Trabzon’un fetih tarihi olan 15 Ağustos’ta Ortodoksların Sümela’da ayin yapmasına tepki var

Songül MAZLUM-Kamu-Sen Trabzon Şube Başkanı Coşkun Dilber, Trabzon’un fetih tarihi olan 15 Ağustos’ta Sümela Manastırı’nda Ortodokslar tarafından ayin gerçekleştirilmesinin art niyetli olduğunu ifade ederek, ayin için verilen özel iznin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sümela’da Ortodoks ayini düzenlenmesinin bir ihtiyaç olmadığını ve inanç turizmi açısından da kente bir katkı sağlamadığını dile getiren Başkan Dilber, art niyetli olan bu ayine bir an önce son verilmesi gerektiğini savundu.

WhatsApp Image 2022-08-12 at 20.31.32 (2)

Emanullah Tüfekçioğlu: TRABZON’UN OLMAZSA OLMAZI KESİNLİKLE TURİZM Emanullah Tüfekçioğlu: TRABZON’UN OLMAZSA OLMAZI KESİNLİKLE TURİZM

TRABZON VALİLİĞİNİ SİTEM

Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu tarafından fetih tarihinin 15 Ağustos 1461 olarak açıklandığını hatırlatan Başkan Dilber, “Fethin 15 Temmuz olduğunu Kamu-Sen, TÜRKAV, üniversiteden hocalar ve bir önceki Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği konferanslarda dile getirdi. Türk Tarih Kurumu da fethin 15 Ağustos tarihi olduğunu tescilledi.  Türk tarihinde zaferler ayı genellikle Ağustos ayıdır. Nadiren diğer tarihlerde zaferler vardır. Fetih tarihinin 15 Ağustos olarak tescil edilmesinden fevkalade memnunuz. Bu konuda ciddi bir çaba gösterdik ve sonuç aldık. Emeği geçenleri de tebrik ediyorum. Trabzon Valimizin, fetih tarihini 15 Ağustos olarak açıkladığı toplantıda Büyükşehir Belediyesini, TTSO’yu ve üniversiteden bir hocamızı gördüm. Şehrin bütün dinamiklerini kapsayan bir toplantıyla fetih tarihi açıklanmalıydı. Buna emek sarf eden gerek Kamu-Sen gerek TÜRKAV gerekse bilim adamlarımız orada olmadılar ve kendilerine bir teşekkür dahi edilmedi. Ben gerek Kamu-Sen adına gerek TÜRKAV adına şunu söyleyebilirim. Bizim reklamla ilgili bir derdimiz yok. Gerçeğin ortaya çıkmasıyla ilgili bir çabamız vardı. Bunu Trabzon’un dinamikleriyle kamuoyuna açıklasaydık daha etkili olacaktı. Esnaf odaları, muhtarlarımız, Kent Konseyimiz, Baromuz, derneklerimiz, vakıflarımız, Trabzonspor’umuz gibi çok daha önemli etkin bir açıklama yapılmalıydı. Çok daha geniş bir toplantıyla kamuoyuna açıklanmalıydı ve emeği geçenlere teşekkür edilmeliydi. Maalesef çok dar bir zaman aralığında ve çok da kısa bir açıklamayla bunu ifade etti.” ifadelerini kullandı.

SÜMELA MANASTIRI HİÇBİR ZAMAN KİLİSE OLMADI

Sümela Manastırı’nda Ortodokslar tarafından fetih gününde ayin yapılacak olmasını da değerlendiren Kamu-Sen Başkanı Dilber, bu ayine de son verilmesi gerektiğini savundu. Ayinin inanç özgürlüğüyle bir alakası olmadığını ve art niyetli olduğunu ileri süren Başkan Dilber, “Sümela Manastırı’nda 15 Ağustos’ta özel izinle gerçekleştirilen bir ayin var. Başından beri Türkiye kamu-Sen olarak buna karşıyız. Bugün de karşıyız. Sümela Manastırı bir müze ve ören yeridir. Hiçbir zaman kilise olmamıştır. Kilise olarak kullanılmamıştır. Dolayısıyla burada ayin ihtiyacı olup da yer bulamayan insanlar yoktur. Tamamı yurt dışından gelen ve bir kuruş para harcamayan insanlar burada 15 Ağustos’ta sembolik bir mesaj veriyorlar. ‘Burası zamanında bizimdi. Siz burayı bizden aldınız ama biz inancımızı diri tutuyoruz. Biz hedeflerimizi diri tutuyoruz. Sizin de zayıf olduğunuz bir zaman biz gelip burası bizim diye harekete geçeceğiz.’ diyorlar. 15 Ağustos’u seçmelerinin nedeni de budur. Çünkü 15 Ağustos fetih günüdür. Fener Rum Patriğinin bu tarihi özellikle seçtiği açık açık ortadadır.” iddialarında bulundu.  

