Ticaret Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Suat Hacısalihoğlu bu sabah basın mensuplarıyla bir araya geldi. Suat Hacısalihoğlu kimdir?

Ticaret Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Suat Hacısalihoğlu bu sabah basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Hafta sonu yapılacak TTSO Başkanlığına yeniden aday olduğunu belirten Hacısalihoğlu, 4 yıllık çalışmalarını değerlendirdi. Daha çok turizm konusu üzerinde değerlendirmelerde bulunan Hacısalihoğlu, Trabzon’un turizmde geldiği önemli noktaya vurgu yaptı. Hacısalihoğlu, turizmin çeşitlendirilmesi noktasında yapılacak yeni çalışmaları anlattı.

Yatırım Adası konusunda şehirde yükselen eleştirilere karşı Yatırım Adası Endüstri Bölgesi Altyapı Projesinin yatırım programına konulduğunu bundan sonra ihale sürecinin başlayacağını söyledi. Yatırım Adası Projesinin kamu tarafından yapılacak olmasına rağmen Ticaret Odası olarak önümüzde süreçte bunun uzamaması adına özel sektörle de görüşmeler yapılacağını kaydetti.

Hacısalihoğlu, basın toplantısında 45 dakika kadar kendi çalışmalarını anlattı. Ardından basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. Gazeteciler ilk olarak Yatırım Adası’nda heyecanın kaybolup kaybolmadığını sordu. Hacısalihoğlu, “Bu projenin hayata geçmesi zaman alacaksa B planını devreye sokacağız. Herhangi bir heyecan kaybı olmadı” dedi.

Gazetecileri daha sonra Biyoteknoloji Merkezini, fuar ve kongre merkezini, demiryolunu, Güney Çevre Yolu’nu ve Yeşil Yolun hangi aşamada olduğu yönündeki soruları yönetti.

TTSO Başkanı Hacısalihoğlu önceki yıllarda 61medyaya bir roportaj vermişti.

M ustafa S Odas Yönetim Kurulu Ba ının deyim yerindeyse çal uat Hacısaliho şkanığ…lu, Trabzon Ticaret ve Sanayi İşçi bir baba ile ev han ışma azmi hiç bitmeyenımı bir
annenin 6 çocuğundan 4.sü olarak Trabzon’da dünyaya geldi.

Henüz ilkokul yıllarındayken, dönemin meşhur çizgi roman ve magazin dergilerini satarak harçlığını çıkaran diğer çocuklar gibi o da aynı şeyi yaptı.


O işleri yapmış olması, ticareti ve kendi parasını kazanmayı belki
de o dönem sevdirdi ona. Üniversite tahsili sonrası aldığı eğitimle şekillendirdi hayatını. İstanbul’da okumasına karşın o, yine şehrine dönerek ailesiyle birlikte iş yaşamını sürdürmeyi tercih etti ve kurdukları aile şirketi ile yoluna devam etti.


Onun en büyük şanslarından birisi belki de eğitimini aldığı Yıldız
Teknik Üniversitesiydi. Çünkü Yıldız Teknik Üniversitesi, piyasaya mühendis yetiştirme özelliğine sahip bir üniversiteydi. Hacısalihoğlu da o şanslı kişilerden birisiydi.


Trabzon’da mühendislik şartları istenilen düzeyde olmadığı için
de kamuya iş yaparak müteahhitliğe başlayan Hacısalihoğlu, böylelikle
sektöre de girmiş oldu. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası ile ilk tanışması
ise 1995 yılında oldu. Meclis üyeliği, meclis başkan vekilliği ve Oda’nın
hemen hemen bütün faaliyetlerinde yer almaya başladı M. Suat Hacı-
salihoğlu…


Mesleğinin yanı sıra özünde de var olan projeci yönünü Oda’da hayata geçiren Hacısalihoğlu, bu şekilde Trabzon şehrine de önemli katkılar sağlamaya başladı. 2009 yılı seçimlerinde de yönetim kurulunu oluşturarak başkanlığa seçilen Hacısalihoğlu, o dönemden beri de gö-
revini başarıyla sürdürüyor.


