Dedi: Türkiye, tarihinin belki de en ağır afetini yaşıyor. Ülkenin dört bir yanındaki ormanlarımız yanıyor. Ancak bu yangına rağmen herkes aynı acıyı ve üzüntüyü hissetmiyor. Kimileri bu afetten kendilerine vazife çıkarmak istiyor.

Dedim: Özellikle sanat dünyası çok kötü sınav veriyor. Hatta bazıları GEZİ benzeri tavırlar sergiliyor. Gezi sürecinde kesilen ağaçları gündeme getirenler, şimdi de yanan ormanlar üzerinden nefret söylemi geliştirmek istiyor. İsterseniz daha doğru anlaşılmak için somut örnekler verelim…

Mahsun Kırmızıgül:  “Eskiden felaketler yaşandığında askerler anında halkın yardımına koşarlardı. Ülke günlerdir yangınla boğuşurken askerlerin kışlalardan çıkamamasının nedenini bilen var mı?”

Askerlerin en başından beri vatandaşlarla yan yana, omuz omuza mücadelesini görmek istemeyen  Mahsun Kırmızıgül, bu ajite bakışla neyi hedefledi? Askerlerin kışlalardan çıkmadığını ileri sürerken, askerlerin hükümete karşı bir tavır içine girdiğini mi söylemek istedi? Yoksa askerleri duyarsızlıkla mı eleştirdi?

Fazıl Say: “Biz terkedilmiş bir toplumuz. İyice anladık. Uluslararası yardım çağrısından başka çare kalmadığını hepimiz görüyoruz. Erken seçim olmalı. İktidar derhal değişmeli. Çağdaş bir anlayışla güzel memleketimize sahip çıkılmalı.”

Yangınlardan sanatçımızın çıkardığı sonucu görüyor musunuz? Avrupa kaynaklı bir yardım çağrısının samimiyetsizliğini fark edemeyen sanatçı, ‘Tamam, yardım edin’ dendiğinde vazgeçen Avrupalılara hiçbir şey demiyor. O yardım çağrısının sadece aşağılamak için yapıldığını göremiyor. Erken seçim dillendiriyor. İktidarın derhal değişmesi gerektiğini ve CHP’nin iktidara gelmesini istiyor. Ormanlarımız yanarken dünyaca ünlü sanatçımız böyle mesaj veriyor.

Emre Kınay: “Olacak iş değil. Utanmadan bir de çıkıp gözümüzün önünde yanan yangını ‘kontrol altına aldık’ diyorsunuz. Nereyi kontrol altına aldınız. Arkada yanan 100 yıllık kızılçamları, 200 yaşlarında ki zeytin ağaçları yandı. Niçin kimse gıkını çıkarmıyor? Farkında mı değilsiniz? Bu millet koyun mu? Utanın artık ya yeter!..”

Sanatçının ibretlik bakışı böyle… Yangın afeti karşısında inanılan ve utandıran bir istismara imza atıyor. İnsanların isyan etmesini istiyor. Sessizliği ise ‘Koyun millet’ ibaresi ile süsülüyor. Topluma tepeden bakan ve yangın afetinden yeni bir iktidar çıkarmaya çalışan sanatçı müsveddesi samimiyetsizler…

Hüda Kaya: “Evet biz de soralım. Tomalar dolusu suyu şehirlerde bizlere karşı kullanacağınıza, cayır cayır yanan ormanlarımızın söndürülmesi için neden kullanmadınız?”

HDPKK’lı Milletvekilinin ruh halini okuyabiliyor musunuz? Polisin kullandığı Toma’yı ormana yollayan Milletvekili… Adeta intikam hissiyle ‘Ne güzel oldu, dercesine… Ormanları yakanların üzerinden ‘Ateşin çocukları’ gölgesinin henüz kalkmadığını gizleyerek...

Türkiye, tarihinin en büyük afetini yaşarken, sanatçı sıfatıyla afetten vazife çıkarmak isteyenler bu ülkenin birliğinde ve dirliğinde olmayan hafiflerdir. Onların ne sanatları, ne fikirleri ne de cesaretleri bu ülke insanıyla örtüşmedi. Gönülleri yanan ormanlarımızı söndürmeye uğraşan binlerce gönüllü ile hiçbir zaman birleşmedi.

Afet halinde bile gönlü halkın gönlüyle bütünleşmeyen sanatçı ve siyasetçilerimiz hep kaybettiler, yine kaybedecekler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.