğu bölgeye gid- -erek burada darbeye karşı duran Cengiz Özdemir arkadaşlarıyla birliktehem helikopterden hem de askerlerden açılan ateş sonucu yaralandı.Şarapnel parçalarının vücuduna isabet etmesiyle yaralanan Cengiz Özdemir askerlerin önünde durup emir veren albayları ise hiç unutmuyor.Hatta ismini dün gibi hatırladığı Satı Demir isimli albayın “İndir obayrağı” şeklindeki söylemine “Sıkıysa gel sen indir” şeklinde verdiğikarşılığı bugün gururla anlatıyor.Cengiz Özdemir, 1980 darbesinde henüz 14 yaşında olmasına rağmenbazı şeyleri çok iyi hatırladığını anlatırken, “O zaman sağcı-solcukavgasını bitirmekti bahane. Ancak bugün neyin darbesiydi bu? Neamaçlıyorlardı?” diyerek tepkisini dile getiriyor.O gece halkın büyük bir kararlılıkla darbeye karşı durduğunu anlatanCengiz Özdemir, “O gece belki 2-3 milyon insan dışardaydık. Ancakböyle bir şey olursa bu kez en az 50 milyon insan çıkar. Çünkü artıkherkes her şeyi anladı. Ben bu sakat bacağımla çoluk-çocuğumu hiçdüşünmeden sekerek de olsa yine çıkarım” sözleriyle de önemli bir mesajveriyor.- 65 -bayrağını alarak VatanCaddesi’ne gittim. Emniyet Müdürü MustafaÇalışkan, “Arkadaşlar burada olayları yatıştırdıken büyük sıkıntı Saraç-hane’deki valilik ve belediye binasında. Orayagönüllü gitmek isteyenarkadaşlar var mı?” diyesordu. “Biz gönüllüyüz”dedik. Yaklaşık 70 kişilikbir grupla ya Allah yaBismillah elimizde Türkbayraklarıyla Saraçhane’ye belediye ve valilikbinalarının olduğu yeredoğru ilerledik. Saatlergeçerken ilerliyorduk. Osırada Cumhurbaşkanımızda halkımızı meydanlaradavet etmişti zaten halkda meydanlara dökülm-üştü bile. Biz Saraçhane’ye yaklaştıkça yavaşyavaş karşıda askerler dizili olduğunu gördük.Başlarında Satı Demirisimli bir albay vardı. SatıDemir askerlere, “Bir tanemerminiz boşa gitmeyecek, hepsini vurun’ diyeemir verdi. Aramızda çokbir mesafe yoktu artık.Onlar belediye binasınınönündeydi. Biz Bisiklet-çiler Çarşısının oraya gittik. Ben bir kamyonunüstüne çıkıp Türk bayra-ğını sallıyordum. O esnada o komutan bana “İndir o bayrağı” diye çıkıştı. “Sıkıysa gelsen indir” dememle ateş etmeleri aynı anda oldu sanki. O zaman bir de yukarıdahelikopter belirdi, havai fişek gibi bir şey attı üzerimize. Ben kamyonun üzerinden terstakla yere düştüm. Ayağım kan içindeydi. Helikopterden açılan ateş sonucu şarapnelparçaları ayağıma gelmişti. Tahsin Gerekli isimli Giresunlu arkadaş ile Erkan Palaisimli Siirtli bir diğer arkadaşım yanımda şehit olmuştu. Zaten Erkan Pala isimliarkadaşımızı almak için hamle yaptığımızda açılan ateş sonucu vurulmuştuk. Yani önceonlar vuruldu, biz onları almaya koştuğumuzda bize de ateş açılmıştı. Ben yaralanıncahemen ambulans geldi ve aldı beni. Ambulansla beni Medical Park Hastanesi’negötürdüler ve benim ilk tedavimi orada yaptılar. İlk müdahalenin ardından da HasekiHastanesine kaldırıldım.- 66 -Biz orada bayağı bir mücadele etmiştik. O gece yaralandıktan sonra artık sekerekyürüyorum. 4 şarapnel parçası halen daha bende ve ben onları o gecenin hatırası olarakgururla taşıyorum.O geceye dair unutamadığınız bir şey var mı?Ben o gece evden çıkarken eşimle helalleşmiştim. Kastamonu’da yaşayan ablamlada telefonla konuştuk. Ablam “Çok kötü şeyler oluyormuş” dedi. Çok korkmuştu. Bende ona “Anasız-babasız kaldık büyüdük ama vatansız büyüyemeyiz. Şu anda vatanadarbe var” dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Biz aslında en başta bu işin FETÖ’nun işiolduğunu bilmiyorduk. “PKK’lılar yaptı bunu, ülkemize saldırı yapıyorlar” diye dü-şünmüştük.Hain darbe girişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?Ben 1980 darbesinde her ne kadar çocuk olmuş olsam da bazı şeyleri hatırlıyorum.Dediğim gibi çocuktuk, kapının önüne çıktık o anda askerleri gördük. Abimler de“Ülkede darbe oldu” diye anlatıyordu. O zaman pek bir şeyi idrak edemiyorduk ama ozaman sağ-sol kavgası vardı ondan olmuştu darbe. O kavgaları bitirmekti belki amaç.Ancak şimdi bir kavga yoktu ortada. Sen bizim ülkemize darbe yapıyorsun, neyindarbesi bu? Başımızdaki insan iyi niyetiyle mücadele ediyor. Destek vermek gerekirkenyapılana doğru demek akla ziyandır.- 67 -- 68 -1960 darbesinde dünyada yoktuk Adnan Menderes’i astılar. 1980 darbesindeçocuktuk, daha sonrasında Turgut Özal’ı zehirlediler. Ancak şimdi... Evet şimdi yetişkinbirer birey olarak 15 Temmuz’da Recep Tayyip Erdoğan’ı yedirmemeye kararlıydık veyedirmedik. Yarın olsa yine çıkarız ancak daha temkinli çıkarız. Bunun çok iyibilinmesini isteriz.Şunu özellikle belirtmek isterim, bu hainlerin unuttuğu bir şey vardı. Biz ilkokuldaokurken, henüz 7 yaşlarında okul bahçesinde, kışın o soğuklarında tir tir titreyerekİstiklal Marşı’nı okurken ne şaka yapıyor ne de oyun oynuyorduk. Biz o esnada vatansevgisini ve ay yıldızlı bayrağımızı içimize işliyorduk. O yüzden içimize işleyen vatanaşkının ateşi sadece onları değil ‘En güçlüyüm’ diyen bütün düşmanları yakacak kadarbüyüktür...Her kesimden insanın o gece meydanlarda olması size ne hissettirdi?Vatanını seven insan herkes o gece sokaktaydı. Bunun sağcısı-solcusu olmaz.İçimizde o gece Suriyeli gaziler de oldu. Ben kamyonun altına düşüp yaralandığımdabeni oradan çıkaran Hakkarili Mehmet isimli bir arkadaştı. Ülkesini seven sonunakadar da mücadele eden bir arkadaş... Elinde Türk bayrağıyla darbeye karşı durdu.Size göre o hain darbe girişimi gerçekleşmiş olsaydı bugün nasıl bir durumolurdu?Abartısız söylüyorum Suriye’den daha kötü bir durumda olurdu... Önce ve ilkolarak Cumhurbaşkanımızla bürokratları alıp öldürürler sonra bize sıra gelirdi. Ülkemizidağıtırlardı... Ülkenin ne birliği kalırdı ne de bütünlüğü... Ancak biz Türkiye Cumhuriyetivatandaşı olarak kararlıydık... Ya ölecektik ya da geri dönmeyecektik. Ben bugün olsayine çıkarım. Şunu söyleyeyim eminim insanların büyük çoğunluğu hatta o geceçıkmayanlar bile böyle düşünüyordur. O gece belki 2-3 milyon insan dışardaydık.Ancak böyle bir şey olursa bu kez en az 50 milyon insan çıkar. Çünkü artık herkes herşeyi anladı. Ben bu sakat bacağımla çoluk-çocuğumu hiç düşünmeden sekerek de olsayine çıkarım. Şehit olan arkadaşlarımıza Allah cennetini nasip eyledi, bize de gaziliği.- 69 -KastamonuGazileriEMİN OĞUZ AYANOĞLUEmin Oğuz Ayanoğlu hain darbe girişiminde gaziolurken, ağabeyi Onur Ayanoğlu ise şehit olmuştu...HAİNLER BU MİLLETİNİMAN GÜCÜNÜ VEALLAH’IN KUDRETİNİHİÇ HESAP ETMEDİ- 70 -Emin Oğuz Ayanoğlu, hain darbe girişimini değerlendirirken “Ayağa Emin Oğuz Ayanoğlu, “Bu milleti kimse diz çöktüremez, 15 Temmuz’da bunu bir kez daha bütün dünyaya gösterdik. Çünkü ümmetin umudu Türkiye-’dir.” Bir memleket düşünün, o memlekette bir ailenin iki evladı da vatan içinmeydanlara çıkıyor, hain darbeye karşı direniyor... Gecenin sonunda kardeşlerinbirisi şehit diğeri gazi oluyor...Evet Emin Oğuz Ayanoğlu ve abisi Onur Ayanoğlu’nun öyküsü bu.Emin Oğuz Ayanoğlu 15 Temmuz hain darbe girişiminin olduğu gece gaziolurken, kendisinden 1 yaş büyük ağabeyinin şehadetine giden yola birlikteçıktılar. Darbe girişimini iş çıkışı arkadaşlarıyla birlikte öğrenen Emin OğuzAyanoğlu hiç tereddütsüz yine arkadaşlarıyla çıktığı meydanlarda ağabeyi ileaynı ortak tutku için... Vatan aşkı için meydanlarda buluşuyor... İkisi de birbirinikollamak, kol-kanat germek istedi o gece. Ancak Emin Oğuz “Öne atılmayı,yardım etmeyi, kendini feda etmeyi seven” bir insan olarak tarif ettiği ağabeyiOnur’un karakterine büründü o gece... O anları “Köprüde vurulan insanları gördükçe sanki birisi beni ileri itiyor, gitmem gerektiğini söylüyordu... Kendimikaybetmiştim...” sözleriyle tarif ediyor... Yaralandığında onu hastaneye götürmeden önce yatırdıkları yerde yanına yatıracakları bir diğer yaralının çok sevdiğievet canından bile çok sevdiği Onur ağabeyinin olduğunu bilmeden darbecilerlemücadele ediyordu... Ancak içindeki o korku, o kuşku hiç bırakmıyordu onu.Ağabeyinin atılganlığı, cesareti onu onlardan koparacaktı...Yan yana yatan iki kardeş... Birisi şehadete yürürken, diğeri “Kardeşimikurtarın” diye feryat ediyordu... Oysa onun durumu da çok ağırdı... Hatta kendinden geçene kadar yine aynı cümleler çıkıyordu ağzından... “Ağabeyimin durumu ağır, onu kurtarın”Bu nasıl bir sevgiydi, bu nasıl bir bağlılıktı... Tıpkı vatana olan sevgi, vatanaolan bağlılık gibi... O gece çok sevdiği ağabeyi ve vatanına öylesine sıkı hattasımsıkı sarılmıştı ki Emin Oğuz Ayanoğlu... Ancak ne var ki ağabeyi adetakollarının arasından kayıp giderken, vatanına sımsıkı sarılmıştı... Ve ağabeyininşehadetini öğrendiği an dünyayı yıkacakmış hissine kapılmasına rağmen Allah’ınverdiği sabırla “Vatan sağ olsun” sözleri dökülüverdi ağzından... Evet... Birmemleket düşünün... Nice savaşlara, nice hain darbelere direndi onun yağız vatanevlatları. Onur ve Emin Oğuz Ayanoğlu da o vatan evlatlarından sadece ikisiydi...Kardeş olan ikisiydi... Birisi şehadetle, diğeri gazilikle şereflendi bu vatantoprakları için... Vatan sağ olsun... Vatan evlatları sağ olsun...Ez cümle... Emin Oğuz Ayanoğlu, hain darbe girişimini değerlendirirken“Ayağa kalkmaya çalışan bir Türkiye olduğunun herkes farkında. Eğer o haingirişim gerçekleşmiş olsaydı bir daha ayağa kalkmayalım diye bulunduğumuzdurumdan daha beter ederlerdi bizi. Ama onlar bu imanlı milleti ve Allah’ın kudretini hiç hesap etmedi. Allah’a şükürler olsun ki, yine galip geldik. Bu milletikolay kolay diz çöktüremeyeceklerini, Türkiye’nin eskisi gibi olmadığını bu milletonlara bir kez daha gösterdi. Çünkü ümmetin umudu Türkiye’dir. “ sözleri deyaşananların en güzel açıklaması...- 71 -Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?Ben 24 Aralık 1990 İstanbul doğumluyum ancak aslen Kastamonu Cideliyim. Ailemben doğmadan önce İstanbul’a geldi ve burada kendimize bir hayat kurduk. 3 kardeşiz.Devletimizin 15 Temmuz gaziliğinden ötürü bize tanımış olduğu hak sonrasında İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı’nda çalışmaya başladım. Daha öncesinde ise özel sektörde çalışıyordum. Evliyim ve bir kızım var.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz?O akşam işten çıktık eve gitmekteydik. Metrobüse gittiğimizde metrobüslerin çalış-madığını söylediler. Biz de niye çalışmadığını sorunca oradaki görevliler ‘teknik birarıza’ var şeklinde bir cevap verdi bize. Ondan sonra otobüsle Üsküdar’dan yolumuzuuzatıp eve gitmeye çalıştık. Yolda giderken tabi birtakım haberler aldık. Haberdeaskerlerin köprüyü kapattığını duyduk. Ondan sonra da sürekli haberleri takip etmeyebaşladık. İlk başta bir terör olayı olduğunu düşünmüştük. Bu esnada da eve doğrugitmeye devam ediyorduk. Sonunda mahalleye geldik. Mahalleye geldiğimizde markettehaberleri takip etmeye devam ettik. O esnada Genel Kurmay Başkanı’nın hainlertarafından alındığını duyduk. O zaman kendi kendimize ‘darbe yapılıyor’ dedik. Kendiaramızda ‘bir şeyler yapalım’ diye fikir alış-verişinde bulunduk. Dönemin başbakanıBinali Yıldırım'ın yaşananları ‘kalkışma’ olarak nitelemesinden sonra durumun ciddiyetinidaha iyi anladık ve mahalleden arkadaşlarla Kısıklı'ya gitmeye karar verdik. Çünkü biz- 72 -hemen Cumhurbaşkanı’nın mahallesinde oturuyorduk.Ortalık karışık olduğu için babam da sürekli bizi ‘eve gelin’ diye arıyordu . O esnadabiz mahalledeydik ve arkadaşlarla istişare yapıyorduk. Arkadaşlarla istişarede sonuncuCumhurbaşkanımızın evinin önüne gitmeye karar verince benden 1 yaş büyük olanabim Onur’u arayarak yanımıza çağırdım. Abim vinç operatörü olarak çalışıyordu.Abim de geldikten sonra bize 3-4 dakika mesafede olan Cumhurbaşkanımızın evininbulunduğu yere gittik. Kısıklı’ya vardığımızda ne yolda ne de evin önünde kimseyoktu. Sadece özel harekât polisleri ve meydanda da 20-30 kadar insan vardı.Cumhurbaşkanımızın halkı sokağa çağırmasının ardından neler yaşandı?Biz oraya geldik ama Cumhurbaşkanımızdan herhangi bir haberimiz yoktu. Sonrasındaise kalabalık yavaş yavaş artamaya başlamıştı. Saat 00.30 civarlarına gelince Cumhurbaşkanımız halkı meydanlara çağırınca inanılmaz bir kalabalık olmaya başladı. İnsanlaraçıklamayı coşkuyla karşıladı ve adeta sokaklara akın etti. O sırada Onur da babamlakonuşup şarj aleti istedi. Çünkü telefonlarımızın şarjı bitmek üzereydi. Babam da şarjaletini getirdi ve Onur onu babamdan aldı. Onur orada babama sarıldı. Babamlagörüştüğü en son yer orasıydı. Sonra da benim yanıma geldi. Bulunduğumuz yerdebunlar yaşanırken köprüden kötü haberler gelmeye başlamıştı. Herkes ‘köprüye gidelim’dedi ve köprüye gitmeye karar verdik. Ardından ben de “Köprüye gidelim” diyeOnur’u aradım. Ama o bize haber vermeden gitmişti oraya. Onur, öne atılmayı sevenbir insandı. Yolda defalarca onu aradım. Çünkü tanıyordum abimi. İnsanlara yardımetmeyi, öne atılmayı severdi. Ben de telaşlanmaya ve Köprüye doğru hızlanmayabaşladım. Amacım Onur’u gözetimim altına alıp, koruyup kollamaktı. O benim bir yaşbüyüğümdü ama daha çok ben ona ağabeylik yapardım. Çünkü, çok iyi niyetliydi. Tamköprü yoluna girdiğimizde benim telefonumu açtı. Telefonu açınca ona bağırdım,‘neredesin, merak ettim…’ diye. O da telefonda bu sözlerim üzerine epey sitem ettibana. ‘Meşgul etme beni, burada insanlar ölüyor onlara yardım ediyorum’ dedi vetelefonu kapattı.Sonrasında neler yaşandı, ne yaptınız?Ben bunları duyunca iyice panikledim ve onun olduğu yere gitmeye çalıştım. Çünkütanıyordum kardeşimi, ‘kendini vurdurur’ dedim. Yanımdaki arkadaşları bırakıp koşarakKöprüye doğru gitmeye başladım Onur’u bulmak istiyordum. Köprünün oraya geldiğimdekansızlar sürekli ateş ediyordu. Şu anki Şehitler Anıtı’nın olduğu yerin oradaki yoldaOnur ile birbirimizi bulduk. Onur’un üstü başı kan içindeydi. ‘Ne oldu, iyi misin, birşeyin var mı?’ diye sordum. O da ‘İyiyim, bir şeyim yok insanları vurdular’ dedi. Sonratam konuşurken, kansızlar yine ateş etmeye başladı. Hemen yanımızdaki arabanınyanına doğru siper aldık. İşin enteresan yanı ise ben oraya Onur’u gözetim altına almakiçin gitmiştim ama oraya gittiğimde işler tamamen değişti. Kendimi kaybettim orada.Sanki arkadan bir kuvvet beni itiyordu. Kalabalığın içinde de biri çıkıp tekbir getirdi veinsanları etrafında toplamaya çalıştı. ‘Hep beraber gidelim, bunların ne kadar mermisivar…’ deyip insanları toplamaya çalışıyordu. Ben o adamın bağırışını görünce oradakendimi kaybetmeye başladım, kendi irademle hareket etmedim. ‘Siz de gidin, siz degidin…’ der gibiydi biri. Ben de Onur’a ‘gel gedelim, beraber hareket edelim’ dedim.Onur da ‘ateş ediyorlar’ dedi, ben de ‘olsun, gel beraber gidelim, katılalım onlara’- 73 -- 74 -deyince Onur da ‘tamam’ dedi.Kalabalığa katıldıktan sonrası nasıl gelişti?Biz yolun kenarındaydık ve ortaya doğru kalabalığa katılmaya başladık. Ardındanda hep beraber bu karsızların üzerine doğru kalabalık bir şekilde yürümeye başladık.(Eskiden gişelerin olduğu yere doğru ilerlemeye başladık) Gişelerin altında ise, ‘teslimolun, hainlik yapmayın…’ diye bağırıyorduk o kansızlara. O sırada vatandaşın biri tekbaşına ellerini kaldırmış bir şekilde bu hainlerin üzerine yürümeye başladı. Vatandaşınkızı da bizim yanımızdaydı. Kız babasının yürüdüğünü görünce feryat etmeye başladı,birkaç defa peşinden gitmeye çalıştı. Onur kızı çekip, 'Bacım yapma, vururlar seni'diyerek engel oldu. O esnada kızın babasını vurdular ve adam bir anda yere yığıldı. Kızbu durumu görünce kendini kaybetti ve tekrar gitmek istediğinde Onur onu kenaraçekerek, 'Bacım sen dur burada. Biz babanı alacağız' dedi. Ben de o sırada olan-bitenivideoya çekiyordum. Bir baktım Onur yaralıyı almaya gidiyor. Ben de telefonu kapatıparkasından koştum. Yaralıya yaklaştığımızda o hainler de tam karşımızdaydı. Yaralıyıalmaya giderken o hainler bizi taramaya başladılar. Yaralıların alınmasına ve taşınmasınada izin vermiyorlar, ateş açıyorlardı. Onlar o kadar hain, o kadar alçaklar, şerefsizlerdiki...Sizin yaralanmanız da o esnada mı oldu?Zaten o ateş gelince ben ne yapacağımı şaşırdım. O anki refleksle bir anda yereuzanmak, siper almak istedim. Bu esnada kurşun sol kalçamdan girdi ve kasığımdançıktı. Kurşunu yiyince1-2 metre fırlattı beni. Ben neye uğradığımı şaşırdım vevurulduğumu bile anlamamıştım. Ayağa kalktım, kendimi kenara çekmek istedim. Sonrasında baktığımda sol kasığımdan kan boşalıyordu. Olayın şoku ile vurulduğumunfarkında bile değildim. 5-6 dakika boyunca ateşe devam ettiler, o esnada da çok kişivuruldu. Ben vurulmadan önce Onur ile göz teması yaptık ama sonrasında kaybettimkendisini. Sonrasında gişelerin altına doğru sürüne sürüne kendimi çekmeye çalıştım.Gişelerin altına gelince vatandaşlar bana yardım etmeye çalıştı. O esnada ateş hala daha- 75 -devam ediyordu. Ateş kesilince vatandaşlar beni arabaların olduğu yere taşımayaçalıştı. Orada bulunanlar yaralıları çok hızlı bir şekildehastaneye götürüyorlardı.Beni de oraya getirip, yerebıraktılar. Aradan 10-15 saniye geçmişti ki önüme sırtüstü Onur’u bıraktılar. Hareketsiz bir şekilde yerdeyatıyordu, boynundan vurulmuştu. O anda kendimikaybettim, feryat ettim, ‘kardeşim ölüyor, yardım edin…’ diye. Sonra sağ olsunlarOnur’u arabaya taşıdılar, birarabanın arka koltuğuna koydular. Ben de sürüne sürünekendimi ön koltuğa attım.Bizimle birlikte sonradanadını öğrendiğim ve tanış-tığım Metin abi de aynı araç-la hastaneye geldi. Hastaneye giderken Onur'un yanındaki Metin abiye sağlı-ğıyla ilgili sürekli sorularsordum, o da beni teskinedici şeyler söyledi. Ben deOnur’u görmek için arkayadönemiyordum, kan kaybediyordum ve nabzım da düşüyordu. Hastaneye geldiğimizde‘kardeşim ölüyor, yardım edin, sedye getirin…” diye bağırıyordum. Ardından ben deyardım etmek istedim. Sağ ayağımı atınca olduğum gibi yere düştüm. Çok kankaybetmiştim. Acilde bana hemen müdahaleye başladılar. Hemşirelere 'ben iyiyimlütfen kardeşime yardım edin…' diyordum. Çünkü hastaneye geldiğinde nabzı yoktu.Şehit olmuştu Onur… Sonrasında Onur’u bir sedyeye, beni bir sedyeye aldılar... Onur’uen son gördüğüm yer orasıydı.Gerçekten inanılmaz şeyler yaşadınız... Sonrası... Sonrasında neler oldu?Sonrasında da beni ameliyata aldılar, durumum çok ağır ve ciddiymiş. ‘Beni bırakın,kardeşime yardım edin’ diye çok bağırmışım. Doktorlar kardeşim için hep, “iyi”diyerek, bana telkinde bulunuyorlardı. Sonra bir doktor geldi, ‘kardeşinin yanından geliyorum. Durumu iyi, ben de seni iyi etmek için geldim’ dedi. Ben de onun sözüneinandım ve biraz daha sakinleştim. Sonrasında tedavi olayım diye ben de saldımkendimi. Durumum ciddi olduğu için beni de apar-topar ameliyata aldılar. Orada da çokbağırdım, ‘kardeşime bakın…’ diye. Orada da ‘kardeşin iyi, sen de iyi olacaksın’dediler bana ve narkozu verince iş bitti tabi. Sabaha karşı 06.00 gibi ameliyattançıkmışım. Narkoza rağmen ilk çıktığımda babama, ‘Onur nasıl?’ diye sormuşum.Babam da “İyi oğlum merak etme sen de iyi olacaksın” demiş. Sonrasında ise odamızayerleştik. Yaram büyük olduğu için kapanmıyordu. Bu nedenle yaram 1 hafta kadar- 76 -açık kaldı ve sürekli pansuman yapıldı. Onur’un şehit olduğunu dakimse söylemiyordu. Gidip görmekistedim, izin vermediler. Kurşun anadamarı 1 milimle sıyırmış, kalça kemiğine de zarar vermişti. Doktorlar,'Ayağı kımıldarsa kemiğin damarınıkesme riski var. Oğuz’u da kaybedebilirsiniz. O yüzden söylemeyin'demişler. Tepki vermemem için dekimse Onur’un şehit olduğunu söylememişti bana.Onur’un şehit olduğunu nasılöğrendiniz?Hastanede yattığım ikinci gecebir rüya gördüm. 15 Temmuz’dansonra Onur’un evdeki yatağının üzerinde Türk Bayrağı asılıdır. Rüyamdada yatağı aynı şekilde Türk Bayraklıbir şekilde gördüm. Ben bunu ikincigece gördüm ama Onur’a konduramadım, kimseye de anlatamadım.Hastanede kaldığım süre içinde dene telefon veriyorlar ne de haber izletiyorlardı bana. 5. gece ise yanımdarefakatçi olarak kalan arkadaş dışarıçıkmıştı. Ben de onun telefonunu alınca mesajlarda ‘Onur’un cenazesi yarın…’ diyemesaj gördüm. Ben mesajı görünce kendimi kaybettim, feryat etmeye başladım. “Bananasıl yalan söylediniz” diye hastaneyi ayağa kaldırdım. Bizim arkadaş da hemenbabamlara haber vermiş. Babamlar da o esnada 15 Temmuz nöbetinde meydanlardaydı.Ben ise önüme gelene sayıp, sövüyordum. Babama da bağırdım, çağırdım sonrasında.Ben o anda yıkılmışım ve doktorlar gelmiş… Bir sakinleştirici yaptılar yetmedi, 1 tanedaha yaptılar yine sakinleşmedim, sonrasında uyku ilacı verdiler ve o şekilde uyuttularbeni. Sonra sabah kalktığımda hepsi yanımdaydı, ‘vatan sağ olsun’ dedim. Bir günöncesi ve bir gün sonrasında yaşadıklarım… Allah onun hidayetini veriyor bir şekilde.Ben o gün 1 milim ile hayatta kalmış bir insanım. Allah bize nasip etmedi şehadeti.O geceye dair başka neler hatırlıyorsunuz?Onur’un vefatını öğrendikten sonra 33 gün hastanede yattım. Yaramın kapanmasıiçin sürekli vakumlu bir makine ile müdahale yapıyorlardı. O vakum yarayı eme emetoplamaya, kapatmaya çalıştılar. O esnada da vatandaşın biri sosyal medyadan ‘kardeşnumaranı verir misin, acil seninle görüşmem lazım’ diye yazdı bana. Adamın adıMurat’tı. Aradığında, ‘Başın sağ olsun’ dedi, “Eyvallah Allah razı olsun’ dedim vesonrasında ‘Ben abin vurulduğunda yanında olan kişiyim’ dedi. Daha sonra da oradaolanları anlatmaya başladı. ‘Abin vurulduğunda benim yanıma düştü. Durumu çokağırdı, boynundan yara aldığı için can çekişiyordu. Sonra ölüm anında abine kelime-işehadet getirtmeye çalıştım. Dediklerimi abine tekrar ettirmeye çalıştım. Ancak abindilini oynatıyordu fakat gücü yetmiyordu. Sonra ellerimi gökyüzüne açtım. ‘Allah’ımben bu kulunun şehadetine şahidim, sen de şahit ol yarabbi’ dedim. Tam o sırada abinin- 77 -kafasının oynadığını gördüm, benim dediğimi onaylar gibiydi” diyerek yaşadıklarınıanlattı. Ondan sonra da ‘Allah’ın izni ile abinin şehitliğine şahidim onun için, için rahatolsun’ dedi. Ben de ‘vatan sağ olsun’ dedim ve kapattık telefonu.Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı size göre ülkemizde şu anda nasıl birdurum olurdu?Biz bu süreçte çok şeyler gördük. Devletimizin organizasyonları ile çok da programlaryaptık. Türkiye’nin hemen hemen her yerine gittim. Hatta yurt dışında gittik ve 6 ülkegezdik… Bu hain girişim başarılı olsaydı Suriye’den farksız olurduk. Şu unutulmasınki, tüm ümmetin umudu Türkiye’dir. O yüzdün dört koldan bizi sıkıştırıp üzerimize saldırıyorlar. Zaten darbe başarılı olsaydı yüzde 99 bizim de gelip kafamıza sıkarlardı.