Anasayfa
  • Dünya
  • Spor
  • Yaşam
  • Güncel
  • Eğitim
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Ekonomi
  • Ara
  1. Haberler
  2. Güncel
  3. Adem Kılıç kimdir ? Maçka üzerine konuştuk
Güncel
Yayınlanma: 16 Şubat 2022 - 13:42
Güncelleme: 21 Aralık 2022 - 17:51

Adem Kılıç kimdir ? Maçka üzerine konuştuk

A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Adem Kılıç kimdir ? Maçka üzerine konuştuk
Adem Kılıç: “İnsanlarımız her şeyi sanki günlük görüyor. Bugün tamam ama yarın da gelecek diye düşünüp davranmak gerekiyor. Maalesef yapmıyoruz, esnaf olarak da yapmıyoruz. Yani yazık ediyoruz.”

Beldesinin önce esnafı sonra muhtarı oldu, birikimini halka hizmete sundu

Maçka Belediyesi Meclis Üyesi ve aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Adem Kılıç, Maçka’nın Sakızlı Mahallesi’nde 5 çocuklu bir ailenin en büyüğü olarak dünyaya geldi. İlkokulu aynı köyde okuduktan sonra Bahçecik Zehra Kitapçıoğlu Ortaokulunu bitirdi.

O dönem neredeyse köylerindeki her evde bir yorgancı-perdeci olan Kılıç da ilk olarak bu işi yaptı. Askerlik öncesinde yorgancılık işini Trabzon ve Rize’de yapan Kılıç, askerden sonra da baba mesleği olan fırıncılığı yapmaya başladı. Zira baba Kılıç’ın Moloz’da bir ekmek fırını vardı ve Trabzon’un en eski ustalarından birisi olarak orada fırın ustası olarak çalışıyordu.

Ailenin tek çalışanıydı baba, hâliyle de maddi durumları çok iyi değildi. Bir köy hayatında yaşanabilecek her şeyi yaşadıklarını anlatırken hâlinden hiç de şikâyetçi değildi Adem Kılıç…

Üstelik evin en büyüğü olmasına ve evin yükünün büyük kısmının onun omuzlarında olmasına karşın...

İlkokulda iyi bir öğrenci olduğu için de öğretmeni ailesine, “Bunu okutun.” demişti. Zehra Kitapçıoğlu’na başladıktan sonra her şey köydeki okuldaki gibi gitmedi. Çünkü şehir hayatına ayak uydurmakta zorlanmışlardı.

Ortaokul yıllarında baba ile amca Kaymaklı Mahallesi’nde ortak bir ev yaptırmış, imam hatipte okuyan amca çocukları ile o evde kalıyorlardı.

Ders çalışmak için çok iyi bir ortam olmaması, şehre ayak uyduramama gibi sebeplerden ötürü de ortaokulu bitiremeden okulu bırakmak zorunda kalan Adem Kılıç, yorgancılık ve perdecilik mesleğini öğrenmek için Bülbüloğlu İş Hanı’nda çıraklıkla işe başladı.

Yorgancıların yanında iki yılda işi öğrenme kuralını beklemeyen Adem Kılıç, 3 ay çalıştıktan sonra oradan ayrılıp kalfa oldu. Kendi görüşüne göre tam olmasa da yarım usta olmuştu artık. Askere kadar yine kendi köylerinden bir yorgancı esnafı ile çalışan Adem Kılıç, sanatı, işini seviyordu, zor da olsa yapmaya gayret gösteriyordu.

Kılıç’a, askerlik görevini tamamladıktan sonra babası Esiroğlu’nda bir fırın açarak, “Gel tezgâhta sen otur.” dedi. O şekilde başlayan baba mesleği bugün 31. yılına doğru ilerlerken, hâlinden hiç de şikâyetçi olmadı, sadece kendisine zaman ayırması konusu hariç.

Hâlen iki kardeş aynı işi sürdüren Adem Kılıç, 80 yaşına gelen babasının ise hâlâ başlarında durduğunu ve kendilerinin eksiklerini tamamlama anlamında da yönlendirmesinden mutlu olduklarını anlattı.

