Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, önceki günkü Meclis toplantısında vahim yanlışlarını örtmek ve gizlemek için kendisine yöneltilen eleştirilere yine yanlış bir üslupla ve doğru olmayan yaklaşımla cevap vermiş. Zorluoğlu, aynı kürsüden 13 Mart 2020 tarihinde yine bizi hedef almıştı. O zaman isim veren Zorluoğlu, şimdi isim vermeden iftira attı. Söylediği doğru olmayan sözleri ve iftiraları daha önce yol arkadaşı ve bir diğer AKP’li (AK Partili değil) Muhammet Balta da kullandığı için üzerimize aldık. Zaten bizi kastettiğini cümlelerinden anladık.

Bakın neler diyor? “Bu şehirde olumsuzluklardan beslenen bir cenah var. Yalan yanlış yazıyorlar. Bu arkadaşlarımız bu şehri yönetmeye alışmışlar. Bu arkadaşlarımız bizim dönemimizde bu şehri artık yönetemiyor. Bu arkadaşlarımız belediyeye yönetici atayamıyor. Bu arkadaşlarımız belediye personel alacağı zaman kendi yakınlarını aldıramıyor. Bu arkadaşlarımız birtakım kamuoyunu yanıltıyor ancak bunlar beyhude çabalar. İstedikleri kadar yalan haber yapabilirler. Kendi gazetelerinde ve ulusal gazetelerde yayınlatabilirler. Biz doğru işleri yapmaya ve bu şehri geliştirmeye devam edeceğiz.” Başkan Zorluğlu’nun bu konuşmalarının ardından bir grup Meclis üyesi Başkan’ı alkışlamış. 

                                         ***

Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, 31 Mart 2019 tarihinde başkan seçildi. Seçildikten hemen sonra “En büyük projem kadrom” diyerek Büyükşehirde ne kadar başarılı kadro varsa hemen hepsini tasfiye etti. Dışarıdan sıradan isimler getirdi. Daha ilk günlerde adı yeni duyulan 5 şirkete pazarlık usulüyle doğrudan verdiği işlerle kamuoyu önüne çıktı.  Şirketlere işler verdi. Hem harcamaları eleştirdik hem de atamaları. Yani yol haritasını beğenmedik. Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Bir süre sonra gazete sahiplerini belediyeye davet etmişti. 2019 yılı sonbaharı gibiydi. 5 gazetenin yetkilisi makamında bir araya geldik. Kendisine, peşinden getirdiği şirketlere ödediği paraların kamuoyunda derin huzursuzluk yarattığını, görevden aldığı kadroların büyük haksızlığa uğradığını söyledik. Yanımızda diğer gazetelerin yetkilileri de vardı. Şirketlerden ve ödemelerden haberi olmadığını söyledi. Biz de ikna olmak için bu şirketlere yapılan ödemelerin listesini istedik. Tabi ki göndermedi.

                                        ***

Sayın Zorluoğlu!.. Birinci husus… Şehri yönetmek gibi bir iddiamız hiç olmadı. Hevesimiz de olmadı. Biz mesleğimizi seviyoruz. Allah’tan başka makam ve mevkii de istemiyoruz. Lakin kenti yönetemeyenlere ayna tutuyoruz. Aynaya bakan beceriksiz yöneticiler kendi yetersizliğini gizlemek için aynayı tutanlara bu iftirayı atıyor. Asla olumsuzluktan beslenmiyoruz. Ancak siz olumlu hemen hiçbir iş yapmıyorsunuz. Gazetelere dağıttığınız parayı da olumlu iş olarak görmüyoruz. Bir şehri 2,5 yıldır dere yatağına yapmak istediğiniz terminalle oyalıyorsunuz. Pazarlık usulü doğrudan ihalelerle bir yerlere büyük ve haksız paralar ödüyorsunuz. Siz şehri iyi yönettiniz!.. Ortak aklı önemsediniz!.. Şikayetleri asgariye indirdiniz!.. Sorunları çözdünüz de biz mi engelledik? Yaptınız da yazmadık mı? Mahallelerde esnaf size alkışları da biz ‘eleştirdi mi’ dedik? İstediğiniz adamı getirip, istediğinizi gönderdiniz. Sonra kendi getirdiklerinizi de beğenmediniz. Şehri yönetilemez hale getirdiniz. Bugün Trabzon yönetilemez bir haldedir. Biz size isim mi önerdik? Ya da getirdiklerinizin önünü mü kestik? Ne seçimden önce ne seçildikten sonra sizden bir tek kadro bile istemedik. Bırakınız daire başkanlığı istemeyi bir işçi için bile talep iletmedik. Daha ileri gidelim. Bütün Büyükşehri gözden geçiriniz… Ali Öztürk’ün tavassutuyla işe giren bir işçi varsa işten atınız... Bizim tavassutumuzla daire başkanı yapılan varsa görevden alınız... Ne bizim eski elemanımız ne de bir yakınımız, hiçbiri bizim tavassutumuzla daire başkanı olmamıştır. Yalan yazdığımızı iddia ediyorsunuz. Biz yalan yazmıyoruz ama siz doğru söylemiyorsunuz...

