Monaco maçına giderken kafamda ne bir skor tahmini vardı ne galibiyet ne mağlubiyet düşüncesi ama kalpten gelen iyi bir his vardı. İlk düdük çaldığında bu hissin bu rahatlığın nedenini anladım. Trabzonspor, bir süredir beklenen o istekli o arzulu futbolu ortaya koymaya başlamıştı. Zaten son zamanlarda yapılan eleştirilerin nedeni ne skor ne de başarısızlık. Teknik direktör Abdullah Avcı’nın da söylediği gibi iki kulvarda da mücadele eden bir takım olarak hem ligde hem de Avrupa’da umutsuz bir durum yok, yine yarışın içinde olan bir Trabzonspor mevcut.

Ne futbolcuların ne teknik ekibin üzerinde Trabzonspor arması bulunan kimsenin galibiyet veya kazanmayı istememesi gibi bir durum zaten söz konusu olamaz. Lakin belki adaptasyon süreci belki geçen sezonun şampiyon takımı olmanın verdiği yük ile bu istek bu arzunun sahaya yansımasında bir kopukluk gözleniyordu. Taraftarın istediği Trabzonspor mağlup bile olsa son dakikaya kadar gol arzusunu kazanma arzusunu devam ettiren bir takım görmekti. Monaco maçında 4-0 önde olmasına rağmen hala baskılı bir futbol ortaya koyan, dirençli bir savunma gösteren Fırtına, o özlenen duygunun yakalanmasını da sağladı.

Maçın son düdüğü ile yapılan 3’lü ve kolbastı şovunun özlemi bir yana stadyum dışında yüzler öyle gülüyordu ki, bu şehrin insanı futbol ile yatıp kalkıyor diye boşuna denilmiyor, sanki insanlar uzun zamandır çözemediği bir sorunu çözmüş, büyük bir yükten kurtulmuş gibi rahatlamıştı. Teknik direktör Abdullah Avcı’nın yazdığı mektup, son konuşmalarında verdiği mesajlar ile birlikte taraftar yeniden eski heyecanını yakalamış ve sahadaki futbol ile birlikte yapbozun tüm parçaları oturmuştu. Hocası ile, futbolcusu ile taraftarı ile Trabzonspor yeniden Fırtına oldu, tek yürek oldu.

Başarı kolay elde edilmez, Trabzonspor gibi büyük bir kulüp zaten kolay yollardan gitmez, zorluklar engebeli yollar, çıkışlar kadar inişlerin olduğu bu yolculuk tek yürek olmakla, istekle, azimle kolaylaşır. Bu skor, bu maç bundan sonra yeniden yaşanacak güzel günlerin başlangıcı olmalı. Trabzonspor gibi oynamalı, Trabzonspor gibi yaşamalı ve Trabzonspor gibi kutlamalı…