- 78 -Sokağa çıkanların hepsini cezalandırırlardı. Suriye’den bin beter olurduk. Çünkü ayağakalkmaya çalışan bir Türkiye olduğunun hepsi farkında. Bir daha ayağa kalkmayalımdiye bulunduğumuz durumdan daha beter ederlerdi bizi. Ama onlar bu imanlı milleti veAllah’ın kudretini hiç hesap etmedi. Allah’a şükürler olsun ki, yine galip geldik. Bumilleti kolay kolay diz çöktüremeyeceklerini, Türkiye’nin eskisi gibi olmadığını bumillet onlara bir kez daha gösterdi.Toplumun bütün kesimleriyle o gece sokakta olması size neler hissettirdi?Kısaca o gece bize kim olduğumuzu yeniden hatırlattı. O gece; Türkü, Kürdü,Çerkezi ve Lazı ortak paydada toplayan bir gece oldu. Birlikte hareket edersek neleribaşaracağımızı gördük. Bunları unutmuştuk, unutturulmuştu. Ancak yine hatırladık vehatırlattık.Son olarak bize biraz Onur’u da anlatır mısınız?Onur, özellikle bu hainleri hiç sevmezdi. Cumhurbaşkanı açıklama yaptıktan sonraOnur'u kimse tutamazdı. Çünkü Onur Cumhurbaşkanımızı çok seviyordu. Şehadetibize çok büyük bir gurur yaşattı. Hani hep söylüyoruz ya 'bayrağımızda hep şehitlerimizinkanı var' diye. Elhamdülillah o bayrakta benim de kardeşimin kanı var. Ben de gazioldum çok şükür. Şehadete de beraber yürüdük ama şehitlik kardeşime, gazilik bananasip oldu. Onur'un yokluğunu, acısını çok hissettik. Yokluğunu ciddi anlamda hissettikama çok şükür ki Rabbim bunun sabrını da verdi. Hiçbir şekilde isyan etmedik.Yaptığımız şeylerden en ufak bir pişmanlığımız yok. Yine olsun, yine çıkar, vatan için,bu millet için, bu bayrak için canımızı seve seve feda ederiz. Bir Onur, bir Oğuz değilbinlerimiz feda olsun bu vatana.- 79 -KastamonuGazileriEMRE DEMİRBAŞEmre Demirbaş o dönem henüz 16 yaşında olmasınarağmen hiç gözünü kırpmadan meydanlara çıkmıştı.BİZ NE OLDUĞUNUANLAMAYAÇALIŞIRKEN HAİNLERÖLDÜRMEK İÇİNSIKIYORDU- 80 -Öncelikle bize kendinizi tanıtırmısınız?Ben 1 Temmuz 2000 yılında İstanbul Fatih’te dünyaya geldim. İkikardeşiz, ben evin büyük çocuğuyum.İlk ve ortaokulu İstanbul Gültepe’deokudum. Liseyi de İstanbul’da tamamladım. Açıköğretim FakültesiMakine Bölümü mezunuyum. Ailemleyaşıyorum.Kastamonu Taşköprülüyüz. Ailemle İstanbul’dan tekrar memleketedöndük.Hain darbe girişimini nasıl öğ-rendiniz, sonrasında ne yaptınız?Biz o dönem Gültepe’de oturuyorduk. O saatlerde babam işteydiannem de ablamlardaydı. Darbedenönce Akmerkez’de garsonluk yapı-yordum. O günü saçımı kestirmiştim.Rahmetli öz abim gibi sevdiğim birisinigörmüştüm. Onu gördüğümde elindemum vardı. “Mehmet Ali abi nereye”diye sordum ona.15-16 yaşındayım.“Darbe var ben gidiyorum Kâğıthane’nin oraya” diye cevap verdi. “Bende geleceğim” dedim, ona ve beraberKâğıthane’ye kadar indik. KarakolunEmre Demirbaş, henüz 16 yaşındaydı darbe girişimi gerçekleştiğinde. O, aynı mahallede yaşadığı ve kendisinden yaşça büyük olan Mehmet Ali isimli bir ağabeyi ile gözünü kırpmadanmeydanlara inmişti. Kalabalığa karıştığında ise hayatının o dönemekadar olan bölümünde belki hiç aklının ucuna dahi gelmeyecek şeyleryaşamaya başlamıştı. Hainlerin direkt olarak insanların üzerine silahsıktığını gördüğünde ise kendisinin de bir an ölümle burun burunageldiğini düşünmüştü. Oysa Emre Demirbaş daha çocukluk çağındandaha yeni çıkacağı yaşlardaydı… Bir ülke düşünün çocukları, gençleriböylesine bir yüzyılda kendi geleceğini kurmanın hayalleri peşinde değil,darbe girişimlerinin içinde buluyor kendisini…Yaşadığı o sahneler bugün bile hala gözünün önünden gitmiyor… Heleki hastanede gördüğü o yaralılar… “Ben kalçamdan vurulmuştum ancakoraya gelenlerin halini gördükçe ‘Ben iyiyim’ diyebilen bir genç EmreDemirbaş…- 81 -önüne geldiğimizde oradafazla polis yoktu. Biz deonlarla orada kaldık. İnsanlar çoğalınca MehmetAli abi “Ben 1.Köprüyegideceğim” dedi. “Bende geleceğim” dediğimdeise “Ben seni götürmem”dedi. “Abi ben seni bırakamam, bu yola beraberçıktık sabahtan beri beraberiz” dedim ve ısrarettim. Öyle söyleyince de“Tamam” dedi. Bünyaminisimli bir abi bizi arabaylabıraktı. O abimiz zaman28 yaşındaydı. Gittiğimizyerde tellerden atladığı-mızda kalabalığın ileriyedoğru gittiğini görünceonlara katıldık. Onlarlabirlikte ilerlemeye başladık. Biz çok ileriye gidince darbeci askerlerinorada olduğunu gördük.Erler yere yatmıştı. Rütbeli olan birisi öndeydigeride de askerler yereyatmıştı. Rütbeli erlerekomut veriyordu. Biz detopluluğun yanına indik.Adamlar baktık karşımızda silahlı. Bir süre onlarlasıcak temas yaşadık. Polisler bile gelemedi oldu-ğumuz yere. Tankı bizedoğru çevirdiler. Oradaepey beklemiştik. Ateş etseler kendileri de denize doğru aşağıya uçacaktı. Biz o ankipsikoloji ile önlerine doğru geçince ondan sonra bizi ön tarafa aldılar ve ateş etmeyebaşladılar. Mehmet Ali abimle biz öndeydik, bana “Geri çekil” dedi. Çapraza çekildimrütbelilerden birisi bana tek attı ve o atışla beni indirdi. Birinci köprünün ayağınınaltında vurulmuştum.Mermi sol kalçamdan girdi çıktı, kalçamı parçalamasa bacağımı keseceklerdi.(Halen daha üç ayak parmağımın olduğu yer işlev görmüyor zaman zaman da uyuşuyor.Şimdi fizik tedavi ile daha iyi oldum.)Mehmet Ali abim öylesine mücadele ediyordu ki bir an bile bırakmıyordu orayı….Hatta “Milletin anası bacısı var nasıl bırakayım burayı” diyordu. Ben yaralandıktansonra kan kaybından öleceğimi düşündüm. Okan abi tek koluyla tuttuğu gibi benimotorla ambulansa götürdü beni. Bacağım koptu zannettim bilincimi kaybettim. Bizimolduğumuz tarafta ambulansı sokmuyorlardı arabaların arasından beni ileriye götürüp- 82 -ambulansa koydu ve Şişli Etfal Hastanesi’ne kadar götürdü. Sabah saat 06.00’da bir arkadaşın babasını aradım ve hastaneye gelerek aldı beni. Hastanedeki o ortamı ise hiçunutamıyorum. Yüzlerce yaralı geliyordu… Gelenlerin bazılarından benim yaram o anbelki hafif kalıyordu onları gördükçe.Mehmet Ali abim o gece şehit olmuştu. Okan abi de bizimle aynı semtte yaşıyordu.O da birkaç yıl sonra bir motor kazasında hayatını kaybetmişti.Eklemek istediğiniz başka şeyler var mı?Biz Mehmet Ali abiyle oraya giderken hiç böyle bir şey düşünmemiştik aslında.Köprüye doğru giderken “Yavaş yavaş ilerleyelim yanlarına gideriz” diye düşünmüştük.Ancak onlar sadece öldürmeye gelmişti… O gece gördüklerim, yaşadıklarım, şahit olduklarım… Özellikle masum halkın üzerine gözü kapalı ateş edenlerin caniden farkıyoktu. Bütün mermilerini öldürmek için sıkıyorlardı…- 83 -KastamonuGazileriENDER DEMİRTAŞEnder Demirtaş 15 Temmuz gecesi Çengelköy’de yaralananilk isimlerden. O “Devlet-millet aşkı için meydanlara indim”sözleriyle Türk halkının devlet ve millet sevgisinin kelimelerletarif edilemeyeceğini anlattı.BİZDEKİ VATANAŞKI SIRTIMIZIYERE GETİRMEZ- 84 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben, 4 çocuklu bir ailenin 3. çocuğu olarak dünyana geldim. 2 kız, 2 erkek kardeşiz.47 yaşındayım, evliyim ve 20 yaşında bir oğlum, 10 yaşında da bir kızım var. Doğmabüyüme İstanbul Çengelköylüyüm ama aslen Kastamonu Cideliyim. 15 Temmuz’dakihain kalkışma öncesinde gümrük komisyoncusu olarak çalışıyordum. 15 Temmuz’unardından ise bir süre daha tedavim ile geçti. Daha sonra da 1 yıl daha aynı işime devamettim. Ardından da devletin bize memurluk hakkı tanımasının ardından DevletHastanesi’nde çalışmaya başladım.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz?Hain kalkışma gecesinde Çengelköy’de bir abimizin bahçesinde oturuyorduk. Televizyondan altyazı geçmeye başladı. “Köprü kapatıldı, köprüde askerler var…” diye.Bu haberleri görünce Çengelköy Meydanı’na indim. Biz Devlet, millet aşkı içinmeydanlara çıktık o gece.Gittiğiniz yerde nelerle karşılaştınız?Çengelköy Meydanı’nda çok büyük kalabalık vardı. İnsanlar sokaklardaydı ve neolduğunu öğrenmeye çalışıyorlardı. O sırada Kuleli Askeri Lisesi’nden geldiklerinisöyleyen 2 subay bize yaklaştı, ellerinde de otomatik silahlar vardı. Şu anki karakolmeydanının oraya gelip, insanlara bir darbe olacağını ve herkesin evlerine gitmesigerektiğini söylediler. Kalabalık içinden insanlar, “Böyle bir şey olamaz, yapamazsınız”yönünde tepki gösterince itiş-kalkış oldu. Daha sonra ortam kalabalıklaşınca subaylarhavaya ateş açıp araçla geri kaçtılar. Biz de arkadaşlarla beraber karakolun yakınınaEnder Demirtaş, o gece televizyon ekranlarından öğrendiği hain darbe girişiminin önünde durmak için hiç düşünmeden meydan lara indi. Çengelköy’e gidip kendi mahallesinden insanların-çoğunlukta olduğu o alanda önce ne olduğunu anlamaya çalıştı.Ardından askerlerin bulundukları yere geldiği haberini alır almaz o daonların bulunduğu Askeri Lisesi’ne doğru yürümeye başladı... Vurulmayıgöze alarak ilerlerken askerlerle arasında kalan kısa mesafedeyaşananları ise dün gibi hatırlıyor Ender Demirtaş. Askerlere “Kışlanızadönün” çağrısını yaparken onların sorgusuz-sualsiz ateş açması ile ilkyaralanan kişi oldu Demirtaş. O hainlerin sokak aralarında insanlarıyine aynı şekilde ateş açarak vurmasını ise “O gece hainlerin sokakaralarında insanları vurduklarını, sorgusuz, sualsiz ateş edildiğini gördük. Nasıl bir hırs yapılmışsa ellerini kaldıran insanlara ateş ettiklerinigördük. İçlerinde keskin nişancılar bile vardı. Karşılarındaki insanlarınhepsi silahsızdı. Devletin onlara verdiği silah ve üniforma ile insanlarasaldırdılar. Ama rabbimiz izin vermedi onlara, oyunları tersine döndü”sözleriyle özetliyor. Ender Demirtaş, hainlerin Türk insanının ne kadarsağlam temeller üzerinde kurulu olduğunu unuttuğunu ifade ederek,“Türk insanı, devletini, milletini seven, esir olmayacak tek millettir” diyerek de o gece hainlere karşı duruşu ve geçit verilmemesinin en önemlinedenini anlatıyor.- 85 -doğru bir barikat kurmamız gerektiğini düşündükve elimize ne geldiysebarikat yapmaya başladık.Kilise yoluna doğru barikat kuruldu. Ondan sonra herkesi burada tutmamız gerektiğini, burayıteslim etmememiz gerektiğini söyledik birbirimize.Zaman geçtikçe de dahaçok insan toplanmayabaşlamıştı. Daha sonraKuleli Askeri Lisesi’ndenbirkaç çocuk, ‘silahlı askerler buraya geliyor’ diyehem bağırıyor hem de ko-şarak bize doğru geliyordu. Ben ise Askeri Lisesi’ne doğru yürümeyebaşladım. Birkaç arkada-şım daha vardı yanımda.Arkamdan da ‘gitme…’diye bağırıyorlardı. Amaben gitmek istediğim içingittim ve Çengelköy’ünçıkışındaki petrol istasyonunun oraya kadar ilerledim. O esnada karşıdan3 tane silahlı subay geliyordu. Aramızda mesafeise yaklaşık 60 metre idi.Ellerimi havaya kaldırıpbağırmaya başladım, ‘buraya gelmeyin, kışlanızadönün’ diye seslendimonlara. Ancak onlar yü-rümeye devam ettiler. Bende tekrar ‘gidin buradan’diye bağırdım. O sırada içlerinden biri yere yatıp, nişan alarak ateş etmeye başladı.Sonrası nasıl gelişti, o esnada mı yaralandınız?Ateş ettikleri anda da aramızdaki mesafe yaklaşık 50 metreydi. O anda bir kurşunayağıma geldi ve yere düştüm. Kurşun, ayağımın altından girip üstünden çıkmıştı. Yeredüşünce bir arabanın arkasına saklandım. İnsanlar da geri geri kaçmaya başlayınca bende bir binanın girişine sığındım. O sırada hainler ise ateşe devam ediyordu. Sonra birara durunca karşı köşeden bir vatandaş gelip beni aldı bulunduğum yerden. O esnadatekrar ateşe başlayınca ben elimdeki telefonu düşürmüştüm. Telefonu da alamadanarkadaşlar beni hemen kucakladılar ve bir araba bulup beni arabaya koydular. O esnadahainler de kalabalığın üzerine doğru geliyordu. Ben ise arkadaşların arabasıyla Çengelköy’deki özel bir hastanenin acil servisine getirildim ve acil servise girdikten sonra- 86 -müdahale etmeye başladılar. O hain kalkışma gecesinde Çengelköy’de vurulan ilk kişide bendim. Benim acil servise gelmemden 10 dakika sonra ise çok sayıda insangelmeye başladı hastaneye. Gelenlerin hepsi tanıdıklarımdı ve içlerinde rahmetli olanarkadaşlarım da vardı. Sonrasında ise beni devlet hastanesine yönlendirdiler ve ÜmraniyeDevlet Hastanesi’ne getirdiler. Çünkü orada büyük bir can pazarı yaşanıyordu. ÜmraniyeDevlet Hastanesi’nde müdahale edildi bana. Daha sonra sabaha karşı eve götürdülerbeni ve tedavim de 3-4 ay kadar sürdü.O geceye dair başka neler hatırlıyorsunuz?O gece telefonumu da düşürdüğüm için uzun süre çocuklarımla ve eşimle görüşememiştim. Benden uzun zaman haber alamadılar. Vurulduğum anda ise yanıma kardeşimSabri gelmişti. Sabri, yanıma gelir gelmez, ‘abi seni götürsünler biz burada kalmak zorundayız’ dedi ve orada kaldı. O gece hainlerin sokak aralarında insanları vurduklarını,sorgusuz, sualsiz ateş edildiğini gördük. Nasıl bir hırs yapılmışsa ellerini kaldıraninsanlara ateş ettiklerini gördük. İçlerinde keskin nişancılar bile vardı. Karşılarındakiinsanların hepsi silahsızdı. Devletin onlara verdiği silah ve üniforma ile insanlarasaldırdılar. Ama rabbimiz izin vermedi onlara, oyunları tersine döndü.Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı size göre şu anda nasıl bir durum olurdu?Hain girişimin başarılı olma imkânı yoktu ama başarılı olmuş olsaydı şu an enazından 10 milyon insan yoktu. Özellikle de o gece sokakta olanlar. Ancak Allah fırsatvermedi o hainlere.Toplumun bütün kesimlerinden insanın o gece meydanlarda olması size ne hissettirdi?Türk milleti her zaman sağlamdır. Devletini, milletini seven, esir olmayacak tekmillettir. Türk halkının devlet ve millet sevgisi kelimelerle tarif edilmez. Bu sevgi debizim sırtımızı yere getirmez, getirmeyecek. Çünkü o akşam insanların çıplak elleriylesilahlı ellere müdahale ettiğini gördük. İşte bunun bir açıklaması olamaz. Bu milletinsevgisi bambaşka bir şeydir. Bu da hiçbir millette yoktur.- 87 -KastamonuGazileriERDEM ARMANErdem Arman hain darbe girişiminin hem dış güçlerin hemde içerideki düşmanların işbirliği ile gerçekleştirildiğiniifade etti.SÖZ KONUSUVATAN OLUNCAARKAMIZA DAHİBAKMAYIZ- 88 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1975 yılında İstanbul Beykoz’da dünyaya geldim. Ancak Kastamonu Cideliyim.Ailemiz çok eskiden İstanbul’a göç ettiği için burada dünyaya geldik. 4 kardeşiz benevin 3. çocuğuyum. İlk ve orta okulu İstanbul Beykoz’da okuduktan sonra Üsküdarİmam Hatip Lisesi’ni bitirdim. Dışarıdan da Açık Öğretim’de İşletme Bölümünüokuyup mezun. Evliyim 3 çocuğum var. En büyüğü 21 en küçüğü 8 yaşında.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz?O gece evde oturuyorduk. Televizyon ekranlarında haber programlarından kalkışmaolduğunu öğrendik. Duyar duymaz sokağa çıktık. Evde ailemizle hiçbir diyalog olmadıdesem yanlış olmaz. Sokağa çıkınca mahallede de arkadaşlar toplanmıştı. “Ne yapalım,ne edelim” diye düşünmeye başladık. Arkadaşlardan bir tanesi “Köprüler kapandığıiçin Kavacık’a çıkalım” dedi. Biz de oraya doğru yürümeye başladık. 10-15 kişi ikenaşağıya doğru yürürken bayağı bir kalabalıklaşmıştık. En az 150 kişilik bir kalabalık olmuştuk. Slogan atarak yürüyorduk. Ancak biz işin ciddiyetinin çok farkında değildik.Yolun yarısına gelmiştik o sırada telefonlar da gelmeye başladı. Hatta bize Beylerbeyi’nde,Çengelköy’de ölenlerin olduğunu söylüyor ve durumun vahametini anlatıyorlardı.“Gelmek istemeyen şimdiden dönsün” şeklinde seslenmeler oldu. Çünkü iş gerçektenciddiydi. Ancak biz askerin kurşun sıkacağını hiç düşünmüyor ve buna ihtimalvermiyorduk. Onca kalabalık içinde hiç geri dönen olduğunu görmedim ki bu çok gururverici bir durum. Kavacık’a çıkmak için aşağıdan bağlanan bir ana yol var orada yolukesmişlerdi. Yol kenarlarında demirlerin arka tarafında çok sayıda asker, yolun ortasındada o yolu kesen iki rütbeli vardı. Biz oraya varırken rütbelilerle münferit birkaç kişi tartışıyordu. Biz kalabalık olarak gelince konuşma ya da diyalog ortamı olmadı direktüzerimize ateş etmeye başladılar. Attıkları mermi de dağılıp parçalanan bir mermi idi.Tek kurşun attığı yerde dağılıyordu. Hatta Barış Girgin arkadaşımız diz kapağındangöbek üstüne kadar birçok saçma vardı. O bayağı ağır yaralanmıştık. Rütbelilerinüzerimize ateş açması sonrası kalabalık komple dağıldı. Çünkü elimizde hiçbir silahErdem Arman hain darbe girişiminin evinde televizyon haberlerinde öğrenir öğrenmez sokağa çıktı. Aslında yaş itibariyle darbe yaşamamış ancak babasından 80 darbesini dinleyerek ne anlamageldiğini çok iyi bilen Erdem Arman, “Eşimle dahi helalleşmeden çıktım”diyerek o gece nasıl bir ruha itesine sahip olduklarını anlattı. Mahalleliolarak Kavacık’a gitmek için 15 kişi çıktıkları yolda ilerlerken sayılarının150’yi bulduğunu söyleyen Erdem Arman, askerlerin yol kenarlarında,rütbelileri ise yolun ortasında gördüklerinde kendilerine ateş edeceklerinihiç ihtimal vermediklerini ifade etti. Erdem Arman, “Rütbelilerin direktüzerimize ateş açması yaşadığımız şokla her birimiz bir tarafa dağıldık.Çünkü direkt üzerimize ateş açılacağına hiç ihtimal vermemiştik.Aramızda, yanı başımızda çok yaralananlar oldu. Ancak o ilk şokunardından mücadeleyi hiç bırakmadık, meydanı hiç terk etmedik” dedi.O gece meydanlarda her görüşten insanın aynı ortak duyguylabulunduğunun da altını çizen Erdem Arman, “Milliyetçilikduygularımızın yoğunluğuyla hiç bir şey düşünmeden biz o meydanlaraçıktık” sözleriyle de gecenin özetini yaptı.- 89 -yoktu. Örneğin Barış arkadaşımız 2-3 adım attıktan sonra “Ben vürudum” diyerek yereyığılmıştı. Onu kaldırdıktan sonra ufacık bir aradan parka doğru attık kendimizi. Ancakonlar hala ateş etmeye devam ediyorlardı. Olayın sıcaklığı ile ben yaralandığımı farketmemiştim. Barış arkadaşımız kadar yaralanmamıştım ama bir şarapnel parçası dabana gelmişti. Dağıldıktan sonra oradakilerin beni uyarması sonrası vurulduğumuöğrendim. Çok ağır bir yaram yoktu. Sabaha kadar dışardaydık. Arkadaşlarımızıhastaneye ziyarete gidince benim yarama da baktırdım. Ve ayakta tedavi edildim. Birçok arkadaşımız adeta hastane hastane dolaştı, büyük ameliyat geçirenler oldu.Sizi o akşam sokağa döken unsur neydi?Yaş olarak darbelerin ülkeye ne kadar zarar verdiğini az-çok biliyoruz. Anlatılanlardanda aklımızda kalmış. Babam 80 darbesinde neler yaşadıklarını hep anlatırdı. “Ekmekalmaya çıkamazdım, askerler bağırıp-çağırıyor, çıkamıyorduk” şeklinde bize anlatıyordu.Darbe demek ülkenin en az 20 sene geri gitmesi demekti. Biz de bunu kabullenmemekiçin sokağı çıktık. Bir de bizde Milliyetçilik duyguları da çok yoğun olduğu içinkayıtsız kalmamız imkansızdı bu duruma.O geceye dair hatırladığınız, eklemek istediğiniz bir şey var mı?O gece evden çıkıp da Kavacık’a giderken yürüdüğümüz yarım saatlik yolu geridönmemiz 3 saati buldu. Çünkü vücutta direncimiz bitmişti. 50 metre yürüyüp durmakzorunda kalıyorduk. O geceki o hali unutmam mümkün değil.Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı şu anda nasıl bir durum olurdu?- 90 -Daha sonradan asıl planları ortaya çıktı zaten. Ülkemizin her sınırından köşe bucakbütün düşmanlar ülkeye girecekti. Zaten bu işin içinde dış güçler de vardı, onların damüdahalesi ile ülkemizde tam bir kaos yaşanacaktı. Ancak biz o gece hainlerin planlarınıbozduk. Yine olsa yine bozarız.Toplumun her kesiminden insanların o gece meydanlarda olması size ne hissettirdi?Oturduğum mahallede ülkenin her bölgesinden insan yaşıyor. Hiç ummadığımızmahalleden insanlar, farklı parti ve görüşteki insanlar da meydanlardaydı. Çünkü onlarda bazı şeyleri çok iyi biliyor. Hatta darbenin bu ülke için ne anlama geldiğini, nasılsonuçlar doğuracağını tahmin ediyorlardı. O yüzden hiç kimse ayrım gözetmeksizin tekbir amaç için, vatanın birliği, dirliği için o gece meydanlardaydı.- 91 -KastamonuGazileriERGİN YAPICIErgin Yapıcı darbe girişiminin olduğu geceelinde bayrağı ile hainlerin karşısına dikildi...Hem yaralılara yardım etti, hem de vurulanakadar mücadele etti...ÇANAKKALERUHUNU BİLENO GECE BAYRAĞIBIRAKAMAZDI- 92 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1 Eylül 1976 yılında İstanbul Eyüpsultan’da dünyaya geldim. Aslen KastamonuBozkurt Merkez Mahallesindeniz. Babam çok eskiden İstanbul’a gelmişti. Annem iseSamsunlu. Ben 1.5 yaşında babamı kaybettim. İki kardeşiz bir ablam var. Annemhayatta. Evliyim ve iki çocuğum var. Ben 15 Temmuz öncesinde tekstil işiyleuğraşıyordum. Osmanbey’de tekstil atölyem vardı. O gece daha dükkanımı yenikurmuştum. Hatta 17-18 Temmuz’da dükkanıma mal koyup çalışmaya başlayacaktım.Ben belki atölyemde çalışmaya fırsat bulamadım. Yaptığım bütün yatırımlarım hebaoldu. Dükkanımı açamadım, bütün elimdeki sermayem her şeyim aldığım borç gitti, odönem senetlerim tefecinin eline kadar gitti. Hatta ben 15 Temmuz’da vurulduktansonra bile beni arayıp “Senedin var ödemen lazım” dediler.Ancak bu vatanıma harcadığım 250 bin lira helali hoş olsun.Bize o geceyi anlatır mısınız, darbe girişimini nasıl öğrendiniz, ne yaptınız?O gece yeni açmış olduğum dükkanımdaydım. Oğlumla yeğenim cuma günü saat20.00-20.30 gibi beni arayıp “Baba Gezi Parkı olayları oluyor, eve gel” demişti. Dışarıçıktım bir sessizlik duydum sonra dükkâna geri döndüm. Son dakika haberlerinebaktığımda köprüdeki tankları gördüm. Tekrar dışarı çıktım. Dışarı çıktığımda saat21.00 olmuştu. Şişli, Osmanbey, Taksim, Nişantaşı gibi insanların yoğun olduğuyerlerde o gece büyük bir sessizlik görünce tuhaf olmuştum. Birilerinin aşağıya doğrubağırarak yürüdüğünü görünce ne olduğunu sordum. Yol bomboştu araba falan da geç-miyordu. Ben de yolda yürüyenlere katıldım ve 15 kişilik bir grup olduk. Elimde sadecebir Türk bayrağı vardı. Çünkü bizim tek bayrağımız var. Aşağıya indiğimizde İstanbulErgin Yapıcı tekstil sektöründe kendi işini kurduğu bir dönemde meydana gelen darbe girişiminden maddi olarak belki de en fazla etkilenen isimlerden. Ancak o her şeyden önce “Vatanın birliği”anlayışından hareket ettiklerini anlattı. Darbe girişimini öğreniröğrenmez en stratejik noktalardan birisi olan TRT binasının önüne gittiklerini söyleyen Ergin Yapıcı burada kendisi yaralanıncaya kadar hemdarbeye karşı durdu hem de yaralananlara yardım etti. İki kezkurşunların teğet geçtiği Ergin Yapıcı üçüncü seferde bacağındanvurulduğunda ise askerlerin tıpkı diğer yaralılara olduğu gibi ona dayardım edilmesini engellemek için ambulanslara dahi ateş ettiğini dilegetirdi. Ergin Yapıcı ülkenin darbelerden çok çektiğini ve gelecek neslinbunları yeniden yaşamaması için de o gece birilerinin mutlaka meydanlarda olması gerektiğini anlattı. Yapıcı, “Tek bayrağımız, tek kitabımızvar. Bizim bütün mücadelemiz onlar için” sözleriyle de önemli bir mesajveriyor. Darbe girişiminin yaşanmasından kısa bir süre önce 15günlüğüne gittiği Çanakkale’de 45 gün kaldığını dile getiren ErginYapıcı, “Çanakkale Şehitliği’ni ziyaretimde o ruhu yeniden yaşadım. Beno dönem o ruhu yeniden yaşamışken, bu vatanı, bu bayrağı nasılbırakabilirdim o gece?” diyerek de o gece meydanlara çıkan pek çokinsanın adeta tercümanı oluyor.