Sağ duyulu olmak’ deyiminden hep ‘sağlıklı düşünmeyi’ anlamışımdır.

Bu anlayışla bakıldığında ‘devleti yönetenlerin’ muhalefetten de vatandaştan da sağlıklı düşünmesi gerektiği sonucunu çıkarabiliriz.

İnsan Hakları Derneği yöneticiliği yaptığım dönemde kurum ziyaretine gelen batı ülkeleri heyetleri sürekli olarak ‘devletin yaptığı hak ihlallerini’ araştırıyorlardı. Onlara bireylerin ve terör örgütlerinin eylemlerini neden araştırmıyorsunuz diye sorduk. Onlar ‘bu kesimlerin yaptıklarını devlet hukuk ve adalet çerçevesinde cezalandırabilir ancak devletin yaptıklarını kim sorgulayacak’ yanıtı verdiler. Dolayısıyla ‘vatandaşın yaptıklarını devletin yapamayacağını’ belirttiler. Birey tasarlayarak cürüm işlese de hatta başka bir birey onu aynı biçimde cezalandırsa da ‘insan haklarına dayalı devlet vatandaşının canını almadan cezalandırmalıdır’ biçiminde açıkladılar.

Son dönemde ülkemizde yaşananlar bu boyuta varmamış olsa da düşüncesini açıklayanların, eleştiri yapanların hapis cezası ya da siyasi yasaklı olması, hatta tutuklanması ‘demokratik hukuk devleti’ konusunda önemli bir kesimi düşündürüyor. Bu türden uygulamaların artacağına dair kuşkular artıyor. Yaklaşan seçimlerin güvenilirliği konusunda şüpheler büyüyor.

Muhalefet edenlerin eleştirileri dünyanın her yerinde iktidarın düşündüğünden fazladır. Canan Kaftancıoğlu örneğinde olduğu gibi kantarın topuzunun kaçmasından öte ‘adalet terazisinin bir kefesi’ kaybolmuş gibi görünüyor.

Yaşananlar ve olası yaşanacaklar; erken ya da genel seçimden öteye hükümetin değil de rejimin oylanacağına dair kanaatleri büyütüyor. Böyle olunca da hükümetin, halkın tercihine gölge düşürmeyecek bir seçim süreci yerine iktidardan gitmemek üzerine bir süreci yönetecekmiş kaygısı ağır basıyor.

Yakın zamanda TBMM’den çıkarılacak olan sosyal medya yasası bu uygulamaların devamı olarak görülüyor.

Sadece ‘adaletli’ bir seçim sürecinin ‘demokratikleşmeye’ sayılacağı bir sürece tanıklık edeceğiz.

Bu seçim sürecinin olması gereken gibi yaşanmaması durumunda sadece seçim yarışı değil, Türkiye halkının kardeşliği de gölgelenecektir.

Türkiye halkının çıkarları ‘böylesi bir seçim ortamının getireceği iktidardan’ daha büyüktür.