İMAM EFENDİ NE DİYOR?

“Tekere çomak sokulmasaydı” yazıma eski başkan Turan Altuntaş noter aracılığı ile tekzip gönderdi.

Altuntaş’ın gönderdiği tekzibi Cuma günü noktasına virgülüne dokunmadan aynı köşeden yayınladık.

Öncelikle şunu belirteyim, köşemde yeri geliyor nalına da vuruyoruz, mıhına da.

Yeri geliyor birilerinin nasırına da basıyoruz.

Yaptığımız işin fıtratında var bu.

Bundan dolayı da nasırına bastıklarımız noter kanalıyla yazdığımız yazıyı tekzip etme yolunu…

Veya mahkeme yolunu seçiyorlar.

Haklarıdır da, elbette buna bir şey deme ve yazma hakkımız yok.

Amma nasırına bastıklarımızın şunu da bilmelerinde faydaları var.

“Çiğ et yemedik ki, karnımız ağırsın”

Dolayısıyla doğru bilip, inandıklarımızı bu zamana kadar yazdık ve yine de yazmaya devam edeceğiz.

Bundan da Turan Altuntaş’ın zerre kadar şüphesi olmasın!

Dün neysek bugün de oyuz.

Yani “pilavdan dönenin kaşığı kırılsın”

Eski başkan Altuntaş gönderdiği tekzipte söylemediği şeyleri onun ağzından söylediği gibi gösterildiğini bu ithamlar üzerinden haksız propaganda yapıldığını belirtiyor.

Ben yazımda, kendi döneminde diye ifadeyi kullanmıştım, o ise ağzından kullandığımı belirtmiş tekzibinde.

Olsun be gardaş ne diyelim, “şeriatın kestiği parmak acımaz!”

Halbuki dik duruşuyla birlikte söylemlerinin doğruluğu ile övünen sayın Altuntaş’ın, şahsıma karşı telefonda kullandığı ifadeleri de noter aracılığı ile bana göndermesini çok isterdim.

O zaman kendisine helal olsun der!

O zaman kendisini takdir ederdim!

Ama yapamadı sayın Altuntaş bunu.

Her zaman yaptığını yaptı, ”çamur at izi kalsın” O yine bu yolu seçti.

Ben hala bekliyorum telefonda yaptığımız konuşmaların noter aracılığı ile bana gönderilmesini.

Eğer ki göndermesin!

Eğer ki inkâr etsin!

Altuntaş’ın telefonda şahsıma söylediklerini ifşa edip hakkında suç duyurusunda bulunacağım.

Hatta inkâr ederse konuşma tepelerini isteyip mahkemeye delil olarak sunacağım.

Hatta inkar ederse Altuntaş ile konuşurken yanımda o an olanları mahkemede şahit göstereceğim.

Yok öyle “üç kuruşa beş köfte” almak…

üç kuruşa beş köfte” almalar eski dönemlerde kaldı!

Ha az daha unutuyordum.

Seçim sathına girildiğinde kimin hakkında ne iddia var ise de o iddiaları da belgelere, bilgilere dayandırarak buradan kamuoyunun bilgisine arzı endam edeceğim.

Son söz tekzip ile ilgili.

Hani ya görüntülü telefon konuşmamızda bana diyorsun ya Sayın Altuntaş ”Beni tanımaysın mi”

Bak o söylediğin söze şöyle cevap vereyim!

Cenaze namazında musalla taşındaki kişi için imam efendi “Er kişiyi nasıl bilirsiniz” diye cemaate doğru seslenir.

Cemaat de imam efendinin seslenişine ”İyi biliriz iyi” diye cevap verir.

Bende seni “iyi bilir iyi tanırım” Sayın Altuntaş.

Dip not; Maç yeni başlıyor!!!

AKSİNİ İDDİA EDEN VAR MI?

Ne yapalım?

Doğruları yazmayalım mı?

Yapılanları görmeyelim mi?

Hayata geçirilen projeleri es mi geçelim?

Sahi ne yapalım?

Yiğidin hakkını yeri geldiğinde kendisine teslim etmeyelim mi?

Tekzibinizde diyorsunuz ki mevcut yönetimin savunmasını ve propagandasını yapıyor.

Sorarım sizlere, doğruları ve yapılanları yazmakla, taraf olmanın ne alakası var?

