Trabzonspor-Gaziantep FK maçı biter bitmez çok tanıdık -ve bana çoktan bıkkınlık veren- bir süreç yine başladı. Sosyal medya denen Allah’ın belası yerde şer cephesi dört koldan olanca gücüyle saldırıya geçti, Trabzonspor da kahramanca (!) püskürtme çabasına girişti.

Bu konuda aynı mecrada defalarca uyarı mesajı yazdım ama para etmiyor. En aklı başında dostlarımız bile bu büyülü atmosferden kendilerini kurtaramıyorlar. Şer cephesi saçma sapan bir suçlamada bulunuyor, bizimkiler derhal bir karşı argümanı suratlarına çarpıyor. Mesela Trabzonspor’un bir sebepten dolayı sayılmaması gereken bir golü olduğunu mu söylediler, anında onların benzer bir golü arşivden çıkarılıp etkili cümleler eşliğinde paylaşılıyor.

Bir şey değişmiyor, çabalar boşa gidiyor…

Peki, şu muhasebeyi yapan oldu mu acaba: Bu meydan savaşları yıllardır devam ediyor. Biz ne cevap verirsek verelim, onların tavrında en ufak bir değişiklik olmuyor. Yani “Biz böyle diyoruz ama adamlar haklı. Baksana paylaştıkları videoya. Meğer biz ne haltlar karıştırmışız. Bundan sonra daha mantıklı şeyler ileri sürelim” diyorlar mı? Ne gezer… Hiçbir şey değişmiyor.

Aslında şunu demek istiyor onlar:

“Düzenin bizi kollaması, koruması, bize ayrıcalık tanıması bizim doğal hakkımız. Ama sizin böyle bir hakkınız yok. Sizinle aynı sınıfa mensup değiliz. Boşuna kendinizi bizimle eşit görmeyin”

Trabzonsporluların sosyal medyadaki canhıraş gayretleri, korku filmlerinde sık kullanılan bir temaya benziyor. Hani biri ölmüştür ve farkında değildir. Hayatta olanların arasındadır. Bir şey anlatmak için avazı çıktığı kadar bağırır, kimse oralı bile olmaz. Çünkü duymuyorlardır. Canına tak eder, sille tokat birine saldırır ama yumrukları karşısındakinin içinden geçip boşa gider.

Bu tespitimize “Meydanı onlara mı bırakalım? Biz böyle mücadele etmesek hepten azıtacaklar. Geçen sene de bu mücadele sonrası şampiyon olabildik, sessiz kalsaydık 2. bile olamazdık” şeklinde itirazlar geliyor. Kusura bakmayın da Twitter geçen sene icat edilmedi. Trabzonsporlular da geçen seneden beri orada bulunmuyorlar. Aynı canhıraş gayret yıllardan beri sürüyor. Trabzonspor en ağır haksızlıklara maruz kaldı, bizim taraftar her seferinde aynı şiddet ve şekilde tepki verdi. Kunduralarından bir çivi düştü mü?

Bakınız, mesele bir paylaşım için sarf edilen birkaç dakikadan ibaret değil. Bilimsel veriler insan beyninin diğer organlardan 10 kat fazla enerji harcadığını söylüyor. Yani Twitter meydan muharebelerinde olağanüstü bir enerji harcıyorsunuz, üstelik bu hiçbir şeye de yaramıyor. (Israrla “hayır, yarıyor” diyenler şer cephesinin tavırlarında zaman içinde bir değişiklik olup olmadığına bakıversin)

Enerji asıl nereye harcanmalı?

O halde taraftar sosyal medyada boşuna sarf ettiği enerjiyi esas nereye harcamalı? Kulübün ve camianın esas ihtiyaçları neyse oraya… Mesela bu enerjinin ne kadarını statla şehir arasındaki ulaşımın kolaylaştırılması konusunda ilgili makamlara kamuoyu baskısı yapmak için sarf ediyoruz acaba? Sonra benim ikide bir dilime ve kalemime doladığım hızlı tren konusu. Önemli maçlar dışında tribünlerde boşluklar oluyor Trabzon’da. Niye? Köylerden Trabzon’a maça gelip gitmek nasıl bir eziyettir, bilen bilir. Uçak farklı bir boyut; ama hızlı tren olsa da dışarıdan şehre ulaşım çok daha kolay ve ucuz olsa o tribünler boş kalır mı? Sonra hızlı trenin şehir ve bölgeye sağlayacağı katma değer Trabzonspor’a olumlu yansımayacak mı?

Camia bunları düşünemiyor, düşünse bile eyleme geçemiyor; çünkü enerjisinin çoğunu boş yerlere harcıyor. Bir de bir şey başardığını sanıp huzur ve mutlulukla doluyor. Endişe etmeyin, şer cephesinin sosyal medyadaki hezeyanları büsbütün karşılıksız kalsa asla bundan kötüsü olmaz. Siz de zaman ve enerjinizi daha faydalı alanlarda kullanabilirsiniz.