Songül MAZLUM-Trabzonlu Psikoterapist Işıl Ustaalioğlu, Uzunsokak’ta önceki akşam saatlerinde yaşanan silahlı saldırı olayı üzerinden tehlikeye dikkat çekti. Ateşli silahlara sahip olanların %46,3 ünün öfkesini kontrol edebildiği %22,7’ sinin öfke kontrolünde zorlandığı, %31’inin ise öfkesini kontrol edemediğini kaydeden Uzunalioğlu, toplumun neden bu hale geldiğine dair değerlendirmelerde bulundu. “Tehlikenin boyutunun farkında mısınız?” diyen psikolog Ustaalioğlu, “Yoldan geçen birinin yanlışlıkla seken kurşun ile yaralanması… Uzun Sokak Trabzon’un en işlek caddelerinden bir tanesidir. İnsanlar buradan işe gider işten çıkıp evine gider, turistler burada şehri keşfeder, çocuklar buradan okula veya kurslarına gider, üniversiteli gençler burada kafelerde arkadaşlarıyla zaman geçirir, emekliler, yaşlılar burada çayını içer, yürüyüş yapar. Esnaflar burada dükkan açar, çalışır, üretir. Kısacası şehrin göbeğinde en son aklımıza gelebilecek şeydir masum bir insanın kurşun yemesi…  Peki toplumumuz nasıl ve neden bu hale geldi? Ne olursa olsun birinin yaşam hakkını gasp edilmesi ciddi anlamda ruhsal sorunların varlığını bize gösteriyor. Bu, görmezden gelinemeyecek kadar önemli ve acil müdahale gerektiren bir psikiyatrik vakadır.” ifadelerini kullandı.

Trabzon Limanı'ndaki kirlilik Meclise taşındı Trabzon Limanı'ndaki kirlilik Meclise taşındı

resim_2022-10-01_220818586

SİLAH SAHİBİ OLANLARLA İLGİLİ DİKKAT ÇEKEN VERİLER

Silah sahibi olan insanlara ilişkin de çarpıcı bir veri paylaşan Ustaalioğlu, “Şiddet, şiddeti önlemez! Çoğu kişi ben şiddete karşıyım düşüncesini savunsa da içindeki kötü tarafının ağır bastığı anlar da bulunur. Kendi adaletini kendisi sağlama isteğiyle öldürmek, özünde cinayettir. Bir başkasını öldürmek kişinin, insan yaşamına değer vermediğini ve hatta karşı tarafı insan olarak görmediğini gösterir. Normal sayılabilecek yaşamı olan kişiler de katil olabilir. Yapılan araştırmalara göre ateşli silahlara sahip olanların %46,3 ünün öfkesini kontrol edebildiği %22,7’ sinin öfke kontrolünde zorlandığı, %31’inin ise öfkesini kontrol edemediği belirlenmiştir. Yani ateşli silahlara sahip olan kişiler öfkesini kontrol edemiyor.” çağrılarında bulundu.

KATİLLER İNSAN HAYATINA KIYMET VERMİYOR

“İnsanlar neden katil oluyor?” sorusuna da yönelik değerlendirmelerde bulunan Ustaalioğlu, “Yaşadıkları tartışma, başarısızlık, boşanma, reddedilme, töre gibi olayları aşamıyor; travmatik hale getiriyor. Bu olayların olmasını gururuna yediremiyor.  Dünyayı kimsenin kendisini anlamadığı bir yer olarak yorumlama eğilimi taşıyor. Cinayet işleyen veya adam yaralayanlar kendilerini diğer insanlardan üstün olduklarını inandırıyor. Bu yüzden çoğu zaman kolay bir şekilde şov yapar gibi teslim oluyor. Katiller yaptıklarının sonuçlarını düşünmüyor. Tahmin etmediği insanların da zarar göreceğini umursamıyor.  Yani katiller insan hayatına kıymet vermiyor. Ve daha birçok sebebi var.” şeklinde konuştu.

WhatsApp Image 2022-10-01 at 19.57.00 (1)

SUÇ İŞLEME YATKIN GRUP ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU OLANLARDIR

Şiddete en fazla antisosyal kişilik bozukluğu olanların yatkın olduğunu kaydeden psikoterapist Ustaalioğlu, şunları kaydetti: “Şiddet, yaralama ve cinayetlerin altında öfkenin kontrol edilememesi ve dürtüsel yani düşünmeden ani hareket edilmesi yatıyor. Birçok psikiyatrik sorun vardır ancak suç işleme yatkın grup antisosyal kişilik bozukluğu olanlardır.  Araştırmalara göre insanlara zarar veren, saldıran, antisosyal kişilik bozukluğu olan kişilerin öfke düzeyi yüksek bulunmuştur. Bu hastalığa sahip kişiler acımaz ve merhametten yoksundur. Vicdani yönleri zayıftır, pişmanlık duygusunu hissetmezler. Kanunları ve kuralları yok sayarlar, birini öldürünce bunu soğukkanlı bir şekilde, normalleştirerek anlatabilirler. Yıkıcı sonuçları asla düşünmezler. İnsan hayatının ne anlama geldiğinin farkında değillerdir”

Silahlı saldırı ve şiddet olaylarının önüne geçilebilmesi için bir dizi öneriler de sıralayan Ustaalioğlu, “Her aileye bir aile danışmanı ya da ruh sağlığı uzmanı verilmelidir. Bu uzman, ailenin ruhsal durumunu rapor edip tüm aile üyelerinin yatkın özelliklerini belirleyip raporlaştırmalıdır.  Toplum için tehlike arz edebilecek durumlarda en önleyici çalışma bu olacaktır.  Unutmayın hiçbir bebek katil doğmaz. Gelişim ve eğitim ailede başlar. Sivil toplum kuruluşları cinayetin, şiddetin ve yaralamanın meşru olmadığını yaymalıdır.  Belediyelerde psikologlar, psikolojik danışmanlar bu konuda konuşma yapıp aileleri, insanları kısacası toplumu bilinçlendirmelidirler. Medyada bu konu hakkında önleyici kamu spotu olarak yayınlar yapılmalıdır. Kısacası bu sorun görmezden gelinemez ve önleyici olmak bizim elimizdedir.”  diyerek açıklamalarını tamamladı.