Ahan da Şoförler ve Otomobilciler Odasının yaptıklarını madde madde yazıyorum…

1- Çekici 7/24 ücretsiz hizmet veriyor

2-Kontrol aracı/ şehir içinde 40’ın üzerinde korsan taşımacılık yapan araçlar bağlanarak esnafın hakkı korundu.

3-Avukatlık Hizmeti/ Üyelere ücretsiz danışmanlık hizmeti sunuluyor.

4-İndirimli araç sigorta hizmeti sunuluyor.

5-Durakların revizyonu/ Şehir içinde Taksi ve dolmuş durakları yenilendi, yenileme çalışmaları devam ediyor.

6-Ramazan’da üyelere binlerce kumanya yardımı yapıldı.

7-Üyelere misafir odaklı hizmet sunularak, işleri eksiksiz giderilmeye çalışılıyor.

Bu yazılanlara itirazı olan var mı?

Soruyorum Var mı? varsa yanlış, bunlar yapılmadı diyen,  söylesin onları da yazalım.

Amaç suyu bulandırmaksa onu ben racon kesemem.

Amaç hak hukuk deniyorsa…

Amaç şoförün hakkı diye söyleniyorsa…

Amaç şoför esnafının menfaatini ve çıkarını korumak içinse…

Evet, hemşerim sizi bilmem ama ben burada varım.

Üstelik başkan kim olursa olsun varım…

YAPMA HOCAM BE!

Trabzonspor’un Mali Genel Kurulda Ahmet Ağaoğlu ”Abdulkadir Ömür’ü 23 milyona satmadığına pişman” olduğunu açıklamıştı.

Bu gün olsa hemen satarmış!

Oooo Başkancağızım “Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti” o dündü, dün dünde kaldı, biz bu güne bakalım he ne dersin can cazım?

Sonra Abdulkadir Ömür’ün transferi senin anlattığın gibi gelişmediğini bizleri bir kenara bırakın, eski bakanımız berat Albayrak’tan iyi bilen var mıdır?

O gün Ömür’ün transferi gündeme geldiğinde eski bakan Berat Albayrak Abdulkadir’i Ankara’ya çağırmış “Transferinin henüz erken olduğunu bu sezon devam etmesini istediğini” kendisine söylemişti .

Senin bundan haberin yok mu?

Gerçi günahını almayalım, senin haberin nereden olacaktı ki, zatıaliniz gemilerini büyütüp yüzdürmekle meşguldü!

Demem o ki sen başkan olarak Abdulkadir’in transferinde bir dahlin olmamıştı, olamazdı da.

Eski bakanımız Berat Albayrak kalmasını istediğini için Abdulkadir’in transferi gerçekleşmemişti!

Bu böyle biline.

Ey gidi Ağamın oğlu Eskişehirspor’a imza verme işi gibi bunu da yüzüne gözüne bulaştırıp, bizleri yanıltmaya çalıştın!

Ama yemedi kimse, yemiyor da…

Bunu da bilesin.

NE VERDİN ABİ ONUDA AÇIKLA?

Verdik, yaptık, ödedik diyorsun.

Eeee güzel…

Bu söylemlerden iyisi “şamda kayısı”

O nedenle,  bizlerde sana helal olsun diyoruz!

Ve buna mukabil “en büyük başkan bizim başkan” diye de omuzlara alıp taşıyoruz!

Mali Genel Kurulda Muharrem Usta’dan bahsetmiştin…

Trabzonspor’un Avrupa’ya gidemeyişinin nedenini Usta’ya bağlamıştın.

Peki sayın Başkan Ağaoğlu Avrupa’ya gidilememesinin nedeni Usta’dan dolayı mı, yoksa bir evrakın sümen altı yapılmasından dolayı mı olmuştu?

Öyle zannediyorum ki burada bir bilgi kirliliği var!

Bir evrakın sümen altı yapıldığı gazete sayfalarında o gün çarşaf çarşaf yazılmıştı!

Sorarım neydi o evrak?

Kim sakladı o evrakı?

Bunları da anlatsaydın ya!

Bir de Usta’nın Trabzonspor’a bağışladığı paraya değindiniz, bizim bildiğimiz kadarıyla eski başkan Muharrem Usta, kendi döneminde yaşananlardan dolayı kulübe 50 milyon civarında bir para bağışlamış.

Siz zatıaliniz, hani ya ödedik, yaptık, aldık diyorsunuz ya,  sahi sizin cebinizden bu güne kadar kulüp için ne çıktı?

Bıraktık bağış yapmanızı bir kenara.

