Sizinle biraz Türkiye’yi ve Trabzon’u konuşalım. Ama önce Trabzon’u konuşalım. Trabzon’da İl Yönetim Kurulu Üyeliğinde bulundunuz ve Trabzon siyasetine halen Ankara’da olmanıza rağmen hakim konumdasınız. Siyaseti yakından takip ediyorsunuz. Bu bağlamda dünden bugüne kısa bir Trabzon değerlendirmesi yapar mısınız?

Biz AK Partinin kurulduğu günden beri içerisinde yer aldık. Tabi kuruluş aşamasından beri birçok sıkıntılar çektik. Ama Allah’a hamd olsun bugün geldiğimiz noktada Gençlik Kolları, İl Yöneticiliği, İl Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundum. Trabzon’da güzel bir iklim yakaladık AK Parti olarak. İlk seçimlerde altı milletvekili ile beraber geldik. Oy oranımız yüksekti, belediye AK Partideydi. Ara bir dönemde belediyeyi kaybedişimiz ne kadar sıkıntı olsa da 2009’da yine birlik beraberlik, teşkilatlarımızın hep beraber çalışmasıyla beraber belediyemizi de geri aldık. Trabzon’da güzel bir birlik ve beraberlik yakalandı. Ta ki 2015’te o zamanki teşkilat başkanımız Süleyman Soylu Trabzon’dan milletvekili adayı gösterildi ve Trabzon’a geldi. 7 Haziran seçimlerinde o zamanın Türkiye genelindeki siyasetin olumsuzluğuna rağmen yine Trabzon’da dört milletvekili aldık.

1 Kasım’da tekrar ara seçim yapılınca Trabzon müthiş bir irade ortaya koydu. Süleyman Bey Trabzon tarihinin görmediği bir heyecanla, bir stratejiyle bir seçim çalışması yaptı. O zaman da beşinci milletvekilini aldık. Tabi bunun Trabzon’a getirileri oldu. Süleyman Bey ondan sonra bakan oldu. Çalışma Bakanı oldu ve Trabzon’un her türlü sorunlarıyla ilgilendi. Biz de o zaman il yönetiminde görevdeydik. İl yönetiminin, milletvekillerimizin, bakanımızın birliği ve beraberliğiyle birlikte Trabzon’a hakikaten güzel hizmetler yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Bugün yapılmakta olan şehir hastanesinin temelleri o günlerde atıldı. Bugün Trabzon’a yapılan hükümet konakları, Trabzon’a yapılan emniyet binaları, Trabzon’a yapılan jandarma binaları… 2015’ten bu yana 15 Temmuz’dan sonra İçişleri Bakanı olduğundan bugüne kadar sayın bakanımızın Trabzon’daki yekünde 950 kilometre Türkiye’nin Trabzon’un ilçelerine ve köylerine betonlama yapıldı.

Bu Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şeydir. Yani duvarlar, sanat yapıları bunlar tamamen sayın bakanımızın, bakanlığımızın ödeneklerinden arttırarak, Trabzon’a olan sevgisinden… Çünkü bakanımızın şöyle bir lafı vardır; “Benim için bu hayattaki en büyük şeref ve onur Trabzon milletvekilliğidir.” Onun hakkını şuan Trabzon milletvekili olmasa da hala veriyor. Allah razı olsun Trabzon’dan her gelen sayın bakanımıza geliyor.

Trabzon’un ticari konuları ve yatırım konuları hala bakan beye geliyor mu?

Tabi ki. Biz aşırı derecede yoğun talep alıyoruz Trabzon’la alakalı. Siyasetinden, ticaretinden Trabzon ile alakalı, Trabzon’a yapılacak olan yatırımlarla alakalı her konuda sayın bakanımıza gelmek istiyorlar.

Neden hala geliyor insanlar? Neden hala Süleyman Soylu’ya gidiyor insanlar? Ondan öncesiz de görüşüyorsunuz kendileriyle ne görüyorsunuz?

Bakan bey bu konularda çok mahir. Trabzon’a geldiği zaman kendini insanlara, siyasete, iş dünyasına öyle bir kabullendirdi ki onlar şöyle görüyorlar sayın bakanımızı; bizim işimizi halletse halletse Süleyman Soylu halleder. Kısa yol olarak da görüyorlar.

Trabzon denilince bakan bütün yelkenleri indiriyor mu?

Konu Trabzon olunca sayın bakanımız bütün imkanlarını, her şeyini seferbere ediyor. Yani burada ne kadar Trabzon milletvekilliğinden İstanbul milletvekilliğine kaydırılsak da bakan beyin Trabzon sevdası bambaşka. Çok seviyor Trabzon’u. Trabzon halkını çok seviyor, insanları çok seviyor. Diyor ki; ben burada olduğum sürece, Allah bana imkan verdiği sürece ben milletime ne olursa olsun yapabildiğim kadar hizmet edeceğim. Bunu görüyorlar. Onun için çok yoğun talep var. Görüşebildiklerimiz ile bakan bey görüşüyor.