- 93 -Harbiye’deki askeri müzenin oradan bir askerin bize bağırmasını duyduk. Asker bize“Gelmeyin, gelmeyin” diye bağırıyordu. Ve on dakika sonra o askerin sesi kesildi. Bukez biz iyice şüphelendik. TRT binasının önüne gitmeye karar verdik. “Taksim tarafı dakapalı” dediler. Biz yolun ortasından gidiyorduk. Sonra TRT binasının önüne giderkenkarşılaştığımız emniyet müdürüne ne olup bittiğini sorduk. Emniyet müdürü bize “TRTbinasında bomba eylemi var” dedi. Bu ifadeye karşı biz de “İyi de tankların köprüde neişi var” diye sorduk. Memurlarla ağız dalaşı yaparken emniyet müdürü “Darbe oluyor”dedi bir anda. O esnada TRT binasına 50-100 metre kala üzerimize silahla ateş edilmeyebaşlandı. TRT binasının önüne bariyerler koymuşlardı, emniyet müdürü de onlarla çatı-şıyordu. Biz de bu sefer gerçekten darbe olduğuna kanaat getirdik. Ben 12 senedirorada çalışıyordum oraya nasıl gidip nasıl içeriye gireriz diye düşünürken TRTbinasından birkaç kişiyi çıkarmaya başladıklarını gördük. Çıkanlara ne olduğunu sorduğumuzda öğrendiğimiz tek şey; Kameraman ve spikerlerin kafasına silah dayayıpcanlı yayına girmesini istemişler. Ancak çalışanlar onlara, “Burası radyo kanalı, canlıyayın yapamayız” demişler. Böyle söyledikleri için de onları bırakmışlar. O esnadapolisle hainler çatışırken mermiler bize doğru gelmeye başlamıştı. Duvara duvarageliyordu mermiler, biz de TRT binasının tam karşısındaki otelin köşesinde bekliyorduk.Ve hatta ilk merminin beni nasıl teğet geçtiğini hiç unutamam. Elimde sigara vardıdumanını çekip kafamı kaldırıp yukarı üflemesem direkt kafamı parçalayacaktı omermi. O anda merminin basıncıyla kendimi yere attım ve bütün dişlerim gitti oesnada. Şu anda da bütün dişlerim takma.O yere kendimi atma esnasında da yüzümden darbe almışım. Sonra orada bulunanabiler beni otelin arasına çektiler. 15-20 dakika orada kaldıktan sonra bir an silah sesleridurmuştu. Biz yine TRT binasının olduğu yere koşarak gitmeye çalıştık. O esnadabirden sol bacağıma kramp girdiğini hissettim. Ansızın eğildiğimde ikinci mermi- 94 -kafamın üzerinden geçti. Direkt öldürmek için atıyorlardı. Oysa sen benim askerimdinve beni kendi silahımla neden öldürmeye çalışıyorsun? Diye düşündüm.İlk mermide sol tarafıma düşmüştüm, ikinci mermide ise sağ tarafıma düşmüştüm.Tekrar otelin arasına geçtik. Yine bir 5-10 dakika dinlenelim dedik ve suç içtik. Oesnada eğilip koşarak gidelim diye konuştuk kendi aramızda. Otelin köşesine çıktığımızgibi hızlıca bir koşmaya başladık ancak mermiler bu sefer üstten değil belden aşağıyagelmeye başladı. Biz koşarken önümüze geliyordu mermiler. Ben en öndeydim sağtarafımda bir abi vardı. Mermi onun göğsüne geliyordu, sağ elimle onu çektim, soltarafımda da iki kişiyi çektiğimde direkt mermi dizimden girip bacağımı parçaladı.Onlara da geliyordu, onları çekmemle direkt alttan doğru vurmaya başladılar. Solayağımı attım, sağ ayağımı atamadım, havada G3 mermisi bacağımı parçaladı geçti.Yarım saat boyunca bacağımdan akan kanlarla orada kaldım.Kimse müdahale edemiyordu. Çünkü ayağımın uçlarına doğru mermi atıyorlardı.Diğerleri koşarak gittikleri için ben orada kalmıştım, kimse yardıma gelemiyordu.Çünkü sürekli ateş edilmeye devam ediliyordu. En sonunda Feriköy emniyet müdürüyerde emekleyerek ve sürünerek yanıma geldi, beni geriye doğru çekti. Bacağımdanfazla kan akmasın diye kemerini bağladı, o sırada vatandaşın biri de gömleğini çıkarıpbacağımı bağladılar. Vurulduktan ve geriye çekildikten sonra ambulans çağırdılar amaambulans gelemiyordu, yaralılar kan kaybından ölsün diye gelen ambulans ve polisaraçlarına sürekli ateş ediliyordu. O esnada tesadüfen sivil bir araç geldi. 15 kişi önünükesti, emniyet müdürü, polisler genç bir arkadaş “Bu vatandaşımız vuruldu onuhastaneye yetiştirin. Ramada Otelin oraya kadar da götürsen yeter” dedi ama çocuk“Ben eve gidiyorum anne-babamevde” dedi. Korkmuştu ancak beni15-20 metre ilerideki ambulanslarınoraya kadar götürüp bıraktı. Veoradaki kabalığın içinde kaldım.Çünkü oradaki insanlar TRT binasının önüne inemiyorlardı, mesafe500 metreydi ve onlar da ilerlemesin diye sürekli ateş ediliyordu.Ambulansa beni bindirirlerken geridönüp baktığımda ellerinde bayraklarla yere düşen insanları gördüm. Ambulans beni Şişli EtfalHastanesine götürdü. Beni vurulmuş halde gören insanlar daha çokaşağıya koşarak inmeye başladılar.Çünkü öfke ve sinir artmıştı. Bacağım iki santim tutuyordu diz kemiğinin üstünden mermi girmişparçalamıştı. Vurulanları, düşenlerigördüm, orada 4-5 şehidimiz vardı.Bir siyahi vatandaşın vurulduğunuda gördüm o anda. Direkt kırmızıalana aldılar beni. Sonra da ameliyata. Doktorlar gelemediği içinkarşıdan tekneyle Engin isimli birdamar cerrahi doktoru beni ameliyatetti. Allah ondan razı olsun, baca-ğımı o kurtardı 2 santimlik bacağımkopmak üzereydi... ilk ameliyathaneye girdiğimde hayatımın oonanı kadar yaşadıklarım, okuduklarımız, eski dönemler hep kafamdacanlanmaya başladı. O anlardaameliyathanenin önünden birilerigeçtiği zaman kapı açılıyor ve koridorları kan içinde görüyordum. Hastanede 40-45 gün kaldım ve tedavi oldum. 1.5sene boyunca da evde tedavi oldum. Sağlık bakanlığı her sabah eve ekip gönderiyordu,haftada iki kez de hastanelere gidiyordum.Sizi o gece dışarı çıkaran duygu neydi?O gece birçok tesadüfün de yaşandığı bir geceydi benim için. Ben o temmuz ayının1’inde Çanakkale’den gelmiştim. Yaklaşık 45 gün kalmıştım orada. Aslında 10 günlüğünegitmiştim. Hem tatil hem de şehitlikleri gezme amaçlı gitmiştim oraya. Ancak buziyaretim 45 günü bulmuştu. Ve o gece yaşadığım tek duygu Çanakkale ruhuydu.Çanakkale Şehitliğini ziyaret ettiğimde sadece dedelerimiz, akrabalarımız değil 14yaşındaki çocuklarımızın da şehit olduğunu öğrendim. Hala da o mermileri oradagördüm. Gazeteler, kitaplar yazar Conkbayırı’nın yağmur yağdığı zaman denizekıpkırmızı aktığını... Ben onu yaşadım, ben bu vatanı bu bayrağı nasıl bırakabilirdim ogece? Bir daha olsa bu vatan için bir bacağım değil iki bacağımı da seve seve veririm.- 95 -- 96 -Peki size göre o hain darbe girişimi başarılı olsaydı, bugün ülkenin durumu neolurdu?Bize hiçbir kapı açılmazdı. Bu ülkeyi parçalarlardı bir Suriye, bir Afganistan kadarolamazdık, çünkü bizi kimse istemez. Müslümanları kimse hiçbir yerde istemiyor.Bizim derdimiz Müslümanlığımız, tek bayrağımız, tek kitabımız var. İnsan namus,şeref bayrak ve Kur’an için yaşar. Biz de bunları bırakmayız. Bu ülke darbelerden çokçekti. Adnan Menderes’i gördük, Kenan Evren zamanını gördük. Ben 1.5 yaşındababamı kaybettim, o zamanlar annemin, ablamın ve benim elimizden tutup tüp kuyruğunagirdiğini, hastanelerde ilaç kuyruğunda beklediğini Alibeyköy’den Okmeydanı’na kadaryürüyerek gittiğimizi biliyorum. Bir ilaç alabilmek için nelere katlandığımızı çok iyihatırlıyorum. Allah’ımıza şükürler olsun şimdi her şey var. Bu arada son iki yılda bütüninsanlığın başına musallat olan korona virüs büyük ders oldu diye düşünüyorum.Eminim ki Müslümanlar bunu çok iyi anladı, tüm dünya da iyi anladı. Yaradan Allah,veren de Allah... Bir anne çocuğunu emziremiyor. Bundan kötü bir şey olabilir mi?Evlat annesinin yanına, anne evladının yanına gidemiyor. İnşallah en kısa sürede bu sı-kıntıdan da kurtuluruz.O gece toplumun bütün kesimlerinden insanların meydanlarda olması size nehissettirdi?Ben Gezi Parkı olaylarını da yaşadığım için oradaki insanları da gördüm. Biz dükkanımızın önüne kumaş parçalarını attığımızda onları yakan insanları da gördüm vehatta sopalarla dövdüm onları. Vitrinlere sapanlarla taş atanları da dövdüm ben...Bunları orada yaşadığım için bazı şeyleri çok iyi biliyoruz. Orada mücadele etmişimben... O dönemleri yaşamışım. Sen benim devletimi bayrağımı nasıl indirebilirsin.O gece meydanlarda sağcısı da solcusu da sakallısı da türbanlısı da vardı. Atletlegeleni de vardı. O geceki ruh çok farklı bir şeydi. İnsanların birbirine yardım etmelerikoşturmaları çok farklı bir şeydi. Benim halen daha görüştüğüm insanlar var. Hayatınıkurtardığım insanlar yakınlarına “Bu çocuk beni kurtardı bunu bana bul” diyerek darbegirişiminden 6 gün sonra gelip beni hastanede bulanlarla da çok iyi dost olduk...- 97 -KastamonuGazileriERSOY DİLERErsoy Diler ülkenin artık darbelerden kurtulması, gelecek neslin bu tür olaylarla bir dahakarşılaşmaması için o gece tereddütsüz meydanlara çıktı.SON KALE TÜRKİYECANIMIZLA KANIMIZLAHER ZAMAN BEDELÖDEMEYE HAZIRIZ- 98 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1978 yılında İstanbul Kadıköy’de dünyaya geldim. Maltepe’de oturuyorum,doğma büyüme buralıyım. Aslen Kastamonu Doğanyurt Yukarımescit köyündenim. Biz5 kardeşiz, ben en küçükleriyim. İlk, orta ve liseyi Maltepe’de okudum. Şu anda AçıkÖğretimde yüksekokul son sınıftayım. Evliyim 2 kız, 2 erkek olmak üzere 4 çocuğumvar. Daha öncesinde 112’de ambulans şoförüydüm. Şu anda ambulans kullanamadığımdevletin bize tanıdığı hak sonrasında DMO’da memur olarak çalışmaya başladım.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz?Akşam evde televizyon izlerken kanalları dolaşıyordum. Bir anda haber programlarındaönce alt yazı sonrasında da olayla ilgili gelişmeler aktarılıyordu. Daha sonrasında engaranti TRT diye TRT’yi açtım. Açtığımda da bir baktım ki spiker darbe girişimiolduğunu ve askerin hükümete el koyduğunu söyledi. Bunun üzerine hemen çocuklukarkadaşım olan Ümit Uluocak’ı aradım, (Onunla yaralandık ve birlikte gazi olduk)“Elimizden ne gelir, çıkalım bakalım ne oluyor ne bitiyor?” dedim. O da hemen çıktıgeldi. O gelirken de cumhurbaşkanımız insanları meydanlara davet ediyordu. İlk olarakbirlikte E-5’e çıktık. Polisler yolları kapatıyordu. “Niye kapatıyorsunuz yolları, açın”derken meğer tanklar Cevizli’deki zırhlı tugaydan çıkıyormuş ve onların çıkıp, köprüyegitmelerini engellemek içinmiş. Biz 10-15 dakika orada kaldık. Küçük abim, yeğenlerimde o arada geldiler. Arkadaşıma Burada yapacak bir şey yok, cumhurbaşkanımızın dahavalimanına geleceğini duyduk bari oraya gitmeye çalışalım.” Diyerek arkadaşla yolaçıktık. Ambulans şoförlüğünün verdiği yol bilgisiyle bütün yol girişleri, sapakları, herErsoy Diler, darbe girişimini öğrenir öğrenmez en yakın arkadaşı ile soluğu meydanlarda alan isimlerden. O 112’de çalışan bir am bulans şoförü olduğu için de özellikle yollar konusunda kazandığı -tecrübe o gece işine çok yaradı. Arkadaşı ile birlikte yaşadıklarını,bulunduğu ortamları anlatırken de ilginç tespitlerde bulunuyor. ErsoyDiler “Tam siper sürünerek ilerlerken o anlarda ortalık bir düğün yerigibiydi. İnsanlar vuruluyor, yaralanıyor, şehit oluyor ancak kimsede birkorku sezmek mümkün değildi. Allah insana öyle bir güç, öyle bir cesaretvermişti ki tarifi mümkün değil...” sözleriyle o anları iletiyor... Diler,arkadaşıyla vurulmalarından saniyeler önce kendi aralarında espri dahiyapabilecek kadar korkusuz olduklarını ifade ederken, “Tın diye bir sesduydum ve ayaklarımın yerden kesildiğini hissettim. O andavurulmuşum” ifadeleriyle de vurulma anını anlatıyor.Baldırı bacağından ayrılsa da o ve onun gibi niceleri terk etmiyordumeydanları... Ersoy Diler tam da bunu yaptı... Arkadaşıyla vuruldular,yaralandılar ama terk etmediler meydanları... Sabahın ilk ışıklarınakadar. Çünkü onlar çok iyi biliyordu ki geçmişte ülke ne çektiyse darbelerin olumsuz sonuçlarından çekti diye... “Bizden önceki neslin ve bizlerinaz da olsa hissettiği o olumsuz sonuçlardan bırakın etkilenmeyi, o günleribizim çocuklarımız yaşamasın. Bir daha o günlere geri dönmeyelim”İşte bu sözlerle ifade ediyordu Ersoy Diler o gece meydanlardaoluşunun gerçek sebebini...- 99 -yolun nereden nereye çıkacağını biliyordum. Altunizade’ye kadar arabamızla gidebildik. Aracı orada bıraktık.Müthiş bir kalabalık vardıköprüde. O arada üzerimizdebir uçak sorti yaptı. Tamüzerimizden… İnanılmaz birbasınç ve bütün insanlarsağa-sola dağıldı. Köprüyevardığımızda gece 02.30 olmuştu. Aşağıya kadar inmeyebaşladık. Askerlerin tam kar-şısına geçtik. Ancak yürü-menin imkânı yok, bir taramayapıyorlar inanılır gibi değil...Yardım ediyorsun sürünerekgitmeye çalışıyorsun o esnada. “Bunlar bize vuracaklarbiraz daha karşı tarafa ge-çelim” dedik. Tam menzillerindeydik aramızda karşıkarşıya 50 metre vardı. “Yaraalmadan karşıya sürünerekgeçelim” dedik. Sürünerekgidiyorduk. O arada polislergeldi. Sonra bir ara veriyorlar, sonra tekrar taramayabaşlıyorlar. Kaç kişi vuruldu haddi-hesabı yok... Ortalık kan revan.Biz önce köprünün Anadolu’dan Avrupa istikametindeydik. Daha sonra Avrupa’danAnadolu istikametine geçtik. Ancak tam siper sürünerek geçiyorduk. O anlarda öyle birşey ki sanki düğün bayram gibiydi ortalık...İnsanlar vuruluyor, yaralanıyor havasıyoktu. İnsanların şehit olduğunu görüyorsun ancak kimsede bir korku yoktu. Allahinsana öyle bir güç, öyle bir cesaret vermişti ki orada hemen ufak ufak arkadaşlıklarbile başlamıştı. Uzun bir süre sonra sabaha karşı yine bir tarama yaptılar. Bir jeep vardıyolda kalmıştı, onun tam arkasına geçtik. O esnada ortalık yeniden bir karıştı. Birarkadaş geldi yanımıza. “Az önce aşağıdaydım yanımızdakileri vurdular” dedi.Konuşurken espri yaptığımız da oluyordu. Yanımıza gelen o arkadaşa bize söylediklerindensonra, “Yahu bizi de vurduracaksın hemşerim, uzak dur” dedikten yaklaşık 2 dakikageçti bir patlama sesi... Tank atışı yapmışlar ‘tınnn’ diye bir ses duydum. Ayaklarımyerden kesildi havaya uçtum. Bir baktım sağ ayağım baldırımdan aşağıya parçalanmışaçılmış, kemiklerim kırıldı, etlerim parçalandı. Yere düşünce toparladım. Baldırımdan20 cm yukardan aşağıya baldırım kopmuştu. Sürünmeye devam ediyoruz. Yanımdakiarkadaş bir sürünüyor sanki sıfır geçiyor mazgalları. Hatta ona “Bu şekilde aşağıya akacaksın” diye de şaka yapıyordum. Ben havaya uçarken yere düştüğümde arkadaşım“Ayağın parçalandı” diyor ama kendisinden haberi yok. Bir bakıyor ki onun da solayağını parçalıyor şarapnel. Onunki karpuz gibi dağılıyor. Ne ayak, ne bacak, ne diz birşey kalmıyor. İlk etapta farkına bile varmıyor. “Ne oldu Ümit” diyorum. Çünkü sırtsırta düşmüştük. Ancak kımıldayamıyorum. “Benim da ayağım parçalanmış” diyekarşılık verdi bana. 10 metre ilerimizde paramparça olan insanları da görüyorduk.- 100 -Kanlar akıyor ne olduğumuzu bilmiyoruz şehadet getiriyoruz. Ama inanın korku yoktuo anda bizde…112’de çalıştığım için hemen ambulansı aradım, kendimi tanıttım ve“Gelin alın” dedim. Ancak sağlık bakanlığı hiçbir ambulansın çıkmasına izin vermemiş.Zaman geçiyordu. Tanımadığımız birisi Allah razı olsun benim ve Ümit’in ayağını kemerlerini çıkarıp bağlamışlar. O anlarda çok şükür ki bilincimizi hiç kaybetmedik. 112tecrübesi ile sürekli konuşuyordum onunla. Hatta ona moral vermek için “İyileşipgideceğiz” diyordum. Ancak ambulanslardan gelen yoktu. O kadar vurulup yaralananinsanların şahsi arabalarıyla motorlarla götürdüler hastanelere. Biz orada yaralıykentanık olduğumuz bir olay da çok etkilemişti bizi. Genç bir çocuk geldi “Üzerlerine gideceğim” dedi öfkesinden. “Oğlum gitme” dediysek de bizi dinlemedi ve motorungazına basarak son sürat üzerlerine gitti... Ne yazık ki taradılar ve öldürdüler onu.Biz sabaha karşı vurulmuştuk ve o saate kadar vurulanları görüyorduk. Havada helikopterler geziyor kim olduklarını bilmiyoruz. Hiç kimsenin kim olduğunu bilmiyorsun.Daha sonra köprüye gelen rütbeli askerleri kaçırmak için gelen helikopter olduğunuöğrendik. Hatta helikopteri kullananın da bir bayan pilot olduğunu daha sonra öğrendik.Hastaneye gitme ve tedavi süreciniz nasıl gelişti?Bizi top mermisi ile vurmuşlardı ve şarapnel parçası olduğu için parçaladıbacaklarımızı. Üsküdar Belediyesi hasta nakil ambulansını yardım olsun diye orayagöndermiş. İlk ambulansla götürülen şanslılar biz olmuştuk. Bizi taşıyıp ambulansakoydular ancak her yer deyim yerindeyse kan-revan olmuştu. Ambulansta bir arkadaşgelip bize “İyileşeceksiniz merak etmeyin” diyordu. Ancak az önce de söylediğim gibiben bilincimi hiç kaybetmemiştim. İlk vurulduğumda hiçbir şey hissetmemiştim amadaha sonra dayanılamayacak bir acı duymaya başladım. O ambulans bizi Başkent Üniversitesi Hastanesi’ne götürdü. Vebeni ameliyata aldılar. Gözümü aç-tığımda sağ ayağım bileğimden kasığıma kadar sarılı. 3 ayaktan dahafazla bir sargı vardı bacağımda. Siniryaralanması yaşamıştım. Bundan dolayı düşük ayak oldum. Buna bağlıağrılarımdan dolayı yaklaşık bir ayhastanede yattım. VAK isimli kasve etleri bir araya toplayan cihazlabeni tedavi ettiler ve sonrasında databurcu oldum. O cihaz 3 ay dahaayağımda kaldı. Ben nereye o orayaydı. Elektriğe bağlı 2-3 metrelikbir hortumu vardı. Her üç günde birpansuman yapmak için eve geldiler.Bu arada ağrılarım ve ayağımın yanması geçmiyordu. Sürekli bir uyu-şukluk hissediyordum. Halen dahakullandığım ağrı kesici bir ilaç verdiler ve biraz da olsa ağrılarımıngeçmesine yardımcı oldular.Sizi o gece dışarıya çıkaran duygu neydi?Vatan, millet, iman duygularını yoğun yaşamamız. Bizim için en büyük gerekçe; biztaassup insanlarız. Bugün yaşadığımız hayatın elimizden alınacağı endişesi, yaşantı tarzımızın bir daha olmayacağı, çoluk-çocuğumuzun sıkıntılar yaşayacağını düşündük.Geçmişte yaşanan darbelerde insanların Kur’an okumasına bile izin verilmiyordu.Bütün bunların yeniden yaşanmaması için “Elimizden ne gelir” diye çıktık biz.Hükümetin bir sıkıntısı yok, bu kadar güzel giden şeyi niye bozsunlar, niye 20 yıl dahageriye gidelim?” diye düşündük. En büyük nedenimiz elbette iman şuuru, İslam, çolukçocuğumuzun ve ailemiz için meydanlara çıktık.Yine bir hain darbeyle düzmece sebeplerden dolayı merhum Adnan Menderes’iastılar. Tarihi okuyup, o bilince eriştikten sonra bir daha bunlara imkân vermemek içinelimden o an ne gelirse yapabilmek için çıktım. Yakın tarihimizde yaşadığımız postmodern darbelerini de biliyoruz, Ankara’da tank yürütmeleri, ablalarımızın okumakiçin başörtüleri yüzünden yerlerde süründüklerini baş örtüsü yüzünden okullara alınmadıklarını biliyoruz. “Eşime, çocuklarıma aynısı olmasın, başörtüsüne elleri uzanmasın”diye çıktım.Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı size göre şu anda nasıl bir durum olurdu?Bu hain darbe girişimi sonrası biraz araştırma yaptık ve ülkemizin hemen hertarafındaki sınırlarından içeriye girişlerin planlandığını öğrendik. Amerika’nın hainplanlarına maşalık yapan bir örgüt... Yapılmadık ihanet kalmamış. Her yere kendiadamlarını yerleştirmişler, devletin bütün kademelerine sızmışlar hainler. Ancak onlarınen büyük planı ülkemizi, bu güzel memleketi bölüp-parçalamaktı. Rahmetli NecmettinErbakan’ın bir sözü vardı. “Önce Irak’a girecekler, oradan Suriye’ye, sıra Türkiye’yegelecek” diyordu. Her şey ortada. Az bir mantıkla bakılırsa herkes bunu görür. Halendaha bu ülkeyle uğraşıyorlar. Eğer o hain girişim başarılı olsaydı, bizde iç savaş çıkardı.- 101 -- 102 -Çünkü bu ülke insanı Suriye insanınabenzemez. Herkes birbirini kırardı...Bunların hesapları çok önceden yapılmıştı. Ancak hainler bu milletinferasetini ve Allah’ın planının onlarınplanından üstte olduğunu hesap edemediler.Son kale Türkiye... Canımızlakanımızla her zaman bedel ödemeyehazırız. Hiçbir zaman korkup kaç-mayız Allah’ın izniyle. Bu dün böyleydi, bugün de böyle, yarın daböyle olacak.O akşam halkın her kesiminden insanın meydanlarda olmasısize ne hissettirdi?Sadece bizim toplumumuzun de-ğil, ülkemizde yaşayan yabancı insanların da o gece meydanlarda olduğunu gördük. Onlar bile ‘Sonkale Türkiye düşmesin’ diye meydanlardaydı. Hiçbir siyasi görüşyoktu o gece meydanlarda. Mevzuvatan olunca, herkesin orada oldu-ğunu gördüm ben. Açığı da kapalısıda sakallısı da küpelisi de meydanlardaydı. Bizim son bağlanma yerimiz İslam davasında, vatan davasındahepsi aynı çizgi ve doğrultuda gidebiliriz.Sizin eklemek istediğiniz başkabir şey var mı?Biz arkadaşımla sokağa ilk çıktığımızda bazı insanların marketlerdeadeta yağma yaptığını gördük... Bazıları marketlerde bazıları ATM’lerdebazıları da benzinliklerde kuyruktaiken biz meydanlara çıktık. Belkicanımızı da verebileceğimizi biliyorduk. Öleceğimizi bile bile çıkmıştık o yola. Hatta yola ilk çıktı-ğımızda Altunizade’den giderken “Nereye gidiyorsunuz? İnsanları vuruyorlar, gitmeyin”diyenlerle karşılaştık. Ancak bizim hiçbir korku ve endişemiz yoktu. Hiç pişman daolmadık. Şu anda bile o geceden kalan yaralanmadan dolayı ağrılarım devam ediyor,devam etsin... Yeter ki şu anki birlik-beraberliğimiz ilelebet sürsün.- 103 -KastamonuGazileriEYÜP TEKİNDarbeyi durdurmanın yolunun meydanlara inmekolduğunu siyaset hayatının tecrübelerinden edindiğini söyleyen Eyüp Tekin o gece dışarı çıkanherkesin birer kahraman ve gazi olduğunu ifadeetti.BİZ O GECEDEVLETİMİZİNBÖLÜNMESİNİENGELLEDİK- 104 -Öncelikle bize kendinizi tanıtır mı-sınız?Ben 6 Haziran1956 yılında Kastamonumerkezde dünyaya geldim. Kastamonu’dabirçok kuruluşta yöneticilik yaptım. AyrıcaKastamonu Ticaret Sanayi Odası MeclisÜyeliği, Adalet Partisi İl Başkanlığı yaptım.1983’de Anavatan Partisi’nin Kastamonuİl kurucusuyum. 2001 yılında AK Partiİstanbul Fatih İlçe kurucusuyum. Halendaha aktif olarak hizmetim devam etmektedir. 3 çocuğum var. Büyük oğlumİstanbul’da doktor, diğer oğlum KaraKuvvetleri Komutanlığı’nda yarbay. Enküçük oğlum ise 12 yaşında…15 Temmuz gecesi yaşananlardannasıl haberdar oldunuz?İstanbul Fatih Fındıkzade’de oturuyorum ve o akşam da evde haber seyrediyordum. Saat 22.10 civarlarında iş adamıbir arkadaşım beni aradı. ‘Neredesin’ dedi.Ben de ‘Evdeyim’ dedim. Sonrasında‘Darbe mi oldu?’ diye sordu. Ben de ‘NeEyüp Tekin, hayatının büyük bölümünü siyasetle yoğrulmuş olarak geçiren, darbe dönemlerini yaşayan bir isim. 15 Temmuz gecesi ise darbe söylentilerini farklı anlamlandıran Eyüp Tekin, olayınnetleşmesi sonrası tecrübeleri ile geçmişte yaşadıklarını birleştirerekmeydanlara çıktı. Tekin, en yakın 1980 darbesine ilişkin dönemin darbecigenerali Kenan Evren’in “Halk o dönem sokaklara inseydi ülkeyi terkedip yurt dışına kaçacaktık” şeklinde verdiği röportajı hatırladı bir an...Ve “Biz ne kadar kalabalık olursak bu hainler kaçar” düşüncesiyle hiçdüşünmeden çıkmıştı... Aksaray’da Emniyet Müdürlüğü’nün önündekalabalıkla birlikte hareket eden Eyüp Tekin, “Büyükşehir Belediyesiişgal altında” anonsu ile büyük bir kalabalıkla oraya gitti. Burada askerlerin direkt olarak kalabalığın üzerine ateş açması sonrası yaralananlara yardım etti. Aynı tarama gecenin ilerleyen saatlerinde devam edincede bacağından yaralanan Eyüp Tekin, o anın sıcaklığı ile çok fazla hissetmese de bir tuhaflık olduğunu anlamıştı. Ancak yine de meydanıbırakmak istemiyor, direniyor, direniyordu... Aradan geçen süre sonrasıise arkadaşlarının yardımı ile hastaneye kaldırıldı. Yaklaşık 2.5 ay sürentedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşan Eyüp Tekin o geceyi “Ogece yaptıklarımızla devletimizin vatanımızın bölünmesini engellemişiz.O gece yaptığımız iş kelimelerle anlatılacak gibi değil” sözleriyle ifadeetti.- 105 -darbesi saçmalama’ diye karşılık verdim. Bunun üzerine o da ‘Abi ben eve gidiyorumve şu anda Boğaz Köprüsünün girişindeyim. Burada tanklar var geçirmiyorlar kimseyi’dedi. Ben de bu sefer ‘Şüpheli paket vardır, intihar vardır, tedbir almışlardır’ dedim. Oda ‘Haklısın’ dedi ve telefonu sonlandırdık. Aradan 3-4 dakika geçti... Arkadaşımyeniden aradı beni. “Buraya komutan geldi, ihtilal oldu, geçiş yok. Herkes evine gitsin”dedi. Bu sefer ben telefonu kapattım ve televizyonda kanalları dolaşmaya başladım.Fakat hükümete yakın kanalların hiçbirinde bir şey yoktu. Diğer kanallarda da bir şeyyoktu. Ondan sonra vekilleri aramaya başladım. 