"Emniyette karartma yapıldı hedefleri vuramadılar"

15 Temmuz gecesi darbe girişiminden nasıl haberdar oldunuz?

Ali ŞARLİ: O gece görev başındaydım, çalışıyordum. Bir anda Ankara Emniyet Müdürlüğüne saldırı olduğunu, Özel Harekâta saldırı olduğunu duyduk. Emniyette ne kadar tedbir alınsa da havadan gelen saldırılara gücümüz yetmedi. Özel Harekâtta tahminen saat gece 22.00 civarında bir çatışma yaşandı. Oraya bomba düştükten sonra zaten bir darbe girişiminin olduğunu anladık… Bayrağın düşmemesi adına, o gece kurumumuzu korumak adına savaşmak zorundaydık. Ülkede bir kalkışma oluyor ve siz bu kalkışmayı bertaraf etmek zorundasınız. Eğer bu ülkenin ekmeğini yiyip, suyunu içiyorsanız, burası benim vatanım diyorsanız vatan hainlerini kabul edemezsiniz.

Bir kalkışmanın, girişimin olduğu anlaşıldıktan sonra Ankara Emniyette neler yaşandı?

Ali ŞARLİ: Ankara Emniyet Müdürlüğünü kuşatmaya kalkıştılar. Ankamall tarafında askerler vardı fakat askerlerin içeri girme lüksü yoktu. Bizim olduğumuz yere asker giremedi. Fakat havadan yapılan saldırı, ZPT’lerin ve tankların emniyete saldırması, acımasız bir şekilde yok etmeye geldiklerinin kanıtıydı. Havadan yapılan saldırı hiç beklenmeyen bir saldırıydı. Zaten pek çok arkadaşımız o anda şehit oldu. Allah mekânlarını cennet eylesin… İçeri kadar geldiler ama başarılı olamadılar. Karartma yapıldı, karatma yapılınca hedefleri vuramadılar. Öte yandan Özel Harekâttan da şehit haberleri gelmeye başladı. O öfkeyle kanınız bir şekilde iyice kaynıyor. Bu kalkışmayı bertaraf edeceğimizi biliyordum.

Siz nasıl yaralandınız? O anı anlatabilir misiniz?

Ali ŞARLİ: Tam saati hatırlamıyorum. Zaten saate bakmak aklınıza gelmiyor. Çatışmanın tam ortasındasınız. Düşünün sizin elinizde sadece silah var onlar uçaksavardan size ateş açıyor. Elinizde onlarla mücadele edecek güç yok. Çatışmayı hatırlıyorum ama yaralanma anımı hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde bir ara tankın altındaydım ve tekrar uyandığımda hastanedeydim… Karşınızda ZBT’ler var. Ateş ediyorsun ama geri sekiyor. Bir baktım önümde arkadaşım şehit oldu. Kafasına uçaksavar mermisi isabet etti. Ben onu almaya çalışırken kendimi tankın önünde buldum. Mermi isabet etmedi ama beni tankla iki aracın arasına sıkıştırdılar. Emniyet iki girişlidir. Biri terör kapısı bir de C kapısı var. Bunlar beni iki aracın arasına sıkıştırıp, öldü diye bıraktılar…

Kaburgalarımda kırıklar vardı. Belimde yırtıklar oldu, kolumun lifleri koptu. Liflerimin birkaç tanesi dikildi. 6 ay hastanede yattım. Kaburgalarımın bu şekilde iyileşmesi sağlandı. Şu anda da sağ kolum tam çalışmıyor… Yaşadıklarım beni çok etkiledi. Orada şehitte olabilirdim ki keşke olsaydım. Allah öldürmeyeni öldürmüyor… Şükür, Ankara Emniyet Müdürlüğünde çok şehit vermedik. Ama o gece toplamda 251 şehit verdik. O gece Türkiye Cumhuriyeti’ne hain bir saldırı gerçekleşti… Tarihe baktığınızda gerçekleşmiş darbeler var. Muhtıralar var. Özelikle son dönemlerde darbelerin ülkeyi 50-60 yıl geriye götürdüğü söylemleri hâkimdi.

