AR-GE’nin gücüne inandı, Trabzon’a vizyon projeler kazandırdı

Trabzon'da özel öğrencilerden özel üretimler Trabzon'da özel öğrencilerden özel üretimler

Temel Korkmaz, hayata pozitif bakan, yüzünden tebessüm eksik olmayan bir isim.


“Ben hep topluma ne verebilirim diye düşündüm.” diyerek hayata bakışını özetleyen Korkmaz, bugüne kadar çok sayıda
STK’da görev alarak başarılı hizmetlere imza attı; insanlara, topluma
hizmet etti.
Ama onun en önemli hizmeti, ‘bir grup kahraman’ olarak tanımladığı arkadaşlarıyla birlikte kurduğu KASİYAD ve bu dernek öncülüğünde yapılan çalışmalar oldu. ATİ Teknoloji, ATA Yazılım ve Teknoloji Merkezi gibi hepsi birer AR-GE ürünü olan önemli projelere öncülük
yapmanın yanında, ‘başkaları yapar biz kullanırız’ kompleksinden, ‘biz
de yapabiliriz’ öz güvenine giden yolda açtıkları çığır oldu.
Temel Korkmaz ile iş yaşamını, KASİYAD öncülüğündeki vizyon
projeleri ve bu süreçte yaşanan zorlukları, ‘yapılamaz’ denilenleri yapmanın verdiği mutluluk ve hazzı, STK’ların rolünü, Trabzon’un geleceğini konuştuk.

Temel Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

trabzon temel korkmaz
1960 yılında Yomra’da doğdum. İlkokulu Yomra’nın Taşdelen köyünde okudum. Ardından Cumhuriyet Ortaokulunu ve Trabzon Lisesini bitirdim. Trabzon Kasaplar ve Celepler Esnaf Odası Başkanı, Türkiye Kasaplar, Besiciler, Et ve Et Ürünleri Esnaf Sanatkârları Federasyonu
Denetim Kurulu Başkanı, TESOB Yönetim Kurulu Üyeliği ve KASİYAD
Başkanlığı gibi görevleri yürütüyorum. Evliyim, 3 çocuğum var.


Temel Bey, biz sizi daha çok sivil toplum kuruluşlarındaki aktif çalışmalarınızla tanıyoruz. Röportajımıza ticaret hayatınızla başlayalım…
Ben Trabzon’da uzun yıllar baba mesleği olan kasaplıkla iştigal ettim ama asıl mesleğim oto döşemeciliğiydi. Fakat askerlik sonrasında kendi işimize döndük ve bu işte uzun yıllar çalıştık. Şu anda canlı hayvan ticaretiyle devam ediyorum. İlkokulu bitirdikten sonra Sağ-Sol olayları yüzünden okuyamadım. Ama yaşam boyu eğitime inandım ve kişisel gelişim kurslarından tutun da yabancı dil eğitimine kadar imkâ-
nım oldukça bu tür faaliyetlerin içinde oldum, olmaya da devam ediyorum.

İYİ Kİ OKUMADIM DİYORUM…


Baba mesleğini neden seçtiniz?


Gençlik yıllarımız çok ciddi siyasi çalkantıların, olayların, kavgaların olduğu yıllardı. Babam da korkuyordu haklı olarak. Bu yüzden
beni okutmadı. Zaten ben de okumayı çok istemedim. İyi ki okumadım
diyorum. Çünkü o ortamda okumuş olsaydım kendi idealist yapımı
bildiğim için söylüyorum kesinlikle bu olayların içinde olurdum.
İş hayatınıza gelelim. Babanızdan aldığınız bir iş kültürü ve deneyim var. Bunu konuşalım…
Rahmetli babamın ismi Ali Şükrü’dür ama lakabı jandarmaydı.
Hâlâ o isimle tanınır. Sadece Trabzon’da değil, civar illerde de Doğu illerinde de tanınır ve sevilirdi.


Mesela o dönemlerde canlı hayvan pazarlarında çok sahtekârlıklar
yapılırdı. 10 liralık bir hayvanı 15 lira diyerek alırlar, küçük bir kısmını
öder sonra gerisini ödemezlerdi. Gariban köylü bir hayvan bakmış, gelmiş satıp üç-beş kuruş alacak… Bazı simsarlar bu insanları kandırırlardı. Bu insanlar da babama gelir, babam da onlar için hakemlik yapardı;
zaman zaman bu haksızlığı yapanları da tokatlardı. Rahmetli, babayiğit
bir adamdı. Nerede bir haksızlığa uğrayan varsa babamın yanına gelirdi.