GERÇEĞİ HEM HALKIMIZ HEM DE YETKİLİLER GÖRMELİ

Kamu-Sen’in ibadet özgürlüğünden taraf olduğunu vurgulayan Başkan Dilber, “Bir ayin için gereklilik olmadığı açık ve ortadadır. Ayine gelenlerin art niyetli oldukları da açık bir şekilde tescillenmiştir. 15 Ağustos’ta biz Trabzon’un fethini kutlarken, Trabzon’un fethinden rahatsız olan, hayallerini ve ideallerini ileriye ertelemiş olan bir kitle gelecek ve Sümela’da iki saatlik bir özel izinle ayin yapacak. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Bu gerçeği hem halkımız hem de yetkililer görmelidir. Örnek veriyorum Trabzon’daki Ayasofya bir müze olduğu için zamanında orada ibadet yapılmıyordu. İstanbul Ayasofya’da zamanında müze olduğu için ibadet yapılmıyordu. Daha sonra mahkeme kararları ve siyasi irade ile birlikte egemen devlet bir karar aldı ve buraları bir ibadethane olarak açtı. Şimdi şayet Sümela Manastırı bir ibadethane olarak kullanılacaksa egemen güç Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin burada bir karar alıp bunu vermesi gerekiyor. Bunu geleneksel hale çevirmek ülkemizde ileri de sıkıntıya yol açacaktır. Karadeniz için sıkıntı doğuracaktır.”  açıklamalarında bulundu.

İBADETHANEYE İHTİYAÇLARI VARSA İBADETHANE YAPALIM

Sümela’da herhangi bir zaman diliminde gerçekleştirilecek olan ayine karşı olduğunu dile getiren Başkan Dilber, “Bu ayinin düzenlenmesine ihtiyaç var ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm inançlara eşit mesafededir. Kiliseye ihtiyaç varsa kilise yaptırır, camiye ihtiyaç varsa cami yaptırır, sinagoga ihtiyaç varsa sinagog yaptırır. Trabzon’da Ortodoksların ihtiyacı varsa uygun bir yer bulalım, sayılarını görelim. İbadethanelerini yapalım ve orada ibadet etsinler. Ama Sümela’da tarihin hiçbir döneminde ibadethane olmamıştır. Olsa olsa mektup olmuştur. Bugün Sümela’da ayin yapmak geçmişteki bir hayali diri tutmaktır. Trabzon’a geldiklerinde bir kişi yataklı kalmıyor, bir kişi yemek yemiyor. Fener Rum Patriğinin geçen ki ayin sırasında kendisine ilgi gösteren kemençeciye kaç lira bahşiş verdiğine bir bakın. İtibarsızlaştırıcı, aşağılayıcı bir yöntemle bahşiş vermiştir. Kimse bahşişin küçüklüğüne büyüklüğüne bakmaz ama kendisine statü biçenlerin bahşişinin hangi banknot olduğu bu ülkede herkes tarafından bilinir. Kemençeciyi hakir gören bir zihniyetin Trabzon’da inanç turizmi adı altında bir lira harcamadan Sümela’da söz ona bir şeylere teşebbüs etmesinden biz rahatsızız. Türkiye Kamu-Sen olarak inanç özgürlüğü açısından ihtiyaç varsa biz karşı değiliz. Bazı sembolik unsurlarla Türkiye üzerindeki emellerini ileriye ertelemelerine biz karşıyız.” değerlendirmelerinde bulundu.

