Biz Trabzon’da doğduk, büyüdük ve Trabzon’daokuduk, işimizi de burada sürdürüyoruz. Allah’aşükür geldiğimiz noktadan memnunuz. Yaklaşık 15-20yıl önce daha büyük bir şehirde bu işi yapmış olsaydıkbugünkü konumumuzun daha ilerisinde olabilirdik.

Trabzon iş dünyasının başarılı isimlerinden Ekrem Çapkınoğlu, baba mesleği olarak başladıkları inşaat sektöründeki çalışmalarını mimar kardeşi Cem Çapkınoğlu ile sürdürürken, beyaz eşya ve elektronik, enerji ve turizm sektöründe de yatırımlara imza attı.


Değişik işletmelerinde 50’nin üzerinde personel istihdam eden Çapkınoğlu, “Kendimi en mutlu hissettiğim an, ayın 1’i geldiğinde personelimin maaşlarını ödediğim andır.” diyerek alın teri ve emeğe olan saygısını dile getiriyor.


“Evliliğim, hayatımdaki en önemli dönüm noktasıdır.” diyerek eşine vefasını dile getiren Çapkınoğlu, Vestel markasıyla başladığı yolculuğunu da iş hayatındaki ‘en önemli an’ olarak belirtiyor. “Eğitim her şeyin başıdır.” diyen, küresel yenilik ve gelişmelere açık kişiliğiyle İngilizce ve Rusçayı öğrenen Ekrem Çapkınoğlu, gençlere önemli bir tavsiyede bulunuyor: “Gençler dışarı çıkıp dünyayı görsünler, oradaki gelişmeleri, şehirciliği buraya aktarsınlar.” Trabzon iş dünyası ve sosyal hayatının önemli ismi Ekrem Çapkınoğlu ile iş yaşamını, başarı hikâyesini, TTSO’yu ve Trabzon’un geleceğini konuştuk.

Ekrem Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
1961 yılında Trabzon’da doğdum. İlk, orta ve lise tahsilimi Trabzon’da tamamladım. 1978 yılında Trabzon Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1984 yılında da KTÜ İnşaat Mühendisliği’ni bitirdim. Bir süre inşaat sektöründe çalışmalar yaptım. 1995 yılında Vestel bayiliğini alarak beyaz eşya sektörüne adım attım. Bugün de beyaz eşya, mobilya, turizm ve kısmen de inşaat sektöründe çalışmalarımı sürdürmekteyim. Evli ve 3 çocuk babasıyım.


Ekrem Bey, baba mesleğiniz dolayısıyla mı inşaat mühendisliği okudunuz?
1978 yılında Trabzon Lisesinden mezun olduktan sonra girdiğim üniversite sınavında önce eğitim enstitüsünü kazandım ama hedefim inşaat mühendisliği olduğu için okumadım ve tekrar sınava girdim. Bu kez de KTÜ Fizik Bölümü’nü kazandım. Fakat kararlıydım ve bir kez daha sınava girdim, sonunda inşaat mühendisliğini kazandım. Fizik bölümüne bir yıl devam ettim. Hattâ burada benim için önemli olan bir olay da gerçekleşti. Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu, fizik bölümünden benim okul arkadaşımdı. Kader bizi Merinos Mobilya’nın Trabzon ve bölgedeki en büyük bayisi olarak bir yerde buluşturdu. İnşaat fakültesini isteyişimin nedeni, babamın inşaat teknikeri olmasıydı. Kendisi Bayındırlık’ta, Karayolları’nda uzun yıllar çalıştı. Daha sonra küçük çaplı müteahhitlik işleri yapmaya başladı. Biz de ‘ailenin büyüğü babanın işini devralır’ düşüncesiyle inşaat mühendisliğini seçtik. Böylece inşaat sektöründe iş yaşamınıza adım attınız… Evet, 1985-86 yılından beri de babamla birlikte inşaat sektöründe çalışmaya başladım. Uzun yıllar kamu kuruluşlarının binalarını yaptık. Bu çalışmalarımız takdir ve teşekkür belgesi alınarak teslim edilmiş başarılı projelerdi.


Daha sonra 1995 yılında mevcut işlerimiz devam ederken Trabzon’da uzun yıllar ticaret yaptık. Vestel gibi bir firmayı Zorlu Grubu’nun Asil Nadir’den almasıyla bizim de Vestel’le buluşmamız o döneme denk geldi. 1995 yılında ilk Vestel bayiliğimizi aldık. Şimdi 2 bin 400 metrekare alanda Merinos Mobilya ve Vestel bayiliğimiz devam ediyor. Bir de Mobinda Mobilya var.


