Gaziantep FK ve Sumudica olayı Türkiye’de spora ve dolayısı ile futbola bakış açısını net bir şekilde ortaya koyan tipik bir örnektir.  Olay yerel değil, ulusal, hatta evrenseldir! Ülkemizde hemen her kulüpte yaşanan ve fazlaca sorgulanmayan, para, menfaat, çıkar ilişkileri iddialarının sümenaltı edilmesinin, nasıl örtbas edildiğinin tipik göstergesidir. Mesela Trabzonspor’da yaşanan Afobe ve Diabate ile Plaza transferleri ile ilgili gerçekler ya da iddialar nasıl açıklanmıyorsa, Gaziantep FK ve Sumudica olayı da benzerdir!

Olayı bir hatırlayalım: Rumen teknik adam Marius Sumudica, Gaziantep FK teknik direktörü iken “Bana bir oyuncuyu almam için 50 bin dolar rüşvet teklif edildi” diye bir açıklama yaptı. Bunun karşılığı; kulüp başkanı ve yönetim kurulunun Sumudica’yı çağırıp iddiasına açıklık getirmesini istemekti. Ayrıca savcılık da bu önemli iddia için soruşturma başlatmalı idi… Normal prosedür bu değil miydi?

Ama hayır, böyle olmadı! Önce Gaziantep FK başkan yardımcısı “ Sumudica işine baksın!” diye anlamsız tuhaf bir açıklama yaptı, o kadar!!! Savcılıktan da hiçbir açıklama duymadık.

Sonrasında kendi futbolcusuna cebinden para çıkarıp prim veren Sumudica, kulübün parası olmadığı gerekçesi ile, eşine telefon edip kulüp için para isteyeceğini ironik şekilde dile getirdi. “Vay sen misin bunu dile getiren…” diye düşünen kulüp çevresi ve yandaşları adamın üzerine çullandılar. Akıbet belli oldu. Rumen çalıştırıcı aşağılanarak görevine son verildi. Bunda menajerlerin de büyük payının olduğu, ayrıca kulüp başkanının Sumudica’ya “ Madem futbolculara para veriyorsun, bize de ver!” demesinin de etken olduğu aşikar!

Kulüp içinde tam olarak ne yaşandığını bilmemiz uzaktan mümkün değil… Ama belli ki kulüp çevresi, basının büyük bölümünü ve sosyal medyayı da etkili kullanabiliyor! Tüm okları teknik adama çevirmeyi kısa zamanda başardılar! Bunun için başarısı hiçbir şekilde tartışılmayacak ama, bizim topluma ters hareketleri de olan Rumen hocanın lince uğradığı kanaatindeyim!

Sumudica’nın ironik olarak söylediği “Eşimden kulübe  vermek için para isteyeceğim!” sözü bahanedir! Bana göre asıl neden “50 bin dolarlık rüşvet!” iddiasının kamufle edilmesi gayretidir! Aslında çoğu kulüpte yaşanan bu tür olayların göreceli olarak başarı sağlandığında nasıl örtbas edildiğini de görüyoruz! Gaziantep’te spor ve futbolun nabzını tutan kadim dostum Ökkeş Özekşi’nin yazılarına bakılmasını tavsiye ederim.

Bu olayla Trabzonspor’da yaşanan transfer belirsizliği ve Karagümrük ile Denizlisporlu yetkililerinin Diabate ile Afobe’nin transferleri hakkındaki iddialarının boşlukta kalması arasında bir fark yoktur. Kaldı ki Sumudica “50 bin dolarlık” rüşvetten söz ederken, Trabzonspor’un iddia edilen kaybı 2 milyon dolar civarındadır! Bu konuda hala bir açıklama yapılmaması da manidardır!

Evet, bu olay da gösterdi ki “Türk basını, ya da spor basınının büyük çoğunluğunun kulüplerdeki çeteleşme ile mücadele etmiyor!” tezi de doğrulanmıştır.

… KURAL DEĞİŞTİRMEK

“Maç oynanırken kural değiştirmek” diye bir tabir girdi lisanımıza… İsteyenin; hukuku, kuralları, yasaları, yönetmelikleri işine geldiği gibi kullanması anlamına geliyor. Sakın bizde olmaz demeyin! Bakın Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir geçen hafta yaptığı açıklama  ile Süper Lig için 14 olan yabancı oyuncu sayısını sezon sonuna kadar 16’ya yükselttiklerini açıkladı!!!

