11 yıl köşe yazarlığı yaptığım Karadeniz’den günebakış Gazetesi’nde ara verdiğim yazılara yeniden başlıyorum.

               Yüzlerce köşe yazısı, basın açıklaması ve yargılanmaları yaşadığım bir hayatın verdiği yorgunluğu yaylalara çekilerek atmaya çalışmıştım. Ancak bunu tam olarak başardığımı söyleyemem. 2000 metreye değil 5000 metre yükseklere çıksanız da mümkün olmuyor. Çünkü insan Descartes’in de dediği gibi, “Düşünüyorsan, o halde varsın.”

              Yayladaki evimin duvarlarına Sayın Yusuf Rizeli’ye yazdığım değişik pankartları asarak beni ziyarete gelen tüm dostlarımla birlikte düşünmeye devam ettim. Bu vesile ile ciddi bir rahatsızlık atlatan Sayın Yusuf Rizeli’ye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu pankartlarda birisin de ünlü düşünürün söylediği, “İnanmak düşünmekten kolay, bu nedenle inananların sayısı düşünenlerden fazladır.” şeklindeydi. Düşünmenin bu derece dışlandığı çağımızda, sizlerle beraber düşünmeye çalışacağım. İnsan düşündüğü için mi inanıyor yoksa inandığı için mi düşünüyor konusunu bir başka zamanda sizlerle paylaşmayı düşünüyorum.

              Sosyalist düşünceyi taşımaya çalışan birisi olarak “dünyanın bütün halkları devrimcidir” sözünü benimsediğim için, ülkemin insanları ile karşılıklı iletişim içeresinden bulunmaktan mutlu alacağımı da belirtmek istiyorum. Geçmişte yazdıklarımla ve yaşadıklarımızın sonucunda ülkemizin daha fazla demokratikleşmediğini, yaşama alanlarının daha fazla korunmadığını ve adalet denen yüce kavramın daha fazla gerçekleşmediğine acıyarak tanık oldum. Bütün bunlara halkımızın düşürüldüğü ekonomik kriz de eklenince Karadeniz’den günebakış Gazetesi’nin sahibi Sayın Ali Öztürk’ün davetine icabet etmeye kara verdim. Geçmişteki köşe yazılarımda da olduğu gibi bireylerle değil, sisteme yönelik eleştirilerimi ve çözüm yollarını önermeye devam edeceğim.

Yazdığım yüzlerce yazıda olduğu gibi etkilemeye çalışacağım insanlarla bağımı daha da güçlendirecek bir dil kullanmaya sürdüreceğim. Mayakovski’nin dediği gibi, “Biz dünyaya dilimizin üzerindeki pütürüklerle değirmen taşı döndürmeye geldik.” anlayışında olacağım. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” sözüne verdiğim önemin gereği olarak, “Dünyayı değiştirmeye adayız” anlayışı ile tüm sorunlarımıza dokunmaya çalışacağım.

Yaşadığımız tüm sorunların kökeninde emperyalist- kapitalist sistemin bulunduğunu ve bu sisteme alternatif düşüncenin de sosyalizm olduğuna dair düşünceyi seslendirmeye çalışacağım.

“Dış güçler” diye ifade edilenin sadece isminin değiştirilerek emperyalist-kapitalist sisteme eklemlemle çabası olarak kullanıldığını şimdiden belirtmek isterim.

Aynı anlayışla, halkımızın yaşadığı sorunlara karşı alternatif olmayı önemsemekle birlikte gelecek olanın da gidecek olanların yaptıklarını halkımıza ödetme alternatifine dönüştüğü andan itibaren muhalif yazar olma anlayışını sağlığım yettiği sürece sürdüreceğim.

Bu duygu ve düşüncelerle Trabzonspor’umuzla birlikte tüm yaşantımızın konuşulduğu Pazar günlerimiz olsun diliyorum. Hepinize ve kamuoyunu sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.