İşveren hem dükkanı hem de çalışanı için endişeli.

Elif Nur Gümüş-2022 yılında asgari ücrete iki kez zam yapılmıştı. Aralık ayının yaklaşmasıyla birlikte ‘Asgari ücret zammı’ gündeme geldi. Çalışanlar için bir umut kaynağı olan zam, işverenler için ise endişe sebebi.

Bir işverenin, çalışan sigortası, dükkan kirası, stopaj ödemesi, çeşitli faturalar vb. düşünüldüğünde çalışanına maaşını nasıl vereceği aşikar. İşveren aynı anda hem kendi için hem de çalışanı için endişeli. Günebakış gazetesi olarak Trabzon’un işverenleri ile görüştük detaylar haberimizde.

“ESNAF AĞLAR MAL SAHİBİ GÜLER”

hüsnü özbak

Türk Eğitim-Sen'den sendikalar hakkında flaş sözler! Türk Eğitim-Sen'den sendikalar hakkında flaş sözler!

“Esnaf ağlar, işveren ağlar, işçide ağlar mal sahibi güler” diyen dükkan sahibi Hüsnü Özbak, asgari ücrete yapılacak zammın konuşulduğu günlerde dükkan sahiplerinin sıkıntılarının dinlenmediğini söyledi. Özbak, “Bugüne kadar kimse gelip bize bunu sormadı, ilk defa bir basın mensubu soruyor.  Siyasiler hiç bize gelmedi. Onlar ne derse biz razı geliyoruz zaten. Diyecekte bir şeyimiz yok. İnşallah sorarlar. Ama iyi değil. Bana kalsa 5,5 aşağı insin yukarıda çıkmasın. Kiralardan haberleri var mı acaba? İşveren nasıl ödeme yapacak? Kaldırsınlar stopajları, indirsinler yüzde 5’e. Bizde bunu bekliyoruz o zaman. Asgari ücrete karşı değiliz istediğini versin. Ama bize de nefes aldırsınlar. O da yok maalesef… Düzenin değişeceğini hiç sanmıyorum ne yaparsa yapsınlar esnaf ağlar, işveren ağlar, işçide ağlar mal sahibi güler.” açıklamalarında bulundu.

“BU ŞARTLARDA DEVLETİNDE MİLLETİNDE İŞVERENİNDE İŞİ ZOR”

Standart bir ailenin giderlerini karşılayabilmesi için asgari ücretin 20 bin TL olması gerektiğini savunan Miraç Yakup Çakıroğlu, “Mevcut şartlarda asgari ücretin, bir insanın bütün ihtiyaçlarını giderebilmesi için 20 bin TL civarı olması gerekiyor. Ama birde diğer boyutu var. Bir işveren 20 bin TL’yi şu şartlarda çalışanına veremez. Bunun içinde biraz devletin esneklik göstermesi gerekiyor. Şuanda biz bir işçiye 2 bin TL sigorta ödüyoruz. Bu sigortadan kesilebilir, işçiye yansıtılabilir. Bu zincirleme bir şey insanların cebine para girdiği zaman bizimde işlerimiz artacak ama bu şartlarda devletinde, milletinde, işvereninde işi zor. Şu şartlarda 20 bin TL olması gerekiyor ama, yaşadığımız gerçeklikte bir işverenin çalışanına 10 bin TL bile vermesi zor. Asgari ücret 7 bin 500 TL olabilir, çalışana da verilebilir. Zaten ürünlere de zam geliyor. Aslında bir planlama yapılması lazım. Mesela bugün asgari ücreti konuşurken de sık sık ondan bahsediyoruz, yani açlık sınırından. 4 kişilik bir ailenin karnını doyurabileceği bir sınırdan bahsediyoruz. Aslında bizim baz almamız gereken yoksulluk sınırı. Bir insanın çalışması ile birlikte aldığı ücretle bütün ihtiyaçlarını karşılayabilmesi lazım. Bir takvim planlanıp ‘biz 10 senede asgari ücreti yoksulluk sınırına çıkaracağız’ denildiği zaman çözüm olur. Her yıl gerçek enflasyon artı yüzde 7 veya yüzde 5, ama Türkiye’nin enflasyonu değil gerçek enflasyon… Artı yüzde 7 zamla birlikte 10 sene boyunca kademe kademe asgari ücreti açlık sınırı değil de yoksulluk sınırı üzerinden değerlendirebiliriz. Bu bir günde olacak bir şey değil ama her geçen gün kötüye gidiyor. Şöyle bir algı var ‘Bugün asgari ücrete zam gelmesin ama hiçbir şeye de zam gelmesin insanlar bu kötü duruma razı.’ O yüzden asgari ücrete zam gelmesi değil insanların alım gücünün artması lazım bunun için de planlama yapılması lazım. 5 senelik 10 senelik bir planlamayla insanların yaşam standartları biraz daha arttırılabilir.” değerlendirmelerinde bulundu.