BABAMIZ BİZE SERVET BIRAKMADI AMA GÜZEL BİR İSİM BIRAKTI


Bugün ben ‘jandarmanın oğluyum’ dediğimde babamı rahmet ve
minnetle anan yüzlerce insanla karşılaşıyorum ve bununla gurur duyuyorum. Babamız bize servet bırakmadı ama güzel bir isim bıraktı ve onun oğlu olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Babamın bu ilkeli
duruşunu kendimize rehber edindik ama bunun bize şöyle bir zararı
oldu. Biz herkesi kendimiz gibi bildik, gördük ama insanlar iyi niyeti
suistimal ediyorlar maalesef. Eski esnaflık anlayışı giderek değişti ve
bundan zarar gördüm. Babamızdan aldığımız terbiye ve kültürle esnaflığa, kasaplığa devam ettik. Şu bizim temel ilkemiz olmuştur; kendimiz
yemediğimiz bir şeyi müşterimize de asla satmadık. Ürünlerle ilgili hiç
yalan söylemedim, dürüst davrandık. Bunun karşılığını almadık mı?
Aldık elbette, birçok dostluklar kurduk. Çocuklarımızı yetiştirdik. Birisi avukat, birisi doktor, biri de esnaf. Biz yatırımlarımızı çocuklarımıza
yaptık. Gelinen noktada kimseyi üzecek bir iş yapmadık, bunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Yatırımı çocuklarımıza yaptık dediniz ama biz biliyoruz ki siz şehre
katkı sağlayan pek çok girişimin içinde, önünde oldunuz. ATİ Teknoloji’yi bilmeyen yok. Biraz da bunları konuşalım.

Ben hep bir meslek örgütü içerisinde yer alarak topluma hizmet etmek istiyordum. Daha sonra Kasaplar ve Celepler Odasının yönetimine
girdim, sonra başkanlığa adaylığımı koydum ve başkan seçildim. Hâlen
devam ediyorum.
Türkiye Kasaplar Federasyonu Yönetimi’ne seçildim. Şu an hâlen
Türkiye Kasaplar Federasyonu Denetleme Kurulu Başkanlığı’nı yürü-
tüyorum. Aynı zamanda TESOB Yönetim Kurulu Üyesiyim. Biz buralara gelirken emekle, birikimle, gayretle geldik; hak ederek geldik, tepeden inmedik. Çünkü kimse kimseyi lütufla bir yere getirmiyor.


2002 yılında KASİYAD’ı kurduk. Çok güzel bir oluşum ortaya çıktı. O zaman üniversitede öğretim görevlisi Prof. Dr. Ercüment Ovalı,
Cumhur Aras, Gündoğdu İskefiyeli, Haluk Aliyazıcıoğlu, rahmetli Cevat Hekimoğlu ve diğer birçok arkadaşımızla birlikte derneği kurduk.
Hepsini minnetle, şükranla anıyorum.


ATİ TEKNOLOJİ; KASİYAD VE KASİYAD’IN ÖNCÜLÜĞÜNDEKİ
BU KAHRAMAN GRUP TARAFINDAN KURULMUŞTUR
Trabzon’a hangi hizmeti yapabiliriz diye düşündük. Çok para kazanacağımız işler gündeme geldi ama Ercüment Bey, ‘Kök hücreyle kanser tedavi aşıları geliştiriliyor, bunu yapalım.’ dedi. Biz de para kazanma
işini bir kenara koyarak bu işe girdik. Tabii tecrübesizlik diyelim, işin
fizibilitesini biraz yanlış yaptık. 2-3 milyona çıkacak bir iş 11 milyona
çıkınca Trabzonlu yatırımcıyı aştı. Ama şuna şükrediyoruz, KTÜ Teknokent firması olarak ATİ Teknoloji; KASİYAD ve KASİYAD’ın öncü-
lüğündeki bu kahraman grup tarafından kurulmuştur. 13 yıl önce buna
yatırım yaptık ama bugün görülüyor ki kök hücre geleceğin tedavi konsepti oldu. Bunun arkasından Teknoloji Geliştirme Merkezini kurduk.
Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu’nun da yönlendirmesiyle bu işe girdik. Şimdi işin içinde başkaları da var ama kuruculuğunu yine biz yaptık. Daha
sonra Ata Yazılım diye bir yazılım firması kurduk. Bu sırada tanıştığımız bir kişi bizi aldattı. O kişiyle tanıştığım güne lanet ediyorum.
Ticarette kazanmak da vardır kaybetmek de diye düşünüyoruz ama
Erol Bey’in bize getirdiği bu arkadaş bizi çok kötü dolandırdı. Sonra o
şirket battı ve onun hemen hemen bütün borçları bana kaldı. Bu borç-
ları hâlen daha ödemeye devam ediyoruz. Vergisi, SGK’sı, bankalar
derken bu borcun yüzde 80’ini ödedim, ödemeye de devam ediyorum.
Ardından ortaklarımızdan biri -ki onun da ismini zikretmek istemiyorum- bizi bırakıp kaçtı. Biz çoluk çocuğumuzun rızkından bu
paraları ödedik. Bu işlerde önde giden insanlar bedel ödemeyi göze almalı, biz aldık ve bu bedeli ödedik.


