Trabzon’da iş, siyaset ve spor dünyasının tanınmış isimlerinden
olmayı başaran isimlerden birisi Necmettin Aytekin.
Aytekin, Gümüşhane’nin Torul ilçesinde inşaat işleriyle
uğraşan bir baba ile ev hanımı bir annenin 4’ü kız, 2’si erkek 6 çocuğundan
en büyüğü olarak dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu Torul’da,
liseyi Trabzon Lisesinde okuyan Aytekin, İstanbul’da başladığı üniversite
hayatını Ankara’da sürdürdü ve inşaat mühendisliği okudu.
İş yaşamına babasının yanında başlayan Aytekin, diğer kardeşlerinin
tersine baba mesleğini tercih ederek hayatının yönünü çizdi.
Başta Trabzon olmak üzere pek çok şehirde başarılı çalışmalara
imza atan Aytekin, Trabzonspor’da Sadri Şener ile birlikte en fazla yöneticilik
yapan isim olma onuruna da sahip oldu bu arada.
O, deyim yerindeyse çocukluktan beri tutkulu olduğu Trabzonspor’da
görevden hiç kaçmadı; zamanını, işini hattâ zaman zaman
ailesini de feda etti bu büyük sevdası için…


2010-11 sezonundaki şampiyonlukta da yönetici konumunda olan
Aytekin, “Tıpkı o sezon gibi 1996 yılında da Trabzonspor’un şampiyonluğu
hakemler eliyle elinden alınmıştır.” diyerek de tarihe önemli
bir not düşüyor. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odasına da çok yerde kader

birliği yaptığı Trabzon’un başarılı bir başka iş adamı İskender Önal’la
girmeye karar verdiklerini anlatan Aytekin, Trabzon’a hizmet etmek ve
sektör adına bazı sorunları dile getirmek amacıyla Ticaret Odasında olmayı
amaçladıklarını belirtti.


Çok fazla konuşmayı sevmeyen bir yapıya sahip olmasına karşın
mütevazı, babacan ve oldukça tecrübeli bir iş adamı profi lini hemen
çiziveriyor Aytekin.


Evli ve üç erkek çocuk babası olan Necmettin Aytekin, hayatını
Ankara-Bodrum-Trabzon üçgeni arasına çizdiği rota ile sürdürmeye
devam ediyor. Onlar yıllarca doydukları ve hayatlarını sürdürdükleri
Trabzon’da vergi rekortmenleri kürsüsünde hep ilk sıralarda yer alarak
bir büyük gurura daha imza attı.


Bize ailenizi ve nasıl bir çocukluk yaşadığınızı anlatır mısınız?
Müteahhit olan dedem 1938’li yıllardan itibaren hep Trabzon’daydı.
Babam da dedemin mesleğini sürdürerek müteahhitlik yaptı. Ben
de ilkokuldan itibaren babamla birlikte hep şantiyelerdeydim. O zamanlar
sadece Trabzon’da değil Erzurum’da da işlerimiz vardı, ben de
babamla oralara giderdim. Hattâ lise yıllarında tamamen işe hâkim oldum
diyebilirim. Babam da hâliyle benim işe karşı olan ilgimden çokmutlu oluyordu. Bugün bile bu durumdan çok mutlu olduğunu söyleyebilirim.
Bunun yanında babam hepimizin okuması yönünde bizi her
zaman teşvik etmiştir.

uieaaaee


Liseyi bitirdikten sonra üniversite okumak için önce İstanbul’a gittim.
O dönemler babam yine yoğun bir şekilde müteahhitlik işleriyle
uğraşıyordu ve iş için sık sık Ankara’ya gidip geliyordu. Ben İstanbul’a
gittiğim dönem Ankara’da özel üniversite yoktu, ancak bir sonraki yıl
açılınca ben de eğitimimi Ankara’da sürdürmeye karar vermiştim.
Çocukluğumuzu yaşadığımız o döneme gelince; bizim çocukluğumuzda
çok güzel bir Trabzon vardı. İnsanlar sanki daha bir mutluydu.
Belki de o zaman şehir çok kalabalık değildi. Tabii ki gelişen teknoloji
ile birlikte şehirler de gelişti. Trabzon’a pek çok yatırım yapıldı. Gelişen
teknolojinin getirileri kadar bizden götürdükleri de var diye düşünüyorum.