“BİR İŞÇİNİN MALİYETİ 11 BİN”

karagelli

Enflasyon artışı önlenmediği sürece asgari ücrete bir zam yapılmasının bir anlam ifade etmediğini söyleyen bakkal sahibi Muhammet Karagelli, “Asgari ücreti çıkarmasının hiçbir anlamı yok. İsterse şuanda asgari ücret 20 bin TL olsun. Enflasyon yüzde 200. O da ENAG’ın araştırmasına göre… Önemli olan enflasyonun düşmesi.  Asgari ücret ne olursa olsun. Enflasyon sıfır olsun veya yüzde 5 olsun. Ee yok… O zamanda konuşmanın bir anlamı yok. Büyükler yapsınlar. Asgari ücreti veremeyen işverenler kayıt dışı işçi çalıştıracak. Asgari ücretin 7 bin 500 olduğunu varsayarsak bir işçinin maliyeti 11 bine gelir. İşveren diyecek ki ‘Suriyeliler var, Afganlar var 3’e 5’e çalışacaklar, herkes göz yumacak bizim gençler ‘ben sosyal hakkımı istiyorum, asgari ücret ver bana’ diyecek. Kardeşim güle güle… Her şey mükemmel, anlatmaya gerek yok gördüğünüz gibi. Ama enflasyon düşmeden hangi asgari ücreti verirse versin. Şuanda seçim ekonomisi uygulanıyor, kim kazanırsa kazansın, ne yaparsa yapsın sıkıntı var. Şuanda asgari ücreti 20 bin veren yarın yanacak. Onlar bize zam olarak gelecek. Suyu 3 TL’ye alıyorsan yarın 9 TL’ye alacaksın. Kimse kimseyi kandırmasın. Enflasyon düşmeli, üretim olmalı, iş imkanları sağlanmalı. Yoksa kim gelirse gelsin, kim yaparsa yapsın.” dedi.

“BİZ KAZANACAĞIZ Kİ ÇALIŞANIMIZ KAZANSIN”

abdulkadir bugu

Tatlıcı dükkanı işleten ve hammaddenin maliyetine değinen Abdulkadir Buğu, “Tüm dünya açısından ciddi bir kriz söz konusu. Ama biz bunu Türkiye olarak daha fazla hissediyoruz. Şimdi geçim şartları gerçekten zorlaştı. İnsanların asgari ücretle geçinmesi zor. Ancak işin birde diğer boyutu var, biz işverenler kısmı. Bu kısımda çok daha zorlaşıyor aslında iş. Neden diye sorarsak sadece bir işveren maliyeti değil olay. İşçi maliyeti, bunun yanında kira maliyeti, üretime ve hammaddeye gelen artışlar, elektrik ve doğalgaz gibi ciddi tüketim enerji kaynakları üzerindeki artışlar tamamen üreticiyi, hammaddeyi işleyen kişileri zor duruma sokmakta. Biz kazanacağız ki çalışanımız kazansın, çalışanımızla beraber daha iyi çalışıp daha sağlıklı bir ortamda işi yürütebilelim ve hizmet kalitemizi sunabilelim ama gel gör ki gelir aynı şekilde artmadığı için giderler sürekli arttığı için bunun işçiye de yansıması haliyle zor olacaktır. Evet asgari ücretle geçinmek zor, biz isteriz ki çalışanlar iyi ücret alsın. Ancak işveren kazanamadıktan sonra işçiye de bunu sunması elbette ki zorlaşacaktır. Devlet, işveren işçi üçlüsü arasında bir denge sağlanmalı bunu da en iyi çözecek olanlar yine ekonomiyi yönetenlerdir.” şeklinde konuştu.