Türkiye’de yazılı, sözlü ve de sanal medya şampiyonluk yarışına paralel olarak “transfer bombalarını” patlatmaya devam ediyor!!! “Ufak atın da civcivler yesin!” diyeceğim ama, bu “bomba transferlerin” alıcısı da maşaallah çok!!!

Hele Trabzon yerel basını da adeta yangına körükle gidiyor. Yine “uçuran, kaldıran, indiren, gol makinaları, futbol ilahları” gırla gidiyor. Bir de şimdi youtube kanalları çıktı ya hepsi birbirinin aynı haberleri ısıtıp ısıtıp masaya getiriyorlar! Dedik ya alıcısı çok… Trabzonspor için moda transferler; Edin Visca, Kenan Karaman, Salih Uçan, Efecan Karacan ve diğerleri… Sanılıyor ki bir oyuncuya talip olunduğunda hemen alınacak! Hele sözleşmesi sezon sonunda sona erecek oyuncular çantada keklik olarak görünüyor.Halbuki profesyonel futbol alemini yıllardır yazıp, söylüyoruz. Bu alemde her şey mübahtır! Burada sözün, ön anlaşmanın, verilen peylerin hiçbir anlamı yoktur! İş sadece futbolcularla bitse tamam da o kadar aracı var ki say say bitmez… Kulüp başkanlarını, yöneticileri, teknik adamları cebinden çıkaran menajerler var, hatta bir oyuncunun birden fazla menajeri bile var. Ailesi var, arkadaşları var, eşi, sevgilisi, kız arkadaşı var… Bunların hepsi etkendir.Bunun için yukarıda ismini yazdığım elit oyuncuların alınma isteği doğru olabilir ve şimdilik kolay da görülebilir ama, transfer dönemine yaklaşıldıkça emin olun ki bunların bedelleri şimdinin çok çok üstüne çıkacak! Ve talipleri çok daha artacak. Üstelik İstanbul’un kent olarak cazibesi daha fazla… Aklınıza ne geliyorsa İstanbul’da… Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ın arda kalan oyuncuları arka bahçeleri olan Başakşehir, Kasımpaşa ve Karagümrük’te… Futbolcu hem kurulu düzenini bozmuyor, hem daha az stresli bir yere kapağı atıyor.

Trabzonspor’un bu konuda çok zorluğu olacak. Hem bonservisi elinde, hem ucuz, hem kaliteli, bitmedi; karakter olarak da bu vasıflarda oyuncu bulmak imkansız gibi bir şey…

Anlıyorum; basın işini yapıyor ama abartıyor, olmayacak dualara amin denilmesini istiyor ve çanak tutuyor. Haberde ön almak için atılan palavralar, taraftarı da gaza getiriyor ve bu transferler olmayınca kıyamet koparılıyor.

Bu nedenle siz siz olun, transfer bombalarına biraz daha temkinli yaklaşın. Emi… Lazım olacak diye bu yazıyı da bir yere kaydedin! Transferde söz hiçbir şey, imza her şeydir!

TFF’NİN CEZASI NE İŞ?

Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Disiplin Kurulu, Trabzonspor Divan başkanlık Kurulu Başkanı Ali Sürmen’e TFF başkanı Nihat Özdemir’in Trabzonspor’u üstü kapalı tehdidine cevap verdiği gerekçesi ile 50 bin liralık para cezası kesti ve bu da TFF Tahkim Kurulu’nca onandı. TFF parayı Trabzonspor’dan tahsil etti. Ali Sürmen de akabinde ceza miktarını kulübün hesabına yatırdı.

Buraya kadar her şey normal! Yoo değil, normal değil, absürt, komedi ve saçmalık… Bir defa Türkiye futbol Federasyonu Profesyonel Disiplin Kurulu bırakın Ali Sürmen’e, istişari bir kurul olan ve dernekler masasına tabii bulunmayan hiçbir kişi ve tüzel kişiliğe ceza kesemez ve veremez! Çünkü Ali Sürmen’in başkanı olduğu Divan Başkanlık Kurulu Trabzonspor’un resmi organı değil. Ve Ali Sürmen de Trabzonspor’un çalışanı, elemanı değil…

Bu hesaba göre PDK, TFF’nin işaret ettiği bir bakkala, bir berbere, bir ayakkabı boyacısına da ceza yazabilir!!! Ali Sürmen’e kesilen ceza aynen böyle bir saçmalık abidisedir!

