Trabzon’un Sürmene ilçesinden İstanbul’a uzanan yaşamında 15 Temmuz 2016’da darbe girişimi yaşadı Şahin Öksüz. Ağabeyi ile birlikte Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde vatanı için mücadele eden Öksüz, defalarca tankın üzerine çıktı. Dipçik darbeleriyle tanktan düşen Öztürk, ayağı kırılsa da demokrasi mücadelesini sürdürdü. Ağabeyinin ve kendisinin yaralanmasına rağmen mücadele etmekten vazgeçmeyen Öksüz, yüzde 80 engelli olmasına rağmen vatan için canın ortaya koyduğunu anlattı

15 Temmuz darbe girişimi günü neler yaşadınız? Darbe girişimini duyduğunuz an neler hissettiniz?

Şahin ÖKSÜZ: Darbe günü saat 21.30 civarı işten eve gittim. Evin bahçesindeydim. Televizyon izlerken tankların köprüye çıktığı haberlerini gördüm. Baktım terör saldırısı diye bir başlık vardı. O zamanlarda amcamın oğlu AK Parti İl Başkanlığı’ndaydı. Ben de ona telefon açtım ve neler olduğunu sordum. Tabii o da benim gibi şaşkındı. “Bu terör saldırısı değil, darbe oluyor!” dedi. Ben de darbe olduğuna kanaat getirdim. Benim biraderim de gazidir. O anda biraderimi aradım ve darbe olduğunu söyledim. Tanklar köprüye çıkmıştı. Millet daha neyin ne olduğunu bilmiyordu. Aradan yarım saat geçti geçmedi biz biraderimle Kavacık İlçe binasına gittik. Özel aracımla 4-5 kişi yola çıkmıştık. Tabii o andaki ruh halini anlatamam. Çok farklı. Ne desem, nasıl ifade etsem bilemiyorum. İnsanın aklı başında ama içinde bir manevi hava, bir vatan aşkı ile darbecileri önlemek adına, bu toprakları korumak adına hemen yola çıktık. Ben 1980 İhtilali’nde çocuktum ama o günleri hatırlıyorum. Ben o günlerin bize neler kaybettirdiğini çok iyi biliyorum. Zaten bunun adı darbe aslı bildiğiniz işgaldir. Vatandaşın iradesine yapılan her müdahale bir işgaldir. Hükümete karşı, halka karşı yapılmış bir terör saldırısı, bir tuzaktır. Bu yıllardır dış güçlerin bizler üzerinde oynadığı oyunun bir parçasıydı. Darbe olduğunu duyunca biz de bu düşüncelerle sokağa çıktık. O zaman sokakta kimse yoktu.

Dışarı çıktığınızda yol boyu neler gördünüz, sokaklarda neler oluyordu?

Şahin ÖKSÜZ: Tabii biz Kavacık’a doğru giderken kimi benzin alıyor kimi marketten alışveriş yapıyor, kimisi de para çekiyordu. Hatta henüz yoldayken bazılarının alkış tuttuğunu bile gördüm. Daha sonra biz önce AK Parti ilçe binasına, oradan da direkt köprüye geçtik. Ama yürüyerek geçtik çünkü trafik sıkışmış, ilerlemiyordu. Yolları hainler kapatmıştı. Biz de kendi imkânlarımızla hızlıca ilerlemeye çalıştık. Dediğim gibi hala kalabalık bir kitle yoktu. Biz çıktığımızda ortada grup olarak herhangi bir insan yoktu. Ama yavaş yavaşta oluşmaya, insanlar dışarı çıkmaya başlıyordu.

Sokağa Cumhurbaşkanının sokağa çıkma çağrısından sonra mı çıktınız? Köprüde neler yaşadınız?

