Trabzon’un Çarşıbaşı ilçesinde küçük tekne sahipleri avlanma alanlarının tamamen bittiğini söyledi.

Songül Mazlum - Trabzon’un Çarşıbaşı ilçesinde ticari balıkçılık yapan küçük tekne sahipleri, Çarşıbaşı Limanı arkasında kurulan balık kafeslerinden dolayı avlanma alanların tamamen bittiğini ve artık çalışmadıklarını iddia etti. Bundan birkaç ay önce bu konu hakkında bir basın açıklaması da yaptıklarını dile getiren balıkçılar bu durumdan rahatsız oldukları ifade ettiler. Liman arkasına atılan tonozlarla beraber kafesler yapılan kafeslerin, bölgede avlanma alanlarının tam üzerinde olduğu söyleyen tekne sahipleri, kafeslerin oraya kurulmasıyla artık evlerine ekmek götüremeyeceklerini dile getirdi. Birçok balıkçı durumu protesto etmek Çarşıbaşı Limanı’na toplanarak gazetemize konuştular.

Recep Kaya

Balıkçılardan Recep Kaya, binden fazla ailenin ekmeğinden olacağı ifade etti ve sözlerine şöyle devam etti: “Burada 250-300 civarında ticari avlanan küçük tekne var. Bunlar 6-8-10 metre arası değişen ticari tekneler. Amatör balıkçılık yapılan tekneler değil. Palamut, mezgit, barbun ve kalkan avı yapıyorlar. Bu arkadaşlar evlerini geçindirebilmek için bu işi yapıyorlar. Ancak bizim avlanma sahamız kısıtlandı. 4 yıl önce Beşikdüzü’ne kurulan kafeseler, Vakfıkebir’e kadar geldi. Şimdi de Yalıköy’e kadar geldiler. Biz burada birkaç ay önce bir basın açıklaması yaptık. Bunun hemen peşine yeni kurulacak olan kafeslerin başka yöne kaydırılacağı söylendi. Fakat kafeslerin kurulması aynen devam ediyor. Çarşıbaşı limanının arkasına kadar bu kafesler gelmiş durumda. Her gün burada tonozlar atılıyor ve kafeslerin yapımına devam ediliyor. Küçük balıkçılar çok mağdur durumda. İki bin civarı aile burada bu işten geçiniyor. Ancak bizim avlanma sahamız tamamen kısıtlanmış durumda. Vakfıkebir-Yalıköy arasında avlanıyoruz. Ancak buraya kafes kuruluyor ve avlanma sahamız tükeniyor ve ekmeğimiz elimizden alındı.

BAŞKA YERE TAŞINACAK DENDİ

Şu an burada kurulacak kafesler başka yere taşınacaktı fakat olmadı. Bizim yapacak tek şeyimiz kaldı, devlet büyüklerimize sesleniyoruz. Cumhurbaşkanımız bize sahip çıksın. Bizler ticari balıkçıyız. Avlanma alanımız kalmadı. Yetkililerle, siyasilerle, tarım il müdürüyle görüştük. Bizim yapacak bir şeyimiz kalmadı. Devletin yapacağı tek şey kayıklarımızı elimizden alsın, bize iş bulsun. Çok zor durumdayız yapacak başka bir şeyimiz yok.

Trabzon'daki tarihi kale davasında sonuç belli oldu Trabzon'daki tarihi kale davasında sonuç belli oldu

Mustafa Kaya

“TARIM İL MÜDÜRÜ TEKNENİ SATARSIN DEDİ”

Basın toplantısı yapmadan önce tarım il müdürü ile görüştüm. Bana burada yapılan ihracat mı önemli, sizin avladığınız 15-20 kilo balık mı dedi. Kendisiyle bir iki saat oturduk. Bu küçük balıkçı evine nasıl ekmek götürecek? Yeni tekne yaptırdım 400 bin lira para harcadım, nasıl ödeyeceğim dedim, o da bana senin teknenin fiyatı arttı dedi. Yarın öbür gün tekneni satar kafeslerde çalışırsın dedi. Peki ya ben çalıştım, diğer arkadaşlarım ne yapacak? Burada bu işten ekmek yiyen bin kişiden fazla var. Biz kafes kurulmasına karşı değiliz. Ama bizim avlanma sahamıza kurulmasın, başka yere kurulsun. Bizi mağdur ettiler, bizi bitirdiler.