Bir darbe girişiminin yaşandığını anladığınız o gece ne hissettiniz?

Ali ŞARLİ: Ben 80 Darbesini çok net hatırlıyorum. Köydeydim, bir sabah uyandığımda her yerde asker vardı. 1980 Darbesi’nde çocuktum ama her şey bir şekilde konuşuluyor ve siz bunları duyuyorsunuz. “Asker yönetime el koydu.” deniliyordu.

15 Temmuz gecesi ile o zamanları kıyaslayamam, çünkü o zamanlar çocuktum. Şimdi ise hem yetişkinsiniz hem de bir kurumu temsil ediyorsunuz… Sonra bir kısım vatan haini kalkıp, bir kalkışma gerçekleştiriyor. Maalesef ülkede vatan haini bitmiyor. Bu kalkışma başarısız oldu. Çünkü askeriyemiz içinde, “Sivil halkın emrindeyiz.” diyen komutanlar da vardı. Ömer Halisdemir’e “Vur, bu senin namusundur.” diyen Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı gibi bir komutan vardı... Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir polisinin, askerinin siville işi yoktur.

Bizim işimiz gücümüz vatan hainleriyle. Bayrağına hürmet eden, ülkenin toprağını korumak için mücadele eden insanlarla bizim işimiz yok… Başbakan Adnan Menderes’i idam eden insanlar zaten kendi kanlarında boğuldu. 80 Darbesi’ni gerçekleştirenlerin çoğu yargılandı. Geçmiş darbeler 15 Temmuz gecesindeki gibi olmadı. Çünkü sivil halka hiçbir zaman ateş açılmamıştı.

O gece görevinizin başındaydınız. Sokağın atmosferi nasıldı?

Ali ŞARLİ: Sokağın nabzı ne 60 ne 80 Darbesi gibi değildi. Sokağın nabzı “seçimle gelen seçimle gider” nabzıydı. Vatandaş o gece darbeyi istemedi ve darbeye karşı durdu. Millet, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına sahip çıktı. Bu tamamen bayrak sevdasındandır. Bayrak sevdası olan gazi de olur, şehit de olur. Aslında o gece yaşananlar dünyaya verilen bir dersti. Bu millet, elinde silah olmasa da vatanını savunmaya her zaman hazırdır. Ben o gece bunu gördüm. Bu iman, bu şuur, bu milletin ruhunda var… Yine de ne olursa olsun böyle darbelerin, kalkışmaların olması ülkenin geriye gitmesine sebep olur.

Size göre 15 Temmuz gecesinin simgesi neydi? O geceyi nasıl tanımlarsınız?

Ali ŞARLİ: O gece birçok şey yaşandı ama naçizane benim fikrim tek bayrak yetiyor. Tek vatan yetiyor. Ben o gece tek millet olduğunu gördüm. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğüne ve birliğine zarar vermek isteyen bedelini öder. Ben vatansız yaşayamam. Benim çocuğum, kardeşim, anam, kimse vatansız kalmasın. Vatansız yaşamak çok zor bir şey… Vatan için gazi de oluruz, şehit de oluruz.

Fakat biz vatansız yaşayamayız. Bizim bir tane vatanımız var. O da Türkiye Cumhuriyeti. Biz burada doğduk, burada öleceğiz… 15 Temmuz gecesini tanımlamaya kelimeler gerçekten yetmiyor. Sadece, biz vatansız yapamayız, vatan için her şeyi yaparız, bunu söyleyebilirim. Vatandaş, 15 Temmuz gecesi ortaya milli bir irade koydu.

Bu gerek içerideki gerek dışarıdaki güçlere nasıl bir mesaj verdi?

