Trabzon’da 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda işçi sendikaları arasında kriz çıktı. Türk-İş Sendikası Trabzon Şubesi Atatürk Alanı’nda basın açıklaması yaparken Emek ve Demokrasi Platformu’nun başlattığı yürüyüş de Atatürk Alanı’na ulaştı. Emek ve Demokrasi Platformu alanı girdiklerini belirterek Türk-İş’in programı sonlandırmasını istedi. Ses düzenekleri ile de Türk-İş’i baskılamaya çalıştı. Türk-İş Başkanı Gökhan Gedikli ise “Sesimizi ne bunlar kesebilir ne de solcu gözüken Solcular kesebilir.” dedi.

Trabzon’da 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda işçi sendikaları arasında kriz çıktı. Türk-İş Sendikası Trabzon Şubesi Atatürk Alanı’nda basın açıklaması yaparken Emek ve Demokrasi Platformu’nun başlattığı yürüyüş de Atatürk Alanı’na ulaştı. Emek ve Demokrasi Platformu alanı girdiklerini belirterek Türk-İş’in programı sonlandırmasını istedi. Ses düzenekleri ile de Türk-İş’i baskılamaya çalıştı. Türk-İş Başkanı Gökhan Gedikli ise “Sesimizi ne bunlar kesebilir ne de solcu gözüken Solcular kesebilir.” dedi. Platforma tepki gösteren Gedikli, basın açıklamasını tamamlamasının ardından işçilerle birlikte alandan ayrıldı. İşçiler Gedikli’ye “En büyük başkan bizim başkan” sloganlarıyla destek verdi.

EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMUNDAN HÜKÜMET KARŞISI SÖYLEMLER

İlk olarak emek ve Demokrasi Platformu üyeleri eski Öğretmenevi önünde toplanarak, kortej yürüyüşü başlattı. Yürüyüş öncesinde hükümet karşısı açıklamalar yapılırken, Gezi Parkı olayları üzerinden de iktidara adeta meydan okundu. Geçtiğimiz hafta bir hukuk cinayeti işlendiği savunulan açıklamada, “Gezi neydi? Gezi kardeşlikti. Dayanışmaydı, sevgiydi, saygıydı. Gezi toprağa, ağaca, yaşam alanlarına sahip çıkmaktı. Gezi de kadın erkek, genç yaşlı her kültürden insanlar bir aradaydı. Tahammül edemedikleri de buydu. Gezi çocuktur. Gezi gençtir. Gezi Cumhuriyettir. Gezi laikliktir. Gezi bağımsızlıktır.” ifadeleri kullandı. Çeşitli sloganların atılmasının ardından Türk-İş, Halkevi, Kolektif gibi çeşitli sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile kortej yürüyüşü başladı. Yürüyüş sırasında da davullar zurnalar çalındı, horonlar oynandı. Trabzonspor’un şampiyonluğu da unutulmayarak Bordo-Mavili camia kutlandı.

TÜRK-İŞ DE MEYDAN PARKI’NDA BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

Emek ve Demokrasi Platformu kortej yürüyüşü gerçekleştirdiği sırada Atatürk Alanı’nda da Türk-İş Trabzon İl Temsilcisi ve Yol-İş Sendikası Trabzon 1 nolu Şube Başkanı Gökhan Gedikli Türk-İş’e bağlı Sendikaların Şube Başkanları ile 1 Mayıs etkinliğinde toplanan kalabalığa hitaben bir konuşma yaptı. Başkan Gedikli, “1 Mayıs! Son elli yılda, bütün dünyada emekçilerin yaşama şartları her sene bir öncekine göre daha da kötüleşti. Resmi olarak neredeyse iki buçuk yılı geride bırakan Covid-19 Salgınının zor şartları ekonomik durgunluk ile birleşti, emekçilerin hayatı adeta kâbusa döndü… Hem ulusal hem de uluslararası alanda yaşanan bu gelişmeler, başta dar gelirliler olmak üzere, hayatını emeğiyle sürdüren herkesi olumsuz etkilemiştir.” ifadelerini kullandı.