İşin başka bir yanı da Tahkim Kurulu kararlarının yargıya taşınamayacağı hükmüdür. Ancak burada bir hak ihlali olduğu açık. Bu nedenle Ali Sürmen haklı olarak usul yönünden Anayasa Mahkemesi’ne başvurma hakkına sahip ve o da bu yola başvuracak. Bu davanın sonucunu da merakla bekliyorum! Bakalım el mi yaman, bey mi yaman?

ABDULKADİR “PARMAK” SOKTU!

  1. Hatalar, yanlışlar insanlar içindir. Kusursuz hiç kimse yoktur ve olamaz ve dünya döndükçe olmayacaktır da… Hatalardan kaçınmak ise mümkün olduğunca elimizde… Hele göz önünde fazlaca bulunuyorsak! Elbette kendimden değil Parmak’tan söz ediyorum.

Abdulkadir Parmak, Galatasaray maçının son anlarında cepheden kaçmış ve orduyu terk etmiştir!!! Elbette savaşta değiliz ama, futbolun artık savaştan farkı kalmadı. Üstelik üstüne para ve topluma göre astronomik paralar alınarak yapılan bir savaş bu…

Savaşta itiyatta bekleyen asker olmaz mı? Ne kadar yetenekli olursa olsun, ister keskin nişancı; ister başka meziyetleri olsun her asker bizzat cephede savaşmaz, gerekirse cepheye sürülür. Abdulkadir Parmak hem takımına, hem arkadaşlarına ve hem de kendine ihanet etmiştir. Ayrıca beni de çok zor durumda bırakmıştır. Çünkü Trabzonspor’daki ilk maçından itibaren sürekli bu oyuncuyu teşvik ettim, ona güvendim! Bunları yazdım. Bunun için pişmanım acaba Abdulkadir de pişman mı? Güvenimi, inancımı boşa çıkardı. Onu överek yanılttığım kişiler nezdinde çok mahcup oldum. Abdulkadir resmen gözümüze “Parmak” soktu! Ona zerre hak vermiyorum! Eğer hocanın kendisine haksızlık ettiğini düşünüyorsa bu onun işi değil… Hocayı biz eleştiririz! Abdulkadir ise kendi işini yapmalıydı. Bu 90 dakika da olur, bir dakika da… Hatta hiç oynamayabilir de…

Yine eğer doğru ise eğri büğrü bir özür kaleme almış! Eğer gerçekten özür dilemişse belki affa uğrar ama yapmacık ise bu özrün ikincisi olmaz. Asla olmaz… Ve profesyonel futboldan işte bu yüzden nefret ediyorum. Çoklarını yoldan çıkardığı için… Abdulkadir’in yaptığı onaylanamaz. Herkes hata yapar ama böyle değil… Bu hata değildir. Bu yanlış da değildir. Sanki bile bile lades denilmiştir! Bu daha korkunçtur! Eğer bu hareketi başka bir amaçla yapmışsa bu da ayrı bir sorundur ki bunun ne olup olmadığını da ileriki günlerde öğreneceğiz!

YILMAZ VURAL HAKSIZ MI?

Türk Futbolu’nun renkli teknik adamlarından Yılmaz Vural son haftalarda Erzurumspor’un başında… Takımın çok zor durumda devraldı ama son 3 maçını da kazanarak ligde kalma konusunda kendi ipini kesme şansını yakaladı. Erzurumspor’un bu çıkışında Vural’ın katkısı yüzde yüz…

Vural, son oynanan Gaziantep FK maçını da kazanırken maç sonunda gözyaşlarını tutamadı! Elbette Yılmaz Vural da insan, onu hep sahanın kenarında atlayan, zıplayan, adeta rol kesen halleri ile hatırlayacak değiliz ya… Bu defa da gözyaşları ile yakalandı! Son derece insani bir durum…Maç sonrası sorulan bir soruya da “ Evet, gözyaşlarımı tutamadım. Çünkü Yılmaz Vural bu ülkede anlaşılmadı ve değeri de bilinmedi. Beni magazinle içselleştirdiler. Ben teknik adamın… Eleştirenler Avrupa’da sürücü belgesi alamaz…” dedi. Doğru da dedi, haklılık payı çok fazla… Çünkü Emre Belözoğlu gibiler Pro Lisans bile olmadan büyük takım çalıştırırken Vural gibi donanımlı teknik adamlar ancak can havlindeki takımları bulabiliyorlar. O da takımlar mecbur kaldıkları için…Vural’ın sözlerindeki tek yanlışı magazinle gündeme gelmesine bizzat kendisinin neden olmasıdır. Onun dışında Vural iyi bir teknik adamdır. Yılmaz hocanın sağlık sorunlarını da bildiğimden kendisini fazla yıpratmaması telkin ediyor ve başarılı olmasını temenni ediyorum. Bu ülkede liyakatin pek önemli olmadığını da en iyi bilenlerden olmalı…

FUTBOL ASLINA DÖNER Mİ?

