Rahmi Üstün, Sürmene Belediye Başkanı… Aynı zamanda
Trabzon kamuoyunun ve özellikle iş dünyasının yakından
tanıdığı Üstün, iş dünyasında olduğu kadar spor, siyaset ve
sosyal hayatta da aktif bir isim.


Üstün, lisede okuduğu yıllarda, babasının kurduğu müteahhitlik
firmasıyla liseden sonra çalışma hayatına başlar. Ancak babası onun
okumasını çok istiyordu. Liseden sonra bir müddet eğitime ara verir
ama sonradan imtihanlara girer ve Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü’nü
kazanır.


Okul yıllarında da çalışma hayatından ayrılmayan Üstün, ‘kışları
okulda, yazları ise şantiyede’ hayatını sürdürdü.
1986 yılında çay sanayine adımını atan Üstün, bir taraftan da 1990
yılına kadar müteahhitliği sürdürür.


İş hayatının yanı sıra STK’larda, spor dünyasında ve siyasette de
yer alan Üstün, 2014 yılında Sürmene Belediye Başkanı seçilir.
Trabzon’un geleceğini turizmde gören Rahmi Üstün, bunun için
gerekli planlamaların ve yatırımların yapılmasının şart olduğunu dile
getiriyor.


Rahmi Üstün ile iş yaşamından STK’lara, spordan siyasete ve Trabzon’un
geleceğine kadar birçok konuda konuştuk.


Rahmi Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Rahmi Üstün kimdir ?

rahmi üstün
1956 yılında Sürmene’de doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi
Trabzon’da tamamladım. İlkokuldan liseye kadar Sürmene’de, yüksekokulu
da eğitim enstitüsü olarak Trabzon’da okudum. Aslında fakir
bir aileden geliyorum. Daha sonra babamın gayretleriyle beraber bir
müddet şoförlük yaptıktan sonra müteahhitlik yapmaya başladık. Okul
yıllarımda babam müteahhitlik yapıyordu, ben de ona yardım ediyordum.
Onunla beraber ihalelere girip çıkıyorduk. İhaleler genellikle
Karayolları’nda oluyordu. Beraber giderdik. Hayata biraz erken atıldık.


ÇOCUKLUĞUMUZ FAKİR AİLE YAPISINDA GEÇTİ


Kaç kardeşsiniz? Biraz aileden bahseder misiniz?
3 erkek kardeşiz ama abim trafi k kazasında (1983 yılında) öldü. Bir
aile şirketimiz var. Çocukluğumuz fakir aile yapısında geçti. Ortaokul
ve lise yıllarında babam müteahhitliğe başladıktan sonra biraz daha
durumumuz düzelmeye başladı. Ormanseven Mahallesi’nde doğdum.
7 yaşındayken Sürmene’ye geldik. İlkokula Ormanseven’de bir sene
gittim. Yeniden ilkokula Sürmene’de Hasan Tahsin İlkokulunda başladık.
Ortaokulu Sürmene’de bitirdim. Daha sonra Eğitim Enstitüsü
Matematik Bölümü’ne girdim. O dönemlerde babamın minibüsü vardı,
yazları muavinlik yapardım. Lise döneminde babam müteahhitliğe
başlamıştı zaten. Yazları şantiyelere giderdim. Aslında fazla bir şey yapmazdık
ama şoförlüğe hevesimiz olduğu için orada şoförlük yapardık,
makine kullanırdık.


Sayın Üstün, çocuk yaşta hayatla buluştunuz, hayata tutunmaya
çalıştınız. Okuma arzusu ne kadar yüksekti ki okumaktan vazgeçmediniz?
Elinize para geçmesine rağmen yine okudunuz.
Aslında liseden sonra üniversiteye 4 sene giremedim. Ama babam
kesinlikle okumamı istiyordu, ben de istiyordum. Babam inşaat mühendisi
olmamı istiyordu. O dönem maalesef yeterli puan alamadım,
Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü’ne girdim. Gerçi matematik bölümüne
girmiş olmamın da hayatımda bana çok fazla katkısı oldu. En
azından hesap yapmayı öğrendim. Liseden mezun olduğum gibi kalsaydım
doğru düzgün hesap yapmayı bilmeden mezun oluyorduk. Bir
üniversite okuduk. Babam çok istiyordu, onun istekleri doğrultusunda
oldu. Yaz sezonlarını şantiyede, kışları okullarda geçiriyorduk.


