Öz Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert’in Trabzon’da yaptığı örgütlenme faaliyetleriyle Trabzon’dan Ankara’ya uzanan başarı hikayesi..

Türkiye’nin yerli, milli ve değerlere bağlı sendikal anlayışının kendi işkolundaki temsilcisi Öz Sağlık-İş Sendikası, 200 binin üzerinde üye sayısı ve izlediği farklı sendikal duruşu ile son zamanlarda çalışma hayatı ve sivil toplumun öne çıkan kurumlarından biri oldu.

HAK-İŞ Konfederasyonu’na bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Öz Sağlık İş Sendikası’nın Genel Başkanı Devlet Sert ise, Hizmet-İş Sendikası’nda başladığı sendikacılık hayatına, 2014 yılında kurulan Öz Sağlık İş’te 2015 yılında yapılan Olağanüstü Kongre ile Genel Başkan seçilerek devam etti.   

b2aee96c-6265-4b79-9b8f-b34f28277842

2017 ve 2021 yıllarında yapılan 2. ve 3. Olağan Genel Kurullarda yeniden Genel Başkanlığa seçildi.

Türk çalışma hayatında yer alan sendikalar arasındaki gerek sayısal büyüklüğü ve örgütlenme mücadelesi, gerekse sağlık ve sosyal hizmet işkolunda yakalamış olduğu zirveye ilişkin bir başarı hikâyesinin öznesi olan Öz Sağlık İş Sendikası’nı bizzat Genel Başkanı Devlet Sert’e okurlarımız için sorduk.

Kamuoyu ve Trabzon sizi aktif STK ve sendikacı kimliğiniz ile tanıyor. Sizin ağzınızdan kısaca Devlet Sert’i tanıyabilir miyiz?

Devlet SERT: Konfederasyonumuz  HAK-İŞ ve Sendikamız Öz Sağlık İş’in yapmış olduğu sivil toplum ve sendikal faaliyetlerin yerli, milli ve ilkeli olarak adlandırılması bizi her zaman gururlandırmıştır. Sizlerin bu tanımından dolayı da teşekkür ediyorum.

Ben 1968 yılında Trabzon merkeze bağlı Aydınlı Köyü’nde doğdum. Trabzon İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Özel sektörde 7 yıl boyunca işletme müdürlüğü, vakıf ve derneklerde yönetici olarak görev yaptıktan sonra 1996 yılında Trabzon Belediyesi’ne geçici işçi statüsünde işe başladım. Belediyede görev yaptığım süreç içerisinde 1999 yılında Hizmet İş Sendikası’nın Trabzon Şubesi’nin kuruluş çalışmalarında görev aldım ve 2000 yılında Sendika bünyesinde sendikacılık hayatıma başladım. Dönemin Trabzon Belediyesi Başkanı Volkan Canalioğlu döneminde işçiler adına ses getiren eylemlere Hizmet İş sendikası Trabzon Şubesi olarak imza attık. O zaman Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şehrimize gelişi sırasında işçileri aileleri ile birlikte meydanlara yığdık, işçinin hakkını aradık. Bu mücadelemizin bir farkındalık oluşturmuş olacak ki şahsıma gösterilen teveccüh ile birlikte Hizmet İş Sendikası’nın 2007 tarihinde gerçekleşen Genel Kurulu’nda yönetime aday gösterildim ve Genel Merkez yöneticisi olarak Ankara’ya geldim. Hizmet İş Sendikası Genel Merkez Yönetimi’nde 2 dönem görev yaptıktan sonra 2015 tarihinde yapılan Öz Sağlık İş Sendikası Olağanüstü Genel Kurulu’nda Genel Başkanlığa seçildim.  2017 ve 2021 yıllarında yapılan olağan kongrelerde de saygıdeğer delegelerimizin teveccühü ile seçilmiş olduğum Genel Başkanlık görevini halen sürdürmekteyim.

e4a27b2a-9457-47e7-b0c2-f81f4902f907

Öz Sağlık-İş Sendikası, kamudaki sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin yetkili sendikası olarak biliniyor.  Bu kadar kısa sürede yetkili sendika olma mücadelesini okuyucularımız için anlatabilir misiniz?