KALİTEDEN TAVİZ VERMEDİK


Bunlar devam ederken inşaatçılık da yaptık. Kamuya iş yapmayı bıraktım çünkü çok büyük kırımlar, tenzilatlar oluyordu. Biz kendi yaptığımız inşaat standartlarında öyle oluşumlarda olmayı risk olarak gördük, kaliteden taviz vermek istemedik. Babamızdan da ‘yapacaksan en iyisini yap’ anlayışını gördüğümüz için bunu yapmadık.


Şu anda ağırlıklı olarak hangi sektördesiniz?
Şu anda ağırlığımız beyaz eşya ve mobilya sektöründe. Trabzon’da 6 noktada iş yerimiz var. Bir de enerji sektöründe faaliyetimiz var. Kahramanmaraş’ta bir HES yatırımımız var.


Biz bir aile şirketiyiz. İşimizi babamızdan devraldık. Ben inşaat mühendisiyim, kardeşim Cem ise mimar. Birlikte çalışıyoruz. Turizm sektöründe de ortak yatırımımız var. Söğütlü’de 50 yataklı bir butik otel yaptık. İnşallah orayı da Trabzon turizmine kazandıracağız.


TİCARETTE AYAĞIMIZI YERE SAĞLAM BASMAYA ÇALIŞTIK


İnşaat sektöründe başarılı işler yaptıktan sonra neden dışında kaldınız?
Biz ticarette ayağımızı yere sağlam basmaya çalıştık. Çok riskli işlere girip çok açılmadık. HES işinde de ciddi bir yatırım yaptık. Biraz durakladık ama bundan sonra yapmayacağımız anlamına gelmez tabii. Bana işimi sordukları zaman hep inşaat mühendisiyim dedim. Mesleğimle de gurur duyuyorum. 30 yıldan fazladır inşaat mühendisiyim.


Ekrem Bey, iş hayatında hedefl erinize hangi oranda ulaştınız?
Biz Trabzon’da doğduk, büyüdük ve Trabzon’da okuduk, işimizi de burada sürdürüyoruz. Ama Allah’a şükür geldiğimiz noktadan memnunuz. Yaklaşık 15-20 yıl önce daha büyük bir şehirde bu işi yapmış
olsaydık bugünkü konumumuzun daha ilerisinde olabilirdik. Bu da bir kader tabii. İşletmelerimizde 50’ye yakın personel istihdam ediyoruz. Neredeyse küçük bir fabrika kadar.


Babanızdan gelen bir aile şirketi var. Zor süreçlerden, ekonomik
kriz dönemlerinden geçildi. Bu gemiyi başarıyla yürütüyorsunuz. Bu
başarının sırrı nedir?

Gerek inşaat sektöründe, gerekse ticarette öncelikli hedefimiz şu oldu; işimizden hiçbir zaman ödün vermedik, disiplinli bir çalışma sergiledik. Hesabımızı düzgün yaptık. Bu süreçte en önemli felsefemiz; ayın 1’i olunca bütün çalışanlarımızın maaşının öncelikle verilmesidir. İşçinin alın teri kurumadan ücretinin verilmesini felsefe edindik. Bu, babamızdan aldığımız ticari bir kültürdür. Alışveriş yaptığımız firmalarla da bu anlayışla çalıştık. İnsanların emeğini, alın terini hiçe saymamalısınız. Önem vermek, söz verince tutmak, taahhütlerinizi yerine getirmek çok önemli. Babadan böyle gördük. İstikrarlı büyüme de böyle gerçekleşiyor. İşinize bağlıysanız, iyi bir iş ve aile hayatınız varsa diğerleri de peşinden geliyor. Yaptığınız yatırımları da sağlam zemin üzerinde yapmalısınız. Biz bunu ilke edindik. Bu noktada da Allah’a şükür başarılı olduğumuzu düşünüyoruz.


İŞ HAYATIMDAKİ BAŞARIMDA EN ÖNEMLİ ETKEN EŞİMDİR


İş hayatınızda önemli kırılma anları yaşadınız mı?
Öncelikle şunu söyleyeyim; iş hayatımdaki başarımda en önemli etken benim eşimdir. En büyük destekçimdir. Bunu altını çizerek söylemek istiyorum. Aile düzenimiz, çocuklarımızın yetişmesi ve işimle ilgili en büyük destekçim olmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum. Yatırım noktasına gelince, gerçekten güzel işler yaptık. Zorlu Grubu’nun Vestel gibi bir markayı dünya markası yapması, Zorlu Grubu’nun bu markayı aldığında bizim de bayiliğini almamız önemliydi. Çünkü o büyümeyle siz de büyümüş oluyorsunuz. 1995 yılındaki Vestel ile 2016 yılındaki Vestel arasında inanılmaz farklar var. Türkiye’nin beyaz eşya ve elektronikte yıllardır ihracat lideridir. Bizim bu kararı vermemiz iyi bir karardı.


