Bir Ramazan ayı daha gelip geçti. Bizleri Ramazan’a ve bayrama ulaştıran Rabbimize hamdolsun. Ramazan ayı; insanların kucaklaştığı, sınıfsal farklılıkların kaybolduğu, fakirin fukaranın hatırlandığı bir ay olması hasebiyle sosyolojik, insanı disipline etmesi ile de psikolojik anlamlar yüklü bir bereket ayıdır. Fitre ve zekat o ayda verilir. Trabzon, bu yıl çok farklı bir Ramazan geçirdi. Allah; nasip etti 11 yıllık hasretimiz sona erdi ve Şehrimiz şampiyonlukla iki bayramı bir arada yaşadı. Emeği geçen başta Abdullah Avcı olmak üzere tüm taraftarımıza ve futbol heyetimize teşekkürlerimizi sunarız.

“Nerede o eski ramazanlar” bu cümleyi çocukluğumuzda, büyüklerinden duymayan yok gibidir. İnsan, bu cümleyle eskiye olan özlemini dile getirir. Eski arkadaşlıklar, eski komşuluklar, eski ramazan ve bayramlar. Bugün, ben de bu köşede eski Ramazanları ve bayramları anmak eski ile yeninin zihin dünyamızda yansımalarını paylaşmak istedim.

Trabzon’da, 9 yıl boyunca Büyük Şehir Belediyesi bünyesinde iftar çadırları kurulurdu. Her akşam bir ilçede belediye personelinin hazırladığı güveç menüsü yüzlerce insana ikram edilir başta Büyük Şehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu olmak üzere il Başkanı Haydar REVİ, ilçe belediye başkanları ve teşkilatlar yerini alır fakir fukara ile iftarını açar, beraber teravih namazı kılınırdı. AK Parti il Başkanlığı kuruluşundan o güne partide hizmet etmiş bütün neferlerini bir iftar programlarında toplar eski ile yeniyi buluşturur, yeninin saygı ve hürmeti eskinin tevazu ve bilgeliği yemeğin manevi atmosferini oluştururdu. Allah var, bize göre daha liberal olarak kabul edilen Haydar REVİ’nin il başkanlığında öyle güzel manevi ramazan akşamlarına şahitlik ettik ki, kendisini buradan saygı ile yad etmeyi ve AK Parti’ye yaptığı karşılıksız katkıları anmayı bu bayramda bir borç bildim.

Yine başta Haydar REVİ ve Büyükşehir Belediyesi’nin önderliğinde şehrin zengin iş insanlarının desteği ile dağıtılan kumanya kolileri, market kartları, sosyal yardımlar gözümün önünden bir film şeridi gibi geçerken “vay be eskiler Ramazan konusunda daha hassasmış” düşüncesine kapılmamak zor. Sanırım bu zorluğu en fazla 20 yıllını Ak Parti için mücadele etmiş teşkilat mensupları hissediyordur. Unutulmak, yeninin sizi yok kabul etmesi, eviniz olan partiye kendinizi yabancı hissettirilmeniz, hiç hatırlanmamak …

Yeni demişken; Has Parti’nin bir ilçe ağırlıklı ekibinden mütevellit bir Ak Parti yönetimi var. AK Parti’nin hiçbir zorlu sürecinde sahada olmayan, hatta bir zamanlar karşı cepheden acımasızca saldırıda bulunan bir kadro. Bu kadronun zaten AK Parti’nin kurumsal hafızasına ait bir zihni geçmişi yok. İl Başkanlığı yöneten ekip sadece bölgesel bir aidiyet dürtüsü ile yapılan her yanlışın, israfın en büyük savunucusu. Büyükşehir Belediyesi’nde “Oynat Emre’cim” sözüyle başlayan ve Murat Zorluoğlu’nun şehrin kaynaklarını miras yediler gibi film ve festivaller ve doğrudan teminlerle savurmasına seyirci bir ekip. Bu ekipten şehrin bütününe yönelik bir çalışma beklemek zor. Ramazan gibi bir ayı ne yazık ki en muhafazakar bu ekip görmezden geldi.

Bunca umutsuzlukların arasında yaşadığımız tek teselli Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in başta parti kurucuları olmak üzere tüm kesimlere verdiği iftar programlarıydı. Kuruluşundan bugüne teşkilatta emeği geçmiş partililer hatırlanmış olmanın verdiği mutlulukla iftara katılmış ve birlik beraberlik fotoğrafı vermişlerdi. İşte teşkilatçı olmak, AK Partili olmak böyle bir şey, Ahmet Metin Genç bu partide ev sahibi bir teşkilatçı olduğunu ve eskiye vefasını bir kez daha göstermiştir. Teşkilatın boşluğunu doldurmuştur.  

Murat Zorluoğlu ve ekibinin hem şehrin hafızasında hem de AK Parti’nin hafızasında bir yeri olmadığını bildiğimiz için ona bu konuda haksızlık yapmak istemem. Zaten AK Partili bir belediyede Ramazan ayı nasıl programlanır bilmiyor olabilir. Yabancısı olduğu camianın değerlerini tam içselleştirmemiş de olabilir. Sonuçta kendisi valilik yapmış bir bürokrat. Siyasetin ve bu davanın dışında büyüdüğü için bilmiyor olabilir. Vatandaşa vali gibi yaklaşımından da bunu görüyoruz. Öyle ya şimdi koskocaman Vali ve Kayyum Murat Zorluoğlu, Şalpazarı’nda bir akşam Hayrat’ta sıradan vatandaş ile aynı masada plastik tabakta yemek yiyecek. Kendisi gitmeden, gideceği yere 15 kişilik protokol ekibi önceden gidip hazırlık yaptığı… Çatalını, bıçağını, peçetesini gözden geçirip hazırlandığı Vali/Başkandan bu performansı beklemek kendisine haksızlık olur!... Murat Zorluoğlu’nun iftar programı vermemesini bu açıdan bakmak gerekir. Kendisi her ne kadar ‘fakir fukaranın hakkını yedirmek istemem’ dese de 3 yılda 160 milyon lira doğrudan temin yapan bir Belediye Başkanının, nere gittiği tam belli olmayan milyonları görmezden gelip, iftar sofrasına bahane bulması bize inandırıcı gelmedi. Tasarruf acaba yolda kalmışa ve fakir fukaraya vereceği iftarda mı aklına geldi?

Biz yine de eski Ramazanların ve bayramların hülyası ile umudumuzu yitirmeyelim. İsimler gelip geçici, kurumlar ise milletin. Yeniden halkla bütünleşmiş, sofrasında yoksula yer açmış bir AK Partili belediye ve kurumsal hafızasına saygılı bir AK Parti il yönetimi umudunuz olmaya devam etsin.

 Ramazan Bayramınız mübarek olsun…