Kılıç, fırıncılık mesleğine başladıkları günden itibaren iki tane daha fırın açtıktan sonra ‘artık yeter’ diyerek kendisine zaman ayırmanın vaktinin gelip geçtiğini yaş ilerledikçe anladı…

Esiroğlu’nda üç dönem muhtarlık yapan Adem Kılıç, bunun da bir şakayla başladığını anlatırken, daha sonra bu olayın kendisini siyasete taşıyacağını belki de bilmiyordu. Muhtarlık seçiminde 30 yıllık muhtarla yarışırken o henüz 28 yaşındaydı.

Esnaflık yaptığından olacak hemen herkesle iç içe yaşayan Kılıç’ın bu yönü, seçimlerdeen büyük avantajı olmuştu ve muhtar seçilerek çıktıo seçimlerden.

AK Parti’nin Esiroğlu’nda kurucularından olan Adem Kılıç, AK Parti’yle siyasete girmesini ise tamamen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sevgisine bağlıyor.

Esiroğlu’nda belde yönetimine giren Kılıç, birinci dönem belediye başkanlığı seçimlerinde aday adayı oldu, kendi tespitine göre ortaokul mezunu olduğu için iki adaylı seçimden elenerek çıkan Kılıç, o dönem vatandaşın ise kendisine karşı önemli oranda bir teveccühünün olduğunu dile getirmeyi unutmuyor.

Kılıç, belediye meclis üyeliğine kendisinin çok fazla istekli olmadığını ancak hemşehrilerinin, “Bu işin içinde olman gerekiyor.” söylemleri ile kararını verir.

Kılıç, belediye meclis üyeliğinin hakkını vermek için de oldukça yoğun bir şekilde çalışmalarını sürdürdüğünü belirtmeden geçmiyor.

Doğup büyüdüğü topraklar olan Maçka’nın da daha iyi yerlerde olması için turizm anlamında tesisleşmesinin belki de tek çıkar yol olduğu görüşünü savunan Adem Kılıç, Maçka’nın dağ ve yaylalarının da bu tesisleşmeye çok müsait olduğuna vurgu yapıyor.

Devletin bu anlamda tesisleşme olsun farklı yatırımlar olsun destekleri olduğunu, eksik olan şeyin ise birey olarak kendilerinin biraz daha hareketli ve istekli olmak olduğunu dile getiriyor.

Adem Kılıç, evli ve dört çocuk babası.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz,

Adem Kılıç kimdir?

Maçka’nın Sakızlı Mahallesi’nde dünyaya geldim. İlkokulu aynı köyde, ortaokulu Bahçecik Zehra Kitapçıoğlu Ortaokulunda okudum. Okul işi bittikten sonra köyümüzde her evde bir yorgancı ve perdeci vardı. Onun için bir süre yorgan ve perde işini yaptık. Askerlik öncesi o işi Trabzon ve Rize’de yaptık. Askerden sonra baba mesleği olan fırıncılık yapmaya başladık.

Tekrar okul hayatınızın olduğu döneme ve ailenize dönelim. Bize ailenizden bahseder misiniz?

Şöyle anlatayım: Köyde okuduk ve tabii yoksulluk had safhadaydı. 5 kardeşiz ve ben evin en büyüğüm. O yüzden benim yüküm biraz daha fazlaydı. Bir tek babamız çalışıyordu.

Moloz’dabir fırını vardı. Trabzon’un en eski fırın ustalarından birisiydi. Evimiz o dönem köydeydi, babam da hafta sonları köye gelip gidiyordu.

Köyde ne yapılıyorsa hepsini yaşadık. Yokluk, varlık her şeyi bir arada yaşadık. İnek de bekledik. En büyük olduğumuz için de biraz fazla yük bindi üzerimize.