BİZ KOLTUKTAN GÜÇ ALMAK DEĞİL, VERMEK AMACIYLA SİYASETE GİRDİK


Ekrem Bey, siz siyasetten spora, sivil toplum kuruluşlarına kadar aktif bir şekilde sosyal hayatın içindesiniz. Biraz da bunu konuşalım.
1990’lı yıllarda Anavatan Partisinde değişik kademelerde siyaset yaptım. Ardından Demokrat Parti ve son olarak da 2015 yılında Merkez Partisinde kurucu il başkanı ve milletvekili adayı olarak siyaset yaptım. Tabii ben kendi felsefemde illa bir yerlerde yer almak gibi bir amacım olmadı.


Biz koltuktan güç almak değil, vermek amacıyla bu işlere girdik. Yoksa biz de güçlü partilerde görev yapardık. Ama çizgimizi bozmadık, özümsemediğim yerde aday değil, aday adayı da olmayı uygun görmedim. Akçaabat Sebatspor Kulübünde Kazım Kolot ve Selami Yardım döneminde Yönetim Kurulu üyeliği yaptım. 15 yıl mahallemizin futbol takımı Kavakmeydanspor’un kulüp başkanlığını yaptım, amatör spora destek verdim.


TTSO’ya 1995 yılında 30 yaşında meclis üyesi seçildim. En genç üyelerden biriydim. Meclis Başkanımız Ali Osman Ulusoy’du. Yönetim Kurulu Başkanımız ise Mazhar Afacan’dı, hepsini rahmetle anıyorum.
2005-2009 yılları arasında Şadan Eren Bey’in başkanlığında yönetimde görev aldım ve başkan yardımcılığı yaptım. Şu anda da meclis üyeliğimiz devam ediyor. Bir dönem de yerel bir gazetede köşe yazarlığı yaptım, fikirlerimi kamuoyuyla paylaştım.

Trabzon'da TTSO toplantısı gerçekleşti Trabzon'da TTSO toplantısı gerçekleşti


TTSO’ya genç yaşta seçildiniz. Bu kararı nasıl verdiniz? Daha sonra yönetimde görev aldınız. Sizce TTSO, şehir ve iş dünyası için ne anlam ifade ediyor?
1995 yılında o dönem bir ağabeyimiz bize; ‘Bu kurumlar Trabzon için önemlidir; kent hassasiyetlerini, sorumluluklarını dile getiren önemli bir sivil toplum kuruluşudur, aday ol.’ dedi. Ben de aday oldum. Seçimi üyelerin, delegelerin teveccühüyle kazandık.


Ancak şunu özellikle ifade etmek isterim; TTSO gibi önemli sivil toplum kuruluşları sadece seçim döneminde hareketli olan, gündeme gelen kurumlar olmamalıdır. Trabzon’da 6-7 bin tüccar ve sanayicinin arasından önce meslek komiteleri, sonra meclis üyeleri oluşuyor, oradan da 11 yönetim kurulu üyesi seçiliyor ve TOBB delegeleri seçiliyor. Aslında çok önemli bir kurum ve yapılanma. Ancak seçimlerde resmen sandıklar kırılıyor, büyük hareketlilik yaşanıyor. Fakat seçimler bitince mecliste, yönetim kurullarında aynı hareketliliği ve aktifl iği göremiyoruz. Bugün TTSO 7 bin üyeyi temsil ediyor ve ciddi bir bütçesi var. En azından kent hassasiyetlerini yeri geldiği zaman dile getirmek zorundasınız. Temsiliyetini yaptığınız tüccar ve sanayiciniz adına bunu yapmalısınız, onlara bunu hissettirmelisiniz.


‘Bunlar yapılmıyor’ anlamında söylemiyorum ama biraz daha ses getirmesi lazım.