En son TTSO Başkanı Suat Hacısalihoğlu bir heyetle beraber geldi. Onlara da yardımcı olduk. Vtandaşlarımız, ilçe başkanlarımız, belediye başkanlarımız her türlü sıkıntısını, bizim bakanlığımızla değil diğer bakanlıklarla da alakalı olan problemlerle alakalı bakan beye geliyorlar. Bakanımız da erinmeden, gücenmeden başka bakanlıkta da olsa arıyor, takip ediyor. Elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Onun için Bakan Bey bunlardan mutluluk da duyuyor. En azından biz Ankara’dan geleni güler yüzle geri döndürmeye çalışıyoruz. En azından güler yüz gösteriyoruz, misafir ediyoruz. İşlerinin yüzde yüzünü yapamasak da yüzde ellisini yapıp gönderiyoruz.

Şuanda İçişleri Bakanlığında en baskın ziyaretçiler Trabzon’dan mı oluyor?

Evet. Türkiye’nin her yerinden aşırı derece de ziyaretçi geliyor. Trabzonlular geliyor ama Türkiye’nin her yerinden de ziyaretçi geliyor. Özellikle Güneydoğu’dan müthiş derecede talep var. Ankaraya gelen önce Bakan Bey’i ziyaret etmek istiyor.

Niye?

Sayın Bakanımızın Güneydoğu’ya gösterdiği önem, gittiği zaman oradaki insanlarla ilişikleri… Mesela geçen akşam bir Diyarbakır annemiz geldi. Diyalogunu görseniz dersiniz ki Süleyman Soylu annesini ağırlıyor. Öyle bir ilgili. Gelen annemiz de sanki evladıyla konuşuyor. Bakan bey samimi bir insan. Yaptığı işi Allah rızası için yapıyor. Kendini feda etmiş.

PKK’yı yenerken önce oradaki halkın psikolojisiyle kendine güven sağladı değil mi? Süleyman Soylu’nun şahsında bir güven sağlandı değil mi?

İnsan lar şuna inanıyor. Gerçekten Güneydoğu’ya çok ziyaretler yapıyoruz. Gidiyoruz, geliyoruz. Şöyle bir intiba bıraktık oradaki insanlarda. Süleyman Bey gerçekten bizi bu PKK illetinden kurtaracak, çocuklarımızı kurtaracak. Bizim çocuklarımız artık dağa çıkmayacak. Bizim çocuklarımız kurulan bir fabrikaya girecek, öğretmen olacak, doktor olacak. bu intiba gerçekten oluştu onlarda. Güvendiler bakan beye. Bakan bey de o samimiyetini, güvenini onlara gösterdi. Onun için gerçekten Güneydoğu’ya gittiğimiz zaman o insanların heyecanı, sevgisi farklı. Ankara’ya her gelişlerinde bakan beyle görüşmek istiyorlar, dualar ediyorlar,bir talepleri varsa yerine getiriyoruz. Mutlu bir şekilde gönderiyoruz. Bakan bey iş sevdalısı bir insan. Akşama kadar işte bu gelen sıkıntısı olan insanlara vaktini ayırıyor. Gecenin saat dördüne kadar da bakanlığın işlerini yapıyor. Gittikten sonra da aman Türkiye’nin bir yerinde bir şey olur diye sabah namazına kadar da gelen istihbaratları okuyor.

Kendini bu ülkeye adamış, feda etmiş bir insan. Biz de hasbelkader onunla beraber elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yüküne omuz vermeye çalışıyoruz. Ama sorarsanız bana ki sen bu şartlarda başka biriyle çalışa bilir misin, bu kadar fedakarlık gösterebilir misin veya başka bir yerde bu kadar temasın olabilir mi diye olamaz derim.  Hem yoruluyoruz, hem de yaptığımız işten zevk alıyoruz. Bize bir şekilde yaptığımız işin ne kadar güzel olduğunu hissettiriyor. Yaptığımız işten haz duyuyoruz. Bir şehit yakınını, gelen gazi yakınını misafir etmek, derdine sıkıntısına bir şekilde yardımcı olmak… Bakan bey her ay bir şehit ailesi kabulü yapıyor. Bir gün bizle beraber gelseniz de oturup dinleseniz.

Bakanımız, bakan yardımcımız, jandarmadan bir kişi, emniyetten bir kişi… He ay 30 aileyi çağırıyoruz. Bir gününü bakan bey tamamen ona ayırıyor. Her şeyiyle beraber, bütün sıkıntılarıyla beraber. Bazen o heyetle beraber hep beraber otuyoruz ağlıyoruz. Bakan bey de dahil oturup beraber ağlayıp gözyaşı döküyoruz onlarla beraber. Bunu anlatamam. Bence bakan beyi terör konusunda en çok motive eden şey şehit aileleri.