TRABZON, TÜRKİYE’NİN EN GÜZEL ŞEHİRLERİNDEN BİRİSİ


Üniversite okumak için gittiğiniz İstanbul ya da Ankara’da kalmayı
hiç düşündünüz mü?


Ben hiçbir zaman ne İstanbul’da ne de Ankara’da kalmayı düşünmedim.
Şu anda Ankara’da yaşıyorum. Ankara çok güzel bir şehir.


Trabzon ise Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birisi. Oğlumun üniversite
hayatı nedeniyle Ankara’ya taşındık. Yıllardan beri de bunu istiyordum,
zaten ofi simiz 30 yıldır buradaydı. Aile Trabzon’da olunca da
ayrılık olmasın diye gelmiyorduk. Daha sonra oğlumun okul hayatı için
buraya geldik ve 15 yıldır da buradayız. Şimdilerde yazları 4 ay Bodrum’da,
kış aylarında da Ankara’dayız.


Trabzon Ticaret ve Sanayi Odasına girmek nereden geldi aklınıza,
neler yaptınız görev süreniz boyunca?


Tayfun Sezeroğlu’nun başkan olduğu dönemde İskender Önal ile
birlikte meslek adına bir şeyler yapabilmek ve Oda vasıtasıyla şehre
hizmet etmek için Ticaret ve Sanayi Odasına girmeyi kararlaştırdık.
Bizim dönemimizde Ticaret Odasının bu kadar işlerliği yoktu, hattâ
binamız bile kiralıktı. Şimdi imkânları çok daha arttı, ekonomi dünyaya
açıldı. Ekonomi büyüdükçe imkânlar da artıyor. Onun için bundan
30 yıl öncekiyle bugünün şartları aynı değil. Şimdi çocuklar ilkokula
gitmeden piyano çalmayı bile öğrenebiliyor. Bizim zamanımızda ise bu
imkânlara çok daha az insanlar sahip olabiliyordu. Oda’da ne yaptığımız
konusuna gelince, biz özellikle temsil ettiğimiz sektörün sorunlarını
mümkün olduğunca dile getirmek ve çözüm için de elimizden geleni
yapmaya çalıştık.

O dönemlerin Trabzon’u ile bugünü karşılaştırdığınızda nasıl bir
değerlendirme yapmak istersiniz?


Trabzon eskiden beri ticarette, sosyal hayatta, sağlıkta, kültür hizmetlerinde
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin merkeziydi. Bu özelliği bana
göre artarak da devam ediyor. İş adamı olarak ilk vergi dairem Gümüşhane’deydi.
1974’lerde Gümüşhane’de vergi rekortmeni olmuştum.
Bizim aileden gelen bir felsefemiz vardır, ‘kazanacaksın ancak kazandığının
vergisini vermek en büyük gurur vesilesidir.’ Biz de hep bu
düşünceden hareket ettik. Trabzon’da da yıllarca vergi rekortmeni olarak
görevimizi layıkıyla yerine getirdiğimizi düşünüyorum.


TRABZON’UN GELECEĞİ TURİZMDE


Trabzon son yıllarda turizm sektörü ile oldukça önemli bir mesafe
kat etti diye düşünüyorum. Bu sebeple de Trabzon’un bana göre geleceği
turizm sektöründe. Bunu geçmişten beri hep söylemişimdir. Son
yıllarda buna sağlık turizmini de ekleyebiliriz.


Turizme bağlı ticaret olur ancak büyük sanayi Trabzon’da olmaz
görüşüne ben de katılıyorum. Dışarıdan Trabzon’a bir malın ham maddesini
getirip üreteceksin ve yeniden dışarıya pazarlayacaksın, bu çok
zor bir olay. Coğrafi konum ve arazi yapısı olarak da büyük alanlara sahip
olmadığı için yatırım açısından da zor. Ancak Trabzon’a kazanacağı
yatırımları yapmak gerekiyor.