Devlet SERT: Sizin de ifade ettiğiniz gibi sendikamız 2014 yılında kurulmuş çok genç bir sendika. Henüz 7 yaşında ancak bu kadar kısa sürede göstermiş olduğu örgütlenme mücadelesi gerçekten de Türk sendikal hayatında rol model bir yaklaşım olarak tarihe geçti.

Biz sendika olarak sağlık ve sosyal hizmet işyerlerinde görev yapan kamu ve özel sektör çalışanlarının sendikasıyız. 200 bine yaklaşan bir üye sayımız bize hem yetkili sendika sıfatını hem de kendi işkolumuzun lider sendikası, işçi sendikaları arasında da Türkiye’nin 3. En büyük işçi sendikası sıfatını kazandırdı.

Zirveye yerleşmek, birincilik ya da en büyük olmak gerçekten kulağa hoş geliyor ancak bu yerleri korumanın dışında bir de omuzlarınıza yüklemiş olduğu sorumlulukları da daha da artırıyor. Sendika ve Genel Başkan olarak hep bu sorumluluğu omuzlarımda hissederek sendikacılık yapmaya gayret ediyorum. Aileleri ile birlikte yüz binlerce işçinin sorumluluğunu taşımak insanın uykularını kaçırır, hak mücadelesinde attığınız her bir adımın ağırlığını iki kere tartmayı gerektirir.  Bu açıdan çok da rahat bir sendikal yaşamım olduğunu söyleyemem. Ama gece gündüz çalışarak, her bir üyemin derdi ile kendi derdimden fazla ilgilenerek hakkı gözeterek ve en önemlisi Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle yaptığımız faaliyetleri artırarak devam ediyoruz.

Sendikamız Öz Sağlık-İş Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Üniversiteler ve İş Sağlığı Güvenliği birimleri ile özel sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında örgütlenme çalışmalarını sürdürmektedir.

Üyelerimiz bizim bu kurum ve kuruluşlarda kendileri adına yapmış olduğumuz toplu iş sözleşmeleri ile idari, mali, özlük ve sosyal haklara sahip olmaktadır. Sendika olarak örgütlendiğimiz tüm kurum ve kuruluşlardaki her bir üyemizin derdini hiçbir şekilde ötelemeden çözme iradesi ile bu büyüklüğe ulaştık.  Bundan sonra da aynı hassasiyetle devam edeceğiz.

Üniversitelerde örgütlendiğinizi söylediniz. Trabzon KTÜ’de bunların içinde mi acaba?

Devlet Sert: Elbette. Sendika olarak Türkiye genelinde bulunan 44 üniversite hastanesi var ve 15 tanesinde biz örgütlü ve yetkili sendikayız, Trabzon genelinde örgütlenme çalışmalarını da Trabzon Şubemiz vasıtasıyla büyük bir hızla yapıyoruz.

Trabzon’da toplam işçi sayısı 2756 ve bunların 2103’ü bizim üyemiz. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin 1216 işçi çalışanı var. KTÜ’deki örgütlenme mücadelemiz tüm gücümüzle devam ediyor.

Yine Trabzon ölçeğinden gidersek Sağlık Bakanlığı’na bağlı 2433 işçinin 1845’i bizim üyemiz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki işyerlerinde çalışan 323 işçinin 258’i sendikamız üyesi. Görüldüğü üzere Trabzon genelindeki örgütlenme mücadelemiz başarı ile devam ediyor.  KTÜ’de ki örgütlenmemiz bittiğinde yapacağımız toplu iş sözleşmesi ile Sendikamızın kazanımlarının bizi tercih eden işçi üzerindeki etkisi daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü Türkiye genelinde üniversite hastanelerinde yapmış olduğumuz güçlü toplu iş sözleşmeleri KTÜ’ye de teşmil etmiş olacak.

d7bddab4-660c-4be1-a7da-5a86523beffe

Trabzon’daki örgütlenme hızınızı Türkiye genelindeki çalışmalarınızın da bir yansıması olarak kabul edebilir miyiz?

