Sahipsiz ilçe mi Maçka?

Ufacık bir Maçka deresiyim ufacık

İki dağın arasından çıkan

Güzel pınar suyu karışır mayama

Çocuklar yüzmeyi de bende öğrendi

Bende öper gibi ayaklarını yıkarım

Yaz başlarında az bir şey bulanık akşamda

Merak etmeyin merak etmeyin

Tertemiz köpük akarım

Ufacık bir Maçka deresiyim ama

Doğrudan denize akarım denize …

Ufacık Maçka deresi ancak böyle duygulu ve anlamlı sözlerle anlatılabilirdi.

Zira şair de onu yaptı.

Peki, deresi güzel pınar suyu gibi olan Maçka’mızın acaba genel durumu nasıldır?

Anlatılanlara bakıldığında sahipsiz olduğu söyleniyor.

Önemli karihi bir dokuya sahip olan Maçka’da, turizm yatırımı yapan işletmelerin yerel yönetimlerden gerekli desteği ve yeterli hizmeti alamadıkları yaşanan sorunların madde olarak en başında gelmektedir.

Birkaç işletmeyi ziyaret ettim Maçka’da.

Ziyaretimin sebebi şahsıma şifa yen gelen şikâyetleri yerinde görmekti.

Maalesef gelen şikâyetler aynen anlattıkları gibiydi.

İşletmelerin ne çöpleri alınıyordu?

Ne de yolları yapılıyordu?

Her işletme adeta kendi kaderine terkedilmiş, yetkililerin sorununuzu siz çözün der gibi duruyordu.

Tabi ki Belediye Başkanı Koray Koçhan’ın şahsına ait işlettiği oteli bu söylediklerimden ayrı tutuyorum!

Allaha şükür ki, başkanın işletmesine hiçbir hizmette eksiklik aksaklık yapılmıyor!

E nede olsa Maçka Belediye Başkanı!

Başkanın işletmesine hizmet gitmeyecek de Ali dayının, Rüstem ağanın, Neriman ablanın yerine mi hizmet verilecek?

Ayıp olmaz mı karşı komşuya, ya da karşı belediye başkanına!

Bu zor şartlarda ayakta zor duran işletmelerin biraz yanında durup sorunlarına çare olman gerekmez mi sevgili Koray Koçhan başkan?

Bir başını kaldır bak bakalım neler neler göreceksin?

Sahi güzel şirin ilçemiz Maçka sahipsiz mi?

NE İSA’YA NE MUSA’YA

Ulan arkadaş nasıl bir millet olduk!

Aşı olmaz, “Bak becerip de bir aşı alamadılar” dersiniz.

Aşı gelir “Bak kendileri vuruldu” dersiniz.

Bu kez yeterince aşı tedarik edilir, çağrılar yapılır aşınızı vurulun diye, “Vay efendim neden vurulayım, aşı kısırlık yapıyor, aşıyla birlikte vücudunuza cip yerleştiriliyor” gibi bir sürü böyle ipe sapa gelmez laflar söylersiniz.

Lan arkadaş sizin gibiler yüzünden devletin geldiği duruma bakar mısınız? Nerdeyse “ İsa- Musa” misaline döndürdünüz devleti!

Hani ya halk dilinde vardır ya “Ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranabildik”

Şu an aşı konusunda durum aynen böyle…

Uyanın be aklı evveller belli ki bu iş aşısız olmuyor, olmayacak da.

Sizler neyi bekliyorsunuz?

Neyin peşindesiniz?

Yazık günah değil mi bu millete, sizin gibiler yüzünden şu virüsün üstesinden bir türlü gelinemiyor.

Ulan nasıl bir toplum olduk?

Ne hale geldik?

Covid-19 aşısını vurulma yaşı 12’ye indirilmesine rağmen, 40, 50, 60 yaşında olan vatandaşlardan hala ilk aşısını vurulmayanlar var.

Batıl ve cahil oluşunuza hem pes diyorum hem de yuh!

ARTIK NE SÖYLEYEBİLİR Kİ?

Bombayı bıraktı gitti.

Hadi gelin çıkın şimdi işin içerisinden.

Zaten bir Allah’ın kulu Zorluoğlu’na “Gözünün üzerinde kaşın var” diyemiyordu, bundan sonra ise hiç diyemez!