Bu güne değin ne verdiniz, ne aldınız?

Bunu açıklayıver de herkes bilsin başkanımızın ne kadar bonkör olup kulübünü ne kadar çok sevdiğini!

Kulübü için gece gündüz nasıl uğraş verdiğini ben dahil herkes öğrensin!

İşte açıkla o zaman hepimiz hep birlikte “En büyük başkan bizim başkan “diye sana alkış tutalım.

Taraftarları genel kurul salonunun etrafına toplatıp, ”en büyük başkan bizim başkan” dedirtmekle büyük başkan olunmuyor.

Büyüklük sahada alınan sonuçlarla birlikte, masa ve kasadaki gücünle olunuyor.

Ey gidi Ağamınoğlu, bugün sana hayat güzel, nasılsa maç falan bir şey yok, yarın maçlar bir  başlasın bakalım hayat sana ne getirecek?

GÜRDOĞAN’IN CEVAP BEKLEYEN SORULARI

Kimileri Mali Genel Kurulu yapıldığı salonda izlediler.

Kimileri ise televizyonlarının başında…

Belki genel kurul üyelerinin yaptığı konuşmalar gözden kaçmış olabilir diyerek genel kurulda söz alan Doğu Karadeniz ihracatçılar Birliği Onursal Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan’ın konuşma metini bir kez de ben yayınlamak istedim.

Çünkü Gürdoğan’ın konuşmasında camiayı çok yakından ilgilendiren önemli konular vardı.

Çünkü Gürdoğan’ın konuşmasında altı çizilecek önemli ekonomik veriler vardı.

Çünkü Gürdoğan konuşmasında gelecekte Trabzonspor’un önüne sorun olacak konulara parmak bastı.

En önemlisi Gürdoğan Trabzonspor’u bekleyen ve Trabzonspor’un karşılaşacak olduğu sıkıntılara dikkat çekti.

İşte Ahmet Hamdi Gür doğanın genel kurulda yapmış olduğu konuşmanın metni…

“Trabzonspor’un başarılarla dolu geçmişine baktığımızda bu başarıyı 2. Lig ve altyapı takımlarında oynayan futbolcularımıza, öz evlatlarımıza borçlu olduğumuzu; bugün ise üzerine bir şey koymadan bu mirasın üzerinde oturduğumuzu önemle hatırlatmak istiyorum.

Ne demek istiyorum?

Bakın Yusuf Yazıcı’yı yurt dışına sattık; 17.5 milyon Euro ve Edgar IE’yi aldık. Edgar’ın bugünkü değeri 5 Milyon Euro… Bana göre çok daha fazla. Yusuf bir transfer daha yaparsa ondan yine para kazanacağız…

Demek ki; yetiştirip satarsak, hem iyi paralar hem de iyi futbolcular kazanabiliyoruz.

Neden yetiştirmiyoruz Sayın Başkan? Neden yetiştirip satmıyoruz…?

Bakın Sayın Başkan;

Altyapı, altyapı diyorsunuz… Altyapıdan yetiştirdik, biz yaptık, altyapımız bir numara diyorsunuz…

Her yerde bunu anlatıyorsunuz.

Merak ediyoruz, altyapıya ne yaptınız Sayın Başkan?

3.5 yılda altyapı için ne yaptınız?

Eğitmen mi aldınız, antrenör mü aldınız, kurs mu açtınız? Eğitmenleri, antrenörleri yurt dışına mı gönderdiniz, onların donanımını mı geliştirdiniz?

Çocuklar 1 yıl antrenman yapmadı Sayın Başkan, ne yaptınız çocuklara online eğitim mi verdiniz? Dil mi öğrettiniz, kişisel gelişimlerini mi sağladınız?

Sahi ne yaptınız Sayın Başkan?

Gençlik Spor’dan bir tane bina aldınız, Özkan Sümer’in adını verdiniz… Neredeyse 1 yıl oldu bina orada duruyor hala. Ne sporcu var, ne antrenör, ne başka bir şey.

Bu işler sadece binayla oluyorsa, apartman dikelim, residence yapalım, gökdelenler inşa edelim Sayın Başkan.