YENİDEN DEĞERLENDİRME YAPILMASI GEREKİYOR

Planlı ve organize bir şekilde hamleler yapıldığını dile getiren Dilber, “Bakın Trabzon’dan Yunanistan’a düzenli bir uçak seferi yok ama bize ofis açılıyor. Bunlar tesadüf şeyler değil. Bunlar planlı, organize işler. Bazılarının bunları dile getirmesi gerekiyor. Dün turizmle ilgili birtakım unsurlar gelişti, söylendi. Bugün Trabzon Arap turizmiyle parlıyor. Bugün turizm diyenler, ayin için turizm diyenler Araplar ile ilgili ileri geri konuşuyor. Niye? Turizmse turizmdir. Bu gerçeği ortaya koyalım. Peki ayine gelenlerin Trabzon ekonomisine yaptıkları katkının ne olduğuna bakalım. Bir tanesi bir otelde konaklamış mı? Bir tanesi Sümela’nın etrafında bir tesiste yemek yemiş mi? Ne yapmışlar? Araçla gelip gitmişler. Türkiye Kamu-Sen açısından inançlara saygı ve ihtiyaçları karşılama ile ilgili bir tereddüt yoktur. 15 Ağustos’ta ben Sümela’da ayin yapacağım demek art niyetli bir yaklaşımdır. Bu konuda yeniden bir değerlendirme yapılması gerekiyor. Bugün bu daha elzemdir. Bir tarafta fetih kutlamaları yapılırken diğer tarafta ayin yapılamaz.” ifadelerini kullandı.

BİN YIL SÜRSE DE KARŞISINDA OLACAĞIZ

Atina’da cami olmadığına da dikkat çeken Dilber, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Bizim karşıtlığımızın altında yatan gerekçeler vardır. Bu karşıtlığımızı inançlara saygısızlıkla algılayanlar hata yaparlar. Bugün Atina’da bir tane cami yok. Atina da Müslüman vardır ama cami yapılmasına izin yoktur. Yunanistan’da pek çok yerde camilerimiz ahıra çevrilmiş vaziyettedir. Bundan 6 sene önce ben söyledim. 3 bin kişilik bir kafileyi ben Yunanistan’a getireceğin 3 gün de yatıracağım. Yeter ki bir Cuma namazı kılalım orada.  Tarihini de biz belirleyelim ve Mora isyanının başladığı bir tarih olsun. Yüreği yeten var mı? Türkiye elbette sahipsiz değil. Bunları akıl ediyor. Bugün bir kez daha bu ayini değerlendirmesi gerekir. Çünkü 15 Ağustos artık fetih tarihi olarak tescillenmiştir.  Türk tarihinde fetih nişanesi nedir? Kılıç hakkı. İbadethaneler kendi ibadethanesine çevrilir. Yani kiliselerin en önemlilerinden biri camiye dönüşür ve ilk Cuma orada kılınır. Türk töresinin verdiği mesaj budur. Trabzon’da da böyle yapılmıştır. Şimdi sizin fethettiğiniz yerin torunları gelip aynı mantıkla sizin fethettiğiniz gün ayin yapıyorlar. Bunun bizim kılıç hakkından farkı nedir? Bizim itiraz ettiğimiz bu. Trabzon 5 bin yıllık bir şehirdir. Bir birikimi, bir kültürü var. Türklerden öncesi de var, Müslüman olmayan Türkleri de var. Onlarla ilgili bir derdimiz yok. Bugün çok farklı inançlarda insanlarımız da olabilir. Trabzon’da bir Hıristiyan mezarlığı yok mu? Var. Kim ne yapmış onlara. Ama meseleyi inanç bazına getirip de inançlara, ibadet özgürlüğüne kısıtlama Sümela’da yapılan ayine getirilecek açıklama değildir. Bu ayin bin yıl da sürse biz bunun karşısında olacağız. Açık yüreklilikle her yıl bununla ilgili karşıtlığımızı söyleyeceğiz. Çünkü o art niyeti okuduğumuz sürece biz pozisyon almakta imtina etmeyeceğiz. Ama kimsenin inancına karışmayız.”