Biliyorsunuz bir hafta önce uzun süredir tartışmaları yapılan Avrupa Süper Ligi kurulur kurulmaz darmadağın oldu! Zenginlerin oyuncağı haline gelen futbolu daha da zenginlere hitap etmesi, daha çok para kazanılması ve fakir halkı soyması için oluşturulan bu düşünce ve eylem anında bastırıldı! Ama durun bakalım, gelecekte ne olacağını hiç kimse bilemez.Futbolu eskiden Şenol Güneş’in tabiri ile fakirler oynar, zenginler seyrederdi. Sonra zenginler oynamaya, fakirler izlemeye başladı. Şimdilerde ise zenginleri daha zengin yapmak için futboldan başka serveti olmayan fakirlerin daha çok para ödemeleri isteniyor! İsteniyor ki ilk etapta Avrupa Süper Ligi’ni kurdukları açıklanan 12 büyük kulübün ortalama borçları 500 milyon avro biraz daha katmerlensin!!!Şu edepsizliğe, şu densizliğe bakın ki bu 12 kulübün toplam borcu 6 milyar avro ve bu borcu zenginler çelik çomak oynarken yapmadılar. Tamamen endüstrileşen futbola ihanet ederek yaptılar!Benim fukara anlayışıma göre bugün dünyada 50 milyon, 100 milyon ve daha fazla para edecek tek bir futbolcu bile yok. “Arz talep sorunu” diyorsanız o zaman bu ortalama 500 milyon avroluk borç niye var? Şaka yapmıyorum bu şartlarda dünyada 10 milyon, 20 milyon avro alacak oyuncu bile yok! Bu paralara sadece vergi almak için göz yumuluyor o kadar! İster Ronaldo, ister Messi, ister yeni yetme Mbabpe ve Haaland olsun! Arz ve talep ne kadar büyük olursa olsun kulüplerin bu şartlarda kar etmesi imkansız. Çünkü hiçbir kulüp sezon boyu şampiyonlar ligini bile alsa bu kadar borcun altından kalkamaz. Bakmayın zenginlerin kulüp satın almalarına… Devletler, onlardan büyük vergiler alıyor da göz yumuyorlar. Yoksa bu paralar ile kulüp satın alanlara bir zamanlar operasyon çekilmesi muhtemeldir! Zenginler bu nedenle Süper Lig hevesine kapıldılar. Sonra da doğurdukları çocuğu (başka bir ifade kullanacağım da yakışmaz) hastane odasında bırakıp kaçtılar!İşte tam burada diyorum ki belki de kurulup vazgeçilen ve ileride tekrar kurulması muhtemel bu lig futbolun aslına dönmesine neden olabilir! Adları ne kadar büyük olursa olsun, futbolcuları kim olursa olsun bu züppeleri kendi hallerine bırakıp eski, romantik, henüz bozulmayan, amatör ruhlu futbol çağlarına dönelim! Biliyorum kulağı çok hoş gelse de bu imkansız ama, benimki fikir jimnastiği… Tamamen ekonomik ve endüstriyel hal almış, futbolun sadece katma değeri kendini kat be kat aşmış olan dünya futbolun kurtuluşu belki böyle olur. Böylece belki futbol zenginlerin tahakkümünden kurtulur.

GİRESUN - SAMSUN ELELE OLMAYACAK!

Birinci lig’de haftalar önce rakipsiz olarak ilk iki sırayı alan Giresunspor ile Samsunspor son haftalarda yitirdikleri puanlarla hem kendilerini hem taraftarlarını zor durumda bıraktılar! “Giresun- Samsun el ele Birinci Lige” dedim ama, ne yazık ki şu aşamada ikisinin de aynı anda süper lige çıkması zor görünüyor. Çünkü Adana Demirspor arkadan gelip öne geçti ve bundan sonra da puan kaybedecek gibi görünmüyor. Futbolda her şey olur ama, bu aşamadan sonra kimse önündeki tatlıyı başkasına yedirmez! Bu iki Karadeniz takımının büyük avantajlarını yitirmeleri son derece düşündürücü… Umarım yine de ikisi birlikle süper lige çıkarlar. Karadeniz’de ne kadar çok takım olursa iller arasındaki ilişkiler hem sosyal, hem ekonomik olarak daha da gelişir diye düşünüyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.