Kaç yıllarında eğitim enstitüsünde okudunuz?
1978’de girdim.


Olayların en yoğun olduğu dönemde öğrenim görüyordunuz. Sıkıntı
yaşamadınız mı?


Yaşıyorduk ama ben oradaki öğrencilerden yaşlı olduğum için çok
fazla onlarla irtibata girmiyordum. Ben üniversiteye başladığımda evlenmiştim
de. Yani onların gittiği yol ayrı, benim gittiğim yol ayrıydı.
Ben zaten biraz da ağabeylik yapıyordum. Onun için eğitim enstitüsü
yıllarında çok fazla sıkıntı yaşamadım. Ama Sağ-Sol çatışmalarının en
yoğun olduğu dönemdi. 80 İhtilali’nde eğitim enstitüsünü bitirmiştim.
Yusufeli’nde şantiyede çalışıyordum. Hiç öğretmenlik yapmadım, sadece
zorunlu staj yaptım. İş hayatında uzun süre şantiyelerde zamanımızı
geçirdik.


Sürekli sabit bir işim olsa diye aklımdan geçirirdim. 1986 yılında
aile fertleriyle çay fabrikasını kurduk. Yüzde 50’si bizim, yüzde 50’si üç
kişinindi. 1989 yılında fabrikaya geldim. 1990’da ortaklarımız ayrıldı
ve fabrika tamamen bize kaldı. Bir taraftan müteahhitlik işlerimiz devam
ediyordu ama çay fabrikasına geçtikten sonra müteahhitlik işlerini
bıraktık. 1990’dan 2014 yılına kadar fabrikanın genel müdürlüğünü
yaptım. 2014’te belediye başkanı seçildim.
Sosyal olarak aktif bir dünyanız var. ÇAYSİAD’ı kurdunuz. Biraz
sosyal aktivitelerinizden bahseder misiniz?


1997 yılında Çay Sanayicileri ve İş Adamları Derneğini (ÇAYSİAD)
kurduk. Ondan önce de ÇAYDER diye bir dernek vardı. 1990’lı yıllarda
kurulmuştu. 1997’ye kadar orada yönetim kurulunda çalıştım ama çok
fazla bir aşama kat edemedik. Trabzon bölgesindeki arkadaşlarla Trabzon’da
bir dernek kuralım dedik. 1997 yılında derneği kurduk, beni
de başkan seçtiler. Baktık ki Rize’deki ÇAYDER’in bir fonksiyonu yok.
Onlar bir müddet sonra derneği kapattılar. Daha sonra biz ÇAYSİAD
olarak devam etmeye başladık. Çay sektörünün tamamına hitap edelim
dedik. Sosyal içerikli başka derneklerde üyeliklerim vardı.


SÜRMENESPOR’U TARİHİNDE İLK KEZ 3. LİG’E ÇIKARDIK


Sürmenespor’un 1992 yılında başkanı oldum, 2002 yılında bıraktım.
Bıraktıktan sonra 10 aylık bir dönem Özkan Sümer ile birlikte
Trabzonspor’da yöneticilik yaptım. Sürmenespor bizim dönemimizde
tarihinde ilk kez 3. Lig’e çıktı ama tutunamadı ve tekrar düştü. Ardından
benden sonra amcamın oğlu iki dönem başkan oldu. Onun döneminde
de tekrar 3. Lig’e çıktı ama yine tutunamadı. İlçelerin 3. Lig’de
tutunması biraz zor oluyor. Çünkü ekonomik olarak ilçenin bunu kaldırması
gerekiyor. Bizim ilçemizin dışarıda zengini var ama ilçe için
verilen külfeti ekonomik güce çevirecek iş adamlarımız çok az. Ekonomik
olarak transferleri yapamayınca düşmek zorunda kaldık. Bunun
yanında siyasete adım attık.


DEMİREL BABAMI ÇAĞIRDI, YAKASINA ROZETİ TAKTI VE
‘SEN İLÇE BAŞKANISIN’ DEDİ


Siyasete ilginiz nereden doğdu?