Yeri gelmişken sorayım Sayın Başkan;

Siz Trabzonspor altyapısının şu haliyle Diabate, Plaza, Messias, Campi, Afobe, Baker, Marlon, Bilal gibi futbolcuları yetiştiremeyecek durumda olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Ayrıyeten, taraftarımızın umutlarını yeşerttiği, galibiyetlerini kutladığı, birlikte ağladığı birlikte güldüğü, geçmişi anılarımızla dolu Avni Aker ve Yavuz Selim stadyumlarının yıkılmasına utançla şahitlik ettik.

Tarihimize olan sadakatimiz, Trabzonspor sevgimiz bu olmamalıydı. Avni Aker ve Yavuz Selim stadyumlarının yıkılmasıyla gelecek nesillere aktaracağımız kültürümüz, geleneğimiz de yok olup gitti.

Eeeeee peki bu yıkım sonrasında inşa edilen Akyazı stadyumuna ödediğimiz kiranın Avni Aker’e ödediğimizin kaç katı olduğunu biliyor musunuz?

Trabzonspor siyaset üstü bir takımdır diyoruz, ancak gelinen noktada Trabzonspor’un çıkarlarını koruma noktasında Trabzonspor yönetimlerde bir eylem, bir aksiyon göremiyoruz.

Trabzonspor lobisi var mı?  İçerisinde siyasetçilerin, Trabzonspor’a gönül vermiş büyüklerimizin, STK’ların olduğu….

Sahada güçlü takım kursan ne olacak! Saha dışında güçlü müsün? Sana yapılan haksızlıklara karşı o haksızlığı yapanları koltuğundan edebiliyor musun? Hayır! Ancak bağırıyoruz. Nereye! Boşluğa Sayın Başkan boşluğa!

Olan Trabzonspor’a oldu!!!

Tabii, bir de bazı derin Trabzonlular var.

Her şeyi onlar bilir, her yönetimi onlar belirlemek ister. Ancak bu sözde derin Trabzonluların faydası nedir bilen yok. Gündemde kalmak için ortalıkta gezerler ancak iş icraata geldiğinde bir faydalarını göremezsiniz. Bu grupların maksadı maalesef ki sürekli gündemde kalarak kendi veya çevresinden birilerini yönetime sokmaktır.

Trabzonspor’u yönetenler Trabzonspor’un menfaatlerini korumak yerine Trabzonspor yöneticiliğini kendiişleri ve çıkarları için kullanmış ve bunu da alışkanlık haline getirmişlerdir. Taraftarın şampiyonluk algısını kullanarak, yönetimde kalmak adına ellerinden geleni yapan bu kişiler Trabzonspor’un mali bilançolarını şeffaf bir biçimde taraftarla paylaşmaktan kaçınmaktadır.

Buraya gelmeden önce tarihine baktım; Sayın Başkan 9 Eylül 2018’de bir maç çıkışı taraftarımıza diyor ki; “Ne transferi, kulüpte su alacak para yok!”

Trabzonspor Kulübü’nün o gün açıkladığı borç 900 milyon TL

O gün Trabzonspor batık… O gün Trabzonspor iflasta… O gün Trabzonspor ölüyor… O gün Trabzonspor’un su alacak parası yok, transfer yapacak gücü yoktu…

Bugün?

Bugün kulübümüzün borcu ise 1 milyar 200 Milyon TL…

Yani borç 300 milyon TL daha artmış…

Evet belki futbolcuların maaşları ödeniyor, icra davaları yok, transfer yasağı yok ama bugün dünden daha borçlu durumdayız.

Hem de Yusuf Yazıcı’nın, Sörloth’un satışına rağmen…

Yayın gelirlerine, reklam gelirlerine, loca, kombine ve forma gelirlerine rağmen…

Trabzonspor yönetimlerine kamuoyunun huzurunda soruyoruz…

a)            Akyazı stadının dolgu izin belgesinde devredilemez ifadesinin yer almasına rağmen bu hakkı korudunuz mu?

b)           Sayın Nuri Albayrak’ın “Trabzon’un ileri gelenleriyle hakkımızı savunmaya gidelim, bu yeri Trabzonspor’a mal edelim” diye çağrıda bulunmasına rağmen sonuç ne oldu?

c)            Akyazı Stadı’na bugün ne kadar kira ödüyoruz. Söyleyin taraftarımız bilsin.

d)           Milli Emlak ecrimisil hakkının Trabzonspor’da olmasına rağmen Mehmet Âli Yılmaz tesislerinin yanlınızca üçte biri Trabzon’a ait. Bu meseleyi hiç gündeme getirdiniz mi?