Yönetim ve meclis üyeliklerine talip olan arkadaşlar seçiliyorlar, 4 yıl geçiyor bir arkadaşımız kürsüye çıkıp da söz almıyor. Sektörünün, kentin sorunlarını dile getirmiyor. Bu doğru değil. Bir yerde kanaat
önderi olarak bulunuyorsak ve birilerini temsil ediyorsak mesleki ve kent sorunlarını gerek eleştiri, gerek öneri noktasında dile getirmeliyiz. TBMM’de de açıkça her şey konuşuluyor. Rahmetli Ali Osman Ulusoy nur içinde yatsın, her zaman bunu dile getirirdi. “Buralara seçilerek geliyorsunuz; çıkın konuşun, eleştirinizi dile getirin.” derdi. Maalesef bunlar çok az oluyor. Bunlar çekingenlikten mi siyasi çekince mi iç dünyalarıyla ilgili mi bilmiyorum. Elbette biz TTSO’da siyaset yapmayacağız ama Trabzon’da bir imar katliamı yaşanıyorsa bunu dile getirmeliyiz, altyapı eksikliği varsa turizmin önünü açacaksak bunu dile getirmek lazım. Bakın bugün Körfez ülkelerinden çok sayıda turist ilimize geliyor, şehrimize döviz bırakıyorlar ama bazı yanlışlar yapılıyorsa bu yanlışları dile getirmek, yapılmasına engel olmak lazım. Bunun için koordinasyon kurulları kurulmalı. Bu insanları darıltmamalıyız. Bunları konuşmalıyız. Esnaf odaları da, TTSO da sessiz kalıyor. Bunu eleştiri anlamında söylemiyorum, öneri anlamında dile getiriyorum.


Biraz da Trabzon’a dair konuşalım. Bu şehrin gelişmesi için neler
yapılmalı?

Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Oda’ya toplantıya gelmişti. Orada bir sunum yapmıştı. Ben kendisine; “Sayın Başkan; özellikle Karadeniz Sahil Yolu’ndan kuzeyden güneye doğru bakıldığında gerçekten gerek ana yol üzerinde, gerekse arka planda estetikten yoksun bir yapılaşma gözükmektedir. Bununla ilgili belediyeler organlarıyla bazı kararlar almalı, adımlar atmalı. Trabzon daha estetik bir şehir hâline gelmeli.” dedim.


Bugün Avrupa’ya gittiğimizde bunu görüyoruz. Tarihi dokular korunmuş. En azından binaların dış cepheleri boyalı, belli bir düzen var. Bunu Trabzon’da göremiyoruz. Çukurçayır’a bakıyoruz beton yığını
hâline gelmiş. İmar, diğerlerini etkileyen çok önemli bir konu. Kent Çevre Düzeni Planı diyoruz, bunlar iyi işlenmeli. Kentin konut alanları, ticaret alanları, sanayi alanları iyi işlenmeli. Bunlar eksik. Bunun dışında Trabzon’da kar yağıyor, şiddetli yağmur yağıyor hayat felç oluyor. Bu anlamda altyapı eksikliği var. Bunun mutlaka düzeltilmesi gerekiyor. Ona göre kadrolar oluşturmalıyız.


Bugün Trabzon, Büyükşehir Belediyesi oldu, çalışmıyorlar demiyorum ama Trabzon kentini biraz daha estetik hâle getirmeli, altyapıyı güçlendirmeliyiz.


MEGA PROJELER LAFTA KALMAMALI


Zaman zaman Çakırgöl gibi çeşitli projeler gündeme geliyor, bunlar hayata geçirilmeli. Lafta kalmamalı. Bakıyorsunuz bir proje ortaya konuluyor, 5-10 sene sonra aynı projeler yeniden konuşuluyor. Bunu siyasetçileri eleştirmek anlamında söylemiyorum ama bu böyle. Havalimanı
ikinci pisti yıllardır gündemde, konuşuluyor; yoğunluk var deniliyor ama hâlâ çalışma yok. Çamburnu Yeniay Tersanesi yapılacak, büyük bir üretim yeri olacak, binlerce insan çalışacak deniliyordu. Bugün
nerede, hangi durumda? Trabzon bana göre biraz daha hak ettiğini almalı.


ORTAK AKILLA HAREKET EDEREK KENTİMİZİN ÖNÜNÜ AÇACAK ADIMLARI ATMALIYIZ


Peki, sizce hangi sektörlere öncelik verilmeli?
İstihdamın artması, şehrin ekonomisinin güçlenmesi için yatırımcılara büyük iş düşüyor. Birçok konuda TKDK gibi, DOKA gibi kurumların, AB fonlarının destekleri var. Yatırımcılar bunlarla ilgili araştırmalar yapmalı.


Turizm iyi bir noktada, güzel bir dönem geçiriyoruz; yeter ki bölgemizi, ilimizi tanıtalım ve gerekli adımları atalım. Hayvancılıkla ilgili de güzel destekler var. Onun dışında birçok küçük ve orta boy işletmelere destekler var. Yatırımcılar bunları araştırmalı. Burada iş dünyasına da önemli görevler düşüyor. Ortak akılla hareket edilerek kentimizin önünü açacak adımları atmalıyız.


