Kimimizin Nevzat ağabeysi…

Kimimizin ise Nevzat kardeşidir...

Ancak o hepimizin önemli dostu ve yol arkadaşıdır…

Kolay mı bu meslekte 52 yıl ayakta kalmak?

Kolay mı bu meslekte herkesin sevdiği, saydığı bir ağabey bir kardeş olmak?

Kolay mı bu meslekte hiç ego yapmadan hiç kırılganlık göstermeden, kimsenin tavuğuna kış demeden mesleğimizin duayeni olup, kalabilmek.

Sorarım sizlere kolay mı?

Dile kolay, gazetecilik mesleğinde tam tamına 52 yıl…

Üstelik 52 yıl oldukça özveri ile yürütülen mesleki bir yaşamın içerisinden o yana, bu yana vurmadan su gibi akıp geçmek...

Olacak ve yapılacak şey mi?

Kime nasip olur veya olmuştur böylesine mesleki bir yaşam?

İşte Nevzat Yılmaz mesleğine duyduğu saygıdan dolayı, mesleki yaşamını bu günlere kadar Trabzon basınında getirmeyi başaran ender isimlerden birisidir.

Karıncayı bile incitmekten sakınan, naif bir kişiliğe sahip olan Nevzat Yılmaz şu sıralar Gazeteciler Cemiyeti’nin lokomotifi gibi çalışmaktadır…

Dur-durak bilmek fıtratında olmamıştır…

Bundan ötürü de gitmediği, girmediği yer bırakmadığı gibi, cemiyeti temsil etmekle ilgili konularda da üzerine düşeni fazlasıyla yapmaktadır.

Yarım asırlık ömrünü gazetecilik mesleğine adayan Yılmaz, bugün ulusal bazda bir haber sitesini yönetmektedir.

Nevzat Yılmaz gazeteciliğe ilk başladığı yıllarda, bugün ki teknolojinin ‘T’si bile yoktu. Gazeteler iptidai ortamda, yani kurşun harflerle dizilip basılıyordu.

Yani Nevzat Yılmaz mesleğin meşakkatli yollarından geçerken, cefasını, sefasından çok daha çekip yaşamıştır.

Demem o ki Nevzat Yılmaz mesleğimizin ve cemiyetimizin ayrılmaz bir parçasıdır.

Demem o ki Nevzat Yılmaz iyi ki bu meslekte var.

Demem o ki Nevzat Yılmaz hak ettiği saygıyı ve sevgiyi gazetecilik mesleğini icra edenler tarafından her daim görmelidir.

Demem o ki bir daha ki dönemde Nevzat Yılmaz 52 yıllık gazetecilik hayatını Cemiyet Başkanı olarak taçlandırmalıdır.

Peki, Yılmaz’ın başkan adaylığına “hayır olamaz” diyen olur mu?

Bir-iki istisna dışında ben ‘HAYIR’ diyen olacağını zannetmiyorum.

Konuyu Nevzat Yılmaz ile de konuştum.

Hatta Yılmaz ile ilgili yazdığım yazıdan dolayı çokça arayan da oldu…

Arayanların hepsi Nevzat Yılmaz’a Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı’nın yakışacağını, geç bile kalındığını söylerken, Yılmaz’ın başkanlığındaki Gazeteciler Cemiyeti’ne her türlü desteklerini de vereceklerini belirttiler.

Malumunuz Nevzat Yılmaz sadece bizim mahallede sevilip sayılmıyor.

Nevzat Yılmaz’ı, mülkiamirlerinden tutun, bürokrasiden devam edin, Belediye Başkanları, iş insanları ve STK’lar olmak üzere kendisini sevip saymayan yoktur.