YEŞİL YOL’U DESTEKLİYORUM


Son yıllarda turizme yönelik çok sayıda oteller yapılıyor. Bu, Trabzon’un
önünü açacak olan turizm konusunda önemli bir artı. Bunun
yanında Zigana Dağı, Kaçkar Dağları gibi yerler de değerlendirilerek
turizm konusundaki alternatifl er geliştirilebilir. Bu arada Yeşil Yol çok
önemli ve ben de Yeşil Yol’u destekliyorum. İnsanlar ulaşımı rahat olan
ve tesis sayısı fazla olan yerlere gitmeyi tercih eder. Bu unutulmamalıdır.
Yıllardır konuşulan ancak bir türlü gelmeyen bir yatırım olan demir
yolu konusunda neler söyleyeceksiniz?


Demir yolunun bugüne kadar Trabzon’a kazandırılamaması büyük
eksiklik. Demir yolu yapılmış olsaydı Trabzon ticaretinde belki sanayiye
dönük fabrikalar da yapılabilirdi. Ancak yine de demir yolu Trabzon
için olmazsa olmaz. Bunun yanında havalimanına ikinci pist ya da yeni
bir havalimanı da mutlaka yapılmalı. Hattâ iç ve dış hatları da yeniden
yapılarak hizmete sokulmalı.

GÖÇÜ TAMAMEN DURDURMAK MÜMKÜN DEĞİL


Trabzon’dan göçün önüne geçebilmek için ne yapılabilir?


Trabzon’dan göçü tamamen durdurmak mümkün değil. Çünkü
geçmişten bugüne uzanan bir durum bu. İstanbul’da, Bursa’da, Ankara’da,
İzmir’de, Kocaeli’nde, Sakarya’da, Düzce’de de çok sayıda Trabzonlu
var. ‘Neden Türkiye’nin en büyük iş adamları Trabzon’dan çıktı?’
diye bir soruyla karşılaşırsak cevabına da ‘Çünkü geçinemediler.’ deriz.
Trabzonlular gittikleri yerde önce işçi olarak başladılar, sonrasında
Türkiye’nin sayılı iş adamlarından oldular. Trabzon’un çevresine baktığımızda
merkeze yakın olan yerlerdekilerde bu örneğe rastlayamayız.
Daha çok merkeze uzak ilçelerden göçün olduğunu görürüz. Göçü
azaltmak için ticareti, sağlığı, turizmi daha etkin kılmak gerekiyor.
Trabzon, çevresindeki illerin merkezi olma konumunu da iyi değerlendirmeli.
Turizm konusuna gelelim; Trabzon’un geleceği size göre de Arap
turizmine mi endeksli, çünkü bu anlamda çok yatırımlar yapıldı ve hâlen
de yapılıyor?


Bu konuda çok net bir şeyler söyleyemeyeceğim. Çünkü özellikle
son dönemlerde Körfez ülkelerinden gelen Arap turistlere yönelik şehrimizdeki
fi yat politikası onları çok değil kısa sürede uzaklaştıracaktır.
Temennimiz böyle olmaması yönünde ancak gidişat onu gösteriyor.


TÜRKİYE, İNŞAAT SEKTÖRÜ İLE SANAYİYİ BERABER GÖTÜRMELİ


Sizin de iştigal alanınız olan inşaat sektörüne ilişkin neler söyleyeceksiniz,
sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Son yıllarda inşaat sektörünün büyük ivme göstererek hızla artması
sadece Trabzon’da değil Türkiye’nin her yerinde aynı bir durum.
Trabzon’da özellikle Yomra ve Şana’ya doğru olan yapılaşmayı görünce
akla önce altyapı konusu geliyor. Çünkü benim de orada bir evim var.
Diğer taraftan inşaat sektörü çok sayıda sektörü ihtiva ediyor. İnşaat
sektörü azaldığı takdirde o sektörler de sıkıntıya girer. Bana göre Türkiye,
inşaat sektörü ile sanayiyi beraber götürmeli.