Sayın Başkan!.. İkinci husus… Siz 13 Mart 2020 tarihli Meclis toplantısında, kitaplarımızı almadığınız için sizi eleştirdiğimizi söylemiyor muydunuz? Demek ondan da vazgeçtiniz. Şimdi kitap işi tutmayınca şehri yönetmek için eleştirdiğimizi söylüyorsunuz!..

Yine doğru söylemiyorsunuz!.. En başından beri ve bizde oluşturduğunuz menfi kanaatten ötürü size eleştirel yaklaştığımız için göreve başladığınız tarihten tam 10 ay sonra 17 Ocak 2020 tarihinde günebakış’a ziyarete geldiniz. Normal sohbetin bitiminde birlikte geldiğiniz arkadaşlarınızı odadan dışarıya çıkardınız. Yani baş başa kaldık. Eleştirilerimizden rahatsız olduğunuzu ilettiniz ve nedenini sordunuz. Gazetedeki ofisimizde konuştuk. Bugüne kadarki uygulamalarınıza bakarak sizinle yol arkadaşlığı yapmayacağımızı söyledik. Sebebi, hizmetten çok hedefinizde başka şeyler olduğu kanaatine ulaşmamızdı. AK Partili kadroları biçtiğinizi, bu şehirde bu dava için mücadele eden, direnen ve her şeyini feda eden insanları hiç ilan ettiğinizi gözlemlediğimizi söyledik. Ve size “AK Parti’nin ilkeleri ile örtüşmüyorsunuz” ifadesini net biçimde ifade ettik. Bize, “Beni Recep Tayyip Erdoğan gönderdi.” cevabını verdiniz. Biz de “Erdoğan da gönderse AK Parti’nin ilkeleri ile örtüşmüyorsunuz. Dahası İslami bir hassasiyetiniz olmadığını düşünüyoruz.” diye üsteledik. Cevaben, “Ben Milli Görüş’ten gelmiyorum.” dediniz. Diyalogun sonunda size “bilerek ve kasten yalan yazmayacağımızı… Yanlış yazarsak düzelteceğimizi, düzeltmezsek hukuka gidebileceğinizi” söyledik. Siz de “Evet, mahkemede hakkımı ararım.” dediniz ve vedalaştık.

Sayın Zorluoğlu… Sizden bir tek işçi kadrosu istemişsek veya isim vermişsek veya bir yakınımız için daire başkanlığı talep etmişsek çıkın söyleyin. Ya da reklam istemişsek, ilan istemişsek onu da söyleyin. Size bir kez 2 ciltlik 15 Temmuz Trabzon Gazileri kitabımızı getirdik. (Size karşı samimi bir anlayışla… Ama sizin kötü niyetinizi hesap edemedik.) Büyükşehir Meclis üyeleri için 70-80 tane almanızı talep ettik. “Bakalım değerlendireceğiz.” dediniz. Ben de size “Atla deve değil Başkanım. 8-10 bin liranın neyini değerlendireceksiniz” dedim. Siz de cevaben, “Olsun, yine de değerlendireceğiz.” dediniz ve arkadan kitap almayacağınız haberini gönderiniz. Hiç önemsemedik. Ancak hiç telaffuz etmediğimiz rakamları, partinin ileri gelenlerine telaffuz etmişsiziniz. Ben sizden kitaplar için 150 bin lira talep etmişim. Halbuki bütün kitaplarımı satsam 150 bin lira tutmuyor. Allah en büyük hakemdir. Aramızda geçenleri en iyi o biliyor ve sizi Allah’a havale ettik. Şimdi ise şehri yönetmek ve işe adam koymak için sizi eleştirdiğimizi söylüyorsunuz. Bakalım 1 yıl sonra ne mazeret üretecek

                                            ***

Sayın Başkan… Rabbim ömür verirse bu şehirde ben kalacağım siz gideceksiniz. Allah nasip ederse benim torunlarım bu şehirde yaşayacak. Bu şehir benim kimliğim. Bu şehir için ilkelerimi bile zaman zaman bir kenara koyabildim. Bu şehir için yaptığınız her iyiliğe olumlu katkı vereceğiz. Lakin bu şehir için yaptığınız her kötülüğün karşısına dikileceğiz. Şehrin sesi olmaktan, vicdanı olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. günebakış bu kentin vicdanı. günebakış bu kentin zabıt katibi. Gelecek nesiller bu gazeteyi okuyup bizi yargılayacak. Bizim için hayat,  onuruyla yaşamak ve arkasında hoş bir seda bırakmaktır. Sizin için hayatın ne olduğunu ben tarif edemem ancak uygulamalardan ve insanları önemsemeyen tavırlarınızdan amacınızın Trabzon’a hizmet olmadığına inanıyoruz. Bunu da sık sık yazıyoruz. Ölçü olarak da şeffaf olmamanızdan ve bu şehirde yaşayan insanların paralarını nasıl ve kimlere harcadığınızla tartıyoruz. Sayın Başkan, size bilerek ve kasten yalan yazmıyoruz. İftira da atmıyoruz. Ne olur sizde iftira atmayın! Biz gazeteciliğimi yapıyoruz, siz de başkanlığınızı yapın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.