Devlet Sert: Bakın biz Sendika olarak 81 ilde örgütlenmemizi tamamlamış, şubelerimizi, başkanlıklarımızı kurmuş bir sendikayız. Bu bir büyüklük ölçüsüdür. İstanbul’da 4 şubemiz var her biri 7-8 bin üye büyüklüğüne sahip ve toplamda 33 bine yakın bir üye ile hareket ediyoruz.

Yine Ankara’da şu an kurulu bulunan 2 Şube başkanlığımızla toplamda 19 bine yakın üyemiz var.  İzmir keza öyle 10 bine yaklaşan bir üye büyüklüğü ile karşımızda.

Ülke genelinde üniversite hastanelerindeki üye sayımız 15 bine ulaşmak üzere.

Sendika olarak gerçekten büyük bir teşkilatız. Ülke genelindeki sağlık işyerlerinde 2273 temsilcimiz var. Sosyal hizmet işyerlerindeki temsilci sayımız 634. Buna üniversiteleri, özel kuruluşları, belediyeleri vs. kattığımızda 81 şube ve il başkanlıklarımız 3000’in üzerinde temsilci ağı ile saha hakimiyetinde diğer tüm sendikaların önündedir.

Sendika olarak güçlü bir sendikal yapının yanında sivil toplum örgütü olarak da bazı çalışmalar yaptığınızı biliyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz. 

Devlet Sert: Sendikaların üyelerinin hak ve kazanımlarını korumak ve artırmak gibi görevlerinin yanı sıra daha pek çok sorumlulukları, görevleri de vardır.

Örneğin son 2 yıldır çok ciddi bir salgınla karşı karşıyayız, sadece biz değil tüm dünya Covit 19 salgını ile mücadele ediyor. Böyle bir pandemi en çok sağlık ve sosyal hizmet çalışanları ve üniversite hastanelerinin çalışanların fedakârlığı, özverisi bir anlamda çilesi ile devam ediyor. 

Üyelerimiz pandeminin başından beri canları pahasına salgınla mücadelenin en ön saflarında yer aldılar.  Emeklerinin asla bir karşılığı yok, yani ölçülmez  ama sağlık çalışanlarına adına yapılan ek ödemeden paylarını alabilmeleri için sendika  olarak çok uğraştık, her kademede dile getirdik, eylem yaptık vs.  Olmadı.  İşte o zaman da dedik ki madem biz yetkili ve büyük sendikayız o halde tam karşılığı olmasa bile biz harekete geçelim.  Her bir üyemizi ferdi kaza sigortası kapsamına aldık.  60 bin liralık sigortaları yapılarak poliçeler üyelerimize teslim edildi.  Şu an da sistemimize kaydolan, üyelik yaptıran her bir sağlık ve sosyal hizmet işçisi otomatik olarak 60 bin liralık ferdi kaza sigortası kapsamına dahil oluyor.

Öte yandan yine pandeminin savaşçısı olarak gördüğümüz sağlık ve sosyal hizmet çalışanı üyelerimize bu yılın 2.  Altı ayında 500 liralık bir pandemi ödemesi gerçekleştireceğiz.  Bu da yine bize 2022 yılı içerisinde üye olan her işçinin otomatik olarak kazanacağı bir hak olacak.