Çok hassas bir konu.

Onların notlarını odasında saklar. Getirdikleri resimlerini saklar. Çocuklarının fotoğraflarını saklar. Ailesinin hatırası gibi saklar. Öyle önem veriyor.

Trabzon ve Süleyman Soylu ilişkisine dönmek istiyorum. Trabzon bir marka. Trabzon’un markası var. Süleyman Soylu ismi de özellikle İçişleri Bakanı olduktan sonra İçişleri Bakanlığında bir efsane haline dönüştü. Bu efsanede Trabzon markasının bakana verdiği bir katkı var mı? Yani Trabzonlu olması başarısında pay sahibi odlumu size göre?

Bence olduğunu düşünüyorum. Çünkü malumunuz Trabzon şehri Fatih’in fethettiği, Kanuni’nin doğduğu, Yavuz’un yönettiği bir şehir. Bunlar da Trabzon’dan bir şeyler aldılar. Mesela Yavuz’un kişiliğini ve şahsiyetini anlatıyorlar. İleri atılması, hırçınlığı… Her şeyiyle beraber tam bir Karadenizliyi anlatıyor. Sayın bakanımız da öyle. Aynı Trabzon sokağında gezen bir insan gibi. Hiçbir farkı yok. Devleti için, milleti için kalbi atan, mücadele veren bir insan. Bence Trabzonlu olmanın gerçekten bu işlerde çok motive edici ve işe Trabzon’dan başlamanın motive edici bir özelliği olduğunu düşünüyorum.

Karşı tarafın da bir güveni var.

Trabzon insanı tez ilişki kurduğu için, sıcak olduğu için, insanlarla ilişkileri güven verdiği için her yerde ön plana çıkıyor. Bizde yaşıyoruz bunu. Gelen misafirle nerelesin dediğinde Trabzonluyuz dediğimizde biz de onun gururunu yaşıyoruz. İşte biz Cumhurbaşkanımızı düşünelim. Trabzon Belediyesini düşündüğümüz zaman rahmetli annesini arayarak Trabzon’u kaybettikten ne kadar üzüntü duyduğunu söyledi. Bence Trabzon Türkiye’nin çimentosu. Trabzon insanı da öyle. Bence Trabzon insanı Türkiye’nin birleştirici ana öğesi. Onun için bence bakan beyin bu başarısında Trabzon’un da, Trabzon insanının ona olan sevgisinin ve güveninin de, Trabzonlunun da payı olduğunu düşünüyoruz. Ama şu var.

Sayın Bakanımız kendi şahsiyetiyle de beraber çok çalışan, çalışmayı çok seven, ilkeli, vatanı, milleti ve dini için mücadele eden bir insan. Sonuçta buraya geldiğinde Genel Başkanlık yaparak, Trabzon’da milletvekilliği yapmış birisi. Çok faydalandı Trabzon ondan. Trabzon’a da çok büyük katkıları oldu Sayın Bakan’ın. Görüneni var görünmeyeni de var. Sayın bakanımız çok görünmek istemez. Der ki maksat hasıl olsun da kimin ne yaptığı önemli değil. Önemli olan iş yapılıyor mu, yapılıyor. Trabzon’a bir faydamız oldu mu? Bilen Allah razı olsun desin yeter. Başka bir şey istemiyor.

Kamuoyuna yansıyan yaptıklarının binde biri bile değil?

Yansıtmayı sevmez. Reklam yapmayı da sevmez Sayın Bakan. İşi yapar geçer. Der ki; Allah biliyor ya kimsenin bilmesine gerek yok.

Ekonomiyi nasıl görüyorsunuz?