TARIM İL MÜDÜRÜ BENİ ARAŞTIRTTI

Burada toplantı yapmadan tarım il müdürü ile görüşmüştüm, orada söylediklerimi basına yansıtacağımı söyledikten sonra bunu hiç önemsemedi. Fakat basına yansıyınca il müdürü, il binasında toplantı yapıyor. Sonra beni araştırtmaya başlıyor. İllegal balıkçılık yapıp, yapmadığımı sorduruyor. Şube müdürü şikayet olmadığını söylüyor. Sonra sahil güvenlik 3 akşam geliyor, beni sorup, teknemin fotoğrafını çekiyor. Yani devletin bir bürokratı basın  açıklaması yaptık diye benle uğraşıyor. Sahil güvenlik ekiplerini buraya yolluyor ve kafesleri kollamasını istiyor. Tarım il müdürü neden böyle bir şey yaptı bilmiyorum. Birilerinin dalına mı bastık anladım.

Muharrem Çağlar

“BU ŞİRKET NASIL EN GÜZEL YERLERİ ALIYOR?”

Bir de bu kurulan kafeslerin bir kısmı Türkiye’nin 32 yerinde özel bir şirkete ait. Bu şirket en iyi yerlere kafeslerini kuruyor. Beşikdüzü ve Darıca’da olan kafeslerde onlara ait. Diğer firmalar daha açığa kuruyor. Daha fazla masrafı var diye açığa kurmuyorlar. Bu şirket bu izinleri nasıl alıyor bilmiyorum. Burada iki günce önce bir toplantı yaptık. Milletvekilimiz Muhammet Balta’da katıldı. Durumu ona da anlattık. Başka yere kurulmasını istedik. O da daha açığa taşınabilir dedi. Ama hala devam ediyorlar tonoz atmaya. O şirket bu izinleri nasıl alıyor bilmiyoruz. Çevreyle alakalı sıkıntılarımızı da sayın vekilimizle paylaştık. O da bu noktaya kadar geleceğini bilmiyorduk, bu konuyla ilgileneceğim, pazartesi Ankara’ya gidiyorum, beni arayabilirsiniz dedi.

Üç ay önce basın toplantısı yaptığımız zaman durma noktasına gelmişti. Buradan kaydırılacak denmişti. Fakat çalışmalar başladı. Özellikle ilk başlarda gece atıyorlardı. Şimdi ise gece gündüz çalışmaya devam ediyorlar. Bunun bir metrekare hesabı vardır fakat burada atılan tonozlar çok fazla. Yetkilileri burada göreve çağırıyorum. Gelip incelesinler, burada haklarından fazla tonoz atıyorlar ve kafes yapıyorlar.”

ÇED RAPORUNDAN HABERİMİZ OLMADI

Balıkçılardan İsmail Kaya ise kafeslere karşı olmadıklarını dile getirerek, kurulacakları yerin değiştirilmesini istediklerini söyle. İsmail Kaya sözlerine şöyle devam etti:

“Öncelikle şunu söyleyeyim küçük balıkçılar olarak biz bu kafeslerin kurulmasına karşı değiliz. Yalnız kuruldukları yere karşıyız, bunların kurulduğu yer tamamen küçük balıkçıyı etkileyecek. Şu an kurulan alan bizim avlandığımız yer. Yetkililer şöyle bir denize bakıyorlar denizin üstü dümdüz ama zannediyorlar ki altıda öyle. Denizin altı öyle değil. Denizin altında engeller var, çamurlu yerler var, kuyu dediğimiz derin yerler var. Burada bir ada var. Üzerinde mezgit balığı olur. Başka yerlerde de derin sularda düz alanlarda olmaz. Onlarda gelip kafesleri buraya kuruyorlar ne hikmetse.