2 vekilim ile görüştüm ama net bircevap alamadım. Sonradan A Haber de alt yazıda “Kalkışma” diye geçti. Muhtemelen ozaman saat 22.20 civarlarıydı…Darbe girişimini öğrenince ne yaptınız?1990 yılı ilkbaharında rahmetli Mehmet Ali Birand, Kenan Evren ile bir söyleşiyaptı. Kenan Evren de dobra dobra yalan söylemeden kendine sorulan sorulara cevap- 106 -vermişti. Birand o söyleşide can alıcı bir soru sordu Kenan Evren’e; ‘Peki halk sokağadökülseydi bir programınız var mıydı’ diye sormuştu. Evren de ‘Vardı… Genel Kurmayınbahçesinde helikopterimiz vardı. Komuta kademesi ile birlikte helikoptere binecektikoradan Etimesgut Havalimanı’na gidecektik. Oradan da uçak ile yurt dışına gidecektik”cevabını verdi. Birand, ‘Hangi ülkeye gidecektiniz’ deyince Evren de ‘O bende’ kalsındemişti. Bu söyleşi ve Evren’in verdiği cevap benim beynimde yer etmişti. Ben sokağaçıkarsam ve ne kadar çok kişi olursak bunlar kaçar diye düşündüm. Böylelikle de hemdemokrasiyi kurtarırız hem de Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a yapılması planlanan operasyonu önlemiş oluruz diye meydanlara indim.O akşam dışarı çıktığınızda nereye gittiniz, yanınızda kimler vardı?Evden çıkarken, birkaç telefon trafiği de yapmıştım. Son olarak Hayati Yazıcıbakanım aradı ve Cumhurbaşkanımızın güvende olduğunu söylemişti. Ben de VatanCaddesi’ndeki AK Parti İlçe Binası’na geldim. Orada 30-40 kişi vardı ve saat 22.40civarıydı. Cumhurbaşkanımızın güvende olduğunu orada bağırarak herkese tebliğ ettim.Eşim de beni arayıp saat 23.04’de başbakanımızın televizyona çıkıp halkı sokağaçığırdığını söyledi. Bu çağırmadan sonra sokaklardan insanlar akın akın Vatan CaddesiMeydan’a gelmeye başladı. Bir müddet sonra eşim tekrar aradı. Cumhurbaşkanımızıncanlı görüntülü olarak CNN’e bağlandığını söyledi. Daha sonra çok büyük bir alkışkoptu bulunduğumuz yerde.Sonrasında neler yaşandı bulunduğunuz yerde?Askeri helikopter tepemizde dönmeye başladı. Sonra dikey bir iniş gerçekleştirdi.Zemine 6-7 metre varken havada asılı kaldı. Sonrasında da kalabalığı taramaya başladı.Bir kıyamet koptu orada. O esnada bir polis arkadaşımız 16’lı silahıyla helikoptere ateşetti. O ateş edince helikopter havalanıp gitti. Eğer o olmasa belki de daha çok şehitolacaktı. Ancak o taramanın ardından 3 şehit ve 6 gazimiz vardı. 1 dakika sonra tekraryine atışa başladı. O zaman da İl Emniyet Müdürlüğü’nü taramış. Ondan sonra İlEmniyet Müdürü Mustafa Çalışkan beyefendi polislere talimat verdi, ‘Halkı emniyetmüdürlüğüne getirin ve emniyet müdürlüğünü koruma altına alın’ dedi. Polisler deanons etti, ‘Emniyet müdürümüzün ricasıdır. Emniyeti korumaya gidiyoruz’ dendi ve300 metre ilerideki Emniyet Müdürlüğü’nün etrafını cevirdik. 10 binler toplandı orada.Bu arada bir anons daha geçildi, ‘Ulubatlı’dan tanklar geliyor, tankları durdurmayagidiyoruz’ diye. Bu sefer de oraya yöneldik. Aksaray Ordu Evi’nin önüne geldiklerindetankları durdurduk. Orada askerlere konuşma yaptım. O zaman benim oğlum dabinbaşıydı. ‘Yapmayın, etmeyin…’ diye bir şeyler söyledim. 2 tane askeri silahları ilebirlikte teslim aldım ve onları yüzlerinden öptük. Daha sonra da onları polise teslimettik. Ardından da Emniyet Müdürlüğü’nün önüne geldik. Orada 1 saat kadar dahakaldık. Sonrasında bu kez, “Büyükşehir Belediyesi işgal edildi’ diye bir anons geldi. Busefer oraya gitmek için yola çıktık. Sonrasında polis yolumuzu kesti. İki guruba ayrıldıkve bir gurup belediyeye gitti, bir gurup da emniyet müdürlüğünde kaldı. Ben gidenlerarasında oldum. Büyükşehir Belediyesi’ne sloganlar atarak gittik. Tam sınıra geldiğimizdeorayı kapatmışlardı. Orada Büyükşehir Belediyesi’nin çaprazında yer altı geçişköprüsünün üzerinde 15 kadar asker vardı. Onlar sıra sıra dizilmişler, başlarında da biralbay vardı. Bize ‘Gelmeyin, dağılın…’ diye bağırdılar. Ama biz dağılmadık. Sonrasındanişan aldılar, hedefe atar gibi bize ateş etmeye başladılar. Ateş ile birlikte bir kargaşaoldu. Vurulanları hastanelere gönderdik. Kısa bir süre sonra tekrar aynısı oldu ve bu 8kez tekrarlandı. Bu 8 taramanın sonucunda vurulanlar olduğu için sayımız da azaldı.100-150 kişi falan kaldık. O taramalarda saat 03.25 civarlarında ben de bacağımdan vuruldum ve yüz üstü asfalta düştüm. Sonrasında kalktığımda bacağımda bir tuhaflıkvardı ama ağrı, sızı yoktu ve direnmeye devam ettim. Meydanı bırakmadım fakat 15dakika geçtikten sonra çok derin bir sızı başladı bacağımda. Olduğum yerde oturdumve bir daha kalkamadım. Oradaki kardeşlerimizden 2 kişiyi çağırdım. Beni karşıyageçirdiler ve Oruç Gazi İlkokulu’nun önüne getirdiler. Ağrım çok şiddetlenince yolukapatıp bir taksi durdurduk ve hastaneye gittim. Hastanede film çekildi, pansumanyapıldı...Yaralanmanız sonrası tedavi süreciniz nasıl geçti?- 107 -- 108 -Mermi küçük bir parça koparttı ayağımdan ve yaklaşık 2.5 ay sürdü tam olarak iyileşmem. Şu anda sorunum yok çok şükür. Ama o gece 47 gazi, 17 şehit olduSaraçhane’de. Bu acı ise hala içimizde…Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı şu anda nasıl bir durum olurdu?Biz o gece Recep Tayyip Erdoğan’ı kurtarmak için sokağa çıktık ve hainlerin kalkış-masını önlemiş olduk. Her darbede girişiminde ülke 30-40 sene geri gidiyor... Darbedensonra Temmuz ayının sonlarına geldiğimizde hainlerin ifadeleri Türkiye üzerinde nasılplanlar yapıldığını da gözler önüne serdi. Bunlar Türkiye’yi 5’e bölmüşler. Amerika,İngiltere, Almanya, Fransa, Yunanistan ve İtalya, Sakarya’dan itibaren Marmara bölgesiüzerinde anlaşamamışlar. Bunu da hainlerin ifadelerinden öğrendik. Çünkü Bunlarülkemizi 5’e bölecek ve büyük Ermenistan, Büyük İsrail gibi projelerini hayata geçireceklerdi. O gece yaptıklarımızla devletimizin vatanımızın bölünmesini engellemişiz. Ogece yaptığımız iş kelimelerle anlatılacak gibi değil.O gece halkın bütün kesimlerinin meydanlarda olması size ne hissettirdi?15 Temmuz gecesi sokağa çıkan her kardeşimiz kahramandır ve gazidir.- 109 -KastamonuGazileriEZİ KARAGÖZEzi Karagöz sonucu felaketle bitebilecek, ucununnereye gideceği belli olmayan hain bir girişimihalkın birlik-beraberliğinin önlediğini anlattı.TÜRK’ÜN GÜCÜNÜ DEBİLEĞİNİNBÜKÜLEMEYECEĞİNİ DEO GECE BİR KEZ DAHAGÖSTERDİK- 110 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben İstanbul 1969 yılında İstanbulŞişli’de dünyaya geldim. Şu an Ümraniye’de yaşıyorum. Kısacası doğma bü-yüme İstanbulluyum. Ancak aile olarakKastamonuluyuz… Babam Küreli, annemDevrekanili. 2 erkek ve 3 kız olmaküzere 5 kardeşiz. Benim de biri evlatlık2 oğlum var.15 Temmuz gecesi yaşananlardannasıl haberdar oldunuz?O dönemde Beşiktaş'ta bir inşaat firmasında çalışıyordum. İşten çıkmış servisminibüsüyle evimize gidiyorduk. O geceköprüden geçerken her şey normaldi.Normal bir cuma akşamı, normal birtrafik vardı. Geçmiş günlerin aksine trafikte o akşam daha az yoğunluk vardısanki. İstanbul'un cuma akşamı meşhurdur. Çok fazla dur-kalk yapmadan iyi bir şekildegidiyorduk. O dönem eşimden ayrıldığım için Sancaktepe’de kardeşimle birlikte oturuyordum. Dediğim gibi o akşam 19.30 gibi biz köprüden geçerken herhangi bir anormaldurum yoktu. Trafik gayet iyi akıyordu. Sonrasında eve gittim. Her zamanki gibi oakşam da eve gelişimde üzerimdekileri rahat kıyafetlerle değiştirip haberlere bakarım.O akşam da televizyonda kanalları geziyordum. Saat 21.00 gibi ‘köprüde inanılmaz birtrafik var, araçlar ilerleyemiyor’ gibi haberler yapılıyordu. Daha bir-iki saat ancakEzi Karagöz darbe gecesi yaşananlardan yavaş yavaş haberdar olmasına rağmen ihtimal vermek istemediği için inanmamıştı. Çünkü haklı olarak “Bu zamanda neyin darbesi, ne amaçlayapılabilir ki?” soruları kafasında hemen oluşmuştu bile… Ancak çokgeçmeden gerçekler ortaya çıkınca da hiç beklemedi bile… İşten gelenkardeşi Mehmet Ali’yi arayarak “Darbe oluyor hadi dışarı çıkıyoruz”diyerek birlikte meydanlara çıktı Ezi Karagöz… Ellerinde sadece Türkbayrakları ile soluğu sokaklarda almışlardı… Ancak onlar da hiç tahminedemiyordu askerlerin insanların üzerine acımasızca silah sıkacağını…Uzun bir gece için yol alıyorlardı… Ancak o vurulduğunda dahi kendisineisabet eden o merminin havaya sıkılmış bir mermi olabileceğinidüşünüyordu. Aslında belki de en fazla öyle olmasını temenni ettiği içindio düşüncesi.O gece halkın gösterdiği birlik-beraberliğin belki de sonu felaketle sonuçlanacak bir olayı engellediğini vurgulayan Ezi Karagöz, “Ucu nereyegideceği belli olmayan bir hareketti. Ama biz bir olduğumuzda Türk’ünbileğinin bükülemeyeceğini dünyaya bir kez daha gösterdik” sözleriylede o gecenin başarısızlığındaki en önemli etkeni özetliyor.- 111 -geçmişti, ‘Ne olmuştu da akan trafik bir anda kilitlenmiş olabilir’ diye habere dikkatkesildim. Haber spikeri kamerasıyla birlikte motosikletin arka koltuğunda trafiğinneden akmadığını izleyicilere aktarmak için çekim yapıyor, eskiden köprü gişelerininolduğu bölüme doğru ilerlemeye çalışıyordu. Araçların durduğu noktada askerlerin bulunduğunu ve trafiği akıtmadığını naklediyordu. O anda anormal şeylerin olduğunusezdim ama darbe olasılığı hiç aklıma gelmemişti. Hiçbir mazeret yoktu ki askerîdarbeyi meşru kılsın. Keza o geceye kadar ülkemizde darbeyi çağrıştırabilecek benimbildiğim en ufak bir emare dahi yoktu. Bu yoğunluk ve askeri hareketlilik, teröristfaaliyet veya bomba şüphesi gibi bir şey olursa mazur görülebilirdi ancak. İnsanları veköprüyü emniyete almak için böyle bir şeyin yapıldığı düşünülüyor, TV haberlerinde debu yönde yorumlar yapılıyordu. O esnada büyük yeğenim işten gelmişti, "Amca biliyormusun darbe oluyormuş, haberin var mı?... Sosyal medyadan öğrendim. " şeklinde birşeyler söyledi. Kızcağızı terslediğimi hatırlıyorum. Darbenin nasıl bir felaket olduğunubildiğim için söylentisine dahi tahammülüm yoktu. Ancak yeğenim haklıymış...Biraz vakit geçtikten sonra Başbakanın bir ‘kalkışma hareketi’ sözünü duydum. ‘Bukanunsuz hareketi yapanlar en ağır cezayı görecekler…’ gibi konuşma yapmıştıBaşbakan Binali Yıldırım. Başbakan bu konuşmayı yaparken dışarı çıkma gibi birdüşüncem olmamıştı. Kanunsuz bir hareket varsa devletin askeri, polisi, güvenlikgüçleri vardı. Aradan bir vakit geçtikten sonra Cumhurbaşkanımızın, ‘Bu bir darbe hareketidir. Vatandaşlarımızı sokaklara davet ediyorum…” sözleri bizi sokaklara döktü.Demek ki vatandaş olarak onu bekliyormuşuz. Üstelik Cumhurbaşkanımızın normal birşekilde değil, spikerin cep telefonu üzerinden vatandaşa çağrıda bulunması bendeheyecan yaratmıştı. Az önce de söylediğim gibi o dönemde kardeşimin evinde- 112 -kalıyordum. Kardeşim Mehmet Ali işten gelince ona “Darbe oluyor, hadi dışarıçıkıyoruz” dedim. Hemen onu aldım. Onunla birlikte eşi de geldi. Yengemin mahalledenbir bayan komşusu da bizimle geldi. Bayraklarımızı aldık ve hep birlikte arabamadoluştuk.Gittiğiniz yerde nelerle karşılaştınız, neler yaşandı o anlarda?Şile Otobanından köprüye doğru yola çıktık. O zamanki Boğaziçi Köprüsü'ne. Birmüddet sonra inanılmaz bir trafik oluştu. Şile Otobanı’ndan gitmenin mümkün olmadığınıanladık. Ne ileri ne geri hareket edemediğimizden yaklaşık yarım saatimiz kaybolmuştu.Baktık olacak gibi değil, ilk fırsatta sokak aralarına, oradan da çevre yolu üzerindenköprü istikametine gitmeye niyetlendik. TEM Yolu açıktı. Kısa zamanda yolumuzunüzerindeki Kısıklı’ya kadar geldik. Cumhurbaşkanımızın evinin olduğu tarafta büyükbir kalabalık toplanmıştı, uzakta olmamıza rağmen sesleri bize kadar geliyordu. Biz debekleyenlere, “Ne oluyor” diye sorduk. Cumhurbaşkanına destek amaçlı gösteriyaptıklarını söylediler. Ancak Cumhurbaşkanımız o sırada İstanbul’da bile değildi. Bizde “Burada niye bekliyorsunuz. Köprüye gidin, köprüyü kapatmışlar” dedik ve tekrararacımıza binip köprüye doğru yol almaya başladık. Bir müddet sonra trafik ilerlemezduruma gelince aracımı yol kenarına bırakıp yaya olarak ilerleyişimize devam ettik. Gidiş-geliş bütün şeritler insan seliyle doluydu. Yol kenarında ambulans içinde bir yaralıyamüdahale edildiğini gördüm. Ne olduğunu merak etmedim, sormadım. Sormadımçünkü kurşun yarası olduğu belliydi. Ben köprüye ulaşmaya şartlanmıştım. Yaralıyıgörünce adımlarım daha da hızlanmıştı. Köprüye yaklaştıkça heyecanım da artıyordu...500-600 metre kadar kalmıştı, artık köprünün ayaklarını görebiliyordum. Bilenler bilir,köprü çıkışından sonra Altunizade sapağı vardır. Biz oraya tersten yaklaşıyorduk.Sapağa yaklaştığımızda ateş edildiğini duydum. Açıkçası ben havaya uyarı ateşiaçıldığını düşündüm. Silah sesleri geliyor ama hiç kimse sağa-sola kaçışmıyor, yereyatmıyordu. O an bir şeyin vücuduma çarptığını hissettim. Elimi göğsüme götürdüğümdeıslaklık vardı ama kan değildi. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bir anda kendimiyerde buldum. Yere düştüğümde vurulduğumu hemen anlayamadım. Ne bir acı sızı hissetmiş, ne de kan görmüştüm. Ne var ki, yerden doğrulmaya çalıştım, o zaman birgariplik olduğunu anladım. O kara geceye kadar hiç kurşun yarası tatmamıştım. Yerdendoğrulmak istiyordum fakat kalkamıyordum. Tüm gücüm bir anda kesilmişti. İşte ozaman vurulduğumu anladım. Sürünerek yol kenarına çekilmeye çalışırken çevredekileryetişti.Yaralanmanız ve tedavi süreciniz nasıl gelişti?Göğsümün sağ tarafından vurulmuşum. Kurşun sağ mememin hemen altından giripkürek kemiğine değmeden sırtımdan çıkmış. Kurşun biraz sola veya yukarı gelseydişehit olabilirdim, nasip olmadı. Kardeşim ve diğer vatandaşlar ben yerdeyken müdahaleettiler. Ancak ben hâlâ yarayı görmüyor, soluk almada zorluk hissi ve baş dönmesiharicinde acı duymuyordum. Vurulduğumu da onlar söyledi. Şansıma orada bulunanvatandaşlardan biri revirciymiş. Üstümü çıkarıp atletimle yara olan yerlere tampon yapıyordu. O esnada bir motosikletli geldi ve beni motora bindirdiler. Sonradan öğrendimki, benden önce ve sonra pek çok yaralıyı hastaneye götürmüş o motorcu. Sonra daşehit olmuş. Allah şehadetini kabul etsin. Ben, o şehit motorcu ve arkamda revirciarkadaşla birlikte en yakın hastaneye doğru gidiyorduk ki ters istikametten gelen biraraba gördüm. Aracı durdurup beni ona naklettiler. Malatya’dan geliyorlarmış. Okargaşada yollarını kaybedip çıkışı bulamamışlar. Başımı kaldıramıyorum ama nelerkonuşulduğunu duyuyordum. Hatta hastane yolunu ben tarif ettim. Arabam yol kenarında,anahtarı cebimde, kardeşim, eşi ve komşusu ortada kalmışlardı. Telefonla kardeşimiaradım, Haydarpaşa Numune Hastanesi' ne götürüldüğümü söyledim, kardeşim de dahasonra hastaneye geldi. Tedavim burada yapıldı. Yara yerlerime pens attılar.Hastanede nasıl bir ortam vardı o anda?Hastaneye geldiğimde çok fazla yaralı, şehit ve kargaşa vardı. Beni tomografi- 113 -- 114 -cihazına soktular. Etraf kan gölüydü. Tomografi cihazının her yeri kandı. Kurşunakciğerimi delip geçtiği için nefes almakta zorlanıyordum. Gerekli müdahaleleryapıldıktan sonra beni odaya çıkardılar. Bulunduğum odada başka yaralılar da vardı.Beni ameliyat etmediler. Akciğer kendini yenileyebilen bir organ olduğu için ameliyatagerek duymadıklarını iletiler. Müşahade altında 3 gün hastanede kaldım. O uzun ilkgece boyunca çığlıklar, feryatlar hiç kesilmedi. Sonradan öğrendim ki, odam morgunhemen üstündeymiş. Şu an kurşunun girdiği ve çıktığı yerlerdeki madalyaya benzettiğimiki yara izi dışında olumsuz durumum yok. Psikolojik olarak da gayet iyiyim Allah’aşükür. Hatta o dönemler bize ne madalya ne de başka bir şey verilmişti. Arkadaşlarımda, “Gazi sayılmıyor musunuz? Madalya vermediler mi size?” diyorlardı. Ben de onlara“Vermezlerle vermesinler. Benim 2 tane madalyam var zaten” diyordum. Biz o gece nemaaş ne madalya ne de başka bir şey için çıktık sokağa. Vatanımızı savunmak içinçıkmıştık. Yine olsa yine çıkarız. Ben her ortamda kendi şahsıma böyle söylüyordum.Ama devlet büyüklerimiz bunun altında kalmadı ve herkese bir takdirde bulundular.Allah razı olsun hepsinden.Hain darbe girişimi amacına ulaşsaydı size göre şu anda Türkiye nasıl birhalde olurdu?Ben hastanede yatarken bir taraftan da telefonun radyosundan haberleri dinlemeyeçalışıyordum. Darbe teşebbüsü devam ediyordu ve sonuç henüz belli olmamıştı. DevletBahçeli’nin vatandaşları sokağa çağırması ve hükümete destek açıklamasından sonrabende bir rahatlık oldu. Yoksa darbe başarılı olsaydı ilk önce hesabını soracakları kişilerbu darbeye karşı çıkanlar olacaktı. Bunlardan biri de bendim. Çünkü hastanedekiinsanlar darbe girişimine kayıtsız kalan insanlar değildi. O nedenle bir tedirginlik vardıbende. Ancak Bahçeli’nin karşı duruşu benim gibi darbe karşıtı herkesi rahatlatmıştımuhakkak. CHP ve diğer partilerden ise herhangi bir destek açıklaması duymadım. Nezamanki darbe bitti, olay tersine döndü, Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklama yaptığınıduydum. Yani iş işten geçtikten sonra açıklama yaptı. Benim anladığım buydu. Örtülübir şekilde bu darbeye destek verdiğini düşünüyorum.Toplumun her kesiminden insanının o gece meydanlarda olması size ne hissettirdi?Sağcısı, solcusu, Sünnisi, Alevisi diye bir ayrım yoktu o gece. Kimse kimseminnereli olduğunu, Fenerbahçeli mi, Galatasaraylı mı olduğunu sormuyordu. Tek amaç buhukuksuz hareketi durdurmaktı. Çünkü o gece sokakta vatandaşı koruyacak bir tekpolis bile yoktu. Evden köprüye varana kadar hiç polis görmedim ben. Sadece vatandaşlarvardı sokaklarda. Ne şekilde nereye gittiği bilinmeyen bir kalabalık vardı. Vatandaşınhissiyatıyla bu darbe bertaraf edildi. Toplumun bütün kesimleri darbecilere karşı tekyumruk olup, felaketle sonuçlanabilecek bir hareket sonlandırıldı. Ucu nereye uzanacağıbelli olan bir hareketti bu. Türkiye Cumhuriyeti’ni köleleştirmek için yapılan birhareketti. Aynı gece, Doğu ve Güneydoğu sınır birliklerindeki namlular dışarıya değiliçeriye çevrilmişti. Bu yapının nasıl bir ihanet çetesi olduğunu siz düşünün. Tabibunları sonradan öğreniyoruz. Ama biz bir olduğumuzda Türk’ün bileğinin bükülemeyeceğini dünyaya bir kez daha gösterdik. Başta şehitlerimiz olmak üzere gazilerimizden,darbeye karşı duran herkesten, hatta TV ekranlarından destek çağrıları yapanlara, minarelerden salâ okuyanlara, doktoruna hemşiresine kadar bu vatanı savunan herkestenAllah razı olsun.- 115 -KastamonuGazileriFURKAN VURGUNFurkan Vurgun genç yaşına rağmen darbelerin demokrasiye vurulan bir darbe olduğu düşüncesindenhareketle hiç düşünmeden meydanlara çıktı..HERKES VATANİÇİN SOKAKTAYDITÜRKLÜĞÜMÜZÜİLİKLERİMİZEKADAR YAŞADIK- 116 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1998 yılında dünyaya geldim. İstanbul’da Kartal’da ikamet etmekteyim, aslenKastamonu Cideliyim ve 2 kardeşiz. Adalet Bakanlığı’nda memur olarak çalışmaktayım.Darbe girişimi gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz?O zaman arkadaşlarımla Ümraniye’de evimizin önünde oturuyorduk. Bu hain kalFurkan Vurgun o dönem henüz 18 yaşındaydı ve darbenin ne olduğunu bilmiyordu. İşte darbe girişimini öğrendikten sonra da yaptığı ilk iş internet üzerinden darbenin ne anlama geldiğini sorgulamak oldu. Araştırması sonrası darbeyle alakalı öğrendiklerine istinaden köprüye çıkmaya karar verdi… O genç yaşında belki dekendisinden beklenenden daha fazla bir sorumluluk hissederek çıkmıştıFurkan Vurgun meydanlara… Çünkü demokrasiye yapılan darbe kabullenilir değildi. “Aileme dahi haber vermeden komşumuz olan birarkadaşım ve onun babası ile birlikte 3 kişi hainlere karşı durmaya gittik”sözleri yüreğinin ne kadar kocaman ve vatan sevgisiyle dolu olduğunuanlatmaya yeterliydi aslında.Furkan Vurgun’un “İnsanlar o gece vatanı için cesurca mücadele etti.Ve halk olarak gösterdiğimiz birlik-beraberlik sonrası Türk olduğumuiliklerime kadar hissettim” diyerek de o gece halkın direnişini en güzelözetleyen ifadeleri kullandı.- 117 -kışmadan ise sosyal medya sayesinde haberimiz oldu. Yaşımız küçük olduğu içinhiçbirimiz darbenin ne o olduğunu bilmiyorduk. Hemen internet üzerinden darbenin neolduğunu araştırdık. Daha sonra da kötü bir şey olduğuna kanaat getirip, İstanbul’dasembol olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne doğru yola çıktı.Sizi o akşam sokağa döken duygu neydi?Demokrasiye yapılan darbe bizim sokağa inmemizde en önemli etkendi. Bu nedenleevdekilere bile haber vermeden mahalleden komşumuz olan bir arkadaşım ve onunbabası ile birlikte 3 kişi hainlere karşı durmaya gittik.Gittiğiniz yerde nelerle karşılaştınız, kalabalık mıydı?Gittiğimiz yer çok kalabalıktı. Zaten belli bir mesafeye kadar insanlar yaklaşabiliyordu.O noktadan sonra da ateş edildiği için azalmaya başlıyordu insanlar. Biz de o kalabalığınarasındaydık ve hainleri protesto ederek üzerlerine doğru gidiyorduk. Onları birebir netolarak görmesek de ara ara üzerimize doğru ateş açıyorlardı.O ateş esnasında mı yaralandınız? Tedavi süreciniz nasıl geçti?- 118 -Evet… Hainleri protesto ederken ve kolum havadayken, kolumda bir ağrı hissettim.Sonrasında da yere düşütüm. Ben yere düştükten sonra bir vatandaş gelip ‘Bendoktorum” dedi ve kolumu bayrakla sarıp tampon yaptı. Sonrasında ise ters yöndeduran bir araca bindirip hastaneye götürdüler beni. Hastaneye acilden giriş yaptık,sonrasında ilk müdahale yapıldı ve dikiş atıldıktan sonra odaya alındım. Ameliyattakoluma platin takıldı. İlk 1-2 yıl aksaklıklar yaşadım ama Allah’a şükür şu andaherhangi bir olumsuz dururum yok. Yaralarım tamamen iyileşti.O geceye dair başka neler hatırlıyorsunuz?İnsanlar o gece vatanı için cesurca mücadele etti. O gece için hatırlanacak, söylenecektek kelime bu olsa gerek.Hain darbe girişimi amacına ulaşsaydı, bugün ülkenin durumu size göre nasılolurdu?Suriye’yi örnek verebilirim. Darbe girişimi başarılı olsaydı Suriye gibi olurduk.Yaklaşık 30 yıl geriye giderdik. Bu zihniyet, demokrasiyi ortadan kaldırırlardı, ülke tekkişi tarafından yönetilmeye başlanırdı. Ama Türk halkı bunu kabul etmezdi. Etmeyeceğinide 15 Temmuz akşamı herkese gösterdi.O gece halkın gösterdiği birlik-beraberlik size ne hissettirdi?O akşam Türk olduğumu iliklerime kadar hissettim.- 119 -KastamonuGazileriHAKKI KÖMLEKSİZHakkı Kömleksiz o gece meydanlarda olanmilyonlarca insanın tek bir amaç içinbuluştuğunu anlattıVATAN İÇİNBAYRAK İÇİNÇOCUKLARIMIZ İÇİNMEYDANLARDAYDIK- 120 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1971 yılında dünyaya geldim. Aslen Kastamonuluyum ama ailemle birlikte İstanbul’da yaşamaktayız. Evliyim, 2 kız, 1 erkek olmak üzere 3 çocuğum var.Küçükçekmece Belediyesi’nde minibüs şoförü olarak çalışıyorum.