Bu son zamanlarda doların artışıyla alakalı bir kriz havası oluşturulmaya çalışıldı. Biliyorsunuz dolar 8 liradan 18 liraya kadar yükseldi. Bunlar üzerinden muhalefet de spekülasyon yaparak ülkenin zor durumda olduğunu, ekonominin battığını çok zor durumda olduğunu dile getiren açıklamalar da yaptılar. Ama biz iş dünyasından olsun, siyaset dünyasından olsun birçok arkadaşımızla ve dostumuzla görüşüyoruz. Şunu gördük; doların yükselmesinin Türkiye’nin ekonomisiyle asla bir alakası yok. Bunun tamamen suni bir gündem olduğunu, bu ay faizi arttırırsanız dolar düşer, Osman Kavala’yı serbest bırakmazsanız dolar yükselir… Tamamen dış mihrakların ve içerideki işbirlikçilerini tamamen speküle ederek insanları korkuya sevk ettiklerini düşünüyorum. Şunu gördük. Müthiş bir ekonomi, müthiş bir ihracat, iç piyasada müthiş bir üretim… Bir sürü insanla görüşüyoruz. Sıra yetiştiremiyoruz diyor fabrikadan çıkan malzemeye. Yurt dışına yetiştiremiyoruz. Beş milyar dolar olan bir ihracat 25 milyar dolarlara çıkmış. Suni bir kriz oluşturmaya çalışıyorlar. Allah razı olsun insanlar Cumhurbaşkanımıza güvendi. Cumhurbaşkanımız bir dik duruş ortaya koydu. Dedi ki; ben faizi bitireceğim. Bitiremezsem de mücadele edeceğim. Faizi düşüreceğim. Bir samimiyet ortaya koydu. Bir dik duruş oraya koydu. Sonuçta geldiğimiz noktada şunu gördük: Bir gecede 18liralık dolar şimdi 10 liraya düştü. Demek ki suni bir gündem oluşturulmuş, suni bir ekonomik kriz… Türkiye’yi bugüne kadar terörle tehdit ettiler. Artık ellerinde terör diye bir argüman kalmadı.

Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun döneminde terör artık belki de insanların 20. sıradaki gündemi haline geldi. Birinci sırada iken 20., 30., sıraya düştü. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye’de 100’lü rakamlarda terörist kaldı diyoruz. 140-150 her neyse. Terör bitti. Bizi terörle bitiremeyeceklerini anladılar. Alevi, Sünni, Türk, Kürt çatışmalarını denediler. Bunun tutmayacağını anladılar. En son ekonomi ile insanların cebine dokunarak, parayı boşaltarak ülkeyi zor durumda bırakarak hükümete bence bir darbe oluşturmaya çalıştılar. Allah-u Teala Cumhurbaşkanımıza yardım ediyor. Cumhurbaşkanımız ortaya bir samimiyet koydu. ‘Allah-u Teala faizi haram kılmış. Ben de mücadele edeceğim. Başarırım, başaramam.’ dedi. Bir mücadele ortaya koydu, bir dik duruş ortaya koydu. Allah-u Teala’da ona yardım etti.

Şimdi dolar 11 TL seviyesine geldi. 9 lira seviyesine kadar düşüneceğine inanıyorum. TL’nin dünyadaki değerinin reel olarak dünyada 8.5 lira olduğunu söylüyorlardı. Türkiye’deki dolar rakamının spekülatif bir şekilde yukarı gittiğini söylüyorlardı. Türkiye’nin makas değiştirdiğini, 2023’te artık Türkiye üzerindeki gömleği çıkaracağını, kabuğundan sıyrılacağını düşünüyorum. Artık kendi kendine terörde kazandığı bağımsızlığını, ekonomide de kazanacağını düşünüyorum. Allah nasip ederse, 2023, 2024, 2025 Allah’ın izniyle bizim için daha güzel zamanlar olacak. Türk milletinin artık ekonomik özgürlüğüne de kavuşacağını düşünüyorum. Bunun oluşmaması için dış mihraklar içerideki iş birlikçileri ile birlikte bunun olmaması için çok büyük mücadele veriyorlar. Tayyip Erdoğan’ı indirmek için mücadele veriyorlar. Dertleri Erdoğan. Erdoğan’ın derdi de Türkiye. Tayyip Erdoğan’ın derdi bayrak, vatan, millet, Türkiye! Bunu bildikleri için ‘Tayyip Erdoğan’ı indirirsek biz burada eski Türkiye’ye geri döneriz. İstediğimiz gibi Türkiye’yi ne öldürürüz ne diriltiriz. İstediğimiz gibi hükmederiz. İstediğimizi yaptırırız’ diyorlar. Eski Türkiye’yi geri getirmeye çalışıyorlar. Doların düşüşüyle kimlerin yüzünün düştüğünü de gördük, şahit olduk.

TV kanallarındaki sunucularından, yorumcularından, siyasi parti liderlerinden, siyasi parti milletvekillerinden, kimlerin yüzü düştü gördük. Düşünün eski Merkez Bankası Başkanlığı yapmış şu an bir partiden milletvekili olan kişi ‘Dolar alın. Buraya düştü. Tekrar çıkacak’ diye insanları halkı speküle ettiği bir dönemden geçiyoruz. Allah yardımcımız olsun. Allah da Cumhurbaşkanımıza yardım ediyor. Her şeyin daha güzel olacağını düşünüyorum. Daha güzel günler göreceğiz. Savunması ile sanayisi ile her şeyiyle turizmiyle daha güzel günlere geleceğiz. Allah’ın izniyle güzel günler göreceğiz. Bu millet kadim bir millettir. Her zaman küllerinden doğar.