Trabzon Barosu ‘hayır’ seferberliği başlattı

TBB Başkanı Fevzioğlu, yeni anaysa taslağının Öcalan’ın projesi olduğunu ve iktidarın bunu bilmediğini iddia etti

banner4
12 Mart 2017 Pazar 18:17
Trabzon Barosu ‘hayır’ seferberliği başlattı
banner38

Müyesser ANİK / Trabzon’da konuşan TBB Başkanı Fevzioğlu, yeni anaysa taslağının Öcalan’ın projesi olduğunu ve iktidarın bunu bilmediğini söyledi. Anaysa değişikliğine değinmeden önce Türkiye ile Hollanda arasındaki krize değine Fevzioğlu “ Nur topu gibi bir krizimiz daha oldu. Nasıl İthal saman getirttik, ihtiyaç oldu. Şimdi sanıyorum ithal mağduriyete ihtiyaç vardı getirttik. Bu bir ithal mağduriyet” şeklinde konuştu.

Anayasa Prof. Batum yapılacak olana anayasa değişikliğinin iyi kötü anayasanın ötesinde bir yasa olduğunu belirtti. Batum “Bu anayasa bir parti meselesi değil bir ülke meselesidir. Bunun için hayır denilmesi gerekiyor”

Trabzon Barosu tarafından dün Zorlu Grand Otel’de ‘Anayasa Değişikliğini Tartışıyoruz’ konulu panel düzenledi.  Konuşmacı olarak panele katılan, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, eski CHP Miletvekili Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum yer aldı. Panele, Saadet Partisi Trabzon İl Başkanı Cevat Kurt, CHP Trabzon İl Başkanı Turgay Güngör, DSP Trabzon İl Başkanı Önder Sakal, Vatan Partisi Trabzon İl Başkanı inci Güngör,  Giresun Barolar Başkanı Av. Gültekin Uzunalioğlu, Gümüşhane Baro Başkanı Av. Serkan Pekmezci, Sivil Toplum Kuruluşları ve birçok vatandaş katıldı. 
Açılış konuşmasını yapan Trabzon Baro Başkanı Av. Sibel Suiçmez, salondaki kalabalığa seslenerek bu tablonun kendilerini mutlu ettiğini ve tek rejime karşı ‘hayır’ dedikleri için herkesi kucakladığını söyledi.

Av. Suiçmezden sonra salona seslenen Süheyl Batum “Bu anayasa değişikliği iyi kötü anayasanın ötesinde. Bu anaysa bir parti meselesi değil bir ülke meselesidir. Türkiye’nin rejimini değiştirecek olan bir Anayasa değişikliği. Büyük tuzaklar içeren dedim. Bir de Türkiye’nin rejimini kim ne derse desin değiştirecek. Birincisi şu; gerçekten bu anayasa değişikliği meclisin temel yetkilerini kabul edilebilir ötesinde ortadan kaldırıyor. Nedir derseniz? 3 yetkisi var. Bir istediği her alanda kanun yapmak ve bir alan o ülkede düzenlenecekse ilk önce yasayla düzenlenir. TBMM’nin birinci yetkisi yasalar yapmak her alanda, hangi alan düzenlenecekse ilk önce o alanda yasa yapma yetkisi. Bu kalkıyor, Cumhurbaşkanı kararnameleri getiriliyor. Kararnameler yasaya hiç gereksinim olmadan yasanın olmadığı alanlarda bile, sonrada yasaya dönüşme yetkisi olmayan bir durum. TBMM yasa yapma yetkisini kaybediyor veya çok sınırlandırılıyor.” şeklinde konuştu.

DENETİM YOK

Bu anayasa değişikliği ile denetim yetkisi neredeyse mümkün olmayan bir hale düşeceğini söyleyen Batum “Parlamento denetim yetkisi var. Bu anayasa değişikliği ile denetim yetkisi neredeyse mümkün olmayan bir hale düşecek. Yok denecek kadar. Gen soru yok, görev sırasında güven oylaması yok. Sözlü soru yok. Denetim yok. Ama sadece bu da değil. Cezai denetim dediğimiz esas önemli olan mahkemenin önüne getirme olasılığı da yok. Eskiden bir basan 55 milletvekili ile denetim yolu açılırken şimdi 301. Salt çoğunluk. Burada ki bütün hukukçu arkadaşlarım bunun farkında. Neredeyse denetim yok demektir. Üçüncüsü bütçe TBMM son derece sınırlanmış, esas yetki Cumhurbaşkanına verilmiş. Kanunu yapamazsa bir önce ki yıl yeniden değerleme ile Cumhurbaşkanını yeniden değerlemesi ile gündeme geliyor" dedi.