O nedenle benim konuyla ilgili son söyleyeceğim şudur: “Nevzat Yılmaz başkan olmalıdır

Dip not; Nevzat Yılmaz’ın kadim dostu olan Bülent Deveci ise “Has, güzel Nevzat’ı yazıyorsunuz ama ben kendisinde aday olma cesaretini göremiyorum, inşallah bu kez yanıltır beni” diyerek Yılmaz’ın başkanlığı ile ilgili son noktayı da böylece koymuş oldu…

 

 

YAKIŞMADI MUHTAR EMMİ!

 

İşine gelmeyecek TİSKİ’ye aba altından sopa göstereceksin...

Ama işine gelince 32’lik su borusunu havadan döşeyip uçuracaksın!

Buna da başta TİSKİ olmak üzere bizler, sizler, hepimiz seyirci kalacağız öylemi he!

Hani halk dilinde “Şeyh uçmaz, mürit uçurur” sözü var ya...

Bizim Muhtarlar Konfederasyon Başkanı Bekir Aktürk şeyh uçurmadı ama suyu uçurmayı başardı!

Helal olsun muhtarımıza!

Bulduğu icatla bilim ve ilim insanlarımıza taş çıkarttı!

Ne yalan söyleyeyim, çok öncelerden uçan yolu duymuştuk, mübareğin sayesinde de suyun uçurulduğunu da öğrenmiş olduk!

Yapılan icraata bakıyorum, tam bir “mühendislik harikası…”

Bereket versin ki havadan 50’lik borlarla değil de 32’lik borularla suyu taşımış muhtar Bekir Aktürk.

Yoksa ne mi olurdu?

Hani ya Dünyanın Yedi Harikası vardır ya…

Giza Piramidi.

Babil'in Asma Bahçeleri.

Olympia'daki Zeus Heykeli.

Efes'teki Artemis Tapınağı

Halikarnas Mozolesi.

Rodos Heykeli.

İskenderiye Feneri.

Evet, şimdi sıkı durun dünyanın sekizinci harikasını açıklıyoruz!

Dünyanın son sekizinci harikası Muhtar Bekir Aktürk tarafından Soğuksu Mahallesi’nde havadan 32’lik borularla geçen su…

Ne dersiniz?

Bu buluş Dünyanın Sekizinci harikası olmaz mı?

Sakın yanlış anlamayın geçen su boruları; köyden, yayladan, dağ başından geçmedi…

Geçen su boruları şehrin bir mahallesinden havadan geçirilince, bundan dolayı bizler yapılan işlemi Dünyanın Sekizinci harikası olarak gösterelim istedik!

İnsanın inanası gelmiyor muhtar emmimizin yaptığına!

Yemin billah ediyorum muhtar emmimizin havadan borularla su götürmesi tam bir Temel Fıkrası gibi…

Bizim korkumuz nedir biliyor musunuz?

Şimdi Soğuksu Mahallesi sakinleri ayağa kalkıp muhtar emmimizin yaptığını eşgal göstererek, “Muhtar emmimiz yaptı, aynısını biz de yapacağız” derseler o zaman ne olacak?

İmam-cemaat hikayesini herhalde bilmeyenimiz yoktur.

Bu iş “imam-cemaat” meselesine dönerse de kimse şaşırmasın.

Yazan adam boşuna yazmamış.

Penceresi dilmeden

İnip gelir inmeden

Geldi geçti gülmeden

Muhtar mı oldun Kezban yenge

Yenge yenge Kezban yenge

Muhtar moldun Kezban yenge

Yenge yenge Kezban yenge

Aza m'oldun Kezban yenge

Bitti…

ACİLEN YETKİLİ KILINMALIDIR

Bana göre…

Bize göre…

Mutlaka size göre de öyledir.

Peşinen söyleyeyim.

Kendisi; Yani Murat Taşkın...

Trabzonspor için doğru adres…

Doğru isimdir…

O zaman Taşkın’a görev verenlerin yapması gereken tek şey var, o da Taşkın’ı bin an önce yetkili kılıp yapması gerekenleri icraata geçirmesi olmalıdır.