Emekçilerin hayata tutunmaya çalıştığını kaydeden Başkan Gedikli, “Ekonomik ve sosyal alandaki mevcut sorunlarımız uluslararası alandaki gelişmelerin etkisiyle daha da arttı.  Türk Lirasının yabancı para birimleri karşısında yaşadığı değer kaybı üretim maliyetine olumsuz yansıdı. Alınan tedbirlerle genel ekonomik teamüllerden farklı politika uygulama girişimleri devreye sokuldu.  Ama beklenen olumlu gelişmeler ortaya çıkmadı.  Hem üretici hem de tüketici fiyat endeksleri ciddi oranlarda arttı. Dar ve sabit gelirli milyonlarca emekçinin satın alma gücü, ücretlerdeki artışlara ve iyileştirmelere rağmen geriledi. Asgari ücretin vergi dışı bırakılması fiyat artışının gölgesinde kaldı.  Ekmekten şekere, etten süte, meyve ve sebzeye kadar tüm temel gıda ürünlerine yüzde yüzü aşan zamlar sonucunda emekçilerin geçim şartları da daha da ağırlaştı.  Zam dalgası sadece gıda ürünleriyle sınırlı kalmadı… Akaryakıttan doğal gaza, elektrikten suya; ulaşıma yani tüm temel hizmetlere gelen zamlar durmak bilmedi… Zamlar günden güne; kimi zaman saatten saate geldi. Dün bir olan bugün bir buçuk oldu, sabah iki olan akşama üçe çıktı… Resmi verilerle yıllık yüzde 61’i aşan enflasyon karşısında; işçinin, emeklinin, çiftçinin, esnafın yani toplumun üreten kesimlerinin eline geçen gelirin büyük bölümü temel harcamalarına bile yetmez oldu.  Yani emekçiler sadece ve sadece hayata tutunmaya çalışıyorlar…  Adeta bir zam sağanağı altında kalan ücretli çalışanların çok sınırlı bir bölümü sendikaları sayesinde ayakta kaldı. Koruyucu şemsiyeleri olan sendikal örgütlülük çatısı altında kendilerini kısmen koruyabildi… Sendikal koruma kapsamında olmayanların örgütlenme mücadelesi ise bu dönemde hız kazandı. Bu gelişmeler, kamunun istihdamın sağlayıcısı ve düzenleyicisi olarak önemini bir kez daha gözler önüne serdi… Bu dönemde, kayıtdışı istihdamın ve ucuz emeğe dayalı göçmen işçiliğin yakıcı etkileri daha görünür oldu.” değerlendirmelerinde bulundu.

SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ TEK TEK DİLE GETİRİLDİ

Sorunları ve çözüm önerilerini de sıralayan Türk-İş Başkanı Gedikli, şunları kaydetti: “Reel ücretlerin ve satın alma gücünün korunması ve artırılması sağlanmalıdır. Bunun için öncelikle enflasyon artışına yol açan olumsuz şartlar ortadan kaldırılmalı, koruyucu ve kapsayıcı ekonomik ve sosyal politikalar benimsenmeli ve özelleştirmeler durdurulmalıdır. Yılbaşında asgari ücrete yapılan zamlar enflasyon canavarına yenilerek 1-2 ay içerisinde çalışanların elinden alınmıştır. Dolayısı ile asgari ücretin yeniden değerlendirilerek 6.aydan sonra yeni bir zam daha yapılması gerekmektedir. Türk-İş’in açıklamış olduğu Nisan ayı açlık sınırı 5 bin 323 TL. Yoksulluk sınırı ise 17 bin 340 TL’dir. Buna göre asgari ücretin ve bütün çalışanların ücretleri acilen artırılmalıdır.  Yine emeklilerimize verilen zamlar ve resmi enflasyonun %61 olduğu bir ortamda emekli ikramiyelerinin sabit kalması çok üzücüdür ve düzeltilmesi gerekmektedir. Yabancı para birimleri karşısındaki TL’nin değer kaybının engellenmesi hem üretim hem de tüketim açısından zorunludur. Türkiye çokuluslu şirketlerin “ucuz emek deposu” değildir. Katma değeri yüksek mal ve hizmet üretimi, bir diğer ifadeyle “üretim üssü” haline gelmek nitelikli işgücünü, kapsamlı eğitim ve istihdam politikasını gerektirir. Böyle bir hedefi gerçekleştirmek için yapısal düzenlemeler yapılmalıdır.  