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki, “Cumhurbaşkanımızın talimatıyla belediyelerimizi ziyaret ederek yapılacak projeler konusunda istişarelerde bulunduk. Belediye başkanları genelde halkın içinden çıkar. Şehircilik konusunda adım atmamış da olabilir. Belediye Başkanlığının bir okulu yok. Ancak böyle bir okul olsaydı, bu okulun en başarılısı Murat Başkan olurdu.”

Bunun yanında bir de teşekkür etmişti Zorluoğlu’na Özhaseki.

Yemin ediyorum, Özhaseki’nin Zorluoğlu için kullandığı sözlerini duyunca akıl tutulması yaşadım!

Allaha aşkına Trabzon’da yapılanları, yapılanlardan dolayı yaşanan sorunları bizler mi yanlış görüyoruz veya Özhaseki’ye Trabzon yerine başka bir şehir mi gösterdiler ki, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Özhaseki, Murat Zorluoğlu’nu en başarılı belediye başkanı ilan etti.

Sözün özü, AK Parti’nin yerel seçimlerde neden büyük şehirleri kaybettiğini şimdi daha iyi anlamış olduk.

Hele de Özhaseki’nin Ankara’da neden kaybettiğini?

Şu yaşadığımız Trabzon şehrinin pür-perişan halini gören bir siyasetçinin, hem de bu siyasetçi yerel yönetimlerden sorumlu olacak ve o siyasetçi şehrin yaşadığı bütün olumsuzluklara rağmen, şehrin belediye başkanını başarılı bulup ve bundan dolayı başkanına teşekkür ediyorsa, sorarım sizlere siyasetçinin o söylemlerini kim ciddiye alır ki?

Ha Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’e teşekkür etseler onu anlarız. Üstelik o söylemini ne kimse eleştirir ne kimse olumsuz bir yorum getirir.

Sadece yapılan teşekküre “Hak teslim edildi” deriz.

Ama bunu Büyükşehir Belediyesi için diyebilmemiz için akıl melekelerimizi kaybetmiş olmamı gerekir!

Yalan mı sayın AK Partili aklı selim siyasetçiler, yalan mı?

BİR BU KALMIŞTI!

Daha önce yazmıştım “Başkan Danışmanı veya şirket müdürü Adnan Gül ile birlikte Büyükşehir Belediyesi Hizmet kapısından ticari kapıya dönüşüveriyor” diye.

Büyükşehir Belediyesi, cafecilik, büfecilik, çay ocakçılığı, restorancılık, bisikletçiliğin yanında şimdi de Akaryakıt istasyonculuğuna gözünü dikmiş.

İddia odur ki, Değirmendere’de mülkü Büyükşehir Belediyesine ait olan bir akaryakıt istasyon yerini Büyükşehir Belediyesi işletmeciden geri alarak, akaryakıt istasyonunu kendisi işletecekmiş.

Bana biraz ilginç geldi bu istasyon işi. Ama olur mu olur, yaparlar mı yaparlar!

O kadar işi yapan Büyükşehir Belediyesi Akaryakıt istasyonculuğunu neden yapmasın ki?

Gül ile birlikte ticari alanda önemli işlere imza atan Büyükşehir Belediyesi bakalım ticarette bundan sonraki hamlesi ne olacak?

Belki akıllarında vardır yine de ben hatırlatayım istedim.

Açılan kanallardan dolayı şehrin her tarafında ana arterler, ana yollarda dahil, kocaman kocaman çukurlar oluştu, bundan dolayı da aracı olanların araçlarının ya kaportaları ya tamponları düştü, ya egzozları patladı ya araçları arıza verdi, ya da araçlarından bir parça koptu.

O zaman Büyükşehir Belediyesi neden bir kaportacı, neden bir parçacı neden bir egzozcu açmasın?

Ahan onlara yeni yeni iş alanları!

Şirket Genel Müdürü Adnan Gül ile birlikte ticaret işini iyi yönetmeyi başaran Büyükşehir Belediyesi aynı zamanda istihdam yarattığı da göz ardı edilmemeli diyorum!

Gerçi yaratılan istihdamda, Gül ve ekibi tarafından çok çabuk bir şekilde dolduruluyor ya!

Garip gureba ve Adnan Gül’e yakın olmayanlar beklemeye devam etsinler!