Şahin ÖKSÜZ: Biz Cumhurbaşkanımızın açıklamasından çok önce sokağa çıkmıştık. Ama Kavacık’a geldiğimizde orada Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamalarını ekrana yansıtmaları sonucunda biz de izlemiş olduk. Biz devletimiz için gittik. Benim dedem şehittir. Biz şehit torunuyuz. Vatan için o gün Cumhurbaşkanı açıklama yapmasaydı bile biz zaten yine sokaktaydık. Hiç önemli değildi, açıklamalar olmasaydı da ben sokağa çıkardım. Biz ilk köprüye giden gruptuk. Biraderim en önde ilerliyordu. Biz köprüye gittiğimizde hainler 4-5 tane tankla polis karakolunun orada duruyordu. Askerler ateş etme pozisyonundaydı. 10 ya da 15 asker diz çökmüş, ateş etme halindeydi. Zırhlı araçlar vardı. Biz oraya gittiğimizde kendisinin yarbay olduğunu sonradan öğrendiğim bir hain ateş etmeye başladı. Adnan Yarbay denilen o komutan oradaydı. Darbeci askerlerin başında duruyordu. Bir anda kurşun sesleri gelmeye başladı. Biz o zamana kadar “Yapmayın, etmeyin!” diyoruz ama duyan kim? Silah sesi geldikçe, mermiler ateş aldıkça biz yere kapanıp siper alıyorduk. Bu sürede arkadan da gruplar geliyordu. Ümraniye tarafından geliyorlardı. Yolun diğer tarafları kapalıydı zaten. Tabii bu hainler daha köprüye çıkarken bile arabaları ezmişler, bariyerleri kırmışlardı. Ama köprüye gelene dek bunlardan haberimiz yoktu. O anki ruh halimi ancak deprem olduğu zamana benzetebilirim. 1999 depremindeki gibi hissettim. Ana, baba, çocuk, evlat, kim varsa, ne varsa toplanmışız, iş güç artık kafamızda yoktu. O anda devlet elden gidiyordu, bizim aklımızda ondan başka bir şey yoktu. Bu vatanı savunacaktık. Ya ölecektik ya da onları durduracaktık. Artık başka çaresi yoktu. Açık söylemek gerekirse biz o gece köprüye ölmeye gittik. Onlar ateş ediyor biz siper alıyorduk. Süreç bu şekilde devam ederken bir anda biraderim vuruldu. Ona müdahale etmeye çalışıyordum. Bariyerlere doğru biraderimi taşımaya başladık. O sırada hainler durmuyor, ateş etmeye devam ediyorlardı. Bağırışlar, çağırışlar küçük kıyamet gibi bir şeydi. Yeterince kalabalık toplanmıştı ve halkla kitle olarak tankları teslim almak için mücadeleye etmeye başladık ve tankı teslim aldık.

Siz nasıl yaralandınız? Sonraki süreç nasıl gelişti?

Şahin ÖKSÜZ: Vatandaşlarımızla biz aynı anda hareket edince tankların bazılarını etkisiz hale getirebildik. Yine aynı şekilde başka bir tankı vatandaşlarla ele geçirmek için uğraşırken ben fırlayıp, arkadan tankın tepesine çıktım. Tank rahat durmuyor, sürekli hareket ediyordu. Üstündeki asker beni itti. Düştüm, düşeceğim ama bir yandan da bu tankın durması gerektiğini düşünüyorum. Kafama koymuşum o an onu durduracağım. Ben tankın üstündeyken, askerin beni itmesiyle aşağı düştüm. Düşünce ayağımı kırmışım. Ben o an ayağımın kırıldığını fark etmedim. Ayağım acıyor ama ben hala tankı durdurma peşindeyim. Gerekirse bizi öldürsünler, sonuçta bunların mermisi elbet bitecek diye düşünüyordum. Zaten ilk ele geçen yer de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’dür. Halkın hep beraber topyekûn dik durmasıyla biz o hainlere fırsat vermedik. Bin kişi 2 bin kişi nereye kadar gideceklerdi. Elbette biz onları durduracaktık.

15 Temmuz Gazisi Tümgeneral hem ağladı hem ağlattı 15 Temmuz Gazisi Tümgeneral hem ağladı hem ağlattı

Elinizde taş bile yokken siz tanka karşı durmayı nasıl başardınız?

Şahin ÖKSÜZ: O an bir üsteğmen vardı, “Vurun!” diye bağırıyordu. Ateş ettiriyordu halka. Mermiler gelip, geçiyordu. Biz askerlerle dip dibeyiz yani. O ara biraderim vurulmuş. Benim ilk anda haberim yoktu. Tankı durdurmak için bizim birader tankın altına giriyor. Kapaktan belki tanka girerim de durdururum diye düşünüyor ama sonra askerle arasında bir arbede çıkıyor. Askerle çıkan arbedede benim birader vurulmuş. Tabii o anda bize tanktan da ateş ediliyordu. Ben de tankın arkasından dolanmıştım ve o ateş eden askerin silahının üstüne doğru atladım. Ben silahına atlayınca asker hemen bir hamleyle silahın dipçiğiyle beni tanktan aşağı attı. Orada parmağım kırıldı. Sonra tekrar tanka çıktım. Beni yine aşağı fırlatınca orada ayağım yaralandı. Halk toplanırken bir tane sürekli dönen tank vardı. Manevralar yapan bir tank vardı ona çıktım. Aşağı düştüm. Bunun sonucunda bir iç kanama geçirdim. 5 gün kadar kendimde değildim. Ayağım kırıldı, kemik zedelenmesi oluştu, iç kanama bir yandan. Ama ne yaptım ettim o tanktan halka ateş eden hainin şarjörünü silahından aldım. O esnada ben yaralıyım ama sıcağı sıcağına farkına varamıyorsunuz. Bacağınız kopsa anlamazsınız o derece kendinizden geçmişsiniz. Tankı durdurmaya çalışırken kimi, “Taş koyalım atalım.” diyor ama nasıl durduracaksın eze eze gidiyor. Onlar halkın bu kadar kalabalık olacağını ummadılar. Top atışı bile yapabilirlerdi o anda ama Allah’tan yapmadılar. Biz bir anda baskın yapmasaydık farklı olabilirdi. Tek tek gitseydik vururdular hepimizi ama hep birlikte gidince başarılı olduk. Onlar da böyle bir hamle beklemiyordu.

