Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Başkanı Doç. Dr. Coşkun Erüz ile  Çevre Haftası dolayısıyla Trabzon’da çevrecilik hassasiyetinin nasıl olduğunu konuştuk. Doç. Dr. Erüz, Trabzon’da çevre duyarlılığını anlamak için dere ve deniz kenarlarına bakmanın yeterli olduğunu söyleyerek, “Yaylalarımızda dahi artık çöpün olmadığı, kirliliğin olmadığı bir yerimiz yok. Bütün doğamızda kirlilik yükü var. Bütün dereler şuanda poşet ve çöple dolu. Derelerin haline, kıyıların haline baktığınızda ne görüyorsanız o Trabzon’un çevreye verdiği önemin göstergesidir” dedi.

BÜTÜN DERELER POŞETLE DOLU

Trabzon‘da deniz ve dere kirliliğinin boyutlarına değinen Erüz, “Trabzon sahip olduğu 119 kilometre sahilinin bugün %80’i dolgu alanı haline geldi. Doğallığını kaybetti. Benzer durum Doğu Karadeniz şehirlerinin tamamında söz konusu. Ama en büyük tahribat ne yazık ki kıyısal anlamda Rize ve Trabzon’da. Yaylalarımızda dahi artık çöpün olmadığı, kirliliğin olmadığı bir yerimiz yok. Bütün doğamızda kirlilik yükü var. Bütün dereler şuanda poşet ve çöple dolu. Bu da bizim ne kadar çevreci olduğumuzu gösterir. Derelerin haline, kıyıların haline baktığınızda ne görüyorsanız o Trabzon’un çevreye verdiği önemin göstergesidir” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Denizcilikte hedefi 100 Milyar Dolar!  Türkiye'nin Denizcilikte hedefi 100 Milyar Dolar! 

MALİYETE BAKIP OLMASI GEREKENİ YAPMIYORUZ

Katı atık tesislerinin Trabzon’a verdiği zararı anlatan Erüz, “Rize ve Trabzon özelinde baktığımız zaman 2010 yılında biz Çamburnu’na katı atık tesisi kurduk. Şimdi de Araklı’da tesis kurduk. Çamburnu maalesef hala kokmaya devam ediyor. Çamburnu’nun sızıntı suları hala derelere akmaya devam ediyor. Şimdi Araklı’da yüzde yüz bertaraf etme tesisi kuruldu. Doğaya zarar verilmeyecek şekilde planlama yapıldı ve böyle sunuldu. Ama şuanda Yanbolu Vadisinde kokudan geçemezsiniz. Çünkü şuanda Araklı’da vahşi depolama yapılıyor. Gerekçe olarak da sistem buna uygun değil deniliyor. Böyle bir şey mümkün değil. Yaptırırken halka verilen sözde burada herhangi bir şekilde koku olmayacak ve vahşi depolanma yapılmayacak denildi. Araklı’da yapılmak istenen sistem dünyanın pek çok yerinde başarılı oldu. Tokyo’nun şehir merkezinde böyle bir tesis var. Ne bir koku, ne bir atık, ne bir depolama sorunu yok. Bu da bizim çevresel anlamda uygulamalarımızın çok kötü olduğunu gösteriyor. Kıyılarımızı yok ettik, atıklarımızı bertaraf ederken ne yazık ki maliyeti göz önüne alıp olması gerektiği gibi olmaktan kaçıyoruz. Durumu kurtarmaya çalışıyoruz.”dedi.

SU ARITMA TESİSLERİ YETERLİ DEĞİL

Hava, su ve toprak kirliliği açısından da Trabzon’un pek çık eksiği olduğunu söyleyen Erüz, “Hava kirliliği anlamında baktığımız zaman hala Trabzon’un merkezinde dahil doğalgaza tam geçilemedi. Hala kömür gibi atıklarla kirletiyoruz. Ve dolayısıyla hava kirliliği anlamında yeterince temizlik söz konusu değil. Özellikle kış aylarında ciddi ciddi sıkıntı yaşıyoruz.  Su kirliliği açısından bakacak olursanız Karadeniz’de çok ciddi anlamda bir endüstriyel yapılanma yok. Bu da bir avantaj. Ama Trabzon’da bütün sular kontrol altında mı? Hayır değil. Çünkü bizim arıtma tesislerimiz yeterli değil. Trabzon’da yağmur suyuyla, kanalizasyon sularını ayrıştıran sistemler bile henüz yok.  Bu da ikisini ayırarak kanalizasyonun yaratacağı kirliliği azaltmada yetersiz kalmamıza neden oluyor. Tarımsal anlamda baktığımız zaman topraklarımıza ne derece baktığımızı tartışılır. Hem ilaç hem de gübreyi maalesef halkımız bilinçsiz kullanıyor” sözlerini kaydetti.

 Fatoş YETİMHELLAÇ