Mesleğimizde bilgi birikimi ve tecrübesiyle hepimize önderlik eden, hepimiz tarafından kabul gören bir ağabey konumundadır Murat Taşkın.

Taşkın’ın bu zamana değin kimseyle hır gürü olmamıştır.

Bilakis bütün meslektaşlarımıza katkı sunup meslektaşları için yapılması gereken ne varsa, elinden o an ne gelirse yapmaya gayret göstermiştir.

Başı ağıran, sıkıntıya düşen ne bileyim bir şeye ihtiyacı olan kim, kimler var ise her daim yanlarında bulunmaya çalışmıştır.

İşini seven ve işinin hakkını fazlasıyla veren Murat Taşkın’ı kurumun içerisine sokmasıyla yönetim kurulu doğru bir iş yapmıştır.

Ancak bu iş sadece kurumun içerisine sokmakla kalmamalıdır.

O ki böyle bir hale yapıldı.

Önce yönetim kurulu hakkını teslim edecek Murat Taşkın’ın.

Sonrasında da Murat Taşkın aldığı görevin hakkı verecek…

Taşkın, hakkını fazlasıyla verir, sonrasında Trabzon ve yaygın medyayla Trabzonspor arasında da müthiş bir köprü kurar.

Yoksa ‘işte gaz alalım Murat’ı getirdik, bizleri her yerde tolere eder’ diye de bu yol gidilmemelidir.

ÇAKIR HANGİ GÖREVE GETİRİLDİ?

Yahu arkadaş şaşırmamak, garipsememek elde değil!

Kim buluyor?

Kim getiriyor?

Nereden çıkıyor?

Bunları çözüp anlamak için müneccim olmak lazım!

Ulan nasıl bir iştir?

Ulan gelin de şimdi öküzün altında buzak aramayın!

Trabzon’u yedik, içtik, bitirdik, bir şey kalmayınca taaaa İstanbul’dan getirmeye başladık!

Ahan da yılın ikinci bomba olayı!

Medya İletişimin Direktörlüğü’ne şimdi de Salim Çakır getirilmiş.

Daha önce Metin Kapıcıoğlu bu görevi üstlenmişti.

Çakır’ı tanımayız.

Çakır’ı bilmeyiz.

Çakır’a da karşı değiliz.

Bizim derdimiz bu isimleri kimin bulduğu, kimin Trabzonspor’a servis ettiğidir.

İnşallah Çakır’ın akıbeti de Kapıcıoğlu’nunki gibi olmaz.

Bir de Çakır için görev tanımının sosyal medyadan sorumlu olduğu söyleniyor.

Merakımız acaba Salim Çakır hangi göreve getirildi?

İNCE ELEYİP SIK DOKUYACAK

Belli ki ara transferde etkin rol oynayacak yönetici Asbaşkan Ertuğrul Doğan olacak.

Zira doğru olan da budur.

Bugüne kadar kulüp için yaptıkları ve iş bitiriciliği herkesin malumu…

Doğan’ın yapılacak olası transferlerde ince eleyip sık dokunacağına inanıyorum.

Daha doğrusu inanmak istiyorum.

Nedeni ise!

Trabzonspor sezon başı ‘yeterli’ diyeceğim ama yeterliden de öte  transferler yapmıştı.

Yapılın transfer adetini biz saymayı unuttuk neredeyse.

Çünkü elde şişkin ve düz bir oyucu kadrosu var.

Bu şişkin kadro boşaltılmadan Asbaşkan Ertuğrul Doğan’ın hocanın transfer talebine sıcak bakacağına inanmak istemiyorum.

Zaman her şeyin ilacı…

Yine de bekleyip görelim.

Bu kez Doğan ve yönetim şunu yapmalı.

Teknik heyetin getireceği transfer listesini mutlaka ama mutlaka sorgulamalıdırlar.

Aksi takdirde Trabzonspor borcunun üzerine bir borç daha yüklemekten başka bir şey yaşamayacaktır.