Babadan kalma… Babam 1980 öncesi CHP ilçe yönetimindeydi.
1980’den sonra Halkçı Parti’nin ilçe başkanlığını yaptı ama bu uzun
sürmedi. Çünkü Halkçı Parti ve SODEP diye iki Sol parti doğdu. Seçimde
birbirleriyle anlaşamadı, babam da bu yüzden bıraktı. 2 sene
boş kaldıktan sonra Demirel, Sürmene’ye geldiğinde Sürmene İlçe
Başkanı yoktu. Kim olur deyince babamı gösterdiler. Demirel babamı
çağırdı, taktı yakasına rozeti ve ‘Sen ilçe başkanısın.’ dedi. 1986 yılıydı.
1986’dan 1998’e kadar Doğru Yol Partisi İlçe Başkanlığı’nı babam
yaptı. 1992 yılında DYP İl Yönetimi’ne girdim. 1992’den 1998’e kadar
il yönetiminde çalıştım. 1998’de babam vefat edince miras kaldı bize,
herkes ilçe başkanı senin olman lazım dedi. İstifa ettik ve Sürmene’de
ilçe başkanlığına başladık. 2007 seçimlerine kadar da DYP İlçe Başkanlığı
yaptım. 2007’de istifa ettim, politikayla fazla uğraşmayacağım
dedim. Bir sürü dernekte yönetim kurulu üyeliklerim, başkanlıklarım
vardı. Çocuklar beni evde sanki misafi r olarak görüyorlardı. Ben geldiğimde
akşam onlar yatmış oluyordu. Sabah onlar okula, biz ise işimize
gidiyorduk. 2014 seçimlerinden önceki seçimde AK Parti’den belediye
başkan adayı olmam doğrultusunda ısrarlar oldu. Kabul etmedim. İşlerim
de öyle gerektiriyordu. Ama 2014 seçimlerinde bir anda bu işin
içinde buldum kendimi. Adaylık müracaatı yaptım. Beni aday gösterdiler
ve 2014 seçimlerinde belediye başkanı seçildim. Diğer sosyal işlerin
hepsini bırakmak zorunda kaldım. Şirketleri bırakmak zorunda kaldım.
Şirketimden, fabrikamdan 1 saat ayrılırsam orası batar diye düşünüyordum
ama bakıyorum ki çocuklar benden de güzel idare ediyorlar.
Şimdi de belediye başkanlığında devam ediyorum.
Çok renkli, örnek ve farklı bir hayat hikâyesi dinledik. Yaşadığı ilçenin,
birlikte yaşadığı insanların gününü, geleceğini düşünen, sosyal
hayatta ve siyasette bunu özümseyen bir yapıdan geldiniz. Hak ettiğiniz
yerde oturuyorsunuz, inşallah daha ileri noktalara Allah nasip eder.

Ben Trabzon Ticaret ve Sanayi Odasına geçmek istiyorum. Ama önce
çocuklarınızdan bahsedelim.


5 tane çocuğum var. 3 kız, iki oğlum var. Biri bekâr, diğerleri evli.
5 tane de torunum var. Aslında çevremize baktığımızda erken yaşta evlendim.
24 yaşında evlendim. Ama rahmetli babam 17 yaşında evlenmişti,
36 yaşındayken torunu vardı. Biz onun rekorunu kıramadık. Çocuklarımdan
kızlar evlendi gitti. İki oğlum var. Biri fabrikada çalışıyor,
küçük oğlum orada çalışmak istemedi ve kendi iş kurdu. Kendi işiyle
uğraşıyor. Ama çocuklar hep babaya bakıyor. Bir sıkıntıları olduğunda
babayı yardıma çağırıyorlar. Bu, Trabzon kültüründe var.
TTSO’ya yabancı değildiniz. Meclis üyeliğine giriş nasıl oldu?
Bir sürü dernekte, sosyal işlerde yönetimlerdeydim. Bu arada
TTSO seçimleri oldu. 1990’lı yılların sonuydu. 1999 seçimlerinde çay
sektörünü temsilen TTSO Meclisine girdim. Bir dönem meclis üyeliği
yaptım, ikinci dönem girmedim.


Ne gördünüz TTSO’da? Nasıl bir katkı sağladınız?


