İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yeni yıla Van ile Şırnak arasında bulunan Kato Jirka Bölgesindeki Belbuka Karakolu’nda girdi. Belbuka, PKK terör örgütü için hiçbir zaman kaybedilmeyen bir bölgeydi. Artık PKK bu bölgede hiç yok. Bırakınız varlık sürdürmeyi yanından geçemiyor. Bakan Soylu, yılbaşı akşamını geçirdiği Belbuka bölgesi için “Bu bölge terör örgütünün psikolojisini çökertti.” ifadelerini kullandı. Bakan Soylu daha sonra Tendürek Bölgesine geçerek askerlere moral verdi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu bugüne kadarki bakanlardan ayıran en büyük özellik, inandığı davasında ve mücadelesinde siyaset aklını öne çıkararak vatan ve millet için kullanıyor olmasıydı. Terörle mücadelenin öncelik arz ettiği ülkemizde İçişleri Bakanları’nın donanımlı olması yetmiyor. Karar verici ve irade sahibi olmaları da donanım kadar önemli. Lakin bütün bu keyfiyetleri yönlendirecek ve yönetecek bir de siyaset aklı gerekli. Siyaset aklı elbette daha önce gelen bazı içişleri bakanlarında da vardı. Ama onlar bunu kendileri için kullandıklarından… Ellerindeki bıçağı kasap anlayışıyla kullandıklarından bir doktorun elindeki bıçağın sonucunu hiçbir zaman alamadılar. Bu da siyaset aklının vizyonla kuşanma keyfiyetini gösteriyor.

Bakan Soylu’nun PKK’yı bitme noktasına getiren iradesini elbette ki İHA’lar ve SİHA’lar destekleyerek çok büyük katkı sağladı. Lakin bütün bunların üzerindeki en büyük etken Soylu’nun eline geçirdiği psikolojik üstünlüktü. PKK’yı dağda imha etmek kadar, dağa çıkışları durdurmak da önemliydi. Dolayısıyla psikolojik üstünlük en etken silahtı. Bu üstünlük yalnız dağda değil, şehirde de oluşturuldu. PKK terör örgütünün dağda sergilediği en etkin ve propaganda gücü en yüksek eyleminin hemen ardından ve 24 saat geçmeden Bakan Soylu, dağ bayır, dere tepe demeden eylem bölgesine ulaştı. Belki can pahasına bundan kaçınmadı. O eylem sahasında terör örgütüne meydan okudu. “Buradayım kaçma gel” okuyuşu hem milletin sinesindeki yarayı ve acıyı hafifletti hem teröristin yüreğine korku olarak düştü. Kato’da, Cudi’de, Tendürek’te yaşanan meydan okumalar şehirdeki bölge insanını da etkiledi. Psikolojik üstünlük böyle ele geçirildi.

Geceyi Kato Dağı’nda geçiren bir İçişleri Bakanı’nın sabah Şırnak’ta halkın arasında… Geceyi Tendürek Dağı’nda geçiren bir bakanın sabah Ağrı’da olduğunun psikolojisi dağdaki kadar şehirdekini de etkiledi. İki binli yılların başında yılda 5 bin gencin dağa çıktığı bölgede, şimdilerde 5 genç dağa çıkmıyorsa Türkiye’nin terörle mücadelede aldığı mesafe kadar Süleyman Soylu faktörü de doğru analiz edilmelidir. Bu bağlamda yeni yıla Belbuka Karakolu’nda giren Bakanımız Soylu’ya yeni yılda da üstün başarılar diliyor “Allah utandırmasın” diyoruz.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun terör kadar önemsediği iki konu daha var. Uyuşturucu ve kadına yönelik şiddet… Uyuşturucu konusundaki hassasiyeti de ciddi sonuçlar veriyor… Kadına karşı şiddet konusu ise, tek başına emniyet tedbirleriyle sonuç alınacak türden değil. Her yıl artan şiddet ve kadın cinayetleri aslında çöken aile yapısıyla da alakalı. Boşanma olaylarının doğru analiz edilmesi gerekir. Eroin tacirlerini kontrol altına alarak uyuşturucuya karşı mesafe alabilirsiniz. Ancak her sorunlu çiftin peşine polis takarak şiddeti engelleyemezsiniz. Burada önemli olan hükümetin bu konudaki hassasiyetidir. Samimiyetidir.

AK Parti Hükümeti de bu bağlamda kadına yönelik şiddet ve taciz olaylarıyla ilgili en ciddi adımları atan bir iktidardır. Kadının beyanı üzerine erkeğin gözaltı yapıldığı bir süreçten geçiyoruz. Erkeğin evinde eşine karşı üslubuna bile dikkat ettiği bir dönem yaşıyoruz. Kadın hakları konusunda adeta bir zihniyet dönüşümü yaşanıyor. Üstelik bu uygulamalar muhafazakâr bir iktidar eliyle yapılıyor. Buna rağmen konu hala istismar ediliyor. Son olarak İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bir paylaşımı Bakan Süleyman Soylu’nun cevabına tosladı. Önce Meral Hanım’ın Cumhurbaşkanına yönelik paylaşımını alalım. CHP Genel Merkezinin gerçekten vitrin olarak MYK’sına aldığı başörtülü avukatı savunmak adına kadına yönelik şiddete karşı yapılan bir büyük mücadeleyi karalıyor. Akşener, “Ülkemizde son 1 yılda 386 kadın katledilmişken çıkıp utanmadan kadınlara hakaret edeceğine git önce görevini yap. Kadınların güvenliğini sağla.” diyor.

Meral Hanım bu paylaşımı, kadın konusundaki hassasiyetinden veya başörtüsünü savunmak adına değil, ittifak ortağı CHP’yi savunmak ve malum çevrelerin propaganda malzemesi olarak kullandığı kadına yönelik şiddetle mücadeleyi bile istismar ediyor.

Zira Meral Hanım’ın kadın hakları konusundaki hassasiyetini Diyarbakır Anneleri ve yine aynı annelerden evi yakılan bir kadın olayında gördük. Meral Hanım’ın söylemi aynı zamanda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu da ilgilendiriyor. Zira Meral Akşener adeta kadına şiddet uygulayacağı muhtemel her caninin peşine (!) bir polis takılmasını istiyor. Çıkarılan onca yasayı görmüyor, görmek istemiyor. Ve cevabı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan geliyor.

“Akşener’in Cumhurbaşkanımıza kadınlar üzerinden söylediği söz ağrıma gitti. Recep Tayyip Erdoğan, kadın hakları konusunda zihniyet devrimcisidir. Faşist bir zihniyeti körü körüne savunmak adına, niteliksiz saldırmak Allah’ın gücüne gider. Bir siyasetçinin başına gelebilecek en büyük musibet bugün yanında bulundurduklarına alet olmaktır. Siyasi tarihimizde bunların kullandığı kimse iflah olmadı. Allah kurtarsın...”

İçişleri Bakanı Soylu, bir eski içişleri bakanına böyle diyor. Mücadelesini belki anlar diye…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.