Halbuki daha önce  yabancı oyuncu sayısını kademeli olarak azaltacaklarını da açıklamışlardı!!! Gerekçesi de corana virüsü nedeni ile kulüplerin mağdur duruma düşmemesi imiş! Virüs sanki yeni peydahlandı! Neredeyse bir yıldır corona belası ile uğraşılıyor ama, bizim TFF habire yeni kurallar icat ediyor. Ve buna da hep “İlk kez, bir defalık…” diyor. Maç oynanırken kural değiştirilmezmiş! Pöh…

Türkiye’de her şey olur. TFF ne demişse, ne yönetmelik koymuşsa değiştirmekte sakınca görmemiş. Bakalım yarın hangi kulübün çıkarına olan bir kural daha koyar! Delikanlı gibi çıkıp “ 3 büyük kulüp yabancı kontenjanını doldurdu. Ona yer açmamız lazım!” desenize… Yeni sezonda bunca yabancı nasıl temizlenecek, orasını her halde düşünmüşsünüzdür!

BELEZOĞLU VE “AYARTMAK!”

Emre Belezoğlu, Galatasaray’ın Çaykur Rizespor’dan aldığı Oğulcan’ı kastederek ve kendinin de yetiştiği kulübü suçlayarak “Bizim ayartma yeteneğimiz yok!” buyurmuş!!! Efendim! Kim buyurmuş? Fenerbahçe Sportif Direktörü Emre Belezoğlu… Gerçekten hiç ayartma yeteneği yokmuş!!!

Vah ki vah! Fenerbahçe’de oynarken meşhur şike sürecinde Ankaragücü futbolcusu Kağan Söylemizgiller’e aracı vasıtası ile telefon açtırıp “ Bize karşı sıkmayın. Seni Fenerbahçe’ye aldıracağım” dedirten ve bu da tapelere, mahkemelere konu olun Emre Belezoğlu bakın ne diyor? “Ayartma yeteneğimiz yok” Vah vah… “Kağan Söylemezgiller niye size karşı sıkmayacaktı?” Cevap:  “Trabzonspor’un şampiyonluk yarışında önünü kesmek için!!!” “Ağabeylerinden biraz ders al!” diyeceğim ama, sen o dersi çoktan aldın da ağabeylerine kurs verecek konuma geldin…

İş ortaya çıkanca” Şaka yaptım!” Öyle mi? Sevsinler! Birileri tarafından açıkça korunduğun belli… Güvendiğin dağlar da var! Ama sanma ki devran hep böyle gider! Bir gün tüm bu olaylara karışanlardan, sen ve senin gibilerden yasalar ve ilahi adalet önünde de hesap sorulur. 

DENİZ ATEŞ BİTNEL’İN ÖZRÜ!

21 Şubat 2016 tarihinde İstanbul’da oynanan Galatasaray - Trabzonspor maçında bordo mavili ekip hakem tarafından resmen doğrandı. Trabzonspor’dan tam 4 oyuncu kırmızı kart gördü. Bu maçın hakemi Deniz Ateş Bitnel şimdilerde tv yorumcusu oldu. Zaten eski hakemlerden yorumcu olmayanı dövüyorlar ya neyse… Bu hakem eskisi TV100 adlı televizyon kanalında VAR Odası adlı programda 5 yıl önceki malum maçla ilgili Trabzonspor’dan ve üzdüklerinden özür diledi!!! Tam bir özür olmadı ama, yine de kabahatinden büyük bir özür!

O maçı dün gibi hatırlıyorum. Marko Marin’e verilmeyen net penaltı vardı. Sonra peş peşe Özer Hurmacı, Aykut Demir, Cavanda ve en son olarak Salih Dursun kırmızı kart gördüler. Maçın sonlarına doğru Umut Bulut’un kendini yere atması ile de Galatasaray’a uyduruk bir penaltı kararı verdi ve o penaltı ile Trabzonspor sahadan 2 -  1 yenik ayrıldı.

Maçın ayrıntılarını youtube’a girip öğrenebilirsiniz. O maçta en büyük olay Salih Dursun’un yere düşürdüğü kırmızı kartı alıp hakeme göstermesi idi. Bu olay Türkiye’de olduğu kadar dünyada da yankı yapmıştı.