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz?Belediyede minibüs şoförü olduğum için o gece servisteydim ve Sultangazi’ye gidiyordum. Saat 22.00 civarlarımda kızım aradı, “Darbe oluyor” dedi. Ben de ihtimal vermediğim için anlık refleksle “Ne darbesi” dedim. Daha sonra radyoyu açtım.Hakkı Kömleksiz darbe girişimini öğrenir öğrenmez havalimanına doğru gitmek için yola çıktı. Binlerce insan arasında yalnız başına sokağa çıkanlardan belki birisiydi o. Ancak onun da ifadeettiği gibi, “O binler dışarıda tek bir amaç için buluşmuştu sanki… Vataniçin herkes kardeşti o gece” diyerek sokağa çıkmadaki amacını anlatıyor.Vatanımızı, bayrağımızı korumak, çocuklarımın geleceği için sokağaçıktım. Bayrak olmayınca vatan olur mu? Olmaz elbet” derken bile sadece kendi çocukları için çıkmamıştı Hakkı Kömleksiz.. Bu ülkenin milyonlarca çocuğunun geleceği için çıkmıştı… Onların vatansız kalmamasıadına çıkmıştı… Çünkü o da çok iyi biliyordu ki vatansız hiçbir şeyolmazdı…- 121 -Başbakanımızın ‘kalkışma’ söylemini duydum ve o anda darbe olduğunu anladım.Hemen ardından servisi attım, geri döndüğümde ise havalimanı yolu kapalıydı. Araçresmi araç olduğu için eve geldim ve aracı kapının önüne bıraktım. Eşim de komşudaydıonu da alıp eve bıraktım. Sonrasında onların engellemesiyle karşılaşmamak için evebile girmeden dışarı çıkıp havalimanının yolunu tuttum.Tek başıma sokağa çıkmıştım ancak hainlere karşı sokakta herkes kardeş olmuştu.Sefaköy de ise polis yolu kesmişti. “Biz karar verince geçersiniz…” dediler ama bizaradan kaçtık gittik.Sizi o akşam sokağa döken duygu neydi?Vatanımızı, bayrağımızı korumak için sokağa çıktım. Bayrak olmayınca vatan olurmu? Olmaz…Çocuklarımın geleceği için sokağa çıktım.Gittiğiniz yerde nelerle karşılaştınız?Aşırı kalabalıktı. Sefaköy’den yürüme gittik. Düşünün yollardan ambulanslar bilegidemiyordu. “Köprüyü kurtaralım” diye dışarı çıktık ama gidemedik. Bunun üzerinebiz de havalimanına yöneldik. Biraz ilerleyince hainlerin panzerlerle geldiklerini gördük.Bir anlık refleksle panzerlerin geçişine engel olmak için panzerin üzerine çıktım. Yolvermedik hinlere. O esnada başarı sağlamanın coşkusu ile dengemi kaybedip panzerinüzerinden düştüm. Ancak düştükten sonra herhangi bir ağrı-sızı hissetmedim. Hainleregeçit vermemek için mücadeleye devam ettim. Biraz daha gidince ayağımda ıslaklıkhissettim. Baktığımda ise ayağımda kanama olduğunu gördüm. Kanama da oldukçafazlaydı. Mecburen hastaneye gitmeye karar verdim. Sonrasında eve kadar yürümegeldim ve belediyenin arabası ile hastaneye gittim. Hastaneye gittiğimde doktora,- 122 -“Benim kanamamı durdurun. Tekrar gideceğim” dedim. O da “Sen polis misin?” dedi.Ben de “Yok polis değilim ama vatanımın bekçisiyim” dedim. Sonrasında pansumanyapıp ayağımı sardılar. Ardından da belediyeden bize görev çıkmıştı. Cumhurbaşkanımızhavalimanına gelecekti ve biz de destek hizmetlerinde olduğumuz için iki araba ile sugetirdik havalimanına. Saat 15.00’a kadar havalimanına gittik ve sonra tekrar döndük.Daha sonra ise hastaneden başhekim geldi ve kırık olur diye beni tekrar hastaneyegetirdiler. Ancak kırık yoktu ve çatlak vardı. Sonrasında 1,5 ay tedavi süreci geçirdim.O geceye dair başka neler hatırlıyorsunuz?Şu an bile olsa hainlere karşı durmak için yine sokağa çıkardım. Ama bu kez ogeceki gibi olmaz, farklı olur. Biz o zaman anlamadık ne olduğunu. Daha önce darbeleriduymuştuk ama karşılaşmamıştık. Biz Şerife Bacı’nın torunlarıyız, affetmeyiz…Hainlere karşı durmak için meydana giderken de Şerife Bacı’nın mücadelesi gözümünönüne gelmişti…Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı size göre şu anda nasıl bir durumolurdu?Allah o hainlere böyle bir şeyi göstermezdi ancak darbe başarılı olmuş olsaydıTürkiye diye bir şey olmazdı. Suriye’den beter olurduk. Başkaları gibi bizim gidecekyerimiz de olmazdı. Biz canımızı veririz, vatanımızı vermeyiz., Bir Hakkı ölür amageriden bin Hakkı gelir. Bizi yaşatan bu anlayış ve inanıştır.O akşam halkın bütün kesimleriyle birlik ve beraberlik içinde olması size nehissettirdi?Biz o akşam meydanlarda tanımadığımız insanlarla kardeş olduk. Ancak öyleortamlarda vardı ki bankamatiklerin önünde kuyrukların olduğunu da gördüm. Böylebir dönemde en son şey para olsa gerek. Önce bayrağını savunacaksın, yere düşürmeyeceksin. Biz de onu yaptık vatan sevdası olan insanlar ile.HAMZA GAZİOĞLUHamza Gazioğlu, darbe girişimine karşı GenelKurmayın olduğu yerde verilen mücadelede adetabir destan yazıldığını anlattı.KİMSE GERİGİTMEYİ DÜŞÜNMEDİHEP İLERİYİDÜŞÜNEREKDİRENDİK- 124 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1985 yılında dünyaya geldim. Aslen Kastamonu Araç İlçesi’ndenim, Ankara’dayaşıyorum. 3 erkek kardeşiz. Evliyim ve 2 kız çocuğum var. Memuriyetten önce camalüminyum işleri ile uğraşıyordum. Şu anda ise Milli Eğitim Bakanlığı’nda memurolarak çalışıyorum.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz?O gün evdeydim, kardeşim ile beraber oturuyorduk. Havadan jetlerin geçtiğiniduydum. O zaman Türkiye’nin Irak tarafına bir çıkarması vardı. İlk olarak o çıkarma ileilgili bir uçuş olduğunu düşündüm. Birinci uçağı gördüm, yakın geçmişti. Ancak ikinciuçak çok daha yakın geçti. Bu uçuşların normal olmadığını düşünerek, odaya gidip televizyona baktım. Televizyonu açtığımda TRT’de bayan spikerin darbe bildirisiniokuduğunu gördüm. Ondan sonra sokakta hareketlenmeler başladı. Bunun ardındanben de samimi olduğum arkadaşlarımı aradım kardeşimi de alarak hep birlikte sokağaçıktık.Sizi o akşam sokağa döken duygu neydi?Darbeye karşı durmak için, vatanımız için sokağa çıktık.Gittiğiniz yerde nelerle karşılaştınız?Cumhurbaşkanı’nın bildirisini duyduktan ve halkı sokağa çağırmasından sonradarbeden iyice emin olmuştuk. Sonrasında arabamızla Kızılay’a gitmek istedik. Ancakkalabalıktan girilmiyordu ve arabayı bırakarak ilerledik. İnsanlar adeta sokaklara akınetmişti. Sonrasında ise sokaklarda tankları gördük. O gecenin refleksiyle gücümüzünyettiğince müdahale etmeye çalıştık. Tanklar araçları çiğnenip üzerlerinden geçiyordu.Biz daha sonra Genel Kurmay binasına kadar yürümeye devam ettik. O sırada ateşedilmeye de devam ediyordu. Yol kenarlarında askerlerin ateş ederek vurduğu yaralılarvardı. İlerlerken bir taraftan da onlara yardım ediyorduk, araçlara taşıyorduk onları. Enson Genel Kurmay’ın önüne kadar yürüdük. Orada ortam çok kalabalık ve öfkeliydi.Ankara’da yaşayan Hamza Gazioğlu, jetlerin uçuşu sonrasında adeta bir şeyleri hissetmişti. TRT’deki spikeri izledikten sonra ise hiç düşünmeden arkadaşları ve kardeşleriyle birlikte hiçdüşünmeden sokaklara çıktı… Tek amacı vardı, halkın iradesine karşıgerçekleştirilen böylesine bir girişimin karşısında durmak… Başkent’inen stratejik noktalarından olan Genel Kurmay’ın bulunduğu yere gidenHamza Gazioğlu oradaki vatandaşlarla birlikte alana inmek isteyen helikopterlerle mücadele ediyordu… Olanca güçleriyle verdiler o mücadeleyi, olanca güçleriyle direndiler… O gece Genel Kurmayın bulunduğuyerde verilen mücadelede adeta bir kahramanlık öyküsü yazılıyordu.Yaşanan bütün o mücadeleler esnasında orada bulunanlardan hiçbirisigeri gitmeyi, geri dönmeyi hiç düşünmemişti… Aksine hep ileri, hep ileriye doğru gitmek istiyorlardı. Çünkü yaşanan korkuya rağmen öfke dahabüyüktü… Ve o öfkenin selinde hain darbe girişiminde bulunanlarıboğdular.- 125 -Kimi öfkeli, kimi ise korkuluve ne yapacağını bilmiyordu.Ama kimse de geri dönmü-yordu. O meydanda bunuda gördüm o akşam. Herkesileriyi düşündü. En son Genel Kurmay Başkanı’nın esiralındığı haberi duyuldu.Daha sonra Genel Kurmay’ın bahçesine helikopterinmeye çalıştı. Vatandaşlarlaberaber helikopteri taşladık.Helikopterin oraya hangiamaçla inmek istediğini bilmiyorduk ama içgüdüsel olarak onu taşladık. Helikopterdaha sonra 3 sefer inmeyidenedi ama aynı eylemlekarşılaşınca inmedi. O helikopterden sonra arka taraftanbaşka silahlı bir helikoptergeldi ve alçalarak halka ateşetmeye başladı. Bu ateş, korkutma atışı değildi, insanlarınüzerine sıktı. İlk ateş etiğindeben de hedef küçültmek içinkendimi yere attım. Arkadaşlarım da aynı şekilde yereyattı. Sonrasında mermilerden kurtulmak için helikopterin altına doğru süründük.Bu esnada yanımdaki bir arkadaşımın şarapnellerden yaralandığını fark ettim. Onaorada herkes kendi imkânıylayardım etti. Sonrasında ağıryaralı arkadaşımı aracın birine koyduk. Hangi hastaneye gideceklerini öğrenmek içinde araçtakilerin telefonun numarasını almıştık. Onlar gittikten sonra biz de helikopterinolduğu bölgeye ilerledik. Helikopter oradaydı ve orada ölen, şehit olan arkadaşlarımızvardı. Helikopter mühimmatı insana sıkılacak mühimmat değildi. Çünkü helikopterlerağır silahlarla donatılmıştı. Helikopterden açılan ateş sonucunda Genel Kurmay’ındışındaki demirler kâğıt gibi yırtılmıştı adeta. Geri dönünce ben de yaralandığımıhissettim.Yaralanmanız ve tedavi süreciniz nasıl gelişti?O anda çok terlediğimi hissettim ve yanımdaki arkadaşıma çok fazla terlediğimisöyledim. Arkadaşım da “Olabilir, ben de terledim” dedi. Üstümde de koyu bir elbisevardı ve kan olduğu da anlaşılmıyordu. Daha sonra helikopter uzaklaştı. Bu olaylar olduğunda yavaş yavaş gün ağrıyordu. Biz de arkadaşımızı merak etik ve nerede olduğunuöğrendikten sonra hastaneye gitti. Hastanede beklerken, bir taraftan da gelen yaralılara- 126 -yardım ediyorduk. O esnada ben tam dışarı çıkarken doktorun biri durmamı söyledi veyaramı fark etti. Elini uzattığında parmağı yaraya girdi. Meğerse şarapnel parsasıgirmişti. Kolumdan ve sırtımdan yaralanmıştım. O anda bayıldım. Ben uyandığımdayaram dikilmişti. 2-3 gün hastanede kaldıktan sonra taburcu oldum ve tedavimi evdesürdürdüm. Çok şükür bir olumsuzluk kalmadı. Sadece kolumda küçük bir şarapnelparçasının izi kaldı. Sırtımda da iz kaldı. Ama bir olumsuzluğu yok.Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı şu anda Türkiye nasıl bir halde olurdu?Daha öncede darbeler oldu. Ancak bu darbeler hep bizi geriye götürdü. Haksız yereölen, öldürülen insanlar oldu. Bu hain kalkışma başarılı olsaydı o darbe dönemlerindeniyi olmazdık.O akşam halkın birlik ve beraberlik içinde olması size ne hissettirdi?Genel Kurmay’ın önüne yürürken Kızılay’da metro girişi vardı. Girişin üzerinde biradam vardı ve Sela okuyordu. İnsanların, o adamın yanına kadar gelip, o Selayıduyduktan sonra daha da hızlandığını fark ettim. İnsanların samimiyeti çok belliydi.Silah seslerini duyup da dönmemek, bir de üstlerine yürümek, korkak insanların işideğildi.HASAN ZANHasan Zan arkadaşıyla birlikte Çengelköy’den Köprüyegittikçe hem yapılmak isteneni öğreniyor hem deolayın vahametini daha çok anlıyordu. Ancak onlarmeydanları terk etmemekte kararlıydı.HAKSIZLIK VE ZULMÜNHER ZAMANKARŞISINDAOLDUK OLMAYADEVAM EDECEĞİZ- 128 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1996 yılında İstanbul’da dünyaya geldim. Ailem ben dünyaya gelmedenİstanbul’a göç etmişti. Daha doğrusu anne-babam burada evlendi. Aslen KastamonuTosya Yukarıdikmen Köyündeniz. Üç kardeşiz, bir abim, bir ablam var, ben evin en kü-çüğüyüm. İlk, orta ve liseyi Üsküdar’da okudum. 2020 yılında Kırklareli ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldum. Okurken de değişim öğrencisi olarakiki dönem de Portekiz’de okudum. On ay boyunca orada okudum. Şu anda da İstanbulTeknik Üniversitesi’nde çalışmaktayım. Ailem şu anda memlekette kalıyor.O geceyi anlatır mısınız, nasıl öğrendiniz darbe girişimini, neler yaptınız?Haberi aldığımda arkadaşımla Çengelköy’de çay bahçesinde oturuyorduk. Sosyalmedyadan haberler duymaya başladık. Köprünün kapatıldığı yayılıyordu. Saat henüz21.00 civarlarıydı. Daha sonra birlikte yaralandığımız Salih Gök isimli Kastamonuluarkadaşım beni arayarak, “Yanına geleyim, birlikte çay içeriz” dedi. Bir süre sonrayanıma geldi. Saat 22.00’yi geçiyordu ve darbe girişiminin olduğunu öğrendik. Durumciddileşmişti. Biz de bakmak amaçlı bir araca binip gittik. Kuleli Askeri Lisesi’ninönünden geçerken oradan askerlerin çıktığını gördük. Hatta sağda-solda birkaç kişiyirehin aldıklarını gördük. Bazıları orada yere yatırılmış, etrafında bekliyorlardı. Aslındabirçoğu çocuk yaştaydı. Hatta bazı çocukların ellerindeki silahlar kendilerinden büyükkalıyordu. Bu arada sosyal medyadan takip etmeye devam ediyorduk. Ve olayıngerçekten bir darbe girişimi olduğu konusunda hiçbir soru işareti kalmamıştı. Hattadarbe girişimini FETÖ’nün yapmaya çalıştığına dair derin bilgiler vardı. Henüz cumhurbaşkanımız halkı sokağa davet etmeden önce biz bu hain darbeye karşı durmayaHasan Zan, kendisinden yaşça büyük olan en samimi arkadaşlarından birisiyle haber aldığı darbe girişimine karşı dur mak için hiç düşünmeden meydanlara çıktı. Hasan Zan, Köprüdeyaşananlardan haber aldıkça oradaki durumun vahameti bir yana,yapılmak istenenin gerçek manada bir darbe girişimi olduğunu da anlamaya başlamıştı arkadaşıyla birlikte... Ve daha çok şey öğrendikçe gerideğil ileriye doğru gitmeye devam etti Hasan Zan... Sabahın ilk ışıklarınakadar hiç terk etmediler meydanları... Çünkü ne yapılmak istendiğini biliyor ve ona karşı durmak için mücadele ediyorlardı.Hasan Zan, o gece sokağa çıkan insanların ruh halini öylesine güzelözetliyordu ki... “İnsanların büyük çoğunluğu evdeki halleriyle... Tişörtü,terliği, şortuyla çıkmıştı meydanlara... Ellerinde de hiçbir silah yoktu.Bazılarının ellerinde çocukları ile gelmişti meydanlara... O gece çokfarklı bir ruh hali vardı insanlarda...”İşte bu şekilde anlatıyor Hasan Zan o gece yaşananları...Haksızlık ve zulüm... Hasan Zan’ın hayat felsefesinde hiçbir zamanyeri olmayan bu iki olguya karşı durmak için meydanlara çıktığınıanlattı... O, “Zulme, haksızlığa uğrayan kim olursa olsun biz zalimin, zulmedenin karşısında, mazlumun yanında olmayı öğrendik ailemizden...Öyle gördük, öyle okuduk, öyle biliyoruz” sözleriyle de kendisinin meydanlarda olma gerekçesini en güzel sözlerle ifade ediyordu.- 129 -karar verdik. O esnada Kısıklı’ya gidilmesi gerektiği söyleniyordu. Biz de Salih Gökisimli arkadaşımla Kısıklı’ya doğru yola çıktık. Aracı orada bıraktık ve yaklaşık 00.24’ekadar orada kaldık. Çok sayıda insan yoktu ilk başlarda. Daha çok polisler vardı. İETTotobüsleri ve kamyonlar yolları kapatmıştı. Biz orada beklerken başta Cumhurbaşkanımızolmak üzere halk sokaklara davet edilmeye başlanmıştı. O sırada benim telefonumunşarjı da bitmişti. Ailemle en son bir görüşme yapmıştım şarjım bitmeden önce. Bir günönce memleketteydik ve ben o darbe gecesinin olduğu günün sabahı gelmiştimİstanbul’a. Aslında üzerimizdeki yorgunluğu da atamamıştık. Babamla görüşmemizdeendişelenmemesi için de ona yemekte olduğumu söylemiştim. Arkadaşım Salih Gök’üntelefonundan durumun ne olduğunu baktık ve Köprüde bize daha çok ihtiyaç olduğunudüşünüp oraya gitmeye karar verdik. O esnada ilginç bir şey oldu. Stres yapmasın diyearayıp görüştüğüm babam, bir komşuyu da yanına almış orada bekliyordu. Yani babamda o gece oradaydı. Sonra biz Köprüye doğru inmeye başladık ve Altunuzade’ye geldik.Altunizade Köprüsü’nün üzerinden geçerken insanların yollardaki taşları söküp yollarıkapattıklarını gördük. Çünkü başta tanklar olmak üzere araçların geçişine izin vermemekiçin yapmışlardı bunu. Biz tam oradan geçerken Altunizade’de Köprüye girmeye çalışaniki tank gördük. O esnada insanlar da o tankların üzerine koşmaya başladı. Tanklarkaçmaya çalışırken de park halindeki bir aracı ezdi. Sonra tekrar Bağlarbaşı’na doğru- 130 -kaçmaya devam etti o iki tank. Biz de bir müddet tankların arkasından koştuk ancak yetişemedik. Daha sonra Köprüye doğru ilerlemeye devam ettik. Gece 01.00-01.30civarlarıydı. Ön taraflara doğru ilerlerken artık insanlar da akın akın gelmeye devamediyordu. Aynı anda özellikle Köprünün ön kısmından inanılmaz yoğunlukta kurşunsesleri de geliyordu. Buna karşın insanların kararlı bir şekilde yine akın akın gidiyordu.Hatta ve hatta vurulanlar, yaralananların olduğunu görmelerine karşın insanlar bu haindarbeye karşı direniyordu. Bu arada biz de yürümeye devam ediyorduk. Biz de öntaraflara doğru yaklaştıkça silah seslerinin arttığını fark ediyorduk. Köprünün zeminidüz olduğu için zemine, sağa-sola çarpan kurşunlar inanılmaz bir ses çıkarıyordu aynızamanda. Üstelik de yerden seken kurşunlar insanlara isabet ediyordu. Bu esnada bizKöprünün en ön tarafına gelmiştik. Bir itfaiye aracı vardı, tam askerlerin karşısındakalıyordu. Biz de onun arkasına geçerek kendimize siper edindik onu. Oradan sonrasızaten gişelerdi ve o tarafa geçmek mümkün değildi. Çünkü geçeni direkt olarak ateşedip vuruyorlardı. Bizim olduğumuz taraf ve karşı taraf vardı artık. Biz orada sabah05.40’a kadar orada durmuştuk. Askerlerin bazılarında uzun mesafeli silahlar vardıayrıca 4 tane de tank vardı. O yüzden çok fazla yaklaşamıyorduk. Ancak hiç kimseorayı terk etmiyordu. İnsanlar vuruldukça sanki sayımız daha da artıyordu. Sabahakarşı yanımızda çok sayıda insan vurulmuştu. Ambulanslara da izin vermiyordular. Osırada moto kuryeler, motosikletler adeta ambulans görevi görüyor, her dakika yaralı ta-şıyorlardı. Yanımızdan birisi vurulduğu zaman yaralanma durumuna göre taşınıyorduhastanelere. Gerçekten çok farklı bir ortam vardı orada. Çoğu insan belki hayatında osilahları görmemiş, o kadar kurşun sıkıldığını görmemiştir. Çünkü bu ülke çok şükürsavaş görmemişti. Ben o zaman 19 yaşındaydım ve askere henüz gitmemiştim. Benimgibi çok insan vardı orada.Yaralanmanız nasıl oldu, anlatır mısınız bize?Bizim orada kalma sebeplerimizden en önemlisi güvenlik güçleri içindi. Çünküonlara daha fazla ateş ediyordu darbeciler. Ben bir ara top atışı şeklinde 4 defa tank atışısaydığımı hatırlıyorum. Hatta bir tank atışı TOMA’yı delip geçmiş ve arka taraftapatlamıştı. Motosikletli bir abimizin yanına düşen bir başka tank atışı daha olmuş ve omotorun sahibi kardeşimiz şehit olmuştu. Çok sayıda insanın bulunduğu metrobüsdurağının oraya isabet eden tank atışı sonrası da çok sayıda insan yaralanmıştı.Arkadaşımla yine hep aynı yerdeydik. Saat 05.40 gibi sanki sesler bir an kesilmiş gibiolmuştu. Sonra yeniden silah sesleri geldi. Kendimde bir dalgalanma hissettim ancakçok anlayamamıştım. Karnımın sol üst tarafında tişörtümün parçalandığını gördüm,arka tarafı da aynıydı. Saatlerce orada olduğumuz için artık normallikten de uzaklaşmıştık.Çünkü yanımızda onlarca insan yaralanıyor, şehit oluyor, mermiler havada uçuşuyorduadeta. Arkadaşım Salih Gök de muhtemelen benden çıkan kurşunla vuruldu. Bendençıkan kurşun onun göğsüne yan taraftan girdi sanırım. Ancak onun durumu bendendaha iyiydi. Çünkü kurşun kemiklere değmeden kaburgaların arasından çıkmış. Benyere de düşmedim, bilincimi de kaybetmedim. Sadece ‘Vuruldum’ bağırdığımıhatırlıyorum. Salih Gök de “Ben de vuruldum” gibi bir şey demişti. Salih Gök’ün bir anyere düştüğünü de hatırlıyorum. Ben sendelediğimde de insanlar gelip beni tutmuştu.Daha sonra benim önüme bir motosikletli geldi ve beni motora bindirdi. Ben de onasarıldım ve bir elimle de yaramı tutuyordum. Salih Gök’ün önüne de bir araç geldi.Yola çıktığımızda da zig-zag çizerek ilerliyorduk. Çünkü yine edilen ateşlerden yinebize isabet etme durumu vardı. Beni taşıyan motosiklet Altunizade’nin yan yoldanÜsküdar Devlet Hastanesi’ne götürdü beni. Sanıyorum Köprüden hastaneye gitmemiz10 dakika sürmemişti. O gün orada doktorlar hep hazırlıklıydı. Özel-devlet hastanesidemeden bütün hastaneler yaralı ve şehitlerle doluydu adeta. Beni motordan indirdiklerindehemen bir sedye getirdiler. O an anlık “Yürüyebilirim” dediğimi hatırlıyorum. Bir adımattıktan sonra beni sedyeye bindirdiler. Ve yaklaşık 5 gün tedavi oldum. Kurşunboşluğumdan girip-çıkmış, organların koruma çeperini almış sanırım biraz. Tedavisürecimin ardından iyileşme sürecim 2 ayı buldu.Yaralanmanızdan ailenizin haberi oldu mu?Abim, o dönem TRT’de çalışıyordu ve bir eğitim için İngiltere’deydi. Abim de SalihGök ile yakın arkadaşı olduğu için onun aracılığıyla bizimle iletişim kuruyordu. Salihvurulduğunda cüzdanı ve telefonu yere düşmüştü. Abim de Salih Gök’ü aradığındatelefonu alan kişiye ne olduğunu sormuş. “O vuruldu, onu hastaneye götürdüler” diyecevap vermiş abime. Sonra “Yanındaki kişi” diyerek beni de soruyor. Ancak telefonunucundaki kişi bu konuda bir bilgisi olmadığını söylemiş. Hatta Salih Gök’ün tek başınavurulduğunu söylemiş. Sonra da adresini veriyor telefon ve cüzdanı teslim etmek için.Abim de bu durumu telefonla arayıp babama söylemiş. Babam da Salih Gök’ün birakrabası aynı zamanda bir komşumuzu alıp hastaneye gitmek üzere yola çıkmış. Ben dehastanede tedavi olurken bir doktordan telefonunu rica etmiştim. Çünkü babamınmerak edeceğini iyi biliyordum. Ve arayıp babama durumu söyledim. Hayati tehlikeminolmadığını anlattım. Annem de o dönem umredeydi. Hatta darbe gecesi umrenin songecesiydi. Babamlar önce anneme bir şey söylememişti. Benim hastanede yattığımınikinci akşamı geldikten sonra yaralandığımı söylemişler. Fakat annem biraz soğukkanlı- 131 -- 132 -olduğu için daha sonra yanıma geldiler.Darbe girişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?Açıkçası tamamen siyasi bir darbeydi. Askeri bir darbe değildi bana göre. Çünkü askeriyenin içindeki bütün askerin değil bir örgütün yapmaya çalıştığı bir darbeydi.Yıllardır o askeriyenin içine çöreklenmiş bir örgüttü bu. Türkiye’nin darbeler tarihindebir örneği yok. Darbeler genelde siyasi olarak yapılır ve gelenler yönetimi değiştirir vedevam eder. Ancak o hain girişim gerçekleşmiş olsaydı durumların çok daha kötüolacağını düşünüyorum. FETÖ’nün iç kargaşa ile kendilerinin yöneteceği bir ülkekurmak istediler. Ancak onlardan olmayan, onlara inanmayan herkesin bu ülkedenkaçacağı bir sonuç doğururdu bu hain girişim. Ülkede bana göre gelecek vaat edenkimse kalmayacaktı. Ve bir kaos ortamı oluşacaktı.O gece toplumun her kesiminden insanın meydanlarda olması size ne hissettirdi?İnsanlar meydanlara çağrıldıktan sonra gelenlerin sayısı binleri bulmuştu. Çünküakın akın geliyordu insanlar. Herkes evinden nasılsa öyle çıkmıştı... Tişörtü, terliği,şortuyla çıkmıştı insanlar. Ellerinde silah değil, kolundan tuttukları çocukları vardı...Enteresan bir ruh hali vardı o gece insanlarda. Yaralanan çok insan vardı ancak sokağaçıkan milyonlarca insan yaralanabilirdi. Çünkü insanlar buna hazırlıklıydı. Onun içinçıkmıştı... Yaralanmaya, ölmeye, vatanı için canını vermeye gelmişti insanlar meydanlara...Bizde de hiçbir şey yoktu. Sadece bir cep telefonumuz vardı, onun da şarjı bitmişti...İnsanlar eğer askerlerin kendilerine ateş edeceğini bilseydi belki onlar da evlerinden silahlarıyla çıkardı. Ancak o zaman durum gerçekten çok daha vahim olabilirdi. Karşıtarafın da şiddeti artar ve bir iç çatışma yaşanabilirdi. Ancak askerin içinde sağduyulu,namuslu ve vatansever insanlar vardı. Biz halen devam eden mahkemelerde deöğreniyoruz ki sabaha kadar direnen komutanlar ve askeri birlikler sayesinde çözülmebaşlamış. Kalan birlikler güçsüz kaldığı için her bölgeye yetişemediler ve başarılıolamadılar. Mesela Köprüdeki darbeciler hiçbir yerden yardım gelemeyecek haldeyalnız kaldılar ve sabaha karşı mermileri de bittiği için teslim olmak zorunda kaldılar.