HİÇBİR ZAMAN PARAYLA İLGİLİ BİR İŞİN BAŞINDA OLMADIM


Şu anda firmalar ne durumda?
Şu anda ATİ Teknoloji kanser aşısı üretiyor. Teknokent’te kaç firma
var bilmiyorum ama görevine devam ediyor. Ata Yazılım battı. Teknoloji Geliştirme Merkezi de devam ediyor.
Türkiye’nin ve bölgemizin gururu olarak üç işten ikisi bilfiil yoluna
devam ediyor.


ATİ Teknoloji el değiştirdi, Ankaralı bir firma satın aldı. Sonra grubumuz hakkında dedikodular çıkarıldı. Mahkemeye gittik ve aklandık.
Hiçbir şey olmadı, yel kayadan ne alır ki? O günün şartlarında kanunları nizamları tam bilmediğimiz için bazı eksikler olmuş olabilir ama
Allah’a şükür bugüne kadar yaptığım bütün işlerde paraya hiç elimi
sürmedim. Hiçbir zaman parayla ilgili bir işin başında olmadım. Bu
işleri başkalarına bıraktım, olur ya birinin hakkı geçer diye korktum.
Hâlâ böyleyim. Bugüne kadar birçok insana yardım etmişimdir. Ben
Türk milliyetçisi, Ülkücü camiadan vatansever bir insanım ama hiçbir
ayırım gözetmeksizin birçok insana yardımcı olmuşumdur, hâlen de
olurum. Ben idealist olduğum için idealist insanları severim.


ODA’DA ESNAFIMIZI, VATANDAŞIMIZI DÜŞÜNEREK HAREKET ETTİK


TTSO Meclis Üyeliği fikriniz nasıl oluştu?


Ata Yazılım firmasıyla TTSO’ya girdik. 2 kişi seçime girdik ve önemli
bir farkla kazandık. Biz sürekli olarak insana yatırım yaptık. Karşılığını
da girdiğim seçimlerde verilen desteklerden görüyorum, kaybettiğimiz
seçim yok. TOBB Delegesi oldum. TTSO’da rahmetli Ali Osman Ulusoy’la, Şadan Bey’le, Suat Bey’le belli bir saygı ve sevgi çerçevesinde
çalıştık. Özellikle Şadan ağabeyle hâlâ görüşürüm, bizlere hep yardımcı olmuştur; kendisine teşekkür etmek isterim. Oda’da kendimizle ilgili
talebimiz olmadı. Esnafımızı, vatandaşımızı düşünerek hareket ettik.
Fikir ürettik, çare olmaya çalıştık.


ŞADAN BEY DE SUAT BEY DE BU KENT İÇİN BİRER ŞANSTIR


TTSO şehir için ne anlam ifade ediyor?


Şunu samimiyetle söylemek isterim; Şadan Bey de Suat Bey de bu
kent için birer şanstır. Mesela ben duygusal bir insanım; isteklere, taleplere duygu boyutundan bakabilirim ama Şadan Bey de Suat Bey de
realist insanlardır. Vizyon ve misyon sahibi insanlardır. TTSO’da şu
dönemin çok parlak olduğunu düşünüyorum. Hatasız kul olmaz ama
bulundukları kurumları hakkıyla temsil eden insanlar. Şadan Bey şehrimizi Ankara’da da layıkıyla temsil ederken, Suat Bey de Trabzon’umuzda hayırlı çalışmalar yapıyor. Bu arada rahmetli Ali Osman abiyi
rahmet ve özlemle anıyorum. Ben ondan razıydım, Allah da razı olsun.
TTSO güzel çalışmalar, çok güzel işler yapıyor. Meslek komitelerinden
gelen talepleri dikkate alıyorlar ve çözüm için çalışıyorlar. Tabii imkânlar sınırlı, imkânlar nispetinde bu işler yapılıyor. Son olarak şunu söyleyeyim; TTSO ve TESOB gibi meslek örgütlerinin şehir için çok güzel
çalışmalar yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim.


BİZ BU ŞEHRİN GELECEĞİNİ AR-GE’DE GÖRÜYORUZ


Temel Bey, sizce Trabzon nasıl gelişebilir? Bu şehrin geleceğini nerede görüyorsunuz?


