Türkiye’de muhalefet, ABD seçimleri ile birlikte Jeo Biden dönemine kilitlenmişti. Zira Biden, “Türkiye’de muhalefeti desteklemeliyiz.” diyerek Cumhur İttifakını doğrudan hedef almıştı. Son Boğaziçi olayları da gösterdi ki ABD en küçük bir olayda bile içerideki muhalefet partisi gibi davranacak.

Biden iktidarı “ABD geri dönüyor” anlayışını bayrak yapmış gözüküyor. ABD’nin geri dönüş hayali kendi açısından mümkün lakin bıraktığı yerler hala aynı mı? Yani ABD geri döndüğünde eski bıraktıklarını bulabilecek mi? Aradan geçen dört yılda köprünün altından çok sular aktı. Ne Çin, ne Rusya ve ne Türkiye eskisi gibi değil. Özellikle Tayyip Erdoğan “S400” mücadelesinde ABD tahtını salladı. ABD’ye rağmen alınan ve kurulan “S400’ler” büyük bir korku imparatorluğunu yıktı.

Biden hükümeti veya yeni ABD, yalnız Türkiye ile değil, Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkeleriyle de sorunlar yaşayacak. Trump’ın küre döndürdüğü üçlüsü artık sahipsiz. (Mısır-Suudi Arabistan-BAE…) Hal böyle olunca bu üçlünün Türkiye ile ciddi bir yakınlaşmalarına tanıklık ediyoruz. Çekildikleri hizadan geri dönememekten korkuyorlar. Kendileri gibi hizaya çekilmeye çalışılan Türkiye’nin bu bağamda duruşunu önemsiyorlar. Türkiye, ABD’nin tehditlerine boyun eğmeyecek gibi duruyor. Dışlanan Trump’ın eski küresi ise yeni ABD karşısında Türkiye ile yan yana durmak istiyor. Mısır’la başlayan biraz gizli normalleşme adımları Suudi Arabistan ile açıktan yürütülüyor. Suudi Arabistan’la Türkiye arasında bu bağlamda özel bir durum da var. Kaşıkçı cinayetinin belgeleri Türkiye’nin elinde ve CİA belgeleri istiyor. Suudileri Kaşıkçı cinayeti üzerinden cezalandırmak isteyen ABD, belki de veliaht Selman’ın siyasi geleceğini sonlandıracak. Bu mesele Suudileri Türkiye’ye doğru yaklaştırırken Türkiye de cinayet konusunda kendi çizgisini izliyor. ABD’ye güvenmiyor.

Türkiye’nin körfez ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmesi hem ekonomik hem de siyasal açıdan büyük önem arz ediyor. İlk olarak “Katar’a Darbe Girişimi”nde karşı karşıya geldiğimiz bu üçlü ile Libya’da neredeyse savaşın eşiğinden döndük. Libya meselesinde Suudi Arabistan doğrudan olmasa bile dolaylı olarak Mısır ve BAE’nin arkasındaydı. Ancak bugün bu blok da yıkıldı. Yeni bir dönemin eşiğindeyiz.

1-Ekonomik olarak bu ülkelerle ilişkilerimiz sadece kendileriyle sınırlı kalmayacaktır. Türkiye’nin Libya’da da eli ciddi anlamda rahatlayacaktır.

2-Türkiye’nin Libya’daki fiili varlığının karşılığı tek başına ekonomiyle sınırlandırılamaz. Türkiye, Afrika ile yürüteceği her türlü ilişkide Libya’yı bir üs olarak kullanacaktır. Bu sonuç ise Fransa’nın kesin mağlubiyeti demektir. Gelecek dönemin yıldızı olarak gösterilen Afrika, Türkiye’yi yepyeni bir dünyaya ve lider ülkelerden birisi yaparak taşıyacaktır.

3-Türkiye’nin bu “yeniden doğuş” anlamı taşıyan huruç hareketi düne kadar başta Mısır ve Suudi Arabistan’da endişeyle karşılanıyordu. Türkiye’nin Libya ve Katar politikasına razı gelen bu ülkeler aynı zamanda “Yeni Afrika Politikası”na da razı gelecekler demektir. Böylesi bir süreç Türkiye’nin hızla büyümesi demektir.

Yazımızın başlangıcında ABD seçimleriyle birlikte Joe Biden hükümetinin Türkiye’de adeta muhalefeti destekleyeceğini ve Körfez’de yeni politikalar izleyeceğini kaydetmiştik. Ancak Türkiye’nin korku imparatorluğunu da yıktığını kaydederek… Şimdi görüyoruz ki Yeni ABD’nin bu tavrı Türkiye’ye yeni kapılar açacaktır. Hem de kolay kolay açılamayacak kapılar kendiliğinden açılacaktır. Türkiye’nin Orta Doğu’da yepyeni denklemler kurması beklenmektedir. Böylesi bir tablo, Trabzon ve bölgemiz için de önemlidir. Trabzon ve bölgede büyük oranda Araplara yapılan yatırımların geleceğinden endişe ediliyordu. Müsterih olunuz. Yeni dönem eskisini de aşacaktır.

Sizin şer zannettiklerinizde hayır, hayır sandıklarınızda bazen şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz” ölçüsü inşallah bir kez daha ülkenin ve bölgenin geleceğini şekillendirecek, ilahi hikmet olarak tecelli edecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.