Siyasi Cinayetler tartışması, Türkiye’de siyasetin vardığı vahim noktayı gösteriyor. Tarihe karışan ve yeni neslin hiç bilmediği siyasi cinayetleri kim, niçin hortlatacak? Siyasi cinayetlerin yaşandığı bir iktidar uzun ömürlü olamaz. Öyleyse siyasi cinayetleri gündeme getirenler gerçekte neyi amaçladı? Tek başına CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu söylemiş olsaydı, “Mehmet Bekaroğlu aklı… Ortaya böyle absürt bir iddia attırdı” der geçerdik. Lakin İYİ Partinin ikinci adamı olan Koray Aydın da aynı iddiayı dillendirince işin bir proje olduğunu düşündük. Galiba birileri AK Parti Hükümetini aciz ve gidici göstermek için ‘siyasi cinayetler’ kozunu ortaya attı. Yani psikolojik bir savaş taktiği… Garip olan, bu taktiği çok iyi uygulayan bir İçişleri Bakanına rağmen… Nitekim İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun söylemleri de bunun dışardan enjekte edilen bir proje olduğunu gösteriyor. Belki de FETÖ projesiydi. Bakan Soylu’nun söylemleri çok ama çok önemli… “Bizim istihbaratımıza ve Milli İstihbarata sordurdum. Böyle bir istihbarat da endişe de yok. Bu iddia sahiplerinin ya terör örgütleriyle ya da yabancı servislerle bağı var. Bu bir FETÖ taktiğidir. Onlarla çok kol kola girerseniz, onların hamiliğini kabul ederseniz geleceğiniz nokta bu olur.”

‘Siyasi cinayetler’ olayı eski Türkiye’nin yaşadığı olaylardı. Biz yeni Türkiye’de bunun artık mümkün olamayacağına yürekten inanıyoruz.  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu konuda resen soruşturma başlatmasını çok önemsiyoruz. Zira bu bir fitne ateşi ve amacı korkular üretecek ve hatta belki de yaratarak ülkeyi esir almak… Türkiye bir daha böyle bir korku tüneline girmeyecek. Bu ülkede yeniden siyasi cinayet furyası başlatılırsa, kaynağının da, organize edenin de dışardan olduğu bilinecek. Aynı yerden ikinci kez ısırılmayacağız.

***                                                                                                                                     

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmek isteyen dış odakların HDP ile çalıştıklarını, içerdekilerin ise nasıl da HDP’nin esaretine düştüklerini anlatan dünkü yazımıza İstanbul’dan Sevgili Bülent Şirin not düştü. Hem not hem şerh anlamında bir mini analiz…

Bülent Şirin, İstanbul’da yayın yaptığımız dönemlerimizde bize yol arkadaşlığı yapmış bir samimi düşünce adamı… Gazeteci, yazar sıfatlarından önce ‘düşünce adamı’ yakıştırmasını kullanıyoruz. Zira Bülent Şirin’in bu vasfını biz hep gözlemledik. Samimi bir düşünce adamı… Objektif bakabilen ve olaylar karşısında ortaya fikir koyabilen bir gazeteci…

Şimdi Bülent Şirin’in bu notunu paylaşmak istiyoruz… “HDP ile ilgili bütün görüş ve düşüncelerinize katılıyorum. Ama geçen kış eve giderken Üsküdar Balık Pazarı’ndan hamsinin fiyatını görmeyeyim diye başımı eğerek yürümekle geçti. (Hamsi pahalılık için bir sembol tabii) Bu kış da kolay geçeceğe benzemiyor.

İkide bir merkez bankasının yönetimiyle oynamak nedir? Bırakalım merkez bankasını, özel bir banka bile (haklı ve yerinde bile olsa) bu kadar sık genel müdür vs. değiştirse insanlar parasını yatırmaktan imtina eder, parası olan da bir an önce çekip kurtarmaya çalışır.”

Ama ile başlayan her cümle düşünce dünyamızda bir ok mesabesindedir. Bülent Şirin yerden göğe kadar haklı. Bir gazete işletmecisi olarak ekonomik sorunlardan doğrudan nasıl etkilendiğimizi çok iyi biliyoruz. İşinden olan, işsiz dolaşan, pahalılık karşısında perişan olan insanlarla yan yana iç içe yaşıyoruz. Neticede 10 küsur çalışanımıza ancak asgari ücret ödeyebiliyoruz. Asgari ücretin de ne olduğunu iyi biliyoruz.

Biraz daha ileri giderek bir başka dostun yine aynı yazımıza nazire olsun diye bize attığı aynı çerçevedeki ikinci mesajı paylaşıyoruz. “Uluslararası Para Fonu Ekim 2021 Raporu: Türkiye, kişi başına milli gelir açısından 1990 yılında 49. sıradaydı. 2002’de 73. sıraya geriledi. Erdoğan döneminde 2021’de 76. sıraya geriledi. Gelecek yıl 78. sıraya düşecek.”

Biz işte böyle tabloda HDP esaretinde Erdoğan’ı devirmenin sonuçlarını analiz ettik. Kırk katır mı, kırk satır mı? Ya da bir gün “Keşke hamsinin kilosunu 30 liradan yeseydik! Keşke hiç hamsi yemeseydik de bu günleri görmeseydik.” der miyiz acaba?..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.