YEŞİL YOL İLE İPEK YOLU’NUN YENİDEN CANLANACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM

Trabzon kesinlikle hedefi ni öncelikle turizm, daha sonra ticaretşehri olarak belirlemeli. Sanayi kenti olgusu şu anda biraz uzak duruyor.Turizm konusunda Allah vergisi coğrafyamız, doğamız, tarihigüzelliklerimiz ve tarihi İpek Yolu üzerinde bulunmamız en büyükavantajlarımız. Yapılacak olan Yeşil Yol ile İpek Yolu’nun yeniden canlanacağınıda düşünüyorum. Yeşil Yol’u da desteklediğimizi buradanifade etmek isterim.

Gökhan Turkay
Gökhan Turkay Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

Ahmet Haşim Ekici, genç bir girişimci olmasının yanında

kısa zamanda edindiği başarı öyküsü yazılmayı hak eden bir

iş adamı. Ekici, 1983 yılında Trabzon’un Akçaabat ilçesinde

3’ü erkek, 1’i kız 4 çocuklu bir ailenin en büyüğü olarak dünyaya geldi.

Memur bir baba ile ev hanımı bir annesi olan Ekici, sadece ailenin değil,

kendi deyimiyle sülalenin ilk ticaretle uğraşan ismi oldu.

‘Kendimi bildim bileli çalışıyorum.’ diyerek kendisini anlatan Ekici,

amcasının eşi yengesinin Akçaabat’ın Salı Pazarı’nda köyde ürettiklerini

satmaya gittiği bir gün onu da yanında götürmesiyle çalışma

hayatına ilk adımları atmış oldu. 7 yaşından itibaren hayatın içinde olan

Ekici, bir şeyler üretip satmanın kendisi için en büyük mutluluk kaynağı

olduğunu anlattı.

Kardeşlerden hiçbirisinin ticaretle ilgilenmemesine karşın o, bu

yolu seçti ve bir anlamda hayalindeki işi tercih etti. Bankada memur

bir baba, ev hanımı bir anne, okumayı tercih eden kardeşler ve ticaretin

içinde tek isim olarak ailede öne çıkan Ahmet Haşim Ekici; bugün

Saray Restoran’ın 6. şubesini açmanın gururunu yaşıyor. 2003 yılında

Darıca, 2011 yılında Akçaabat Saray Köfte-Balık, 2013 yılında Erzurum,

ardından Samsun’da dördüncü şube ve Zonguldak’ta bir franchising

ve yine Samsun Atakum’da 6. şube. Restoranların yanı sıra ilave

olarak düğün salonu, toplantı ve çok amaçlı toplantı salonları ile hizmet

veren Ekici; 500-600 kişilik yemekli-yemeksiz toplantılar için de işletmelerinin

kapılarını ardına kadar Trabzon’a açtı.

Ticarete atıldığı ilk işletmeleri olan iki fırın ve marketlerinin de ticari

faaliyetlerini sürdürdüğünü söyleyen Ekici, yakaladığı başarılı ticari

yaşamına karşın mütevazılığı ve şükretmeyi hiç ihmal etmiyor.

Evli ve biri kız, biri erkek iki çocuk babası olan Ekici, bu dönem

TTSO’da Meclis Üyeliği yapıyor.

Ekici, TTSO’nun Trabzon için çok

önemli bir sivil toplum kuruluşu olduğuna inanıyor ve herkesin çok

rahatlıkla buradan faydalanabileceğine vurgu yapıyor. Genç yaşta ticaret

hayatının içinde olmasına karşın kendisini yetiştirmek ve toplumda

daha da sosyalleşme adına gözlem yapmayı çok sevdiğini ifade eden

Ekici, duymaya çok alışık olmadığımız bir ifadeyi de üzerine basa basa

dile getiriyor: “Ortaklıktan zarar gelmez, aynı camiye gidip aynı stadyumda

maç izliyoruz; hepimiz bu şehirde yaşıyoruz. Ortaklık berekettir.

Ortak hareket etmekten korkmayalım.” Bunun üzerine söyleyecek

söz kalmıyor diyerek, bu keyifl i röportajla sizi baş başa bırakıyoruz.

Ticaretin hep içinde oldum dediniz, anlatır mısınız bize nasıl başladı

ticaret hayatınız?