Belki günün birinde kapıları Noel Baba tarafından çalınabilir!

EMNİYET MÜDÜRÜMÜZÜN DİKKATİNE

Öncelikle yeni Emniyet Müdürümüz Kenan Aydoğan’a hayırlı olsun diyor görevinde başarılar diliyorum.

Sonrasında benim de tanık olduğum bir konuyu Emniyet Müdürümüz Aydoğan’ın dikkatlerine sunmak istiyorum.

Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı, “Trabzon Emniyet ve Asayiş Hizmetleri Destek Derneği” adı altında faaliyet göstermeye çalışan bir dernek mevcut.

Neden ‘Göstermeye çalışan’ diye yazdığımı sorarsanız, benim de cevabım; Çünkü dernekle ilgi derneğin envanterlerini, derneğin hesabını- kitabını tutan arkadaşa derneğin ne durumda olduğunu sorduğumuzda, o arkadaşın bize cevabı şöyle olmuştu “Dernek aktif değil, şurada bir yer tutulmuş sadece tabelası var. Ahan defterleri burada, hiçbir icraatı yok, dernek öylesine devam ediyor

O arkadaşımızın verdiği cevap bana çok tuhaf gelmişti!

Tuhafla birlikte kafamda birçok soru işareti oluşmuştu!

Öyle ya.

Hiçbir icraatı, hiçbir yaptırımı olmayan, aktifliği sadece kâğıt üzerinde olan bir derneği, o arkadaşımız dâhil neden hiç kimse bırakmak istemiyordu?

Bir gariplik yok mu bu işte?

Sonradan öğreniyorum ki, derneği mesken tutanlar, dernek üzerinden kendilerine yönetici kartı çıkarıp, trafikte çevirmeye takıldıklarında veya yapılan bir aramada o kartlarıyla kendilerine imtiyaz sağlamaya çalışıyormuş.

Demem o ki; Aktif olmayan, emniyet müdürlüğümüze ait bu derneği arkadaşlarımız daha aktif hale getirmek ve yönetmek için yapılacak genel kurulda yönetimine talip olmaya karar verirler.

Hemen belirteyim, kimseye haksızlık etmeyeyim.

Birlikte daha aktif yönetmekti amaç ve çıkılan yol.

Bundan dolayı, iki taraf arasında görüşmeler başlıyor.

Yapılan bu görüşmeler önceki emniyet müdürümüz Metin Alper’in huzurunda gerçekleştiriliyor.

Demem o ki ne konuşulmuşsa, ne yaşanmışsa, ne karar alınmışsa hepsi Sayın Alper in bilgisi dahilinde olmuş ve yapılmıştır.

Yapılan görüşmeler sonrasında hiçbir sorun yaşanmasına mahal verilmeden genel kurulun yapılması bekleniliyor.

O esnada Sayın Alper’in tayini çıkıyor.

Ve filim de bundan sonra kopuyor!

Ve gelelim işin asıl bam teline.

Alınan bu ortak karar, ne yazık ki emniyet müdürünün değişiminden dolayı hayata geçirilemiyor ya da geçirilmek istenmiyor.

İşin içerisinde olanlara haber verilmeden şu anki mevcut yönetim yangından mal kaçırır gibi genel kurulu yapıyor.

Hani ya verilen sözler?

Hani ya yapılması düşünülenler?

Hani ya alınan kararlar?

Hani ya birliktelik?

Hani ya paylaşımcılık?

Kim ne yaptıysa, kim böyle bir karar aldıysa, ayıp ve yazık etmiş.

Kısacası hiç şık ve etik olmadı yapılanlar!

Buradan Emniyet Müdürümüz Kenan Aydoğan’a çağrı yapmak istiyorum, bu yazımda kısa ve öz dernekle ilgili yaşananları anlatmaya çalıştım.

Eğer ki kendisi uygun ve münasip görürse giden Emniyet Müdürümüz Metin Alper’in huzurunda yaşananlara, konuşulanlara ve alınan kararlara kimler şahit olmuşsa, o olanları bir dinlemesini kendisinde rica ediyoruz.

Ve buradan soruyorum!

Acaba neden yangından mal kaçırır gibi genel kurul yapılmıştır?

Neden genel kurul için kimsye haber verilmemiştir?