e)           Gerek Akyazı Stadı gerek Akyazı’daki İpek Yolu Üniversitesi için ayrılan ama bugün hala boş duran alan için bir çalışmanız var mı?

f)            Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş futbol kulüplerinin okulları, üniversiteleri varken Trabzonspor’umuzun olamaz mı? Başta futbol olmak üzere çeşitli spor branşlarında başarı gösteren çocuklarımız Trabzonspor taraftarlarının yoğun olarak yaşadığı İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer illerde yerleşik okullarımızda yetiştirilerek Trabzonspor alt yapısına kazandırılamaz mı?

g)            Trabzon’da yapımı devam eden İskenderpaşa otoparkını, Karadeniz Teknik Üniversitesi otoparkını, havaalanı otoparkını Trabzonspor’a kazandırmayı düşünüyor musunuz?

Bu anlattıklarım haricinde Trabzonspor’a başka ne gibi futbol dışı yatırımlar düşünüyor, Trabzonspor’un iki sene sonra gelecek borçlarını nasıl ödemeyi planlıyorsunuz?

h)           Bugün kadromuzda bulunan oyuncuların büyük bölümü 28 yaş ve üzeri. Yeni transferlerimizin hepsi 30 yaş ve üzeri…

Oyuncularla iki yıllık sözleşmeler imzalıyoruz…

Uğurcan ve Ömür’ü satınca elimizde hiçbir şey kalmayacak.

Oyuncular yaşlanacak, sözleşmeler bitecek… İki yıl sonra kadromuz olmayacak ve gelirimiz olmadan yeni kadro kurmak zorunda kalacağız.

İki yıl boyunca Bankalar Birliği’ne ödeme yapmayacağız.  İki yıl sonra çok yüklü miktarda ana para ve faiz ödemelerimiz başlayacak.

Nasıl olacak bu ödemeler Sayın Başkan?

i)             Sayın Başkan diyor ki; Bankalar Birliği’yle yaptığımız yapılandırmada 7 yıl sonra borçsuz bir Trabzonspor olacak.

Ben inanmıyorum ama kendisi inanıyorsa kürsüye gelip bize anlatması lazım.

3.5 yılda Trabzonspor tarihinin en büyük gelirlerine rağmen borcu 214 milyon TL artan Trabzonspor’un 7 yıl sonra borcu nasıl sıfırlanacak?

Sonuç olarak bu durumda bu borcun ödenebilmesi bu şartlarda mümkün mü?

Sayın Bakan Berat Albayrak’ın destekleriyle yapılan borç yapılandırmasını kendinizin bir başarısı olarak göstererek yanlışlarınızı örtebileceğinizi mi sanıyorsunuz?

Sayın Başkan!

Size bir soru sormak istiyorum. Abdullah Avcı sezon başı gelseydi, o sizim meşhur transferlerinizi yapmayacaktık. Mesela 1 maç bile oynamayan Plaza! Mesele Afobe! Mesela Baker! Mesela Marlon! Mesela Diabate! Avcı ile anlaşılmasına rağmen sezon başı almadınız! Edi diye bir adam getirdiniz takımın başına! Küme düşüyorduk. Neden aldınız, niçin aldınız! O saydığım transferleri yapmak için mi, bilmiyorum. Edi’ye şanlı bir kulüpte staj yaptırdınız! Sonra Avcı geldi, kümeden dördüncülüğe çıktık. Biliyorum Avcı’yı istemiyorsunuz! İnsan başarılı bir teknik adamı neden istemez ki! Transferleri o yaptığı için mi? Tesislere sizi sokmadığı için mi? Takım otobüsüne almadığı için mi? İdman sahasına giremediğiniz için mi? Eğer bu yüzden istemiyorsanız bunlar doğru olan şeyler Sayın Başkan! Avcı size “başkanlık yapın” diyor siz illa “Ben sportif direktörlük yapacağım” diyorsunuz. Vallahi çok ilginç!

Birlik, beraberlik diyorsunuz. Bakıyorum yönetim olarak paramparçasınız. Asbaşkanınız ile bir yıldır konuşmuyorsunuz. Trabzonspor’a siyaset karıştırmam diyorsunuz ama benim duyduğum Asbaşkanı, Berat Albayrak üzerinden pasifleştirdiniz. Koca kulübün asbaşkanına siyaset üzerinden operasyon çektiniz! Kulübü asbaşkansız yönetiyorsunuz. Kimin ne yaptığı belli olmayan bir idare var kulüpte! “