Amcamın eşiyle Akçaabat’ın Salı Pazarı’na gitmeye başladıktan

sonra bu işi hakikaten çok sevdim ve kendi ürünlerimi satmak için de

kolları sıvadım. Ne yaptım? Bağ-bahçe işinde çalıştım. İnek de tavuk

da baktım. 250 tavuğum, 4 tane de ineğim vardı. Gece 2’de Akçaabat’ın

meşhur Salı Pazarı’nda olurduk. Okul kıyafetiyle bir elimde yumurta

fi lesi, sırtımda sepetle orada herkesin sevgilisiydim âdeta. Bağ-bahçede

mısır, patlıcan, patates, pazı her ürünü kendim yetiştiriyor; ineklerimizi

de ben sağıyordum. İnsanlar beni okul kıyafetiyle görünce hâliyle

onların sevgisini kazanmıştım ve pazara getirdiğim her şey çok çabuk

satılırdı.

7 yaşında ara sıra, 9 yaşından sonra her salı pazardaydım. Ortaokul

döneminde 2-3 yıl bir değirmencilik dönemim oldu. Dedemin Düzköy

yolu üzerinde babadan kalma bir değirmeni vardı. Gece pazara, sabah

okula, öğleden sonra da o değirmene giderdim. Üç yıl böyle geçtikten

sonra 1998 yılında fırıncılığa geçtim. Dedem kiraya vermek üzere

değirmenin üzerinde bir fırın yaptı. Ben orayı çok istedim ve babama,

‘Burayı biz işletelim.’ dedim. Dedem işi bilmeyiz diye bize vermek istemedi.

Sonra yıllık 5 bin mark kira bedeli ile dedemden fırını kiraladık.

USTA BANA İŞİ ÖĞRETSİN DİYE AYAKKABISINI BİLE BOYUYORDUM

Hem usta hem de insani yönden kaliteli 2 usta ile çalışmaya başladık.

O anlamda iyi insanlarla işe başladık. Fırında çalıştırdığım usta

bana işi öğretsin diye ayakkabısını bile boyuyordum. Kısa zamanda işi

öğrendim. Sabaha kadar ekmeği yapıp mahallelerde bakkallara kendim

dağıtıyordum. Fırını açtıktan bir yıl sonra lise tahsilimi yarım bıraktım.

2003 yılında askere gittim. Askerden döndükten sonra 2006 yılında

bir arsa alıp önce ikinci fırını ve yanında da bir market açtık.

Fırın işine ilk başladığımızda babam; ‘Biz ne anlarız, batarız.’ deyince

ben de ‘yaparız’ diyerek, biraz da ısrarcı oldum ve onu ikna ettim.

Fırının inşaatıyla, dedemin diğer çocukları Almanya’da olduğu için

babam uğraştı. Mahallenin adı olduğu için de fırının adını Kayalar koyarak

başladık. Fırının yeri ters olmasına rağmen (Düzköy gidişine ters

kalıyordu.) orada çok iyi işler yaptık. Ticaretimizin asıl meyvesini bize

veren o fırın olmuştur. İkinci fırın ve marketin ardından iki tane ticari

minibüs alıp mahalleye servis çektik.

Saray Köfte’nin temelleri nasıl atıldı, bunu tek başınıza mı yaptınız?

Saray Köfte’nin kurucusu Tuncer Birinci (Ortağım ve şu an kayınım.),

fırına gidip geliyordu. Lise yıllarından beri arkadaşlığımız vardı.

Birlikte hep bir iş yapmak istedik. Bir restoran işi yapalım dedik. Bir

gün sahil boyu Darıca’da arabayla tur atıyordum. Daha önce bir halı

fabrikasının bayisi olan restoranın levhası vardı, ‘sahibinden kiralık iş

yeri’ diye yazı asılıyordu. İleriki kavşaktan dönerken arkadaşımı arayıp,

‘Orası olur mu?’ diye sordum. Arkadaşım da ‘olur’ dedi, askerden

gelmesine de bir gün kalmıştı. Telefon numarasını alıp sahibini aradık.

Bu arada ticaret hayatında başarılar peş peşe gelince kendime de güven

geldi.

TADİLAT YAPIYOR AMA NE YAPTIĞIMIZI BİLMİYORDUK

Arkadaşım lokantacılık sektörünü, ben hizmet sektörünü biliyordum.

Derken mal sahibi ile görüştük. 10 dakikada bu iş oldu diyebilirim.

2008 yılında çoğu insanın, ‘Burada iş olmaz, şehre uzak.’ demesine

karşın burayı kiraladık. Restorana karar verip yapımına girdik.

