Modern batı’ dışındaki ülke halklarında ‘kurtuluşlarını tek kişide aramak’ çok sayıda kişiler tarafından kurtulunmuş olsa bile ‘tek kişiye indirgemek’ yaygın bir yaklaşımdır. Bu anlayışın kökeninde ‘değişimlerin toplumsal hareketlerle sağlanmamış olmasının’ payı büyüktür.

            Şimdilerde ‘geliyor gelmekte olan’ söylemi de aynı anlayışla prim yapmış görünüyor. Ancak gelmekte olanın ne olduğu, nereye geldiği, rotasında olup olmadığı fazlaca irdelenmiyor. Ayrıca geleni karşılamak gibi bir yaklaşım da yok. ‘Gümbür gümbür geliyor’ biçimindeki yanıt ise bu sorulara yanıt olmuyor. Tek kişi mi geliyor? Yoksa kollektif bir hareket mi geliyor?

            Mevcut iktidarın gitmekte olduğuna dair kanaat ‘kamuoyu yoklamalarıyla güçlenirken’ gidecek olduğu varsayılanlar da siyasi kamplaşmayı alevlendirerek hatta meseleyi ‘namus-şeref meselesi’ boyutuna taşıyarak ‘gümbür gümbür gönderilmeye’ karşı yoğunlaşıyor.

            Modern Türkiye iddiasında olanların önemli bir bölümü post (yeni) yaklaşım iddiasıyla eski ile uzlaşma çabası içerisinde. Bu yaklaşım toplum tarafından sahici algılanmadığı gibi ‘modern Türkiye’ çabalarına da zarar veriyor.

            Kaldı ki ‘gidiyor mu gitmekte olan’ sorusu da havada asılı olarak yanıt arıyor. Gidecek olan gitmemekte direnirse ne olacak. 2015 yılı haziran-kasım ayları arasında yaşananlar ya da benzeri başka girişimler ‘gitmekte olanın kalmasına’ zemin oluşturabilir mi?

            Diğer yandan ‘gelmekte olanın ne getireceği’ konusu da çok açık değil. Gerçekten ezilen, sömürülen, haksızlığa uğrayan kesimlerin taleplerinin dinlenip karşılandığı bir demokratikleşme midir getirilecek olan.

            Ülkemizde yaşananlardan ötürü ‘mevcut olan gitsin de ne olursa olsun’ psikolojisine evrildiğimiz bir dönemi yaşıyoruz. Neyin getirilmesi gerektiğine dair bugün söz söylemezsek, olası yaşanılacaklar karşısında ‘ağzını bıçak açmamak’ gerçeğiyle karşı karşıya kalabiliriz.

            Bu konularda mevcut muhalefet ‘sol aydınların ileriyi gören düşüncelerine ilgi göstermeli’ geleceği kurma konusunda kibirli durmamalıdır. İnsanlar ‘tarihin sadece tanığı değil, aynı zamanda failidirler.’

            Gerçeklerle buluşmanın yolu ‘yakamızda asılı olanlarla’ buluşmaktan geçiyor.

            Üstadın dediği gibi ‘gerçekçi olacağız ama imkansızı istemekten’ geri durmamak gerekiyor.