BESİCİLİĞE VE TARIMA DESTEK VERİLMESİ GEREKTİĞİ VURGULANDI

Yerli besicilik ve tarıma gereken destekler sağlanmalıdır. Yerli üretimde araziye değil, ürüne teşvik verilmeli ve buna göre üreten çiftçi kazanmalı ve üretim artırılmalıdır. Milli tarım ve tohum politikası daha da fazla ve acil olarak oluşturulmalıdır.  Nominal ücret artışları nedeniyle işçi çıkarma eğiliminde olan, karından zarar etmemek için emekçileri kapı önüne koyma eğilimi sergileyen işverenlere karşı, bir yandan mücadele yoğunlaştırılmalı, diğer yandan bu eğilime karşı yaptırımı ön gören mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Güvencesizliğin panzehri sendikal örgütlenmedir. Sendikal örgütlenme emekçinin güvencesizliğine karşı can simididir. Kayıt dışı, kuralsız çalışan motorlu kuryelerden, merdiven altı imalathanelerde üretim yapan tekstil işçilerine kadar, farklı işkollarındaki tüm güvencesiz işçiler, sendikal örgütlülüğün koruyucu şemsiyesi altına alınmalıdır. Sendikal örgütlenmenin işçilerin özgür iradeleriyle, herhangi bir işveren baskısı veya bürokratik baskı olmadan sağlanabilmesi gerekir. Türk-İş sendika seçme özgürlüğünü baskı altına alan işveren ve bürokratlara karşı önceden olduğu gibi önümüzdeki dönemde de meşru her türlü mücadeleyi sürdürecektir. Sendikaların önemli savunma aracı sosyal devlet politikalarıdır. Üretimle sağlanan milli gelir artışı, bunu sağlayan geniş kesimlere adaletli dağıtılmalıdır.  Yani fakirden alınıp zengine değil, zenginden alınıp fakire verilmelidir. Sosyal Devlet yeniden ve daha güçlü bir şekilde yaşama geçirilmelidir. Geçici işçilerin daimi kadro talebi karşılanmalıdır. Geçici işçilerin kadroya alınması, kesintisiz olarak çalışmaları sağlanmalıdır. Örneğin Sadece Milli eğitimde 32 bin üzerinde 10 ay çalışan işçi kardeşlerimiz vardır.  Kamuda taşeron çalıştırma sonlandırılmalıdır.”

Başkan Gedikli, işçilerin taleplerini dile getirmeyi sürdürürken Emek ve Demokrasi Platformu Atatürk Alanı’na giriş yapmaya başladıklarını duyurarak Türk-İş’in programını sonlandırmasını istedi. Ses düzenekleri ile de Türk-İş’i baskılamaya çalıştı. Türk-İş Başkanı Gökhan Gedikli ise “Sesimizi ne bunlar kesebilir ne de solcu gözüken Solcular kesebilir.” diyerek platforma adeta meydan okudu. İşçiler Gedikli’ye “En büyük başkan bizim başkan” sloganlarıyla destek verdi.

TOKİ Başkanı Bulut'un abla acısı TOKİ Başkanı Bulut'un abla acısı

KONUŞMASININ KESİLMESİNE MÜSAADE ETMEDİ

Başkan Gedikli, platformun yüksek sesle yaptığı açıklamalara rağmen konuşmasını kesmeyerek, “İşyerlerinde ayrımcılığın hiçbir türüne, kadına şiddete, mobbing ve tacize müsaade edilememelidir. Sendikaların yaşanan çatışmaları doğru bir şekilde değerlendirip ona göre tavır almaları, dünyadaki tüm emekçilerin yararına olacaktır.  Türk-İş 70 yıllık geçmişinden aldığı güçle işçilerin, mağdurun ve mazlumun yanında olma sorumluluğunu yerine getirmeye devam edecektir.  Buradan tekrar sesleniyoruz. Kamuda taşeron işçiliğine, iş yerlerinde ücret adaletsizliğine, geçici ve mevsimlik işçiliğine, güvencesiz çalıştırmaya, KHK adaletsizliğine, iş cinayetlerine, kitlerde kadrosuzluğa, kadına şiddete son. Yoksulluğa ve hayat pahalılığına hayır.” ifadelerini kullandı. Gedikli, alanda farklı bir tatsızlığın yaşanmasının önüne geçebilmek adına tüm işçilerin peşinden sendika binasına gelmesini isteyerek alandan ayrıldı.