Son yıllarda Trabzon’a kazandırılan pek çok yatırımın altında kendisinin de içinde bulunduğu yönetimin imzası olan Hacısalihoğlu,
zaman zaman sessiz ve derinden çok önemli çalışmalara imza atmayı
başardı. M. Suat Hacısalihoğlu, çalışma azmi, bitmeyen enerjisi ile iki
dönemdir Trabzon için başta İstanbul, Ankara ve yurt dışı olmak üzere
âdeta mekik dokuyor.


Trabzon’u geleceğe taşıyacak pek çok projeyi gündeme getirip hayata geçirilmesi noktasındaki çalışmaları bu şehrin tarihine not düşecektir diye düşünüyoruz. M. Suat Hacısalihoğlu gibi isimlerin Trabzon’da artması, şehri çok daha ilerilere taşıyacaktır.
Piyasada çalışırken aynı zamanda eğitimini de sürdürmeyi ihmal
etmeyen Hacısalihoğlu’nun bu yönü de gelecek nesle örnek teşkil ediyor.


Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı, sanayici,
iş adamı Sayın Suat Hacısalihoğlu ile birlikteyiz. Trabzon ticaretine yön
veren değerli başkan ile Trabzon ticaretine yön verenler bağlamında
konuşacağız. Önce Suat Hacısalihoğlu’nu tanıyalım.

Suat Hacısalihoğlu kimdir?

1956 Trabzon doğumluyum. Yaşantımız hep Trabzon’da geçti. İlkokul, ortaokul ve liseyi Trabzon’da okudum. İlkokulu Kaledibi’nde,
ortaokulu Cumhuriyet’te, liseyi de Trabzon Lisesinde bitirdim. Daha
sonra da üniversite için İstanbul’a gittim. İstanbul’da Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi’ne bağlı Işık Mühendislik Yüksekokulu’nda lisans okudum. Makine Mühendisliği dalı lisans eğitimim bittikten sonra Yıldız Teknik Üniversitesinde makine konstrüksiyon dalında
master yaptım.
Master yaptığım dönemde İstanbul’da aynı zamanda öğrencilik yıllarında mühendislik alanında çalışmalarımı sürdürüyordum. Hem öğrencilik yapıyor hem de çalışıyordum. Şirkette imza yetkisinden sonra (1979’da lisanstan sonra.) yine belirli kayıtlar yaparak ticari faaliyetlerle birlikte üniversitede master çalışmalarıma devam ettim.

Suat Hacısalihoğlu’nun çocukluk yıllarına dönmek istiyoruz. Biraz çocukluğunuzdan, ailenizden, o dönemin Trabzon’undan bahseder
misiniz?

Çocukluğumuzda Trabzon, sessiz ve sakin bir şehirdi. Evimiz, Maraş Caddesi üzerinde bulunan çocuk yuvasının oradaydı. Cadde üzerinde top oynardık. Şimdiki gibi araç trafiği yoktu. Çift kale maçlarımızı
sokak üzerinde yapardık. Biraz daha zaman geçince trafik yoğunluğundan ötürü ara sokaklara girmeye başladık.


ÇOCUKLUĞUMUZDA FIRINDAN SİMİT VE KAYMAKLI ALIP SATARDIK
O dönem belki her çocuğun yaptığı gibi bir taraftan ilkokula devam
ederken, diğer taraftan bir şeyler satmak gibi bir eylem içinde bulunduk. Fırından simit ve kaymaklı alıp piyasada satardık. Ayrıca maçlarda
dergi de satardık. Teksas, Tommiks, Hayat ve Ses Dergisinin eski sayılarını satardık. İnsanlar o zaman bunları yoğun bir şekilde okuyordu.


Biraz kardeşlere girelim…
Babam Karayolları’nda işçi olarak çalışıyordu. Biz 6 kardeşiz. 4 erkek, 2 kız. Ben 4. sıradayım. Benden büyük iki abim, bir ablam var.


Benden sonra da bir erkek, bir kız var. Hepimiz aşağı yukarı okuduk. 2
tanesi lise mezunu. Diğerleri de üniversite mezunudur.