Milletvekili sayılarının artmasını eleştiren Batum “Milletvekillerin artacak bunlar mecliste ne iş yapacaklar. Bu değişiklik geçse, milletvekillerinin en ufak işlemi yok. Bir takım kurallar koyma yetkileri olacak. Ama inanılmaz geniş bir alan Cumhurbaşkanına verilmiş. Yargı tamamen Cumhurbaşkanına verilmiş. Bu 600 milletvekili ve 18 yaş tamamen işlevsiz kalacak. Meclisin işlevsiz kalacağı gerçeğinin üstünü örtmek için getirilmiş bir şey eğer meclis bu kadar işlevsizlikle keşke 600 kişi yerine 60 bin kişi yapsaydınız. Hiç olmazsa işsizliği katkı olurdu. Hatta bu parayı 2’ye bölseniz 120 bin kişilik meclis olurdu. Bizleri de bak doğrudan demokrasiye geçtik biraz daha ikna etme vesilesi olurdu.“ şeklinde konuştu.

BU ANAYASA BOŞ

Sürekli muhalefet oldukları için eleştirildiğini söyleyen Batum “Bize sürekli bu anayasanın hiç mi iyi tarafı yok deniliyor. Ben de bir hukukçu olarak sağlam ve demokratik bir anayasa taslağı değil. Bunun alt yapısı boş diyorum. 100 bin kişi imza atacak ve cumhurbaşkanı aday olarak gösterilecek deniliyor. Bu madde 20 milletvekili gösteriyordu. Ben bunun Milletvekillerine verilmiş hak olduğunu düşünerek cumhurbaşkanı adayını belirleyen biri olmak istedim ama partiden oldum. 100 bin kişi önemlidir ama partiler kendi adaylarını koyduklarında Türkiye’de 100 bin kişinin imzasıyla gelecek kişinin Cumhurbaşkanı olma şansı düşüktür. Şimdi bunu engellemek için şu yapılabilirdi. O sırada ben şunu iddia etmiştim. Partiler de belirler demiyor. O yüzden onun da 600 milletvekili, 18 yaş gibi işlevsiz bir durum olduğunu düşünüyorum. Ben bunların elma şekere gibi dağıtılmış ve beceriksiz olarak dağıtıldığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“AL GÜLÜM VER GÜLÜM İLŞKİSİ YAŞIYORLAR”

 Anaysa değişiklerine değinmeden önce Türkiye ile Hollanda arasındaki krize değine Fevzioğlu “ Nur topu gibi bir krizimiz daha oldu. Nasıl İthal saman getirttik, ihtiyaç oldu. Şimdi sanıyorum ithal mağduriyete ihtiyaç vardı getirttik. Bu bir ithal mağduriyet” şeklinde konuştu.

Dünyada sığ popülist bir siyasetin yükseldiğini söyleyen Fevzioğlu “Bu yanlış anlaşılmasın. Almanya’yı da hele hele Hollanda’yı diplomatik lisanda söylenecek her ağır lisanda kınıyorum. Kendilerine hiç demokrasi ülkesi, demokrasi havarisi gibi sıfatlar takmasınlar. Çifte standardın dibini gösterdiler. Öte yandan uluslararası gelişmeleri yakından izleyen bir kardeşinizim. Dünyada sığ popülist bir siyaset yükseliyor. Avrupa’da bu sığ popülist siyasetin en prim yapan malzemesi Türk ve İslam malzemesi. Aralarında oturulup görüşülmüş bir anlaşma olduğunu düşünmüyorum. Ama al gülüm ver gülüm ilişkisi bas bas bağırıyor. Herkes mutlu. Tavşana kaç, tazıya tut.” dedi.