İçindeyiz ama ne yaptığımızı hâlâ bilmiyoruz. Sadece ismini Saray diye

düşündük. Kayınpederimin, Akçaabat’ın içinde Saray isminde bir çorbacı

ve köfteci dükkânı vardı. Onu alalım; hem bilindik isim olsun hem

de şahıs isminin marka olamayacağını düşündük. Bir de saray dekoru

yapalım diye düşündük. Saraya benzetelim, avizeler, halılar derken

2009 yılında da hizmete sunduk. 2011 yılında da Kültür Park olan Akçaabat’ın

içindeki bu yerimizi devralıp aynı sektörde hizmete sunduk.

Şu anda Ahmet Ziya Öztürk ile ortaklığımız sürüyor.

Trabzon Ticaret ve Sanayi Odasına bu dönem girdiniz. Peki, neden

böyle bir şeye gerek duydunuz?

Ticaret Odası, Trabzon’da bana göre bir okul görevi görüyor. İnsanların

özellikle sosyal anlamda kendilerini geliştirebilecekleri alan

çok fazla değil. Ticari altyapı olarak çok güçlü değildim ve tecrübe sahibi

olabilmek, oradaki büyüklerimden faydalanabilmek için Ticaret ve

Sanayi Odasına girmeyi istedim. Belki de daha önemlisi sosyalleşmeyi,

birlikte hareket etmeyi öğrenme fırsatı veriyor size Ticaret Odası.

Gözlem yapmayı, alıp uygulamayı çok severim. Bu yüzden çok gezerim.

Yurt içi ve yurt dışında çok ziyaretlerim oldu. Çok farklı bir iş yapan

arkadaşımın işiyle ilgili uygulamasından bile kendime bir şeyler alıyorum.

TTSO ÇOK GÜZEL İŞLER YAPIYOR

Kendimi iş dünyasında geliştirmek, daha hazır ve donanımlı olmak

için hep gayret ederim. Ticaret ve Sanayi Odası sayesinde yurt dışı ziyaretlerimiz

oldu. Bunlar bize çok şey kattı. TTSO’nun daha çok kullanılması

gerektiğini düşünüyorum. ‘TTSO ne iş yapar?’ diyenlere şunu

söyleyebilirim: TTSO çok güzel işler yapıyor. Sadece biz kapısını çalmıyoruz.

Orası bütün Trabzon esnafına açık. Başta fi nansal destekler ve

projeler konusunda her anlamda büyük destek sağlıyor.

Gerek yönetim kurulu başkanımız ve yönetim, gerekse diğer birimler

fazlasıyla sağduyulu. Biz esnaf olarak biraz uzak duruyoruz. Bizde

uzun vadeli planlama yok. Trabzon esnafı günübirlik ticaret yapıyor.

‘Bugünü geçireyim, yarın bakalım ne olur?’ anlayışı var. Her konuda

iyi bir planlama yapılmalı. TTSO’nun bu konuda çok büyük bir yol

gösterici olduğuna inanıyorum.

YEŞİL YOL İLE İPEK YOLU’NUN YENİDEN CANLANACAĞINI

DÜŞÜNÜYORUM

Trabzon size göre gelecekte yönünü nasıl belirlemeli?

Trabzon kesinlikle hedefi ni öncelikle turizm, daha sonra ticaret

şehri olarak belirlemeli. Sanayi kenti olgusu şu anda biraz uzak duruyor.

Turizm konusunda Allah vergisi coğrafyamız, doğamız, tarihi

güzelliklerimiz ve tarihi İpek Yolu üzerinde bulunmamız en büyük

avantajlarımız. Yapılacak olan Yeşil Yol ile İpek Yolu’nun yeniden canlanacağını

da düşünüyorum. Yeşil Yol’u da desteklediğimizi buradan

ifade etmek isterim.

İran’a yönelik ambargonun kalkması Türkiye’nin ve Trabzon’un

önemini de yeniden gündeme getirecektir. Körfez ülkelerinden gelen

turistleri daha çok kazanma yoluna gitmeliyiz. Bunun yanında yerli

turistleri de kaybetmemeliyiz. Bu yıl ‘kültür turu’ kapsamında sadece

otobüsle şehrimize gelen 50 bin misafi ri ağırladık. Trabzon olarak

turizm konusunda her ne kadar çok hazır değilsek de açığımızı yavaş

yavaş kapattığımızı düşünüyorum.

Yatırımcılara daha fazla destek olmalı ve misafi rlere daha hoşgörülü

davranmalıyız. Daha yapıcı olmalıyız. Turizmden kazanmak istiyorsak,

gelen misafi rlere hoşgörülü olmalı; fi yat politikasında adil davranmalıyız.