LİSE YILLARINDA BAŞARILI BİR ÖĞRENCİ OLDUĞUMU SÖYLEYEBİLİRİM


Hâlâ aile birliği ve bütünlüğü devam eder mi? Aile içindeki ilişkileriniz nasıldır?


Biz bir bütün aileydik. Yıllar geçti, aile şirketi kurduk. Aile şirketi olarak devam ediyoruz. Bütün kardeşler şirkete ortaktır. Bu şekilde devam ediyoruz. Genel yapımız bu. Yaşam olarak ortaokul ve lise yılları bahsettiğim şekilde devam etti. Lise yıllarında başarılı bir öğrenci
olduğumu söyleyebilirim. Öğrencilik şartları şimdiki gibi değildi. İmkânlar şu anda çok fazla. O zamanlar imkânlar azdı. O şartlar içinde
öğrencilik yapıyorduk. Lise bittikten sonra üniversite konusunda tıp ve
makineyi benimsedim. İki tercihim vardı ve makineyi tercih ettim. Makineyi kazanınca İstanbul’a gittim.


Doktorluk içinizde uhde olarak kaldı mı?


Hayır, kalmadı. Kayıt yaptırmak için İstanbul’a gittiğimde kayıt
yapmadılar. Makine Mühendisliği Bölümü’ne kayıt yapmadan önce İstanbul Üniversitesindeki tıp puanları düşmüştü. Bir anda oraya gidip
kayıt yapayım diye düşündüm. Hattâ gittim ama sonra geri döndüm.
Allah’ın nasibi var dedim ve vazgeçtim. Yüksek puanla Makine Mühendisliği’ne kayıt yaptırdım. Orada devam ettik.


ZOR ŞARTLARDA İSTANBUL GİBİ BİR YERDE OKUDUK


Üniversite yılları 1970’li yıllar olduğu için oldukça zordu. Anarşinin en yoğun olduğu dönemlerdi. Üniversiteye 1974 girişliyim. Dolayısıyla zor şartlarda İstanbul gibi bir yerde okuduk. Üniversite o yıllarda 1 hafta açık, 1 hafta kapalıydı. Bu şartlarda okuduk ama yine de
okuduğumuz sürece çok iyi eğitim gördük. İstanbul’un o özelliği vardı.
Çok iyi eğitimi vardı. Yıldız Teknik Üniversitesinin eğitimi iyi verip aynı
zamanda piyasaya mühendis yetiştirmede ayrı bir özelliği vardır. Biz o
yönden de şanslıydık.


Ticarete hangi noktadan sonra başladınız?


Aslında mühendisliğe, üniversite bitince başladık. Yüksek lisans
döneminde İstanbul’da mühendislik yapıyorduk. Aynı zamanda eniş-
temiz orada inşaat mühendisi olduğu için biraz eskiden başlamıştı in-
şaat işlerine. Beraber orada bu işleri yürütüyorduk. Tabii zaman içinde
mühendislik şartlarında gelir çok iyiydi. Daha sonra 1982 yılında Trabzon’a geldim.

ÇALIŞIRKEN AYNI ZAMANDA EĞİTİM DE GÖRDÜK


Trabzon’da mühendislik şartları istediğimiz düzeyde değildi. O
arada müteahhitliğe başladık. Kamuya iş yapmak üzere müteahhitlik
sektörüne girdik. Tabii bu arada bir taraftan araştırmacı yapımız olduğu için KTÜ’de doktora sınavı açılmıştı. Makine’de bunu kazandık.

2,5 yıl ona devam ettik, dersleri verdik. Devamında danışman olarak istediğimiz branşta hoca olmadığı için ara vermek zorunda kaldık. Ancak ona da şimdi devam ediyoruz. 2 sene önce yeniden başladık, bugünlerde de tamamlarız diye düşünüyorum. Söylemek istediğim; piyasada çalışırken aynı zamanda eğitim de gördük.


Yani Dr. Suat Hacısalihoğlu olacaksınız artık. Şirketi hep siz mi yönettiniz?


Evet. Şirketi ben yönettim ama aile şirketi olduğu için aileyle, kardeşlerle birlikte hareket ettik. İnşaat ağırlıklı olduğu için bütün kardeşlere görev düşüyordu.
En büyük olmamanıza rağmen kararlarda ağabeyler size opsiyon
verdiler mi?


