Mazhar YILDIRIMHAN

İnsan, dünya hayatını bir kere yaşar. Çünkü hayat bir imtihan ve duruştur. İnsanın asli vatanı değildir ve geçicidir. Hem de çok kısa bir sürede. Ancak insanoğlu bu kısa dünya hayatında çok acizliklerle, çok zaaflarla maluldur. Menfaate meyillidir. Bu nedenle çoğu kez karakterinin sağlamlığını, adam gibi duruşunu değil de menfaatini önceler. Etraf bunun örnekleri ile doludur. Hele siyaset alanı bunlarla kaynar. Herşeye de mazeret ve savunmaları vardır. İnsan olarak hepimizin yanlışı, hatası elbette vardır. Ne varki, doğruluktan, haktan, karakterden, ilkeli ve erdemli olmaktan yana tercih yapmak bir yaşam biçimidir.

***

İster siyaset, ister ticaret, ister yaptığımız meslek ve iş ne olursa olsun bir hayat tercihinin yansımaları ile imtihan olunuruz. Dostumuz,yaşı itibari ile ağabeyimiz Av. İbrahim Keski'in yakın tarihimize not düşen, süreçleri kendi yaşanmışlıkları üzerinden anlatan "KURUCU" adlı kitabını, benim de tanıklık ettiğim özellikle AK Partinin Trabzon kuruluş sürecini okurken yeniden tefekkür ettim,

mashar

düşündüm, o günlere döndüm oradan bu günleri seyrettim. Oralardan bakınca ne savrulmuşluklar, ne samimiyetsizlikler, ne maskeli yüzler, ne menfaatperestlikler sırıtıyor.

Her şeye tahammül edilir de karakterini menfaatine esir edene tahammül etmek zor. Sn Keskin'in kitabının 115 ve 116. Sahifesinde verdiği iki örnek kişi var. Başlangıçta nasıl davrandıklarını net anlatıyor. Sonra da yürüyen trenin konforlu kompartımanında yerlerini aldılar.

Çook örnekleri var bunların. Recep Tayyip Erdoğanı tv de göremeyecek kadar nefret edip te yıllar sonra iktidar trenindeki konfora dayanamayıp baş köşeyi kapan, partinin kuruluş günlerinde 28 şubatın sarhoş edici güç serkeşliğinin etkisiyle bulunduğu partinin çöküşüne ihtimal bile vermeyen, vasfı ve kabiliyeti gölgesi kadar bile etmeyen zât-ı sağirlerin, "ulan yürüyün bee şalvarlılar, bu memlekette size iktidar mı verirler, Kıvrıkoğlu sizi iktidar mı yapar" diye efelenip te, Ardından süt dökmüş kedi misali AK Partinin ve kurucularının kapsında nöbet tutup şirinlikler yapanlar, sonra da kağıttan kaplan rolü oynayıp haketmedikleri yerlere zıplatılanlar, Recep Tayyip Erdoğan'ı günahı kadar sevmeyip yıllarca kumpascılarla hareket edip, "göreceksiniz bu AKP'liler yargılanacak", deyip te olmayan karakterlerini bir topaç gibi çevirip suyun başına geçenler sadece bir kaç örnektir.

***

Böyle yazınca çook kızıyorlar biliyorum. Ama kurucu il başkanı İbrahim beyi bu tanıklıkta yalnız bırakırsam haksızlık ederim hem partiye hem samimi tabana. Eskisi kadar takmıyorum, ancak tarihe de gençler için not düşmeli diye yazıyorum. Takmıyorum çünkü bu tiplere yol veren irade siyaseti böyle öngörmüş!..

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Biz kimsenin dışlanmasını asla arzu etmeyiz. Aradığımız sadece samimiyettir. Günah keffaret ister, bu tiplerin de bu tabana bir özür borcu olmalı. Karakterleri yaptıkları pervasızlıkları kaldırsa da, içine dahil oldukları tabanın samimiyeti hatırına küçük te olsa bir vefa göstermeliydiler. Onlar haketmedikleri yerleri maalesef hizmet için değil nefisleri için takla vesilesi saydılar.

İbrahim Keskin (ve onun gibi kuruculuk çilesi çekenler ) de gülümseyen yüzüyle köşesinde hatıratını yazsın. Hiç vefasızlık yapmadan, davasına, yol arkadaşlarına...Tarih tekerrürden kurtulamıyor vesselam!..