Biz üyelerimizin mutlu-hüzünlü günlerinde hep yanındayız. Elimiz elinde, acımız sevincimiz ortak.  Kaybettiğimiz üyelerimiz oluyor ki son dönemde Covitten dolayı kayıplarımız biraz fazla oldu. Ailelerini yalnız bırakmadık.  Sendika olarak ilk etapta ailenin temel ihtiyaçlarına yardımcı olabilmek adına 2500 liralık ödeme yapıyoruz. Şube ve il başkanlarımız düğünlerimizi, cenazelerimizi sahipleniyor. Dolayısıyla biz büyük bir aileyiz diye söylediğimiz sözün altı boş değil.

Bir de şunu söylememiz gerekiyor, biz evrensel sendikacılık anlayışı ile hareket ediyoruz. Nedir bu, hem ülkemizin hem uluslararası toplumun derdi, mazlum coğrafyalarla birlik olma, bir ayağımızın yurtdışında olması, uluslararası sendikacılığın gerekleri ile kuşanarak bir yaklaşım sergilemek.  Bir yandan dünyadaki tüm sağlık ve sosyal hizmet çalışanları ile entegre olmak, bir yandan da imkanlarımız ölçüsünde mazlum ve mağdur coğrafyalara el uzatmak.

Bakın sendikamız üyeleri adına Tanzanya ve Benin’de 2 su kuyusu açtırdık. Oradaki manzarayı görmenizi dilerdik. Susuzluktan, kuraklıktan bunalmış köylerdeki halk, Öz Sağlık İş Sendikası hayratlarından ilk akan su ile düğün bayram yaptılar. Bu sendikamız üyesinin Afrika’ya uzanan vicdan elidir.

Geçtiğimiz yaz ülkemiz orman yangınlarıyla boğuştu, ciğerlerimiz yandı.  Sel felaketinde onlarca canımızı kaybettik,  ülke ekonomisi afetlerle sarsıldı.  Biz yine sağlık ve sosyal hizmet işçisinin vicdan elini uzattık.  Kızılay’a üyelerimiz adına 200 bin liralık çek takdim ettik,  afetlerde halkımızın ilk andaki ihtiyaçlarını gidermeye katkı olsun diye.

f93fd3ac-6941-4c83-95a8-d279d6d5259b

Dolayısıyla sendikacılık sadece para, sadece toplu sözleşme, sadece işçi hakkı, çalışan hakkı değildir.  Biz sendikacılık yaparken hem uluslararası akademik bilgi sendikacılığını, işçinin hak ve kazanımlarını önümüze koyuyor ve ona uygun faaliyetler yürütüyoruz, hem de bu toplumun vicdan eli, merhamet eli olarak hem ülkemize, hem de tüm mağdur ve mazlum coğrafyalarda olmayı önemsiyoruz.

Sendikamızın çok değer verdiğimiz bir diğer yanı da demokrasiye olan inancıdır.  Biz hem sendika olarak hem konfederasyon olarak daima demokrasinin yanında,  ülke, millet ve devlet düşmanlarının karşısında dimdik durduk.

Bunun en yakın örneği 15 Temmuz kanlı hain kalkışmasıdır. Hem şahsım, hem yönetimim hem üyelerimiz adına 15 Temmuz gecesi meydanlarda idik.  Korkmadan demokrasiye bağlılığımızı haykırdık. O gece özellikle 112 ambulans sürücülerimiz bombalar altında hayatlar kurtardılar, tüm sağlık çalışanları görev yerlerine koştular.

Sendika olarak böylesine kara bir günde, böylesine efsane duruş sergileyen sağlık işçileri için tarihe mal olması adına “Ordaydım” adıyla 15 Temmuz Belgeseli yaptırdık. Öz Sağlık-İş Sendikası ve üyeleri demokrasiye olan bağlılıklarını her zaman ispat etmiştir ve etmeye de devam edecektir.

