Bazı hikayeler vardır ki; o, zihinlerdedir. Ama herkes, bu hikayenin yazımı için kaderi bekler. Fatih Tekke’nin Trabzonspor teknik direktörlüğü de böyle bir olaydı. Yaşanması gereken sevinçler ve hüzünler yaşandı. Ve nihayetinde Fatih Tekke Trabzonspor’un teknik direktörü oldu. Bu karar, karar vericilerin bile ötesine geçmiş bir durumdu.
Bu hikayeyi bilen herkes aynı zamanda destek de veriyor görünüyordu. Taraftarın antrenmana bir teknik direktör için gelmiş olması pek de alışılagelmiş bir durum değildir herhalde. Fatih Tekke son 2 yılda gelen bütün futbolculardan daha fazla taraftar topladı tek başına. Çıktığı ilk maçta Başakşehir’e gelen bütün taraftarlar onun için geldi. Maç sonunda sadece o tribünlere çağırıldı.
Trabzonspor Fatih Tekke ile ilk ayında maç kazanmaya başladı. Ama cicim ayı çabuk geçmiş gibi görünüyor. Bu hafta sonu kazanılan Adana Demirspor karşılaşması sonrası taraftar yavaş yavaş homurdanmalara başladı. Oysa Fatih Tekke geldiği ilk günden beri hiçbir şeyin kolay olmayacağını defaatle dile getirmişti.
Aşkın gözü kördür. Biz Fatih Tekke’yi çok seviyoruz ama sanırım bu hikayenin geldiği noktanın büyüsü, söylediklerini duymamıza kulaklarımızı tıkadı. İçerisine girdiğimiz toz pembe bulutlar dağılınca da sezon başından beri bildiğimiz gerçeklerin yeterince değişmiş olmaması bizleri rahatsız etmeye başladı.
Trabzonspor taraftarı için içi boş olan ve her zaman söylenen bir yakıştırma vardır: Sabırsızlık. Şampiyonluk görmemeyi göze almış bir taraftar bütününe yakıştırılabilecek ne saçma bir sıfat... Ancak ilk defa buna katılacak gibi oluyorum. Tekke’nin söylediklerinin dikkate alınmamasını kabul edemiyor, anlayamıyorum.
En büyük korkum bu hikayenin kısır tartışmalara kurban edilmesi. Umarım bu aşk hikayesi uzun yıllar devam eder. Zira sevdada önemli olan yolun sonu değil, yolun kendisidir.