Çünkü kendi içinde de çok direndi...Sizi o gece dışarı çıkaran his, duygu neydi?Ben zaten genel yapı itibariyle haksızlık ya da zulüm karşısında sessiz kalmayan birisiyim. Kayıtsız kalamıyorum bu durumlara. O gece de aynısı oldu aslında. Ben henüz19 yaşındaydım... Böyle bir olay var. Ben farklı şekilde yaralansaydım bütün geleceğimi,hayatımı değiştirecekti. Darbe tarihlerinden biliyoruz, darbelere karşı çıkan insanlarınakıbetinin ne olduğunu... Her darbe sonrası yaşanan şeyleri biz de yaşayacaktık. Çünkübiz normal hayatımızda da bu örgüte karşıydık. O gece çıkmasaydık da bunları yaşayacaktık... Artık dünyada yerleşmiş bir sistem var. Türkiye hala Orta Doğu’nun en kötüülkesiymiş gibi... Askeri ya da herhangi bir örgütün artık istediğini yapamaması lazım.Benim istediğim de bu... Bu sistemin önüne geçilmesi benim istediğim... Umarım dabundan sonra hiçbir zaman bir daha olmaz. Çünkü seçim var. İstemiyorsan seçimlegönderemiyorsan kabul edeceksin. Kaldı ki bütün dünyadaki geçerli sistem de bu.HÜSEYİN BAŞKUTHüseyin Başkut, 15 Temmuz gecesi meydanlardaolan binlerce genç gibi büyük bir heyecan vevatan aşkıyla hiç düşünmeden dışarı çıktı vehain darbeye karşı durduO GECE MEYDANLARAİNEN NESLİN DURUŞUÜLKEYİ GÜLLÜKGÜLİSTANLIK YAPAR- 134 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1 Ocak 1954 yılında Kastamonu’da dünyaya geldim. Cide Soğuksu Köyündeniz.7 kardeşiz. Ben 4 yaşında iken 1964 yılında Çengelköy’e gelmişiz. Babam İstanbul’ailk geldiğinde kapıcılık yapmıştı. Biz de burada çalışarak ayakta durduk. Babam daannem de rahmetli oldu. Benim rahmetli dedem İstiklal Savaşı’na girmişti. Ben dedemle29 yaşına kadar yaşadım. Ben bu ülkenin nasıl kazanıldığını dinledim. Çarıklı devir...Atın eritemediği çıkardıklarını yediklerini... Rahmetlik dedem Atatürk’le de tanışmış.Hatta Atatürk dedeme ‘Müdür’ lakabını takmıştı. Ben burada ilkokul 3.sınıfa gittiğimzaman rahmetli dedem rahmetli babama “Bir zaman gelecek hainler, kanı bozuklar buülkede türeyecek” derdi. Babam da “Kayınpeder niye böyle söylüyorsun?” derdi.Dedem de yaşadıklarını anlatıyordu.Hüseyin Başkut arkadaşının haber vermesiyle öğrendi darbe girişiminin olduğunu… Nice genç vatan evlatları gibi o da hiç düşünmeden sokaklara çıktı o gece… Belki gençlerden çok dahafazla şey yaşadı, çok şeye şahit oldu memlekette… Özellikle de darbelerkonusunda çok daha fazla şey biliyordu. Ancak o sadece ülkesindeki bugelişmelerden-yaşananlardan değil, dünyada ne olup bittiğinden dehaberdardı. Zira iş hayatında çok kez başta Amerika olmak üzere birçokülkeye de gitme fırsatı bulmuştu. Oralarda sadece işini yapmaklakalmadı, uzun zaman Türkiye ile ilgili insanların bakışını-düşüncesini degözlemleme fırsatı bulabilmişti… Yaşadığı o tecrübeler çok şey katmıştıona…O gece… 15 Temmuz gecesi de yaşadığı-öğrendiği tecrübelerden yolaçıkarak büyüklerinin ifadesiyle “Kanı bozuklar, hainler türeyecek” sö-zünün gerçekleşmesiydi adeta… Ancak Hüseyin Başkut hiç tereddüt etmeden soluğu meydanlarda alırken bir yandan da 12 Eylül 1980darbesinde yaşananlar, kendi yaşadıkları film şeridi gibi geçiyorduzihninden…Meydanlarda yaşadıkları ise anlatılsa dahi yazılara dökülemeyecekkadar uzun bir geceye sığdırılmıştı o gece…Yere düşen Türk bayrağını almak istemişti vurulduğunda… Amacı sadece “Bayrak yerde olmaz, yere düşmez” düşüncesinden hareket etmekti… Öyle ya, bayrağı gören asker ateş etmez, edemezdi… Ancak öyledeğildi… O akşam çok başkaydı… O esnada vurulduğunda ise çoğu gazimiz gibi ölümle-yaşam arasındaki ince çizgideydi artık… Şehadeteereceğini düşünerek kelime-i şehadet getirmeye çalışırken bile tekdüşüncesi memleketin bekasıydı…Dedik ya… Belki yazmakla bitmeyecek bir öykü bir geceye sığıvermiştio gece…İşte o gecenin kahramanlarından birisi daha Hüseyin Başkut’un 15Temmuz gecesinde yaşanan öyküsü…- 135 -Nasıl öğrendiniz hain darbe girişimini, neler yaptınız?“Vatanı sevmek imandandır” Hadis-i Şerifini biliyoruz. Allah için Cihad’ın farzolduğunu da biliyoruz. O geceye gelince... Evimin kapısında her zamanki gibi oturdumdinleniyordum. Televizyon kapalıydı. Marangoz bir arkadaşım var. Ağlayarak geldi...”Ne oldu?” diye sordum. “Vatan elden gidiyor” dedi... “Ne diyorsun, vatan nasıl eldengider?” diye karşılık verdim. Bu meyanda ben Allah’ıma hamd olsun... Dünyanıngözünün burada olduğunu biliyorum. Arkadaş öyle deyince televizyonu açtım. ÜlkeTV’yi açtım, o esnada insanlar meydanlara çağrılıyordu. “Allah bizi imtihan ediyor”diye düşündüm ve hemen köprüye gitmek için çıkma kararı aldım. O zaman 19yaşlarında olan oğlumu da kaldırdım. “Vatan beklemez, vatan size emanet, arkamdanhemen çık” dedim ona. Biz çıktık, aşağıya doğru yürümeye başladık. Evden çıktıkrampa aşağıya giderken ana yolun tam ekmek fırınında kuyruk, benzin istasyonlarındakuyrukları gördük. O esnada kendi kendime “Vatan elden gidiyor, bunlar ne yapıyor?- 136 -Sabaha çıkacağın belli de-ğil...” diye düşündüm. Aşa-ğıya doğru inerken “Çengelköy’e girilmiyor” dendi. Yanımdaki arkadaşın oğlununhısımları arabayla Güzeltepe’den geldiler. Biz oradaarabaya bindik. Güzeltepe,Küplüce derken yola devamettik. O esnada camilerden“Bu gece Müslümanların yatması haramdır, vatan eldengidiyor” şeklinde anonslaryapılıyordu. Beylerbeyi’ndeindik ve halı sahanın olduğuyere arabayı bıraktık. Köprüde gelişmeler henüz yeniydi, kalabalık çok yoktu. Beylerbeyi Lisesi’nin önünde birrampa var. Rampaya yukarıçıkarken bazıları “Bizi debekleyin” diyordu. Çünkükimse kimseyi beklemiyordu.Ben o rampayı çıkarken birara tıkandım ancak “Ölsemde geri dönmek yok” dedim.Köprüye çıktık karşımızdaasker... Yolun Avrupa tarafıaçıktı. Allah’ın hikmetine bakın ki yolun bir tarafı açık,bir tarafını kapatmışlar. Hanideriz ya planların üstündeplan vardır ya... Biz daha sonra öğrendik ki Kuleli Askeri Lisesi’nden çıkmış öğrenciler.Aşağıda kaymakam ve koruma polisinin silahını almışlar. Dışarda eski, boyasız birTOMA, içeride de bir itfaiye arabası var. Eskiden orada gişeler vardı, orada yerde birbayrak vardı. İnsanları seçemiyorsun tabi... “Bu bayrağın orada ne işi var?” diyedüşündüm. Bir bacımız çıktı... Allah’a kasem ederim ki bugün çok erkeğim diyendendaha erkek... Gençliğine, fiziğine rağmen “Sizi analar doğurdu, sizin burada ne işinizvar? Sizin yeriniz kışla” dedi. Birisi bariyerlere çıktı polis olduğunu söyledi. “Sık”diyoruz ona sıkmıyor, “Ver silahı” diyoruz, vermiyor. Gitmeyin, gece 03.00’te bu işlerbitecek, giderseniz katliamlar olacak” diyor. Yani gözdağı da veriyor. Ben 12 Eylül darbesinde işyerim vardı. Sabah 06.30’da dışarı çıkacağım beni silah dipçiği ile içeri sokmuşlardı. Gece yaptılar darbeyi. ‘Bu nasıl bir şey’ diye kafanızda yorum yapıyorsunuz.“Askerse, askerin burada ne işi var? Vatanı koruyacaksa biz düşman değiliz.”O esnada dedemin söyledikleri aklıma geliyor, o zaman bunla kanı bozuklar...Bunun daha başka bir alternatifi yok. 3 tane motosikletçi vardı. Allah’ın rahmetiüzerine olsun bir tanesi şehit oldu herhalde. Bunların üzerine son sürat bir sürdümotorunu... İşte halkın kıyama kalkması öyle oldu. Bismillah, Allah-u Ekber sesleriylebir baktım bayrak elde yürünmeye başladı... Aşağı-yukarı 500-600 metre bayrağakoştum. Kafamda siyah bir takkem vardı. Bayrağı sağ alt köşeden yakaladım. Biz oesnada askere 75 metre yaklaşmış, onları seçmeye başlamıştık. İçimden “Eğer bu askerbizim askerse bayrağı görünce durur” diye düşünüyordum. Ancak öyle olmadı. Bizyaklaştıkça yaylım ateşine tuttular. Ben hedef küçülteyim diye Kuleli’ye doğru büküldüm.Ayağımın dibi pıtır pıtır etti. Bir şey patladı ama anlayamadım. Ağzımdan kan geldiğian vurulduğumu anlamıştım. Tam yere düşüyordum arkadan bir delikanlı beni sırtınaaldı. O esnada nefesim kesildi. “Bırak beni ben ölüyorum” dedim ona. O esnada birmüddet bilincim kayboldu. Ancak o delikanlı beni bırakmadı. Bir bağırma “Ambulans,yaralıyı götürün” diye. O da dışarıda... Ben kuledeki sniperciyi görmemiştim. SonraAvrupa yakasından bir taksiyi çevirdiler ve beni ona koydular. Sırtımdan vurulmuştum.Tam büküldüğüm ana rast gelmişti vurulma anım. Atılan kurşunlardan iki tanesi isabetetmiş bana, iki tanesi de merdiven gibi iz yapmış. Kaburgalar kırılmış, akciğerparçalanmış. Mermi girmiş çıkmış yani... Hastaneye giderken de sadece ‘Allah’ diyebiliyordum. Pamuk ipliğine bağlıydım o anlarda. Bağlarbaşı’nda yolu kesmişler. Yayalarıngeçtiği bir yer vardı, oradan geçmişiz. Numune Hastanesi’ne gittik. Beni taksiden hangiara kaldırıp sedyeye koydular hiç hatırlamıyorum. Gözümü açtığımda acildeydim.Acilde ilk gördüğüm yerde ölmüş birisi... Kafamı sadece kaldırıp bakabiliyordum.Daha sonra öğrendim ki o merminin özelliği insan vücudunu yakıp şişiriyormuş. Benşiştim ve şiştikçe vücudum sedyenin demirlerine batıyordu. Sonra birisi geldi isminisordu ve fotoğrafımı çekti. Sonra da dua etti. Bir taraftan hastaneye yaralılar gelmeyedevam ediyordu. Beni o arada tomografiye gönderdiler. Tekrar geri getirdiler. Beni bı-raktılar... Bir ara “Beni yere bırakın rahat rahat öleyim” dedim. Sonra genel cerrahiyeçıkardılar. Orada 4.kişiydim ancak feryadım çoktu. Oradakiler ayağından vurulmuştu.O esnada bile uçaklar havadaydı. Ben vurulduğumda saat 23.00-23.30 civarlarıydı.Genel cerrahiden tekrar beni acile indirdiler. ‘Sık sık’ dediklerini duydum. Orada birşeyleri diktiler galiba. “Bu gece bu eve gitsin, sonra Süreyyapaşa’da ameliyata girsin”dediler. Beni tekrar ambulansa bindirdiler. Otobandan gidemiyorsunuz... Sanki Süreyyapaşabizden kaçıyordu biz onu kovalayacaktık. Ambulans öyle yollardan gidiyordu kihendeklere girip çıktığını fark ediyordum. Düşmemem için de görevli beni diziyle des-- 137 -- 138 -tekliyordu. Ön tarafta oturan arkadaşım bir müddet sonra şoförün yanından camı açarak“Nasılsın?” diye sordu. “Şevkiusta belki ben yetişemeyebilirim,sen bana Yasin okumaya başla”dedim. Sonra hastaneye vardıkve beni ameliyathaneye aldılar.Kelime-i şehadet getirdim. Birmüddet sonra ayılıyorum, ikicam görüyorum. Birisinde kurumuş yaprak görüyorum... Sonra kendime gelmeye başladım.Öncesinde benimle çok konuş-muşlar... “Size hizmet etmekşereflerin en büyüğüdür” denildiğini hatırlıyorum. Sonra yemekgetirdiler. O esnada su istedim...Ama ne isteme... Yalvardım adeta... Belli bir saate kadar beklemem gerektiğini söylediler bana.Biraz su verdiler... Bir süre sonrabiraz daha biraz daha derken1.5 litreye yakın su içtim. Kahvaltı getirdiler ve yemem gerektiğini söylediler. Ancak aşağıyagitmiyordu sanki. Ardından komposto getirdiler ve ardından servise çıktım. Serviste bir habergeldi Cumhurbaşkanımızdan,Allah razı olsun... “Onlar benimmisafirimdir” demiş... Hastanedeyken birileri sürekli gidip geliyordu.Hastanede tedavim 6 gün sürdü. Şu anda sırtımda ciğerime doğru bir hortumla yaşı-yorum.Siz 1980 darbesini de yaşadınız ve çok iyi hatırlıyorsunuz... O dönemi anlatırmısınız bize neler yaşandı sizin gözünüzden?Şimdi 1980 darbesinde benim işyerim vardı. Sivil iradenin yaptığı her şey feshedildiğiiçin gelip yıkmışlardı. Bir gün Kuleli’den subaylar geçiyordu. Benim yaşım da 29...“Albayım ben devlete vergi veriyorum. Ruhsatlı yerimi yıktınız. Ben ne yapayım?Ekmek paramı nereden kazanayım?” diye sitemde bulundum. O albay bana bir kartverdi. Kurmay Albay... Kartta verdiği adrese gittim. Oradaki kişiye ruhsatımı ve vergilevhamı gösterdim. “Benim suçum ne?” dedim. Adam “Senin suçun yok. Ama açılırsa(Sivil iradenin yeniden açılması söz konusuydu) tercih sizindir” dedi. “Peki bu tercihzamanına kadar ben ne yiyip-içeyim?” dedim.12 Eylül’de benim gördüğüm... Top sahası vardı, 24.00’ü 1 dakika geçse alıyorlardıinsanları, dipçikle bir sağdan bir soldan vuruyordu...- 139 -Asker için savaşın anlamı, vatanı korumak-kollamak içindir. Atatürk’ün fotoğrafınıarkana koy, sonra git bir sürü oyun çevir. Sen askerlik görevini yapacaksın, benmarketçiysem marketçilik, demirciysem de demircilik görevini yapacağım. Sen “Kulak-burun boğaz doktoruyum, kalbe de kafaya da bakarım” dersen bu çorba olur. Vehiçbir şeye de faydan olmaz.O hain girişim başarılı olmuş olsaydı, size göre bugün ülkenin durumu ne olurdu?Biz bugünkü Suriye’den daha kötü durumda olurduk bir kere... Ülkemize bir bakın...Altın çıkıyor, petrol çıkıyor... Herkesin gözü bu ülkede. Böyle olunca da herkesin hesabı-kitabı bu ülkenin üzerinde bitmiyor. Eğer bu hain girişim gerçekleşmiş olsaydıbugün ülkenin durumunu konuşmak bile istemeyiz.Toplumun her kesiminden insanın o gece meydanlarda olması size ne hissettirdi?O geceki nesil bu ülkede hakim olursa dünya güllük-gülistanlık olur. Öyle bir nesilgelirse çok şey düzelir. Herkesin yaşantısı kendisine... Kimsenin içindeki Allah sevgisinikimse bilmez. Beşir Hafi’nin hikayesi vardır... Çok okunası, örnek bir hikayedir bu...Çok şükür o gece biz de o tabloyu gördük meydanlarda.- 140 -Bu devlet benim hayatta kalabilmem için her gün hemşire, doktor, ambulansıgönderdi.O geceye dair eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?O gece sabaha karşı 06.00’da yaşlı bir teyze Beylerbeyi Sarayı’nın önüne gelip“Evlatlar ne duruyorsunuz, peygamber ordusuyla geliyor” dedikten sonra kalp krizigeçirip hayatını kaybediyor. O gece Medine’de bir teyze bu ülkenin kurtuluşu için birvaliz parayı sadaka olarak dağıtmış... Ben Silivri’de mahkemelere gittim. Kürsülereçıktım... Bu konuda biraz dertliyim aslında.Bir tanesine dönüp “Beni tanıyor musun?” diye sordum. “Tanımıyorum” dedi.“Senin postalını veren benim, silahını veren benim, doktorla sana hizmet ettiren benim,okulunu okutan benim. Sen beni tanımıyorsan, ben seni hiç tanımıyorum. Sen o gecesöyleyeceğini söyledin. Bugün sen konuşamazsın, bugün ben konuşacağım” dedim.Eğer o gece bizler ve bu halk teslim olsaydı, onlar kazansaydı biz vatan haini olacaktık.İbret olsun diye bizleri top sahalarında kurşuna dizeceklerdi. Bunlarda yalanın biri binpara... Hala daha yalan söylemeye devam ediyorlar...HÜSEYİN YILMAZHüseyin Yılmaz darbe gecesinde üst üste aldığıyaralara rağmen hem ayakta kalma konusundahem de meydanı terk etmeme konusunda sonunakadar kararlı kaldı.O AKŞAM HERKESÖLMEYİ GÖZEALARAK VATANIİÇİN ÇIKMIŞTI- 142 -Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, bize kendinizi anlatır mısınız?Ben 2 Kasım 1976 Göztepe’de dünyaya geldim. 4 kardeşiz, ben evin 3.çocuğuyum.Aslen Kastamonu Devrakaniliyiz. Ailemiz yaklaşık 100 yıl önce İstanbul’a göç etmiş.Dedemin babası Üsküdar’a gelmiş. Ben doğma büyüme Ümraniyeliyim. Sürekli oradaikamet ettim. Ortaokulu orada okudum, Ümraniye Endüstri Meslek Lisesi’nde okudum.Evliyim 3 kızım var. Servis taşımacılığı ve ticaretle uğraşıyorum. Kandıra’da çiftliğimvar oradan İstanbul’a yumurta sevkiyatı yapıyoruz.O geceye gelelim, nasıl öğrendiniz darbe girişimini, neler yaptınız?Haberi ilk aldığımda evimdeydim, hatta o akşamı misafirlerimiz vardı. Misafirlerimizintelefonuna gelen mesajla o hain girişimi öğrendik. Televizyonu açtığımızda sokaklaraçıkmamız gerektiğini düşündük. Gece saat 24.00 civarlarıydı. Cumhurbaşkanımız bizimeydanlara davet ediyordu. Misafirlere “Kadınlar evde kalsın erkekler benimle gelebilir”dedim. Ve çıktım. İlk etapta Ümraniye Emniyet Müdürlüğü’nün önüne gittim. Oradabir kalabalık vardı. Biz de oraya yakın bir yerde oturuyoruz. Oradaki kalabalığı gördümve anonslardan sonra Kısıklı’ya gittim. Polislerden birisi “Burayı biz emniyete aldık,burada durmanıza gerek yok. Kısıklı’ya gidebilirsiniz” dedi. Biz de CumhurbaşkanımızınHüseyin Yılmaz 15 Temmuz gecesi evine gelen misafirlerinin tele fonla aranması sonucu darbe girişiminden haberdar oldu. Hiç düşünmeden meydanlara çıkmak için de misafirlerine de dışarı -çıkma teklifinde bulundu. Soluğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kısıklı’dakievinin önünde alan Hüseyin Yılmaz, o saatlerde herhangi bir hareketlilikolmaması nedeniyle bu kez yönünü köprüye doğru çevirdi. Köprüye doğrugiderken de ne yapmak istediğini kafasında şekillendiriyordu. Amacı sadece ateş eden askerlerin ellerindeki silahları almaktı… Helikopterlerinyoğun uçuşu çok farklı duygulara bürümüştü Hüseyin Yılmaz’ı… Belkide o saate kadar yapılmak istenen olayın boyutunun bu kadar ağırolduğunu düşünmemişti…Sabahın ilk ışıklarına kadar köprüde yaralıtaşıdı kah ambulanslara, kah motosikletlere… Ta ki o tank atışınakadar… Aslında onun öncesinde bir kez kolundan yaralanmıştı ancakkararlıydı, hastaneye gitmeyecekti. Ve o tank atışıyla ikinci kez bu kezbacağından yaralanmıştı Hüseyin Yılmaz… Yine kararlıydı ayaktakalacaktı… Çünkü orada olmak, o mücadelenin içinde olmak onun içintarifi imkansız bir duygu, en şerefli duruştu…Çoluk-çocuk köprüye giden bir aileyi uyardığında aldığı “Biz zaten buyola ölmek için çıktık” cevabı ise Hüseyin Yılmaz’ın “Biz zaten ölmeye geldik, hiçbir sıkıntı yok” diye karşılık vermesi yaşadığı duygu yoğunluğunudaha da artırmıştı. Yani o gece herkes ölümü göze alarak vatan savunmasıyapmak üzere meydanlardaydı.O gece meydanlarda halkın bütün kesimlerinden insanların birlik-beraberlik içinde olmasını öylesine güzel özetliyordu ki Hüseyin Yılmaz…Sanıyoruz bunun üzerine söylenecek başka söz de kalmıyor.“O gecenin özeti; oradaki tablo her kesimden insanıyla Türkiye idi.”- 143 -evini emniyete almak için Kısıklı’ya gittik. Yürüyerek gitmiştik oraya. Oraya gittiğimizdede yoğunluk ve kalabalığa rağmen bir hareketlilik yoktu. Boğaz Köprüsü’nde sıkıntılıbir durum olduğu konuşuluyordu. Oradan ayrıldım ve yürüyerek Boğaz Köprüsü’nedoğru gittim. Yolda yürürken 10-12 kişilik arkadaş grubuyla giderken bayağı kalabalıklaşmıştık. Özellikle Kısıklı’ya kadar insan seli vardı ancak Boğaz Köprüsü’ne doğrubiraz tenhalık vardı. Çok aşırı bir insan seli yoktu ama yoğunluğa doğru bir gidiş vardı.Köprünün belli bir yerine geldiğimizde tam köprüye inmeden 300-400 metre geridesilah seslerini ve yaralıların aşağıdan gelmeye başladığını gördük. Bu esnada yanımızdakilerden devam etmeyenler oldu. Ancak ben dönmedim ve devam ettim.Sadece ateş edenlerin ellerindeki silahları almak için gidiyordum. Askerin elinden- 144 -silahı nasıl alabilirim düşüncesiyle gidiyordum. Darbe girişimi olduğunu anlamıştık.Ancak uçak ve helikopterlerin o kadar yoğun uçuşlarında tuhaf duygulara bürünmüştük.Ateş eden askerlere yaklaşmak çok fazla mümkün değildi. Beylerbeyi tarafından birzırhlı taşıyıcı geliyordu. Onu durdurmak için mücadele ettik. Bize vurup geçtidurduramadık bile. İlk etapta orada bir yara aldım. Kolumun kırıldığını hissettim. Yinede bekledim. Gece 03.30’a kadar hastaneye gitmeme adına karar vermiştim. Çatışmalardevam ediyordu. Yaralıları taşıdık, kucağımızda şehit düşen kardeşlerimiz oldu. Motosikletlilerle hastaneye sürekli yaralı gönderiyorduk. Hatta dizinden kurşun giren birkardeşimizi sırtladım 150 metreye kadar taşıyıp motosiklete verip hastaneye gönderdik.Kim olduklarını dahi bilmiyorduk. Sabaha karşı tankın ateş ettiğini gördüm. Şarapnellevücudumuza isabet etti. Benim de ayağıma isabet etmişti ancak yine ayaktaydım.Onları teslim alana kadar meydandaydım.O gece yaşadığım belki de en enteresan olay, sabah namazını kılmak için küçük birşişede su bulup onunla abdest almamdı. Bunu kendimce söylüyorum. Çünkü en azından‘abdestsiz ölmeyeyim’ diye düşünüyordum. Vaktin girdiğini öğrendim ve sabah namazınıkıldım. Bir aile çocuklarıyla yanımdan geçiyordu. Ben o esnada selam veriyordum.Onlara seslendim, “Üstadım yenge ve çocuklar aşağıya gitmesin, orada durumlar iyideğil” dedim. “Biz zaten ölmeye geldik, hiçbir sıkıntı yok” diye karşılık verdi bana.Aşağıdan askerler yeniden ateş yapmaya başladı. Ben de namazı kılıp aşağıya doğruyürümeye başladım.Beş gün önce umreden geldiğim için farklı bir feyz veduygudaydım. Biz gazi oldukve madalyamızı aldık ama oradayaralanmayan insanlar vardı.Ancak yaralanmayanlar da enaz bizim kadar değerli. Çünküorada durmak ayrı bir şerefti.Orada çekildiğim fotoğrafa “Ogün oradaydım demek bile çokönemli. Köprüde durabilmek…Bir yaralıyı taşımak çok mü-kemmel bir olaydı” diye yazdım.Bugün bir yere gittim birspor salonunda bir gazi karde-şimle karşılaştım. Aaa sen demi oradaydın, sen de mi BoğazKöprüsü gazisisin diye, karde-şim…” dedik birbirimize. Buduygunun inanılmaz, tarif edilmez bir duygu olduğunu düşü-nüyorum.Tank atışıyla atış yaptıklarızaman bir şehidimiz oldu. Arkadaşlarımız üzerini örttü. Şehidin yanından sürekli kan akı-yordu. Ambulans gelip alamadıonu, birkaç saati bulmuştu. Çünkü ateş edildiği için ambulansyaklaşamıyordu oraya onlarada ateş ediliyordu. Teslim alındıktan sonra o şehidimizin yanından geçerken, şehidimizinkanının hala aktığını gördüm.O şehit değildi… Çok duygulanmıştım. Çünkü birisini kesseniz kanı saatler sonra bilehala o şekilde akmaz… Bu mümkün değil.Peki siz ne zaman hastaneye gitmeye karar verdiniz?Olay tamamen bitti, teslim hainler alındı, sonrasında ben vücudumdaki ağrıları hissetmeye başladım. Ağabeyim beni almaya geldi. Ona beni hastaneye götürmesinisöyledim. Beni Ümraniye Devlet Hastanesi’ne götürdü. Ve orada tedavi oldum. Tedavimayakta yapıldı. Koluma alçı yaptılar. Ayakkabımı çıkardığımda içinden kanlar akıyordu.Sadece o günkü tişörtümü saklıyorum, bugün de ‘Keşke o tişörtü yıkamasaydım” diyorum.Sizi o gece dışarı çıkaran duygu neydi?Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilme hikayesini çok dinlemiştim. Beni dışarı çıkaranruh da oydu. Fatin Rüştü Zorlu’nun hayatın, yaşaması, beni en fazla etkileyen hayat il-- 145 -- 146 -kelerimden birisi olmuştur. Onun yaşadıkları bir insan ölüme ancak böyle yürüyebilirdedirtecek cinsten. Bence ölümü korkutan insandı o. Celladının eli titrerken onu teselliedebilecek ruhaliteye sahip bir insandı.Hain darbe girişimi gerçekleşmiş olsaydı size göre bugün nasıl bir durum olurdu?Bir Libya, bir Suriye gibi, hatta biz Suriye’den daha kötü durumda olurduk. Ancakbizim gidecek bir yerimiz yok. Biz ülkemize gelenleri alıyoruz ancak bizi kabullenecekbir ülke, bir toplum olduğunu düşünmüyorum. Çünkü biz burada doğduk, burada ölmekzorundayız. Bugün kucak açtıklarımız bile bize kucak açmaz. Çevremizde de bizekucak açabilecek kimse yok.O gece meydanlarda her kesimden insanın olması size neler hissettirdi?Oradaki tablo Türkiye idi. Sarıklı, cübbeli, açık, kapalı kısacası herkes oradaydı,hepimiz oradaydık. Aşırı açık olan insanlar da oradaydı. Mesela gece saat 03.30’daeşimi arayıp helallik istediğim zaman “Hüseyin saçmalama hiçbir şey olmayacak amaorası açılmadan geri gelme” demişti bana. Arkadaş grubumuzla giderken bazılarınıneşi, babası arayıp ‘Geri gel’ diyordu. Ancak eşim sağ olsun, hatta bana moral vermekiçin ‘Dirayetli ol’ diye de telkinde bulunmuştu.- 147 -İBRAHİM AKINİbrahim Akın “O gece ülkemize, vatanımıza sahipçıkmamız gerekiyordu ve öyle yaptık. Bunu yaparkende hiç tereddüt etmedik” sözleriyle özetliyor geceyi...KİMSE MEYDANLARITERK ETMEDİVATANIMIZA HEPBİRLİKTE SAHİPÇIKTIKÖncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1990 yılında Kastamonu Cide’dedünyaya geldim. 