Evet, verdiler ama genelde ortak karar alırdık. Bir karar almadan önce
tartışır, sonra ortak kararla devam ederdik. Karar alsam bile onlar bilirdi
ki yanlış karar almaz. Onun için hoşgörüyle bugünlere kadar geldik.


İLK KENT MÜHENDİSLİK OLARAK İŞE BAŞLADIK


Şirketleri genel anlamda anlatabilir misiniz?
Yapmış olduğumuz işleri sıralarsak ilk başta Kent Mühendislik olarak işe başladık. Bunun dışında HİTAŞ olarak devam ediyoruz. Isıtma, soğutma, havalandırma sektöründe malzeme satışı ve uygulamamız devam ediyor. Bunun yanında bir de Arsin OSB’de bir yerimiz var.
Orada da kalorifer kazanı imalatı yapıyoruz. Daha sonra hidroelektrik
santrallerin mekanik imalatlarını orada yapmaya devam ettik. Şimdi
ise daha çok teknoloji ağırlıklı çalışmalarımız devam etmektedir. Bunun dışında HETAŞ isimli bir enerji şirketi kurduk.

Bu şirketle 2 adet hidroelektrik santrali yaptık. Bunlar şu anda faal olarak devam ediyor.
Başka ortak olduğumuz tarım şirketi var. Ona da arkadaşlarla devam
ediyoruz. Ayrıca turizm ve otelcilik üzerine de bir şirket kurduk.


ODA’DAKİ FAALİYETLERİN TÜMÜNÜN İÇİNDE VARDIM


Ticaret ve Sanayi Odası Başkanısınız. TTSO ile ilginiz ne zaman
başladı?
Oda ile ilişkimiz yanılmıyorsam 1995 yılında başladı. 20 yıl civarında geçmişimiz var. Oda’ya ilk olarak meclis üyesi seçilerek girdim. Belli bir süre sonra ikinci dönemde meclis başkan vekilliği yaptım. Ondan sonra odamızdaki faaliyetlerin tümünün içinde vardım. O çalışmaları-
mız uzun süre devam etti. Oda’nın genel yapısı içindeki faaliyetlerimiz
şehre katkı sağlamak noktasındaydı. Proje geliştirmek ve geliştirdiğimiz projelerde yönetime, meclise yardımcı olmak doğrultusundaydı.
Daha sonra 2009 yılı seçimleri geldi. 2009 seçimlerine girdik, yönetim
kurulunu oluşturduk. Başkan olarak o tarihten beri devam ediyoruz. 2.
dönemimizde de çalışmalarımız bu doğrultudadır.


TTSO, HER DÖNEM ŞEHİRDE ETKİLİ OLMUŞTUR


Eskiden bugüne TTSO’nun fonksiyonuna ilişkin neler söylersiniz?


20 yılı aşkın bir süredir TTSO ile doğrudan ilişkiniz var. Oda’nın işlevi
ve bugünkü yaptırım gücü hakkında neler söylemek istersiniz?
Oda her dönem şehirde etkili olmuştur. Diğer odalar arasında da
ön planda olmuştur. Görev yapan başkanların bakış açısına göre Mazhar Bey ve Şadan Bey ile de çalıştık. Odaların görevi gittikçe artmaktadır. Başkanların bakış açısına göre farklı boyutlar almaktadır.


Şu andaki dönemle geçmiş dönemleri mukayese ettiğimiz zaman,
hazırlanan projeler ve şehrin ekonomisinin gelişmesi doğrultusunda
yapılan çalışmalar geçmişe nazaran kat kat ileri seviyededir. Dolayısıyla
bakış açıları artık değişti. Bu bakımdan TTSO’nun şehre katkıları geçmişe oranla kıyaslanamayacak kadar artmıştır. Şehrin geleceğine yön verecek durumdadır. Bu da tamamen bakış açısı ve çalışmayla gerçekleşmiştir.