Bakıyoruz Yomra Kaşüstü’ne; hastane burada, adliye sarayı burada, müthiş bir yapılaşma var. Dünya Ticaret Merkezi’nin önündeki ana yolda büyük tıkanma yaşanıyor. Burada çalışma yapılmalı, kentimizin trafi k ve otopark sorunu var. Belediyeler burada gerekirse katlı otoparklarla bu sorunu çözmeli.


Kentin estetiğini ortaya koyacak, dışarıdan cazibe merkezi hâline getirecek bir teleferik sistemi yapılabilir, raylı sistem oluşturulabilirdi. Zamanı ve enerjiyi iyi kullanabilir ve kolektif iş yapma bilincini daha da geliştirebilirsek Trabzon’u daha da geliştirebiliriz. Bizim şehrimizin bu yönde bir eksiği mi var, bilinç değişikliği mi gerekiyor?


Bu şehirde konsensüs sağlanamıyor. Birisi bir şey yapsa veya söylese hemen dışlanıyor, eleştiriliyor. Aslında küçük bir kentte yaşıyoruz ama Trabzon ismi büyük bir şehir.


Trabzonspor’umuz bir marka, üniversitemiz var ama ortak akılla bir araya gelinemiyor. Eskiden TTSO’da kent sorunları ve çözüm önerileri konulu toplantılar yapılırdı. Her kesimden katılımlar olurdu, şu anda bu toplantılar yapılıyor mu? Yapılmalı. Herkes kendi hâlinde, böyle olmaz. Ama ben şuna inanıyorum; bu kentte girişimci bir kuşak var. Bu genç kuşak güzel şeyler yapabilir. Bir araya gelerek güzel projelere imza atılabilir. Eleştirmekten, öneri yapmaktan korkmamalıyız. Bu kentte böyle bir sorun var; bir şey söylüyorsunuz siyaset yapıyorsun diyorlar, böyle olmamalı. Biz bu kentte yaşıyor, işimizi yapıyorsak, ekmeğini yiyip suyunu içiyorsak, kente vefa borcumuz var demektir. Dolayısıyla kent adına her şeyi söylemek zorundayız, belli bir üslup çerçevesinde bunu da herkes yapmalı.


GENÇLER YURT DIŞINA ÇIKSINLAR, UFUKLARINI AÇSINLAR


Ekrem Bey, genç nesle tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki artık global bir ekonomide yaşıyoruz. Dışarı gitsinler, görsünler. Ufukları açılır. Ayrıca muhakkak en az bir yabancı dil bilsinler. En geçerli dil İngilizce. Benim 2 dilim var; İngilizce ve Rusça. Azmettim, öğrendim.


Gidip oradaki gelişmeleri görsünler, şehirciliği buraya aktarsınlar. Dürüst olduktan sonra her şey çözülür. Asla ve asla sözünü çiğnemesinler, başarılı bir iş adamının verdiği sözü mutlaka tutması lazım. Söz mihenk taşıdır, o çizgide devam ederseniz kesinlikle başarılı olursunuz. Bu bir felsefe olmalı, bütün hayatı kapsamalı.


Biraz da size dair konuşalım. Boş vakitlerinizde neler yaparsınız? Hobileriniz var mı?
Uzun yıllar Trabzon Liselerinden Yetişenler Kültür ve Dayanışma Derneğinde musiki korosunda ut çalıyordum. Son 1-2 yıldır devam edemedim. Hafta sonlarını da buradaki imkânlar nispetinde ailemizle, çocuklarımızla geçiriyoruz. Trabzonspor maçlarına burada olduğum sürece giderim. Burada yeri gelmişken şunu söyleyeyim; bizler Trabzonspor’a sahip çıkmalıyız. Trabzonspor’a destek olmamız lazım. Trabzonspor bir markadır, ben Trabzonspor’suz bir Süper Lig, bir Avrupa asla düşünemiyorum.


Son olarak neler söylemek istersiniz?
Rahmetli Meclis Başkanımız, büyüğümüz Ali Osman Ulusoy’un önemli bir sözünü hayatıma feyz aldım. Bana derdi ki; “Çapkınoğlu, hayat bir tecrübedir; her tecrübe bir zarardır, her zarar bir sermayedir,
yine de yaşam bir mücadeledir.” Bunu hiç unutmadım.

Ekrem Bey teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.