Ali ŞARLİ: Türkiye Cumhuriyeti silahsız da olsa savaşmayı biliyor. Biz bunu Kurtuluş Savaşı’nda da, Kıbrıs Savaşı’nda da yaşadık. Dünya devletlerine baktığınızda hainleri sakladıklarını biliyorsunuz. Türkiye’den kaçan insanların hangi ülkelere sığındığını görüyoruz. Ben 93-95 yılları arasında askerliğimi Şırnak Kato Dağı’nda yaparken, PKK ile çatıştım. Bu ülkeye hainlik yapanlar bedelini her zaman almıştır, alacaktır da…

Şehit Ömer Halisdemir’in darbe yanlısı Semih Terzi’yi Özel Kuvvetler Komutanlığına sokmaması darbenin büyük oranda belini bükmüş, seyrini değiştirmiştir. Şehit Ömer Halisdemir o gece çok kurşun yedi ama bize bir ülke bağışladı… Özel Harekât Daire Başkanlığına düşen bomba emniyeti daha fazla hırslandırmıştır. Bizde bir savaş ruhu vardır. Vurulan arkadaşımız şehit düşmüştür ama savaş devam ediyorsa bizim savaşımız da devam eder. Şehidimize sonra bakarız.

15 Temmuz davalarını takip ediyor musunuz?

Ali ŞARLİ: Sabahtan davalara birkaç saat giriyorum ama psikolojim el vermeyince duruşmalardan ayrılıyorum. 21 yıldır teşkilattayım. Yıpranma payı ile 27 yılı doldurdum ama bu davalar sonuçlanana kadar emekli olmayacağım… O gece bazı hastanelerde gazilere müdahale edilmedi. Bazı doktorlar FETÖ’den gözaltına alındı. Maalesef bu memleketin haini bitmiyor. Ama bu millet darbelere karşı hiçbir zaman susmayacak. Bu ülkenin karışmasını bekleyen çok dış güç var. O gece sınırlarımızda birçok terör örgütü bekliyordu.

15 Temmuz başarılı olsaydı ülkemiz bugün dış güçlerin uşağı olmuş, birçok kişinin kanı akmış, ülkede de bir iç karışıklık çıkmış olacaktı. Başarılı olamadılar… Türkiye, bir dünya devleti artık, bunu herkesin anlaması gerek. Türkiye genç nüfusu fazla olan bir ülke, biz gençleşirken Avrupa ülkeleri yaşlanıyor. Türkiye dünyanın geleceğine yön verecek bir ülke olacak.

15 Temmuz sürecini nasıl yorumluyorsunuz?

Ali ŞARLİ: Vatanımıza kimsenin zarar veremeyeceğini o gece tüm dünyanın gördüğünü, iç ve dış güçlerin bunu anladığını düşünüyorum. Biz silahsızda olsa tanka kafa tutabilecek bir milletiz. Artık kimse böyle bir kalkışmayı aklının ucundan bile geçirmemeli. Bu saatten sonra kimsenin böyle bir şeye cesaret edeceğini düşünmüyorum. Bu saatten sonra vatanına böyle bir kalleşlik yapacak kişinin de kefenini hazırlaması gerekir ki öyle yola çıksın.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Ali ŞARLİ: Büyük dedem Kore Savaşı’nda şehit düştü. Dedemler de 3 kardeşti. 3 kardeş Kurtuluş Savaşı’nda ayrı düşmüş. Şimdi birinin mezarı Trakya Şehitliğinde, diğerinin mezarı Kayseri’de sadece bir tanesi köyüne dönebilmiş. Dedemin bir sözü vardı. Kahramanlar kendilerini anlatmaz sadece anlatılırlar… Sadece şunu istiyorum, gazilerimiz konusunda insanlarımız biraz daha duyarlı olsun. Kolunu, bacağını kaybetmiş arkadaşlarımız var. Bunu 15 Temmuz gazilerimiz için değil tüm gazilerimiz için söylüyorum.

Bu insanlar yaşam mücadelesi veriyor. “Gaziysen ne yapayım!” cümlesi bir gaziye söylenmez. Gazilerin bazısı ölümden dönmüş ve eskisi gibi hayatlarını devam ettiremiyorlar. Biraz daha anlayışlı ve duyarlı olalım.