3 kardeşiz ben kardeşlerinen büyüğüyüm. Ben doğduktan bir-ikiay sonra ailecek İstanbul’a Gaziosmanpaşa’ya gelmişiz. İlk ve orta ve liseyiGaziosmanpaşa’da okudum. İstanbul Üniversitesi Emlak ve Emlak Yönetimi mezunuyum. Anadolu Üniversitesi İşletmelisans mezunuyum. Sonrasında da AnadoluÜniversitesi Yerel Yönetimler Bölümünübitirdim. Hem okul hem çalışma ikisinibirlikte yürüttük... Darbe gecesinden önceamcamızla aile şirketinde çalışıyordum.Evliyim ve iki çocuğum var.Bize o geceyi anlatır mısınız, darbegirişimini öğrendiğinizde ne yaptınız?Sultangazi’de oturuyorum. O akşameşimle beraber evimize giderken bir arkadaşım telefonla aradı beni. Sanıyorumsosyal medyada askerlerin köprüyü kapattığına dair bir haber okumuş, bunusöyledi bana. Ben de ‘Askerin köprüdene işi varmış’ diye sordum. Çünkü eğerbu olay bir bomba olayı ise, o tür olaylaranormalde polis bakar. Sonra aklıma dahaİbrahim Akın o gece en yakın 5 arkadaşıyla çıktı meydanlara... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atatürk Havalimanı’na ineceği haberini aldıktan sonra oraya yöneldiklerini anlatan İbrahim Akın, o esnadakarşılaştıkları tanklarla mücadele ettiler adeta. Araçları önüne katarakezmeye çalışan tankın üzerine çıkan İbrahim Akın, ileri-geri giden tankınüzerinden savrularak düştüğü anda yaralandı ancak o yinearkadaşlarıyla yola devam etmekten geri durmadı. “Tankların hiçacımadan arabaları ve insanları ezerek yoluna devam etmesi ise nasılbir hainlik içinde olduklarını gösteriyordu” diyen İbrahim Akın, kendisigibi yüzlerce, binlerce insanın onlara geçit vermediğini ifade etti. Polislerin halka o gece “Meydanları terk etmeyin, bizleri yalnız bırakmayın”diye sürekli olarak telkinde bulunduğunu ve halkın da bu söylemlereriayet ettiğini anlatan İbrahim Akın, “Çoluk-çocuk, yaşlı-genç, kadınerkek kimse meydanları terk etmedi. Eğer bu böyle olmasaydı, hainleramaçlarına ulaşabilirdi” sözleriyle de o gece ortaya konan birlikberaberliğin önemine vurgu yapıyor.- 149 -önce izlediğim filmlerden ve okuduğum kitaplardan darbeler geldi ve darbe olabileceğinidüşündüm. Eve çıktığımda dönemin başbakanı Binali Bey kalkışma olduğunu beyanetti. Gaziosmanpaşa’da birlikte büyüdüğümüz 5 arkadaş birbirimizle iletişime geçipsiyaset yaptığımız AK Parti binasına gitmek için karar kıldık. Sonra birlikte yola çıktıkve ilçe binasına gittik. İlçe binasına gittiğimizde orada askerler olduğunu gördük. İlbinasında da yoğun bir hareketlilik olduğu söylendi. Biz de bu kez oraya yöneldik.Oraya giderken Cumhurbaşkanımızın Atatürk Havalimanına geleceğini söylediler. Bizo haberi aldıktan sonra havaalanına yöneldik. Orada da bir tane tank havaalanındançıkış yapmış, önündeki arabaları ezerek bariyerlere sıkıştırmıştı. O sırada biz de yolunüst tarafındaydık. Yolun üst tarafından tankın sivil aracı ezdiğini görünce yolun üsttarafından yolun alt tarafında olan tanka atladım. Tank o esnada sivil aracı bir kez dahaezmeye kalktı, o esnada da ileri doğru gittiği için ben yere çakıldım. Sol bacağım ikiyerinden kırılmıştı. O anda iki saniye ile canımı kurtardım diyebilirim. Tank aracı ileribariyere sıkıştırırken tekrar geri gelebileceğini düşünerek bariyerin arasına geçtim. Ve osırada düşündüğüm gibi oldu ve tank geri geldi. Ondan sonra arkadaşlarımın yardımıylahavaalanına devam ettik. Ancak ben o sıcaklıkla ayağımın sadece incindiğini düşünmüştüm.Arkadaşlarımızın yardımıyla havalimanına giriş yaptık. Ne zaman ki durduk birzonklama hissettim ve yaralandığımı anladım. Arkadaşlarımın da yardımıyla Yenibosna’dabir hastaneye gittik. Hatta Adli Tıp’ın önüne kadar beni önce sırtlarında taşıdı, sonrasındabagaj arabasına koyup hastaneye taşımışlardı. Hastanede önce bir röntgen çekildi ve ikiyerden kırık olduğu söylendi. Bir ağrı kesici iğne yapıldı, krem sürüldü ve sargı yaptılarbacağımı. Ardından da bir ortopedi hastanesine gitmem gerektiğini ifade ettiler. Hastaneçıkışında da Halkalı meydanda bulunan kendi aracımıza doğru giderken neredeyse kafamızdan F16’lar geçmişti. O esnada önümüzdeki insanlar yerlere yattı. İlk baştabomba sanmıştık. Alev topu yukarıdan dikine aşağıya iniyordu sanki. Meğer F16 imiş.O olayın şokunu atlattıktan sonra aracımızla Gaziosmanpaşa’ya geldik ve orada birortopedi hastanesine gittik. Ayağımı alçıya aldılar. Sabah 20.30-21.00 gibi eve geldim.Ancak olayı sürekli takip halindeydik. Bir sonraki akşamdan itibaren de nöbetler- 150 -başladı... Alçılı ayağımızla da hep o meydanlarda olduk yine...Sizi o gece sokağa çıkaran duygu neydi?Darbenin ne olduğunu biliyorduk. Şehirmerkezlerine hitap eden birim polistir. Eğerbir asker şehir merkezine çıkıyorsa bununbir kalkışma olabileceğini anlamak güç olmaz.Biz de öyle düşünerek hareket ettik ve BinaliBey de kalkışma olduğunu söyleyince bizimsokağa çıkmamız gerektiğine karar verdik.Çünkü ülkemize vatanımıza sahip çıkmamızgerekiyordu ve öyle de yaptık. Bunu yaparkende hiç tereddüt etmedik. Yaşadığım bir ilginçolay da benim üzerine atladığım tanka benatladıktan sonra bir sivil vatandaş silahını çı-karıp takır takır saydı. Abartısız bir şarjörmermi saydı tanka... Tanka değen mermininçekirdeğinin nereye gittiği belli değildi.Peki darbe girişimi gerçekleşmiş olsaydısize göre bugün durum ne olurdu?Aslında ne olacağını tahmin etmek zordeğil. Biz bugün Suriye’den daha kötü olabilirdik. Bu hain darbe girişiminde amacınülkeyi teslim almak olduğunu biliyoruz kibu da gayet açık. Zaten ülkeyi yöneten onlarmış... O kadar hain varmış ki bu darbedebir kez daha görmüş, öğrenmiş olduk.O gece herkesin sokakta olması size nehissettirdi?Kesinlikle bu çok farklı bir duygu... Bizo gece şunu da duyduk; bir vatandaş meyhanede içerken, “Ne oluyor?” diye sokağa çıkıpdarbeye direnmek için orada oldu. Vatan-millet aşkının o kişinin içinde olduğunu ve oanda da dışarı çıktığını anlıyoruz bundan. Elbette üzüldüğümüz şeyler de olmadı değil.Tanklar geçerken onları alkışlayanlarla bankamatik ve bakkal kuyruğundaki kişilergerçekten o gece adına en üzüntü verici görüntülerdi. ‘Allah onlara akıl fikir versin’ diyebiliyoruz. Vatan gittikten sonra ekmek yemek mi düşünülür? Bütün bunlar bir yana ogece gerçekten toplumun her kesiminden insan sokaktaydı. Polis kuvvetleri bile halkındışarda olmasından çok memnundu. Hatta “Gitmeyin, bırakmayın, terk etmeyin sesleri”hala kulağımdadır. O kadar çatışma yaşandı...Tanklar arabaları, insanları eziyor. Polisler“Aman gitmeyin yanımızda durun sahip çıkın” diyor...Nitekim de öyle oldu. Çoluk-çocuk, yaşlı-genci herkes sokaktaydı. Eğer bu böyle olmasaydı bu kalkışma gerçekleşebilirdide. Allah göstermesin bir Suriye gibi olurduk. Mesela benim üzerine atladığım tankıniçinde yüzde 90 rütbeliler vardı. Kılıçdaroğlu’na yol açan tank bizim önümüzdekiarabayı ezip geçen tanktı. Arabaları-insanları ezerken bir saniye bile düşünmediler.İBRAHİM AKMANOĞLUİbrahim Akmanoğlu geçmişte yaşananların yeniden yaşanmaması için oğluyla birlikte çıktığımeydanlarda sanki tarihe not düşen bir mücadeleveriyordu.BİR BABA VEOĞLUNUNKAHRAMANLIKÖYKÜSÜ BU…Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 12 Kasım 1969 yılında Kastamonu’da dünyaya geldim. Üç kardeşiz, iki kızkardeşim var. Ben evin büyüğüyüm. İlk, orta ve lise eğitimimin ardından inşaatmühendisi olarak üniversiteden mezun oldum. Özel bir şirkette çalışıyorum. Aynızamanda 29 Mayıs Üniversitesi’nde de Yapı İşleri Daire Başkanı olarak görev yapıyorum.Bize o geceyi bize anlatır mısınız, darbe girişimini öğrendiğinizde ne yaptınız?O gece ailece evde oturuyorduk. Televizyonda haber kanallarında bir şeyler olduğunugördük. Cumhurbaşkanımızın televizyonda telefonla canlı bağlantısını izledik. Babameski oturduğumuz yerde “Bağlarbaşı Meydanı’na bir bakayım” diye çıktı. Silah seslerievimizden duyuluyordu o esnada. Sonrasında benim içime sinmedi. Babamı telefonlaarayıp “Baba ne yapıyorsun, neredesin, ben de geleyim” dedim. Babam Bağlarbaşı’ndayım.Burası zaten kalabalık” dedi. Evden çıktım ve babamın yanına gittim. Bağlarbaşı’ndaMeydanda bir kalabalık vardı. Yaklaşık 150 kişiydiler. Bir yandan da darbe karşıtısloganlar atılıyordu. O kalabalıktan bir kişi, “Burada ne yapıyoruz, hadi gidip Köprüdekendimizi gösterelim” diye bağırdı. Biz de kalabalıkla birlikte Köprüye gitmek için yü-rüyerek yola çıktık. Altunizade Köprüsü’nden aşağıya doğru kalabalık birlikte indik.Yolda yürürken babam bana darbeyi anlatıyordu. Geçmişte yaşanan darbelere ilişkinİbrahim Akmanoğlu, 8 Mayıs 2020 tarihinde yakalandığı covid hastalığı nedeniyle yaklaşık 2 ayı aşkın bir zamandır yoğun bakımda tedavi görmekte. Uzun süren yoğun bakım ve entübe sürecininardından iyileşme adına tedaviye cevap veren İbrahim Akmanoğlu’nun15 Temmuz gecesi yaşadıklarını kendisiyle birlikte meydanlarda olanoğlu İlhan Akmanoğlu’ndan dinledik. İbrahim Akmanoğlu da tıpkı diğergaziler ve meydanlardaki binlerce insan gibi askerlerin kendilerine direktateş açabileceğine hiç ihtimal dahi vermemişti… Nasıl versin ki, “Enfazla zaman zaman olaylar karşısında polislerin kalabalığı dağıtmak içinyaptığını yapar, havaya sıkarlar” diye düşünüyorlardı. Ancak öyleolmadı… O gece hiç akıllarının ucundan dahi geçiremeyecekleri şeyleryaşayacaklardı. Baba Akmanoğlu bir babanın yaşayabileceği en büyükkorkuyu yaşayacaktı o gece belki… Biricik oğlu İlhan Akmanoğlu ile birlikte yaralandılar ancak oğlunun durumu ondan daha ağırdı. Onu hastaneye götürürken kollarının arasında adeta ölümle-yaşam arasındaki oince çizgideydi oğlu… Büyük bir metanet ve inançla içinde yakan o büyükvolkana rağmen oğluna kelime-i şehadet getirtecek kadar da güçlü kalabiliyordu. Üstelik kendisi de yaralı olmasına rağmen.Önce oğlunun tedavisi ve ardından kendi tedavisinin tamamlanmasısonrası baba-oğul gazilik şerefine birlikte nail oldular. Onlar hiç korkmadan vatan için ölümü göze alarak çıkmıştı meydanlara. Ve o meydanlardan hiç geri dönmeyi düşünmeden sonuna kadar mücadele ettiler.Bir baba ve oğlunun 15 Temmuz gecesi birlikte yazdıkları tarihe dealtın harflerle yazılacak bir kahramanlık öyküsü bu…- 153 -bana bilgi veriyordu. Çevremizde de bayağı bir kalabalık oluşmuştu. Yürürken biryandan da yeni insanlar katılıyordu aramıza. Yani her taraftan gelen insanlar vardı. Yanımızdan motosikletli insanlar ve bebek arabasıyla Köprüye doğru inen insanlar ve 4-5yaşındaki çocuklarıyla gidenler de vardı. Köprüde metrobüsün olduğu hizada kalabalıktoplanmış askerleri izliyordu. Askerler de Köprüde hizalanmıştı. Ben bir yandan da arkadaşlarıma olanları anlatmak için bulunduğumuz yeri mesaj atıyordum. Babam da telefonuyla etrafta olup bitenleri video çekiyordu. Fakat biz babamla kalabalığın arkasındaydık. Babama “Ön tarafa geçelim” dedik. Biz kalabalığı yarıp öne geçtiğimizde ateşaçılmıştı. Ne olduğunu anlayamamıştık. O zamana kadar insanlara doğrultulmuş silaholmasına karşı ateş edilmemişti. O ateşin açılmasıyla da ilk vurulanlardan olduk.Babamla birlikte yaralandık. Benim durumum daha ağırdı ve o gece zor da olsazamanla yarışarak hastaneye gittik.Babanız neresinden yaralanmıştı?Açılan ateş sonucu babam da yaralanmıştı. Babamın kaba etinden ve sırtından kesikolacak şekilde sıyrık yaralanması vardı. Az önce de söylediğim gibi aynı andayaralanmıştık. Babam da beni götürdükleri hastanede tedavi oldu. Babamın durumubenim kadar ağır olmasa da büyük bir kesik olduğu için sırtında 7-8 cm yırtık vardı vekan kaybı riski çok yüksekti. Hastaneye bilinci açık gittiği için ilk müdahaleyi oradayapmışlar. Babam hastanede kısa bir süre yattı. Sanıyorum 2-3 günlük bir süre tedavioldu.Ne düşünüyordu o gece babanız meydanlara çıkarken, bunları sizinle paylaştımı?Elbette… Aslında çoğu insanda olduğu gibi babamda da aynı düşünce hakimdi.Neydi o düşünce derseniz, askerlerin kendi halkına mermi sıkması tabi ki… Hatta askerlerimizin hiçbir zaman bize ateş edebileceklerine ihtimal vermemiştik. Babam birara “En fazla kalabalığı dağıtmak için havaya ateş açarlar” demişti. Tıpkı polisin birolay karşısında kalabalığı dağıtmak için attığı sis bombası misali… “Öyle bir şeyolabilir en fazla” diyordu babam. Ancak askerin üzerimize direkt ateş edebileceğiniaklımızın ucundan dahi geçirmemiştik.Darbelerle ilgili babanızın size zaman zaman ve özellikle de o gece bazı şeyler- 154 -anlattığını söylediniz, neler söyledi babanız size?Evet… Babamla zaman zaman sohbet ettiğimizde darbelerin ne kadar kötü bir olayolduğunu ve ülkeyi her zaman geri götürdüğünü anlatıyordu. O gece de köprüdebirlikte mücadele ediyorduk. O esnada babam bana yine hem darbenin kötü bir şeyolduğunu anlattı hem de kendi çocukluğunda yaşadıklarını… Eğer o hain darbe girişimigerçekleşmiş olsaydı da ülkemizin Suriye’den daha kötü bir durumda olacağını söylemiştibana babam. O geceden sonra da bana “Darbe gerçekleşmiş olsaydı ülkemiz Allahkorusun Suriye’deki iç savaşa benzer bir tabloya bürünürdü.Aranızda geçen başka diyaloglar oldu mu o gece?Evet… Mesela hiç unutmuyorum Nakkaştepe’den havaya ateş edildiği zaman banaateş edilen mermileri anlatıyordu. Babam bana “Bak o kırmızı renk veren mermiler izmermileri. Biz askerdeyken öğrenmiştik onu” diyerek de tecrübelerini paylaşıyordubenimle.İBRAHİM KARACAİbrahim Karaca ülkenin geçmişte yaşanan kötügünlere geri dönmemesi için, vatanın bekası içinmeydanlara çıktığını söyledi.ELİ SİLAHLIHAİNLERE KARŞIELİMİZDE SADECEBAYRAĞIMIZ VARDIÖncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1980 yılında dünyaya geldim. Doğma büyüme Ankaralıyım. Aslen KastamonuAzdavay Zümrüt Köyü’ndenim. 2 erkek, 1 kız, 3 kardeşiz.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz?Akşam saat 20.00 gibi evde otururken, kız arkadaşım aradı. Onun oturduğu bölgeuçakların geçiş yaptığı alana çok yakın olduğu için korktuğunu söyledi. Sonrasında televizyonu açıp haberlere baktım. Çünkü o saatte eğitim uçuşu da olmazdı. Haberleritakip edince askerin içinde bir gurubun darbe teşebbüsünde bulunduğu söylendi. Ve bizde sokağa çıkmaya karar verdik.Sizin o akşam sokağa çıkmanızı sağlayan duygu neydi?Öncelikli olarak vatanımız için sokağa indik… Ayrıca daha önce Gezi olaylarındaçok zarar görmüştük, batmıştık. Şimdi de aynı durumla karşı karşıya kalacağımız dü-şüncesiyle bu hainlerin karşısında durmak için sokağa indik. Benim 2 tane büyükbayrağım vardı onları da yanımıza alarak sokağa indik. Yani elimizde sadece bayrağımızlaçıkmıştık meydanlara…O akşam dışarı çıktığınızda nereye gittiniz, neler yaşandı?Kuzenim, kardeşim, diğer kuzenim ve amcam ile birlikte iki araçla sokağa çıktık.İlk olarak Külliye’ye gitmeyi düşünüyorduk. Ama emniyetin önündeki köprünün oradayol darbeciler tarafından tank ile kapatılmıştı. Trafik yoğun olduğu ve geçiş olmadığıiçin biz de aracı köprünün altına bıraktık. O esnada emniyete birinci bomba atışı yapıldıve emniyet binası yanmaya başlamıştı. Bulunduğumuz yerde de itfaiye vardı. Onlaraİbrahim Karaca, kardeşi, kuzenleri ve amcası ile o gece çıktı meydan lara. Gezi olaylarında ülkenin zarar gördüğünü düşündüğü ve yine aynı olayların yaşanabileceği ihtimaline karşın o gece sokağa çıkmıştı -İbrahim Karaca… Tıpkı diğer binlerce insan gibi o da eline sadece Türkbayrağını alarak çıkmıştı. Eli silahlı hainlere karşı Türk bayrağı ileçıkanlar gibi direkt kendilerine ateş edilebileceğini de düşünmemişlerdionlar… Hainlerin o gece ateş ederken insanların biblo gibi yeredüştüğünü anlatan İbrahim Karaca yaşanan can pazarını, yerlerde akanoluk oluk kanları dün gibi hatırlıyor.O gece sadece bütün unsurlarıyla Türk insanının değil, ülkede yaşayanyabancı uyruklu pek çok vatandaşın da ellerinde bayrakla sokaklardaolduğunu söyleyen İbrahim Karaca, “Biz o gece meydanlarda kimin neolduğunu da gördük” diyerek birlik-beraberliğin önemine bir kez dahavurgu yapıyor.Emniyet binasının bulunduğu yerde açılan ateş sonucu çok fazla yaralanmalar olduğunu söyleyen İbrahim Karaca, “Emniyet binasına gitmek gerekiyordu. Kendi kendime ‘Bekarım kaybedecek hiçbir şeyim yok.En fazla canımızdan oluruz’ dedim ve oraya doğru yürümeye başladım”şeklindeki ifadesi ise o gece yazılan kahramanlık, fedakarlık öykülerindensadece birisinin nakledilmesiydi…- 157 -‘Araç çıkaramaz mısınız” dedik. Oradaki ortamdan dolayı çıkaramayacaklarını söylediler.O arada köprünü üstünde epey yaralanmalar oldu. Çünkü çok ateş açılmıştı orada.Köprünün altında ise emniyete giden yol vardı. O esnada kendi kendime, “Bekarım,kaybedecek hiçbir şeyim yok. En fazla canımızdan oluruz” dedik ve sonrasında emniyetbinasına doğru yürümeye başladık. Sonrasında köprünün üzerindeki 4 asker bize ateşetmeye başladı. Sivil bir polis askerlere teslim olmalarını söyledi ama o askerler ateşetmeye devam etti. Bu ateş esnasında şarapnel parçaları çenemin altına geldi veyaralandım. Sonrasında ise Dışkapı Hastanesi’ne gittik. Şarapnel parçalarının birbölümünü aldılar, bir bölümü ise içeride kaldı. Herhangi bir şey olup olmadığına dairvücudumu da kontrol ettiler. Sonra hastaneden çıktık ve tekrar Külliye’ye gittik. Ancakbu kez kardeşimi eve göndermiştik. Gittiğimizde ise emniyetin önü de açılmıştı.O geceye dair başka neler hatırlıyorsunuz?Köprünün üstü çok kötüydü. Vurulan insanlar adeta birer biblo gibi yere düşüyordu.- 158 -Genelde de bel altı vurdukları için kötü bir görüntü vardı orada. Ayrıca hastane ortamıçok kötüydü. Adeta can pazarı yaşanıyordu ve her yer kandı.Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı size göre şu anda nasıl bir durum olurdu?Biz şu anda hayatta olmazdık diye düşünüyorum. Ayrıca başka milletler gibi bizimgidecek başka bir yerimiz de yok. Bana kalsa idam getirilmeli. Hırsızlık, rüşvet, cinselolaylar ve devlete karşı suç işleyenler direkt asılmalı…Halkın o gece gösterdiği birlik-beraberlik görüntüsü size ne hissettirdi?O dönemde benim kız arkadaşım yabancı uyrukluydu. O bile sokaktaydı. Sonrasındabizimle çalışan Özbek uyruklu bulaşıkçılar vardı, onlar bile sokaktaydılar. Biz omeydanlarda o gece kimin ne olduğunu gördük. Bizi ayakta tutan birlik ve beraberliğimizdir.Biz bir olduğumuzda da birliğimizi kimse bozamaz.İLHAN AKMANOĞLUİlhan Akmanoğlu babasının hemen ardından çıktığı meydanlarda en ağır yaralananlardan birisioldu... Ölümle-yaşam arasındaki o ince çizgidenson anda dönen Akmanoğlu’nun yaşadıkları tarihin en özel sayfalarında yer alacak cinsten.BU YAŞANANLARTARİHE ALTINHARFLERLEYAZILACAKTIRÖncelikle sizi tanıyabilir miyiz?Ben 1997 yılında İstanbul Kadıköy’de dünyaya geldim. İki kardeşiz, bir küçükerkek kardeşim daha var. Babam inşaat mühendisi. Aynı zamanda 29 Mayıs Üniversitesi’ndeYapı İşleri Dairesi Başkanı. Ben ilkokulu Altunizade Hafize Özal İlköğretim Okulundatamamladım. Liseyi Ahmet Keleşoğlu Anadolu Lisesi’nde okudum. Kocaeli ÜniversitesiMakine Mühendisliği’nden mezun oldum.Bize o geceyi anlatır mısınız, darbe girişimini öğrendiğinizde ne yaptınız?Evimiz Üskadar’daydı. O gece ailece evde oturuyorduk. Televizyonda haberkanallarında bir şeyler olduğunu gördük. Cumhurbaşkanımızın televizyonda telefonlaHain darbe girişiminin olduğu gece meydanlara çıkan onlarca baba-oğuldan sadece birisiydi İlhan Akmanoğlu ile İbrahim Akmanoğlu... Önce baba Akmanoğlu çıktı evden, ardından oğlu...Annesi ve küçük kardeşini evde bırakarak babasının yanına giden İlhanAkmanoğlu köprüde buluştu babasıyla... O ana kadar köprüde hizalanıpbeklemede olan askerler, baba-oğulun kalabalıkta ön saflara doğru ilerlemesiyle ateş açmaya başladı kalabalığın üzerine... Ve ilk yaralananlardan oldu baba-oğul Akmanoğlu... Oğul İlhan Akmanoğlu öyle biryaralanmıştı ki... Adeta her yerinden kan fışkırıyordu vücudunun... Önceakciğerinden, ardından boynundan... Ve sendeleyerek yere düşen babaİbrahim Akmanoğlu o halde yaralanan oğlunun yanında aldı soluğu...Oğlunun boynundan gelen kanı gören baba şoka girdi adeta... Ve oğlununnefes alabildiğini görünce de “Hadi oğlum birlikte kelime-i şehadet getirelim” diye telkin etmeye başladı onu... Bir baba düşünün oğlunun gözlerinin önünde şehadete yürüdüğünü görünce onu kelime-i şehadetgetirmeye teşvik ediyor... Sonra birlikte kelime-i şehadet getirmeyebaşlıyorlar...Nasıl bir duygu seliydi bu Allah’ım... Nasıl bir vakur duruştu? Akan okanlar vatan toprakları içindi ya... Kelime-i şehadet getirirken gözleri,yüzü gülüyordu adeta gencecik İlhan Akmanoğlu’nun... Zaten bu bayrağıbayrak yapan da şehitlerin kan rengi değil miydi? Çanakkale’de toprağadüşen nice genç delikanlılar gibiydi İlhan Akmanoğlu...Yaşamla-ölüm arasındaki ince çizgiyi geçmek üzereydi genç vatanevladı... Zaman zaman bilinci gidip gelirken neler geçiyordu o kısacıkyaşantısına dair gözlerinin önünden. Tüm bunları yaşarken kendisini vebabasını hastaneye götüren o sivil araç sahibinin 12 yaşındaki oğlununona söyledikleriyle de güç toplamaya çalışıyordu... “Abi iyileşeceksin,birlikte basketbol oynayacağız”Aman Allah’ım... Bu nasıl bir inanç, bu nasıl bir yürekti?İlhan Akmanoğlu o ince çizgiden geri döndü ve hayata tutundu.Biz bu yaşanmışı dinlerken duygu yoğunluğunu en üst noktadayaşadık... Şimdi söz okurlarımızda...