Bizim istediğimiz bu kafeslerin Kirazlık-Beşikdüzü arasına kurulması. Buraya kurulursa hiçbir küçük balıkçı ve büyük balıkçı fazla dereceden rahatsız olmaz. Bu işten etkilenmez. Onlar için de bu iş daha avantajlı, limana yakın olurlar. O tarafta dalgalı deniz fazla olmaz, onlar için de bu ekonomik anlamda daha iyi ama maalesef ki yetkililer bu işi araştırmıyorlar. Bilene de sormuyorlar masa başında kahvelerini içiyorlar, şurası güzel buraya kur, şurası güzel buraya at, attırıp attırıp gidiyorlar. Çed raporu almışlar bilmiyoruz, haberimiz yok. Bunu kooperatiflere değil de gitmiş köyde bir caminin camına asmışlar. Onu da öyle duyduk. Haberimiz yok bize bildirilmedi.

İsmail Kaya

“TARIM İL MÜDÜRÜ VAKFIKEBİRE İZİN VERMEDİ SÜRMENEYE VERDİ”

Yetkililere başvurduk bize şöyle dendi; ‘Beşikdüzü turizm alanı’ hayır aslı astarı yok yalan. Geldik Vakfıkebir’e, vakfıkebir demir alanı ve liman girişini etkiliyor dendi Karadeniz’de savaş gemileri üç tane limanı kullanır, Karadeniz Ereğli , Bartın limanında denizaltılar bakım onarım için girerler, bir de Sürmene limanını kullanırlar gidip görebilirsiniz. Aynı tarım il müdürü Sürmene limanının tam ağzına kafes kurdurdu. Savaş gemilerinin giriş çıkışını manevrasını etkiliyor, % 80 etkiliyor orayı onu kurdurdu. Buraya Vakfıkebir limanına herhangi bir savaş gemisi, herhangi bir gemi gelip girmez ama burası için bize mazeret sunuyor. Yok gemi giriyor, geminin giriş çıkışını engelliyorsun. Hayır böyle bir şey yok burada, ne var bilmiyorum.

HEM ONLAR KAZANSIN HEM BİZ KAZANALIM

Burası çok kötü durumda, bizim balıkçılığımız burada biter. Hani küçük balıkçılık biter. Bir şey diyorsun sana uyduruk uyduruk mazeret sunuyor yetkililer. Yok işte ihraç ediyoruz balığı. Doğru ihraç ediyorsunuz güzel ama bizim vatandaşımız da bu somon balığını yiyemiyor. Bizim vatandaşımız mezgit yiyor, istavrit yiyor. Bizim vatandaşımızı düşünmeye hakkımız yok mu? Şimdi kafesler kurulsun bizim için sorun yok kirazlıktan öteye kurulsun, hem onlar daha iyi kazansın hem biz kazanalım onlar etkilenmesin hem biz etkilenmeyelim. Bizim tek istediğimiz bu kafeslerin biraz daha batıya kayması.”

5fce983d-209b-47b4-9af2-21a2130ab787

“SALYANGOZDA DÖVİZ KAZANDIRIYOR SERBEST OLSUN”

On yaşından beri balıkçılık yapan Mustafa Kaya, kendinin ve çocuklarının bundan başka bir iş yapamayacağını dile getirerek, sorunun çözülmesini istedi. Kaya sözlerine şöyle devam etti:

“Şimdi efendim ben on yaşında başladığım balıkçılığı. Maalesef bu kafesler yüzünden bitme noktasına geldim. Ben belli bir yaşa geldim. Bundan sonra zaten denizden bir umudum yok. Ama 39 ve 35 yaşında iki tane çocuğum var. Onları okumadılar okusalar da zaten Ankara’da odacı dayın olacak. Odacı dayın olmadıktan sonra Türkiye’de üniversite de bitirsen bir işe yaramaz haliyle balıkçılık yapıyorlar. Benim oğlumun çocuğu, o da balıkçılık yapacak. Çünkü az önce aktardım Türkiye’de Ankara’da adamın olmadığı sürece bir işe girmen zor.