Gerek geçmiş meclis dönemimiz gerekse bu meclis dönemimiz
olsun uyumlu bir çalışmayla devam ediliyor. Detaya bakılıp geçmişle
mukayese edildiğinde bu şekilde olduğunu söyleyebiliriz. Geleceğe bakınca, Oda’nın bugünkü faaliyetler doğrultusunda çizmiş olduğu stratejilerle ilgili çalışmaların bu hızla kesilmeden devam etmesi gerekiyor.

İstanbul’dan Trabzon’a acı haber! İstanbul’dan Trabzon’a acı haber!


Çünkü madem ibremiz yukarı doğru çıkacak, şehirlerin ekonomisinin
gelişmesinde ticaret sanayi odaları yönlendirici görevde bulunacak ise
bu stratejik planlar yapılırken geçmişin üzerine koyularak yapılması
gerekir. Bu, kesin bir karar olması lazım. Yeni yönetim istediği takdirde
hiçbir şey yapmadan oradaki rutin işleri yapabilir. Ama artık şehirler
yarış yapıyor. Şehirlerin yarışında ekonomiyle ilgili yapılan faaliyetler
ön plana çıkıyor. Dolayısıyla Trabzon bunun arkasında ya da gerisinde
kalamaz.


PROJE, GELECEĞİ PLANLAMAK DEMEKTİR.


‘At sahibine göre kişner’ diye bir atasözü var. TTSO’da sizin projeci oluşunuzun bir etkisi var mı? Proje üretmezseniz her şey rutine mi
biner?

Buna cevap vermek oldukça zor. Sonuçta benim dönemim iyi desem bu reklama girer. Kişisel egoya girer. Bahsettiğiniz atasözü çok doğru. Her şey projeye kalmış. Proje, geleceği planlamak demektir.


Geleceği planlamak ise dünya görüşüyle alakalıdır. Geleceği planlayan
kişilerin düşüncelerine göre bu çok önemli bir konudur. Teknik insan
olmamız bizde rahatlatıcı olmuştur.


TTSO başkanları hep ticaretten gelmeydi. İlk kez sanayici bir baş-
kan geldi. Proje üretici olmakta bunun etkisi, farkı var mı?
Farkı var, şöyle ki alınan eğitimin proje araştırma geliştirme mantığı, kişilerin yapısında varsa bakış açıları da ona göre oluyor. Dikkat ederseniz geçmiş başkanlar o dönemin şartlarına göre güzel çalışmalar yaptılar. Bu, inkâr edilemez ama bizim dönemimizde bakış açısı tamamen değişti. Bu da bizlerin kurmuş olduğu yönetimin bakış açısıyla beraber olduğu için gelişim biraz daha farklı oldu.


TTSO’nun gücünün farkında mısınız?

Lojistik merkez Trabzon’dan
kaydıktan sonra dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunmak
için bir proje hazırladınız. Akşam yemekte projeyi sunacaktınız ama
sizin sunmanıza fırsat kalmadan gün ortasında Sayın Tayyip Erdoğan
size geldi. Siz orada yatırım adasını aldınız. Gücünüzün farkında olarak
mı yaptınız bunu yoksa projelerinize mi güvendiniz ya da spontane mi
gelişti?


Burada yaptığımız işe güvendik. Yaptığımız işin mesnetli ve doğru
bir proje olduğunu biliyorduk. Bugüne kadar yaptığımız bütün projelerde öncelikle araştırma, sonra çalıştay, daha sonra dünyada neler
olup bittiğini öğrenip bu çalıştay üzerine ilave edip bir stratejik plan
hazırlayıp daha sonra eylem planına dönüştürmek suretiyle tamamen
somut bir şekilde hayata geçirilecek projeler üretme peşinde olduk.


YAPTIĞIMIZ BÜTÜN PROJELER GERÇEKÇİ PROJELERDİR


Dolayısıyla yaptığımız bütün projeler gerçekçi projelerdir. Sonuç-
ta hepsi hayata geçebilecektir. Bunlar adım adım devam ediyor. Bizim
güç olarak bahsettiğimiz konu budur. Doğru çalışma yöntemiyle bu olmuştur. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, odamıza gelmeden önce
incelemiştir, sormuştur. Bunu yapmadan kesinlikle gelmeyeceğini
biliyoruz. Orada bizi en üst seviyede şereflendirmiştir. 5 bakanı beraberinde alıp gelmiştir. Şehri değil bütün bölgenin projelerini anlattık.