MAĞDUR EDEBİYATINI HOLLANDA’YA TAŞIDILAR

Hükümetin iç politikadaki mağdur edebiyatında artık işe yaramadığını söyleyen Fevzioğlu “Hollanda kendi içinde yükselen yabancı düşmanlığının iç politikada oya dönüşmesini istiyor. Ve mağduriyete ihtiyacı var. Türkiye’de siyasi iktidar, artık kimse tarafından mağdur edilecek konumu yok. Ben mağdurum dediğinde kargalar güler hale geldi. OHAL KHK’sı ile istediğini at. Hâkimler önünde memura dönüşmüş. Frenleyecek hiçbir mekanizması kalmamış. Bugüne kadar içerde işletilen mağduriyet taktiği, işleyecek halde değil. Burada da bir mağduriyete ihtiyaç var ama içerde ekmek çıkmıyor. Türkiye’den gelmek isteyen ve önce ki uygulamalara göre defalarca izin verilmiş olan sayın bakanları ‘Hayır gelemezsiniz’ diyerek Hollanda kendi kamuoyuna, ‘Bakın aslanlar gibi mücadele ediyoruz’ diyerek müthiş bir prim yapıyor. Pası alan Türkiye’de ki siyasi iktidar, ‘Bakın görüyor musunuz bizden korkuyorlar, bizi mağdur ediyorlar. Biz oraya geliriz diyerek içerde yakalayamadığı mağduriyeti, ithal ettiği mağduriyetle ikame ediyor. Yani bir koyundan iki post çıkmış duruda. Hollanda popülist siyasetçisi mutlu, Türkiye’de popülist siyasetçi mutlu. Olan Türk vatandaşları ve Hollanda vatandaşlarına oldu. Avrupa ile Dünya ile ilişkileri çağdaş standartlar üzerine oturtalım ki iş yapalım, kavga gürültü istemiyoruz diyen milletimize oluyor. Referandum sürecinin zamanlamasının yanlışlığını bir kez daha ispatı” diye konuştu.

Vatandaşa anayasa öğrettiği için işten atılan birçok hukukçu arkadaşlarının olduğunu kaydeden Fevzioğlu “ Birçok arkadaşımız işten kovuldu. Bunlardan biri de Süheyl Hocadır. Anayasa profesörünü anayasa anlattığı için işten attılar. Sosyal medyadan aldığımız tehditlerin sayısını tutmuyorum artık. Yarım metre dibimde söylediklerimizi kayda alsın diye polis kamerası. Bizi korusun diye tahsis edilen polis dışarıda. Salonların son anda iptalleri. Son dakikada parası verilmiş salonun parasının iadesi. Aklınıza, hayalinize gelmeyen her türlü baskıyla karşı karşıyayız. Bizim bütün yaptığımız nedir? Avuç içinde saklanan cismi göstermektir.” dedi

BAŞKANLIĞI ÖCALAN İSTİYOR?

Yeni anayasa müzakereleri İmralı’da Öcalan’la görüşüldüğünü iddia eden Fevzioğlu “  Yeni anaysa görüşmeleri İmralı’da cani bebek katili Öcalan’la görüşüldü. Almanya’da basılan kitabında başkanlığın düşünülebileceğini söylüyor. Yeni anayasa taslağının 123 ve 124. maddesinde cumhurbaşkanı istediği şekilde kamu tüzel kişiliği koyabilir yetkisiyle koyulmuş buraya. Eyalet nasıl oluyordu zaten? Yine aldatılıyorlar. Yerel yönetimler özerklik şartı şehirlerde belediye zabıtasını polise çevirme yetkisi veriyor. Kendi okullarını kurma yetkisi veriyor. Türkiye bu şartı imzaladı. Millî kurumlarımız aman dedi. Belediyelere polis gücü vermeyin dedi. Bu anayasa değişikliği belediyelere polis gücü kurma yetkisini tanımaya başkana tek imzayla veriyor. İmralı Notları 22. Sayfa, eyalet adıyla istemeyin önündeki engelleri kaldırın cümlesiyle aynı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bundan haberi yok. Haberi olsa bunu istemezdi. Sadece benim ağzımdan çıkanı tekrar edenler, yanımda takla atanlar devleti düşünenlerdir diyenler kaldı devlette” ifadelerini kullandı

 Avrupa Türkiye’deki siyasî iktidara destek sağladığın söyleyen Fevzioğlu “Şimdi tutmuş birileri bölücü terör örgütleri de hayır diyor. Hadi oradan! Biliniyor ki terör örgütleri evet dese millet hayır diyeceğini. Avrupa’nın oyununu görmeyen var mı? Avrupa Türkiye’deki siyasî iktidara destek sağlıyor. Sayın Cumhurbaşkanı bize bir saat versin kendilerine Sayın Cumhurbaşkanı’na bu anayasa maddelerini tek tek anlatırız. Sonunda da Sayın Cumhurbaşkanı ‘Beni kandırdılar. Bir kez daha kandırmaya çalışıyorlar. Ben kandırıldıkça millet kandırılıyor. Artık kandırılmayacağız.” dedi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.