- 161 -canlı bağlantısını izledik. Babam eski oturduğumuz yerde “Bağlarbaşı Meydanı’na birbakayım” diye çıktı. Silah sesleri evimizden duyuluyordu o esnada. Sonrasında benimiçime sinmedi. Babamı telefonla arayıp “Baba ne yapıyorsun, neredesin, ben degeleyim” dedim. Babam Bağlarbaşı’ndayım. Burası zaten kalabalık” dedi. Annem veküçük kardeşim de gelmek istediler. Ancak onlara “Siz evde oturun” dedim. Evdençıktım ve babamın yanına gittim. Bağlarbaşı’nda Meydanda bir kalabalık vardı. Yaklaşık150 kişiydiler. Bir yandan da darbe karşıtı sloganlar atılıyordu. O kalabalıktan bir kişi,“Burada ne yapıyoruz, hadi gidip Köprüde kendimizi gösterelim” diye bağırdı. Biz dekalabalıkla birlikte Köprüye gitmek için yürüyerek yola çıktık. Altunizade Köprüsü’ndenaşağıya doğru kalabalık birlikte indik. Yolda yürürken babam bana darbeyi anlatıyordu.Geçmişte yaşanan darbelere ilişkin bana bilgi veriyordu. Çevremizde de bayağı birkalabalık oluşmuştu. Yürürken bir yandan da yeni insanlar katılıyordu aramıza. Yaniher taraftan gelen insanlar vardı. Yanımızdan motosikletli insanlar ve bebek arabasıylaKöprüye doğru inen insanlar ve 4-5 yaşındaki çocuklarıyla gidenler de vardı.Köprüde metrobüsün olduğu hizada kalabalık toplanmış askerleri izliyordu. Askerlerde Köprüde hizalanmıştı. Ben bir yandan da arkadaşlarıma olanları anlatmak için bulunduğumuz yeri mesaj atıyordum. Babam da telefonuyla etrafta olup bitenleri videoçekiyordu. Fakat biz babamla kalabalığın arkasındaydık. Babama “Ön tarafa geçelim”dedik. Biz kalabalığı yarıp öne geçtiğimizde ateş açılmıştı. Ne olduğunu anlayamamıştık.O zamana kadar insanlara doğrultulmuş silah olmasına karşı ateş edilmemişti. O ateşinaçılmasıyla da ilk vurulanlardan olduk. Babamla birlikte yaralandık. Benim iki akciğerimdelinmişti. Mermi içeride kaldı ve ancak 10 ay sonrasında alınabildi. Elimi de delipgeçen bir mermi oldu. (Avucumun tam ortasında da bir delik oldu. Daha sonra o delikkapandı.) Sadece akciğerimden değil boynumdan da vurulmuştum ve oradan da kangeliyordu. Yaralandığımda yere düştüm kulak çınlaması gibi ne olduğunu anlayamamıştımilk etapta... Babamın da sendelediğini gördüm. Eğile eğile yanıma geldi. Asfalta dayalıyerdeyken kanımın asfalt taşlarının arasından akıp gittiğini dahi gördüm. Babam yanımageldi sırtımdaki deliği gördüğünde sırtıma elini bastırdı. Bana baktı boynumdan gelenkanı görünce şoka girdi. Sonrasında konuşabildiğimi nefes alabildiğimi görünce babam- 162 -bana “Oğlum kelime-i şehadetgetir” dedi. Ben de kelime-işahadet getirmeye başladım.Sonra babamla birlikte seslisesli kelime-i şehadet getirmeyebaşladık. Sonrasında babametraftakilere “Yardım edin oğ-lum yaralı” diye seslendi. Sü-rekli ateş edildiği için bir süregelen olamadı. Babam seslenmeye devam edince bir kadınve bir adam geldi ve beni karga tulumba arabaya koydular. Sivil bir arabaydı. Arabanınsahibi, babam yan koltukta beni de arkaya şoförün oğlunun kucağına yatırdılar. Çocukda 12-13 yaşlarındaydı. O ana kadar bilincim açıktı. Bir süre sonra kan kaybındanbilincim kaybolmuştu.O gece Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçiş hainler tarafına kapalı, ters yöneaçıktı. O sivil araç beni askerlerin yanından geçerek Avrupa yakasına götürdü. Amaaraca hiçbir şekilde askerler ateş etmedi. Ters istikamette gidiyordu araç. Tam olarakneresi olduğunu bilmiyorum ama üstümüze gelen arabalar varmış ona rağmen hızlı birşekilde 5-10 dakika içinde Okmeydanı Araştırma Hastanesine yetiştirmişler beni.Aracın içinde de bir süre bilincim açıktı. Aracın ne kadar hızlı gittiğini bilehatırlıyorum. Tüm camlar açıktı. Ciğerlerime kan dolduğu için nefes alamamaya başlamıştım. Babama ‘Nefes alamıyorum’ demiştim o yüzden camlar açık gidiyorduk. Onundışında kelime-i şehadet getirmeye devam ediyorduk. Beno esnada araç sahibinin oğlununkucağında yatıyordum. Bir araelimi açıp baktığımda avucumun içinin delik olduğunu gördüm. Artık ciğerlerim kan dolduğu için kan öksürmeye debaşlamıştım. O küçük çocukağlıyordu “Abi iyi olacaksıniyi olacaksın” diye beni teselliediyordu. Basketbol oynuyordum ve çok seviyordum oynamayı. “Artık basketbol daoynayamayacağım” diyordum.O çocuk bana “Yok abi iyiolacaksın ve beraber oynayacağız” diyordu. Öleceğim diyedüşünmeye başlamıştım, durumumun ağır olduğunu biliyordum. Babama “Baba hakkını helal et seni çok seviyorum” deyince “Helal olsun oğ-lum ben de seviyorum” dedibana ve bir yandan elimi tutmak istedi. O esnada benimelim yerine araç sahibinin oğlunun elini tutmuş. “Elin çok soğuk” diyerek bir andapanikledi babam. Sonra benim elim olmadığını anlayınca bu kez benim elimi tuttu vesıcak olduğunu görünce sevindi. Sonrasında bilincim kapandı. En son bir kez dahagözüm açıldı hastanede sedyeye koymuşlardı beni. Acil servisteydim. İlk müdahaleyiyapmak için gömleğimi kesiyorlardı ve o sahneyi dün gibi hatırlıyorum. Ardındanameliyata aldılar beni. 1.5 gün bilincim yoktu, yoğun bakımda yattım. Cuma gecesi vuruldum Pazar günü öğlen saatlerinde gözlerimi açtım. 5 gün yoğun bakımda 8 günserviste yattım. Toplam 13 gün hastanede kaldım ve eve çıktım. İyileşme sürecimbirkaç ay sürdü. Elimin düzelmesi için fizik tedavi aldım çünkü iki parmağımı da kullanamıyordum. Daha doğrusu elimi kullanamıyordum. Elimde bağ doku kaybı sinirkaybı olmuştu. Ameliyat oldum. Sonrasında 5-6 ay fizik tedavi gördüm ve iyileştim.- 163 -- 164 -Size göre o gece hain darbe girişimi gerçekleşmiş olsaydı, bugün nasıl birdurum olurdu?Biz o gece darbeye karşı çıkmak ve demokrasimizi savunmak için sokağa çıkmıştık.Büyüklerimizden dinlediğimiz ve kitaplarda okuduklarımızdan öğrendiğimiz; bu ülkeçok zor günler atlattı. O yüzden babam da evden çıkarken “Böyle bir zamanda bu neyindarbesi yahu” deyip sinirlenerek çıkmıştı. “Bu dönemde darbe olur mu?” sözleriyledarbeye karşı durmak için çıkmıştı. Biz köprüde giderken babamla konuşuyorduk.Babam, “Ne olabilir ki üstümüze ateş etmezler” diye düşünmüştü. “Biber gazı atılabilir,ondan kaçarız” diye düşünmüştük ama ateş edebilecekleri hiç aklımızdan bile geçmemişti.Eğer o hain girişim gerçekleşmiş olsaydı ülke olarak çok bölünürdük. Zaten dış güçlertarafından yapıldığı için ülkeyi satmış olurlardı.O gece halkın her kesiminden insanın sokakta olması size ne hissettirdi?O gece yaşananlar, o hain darbe girişimi siyasi bir olay değildi. Toplumun herkesimi orada olmalıydı ve öyle de oldu. Çoluk-çocuğu ile gidenler vardı şehit olanpolisimiz de vardı. Siyasi amaç güdülebilecek bir olay değildi. Ortak amaç demokrasimiziçin, milletimiz için, vatanımız, milletimizin birliği-bütünlüğü için o gece çıktık.Babam evden çıkmaya daha erkenden niyetliydi. Cumhurbaşkanımız televizyondancanlı bağlantıya çıktığında üstü giyinik izliyordu babam... Cumhurbaşkanımızı izlerizlemez, “Başkanımız da çıkın diyor ben çıkıyorum” dedi ve dakikalar içinde evdençıktı.İLHAN YILMAZİlhan Yılmaz yaralılara yardım eden ekipte can siperane koştururken, kendisinin vurulduğunu yoğunateş nedeniyle anlayamamıştı… Bir gecede iki kezhayata dönüşü yaşadı, hem kendisinin hem de birkahramanlığın hikayesini yeniden yazdı.GAZİLİKLENİŞANLANDIMŞEHİTLİKLEEVLENİRİMÖncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?Ben 1971 yılında Kastamonu Çatalzeytin’de dünyaya geldim. Henüz 2 yayandaykende İstanbul’a göç ettik. 5’i erkek, 3’ü kız 8 kardeşiz. Evliyim 1 kız, 2 erkek 3 çocuk babasıyım. İstanbul Üsküdar’da ikamet ediyorum. Şu anda da İstanbul Teknik Üniversitesi’ndegazilikten dolayı memur olarak görev yapıyorum.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz, ilk olarak ne yaptı-nız?Çocuklarım yüzme bilmiyordu. 15 Temmuz günü de çocuklarımı denize götürmüştüm.Çocukları yüzdürdüm ve o gün onlarla keyifli bir gün geçirmiştim. Eve döndüğümüzdede günün yorgunluğu ile istirahate çekilmiştik. Televizyon da kapalı olduğu içinhainlerin kalkışma girişimini yengem bana haber vermişti. Benim 10x20 metre büyüklüğünde Türk bayrağı vardır. Şehidimiz olduğunda o bayrak ile cami hocamız ileberaber tekbirlerle dualarla onları yad ederdik. O gece ilk olarak Cumhurbaşkanımızınoturduğu Kısıklı bize yakın olduğu için ilk olarak oraya gitmek istedik ve 150 kişilikgurupla oraya gittik. Amacımız orayı kontrol altına almak ve oraya kimseyi yaklaştırmamaktı.Gittiğiniz yerde nelerle karşılaştınız?Biz oraya yaklaştıktan sonra ‘köprüye gidin’ diye bizi uyardılar, ‘oraya desteklazım’ dediler. Altunizade’den E-5’e girdik. Zaten silah sesleri de başlamıştı. Avrupayakasından Anadolu yakasına gidişler kapalıydı. Anadolu yakasından Avrupa’ya gidişlerİlhan Yılmaz darbe girişimini öğrenir öğrenmez Türk bayrağını eline alarak meydanlarda aldı soluğu. Kısıklı’nın ardından daha fazla yoğunluk olduğunu öğrendiği köprüye giden İlhan Yılmaz buradaartık yaralılara yardım etmek için kurulan ekibe dahil oldu bir anda. Birdoktorun yaralılara yardım etmek için oluşturduğu gruba sağlıkçı kimliğiile katılan İlhan Yılmaz 8 şehit ve 17 yaralı vatandaşı taşımanın maneviağırlığına rağmen yine meydanda kaldı. Gişelerin bulunduğu yerde yinebir yaralıya yardım etmeye çalışırken yoğun ateşin altında kalan İlhanYılmaz sol bacağından vuruldu. Öylesine yoğun ateş altında kalmışlardıki o hengamede kendisini vuran mermiden dahi haberi olmamıştı. Vücudukan kaybedip de dengesini kaybetmeye başladığı an yaralandığını anlayan İlhan Yılmaz’ın yardımına yine oradaki vatandaşlar yetişti.“Ben vatanı için mücadele edenleri hastaneye gönderirken ben deonların yanına gelmiştim” diyen İlhan Yılmaz belki de hastaneye götü-rüldükten sonra hayatının kırılma anlarını geçirecekti. Bir an bayılıp kendisinden geçtiği anda da ‘Öldü’ sanılarak şehitlerin olduğu yere koyulanİlhan Yılmaz sağ elinin 3 parmağının oynaması ile adeta hayata tutunuyordu. Hastanede birisinin fark ettiği bu durum sonrası yeniden tedavisine devam edilen İlhan Yılmaz’ın öyküsü farklı bir boyuta taşınıyor.Yaklaşık 27 günlük tedavi sürecinin ardından da hayatının içinde peşpeşe kırılmalar ve yeni öykülere imza atıyor İlhan Yılmaz…- 167 -- 168 -ise açıktı. O anda köprü gişelerinde durum buydu. Köprüye gelen bütün metrobüs vearaçları geri çeviriyorlardı. O arbedede bayrağımı kaybettim ve sonrasında da kalabalıkdağıldı. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nde sağlıkçı olarak çalıştığım için, ‘vurulanlaranasıl yardımcı olabilirim’ diye düşündüğümde kendimi gişelerde buldum. O gece sivilvatandaşlardan biri ‘ben doktorum, bana yardımcı olun” deyip 8 kişiden oluşan 2 grupistedi. ‘Yaralıları bana getirin. Ben burada boş olan araçlar ya da ambulanslarla onlarıhastaneye göndereceğim’ dedi. O gece 8 tane şehit, 17 tane yaralı taşıdım. Hava çoksıcaktı ve üzerim hep kandı…Yaralanmanız sonrası tedavi süreciniz nasıl gelişti?En son bir yaralı vardı gişelerde. Omuzundan vurulmuştu ve şehit olmak üzereydi.Onu almaya gittiğimde yoğun bir ateş sonucu sol bağımdan vurulmuşum ama vuruldu-ğumdan haberim yoktu. Yakın ateşten vurulmuştum yaklaşık 40 metreden vurulmuştum.İnanılmaz şekilde silah sesleri geliyordu. Kan kaybından topallıyordum ancak o hastayıda taşıdık. Sonrasında asfalta düştüm ve kan kaybından bayılmak üzereydim. Sol arkabaldırımda büyük bir ağrı hissettim. Elimi oraya getirdiğimde büyük bir delik açıldığınıgördüm. Akan karlar bana aitti ve hareket edemiyordum. Silah seslerini duyuyordumama hareket edemiyordum. O anda tek aklıma gelen Kelime-i Şehadet getirmekti.Yerdeyken elimi kaldırdığımda etraftakiler “abi yaşıyor” deyip elimden tutup aldılar veyoldan geçen bir motorsikletliye verdiler beni. Yarı baygındım konuşulanları duyuyordumama komutlara uyamıyordum. Motordan birkaç kez düştüğümü de hissettim sonrasındabeni bir araca koydular. Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne gittiğimde her taraf kangölüydü. Oraya giderken bulunduğum araca da ateş açtılar. Orada beyninden vurulanlar,bağırsakları dışarıda olan insanları gördüm. Ben vatanı için mücadele edenleri hastaneyegönderirken ben de onların yanına gelmiştim…Orada benden daha ağır yaralılar olduğu için tedaviyi hep reddettik. Olay esnasındada telefonum yanımda değildi, kaybetmiştim. Hemşirelerden biri bana, ‘bir yakınınızıntelefonunu verin de haber verelim’ dedi ama kimse yok. Eşimle irtibat kuramıyordum.Sabaha kadar beklerken ve Fetih Suresi’ni okurken uyuyakalmış. Eşim de benden haberalamıyordu, merak ediyordu. En sonunda eşim haber alınca feryat-figan kendini dışarıatıyor. O sırada mahallemden yine hastaneye giden, çocuğunun vurulduğunu söyleyenbiri eşimi araca alıyor. Hastaneye giderken de onlara 7-8 el araca ateş edildi. Ama birşey olmadı şükür.Tüm bunlar ben bayıldıktan sonra oluyor. Ben bayıldığımda da beni öldü sanıpşehitleri topladıkları yere koyuyorlar. O esnada sağ elimin 3 parmağı oynuyor ve bu dabirisinin dikkatini çekiyor. Gözümü açıp, parmağını gözüme batırıyor ve ben o anda irkiliyorum. 27 gün boyunca o hastanede kaldım. O esnada bakanlar, bürokratlar, ÜsküdarBelediyesi’nden geldiler ziyaretime. Meğerse gazi olmuşuz haberimizi yok. Allah bizede bunu nasip etti.Darbe girişimi amacına ulaşsaydı size göre şu anda nasıl bir durum olurdu?Hayal bile edemiyorum... Rabbim emretseydi her şey olurdu. Rabbim inanlarınyanında. O sahtekar, şarlatanın arkasından gidenler düşünsün. Yine olsun yine giderim.Bu can benim değil, Allah’ındır. Gazilikle nişanlandım. Şehitlikle evlenirim. 3 çocuğumvar feda olsun bu vatana.Halkın o gece gösterdiği birlik beraberlik size ne hissettirdi?- 169 -- 170 -Normalde canı çok tez bir insanım. Ömrümde ilk kez öyle bir kimliğe bürümdüm.İğne batsa korkarım. Rabbim o akşam nasıl bir kimliğe büründürdü beni. Yaşım şu anda50. Şu ana kadar bunu hiç yaşamadım. Bundan sonra bir daha yaşar mıyım onu dabilemem. Rabbim o mermiyi bana hissettirmedi, o havayı teneffüs ettirdi…ONBEŞ TEMMUZO Gece Milletçe Birlik Kardeşlik Var EdildiNamertlere Şafakla Her Yer Dar EdildiBölünmedi Bu Necip Millet Tek YürektiEdipler Edepsizlere Edebi hemen öğrettiŞehitlerimiz Şahlanarak ölümsüzleştiTanımadı Bu Millet Mabedine El Uzatanlara HakEzdi Geçti Tank Top Jet Seslerini Ezan OkuyarakMenfur Ellere Teslim Edilmedi Bu Vatan Bu ToprakMazimiz Hep Muzafferdi Ebedi Muzaffer KalacakUnutmayacağız 15 Temmuz’u UnutturmayacağızZilleti Ta Mahşere kadar KovalayarakİSMAİL AKGÜNİsmail Akgün, hiç bilmediği darbeyi, binlerce insanın arasına katıldığı meydanlardaki mücadeleesnasında öğrenmişti.DEVLETİMİZİNBEKASI İÇİNMEYDANLARDAYDIKBİRLİKBERABERLİĞİMİZLEGURUR DUYDUKÖncelikle bize kendinizi tanıtır mı-sınız?Ben 1979 yılında dünyaya geldim.Aslen Kastamonu Cide İshakça Köyü’ndenim, İstanbul Çengelköy’de oturuyorum.2 kız, 1 erkek olmak üzere 3 kardeşiz.Evliyim, 1 kız ve 1 oğlum var. Şu andaAdalet Sarayı’nda memur olarak çalış-maktayım.15 Temmuz gecesi yaşananlardannasıl haberdar oldunuz?Biz o akşam eşimle birlikte kayınpederime oturmaya gitmiştik. Televizyonizlerken köprüde terör olayı olduğu söylendi. Sonrasında eve geldiğimde ise haladaha ne olduğundan habersiz bir şekildedışarı çıktım. İnsanların akın akın meydanlarda bir yerlere gittiğini gördüm.Yaşlı bir insana sordum, “Ne oluyor”diye. O da bana, “Allah’ını seven dışarıçıksın, devlet elden gidiyor” dedi. Tabiben de o ana kadar darbenin ne olduğunubilmiyordum. Sonrasında tekrar eve döndüm. Üzerimi değiştirdikten sonra eşimedışarı çıkacağımı söyledim. O ise gitmemiistemedi. Bunun üzerine ben de ona,“Benden şerefsizce yaşamamı bekleme.Ölürsem hakkım size helal olsun” dedim ve çıktım. Benim dışarı çıkmamdaki enönemli etkenlerden birisi de Cumhurbaşkanımızın televizyondan insanları meydana ça-ğırmasıydı.İsmail Akgün televizyon haberlerinden öğrendiği tuhaf durumun ne olduğunu anlamak için soluğu sokakta aldı. Akın akın yürüyen insanları görünce çok bir anlam veremese de yaşlı bir vatandaşın“Vatan elden gidiyor, Allah’ını seven dışarı çıksın” sözleri çok etkilemiştionu… Eşiyle helalleşip meydanlara çıkan İsmail Akgün, darbenin neolduğunu da sokaktaki kalabalığa karışıp mücadeleye başlayıncaanlayacaktı. Çengelköy Meydanında askerlerle karşı karşıya geldiklerinianlatan İsmail Akgün, “Vatandaş geri gitmeyince bu kez ateş etmeyebaşladılar ve ben de o esnada en önlerde olduğum için ayağımdan, kaburgamdan ve kolumdan vurulmuştum” diyerek anlatıyor o anları.“Tek amacımız devletimizin bekasıydı” diyerek de o gece meydanlarda olmalarının en önemli gerekçesini dile getiriyor İsmail Akgün…Dışarı çıktığınızda nereye gittiniz, yanınızda kimler vardı?Evden tek başıma çıktım. Ana cadde zaten bizim evin hemen altındaydı. Ben de insanların arasına karıştım ve onlarla birlikle Çengelköy Meydanı’na indik. 23.30 gibihainler karakolu esir almışlardı. İnsanların arasından tek başıma o kadar yaklaştım ki50 metre gibi bir mesafe vardı askerlerle aramızda. Ben tek gittiğim için diğervatandaşlarda tek tek gelmeye başladı benim bulunduğum yere. Binanın arkasında olduğumuz için de onlar bizi görmüyordu. Fakat insanlar çoğalınca bizi fark ettiler vekorkutmak için asfalta ateş etmeye başladılar. Ancak o ateş bizi yıldırmadı. Bizilerlemeye devam edince bu kez halkın üzerine sıkmaya başladılar.Yaralanmanız nasıl oldu, sonrası nasıl gelişti?Üzerimize ateş ettikleri anda vurulmuştum. Ayağımdan, kaburgamdan ve kolumdanvurulmuşum. Büyük bir ihtimalle de seken mermiler o şekilde vücuduma gelmişti.Sonrasını ise hiç hatırlamıyorum. Çünkü bilincimi kaybettiğimden, beni alıp birhastaneye getirdiler. Ameliyat olduktan sonra uyandım. Zaten vurulduğumda çok kankaybetmişim ve benim öldüğümü düşünmüşler. Durumum öylesine ciddi olduğu için dehastanede doktorlar da benim için “Her şeye hazırlık olun” demişler.O geceye dair başka neler hatırlıyorsunuz?Bütün amacımız ve mücadelemiz; Devletimiz elden gitmesin, Cumhurbaşkanımızınkılına zarar gelmesin diyeydi. Namus ve devlet elden gittikten sonra sen yaşasan neolur, yaşamasan ne olur?Darbe girişimi başarılı olsaydı, size göre bugün nasıl bir durum olurdu?Allah göstermesin Filistin’den daha beter olurduk. Bizim insanımız ölür amamemleketini terk etmez. Çünkü biz çok farklıyız. Kendi memleketimize herkesi kabulederiz ancak bizi kimse kabul etmezdi. Tabi bütün bunların yanında biz öyle bir milletizki, bizde bu inanç, bu vatan aşkı varken bu darbeler başarılı olmaz.O gece halkın bütün kesimlerinin sokakta olması size ne hissettirdi?O gece gerçekten çok farklıydı. Gördüğüm manzara, ülkemizin o akşam gösterdiğibirlik-beraberlik ve bütünlük bana çok büyük gurur verdi. Ben o zaman da çok iyianladım ki bizim insanımızın başına bir şey geldiğinde sımsıkı kenetlenebiliyoruz. Yaniihtiyaç olduğunda biz anında bir ve bütün olabiliyoruz. İyi ki Müslüman’ız, iyi kiTürk’üz. O gece ülkemizin gücünü bir kez daha anladım.KAAN ÇORBACIKaan Çorbacı o gece halkın gösterdiğibirlik-beraberliğin bu ülkenin en önemliduruşu olduğunu anlattı.HAİNLEREVERİLECEKBİR KARIŞTOPRAĞIMIZ YOKÖncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?Ben 26 Temmuz 1999 İstanbul Üsküdar doğumluyum. Aslen Kastamonu Araçlıyım.9 Eylül Üniversitesi Tarih Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. 1 kız, 2 erkek olmak üzere 3kardeşiz.15 Temmuz gecesi yaşananlardan nasıl haberdar oldunuz?Ben o zamanlar 16 yaşındaydım. Evde televizyon izliyorduk. Televizyonda garipolaylar vardı. Önceden yaşamadığım, görmediğim olaylardı. Sonrasında sosyal medyadapaylaşılan videolar önüme düşmeye başladı. Ben de tarihe meraklı olduğum için darbeolaylarını araştırdım. O gün de sonra iyi ya da kötü olarak Türkiye’nin kaderinindeğişeceğini biliyordum. Aradan biraz zaman geçtikten sonra babam geldi. BabamFlorya’da çalışıyordu, biz de Sultanbeyli’de oturuyorduk. Babam geldikten sonra televizyonda kanalları gezerken, TRT’de spikerin sözde bildiriyi okuduğunu gördük.Daha sonrada Cumhurbaşkanımızın CNN’deki konuşmasına denk geldik. Cumhurbaş-kanımızın halkı meydanlara çağırmasının ardından sokakta kornalar çalmaya ve sloganlaratılmaya başladı. Biz de annem, babam, amcam ve yengem ile “Ne yapabiliriz?” diyedüşündük. Kardeşim de yanımdaydı ve sonrasında sokağa çıkmaya karar verdik. İlkbaşlarda olayların bu kadar büyüyeceğini de tahmin etmiyorduk ancak babam, “Bunlardarbe yapmaya çalışıyor” demişti bize.Sokağa çıkmanızdaki en önemli etken neydi?Bu ihanet çetesinin eylemiyle insanların olumsuzluk yaşamamasını istedik. Çünkübu ülke böyle hainlere, teröristlere teslim edilemezdi. Ayrıca Cumhurbaşkanımız RecepTayyip Erdoğan’ın konuşması da bizim sokağa inmemizde tetikleyici bir unsur oldu.Gittiğiniz yerde nelerle karşılaştınız, neler gözlemlediniz?İlk olarak Sabiha Gökçen Havalimanı’na gitmeyi düşünüyorduk. Ama gidişlerkapalı olduğu için rotamızı Orhanlı gişelerine çevirdik. Gişelere gittiğimizde silahsesleri duymaya başladık ve orada da kalabalık vardı. Trafik de kilitli olduğu içinHenüz 16 yaşındaydı 15 Temmuz gecesi Kaan Çorbacı… Tarihe olan ilgisi nedeniyle sosyal medyada o geceyle alakalı yayılan söylentilere ilişkin kısa bir araştırma yapmıştı. Ailecek oturup neyapmaları gerektiğine karar verdiklerinde de Cumhurbaşkanı’nın halkımeydanlara çağırmasına kayıtsız kalmamışlardı. ‘İhanet Çetesi’ olaraknitelendirdiği hain darbecilerin niyetini de ilk olarak babasının kendilerine söylediğini anlattı Kaan Çorbacı. O, “Bu ülke hainlere, teröristlereteslim edilemezdi” sözü ile aslında o gece meydanlarda olan herkesinduygularının tercümesi de oluyor bir bakıma.Kaan Çorbacı’nın en büyük hayallerinden birisi de o hain girişiminyapıldığı gece halkın gösterdiği birlik-beraberliğin her zaman olması.Çorbacı, “Böyle birlik olmamız için bu tarz önemli durumlar yaşamamızmı gerekiyor. Farklılıklarımız olsa da ortak yönlerimiz çok. Birlik-beraberlik ve sevgi-saygı içinde yaşayabildiğimiz bir Türkiye en büyük arzumdur.” Sözleriyle de bu düşüncelerini dile getiriyor.arabadan inip gişelere doğru yürümeye ve kalabalık arasından ilerlemeye başladık.Amcam bir ara kısa bir süre bizden ayrıldı ama biz hep babamın yanındaydık. Ben ozaman 16, kardeşim ise 14 yaşındaydı. Gişelere yaklaştığımızda ise birkaç polislekarşılaştık ve bulunduğumuz noktada 50 kişi falan vardı. Sonrasında ise bir andakendimizi ateşin içinde bulduk. Babam “Eğilin” dedi ve yere yatmaya başladık. Oesnada vatandaşlar, “Silahlarınızı bırakın, teslim olun…” tarzında sloganlar atıp,Tekbirler getirdi. Ateş sonrasında vurulanların yerde yattığını görünce şok geçirdim. Oan kendimden çok kardeşim ve babamı düşündüm, onlara bir şey olmasın diye. Sonrabir fırsat bulup ateş edilen yerin ters tarafında bir aracın arkasına yerleştik. O andaorada 10 kişi vardık galiba. Ancak biz oraya girdikten sonra bizim olduğumuz yereyoğun bir ateş başladı. Biz ‘Durun” desek de durmadılar o sırada. Silahsız insanlaraateş ediyorlardı. Gözümün önünde orada birkaç kişi vuruldu.Yaralanmanız nasıl oldu, sonrası nasıl gelişti?Babam benim yanımda, kardeşim ise arkadaydı. O esnada birden ‘çat’ diye silah sesiduydum. Ondan sonra bir süre hiç ses duyamadım. Sonrasında babam yüzüme baktı veyüzümden kan geldiğini söyledi. Ben şuursuz bir şekilde kelime i şehadet getirdim, öldüğümü zannettim. Çünkü ellerimi, yüzümü temizliyordum ama tekrar her tarafım kanoluyordu. Etrafımdaki insanların durumu da benim gibiydi. Her tarafları kan içindeydi.O an kardeşime bir şey oldu diye çok korktum. Dönüp baktığımda ona bir şeyolmadığını görünce çok rahatlamıştım. Sonrasında ise bayılacak gibi oldum ve babamasöyledim. Babam da “Geldiğimiz arabanın olduğu yere koşalım, hastaneye gidelim”dedi. Arabası olanlar yaralı olanları, direkt hastaneye götürüyordu. Orada tam bir birlik,bütünlük vardı. Sonrasında amcamın olduğu yere doğru gittik. Orada da yaralılar ambulanslarla hastaneye taşınmaya çalışılıyordu. Araca ulaştıktan sonra hastaneye doğruyol aldık ve Sultanbeyli’de hastaneye geldik. Orada beni hemen arabadan indirdiler veyatırdalar. Bilincim de tam açık değildi ve olanları tam hatırlamıyorum. Yüzümde,kafamda şarapnel parçaları vardı ve tek tek çıkartılıp pansuman yapıldı. Tedavim tamamlandıktan 1 saat sonra eve gittim tedavim bir hafta boyunca o şekilde devam etti.Eğer darbe girişimi amacına ulaşsaydı size göre şu anda nasıl bir durum olurdu?Bunun cevabını aslında önceki darbelerden de biliyoruz. 1960’dan ve 1980’densonra olan darbelerde insanların nasıl kutuplaştırıldığını ve her gün sokaklarda insanlarınöldürüldüğünü biliyoruz. Darbe başarılı olsaydı ülke kısa yoldan teröre teslim edilmişolacaktı. Tüm insanlar zarar görecekti bundan. Fethullah Gülen’in hem ülkemizde hemde yurt dışındaki okullarını, oluşumlarını biliyoruz. Bu doğrultuda, günümüzdekişartlarda Amerika’nın desteklediği oluşumun Türkiye’yi yeni bir Suriye ya daLibya yapmak istediği birhareketti bu.O gece halkın meydanlardaki birlik-beraberliği size ne hissettirdi?O akşamki ortam gü-nümüzde çok göremediğimiz bir ortamdı. Böyle birlik olmamız için bu tarzönemli durumlar yaşamamız mı gerekiyor. O ortamıgördükten sonra bunları dasorguluyorum. Aslında herzaman birlik olacak bir halkız. Farklılıklarımız olsada ortak yönlerimiz çok.O anı görmek güzeldi amaher zaman böyle olsak,bunları hiç yaşamasak. Birlik-beraberlik ve sevgi-saygı içinde yaşayabildiğimizbir Türkiye en büyük arzumdur.