Okuldayken sınıfımız bir hayli kalabalıktı ve iki sınıflıydı. 1,2 ve 3. sınıfları bir öğretmen, 4 ve 5. sınıfları bir başka öğretmen okutuyordu. Hattâ bir sınıfın öğretmeni gelmediği zaman öğretmen bizi o sınıfa gönderiyordu,orayı idare edelim diye. İlkokulda biraz kafamız çalışıyor diye öğretmen “Bunu okutun.” demişti aileme. Ama nihayetinde köyde yaşıyorduk. Zehra Kitapçıoğlu Ortaokuluna yazdırdı beni babam. Ama köydeki bir insanın üstelik ekonomik sıkıntısı da varsa şehre ayak uydurması kolay olur mu? Bir sene buraya ayak uyduramadık. Köyde bütün dersler bir numara ama şehre gelince başaramadık. Ders bakımından okulun en iyi iki öğrencisinden biriydik ama şehre geldik ki olduk son numara, ayak uyduramadık.

BİZİMKİSİ BİRAZ KARIŞIK BİR HAYATTI. OKUMAYA ÇOK MÜSAİT BİR ORTAMIMIZ OLMADI

Zehra Kitapçıoğlu Ortaokulunda okurken ev işini nasıl hâllettiniz?

O dönem Kaymaklı Mahallesi’nde babamla amcam ortak bir ev yaptırmıştı. Orada bir evimiz vardı ve oradan gidip geliyorduk. Oraya niye kayıt olduk? İmam hatipte benim amca çocukları okuyordu, yakın olalım hesabına onlar da orada kalıyordu. Tabakhane’de caminin karşısındaki köşede babamla amcam bir kahvehane işletiyordu. Amcam Dere’de oturuyordu, onlarda da kalıyorduk. Yani biraz karışık bir hayattı bizimkisi. Okumaya çok müsait bir ortamımız olmadı.

Köy yaşantısından şehre uyum sorununun yanında kendi çevremizdeki herkesin sanatla ilgili bir işte çalışması etkiliydi. Biz kafaya koyduk ya bunu, bu yüzden derslere, sınavlara girmedik ve ortaokulu bitirmeden son sınıfta okulu bıraktık.

BEN ÖYLE 2 SENE FALAN BEKLEMEDİM. ÜÇÜNCÜ YORGANI TEK BAŞIMA DİKİNCE“BU İŞ TAMAM DEDİM.” VE KAÇTIM

Ve ortaokulu bitirmeden mesleğe mi yöneldiniz?

Evet, yorgancılık ve perdecilik mesleğini öğrenmek için Bülbüloğlu İş Hanı vardı, orada bir yorgancıda çıraklıkla başladım. O zaman da yorgancılıkta çocuğu ustanın yanına verirler, iki senede öğretir piyasaya gönderirlerdi.

Ben de gittim, 3 ay çalıştım ve kaçtım; kalfa oldum. Ben öyle 2 sene falan beklemedim. Üçüncü yorganı tek başıma dikince “Bu iş tamam dedim.” ve kaçtım.Tamamen olmasa da yarım usta olmuştum.

Caminin karşısında bizim bir köylü vardı yine yorgancı, onun yanına gittim ve orada biraz devam ettik. Köyden bir aylık giyeceğimizi alır, Rize Çayeli civarına gider bir ay çalışır sonra geri dönerdik. Askere kadar bu şekilde devam ettik. Seyyardan ziyade çalıştığımız dükkânlarda da kalıyorduk aynı zamanda. Sanatı ve işimizi seviyorduk. Zor olsa da severek yapıyorduk.

Yorgancılık daha sonra meslek olarak bitti mi?

Askere gitmeden evlenme yolunda ilk adımımı attım ve nişanlandım. Askerden sonra babamların Esiroğlu’nda bir fırın açma durumu vardı. Ramazan ayının ilk günü babamlar orada fırını açtı ve bana, “Gel sen de tezgâhta dur.” dediler. Öyle başladı ve 30 yıldır bu işi sürdürüyorum. Bu arada belki bir ay tatilim olmuştur.

BABAM ÇALIŞTIRDIĞI FIRINLARINA BİZİ YAKLAŞTIRMIYORDU. ÇÜNKÜ BUNLAR DA FIRINCI OLUR DİYE KORKUYORDU

Peki, sizi evlilik mi değiştirdi yoksa hakikaten sevdiğiniz bir meslek miydi?