Deniz Ateş Bitnel şimdi televizyonda yorum yapıyor!! Olabilir. Arz talep meselesi… Her aptal malın mutlaka salak bir alıcısı bulunur! Ama programa çıkıp millete şirin görünmek için hata yaptığını kabul edip, Trabzonsporlular’dan özür dilemek pişkinlik oldu doğrusu… Bir kuşun kafasını koparak yere atıp sonra da karşısına geçip  “Özür dilerim!” demek ne kadar anlamlı ise bu da aynen böyle bir durum!

İşin ilginç yanı o maç ile ilgili o programda en büyük eleştiriyi de “Trabzonspor’u katlettin!” diyen Ümit Özat’tan alması oldu. İyi mi? İyi ise buradan yakın… Türkiye’de futbolun hali…

MESUT ÖZİL!

Fenerbahçe Mesut Özil’i almış! Alabilir! Arkanda bunca borç yükü varken, yanına da devletin en tepesindekileri de alırsan Mesut’u da alırsın, Messi’yi de, Ronaldo’yu da… Nasıl olsa borcu, limit aşımını sorgulayan yok.  Eh bir de Cumhurbaşkanlığı ile Acun Ilıcalı ve Rıdvan Dilmen de yanında olunca değme ağanın keyfine… Pardon Emre Belezoğlu’nu unuttuk! Tüh!

Kim hesap soracak? Hangi federasyon başkanı “Limiti aştınız! Şu kadar ceza… Bu kadar puan silinecek!” kararı verecek? Üstelik Cumhurbaşkanı yardımcısı, adamı ilah gibi karşılıyor! “Mesut ülkesine hoş gelmiş!”miş!!! İşe bakın…

Mesut Özil’in dünya çapında bir futbolcu olduğunu bilmeyen yok. Bu konuda kimse laf söyleyemez!  Ayrıca Türk kökenli olduğu halde “ Kendimi Türk gibi değil, Alman olarak kabul ediyorum.” dedikten sonra Alman Milli Takımı’nı seçmesi de beni zerre ilgilendirmiyor. Tercih meselesidir. Ama, böyle dediği ve davrandığı halde onu sarıp sarmalayıp bize sunmak doğrusu çok enteresan değil mi? Antalyaspor’a sezon başında gelen Nuri Şahin de dünya çapında bir yıldızdı. Ama Türk Milli Takımı’nı seçtiği için Mesut kadar ilgi görmedi. O gerçek ülkesine hoş gelmemiş miydi? Mesut Özil’e gösterilen ilginin binde birini Nuri Şahin’e gösterdiniz mi?

Demek ki mesele Türklük meselesi değil, popülizmmiş! Oy avcılığı imiş. Bu arada Trabzonspor’un 40 yıla yakın neden şampiyon olamadığının nedenlerini ararken bu yaşananları da bir kenara koyarak düşünün. Kim kimi kolluyor, kim haklıdan değil güçlüden yana, iyice belleyin!

Şimdi gelin de yanında Cumhurbaşkanlığı, Acun Ilıcalı, Rıdvan Dilmen olan bir takıma karşı ne kadar haksız olursa olsun en küçük bir tutum takının! Kupa maçında Fenerbahçe aleyhine düdük çaldığı için Antalyaspor - Trabzonspor maçının asıl hakeminin maçtan saatler önce aşağılanarak değiştirildiğini de unutmayın!

 Bu yaşananlar şikenin başka bir türüne mi girer, yoksa başka bir adı var mıdır? Artık siz karar verin! Ama bu transferde haksız rekabet olduğu kesindir. Fenerbahçe’nin rakiplerine devletin en üst tepesinden bir gözdağı vermek vardır. Haa kimse çıkıp da “Bu transfer sponsorlar tarafından yapıldı” demesin! Sponsorlar aldı ise onlar zaten belli değil mi? Üstelik ekonomik kriz ve pandemi yokken ortalıklarda görünmeyen sponsorlar, nasıl oluyor da bütün dünyanın ekonomik krizde olduğu bir zamanda bunca parayı sokağa döküyorlar!!! Yemeyin bizi… Aaa bunu da unutuyordum, TFF başkanı Fenerbahçeli değil miydi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.