Trabzonspor’un şampiyonluk kutlamalarının bir kısmına Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın müdahalesinin gölgesi düştü.

Trabzonspor’un şampiyonluk kutlamalarının bir kısmına Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın müdahalesinin gölgesi düştü. Allah’tan kutlamalar çok parlak geçti de gölgesi bu sefer o kadar görünür olmadı.

Özdağ’ın itirazı, kutlama törenine davet edilen Yunanistan uyruklu, Trabzon asıllı kemençe sanatçısı Matthaios Tsahouridis’in geçmişte yaptığı bazı yanlış işler münasebetiyle bu kutlamalarda sahne almasının uygun olmadığı yönündeydi. Prof. Dr. Özdağ, sosyal medyadan yaptığı açıklamaya “Fenerbahçeli bir dost” imzasını eklemeyi de ihmâl etmemişti.  Sonuçta sanatçı davet edildiği kutlamalarda sahneye çıkarılmadı.

Matthaios Tsahouridis yıllardır Türkiye’ye ve Trabzon’a gelip giderdi. Kimsenin ciddi bir itirazı olmadı. Fakat tam da Trabzonspor’un kutlamalarında sahneye çıkmasına kısa bir süre kala yaptığı yanlışlar hatırlanıp ortaya dökülüverdi! Prof. Dr. Özdağ iyi niyetli olsa böyle sosyal medyadan birçok yere mesaj gönderme kaygısı olduğu ayan beyan belli bir metinle gürültü koparmaz, Trabzonspor yetkililerini arayıp durumu izah edebilirdi.

Problem davet edilmiş bir sanatçının sahneye çıkarılmaması ya da oy potansiyeli itibariyle marjinal bir siyasetçinin bir bardak suda fırtına koparma gayretinden ibaret değil.

Doğu Karadeniz’de bir Pontus tehlikesi var mı?

Ne sosyolojik, ne kültürel, ne siyasi ne de coğrafi açıdan böyle bir tehlike söz konusu değildir. Yöre halkı vatan, millet, bayrak denince herkesten önce koşmaktadır. Fakat ne hikmettir bilinmez, on yıllardır Trabzon ve çevresi için hayali bir tehdit/tehlike algısı üretilmiş, Trabzonlular dışındaki bütün toplum bu algıyı kabul edip zihin dünyasına yerleştirmiş. En ufak bir tetiklemede o kod faaliyete geçiyor. Kodun varlığını bilenler de lüzum hissettiklerinde sihirli kelimelerden birini terennüm ediyor, sonra olanlar oluyor.

Tekrar edelim: Meselemiz Matthaios Tsahouridis’in kimliği, geçmişi ve buna rağmen davet edilmesi değildir. Akademik kimlik sahibi bir siyasetçinin tavrı ve tavrın arka planıdır. Söz konusu akademisyen-siyasetçinin yakın geçmişte kendi kulübü Fenerbahçe’nin Yunanlı bir oyuncusunun bu ülkenin en üst düzey değerleri hakkında açıkladığı ileri-geri düşünceler hakkında herhangi bir tepkisine şahit olmadık.

İzmir rahatlığı…

Hep verdiğim örnektir: Yunan ordusunun Anadolu topraklarına ilk çıktığı (ve üç seneden fazla kaldığı) nokta olan İzmir’de hiçbir sıkıntı yaşanmıyor. Birlikte sirtakiler, halaylar, tabak kırmalar, vur patlasın çal oynasınlar… Peki 1500 kilometreden fazla mesafede olan ve halkı vatan, millet, bayrak sevgisini her fırsatta ziyadesiyle gösteren insanların memleketi Trabzon’da neden böyle bir şeyden bahsedilebiliyor?

Amaç dominant karaktere sahip bölge halkını sindirmek, öne çıkmasını engellemeye çalışmaktır. “Öyle ama başaramıyorlar, Trabzonlular siyasetten ticarete, bürokrasiye kadar her alanda her zaman ön saflarda” şeklinde bir itiraz gelebilir. Evet ön saflardalar, ancak en acil ve öncelikli ihtiyaç olmamasına rağmen İstanbul-İzmir otoyolu yapılıyor ama Trabzon demiryoluna para bulunamıyor (!) ve Trabzonlu ulaştırma bakanı “2053” diyor işte. Bu çelişkiye kafa yoran, sebebini araştıran?

Bizde bir cevabı var ama bu köşe yazısı. Bütün olan biteni burada açıklamaya çalışamayız. Ancak ipuçlarını verebiliriz, gerisini düşünen insanlara bırakırız. İnsanı insan yapan düşünme vasfıdır bildiğiniz gibi.