Yunanistan, antlaşmalar gereği ‘silahsız olması gereken Yunan Adaları’nı silahlandırıyor.

Yunanistan, Türkiye sınırına onlarca ABD Üssü kurulmasını sağlıyor.

Yunanistan, Türkiye Hava Sahası’nı sürekli ihlal ediyor.

Yunanistan, karasularını on iki mil’e çıkararak Ege Denizi’ni Türkiye’ye yasaklamaya çalışıyor.

Bütün bu yaşanan olumsuzluklara Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bazen tepki vererek bazen de ‘aba altından sopa göstererek’ karşılık veriyor.

Yaşananlar bu kadarla sınırlı değil.

Yunanistan, ABD’den F35 hatta F16 uçaklarının verilmemesini isterken kendileri F35 istiyor.

İzleyebildiğim kadar Yunanistan ve Türkiye Halkı bu silahlanma yarışına karşı ciddi bir itiraz gerçekleştiremediği gibi siyasiler de silahlanmadan yana çaba sarf ediyor.

Temel ihtiyaç maddeleri ve sosyal yaşam koşulları edinemeyen halkımız sessizce izlemek zorunda kalıyor.

ABD ve Batı Emperyalizmi bu amansız silahlanma çabaları karşısında ‘kasalarını okşarken’ büyük çoğunluk ‘iktidar ve muhalefetin adeta birlik yaptığı’ gelişmeler karşısında susuyor. Rusya ise bu çelişkilerden pay kapmanın peşinde sinsice gözetliyor.

Türkiye ve Yunanistan Halklarının çıkarları doğrultusunda hareket etmesi gereken sol düşünce savunucuları hükümet yetkililerinin alacağı kararlara teslim olmuş durumda.

Yıllar önce Zülfü Livaneli ile Theodorakis’in birlikte seslendirdiği Eftelya şarkısının yerini savaş tehditleri almış durumda.

Artık kimse ‘aynı topraktan geldik/biz bize benzeriz/kardeşlikler dururken/niçin kavga ederiz’ dizelerini çoktan unutmuş.

Suriye operasyonu gündemde. Uluslararası hukuka göre Türkiye’nin silahlı saldırılara karşı operasyon düzenleme hakkı var. Bu amaçla 30 Km. derinliğinde güvenli bölge oluşturulacağı söyleniyor. Ancak bu bölgede silahlı göçler sürekli kalacaksa, bölgedeki yabancı güçlerin alacağı tavırlar Türkiye’yi zora sokma ihtimali yüksek görülüyor. Siyasi ve ekonomik sonuçların bedelini ise Türkiye Halkı ödemek zorunda kalabilir.

Sınırlı gücü bulunan sol-devrimci-sosyalist siyasi yapılar olabilecekleri seslendirmeye çalışıyor.

Zor zamanlardayız. Daha büyük felaketlerle karşılaşmamamız için bir şeyler yapmamız gerekiyor. Çok şey yapamasak da bir şeyler yapmalı.

Savaş naralarına karşı barışın sesini yükseltme sorumluluğunu erteleyemeyiz.

Hem Türkiye hem de Yunanistan halklarının barış çığlığını yükseltmesi lazım. Aynı şekilde Suriye üzerinden organize edilen saldırıların son bulması bölge haklarının yararına olacaktır.

Eğer sorumlular sorumluluk almazsa, muhtemel savaşların bedellerini emekçi halklar hem canlarıyla hem de daha da yoksullaşarak ödeyecektir.

Silah tüccarlarına karşı ‘yaşasın halkların kardeşliği’ demenin zamanıdır, geç kalmadan.