Biz orada ego yaparak sadece Trabzon’u ön plana çıkarmadık. Yapmış
olduğumuz projeler bölgenin projeleridir. Yatırım adası da böyledir.
İkna ettiniz, kabul ettirdiniz…


İnanmıştık. Gerçekten o proje geleceğin projesidir.
 

Kaç ülke gezdiniz?


Hiç saymadım ama çok ülke gezdim. 50’den fazladır.
Geri dönüp Trabzon’a gelirken hiç oralarda yaşadıklarınızı, gördüklerinizi, o dünyayla tanıştıklarınızdan etkilenerek Trabzon’a dönerken ‘Bu şehir beni anlamıyor.’ dediğiniz oldu mu?
Kendi durumumuzu biliyoruz. O ülkelere iş seyahatleri yaparken
tüm konularda şehrimize ne getirebiliriz bunu düşünüyoruz.

Akşam olduğu zaman yurt dışında o günün özetini çıkarıp sıcağı sıcağına geleceğe dönük oda, şehir ve bölge olarak neler yapabilirizin notlarını
alırım. İş seyahatleri sonunda bunları özet hâline getirip kendi çevremizde insanlarla tartışmaya başlarım. Bu tartışmalar sonucunda dışarıda olanla bizim mevcut durumumuz arasında gelişmeye dönük negatif
tarafımız var mı bir SWOT analizi gibi değerlendirme yaparız. Daha
sonra da bunları seslendirerek çalıştaya gireriz.


İzmir, Bursa, Adana’nın ticaret ve sanayi odası başkanı olsaydım
şunları yapardım diye düşündüğünüz oldu mu? Yani bazen yapmak istediklerinize şehrin elverişli olmadığı zamanlar oldu mu?


Hayır, hiç olmadı. Çünkü şu anda mevcut konumumuz o illerden
geri değil, daha da ileri seviyede. Trabzon’un özelliğini bilmemiz gerekiyor. Bu kadar geniş hinterlandı olan bir şehri bırakıp da başka bir
şehrin oda başkanının yerinde olmayı asla istemezdim. Zaten projelerimizi geliştirirken düşüncelerimizi bu doğrultuda yapıyoruz.

Gelecekte Trabzon çok daha iyi olacak.


Geleceğin Trabzon’u size göre nasıl olacak?


Mevcut durumdan ileriye bakmak gerekiyor. Neler olabilecek,
ekonomi nasıl gelişecek, sosyal yaşantı nasıl gelişecek hepsini birlikte
düşünmek lazım. Mevcut konumumuzun üzerine neler ilave edebiliriz
bunu planlamak gerekiyor. Bunu sürekli değerlendiriyoruz. Sektörel
olarak şehrin gelişmesi doğrultusunda şehrimize uyan neler var bunu
analiz ediyoruz.


Bunları dikkate alarak nereye varabiliriz?


Örneğin turizm ele aldığımız konulardan bir tanesidir. Turizmde
turist ve turizm derdik. Başka bir şey demezdik. Şehirde artık turizmin
8-9 dalını konuşmaya ve bu doğrultuda projeler hazırlamaya başladık.

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ TURİZMDE GELECEĞİN YILDIZI
OLACAKTIR


Artık turizm açısından Doğu Karadeniz Bölgesi geleceğin yıldızı
olacaktır. Burada biz tarihimizi korumakla, tabiat güzelliklerine sahip çıkmakla bu hedefe ancak ulaşabileceğiz. Bununla ilgili tanıtım ve
altyapı çalışmalarına devam etmeliyiz. Bizim için önemli olan bu coğ-
rafyadır. Bu coğrafyanın iklim şartları dünyada bulunmayacak ılıman
iklim şartlarıdır. Özellikle son zamanlarda Körfez ülkelerinin iklim
şartlarını dikkate aldığınız zaman bütün dünyada ısının artacağı yönünde 70 yıllık öngörüler var. İnsan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini dikkate aldığınız zaman o bölge insanları için bizim bölgemizin iklim şartlarının çok iyi seviyede olması, Trabzon’un geleceğe dönük
turizm dallarında çok etkili olacağının işaretidir.