Akademik sendikacılık, bilgi sendikacılığı gibi yeni tanımlar kullanıyorsunuz

Devlet Sert: Evet, bu bizim Genel Kurullarımızla karara bağlanan ilkelerimiz arasına girdi.  Biz artık eski sendikal anlayışlarla sendikacılık yapılmasını doğru bulmuyoruz. Çünkü toplum,  işçi yapısı,  çalışma hayatı ve evrensel sendikacılık anlayışı çok değişti.  Üye profili değişti.  Artık karşımızda eskiye oranla daha eğitimli, donanımlı, talepleri olan, tatmin duygusu yüksek bireyler var.  Bunu görmezden gelemeyiz, gelmedik de. Bu anlamda sendikamız çatısı altında ancak bağımsız bir üst kurul oluşturduk.  ÖZ-SAM adında bir stratejik araştırmalar merkezi kurduk.  Hem çalışmalarımıza yön verecek politikaların oluşturulması hem de karar vericilere katkı sağlayacak çalışmalar akademik bir kimlikle oluşturuluyor. Yayınlar çıkıyor,  eğitimler veriliyor,  çalıştay, seminerler-konferans gibi bilimsel çalışmalar yapılıyor.

Şu anda da yine ÖZ-SAM üzerinden tüm Türkiye’de başlatacağımız bir eğitim seferberliğinin hazırlıklarının sonuna geldik.  Kesintisiz eğitim ve hayat boyu öğrenme ilkeleri ile başlatacağımız eğitimlerimizde tüm teşkilatımıza temel sendikacılık, örgütlenme kültürü, hukuk ve mevzuat, iletişim vb konularda etkili eğitimler vereceğiz.

Sendikanızın dış ilişkiler konusunda da bir gelişim yaşadığını görüyoruz. Yurtiçi ve yurtdışı çalışmalarınız birbirine paralel mi yürütülüyor?

Devlet Sert: Sendikal çalışmaları, ulusal ve uluslararası olarak yürütüyoruz ama birini diğerinden ayırmıyoruz.  Çünkü yurtdışında ikili işbirliği anlaşması imzaladığımız ülke sayısı 15’in üzerine çıktı. Son yaptığımız genel kurulumuza 14 ülkeden 40’ın üzerinde sendikacı katıldı. Genel Kurul öncesi ve sonrasında genel merkezimizi ziyaret eden ülkeler oldu. Bu ülkelerin neredeyse tamamıyla anlaşmalarımız oldu.  İkisini birbirinden ayırmıyoruz derken zaten bunu kastediyorum.  Bizden sendikal tecrübemizi aktarmamızı, örgütlenme çalışmamızla ilgili model olmamızı ve kendilerine bu konuda yardımcı olmamızı isteyen ülkeler bunlar.  Ha bizlerin de onlardan öğreneceği çok şey vardır mutlaka,  bu konudaki çalışmalarımızı da hızlandırıyoruz.

Öte yandan sendika olarak uluslararası sendikal-birlik gibi üst kuruluşlara üyeliği de önemsiyoruz.  Bu amaçla PSI ve EPSU üyelik başvurularımızda epeyce mesafe kat ettik.  Güzel sonuçlar bekliyoruz.  Ayrıca sendika olarak Dünya İslam Sağlık Birliği’nin de kurucu üyesiyiz.  Birliğin çalışmalarına da sendika olarak katkı veriyoruz,

Oldukça hareketli bir çalışma hayatınız olmuş. Motivasyonunuz nedir?

Devlet Sert: Sendikacılık faaliyetleri gerçekten zor. O kadar yorgunluğunuzun üzerine bir üyenizin sizi arayıp teşekkür etmesi yorgunluğunuzu alıyor. Yeri geliyor ailemizi ihmal ediyoruz. Bu zamana kadar ailemle 5-10 gün tatil yapmış birisi değilim. Bu noktada sıkıntılar oluyor. Kızımın nikâhında Memur-Sen Başkanı kızımdan helallik aldı. Niye? Çünkü sendikacılar çocuklarını ihmal ediyor. Çocuklarımızın hakları çok üzerimizde. Ama bu işler de çalışmadan, koşmadan olmuyor. Mücadele halindeyiz. Sendikacılık masa başı oturup aidat gelsin demek değildir. Biz insanların ne siyasi düşüncesine, ne inancına ne diline ne ırkına ne mezhebine bakıyoruz.  Hiçbir ayrım yapmadan kucaklıyor, eşit şekilde mücadelemizi veriyoruz.