Hayır... Aslında sevme şöyle: Babam çalıştırdığı fırınlarına bizi yaklaştırmıyordu ki bunlar da fırıncı olur diye düşünüyordu. Zor bir iş bu, yani insana yaşama hakkı tanımayan bir meslek. Gecesi gündüzü yok. Hattâ babam çalıştığı fırınlara gitmemizi istemezdi ki öğrenir de bu mesleğe dönerler diye. Ancak hayat bizi oraya sürükledi. Bu arada yaptığımız işi seviyoruz. İki kardeş birlikte ortak olarak devam ediyoruz. Babam 80 yaşlarında ve başımızda.Geliyor, ufak bir eksik gördü mü... Yani şöyle diyeyim: Fırıncılığa başladığımızda yaşımız henüz 20’ydi. Bugün 50 yaşındayım ve 30 yıldır hiç ara vermeden devam ediyoruz.

İlk olarak Esiroğlu’nda başladık, ondan sonra benim gönlümde bir yer vardı ve orayı yaptık. Hacımehmet’te bir yer açtık. Ve en son burayı yaptık. Artık yeter diyorum. İnsanın yaşama hakkını bitiriyor bu meslek, onun için artık biraz kısıtlamaya gideceğiz. Yaş ilerledikçe bunun farkına varıyor insan.

Çocuklarınız ne yapıyor?

Dört tane çocuğum var, bir tanesi evli zaten. Bir tanesi hemşire, bir tanesi öğretmen, bir tanesiinşaat mühendisliğindenyeni mezun oldu. Bu arada bu mesleği yürütürken mahallemizde -Esiroğlu’nda- üç dönem de muhtarlık yaptım. İrtibatlı olmadığım insan kalmadı diyebilirim. Köyümüz Esiroğlu’na bağlı bir köy zaten.

AYNI YERDE KALMAK İNSANI YIPRATIYOR VE ŞEVKİ KIRILIYOR. YANİ İKİ DÖNEMDEN FAZLA YAPMAMAK GEREKİYOR

Siyasetle nasıl tanıştınız da belediye meclis üyeliği yaptınız?

Bu işler biraz da tesadüf. Köyümüzün bir muhtarı vardı: Hasan amca. 30 yıl muhtarlık yapmış. Bizim orada iki mahalle vardı, aşağısı yukarısı diye bir çekişme vardı. 70 senedir hep aşağıki mahalle muhtarlık yapıyordu.

Hasan amcaya bir gün, “Bir kere de yukarı ki mahalle yapsın.” dedik. Hattâ onun da çok akrabaları vardı. Onlardan birini yapın da artık bu iş dönsün diyorduk. Hattâ son döneminde söz de vermişti.

Bir gün fırında otururken şakadan, “Artık ben de bu işe giriyorum.” dedim. Yani böyle esprisine söylenen bir laf iki gün sonra gerçekleşince seçime girdik. Ve hattâ çok çekişmeli bir seçim oldu. Yani 30 yıllık bir muhtarla yarışıyordum ve o zaman daha 28 yaşlarındayım. Seçime girerken muhtara, “Bak ben senin çocuğun yerindeyim, benimle aynı sandığa girme.” demiştim esprili bir şekilde. Ama maalesef girdik ve muhtarlığa başladık. Ve orada esnaflık yaptığımızdan dolayı insanlarla hep iç içeydik, o yüzden de üç dönem muhtarlık yaptım. Ancak iki dönem sonra insan ‘yeter’ demesini bilmeli. Çünkü aynı yerde kalmak insanı yıpratıyor ve şevki kırılıyor. Yani iki dönemden fazla yapmamak gerekiyor.

Kendi muhtarlık dönemime bakıyorum; birinci dönem bir şeyler yapmak için çok hevesliydim. Cami minaresinden yoluna kadar, ikinci dönem sanki biraz tembellik başladı. Üçüncü dönemde, “Tamam, ben daha bu işte olmam.” dedim. Ondan sonra siyasetten bırakmadılar. AK Parti’nin de zaten içindeydim. Arkadaşlarım, dostlarım hep AK Partiliydi.