KASİYAD Başkanı sıfatımla söylüyorum, biz bu şehrin geleceğini
AR-GE’de görüyoruz. Trabzon mutlaka ama mutlaka bir AR-GE şehri olmalı. Burada laboratuvarlar, şirketler olmalı. Çünkü araştırma ve
geliştirmeye açık olmayan bir toplumun gelişmesi mümkün değildir.
Bugün Trabzon’un denize bakan güzel yerlerinde araştırmacıların çalışacağı laboratuvarlar olmalı. Buralarda yapılan çalışmalarda devletin
destek verdiği 100 projeden üçü tutsa, 5-10 milyar dolarlar, belki çok
daha fazla paralar kazanabiliriz. Onun için Trabzon’un geleceği ARGE, AR-GE, AR-GE diyoruz. Tabii biz bunu sadece Trabzon için değil,
bölgemiz için düşünüyoruz. Hani yapabilsek de Türkiye’nin her yerinde bu çalışmaları başarabilsek. Bunun yanında sağlık turizmi önerimiz vardı. Ben DOKAP’ın neden eskisi kadar gündemde olmadığını anlayabilmiş değilim. Sağlık turizmini küçümsememeliyiz. Son dönem
sağlık politikalarında güzel mekânlar yapıldı ama biraz kalitenin düş-
tüğünü düşünüyorum. Buna rağmen Kafkaslara yönelik sağlık turizmi
yapılabilir, bakınız kanser aşı merkezimiz var. Buna birkaç sektör ilave
edilirse sağlık alanında yeni AR-GE’ler yapılabilir. Mesela AR-GE’si
tamamlanmış hafif sanayinin bu bölgede iş yapacağını düşünüyorum.
Çünkü bugün Çin’e kadar açılma imkânımız var. Bölgemizde, TTSO’nun da öncülük ettiği ticaret merkezinin kurulmasından yanayız.


İYİ NİYETLİ OLDUĞUMUZ İÇİN KAYBETTİK


Temel Bey, hayatınızda önemli kırılma anları yaşadınız mı?


Ata Yazılım’ı kurarken bize tanıştırılan o şahıs hayatımızın kırılma
ânıdır. Ben parayla ilgili hiç hesap yapmadım. İyi niyetli olduğumuz
için kaybettik. Bir kez de kalp krizi geçirdim, bu da önemli bir kırılma
ânıdır benim için. Hayatımda pişmanlık duyacağım bir şey yok. Köyden gariban bir Temel Korkmaz olarak geldik, bugün geldiğimiz nokta;
dişimizle, tırnağımızla ulaştığımız noktadır. Sağ olsun bugün insanlar
bize selam veriyorsa bu bizi sevdikleri içindir. İyi niyetimizi suistimal
edenlere kırgınlığımız vardır, bu insanlara hakkımızı helal etmeyece-
ğiz.


BİZ HEP DÜŞEN İNSANIN YANINDA OLDUK
Temel Korkmaz olarak hangi ilkeler üzerinde bu günlere geldiniz?
Babamdan aldığımız dürüstlük, sadakat, sevgi, insan satmamak,
kimsenin arkasından dalavere çevirmemek ilkelerini hayatımıza uyguladık. Biz hep açık oynadık. Mesela bir seçim olur, ben çok netim;
nerede duruyorum, kiminleyim bunlar hep bellidir.
Rahmetli babam derdi ki, ‘İyi gününde bir insana bir kilogram pirzola yedirene kadar, düştüğü anda ona bir çeyrek ekmek ver.’ Aslında
bizim ilkelerimiz insan olmanın gerektirdiği ilkeler ve vasıflardır. Biz
hep düşen insanın yanında olduk. Haktan, hakikatten, doğrudan yana
olduk. Düşenin dostuyum da aynı zamanda. Bu ilkelerden taviz vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Çünkü bu ilkeler bizi ayakta
tutmuştur.


Kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?


Çok ayırdığım söylenemez. Hele son 5 yıldır bu sıkıntılarla uğraş-
tık. Biz ailecek bir araya gelince nasıl bu işlerden yüzümüzün akıyla
çıkarız bunu tartışıyor, konuşuyoruz genellikle.
Boş zamanımda yine topluma daha fazla nasıl faydalı olabilirim,
Trabzon adına ne yapabilirim gibi konularla kafamı meşgul ediyorum
doğrusu. Bu il; kamunun, meslek örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin ve kent bileşenlerinin elini değil gövdelerini taşın altına koymalarıyla daha yaşanabilir bir kent olabilir diye düşünüyorum. Daha yaşanabilir bir Trabzon dileğiyle... Sevgi ve saygılar herkese...


Temel Bey teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istedikleriniz var
mı?


Böyle bir imkânı verdiğiniz için ben teşekkür ederim. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki bu çalışma çok doğru bir iş olmuştur. Şehrimizin geleceğine ışık tutan bir bilgi ve belge olarak kalacaktır. Bu de-
ğerli çalışmayı yaptığınız için de ayrıca teşekkür ederiz.


Biz teşekkür ederiz.