Sizi hastaneye kim götürdü, tedavi sürecinizde neler yaşadınız?

Şahin ÖKSÜZ: Sabah olduğunda artık biz hastaneye gittik. Yani o anlarda ben farkına varamadım. Birader de vurulmuştu, onun da tedavisini öğrenmek için gittim hastaneye. 5 gün tedavim sürdü ama bu sürede ben kendimde değildim. Ne oldu ne bitti hiçbir bilgim yok. Tedavi sürecinde ben nefes alamıyorum, zaten kırıklarım vardı. Ayrıyeten ben zaten yüzde 80 engelliyim. Dalağımı aldırmıştım. Yarım insan olarak gittim orada mücadelede verdim.

Sizce halkı sokağa döken en büyük etmen neydi?

Şahin ÖKSÜZ: Cumhurbaşkanımızın açıklaması en büyük etkenlerden biriydi. Halkın birlik içinde sokaklara, meydanlara, köprülere çıkması da keza aynı şekilde en büyük etmenlerdendi. O gece içinde az biraz iman olan herkes sokağa çıkmayı düşünmüştür. Vatanını seven herkes sokağa çıkmalıydı. Biz de öyle yaptık. En büyük etmen bence halkın bilinçlenmesiydi. Darbelerin ülkeye verdiği zararı bilmeleri, insanları mücadeleye sürükledi.

Sizce darbe gerçekleşseydi ülkemizi nasıl bir ortam bekliyor olacaktı, nasıl bir Türkiye’ye uyanırdık?

Şahin ÖKSÜZ: Zaten teröristler sınırda bekliyormuş. Buradan bile Türkiye’yi nasıl bir sürecin beklediğini anlayabiliriz. PKK, DEAŞ, FETÖ hepsi ülkenin işgali için tetikte beklediler. Suriye’den bir farkımız olmazdı. Hatta bizim ülkemiz oradan daha beter olurdu. Bizim başka ülkelere gitme lüksümüz yok. Biz bu topraklar dışında başka bir yerde de yaşayamayız. O yüzden böyle bir durumda ülke olarak hiçbir şekilde istenilen hayatı yaşayamazdık. İşgal gibi düşünün. Kimsenin ne namusu ne çoluğu çocuğu kalırdı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra fiziksel tedavinizin yanında psikolojik tedavi gördünüz mü? Şahin ÖKSÜZ: Fiziksel tedavilerime ek olarak psikolojik tedavi gördüm. Benim o geceden sonra bütün dengem değişti. Agresif bir insan oldum. Durgunluk oluştu. Memleketimizi düşünürken hep tedirginlik yaşıyorum. Psikolojik tedavim 3-4 ay kadar sürdü ve ilaç da kullandım. O gece yanımda vurulanlar vardı. Haliyle psikolojim çok etkilendi. Eşim ve çocuklarım bile etkilendi.

Köprüden geçerken neler hissediyorsunuz, o gece yaşadıklarınız gözünüzde canlanıyor mu?

Şahin ÖKSÜZ: Her geçişimde o gece yaşadığım duyguları tekrar yaşıyorum. Her baktığımda farklı bir hale geliyorum. Gözlerim sulanıyor. İnsan o güne gidiyor. Yaralananlar ve şehit olanlar aklıma geliyor. Selalar aklıma direkt o geceyi getiriyor. Rüyalarıma giriyor bazen. İlk zamanlarda uykuda sıçrama durumları yaşıyordum. Ama bugün baktığımızda insanlar o destanı unutmuşlar. Buna üzülüyorum ben. Biz vatan için oradaydık. Halkımız için oradaydık. Ben 50 tane canım olsun yine veririm vatan için. İnsanlardan da sadece ülkeleri için o geceyi unutmamalarını isterim. O akşam halk olarak karşı koymasaydık kim bilir ne durumda olurduk! Biz halk için demokrasi nöbetleri tuttuk. Vatanımız içindi her şey. Yine olsa yine çıkarım. Sizce 15 Temmuz ruhu neden yaşatılmalıdır? Şahin ÖKSÜZ: 15 Temmuz ruhu, vatanını seven herkesin sahip çıkması gereken bir olgu. Çanakkale ruhu gibi bu destanda nesilden nesle anlatılmalıdır. Ülkemizin tarihini en güzel en doğru şekilde evlatlarımıza miras bırakmak adına ve bu topraklarda kardeş kardeşe yaşamak adına bu milli düşünce ve duyguların yaşatılmasından ve aktarılmasından yanayım. Röportaj için teşekkür ederiz

Şahin ÖKSÜZ: Ben teşekkür ederim.