Bizim bilmediğimiz ne var?
Neden ‘Küçük olsun bizim olsun’ mantığı gidilmekte?

Ne saklanılıyor?

Neden şeffaf olunmuyor?

Bir de Trabzon Emniyet ve asayiş hizmetleri destek derneğinin neden içerisine yeni üyeler alınmasını ve neden yeni yönetimin oluşturulması istenmiyor?

Neden acaba?

TAŞKIN YURTSEVER

Dava adamıdır.

Duruşu diktir.

O dik duruşundan asla taviz vermez.

Fıtratında adam satmak, adam kayırmak olmaz.

Doğruluk ve dürüstlüğü kendisine destur edinmiştir.

Dosttur, candır.

Dostları için canını verenlerdendir.

Kullandığı lügâtında kandırmak, yalan konuşmak yoktur.

Kandıranı da, yalan konuşanı da sevmez, onlarla birlikte olmaz, yol yürümez.

Kula minnet eylemez çünkü bilir ki rızkı veren Hüda’dır.

Neyse odur. Yani göründüğü gibidir.

Nam-ı değer (Yalnız kurt)Taşkın Yurtsever’den bahsediyorum.

Dün sosyal medyada dolaşırken, Yurtsever’in aşağıdaki paylaşımını gördüm.

Taşkın Yurtsever’in yaptığı paylaşım mesaj niteliğinde olduğu için sizlerle paylaşmak istedim.

İşte Yurtsever’in yaptığı paylaşımı…

“Geçenlerde yolum Karadeniz Vergi Dairesine düştü. Orada parkta bir çay içerken burnuma pis pis kokular geldi.

Arkamdan yine senaryolar başlamış.

Yok “Facebook ta yazmıyor, neden acaba?” diye arkamızdan atmalar-tutmalar yine devam ediyormuş!

Ben doğru bildiğim ve inandığım her şeyi yazarım kimseden korkmam.

Beni kimse yıldıramaz.

Sadece biraz uzak kalmak istedim.

İnsanları analiz ettim.

Beni kimse bu oyunların içine çekemez.

Doğru bildiğim samimiyetine inandığım kişilerle yol yürürüm.

Samimiyetsiz insanlarla çoktan yollarımı ayırdım.

Hatalar insanlar içindir.

Yanlış yapanları affetmem.

Özür insanı küçülmez, bilakis büyürsünüz. Hatalıysam özür dilerim, hatalıysa özür dilemesini beklerim.

Benimle ilgili konuşanları esefle kınıyorum.

Veremeyeceğim hiç bir hesabım yoktur.

Yakında çok güzel şeyler olacak.”

Mutlaka Taşkın Yurtsever’in paylaşımından verdiği mesajı üzerine alması gerekenlerin aldığını düşünüyorum.

Yurtsever bir şeye dikkat çekiyorsa, birisine inceden gönderme yapıyorsa sonunun hayra alamet olmadığını söyleyebilirim.

GEÇMİŞ OLSUN ALİ DAYI

Ali Savaş dayım da maalesef Covid hastalığına yakalandı.

Kendisine acil şifalar dilerken, en kısa sürede aramıza dönmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Bu vesileyle de bütün hastalarımıza acil şifalar diliyorum.

Ve dayan Ali dayı diyorum.

Yüreğimiz kalbimiz seninle.

Ali dayım ile önceki gün telefonda konuştum.

Bana gayet iyi olduğunu söyledi.

Hastalığa yakalanalı 10 gün olmuş.

Hastalığı nereden aldığını bilmiyor.

Dayım ile telefonu kapatırken, yediden yetmişe herkesin aşı olmasını söyledi ve devam etti “Aman herkes dikkat etsin, maske mesafe ve hijyene mutlaka uysun” dedi…

Ali dayımın en çok sevdiği türküyü buradan kendisine ithaf ederek, kendisine yeniden geçmiş olsun dileklerimizi yineliyoruz.

Gözüm yolda gönlüm darda

Ya kendin gel ya da haber yolla

Duyarım yazmışsın iki satır mektup

Vermişsin trene halini unutup

Kara tren gecikir belki hiç gelmez

Dağlarda salınır da derdimi bilmez

Dumanın savurur halimi görmez

Kan dolar yüreğim gözyaşım dinmez