Bizim restorandaki menümüzde Türkçe, İngilizce, Arapça olarak

karşısında fi yatları ile mevcut. Daha şeff af, daha sabırlı, daha anlayışlı

olmamız lazım. Altın yumurtlayan tavuk misali, her gün sabırla birer

tane yumurta almayı bilmek lazım.

DÜNYAYA KAÇ KEZ GELMİŞ OLURSAM OLAYIM YİNE TİCARET

YAPARDIM

Bir şansınız olsa yine ticaretle mi uğraşırdınız?

Dünyaya kaç kez gelmiş olursam olayım yine ticaret yapar, hizmet

sektöründe olurdum. İnsanlara hizmet etmek güzel bir duygu. Hizmet

sektöründe patronluk olmaz. ‘Patron oldum’ dediğiniz an bitersiniz.

Her zaman ilk günkü gibi çalışmak zorundayız. Hep, ‘Cenâb-ı Allah

kibir nasip edecekse hiçbir şey vermesin.’ derim. Çünkü geldiğim yeri

çok iyi biliyorum. İşi anlamlı ve değerli kılan geldiğim noktadır. Geldiğiniz

o noktayı unuttuktan sonra bulunduğunuz yerin hiçbir önemi

yoktur. Tevazu, alçakgönüllülük ve mütevazılık her konuda olmalı. Ne

kadar meyve varsa o ağacın dalları aşağıya eğilir, meyve olmayan ağacın

dalları yukarıya dönük olur. Eğer öyle ise onda meyve yoktur. Dünyanın

en büyük para miktarı bir insanın gönlü kadar değerli değildir.

BAŞARILI OLMAK İSTİYORSANIZ İŞİNİZİ SEVECEKSİNİZ

Bugünlere nasıl geldiniz? Başarıyı nasıl yakaladınız ve başarının

sırrı size göre nedir?

‘Allah’a inanmayan benim hayatıma baksın.’ derim hep. Bir insanın

çalışması ile değil, belki de Cenâb-ı Allah’ın nasip etmesiyledir

bu. Kalbimizin temizliğine de bağlıyorum bunu. Biz elimizden geleni

yaptık. ‘Allah dilediğine hesapsız rızık verir.’ Bu ayeti kerimeyi de çok

severim. Bir de şu var; ticarete başladığımız dönem olarak da şanslıyız

diyebilirim. Hem bölge hem de ülke olarak şanslıydık. Bölgemize yabancı

turistlerin geliş dönemiydi. Rahmetli Sakıp Ağa’nın sözü geliyor

aklımıza; çalışmak, çalışmak, çalışmak… Ne yaparsanız yapın başarılı

olmak istiyorsanız işinizi seveceksiniz. İşçiyseniz de işverenseniz de

işinizi seveceksiniz. Bir kere sevmediğiniz işi yapmayacaksınız. İşinizi

seviyorsanız devam edeceksiniz, sevmiyorsanız bırakacaksınız. İkincisi,

insanları para olarak görmeyeceksiniz. Bizim gibi hizmet sektörü ile

ilgileniyorsa kapıdan girenleri 50, 100, 150 diye değil; kapıdan girenleri

isimleriyle Mehmet Amca, Hasan Amca, Hanife Teyze gibi sayacaksınız.

İnsan oldukları için değer vereceksiniz. İnsanlara değer verdiğinizde

onlar size onu fazlasıyla geri verecektir. Dürüst olacaksınız; müşterinize,

çalışanınıza, arkadaşınıza dürüst olduğunuzda başarı otomatikman

geliyor. Ben toplantılarda her zaman bunu söylerim. Personelle sürekli

toplantılarımız vardır. Onlarla halı saha maçları düzenliyoruz. Şimdi

personeli ayda iki kez sinemaya gönderiyoruz. Hizmet içi eğitim veriyoruz.

Elimizden geldiği kadar personeli bize geldiğinden daha ileriye

götürmeye çalışıyoruz. Ticarette başarılı olmanın asıl sırrı hayatta başarılı

olmak; hayatta başarılı olmanın sırrı da bana göre parayı birkaç

basamak aşağıya atmak. İslam’ın beş şartı gibi haysiyet, şeref, gurur,

onur, namus gibi beş ana terim karakterinde olduğu zaman insan sadece

ticarette değil; ailesinde, işinde, arkadaş çevresinde, kısaca her yerde

mutlu ve huzurlu olur.

Ahmet Bey teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

#

09 Tem 2022 - 16:06 - Gündem

Muhabir  Gökhan Turkay


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 61Medya Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 61Medya hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler 61Medya editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 61Medya değil haberi geçen ajanstır.