Liyakat (!) Layık olma, yaraşma, yaraşırlık, uygunluk, yeterlilik, yetenek.

Ne güzeldir bu hasletleri kendinde barındıran bir kişiye alan açmak. ‘Layık olduğu’ göreve atayıp ona ‘yaraşır’ ‘uygun’ bu görevi ‘yeterli’ ve ‘yetenekli’ bu insana emanet etmek.

Kendi deyimiyle en büyük projesi ekibi olan Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek tabirini ‘Yeni Yönetim Anlayışı’nda yönettiği belediyede bir an olsun eksik etmiyor.

Hakkını teslim etmek lazım; mevzu Trabzon ve Trabzon halkı olunca pek bir yetenek göremediğimiz kilit ve klik ekibinde mevzu PR ve Algı Yönetimi olunca maharetler peş peşe sıralanıyor.

Zorluoğlu’nun liyakat kriterlerini tamamen karşılayan bu kilit ve klik ekibinin maharetleri bunula da sınırlı değil elbette!

Kendileri gibi liyakatli yakın eş dost ve akrabalarını da belediyeye kazandırdıklarını Belediye Koridorlarından duyuyoruz.

Murat Başkan, görevden aldığı Belediye Bürokratları için de kahraman ilan ediliyor, atadıkları için de!

Ama bizi şaşkına çeviren husus kendi atayıp görevden aldıkları için kahraman ilan edilmesi.

Efendim neymiş?

Murat Başkana helal olsun atadığı adam başarısız olursa hiç gözünün yaşına bakmıyormuş!

Bu bakış ‘algısına!’ saygı duyuyoruz. Ama bunun makul bir sayıda olması gerekmez mi?

Bu başarısız bürokratları atayıp onların başarısızlığı yüzünden şehre kaybettirdikleri ne olacak. Hadi diyelim; kendi atadığın o bürokratları görevden alıp cezalandırdın, onları atayıp bu şehre hem zaman hem de kaynak kaybettiren sana neden ceza yok.

Neden? Üst düzey kadrolara atayıp, yüksek maaşlar ödeyip hiçbir görev vermediğin bürokratlarınla alakalı bu şehir ve bağlı bulunduğun siyaset kurumu sana hesap sormaz!

Neden? Memur mevzuatına göre bir takım haklar elde etsinler diye başarısız diye ilan ettiğin (istisnalar hariç) bürokratlarına 6 ay veya durumuna göre 2 yıl sabredip öyle yaptırım yapıyorsun? Bu bürokratlar kendi şirketinde çalışıyor olsa… Dur tazminat hak etsinler öyle haklarında işlem yapayım der misin?

Şirket deyince aklımıza geldi: Murat Başkan tabiri caizse başında bulunduğu belediyeyi babadan miras kalan ve gözden çıkardığı şirketi gibi yönetiyor. Kar-zarar hesabı hak getire. Namım yürüsün yeter!

Gücünün yettiklerini görevden alıyor, yerlerine “LİYAKAT?”li adamlarını atıyor, sonra aslında “LİYAKATLİ?” olmadıklarını fark edip onları da görevden alıyor, gücünün yetemediklerinin başında bulundukları birimleri bölüyor veya altlarını boşaltıyor. Trabzonlu ile personeli ile Büyükşehir Belediyesinin arasında ‘soğuk’ bir “kurumsal?” yapı inşa ediyor. Ve bununla övünüyor.

Ne diyelim. Başa gelen çekilir.