En büyük ilkem; doğruluktan asla ayrılmayacaksınız. Gönüllere girmeye çalışacaksınız. Hani dokunmak diyoruz ya; dokunmadan, üyenin gönlüne girmeden başarı elde etmeniz mümkün değil. İstediğiniz kadar hizmet yapın, ona gönülden sahip çıkmanız gerekir.

Sağlık ve sosyal hizmet işçileri deminde bahsettiğiniz gibi Pandemi sürecinde en çok yıpranan kesim oldu. Bununla ilgili söylemek istedikleriniz var mı?

Devlet Sert: Pandemi sürecinde hem sağlık çalışanları, hem sosyal hizmet çalışanları, işçisi-memuru bütün yapı çok yoruldu., çok yıprandı. 30 gün evlerine gitmeden,  çalıştıkları kurumlarda yatıp kalkarak çalışan üyelerimiz oldu. Sedyelerin üzerinde yattılar, yeri geldi hiç uyumadan nöbet tuttular. Tüm bunlara bakıldığında anlatırken normalmiş gibi geliyor. Zor günler yaşadı üyelerimiz. Sağlık çalışanları sadece bir hekim ya da hemşireden oluşmuyor. Alt hizmet yapanlar var. Biz sağlık hizmetinde doktor, hemşire, işçi ayırmadan bir bütünüz. Sosyal hizmet çalışanları da en az sağlık çalışanları kadar zor bir süreç yaşadılar, halen de yaşıyorlar.

b7a5ffd2-30aa-4c7a-8613-b3911550c37c

Trabzon’dan ayrılarak Ankara’da yaşamaya başladınız. Memleketiniz Trabzon hakkında ne söylersiniz?

Devlet Sert: Evet uzun bir süredir Ankara’da yaşıyorum ama memleketim Trabzon’u çok yakın takip ediyorum. Siyasetini, sivil toplum hareketini, toplumsal olayları çok yakın izliyorum. 

Trabzon hareketli bir şehir. Siyasetin de sivil toplumun da kabına sığmadığı hareketli bir şehir. Trabzon’da sendikacılık yapmak, siyaset yapmak, yöneticilik yapmak gerçekten çok zor. Bunu dışarıdan daha iyi anlıyorsunuz. Trabzon’un hareketliliği Türkiye’ye hareketlilik getiriyor.

Trabzon’da görev yapan yöneticilerimizin değeri dışarıdan daha iyi anlaşılıyor. Trabzon insanı heyecanlı, işini severek yapan, yöneticilik vasfı olan, dava anlayışı içerisinde olan bir vasfa sahip.

Trabzon’da Trabzonsporlu olmak gibi yazılı olmayan bir kural, bir ilke var. Trabzonspor ortak paydamız. Trabzonspor, her siyasi partiden insanları barındıran bir kurum. Trabzonspor o hafta galip gelmişse şehirde müthiş bir sevinç havası oluşuyor. Ne işsizlik, ne enflasyon ne de başka olumsuzluklar sizi üzüyor. O hafta hep Trabzonspor konuşuluyor. Bir yenildiğinde ise şehirde karamsarlık hakim oluyor. Farklı bir havaya bürünüyor. Bunu bir taraftarlık gibi düşünmemek lazım.  İncelendiğinde gerçekten sosyolojik bir durum ortaya çıkacaktır.  Trabzon’da bu yüzden yöneticilik yapmak çok zordur. Biz de bu zorlukları aşarak buralara geldik.

Röportaj: Fatoş Yetimhellaç-Rabia Mollaoğlu