image_750x_5fcf850b2eb30

Mesleğimiz balıkçılık, kafesleri döşete döşete geliyorlar. Efendim neymiş ihracat varmış. Ya ihracat var da o zaman biz de salyangozculuk yapıyoruz O zaman diyoruz ki 500 metre yasağı kalksın. Neden? Çünkü ben anamdan doğalı bu işi yapıyorum. Gelsin Profesör ben her türlü profesörle tartışırım. Bu denizde havyar dönemin mayıs ve haziran ayıdır. Bunun haricinde Eylül’ün 1’inden sonra hiçbir balık dünyada havyar vermez. Hiçbir balık dökmez Çıkarmışlar 500 metre yasağı balık havyar döker, kıyıya gelirmiş, yok öyle bir şey yalan. İkincisi onu açmıyorlar onu da ihracatı var, salyangoz da ülkeye döviz kazandırıyor. Ona bir şey yok, buradakiler ağır basıyor efendim ülkeye döviz kazandırıyormuş. Yahu döviz kazandırıyor da küçük balıkçı evine ekmek getirmesin mi? 15 TL olmuş iki dilim ekmek biz ne yapalım? Hani bir atasözü var ya aç köpek fırın yıkar diye bizde o duruma geldik. Şimdi peygamber efendimizin bir hadisi var haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır diyor. Müslümansak biz de haksızlığın karşısında susmayacağız, sonuna kadar hakkımızı arayacağız.

ARTIK SON NOKTAYA GELDİK

Artık son noktaya geldi, bedelse bedelini ödeyeceğiz canımızla başka çaresi yok ne yapacağız? Hangi merciye başvurduysak efendim kurulmayacak diyorlar. Arkamızdan film çeviriyorlar. Zaten bu Türkiye’de moda oldu. Bizi ancak sandıkta adam yerine koyuyorlar. Artık biz de sandıkta tepkimizi göstereceğiz bunun başka çaresi yok, nereyse nere artık çaresi yok. Ne yapacağız yetkililer kim ise zaten muhalefet partisinin elinde bir şey yok. Ben Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasaklı iken gittim mitingine. Şurada Çarşıbaşı’nda belki de 100 tane AK Partili yokken onlarla beraber gittim, oyda verdim. Ama maalesef gelgelelim hiç partide bulunmayan adamlar işini görüyor, biz bırak işimizin görülmesini, elimizdeki ekmeğiniz elimizden alındı. Artık az önce dediğim noktaya geliyorum, aç köpek fırın yıkar. Biz de o noktaya gelmiş bulunmaktayız. Biz de tepkimizi sandıkta göstereceğiz başka çaremiz yok.”

yillik-40-milyon-gelir

ÇEVREYİ KİRLETİYORLAR

Bölgede tekne tamiri yapan Muharrem Çağlar ise çevre kirliliğine vurgu yaparak, “Ben de balıkçıların burada babası sayılırım. Kayıklarının bütün arızlarını ben yaparım. İster istemez ortak oluyoruz bunların sorunlarına. Şimdi bir de bu havuzların çevre kirliliği var, benim dikkatimi çeken duyduğumda şu; havuzlardaki balıklara atılan yemlerden balıklar yiyebildiği kadar yiyor. Yemediği dibe çekiyor dipte mantar oluşuyor. Bundan bir ay önce mantarlar ilerdeki havuzlardan dolayı sahillere vurdu. Şurada bir plajımız var, belki burası yarın yağ olacak. Ölen balıkları da denize atıyorlar. Dipte ölen balıklar içerde saklamıyorlar, onlarda çevre kirliliğine sebep oluyor. Topak topak yağlar vurmuş deniz kenarlarına. Henüz buraya vurmadı ama Vakfıkebir‘in arkasında bir limanda plajda yağlar görünmüş. Arkadaşlar şahit olmuş yani. Bir de buranın çevre kirliliği var. Balıkçıların gerçekten burada sıkıntıları var. Hepsi buranın en gariban adamları. Balıkçının nesi var? Evine ekmek götürecek kadar bir gücü var. Havuzların buradan alınması lazım. Çözüm bu.” şeklinde konuştu.