1980’li yıllarda Hamamizade İhsanBey Kültür Merkezinde “Zengin Mutfağı” adlı tiyatro oyununu izlemiştim.

   Zenginlerin mutfağında çalışanlar; 15-16 Haziran 1970 yılında gerçekleştirilen büyük işçi direnişinden etkilenmiş, işlerini yapma dışında konularla ilgilenmeye başlamışlardı.

     Zengin mutfaklarının hızla azaldığı son yıllarda çoğalan yoksullar ordusunun hatıralarında böylesi bir direniş öyküsü yok.

     Çaresizlik içerisindeki kitleler ‘ellerini açarak’ zenginlerden kendileri için bir şeyler yapmalarını bekliyorlar. Zenginlerde bolca zaman isteyerek, umutlar vaat etmek dışında bir şey söylemiyorlar.

      Genel seçimlere artık aylar kalmışken; kötü gidişatı durdurmaya yönelik bir muhalefet cephesi oluşturulmasına rağmen, halkın krizinden nasıl çıkılacağı yerine ‘ülkenin krizine’ çözüm olma adına yuvarlak cümleler kurmayı tercih ediyorlar.

      Muhalefet cephesi somut olarak; tüm temel gıda maddelerinin vergi dışında bırakılacağı biçiminde etkili bir çözüm yolu önermiyor.

      Yurttaşlık gelirinin ne kadar olacağına yönelik kararlı açıklamalarda bulunulmuyor.

        Eğitim ve sağlık hizmetlerinin kesinlikle parasız hale getirileceği şeklinde ‘halkı doğrudan etkileyecek’ öneriler basın, yayın kuruluşlarında yazılmıyor çizilmiyor.

         Sağlıklı gıdaya ulaşmaya yönelik olarak küçük üreticinin desteklenmesi ve kooperatifçiliğin teşvik edileceği gibi çözümler sunmadan kararsız seçmenin tercihi olmaya çalışıyorlar.

      Yerli ve yabancı şirketlere peşkeş çekilmiş olan halka ait ‘kamu mallarını geriye alacağız’ biçiminde politikalar üretmeden biz sizin ‘sorunlarınızın çözüm adresiyiz’ gibi soyut laflarla toplumun etkileneceğini düşünüyorlar.

       Muhalefet; ülkemiz insanını açlığa terk eden neo-liberal politikalara karşı ‘sol politikalar’ önermediği sürece başarı şansı az olacaktır.

      AKP’nin şimdiye kadar uyguladığı ekonomik politikalara benzeyen politikalar dışında çözüm yolları önerilmezse; yani sağ ekonomik politikalara karşı yine sağ politikalar sunulacaksa, yoksullaşan kesimler ‘geçmişin kopyası olacak önerilere’ ciddi biçimde yönelmeyecektir.

      Zengin mutfağı hızla zenginleşirken; yoksul mutfağı sahiplerini, zengin mutfağına dokunmadan etkilemek zor görünmektedir.

      Zamlarla, vergilerle ve pahalılıkla sofrası çalınanlara ‘emekten ve halktan yana önerilerle gidilmezse’ çözüm yolu bir kez daha kaçırılmış olacaktır.

      ‘Toplumu mülksüzleştirenleri, mülksüzleştireceğiz’ demek temel çıkış noktası olmalıdır.