AK Parti’yle nasıl tanıştınız?

AK Parti’nin Esiroğlu’nda kurucularındanım. Tamamen Recep Tayyip Erdoğan sevgisi. AK Parti’nin Recep Tayyip Erdoğan’sız olma şansı yoktu. Maalesef lidere bağlı partimiz. Ondan sonrası ne olur bilemem.

İKİ ADAY KALMIŞTIK, ORTAOKUL DİPLOMAMIZ OLDUĞU İÇİN BİZİ ELEDİLER. YOKSA YÜZDE YÜZ ADAY OLACAKTIM

Esiroğlu’nda kuruculuk yaptıktan sonrası nasıl gelişti?

Belde yönetimine girdim. Esiroğlu’nda birinci dönem belediye başkanlığı seçimlerinde aday adayıydım. İki aday kalmıştık, ortaokul diplomamız olduğu için bizi elediler. Yoksa yüzde yüz aday olacaktım. Bizim yöremizde insanların yüzde 90’ı istiyordu. Burhan Bey istemişti. Kulakları çınlasın aramız çok iyidir. Bir tane oy vermem ona ama gelir akşama kadar otururuz. Hattâ şu an biraz rahatsızlanınca Ankara’ya gitti.

Belediye meclis üyeliği ne zaman başladı?

Belediye meclis üyeliği bu dönem başladı. Onu da şöyle söyleyeyim: Çok da kendi isteğimle değil. Oradaki insanların, “Bu işin içinde olman gerekiyor.” demesinden dolayı oldu. İş olarak burada çok yoğun çalışıyorum. Ha bunun yanında elimizden geleni de yapmaya çalışıyoruz.

BENİM GÖRDÜĞÜM KADARIYLA BÜYÜKŞEHİRİN OTURMASI İÇİN BİR ON YILA DAHA İHTİYAÇ VAR

Peki, eskiden il genel meclisi vardı, şimdi belediye meclisi var. Trabzon’un köyleri, yaylaları tamamen Büyükşehir’e bağlı. Siz aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesisiniz. Büyükşehir’in hizmetlerine yönelik bir mukayese yapar mısınız? Maçka yeterince hizmet alıyor mu ya da alacak mı?

Bir kere Trabzon büyükşehir oldu diye çok sevindik. Ancak benim gördüğüm kadarıyla büyükşehirinoturması için bir on yıla daha ihtiyaç var. Çünkü şu andaki görünüşte büyükşehirin götürüleri getirilerinden sanki biraz daha fazla. Belki on yıl içinde oturduğu zaman çok daha iyi şeyler olacak ama şu anda karışık bir durumdayız. O durumu atlatabilirsek çok daha iyi olacak.

Şimdi biliyorsunuz bizim köy insanımız evini kimseye sormadan, projesini çizmeden yaptı, şimdi kalkıp mezereden getirdiğim suyu soruyor. Bunlara hazır değil, bana göre hem şu anki kanunlar hazır değil hem de oradaki insan yapısı olarak hazır değiliz. Geçiş dönemi biraz zorlu geçecek gibi görünüyor ama sonu iyi olacak.

Köydeki insanlar hizmet alabiliyor mu?

Tabii ki hizmet alıyor ama yeterince alıyor mu diye sorarsanız hayır derim. Çünkü kurumlar bir kere oturmadı, kim ne yapacağını tam bilmiyor. Bir kere bu beş yıl geçiş dönemi. Öyle sıkıntılar var, bunlar atlatıldığı zaman tabii ki daha iyi olacak diye düşünüyorum.

MAÇKA’NIN GELİŞİMİNDE TURİZMDEN BAŞKA HİÇBİR ŞEY YOK

Büyükşehirle ilgili Maçka’da neyi hedefliyorsunuz? Maçka’nın gelişimini neye bağlıyorsunuz?

