Tarih 22 Mayıs 2011. Tam altı yıl oldu.

Teknik direktörümüz, galip geldiğimiz maç sonunda otobüsün merdivenlerinde bize adaletin er ya da geç tecelli edeceğini anlatıyordu ülkemin her şehrinde birileri şampiyonluk kutlarken. Benim şehrim hariç. Bir önceki sezon şampiyonluk kaçırdığı için kendi stadını etrafındaki benzinlik ve polis arabalarıyla birlikte ateşe verenler bu kez şampiyonluk kutluyordu. Biz teknik direktörümüzün cümlelerinde teselli ararken birileri mutluydu işte. Televizyon kanallarında Şampiyon Fenerbahçe yazıyordu. Fenerbahçe tebrik ediliyordu biz gözlerimizi ovuştururken. Tam altı yıl oldu. Ömürden geçen altı koca yıl.

Sadece biz değil herkes biliyordu, yine bir şeyler dönüyordu. Yine aynı şeyler oluyordu da ispatlayamıyorduk işte. Şampiyonluğu yine son maçta değil de haftalar öncesinde kaybettiğimizi, değil seksen iki doksan iki puan da alsak onu da geçeceklerini, rakiplerin bize farklı onlara farklı oynadıklarını, “sakın zorlama seni bizim takıma aldıracağım ha” diyerek tavlanan futbolcuları, devlet erkanı tarafından “aman bir kaza olmasın” diyerek uğurlanan deplasmanda 3-1 yenik durumdayken rakibin en iyi adamlarının oyundan alınmasıyla iki farkla galip gelenleri, halı sahada arkadaşınız yese bir sonraki hafta çağırmayacağınız  komiklikte goller yiyen kalecileri, bizim maçta sahada kusarken onlarla oynadığı maçta kadroda olmayacak olan ve bir sonraki sene o takıma transfer olacak futbolcuları… Bir tuhaflık olduğunu biliyorduk da yine ispatlayamıyorduk işte.  Çaresizlik…

Yine onlar seviniyordu, yine biz susuyorduk. Yine onlar mutluydu, yine biz üzgündük. Onların çocukları yine omuzlarındaydı, biz çocuklarımızı yine öpüp uyutmaya çalışıyorduk. Onlar bir önceki sene kaçırdıkları şampiyonluk için ortalığı yakıp yıkıyordu ama biz sadece gözlerimizi siliyorduk. O şehir yine yanıyordu, benim şehrim yine zifiri karanlık…

Peki sonra. Kanıtlayamıyorduk ya hani, sonunda kanıtladık. Biz çaresizliğimizle boğuşurken avuçlarımızdan alınan şampiyonluğumuzun çalınma anı kayıt altında imiş meğer, anladık. Durum bizim düşündüğümüzden daha da iğrençmiş onu anladık da peki sonra...

Sanki onlar o  puana tekrar tekrar ulaşmışlar gibi ve sanki başarılı olduğumuzu kanıtlamak zorundaymışız gibi madem öyle yine başarılı olun da görelim dediler. Şampiyonluğunu hiçe saydıkları futbolcularımız gittikleri takımda, küçük gördükleri teknik direktörümüz de gittiği diğer takımda üst üste şampiyonluk yaşadılar.

Ne yaparsanız yapın unutturamayacaksınız. İtiraf ettiğiniz suçu umurumuzda bile olmayan saçma bahanelerle örtbas edemeyeceksiniz. Bu gerçekle ömür boyu yüzleşeceksiniz. Biz hiçbir zaman yılmayacağız, bıkmayacağız. Bunu söylemekten asla sıkılmayacağız.

Tarih 22 Mayıs 2011.

2010-2011 Şampiyonu Trabzonspor

“Paraya karşı yetenek ve emeğin savaşını verdik. Tarih bunu yazar.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.
Avatar
1881-1938 2017-05-23 19:41:09

Hakkım haram olsun haram zıkkım olsun en başta da siyasilere