Trabzon’da kaya düşmesi yaşanan o bölgede önlem alındı Trabzon’da kaya düşmesi yaşanan o bölgede önlem alındı


Trabzon’da çok önemli bir yatırımın inşaat işini yürüten firma oldunuz,
bir ilke de imza attınız. Nasıl oldu bu?


NATA olarak 40 yılı dolduran bir fi rmayız. Forum Alışveriş Merkezini
çok organize, çok düzenli bir şekilde yaptık diyebilirim. Bu nasıl
oldu derseniz; deyim yerindeyse 2 bin kişilik çok tecrübeli ve işini bilen
bir ekiple 24 saat örnek bir organizasyon dâhilinde çalıştık ve 16 ay gibi
rekor bir sürede bu yatırımı bitirmeyi başardık.


TRABZONSPOR HEP TUTKUMUZ OLDU


Hayatınızın belki de en güzel dönemlerinde Trabzonspor’la hep iç
içe oldunuz, biraz da Trabzonspor’dan bahseder misiniz?
Kurulduğu günden beri Trabzonspor hep tutkumuz oldu. İlk olarak
1980 yılında bir arkadaşımın da teşvikiyle Mehmet Ali Yılmaz’ın ilk
başkan olduğu dönem kulübe üye oldum. Taraftarı olduğum kulübe
rahmetli Mazhar Afacan’ın döneminde, bize bazı arkadaşlarıyla teklif
getirmesi sonrası yönetimde bulduk kendimizi. Mehmet Ali Yılmaz’ın
başkan olduğu dönem İskender Önal asbaşkandı, ben de o yönetim
kurulunda yer aldım. Daha sonrasında Faruk Özak’ın başkanlığında
başkan yardımcılığı, Sadri Şener’in başkanlığında da ikinci başkanlık
yaptım.


TRABZONSPOR ÖNCE EKONOMİK OLARAK İYİLEŞTİRİLMELİ


Peki, gelinen süreci nasıl değerlendireceksiniz?
Bütün yönetimlerde hatalar olabilir. Ama geçmiş yönetimin hatası
bana göre Trabzonspor’a ihanettir. Ekonomik olarak benim iş hayatında
da felsefem, ‘Gücün kadar gitmelisin’ şeklindedir. Ve ben hep şunu
söyledim; illaki şampiyonluk şart değil, şampiyonluğu yakalamak için
Trabzonspor önce ekonomik olarak iyileştirilmeli. Bu gelişme gerçekleştiği
zaman da ibre yukarı doğru çıkar. Bugünkü duruma baktığımızda
Trabzonspor’u sırtlayan iyi bir yönetim olmuş olsaydı Trabzonspor
bugüne kadar birkaç kere daha şampiyon olurdu. Tıpkı 2010-2011
sezonu gibi. Atay Bey’in başkan olduğu dönemde de Trabzonspor’un
şampiyonluğu elinden alınmıştır.


Trabzon’daki iş hayatına dair ne öğrendiniz?


İnsan ister ticari ister sosyal hayatta olsun, verdiği sözün her zaman
arkasında durmalı. Ailemin bana öğrettiği, babamdan gördüğüm
ve bana nasihat edilen bu. Yapabileceğinin sözünü ver, yapamayacağın
şeyin sözünü verme. Ancak söz verdiğin zaman da mutlaka bunu yerine
getir. Bu, ticaretin ana unsurudur. Hangi işi yaparsanız yapın, çok kazanayım
diye uğraş verirseniz işin içerisine doğru olmayan şeyler soktuğunuz
zaman belki gün içinde bu size para kazandırabilir ama uzun
vadede mutlaka onun zararını görürsünüz.

İş hayatında dürüstlük çok
önemli. Bu sebeple aslolan da dürüstlüktür.
Necmettin Bey teşekkür ederiz.


Ben teşekkür ederim.