Maçka’nın gelişiminde turizmden başka hiçbir şey yok. Maçka’nın dışında değişik yerlerden insanları oraya çekebilmeliyiz. Maçka’da onu oluşturamadık. Mesela insanlar buradan kalktığı zaman, “Yemek yemeye Akçaabat’a gidiyorum.” diyebiliyor. Biz onu oluşturamadık. Maçka Vadisi’ne çekemedik.

Ama Maçka’da tesis yok!

Evet, tesis yok ama şöyle tesis barınamadı, barındıramadık daha doğrusu. Burada turizme dayalı tesisleşme yapılmalı. Arap turizmi gelişebilir, bunun için de özellikle dağlarımız, yaylalarımız buna çok müsait. Ancak bir eksiğimiz var, insanlarımız her şeyi sanki günlük görüyor. Bugün tamam ama yarın da gelecek diye düşünüp davranmak gerekiyor. Maalesef yapmıyoruz, esnaf olarak da yapmıyoruz. Yani yazık ediyoruz. Bir zamanlar Rusya kapısı açıldığında ortalık hareketlendi. Bizim yanlış tavrımızdan dolayı insanlar başka yerlere göçtü, bunun bir daha olmasını istemiyoruz.

Sizin gibi iş adamları mesela Esiroğlu’nda bir araya gelip bir butik otel yaptırabilirsiniz ama böyle bir müteşebbis girişim de yok. O zaman nasıl olacak?

Aslında böyle bir düşüncemiz var ancak yönetimlerin bu konuda bizi teşvik etmesi gerekiyor.

Ediyor, TKDK yüzde 60-65’ini ücretsiz, üstelik hibe olarak veriyor.

Doğru, veriyor ama bizim biraz daha hareketli olmamız lazım. Bunu dışarıdan birisi gelip yapmayacak, biz yapacağız. Yapanın önünü açacağız.

Peki, teşekkür ediyor, başarılar diliyoruz.

Ben teşekkür ederim.

2016

2022/02/16/45711-0.jpg
2022/02/16/45711-1.jpg
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Antalya’daki cinayetin şüphelisi yakalandı
Antalya’daki cinayetin şüphelisi yakalandı
Çanakkale – Mendirek ayağında mahsur kalan kedi kurtarıldı
Çanakkale – Mendirek ayağında mahsur kalan kedi kurtarıldı
Denetimden kaçarken aracıyla 2 polise çarptı, 1 promil alkollü çıktı
Denetimden kaçarken aracıyla 2 polise çarptı, 1 promil alkollü çıktı
Aspendos kazılarında imparator başı heykeli bulundu
Aspendos kazılarında imparator başı heykeli bulundu
Son Haberler
Karadeniz’den gelen lezzet mucizesi: Bir kaşık alınca vazgeçemeyeceksiniz! Karadeniz usulüyle fasulye tarifi mest ediyor
Karadeniz’den gelen lezzet mucizesi: Bir kaşık alınca vazgeçemeyeceksiniz!...
Gök gürültüsüyle geliyor: Meteoroloji resmen duyurdu! Sağanak kuzeyi, toz fırtınası Güneydoğu’yu vuracak
Gök gürültüsüyle geliyor: Meteoroloji resmen duyurdu! Sağanak kuzeyi,...
Antalya’daki cinayetin şüphelisi yakalandı
Antalya’daki cinayetin şüphelisi yakalandı
Çanakkale – Mendirek ayağında mahsur kalan kedi kurtarıldı
Çanakkale – Mendirek ayağında mahsur kalan kedi kurtarıldı
Denetimden kaçarken aracıyla 2 polise çarptı, 1 promil alkollü çıktı
Denetimden kaçarken aracıyla 2 polise çarptı, 1 promil alkollü çıktı
Kadir Topbaş hayatını kaybetti!
Kadir Topbaş hayatını kaybetti!

Ana Sayfa
Dünya
Spor
Yaşam
Güncel
Eğitim
Teknoloji
Sağlık
Ekonomi
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Arşiv
Hava Durumu
  • Asayiş
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Spor
  • Yaşam
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Arşiv
  • Hava Durumu

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.