YÜKSEK TEKNOLOJİK SANAYİYİ GELİŞTİRMELİYİZ


Bunun yanı sıra sanayiyi dikkate almamız gerekir. Sanayide özellikle olması gereken yüksek teknolojik sanayiyi geliştirmemiz gerekiyor. İnovasyon merkezinden başlayan çalışmalarımız devam ediyor. Biz burada kaba işle uğraşacak sanayinin yerine, teknolojik işlerle uğraşan
sanayiyi planlamamız gerekiyor. Dolayısıyla burada elimizin altında
üniversite var. Üniversite bizim için çok önemli. Sürekli her yıl mühendisler yetiştiriyor. Trabzon’un yüksek teknolojik ürün inovasyon merkezi çıkışını artık geleceğe bağlı olarak yapmamız gerekiyor. Bunun için adım adım üniversite ile iş birliği yapmak suretiyle bu paralelde Türkiye ve dünyadaki üniversitelerle iş birliği yaparak inovasyon
merkezi çıkışını yapmamız gerekiyor. Teknokent’te bir merkez var.

İkinciyi kuruyoruz. Üçüncü merkezin temelleri önümüzdeki günlerde
atılacak. 4. Akçaabat’taki olduğu yerde. İleri teknoloji; master, doktora
seviyesinde bir üniversite kurmaktan geçiyor. Geleceğe dönük vizyonumuz budur.
Biz bunu kurduğumuz takdirde üretimde ileri teknoloji, gerek yazılımda Trabzon’un kurtuluşu olacak projedir. Gelecek bu açıdan son derece önemlidir. Sanayinin gelişimi tamamen buna bağlı. Biz burada 50 bin metrekare fabrika yerine 3 bin metrekarelik fabrikalarda teknolojik ürün üreterek bütün dünyaya satmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda çalışmalarımız sürüyor. Bütün bölgenin kurtuluşu burada yatıyor,
bunun için gayret göstermeliyiz.


DEMİR YOLU BÖLGENİN OLMAZSA OLMAZIDIR


TTSO’nun yıllardır sürdürdüğü ve takip ettiği projeler var. Demir
yolu, Güney Çevre Yolu; Kent Sorunları Toplantısı’nda ele aldığı ikinci
havalimanı, benzeri projeler var. Bu projeler bu dönemde vadedildi.
Size göre yakın gelecekte yıllardır savunduğunuz mega projeleri hayata
geçirme fırsatı yakalandı mı?


Bu zamana kadar bu projelerin üzerinde bu kadar durulmuyordu. Endüstrinin gelişmesi için yatırım adası, lojistik merkez, ikinci havalimanı, demir yolu bağlantısı şart. Demir yolu bölgenin olmazsa olmazıdır. Bir taraftan Trabzon-Erzincan demir yolu, diğer taraftan
Batum-Hopa demir yolu. Bunlar mega projeler ama kaçınılmaz projelerdir. Hepsi lojistiği tamamlayacak projelerdir. Trabzon-Erzincan
demir yolunun Gümüşhane bölgesindeki madenlerin nakliyesi konusundaki avantajları var. Fizibilite raporu çıkarıldığı takdirde ve Gümüşhane bölgesindeki rezervler dikkate alındığında Türkiye’nin en rantabl projelerinden birisi bu olacaktır. Dolayısıyla bu konuda önümüzdeki
dönemde önemli adımlar atılacaktır.


Son olarak neler söyleyeceksiniz?


Şehir olarak bütün bu konuştuklarımız doğrultusunda birlik ve beraberlik içinde benim demeden bizim diyerek sarılacağımız projeleri
hayata geçirmemiz gerekiyor. Bunu yapmamız, şehirde ve bölgede ya-
şayan insanların refah seviyesinin yükselmesini sağlayacaktır. Cennet
gibi bir bölgede yaşamamızdan ötürü hepimizin şükretmesi gerekiyor.
Bu bakımdan bizim ihtiyacımız olan şey birlik ve beraberliktir.


Suat Bey teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.