Herkes kendi sektörünü temsilen orada bulunuyordu ama Trabzon’un
sorunları oradaki insanların da birebir sorunlarıydı. TTSO,
Trabzon’un sorunlarıyla yakından ilgilenen bir kurum. Haftalık toplantılarda
kent sorunlarıyla ilgili gündem oluşuyordu. Neler yapılması
gerektiği masaya yatırılıyordu. Ama ben daha çok çay sektörüyle ilgili
problemleri gündeme getiriyordum. Bunu zaten TTSO’da değil, ÇAYSİAD
olarak nerede çayla ilgili toplantı varsa orada gündeme getiriyorduk.


PARANIN ÇOĞU GÜNDELİKÇİLERE GİDİYOR


Çay, hayatınızın hâlen ne kadarını tutuyor? Çayla ne kadar ilgilisiniz?
Şu anda sadece çay içmekle meşgulüm. ÇAYSİAD Başkanlığını belediye
başkanı olunca bıraktım. Bıraktıktan sonra birkaç toplantılarına
iştirak ettim. İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda güzel bir proje
getirdiklerini gördüm. Bizim zamanımızda bunları düşünüyorduk ama bu kadar geliştirememiştik. Çay toplamayla ilgili bir proje geliştirmişler.
Eğer uygulamaya geçirebilirlerse çay sektöründe bir çığır açacaklarını
söyleyebilirim. Toplama sorunu büyük bir sorun. Bizim insanımız
sosyalleşince çalışmayı bir tarafa bırakıyor. Eskiden çayı olan insanlar
çayını kendi aile fertleriyle toplama yoluna giderdi. Paranın dışarıya
gitmemesi için böyle bir yol izlenirdi. Ama son zamanlarda Gürcistan’dan
gelen Gürcüler, Kürt vatandaşlara yevmiye vermek suretiyle
kendi çocuklarını bahçeye sokmuyor. Paranın çoğu gündelikçilere
gidiyor. Ondan sonra da ben çaydan geçim sağlayamıyorum serzenişi
oluyor. Şimdiki proje İŞKUR’dan sağlanacak elemanlarla birlikte oluşturulacak
bir proje. Hem çay bahçesi sahiplerine daha fazla gelir sağlayacak
hem de işsiz insanlara iş imkanı doğacak.


SÜREKLİ OLARAK GÖÇ VERİYORUZ


Trabzon, devletten yeterince payını alabildi mi? Yeterli ilerleme
sağlayabildi mi? Geleceğini nerede görüyorsunuz?
Yeterince yol alabildi mi derseniz hiç kimse alamadı. Son zamanlarda
güzel projeler var. Önümüzdeki süreçte bu projeler gerçekleşirse
Trabzon bulunduğu konumdan daha iyi noktalara gelir. Trabzon ticaret
şehri olduğu için sanayi ağırlığı yok. Sanayisi olmayan şehirlerin
büyüme şansı yok. Sürekli olarak göç veriyoruz. Ben belediye başkanı
olduktan sonra bu işe daha çok vâkıf oldum. Sürekli etrafımızdaki ilçelere
bakıyorduk, ilçemizin nüfusu daha çok düşüyordu.

Trabzon’un nüfusu da düşüyor. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin orada Trabzonlular
bulunuyor. Trabzon’dan sürekli bir göç olduğunun göstergesidir
bu. İş bulamadıkları zaman göç ediyorlar. Sanayiye yönelik
Trabzon’da yapılabilecek ağır sanayi yok. Burada turizme ağırlık vermek
gerekiyor. Son yıllarda turizm noktasında bir hayli yatırımlar var.


Trabzon’un geleceği benim kanaatime göre turizme bağlıdır. Özellikle
havayoluyla ulaşım daha rahat olduktan sonra, karayoluyla ulaşım
rahatladıktan sonra bölgemize 10 binin üzerinde tur otobüsü geliyor.
Bu tur otobüsleri sürekli geldiği için bir altyapının da hazırlanması gerekiyor.
Oteliydi, lokantasıydı, kalacak yeriydi... Bir de dağ turizminin
geliştirilmesi gerekiyor. Yeşil Yol Projesi’yle yaylalara, dağlara daha çok
turistin gelmesi sağlanacak. Bu vesileyle bölgemiz turizmden daha çok
turizm girdisi sağlayacaktır.


YATIRIM ADASI BÜYÜK BİR PROJE


Demir yolu ve yatırım adası gündemde…
Demir yolu yıllardır konuşuluyor. İnşallah bu son zamanda verilen
sözlerle Erzincan bağlantısı sağlanabilirse Trabzon demir yoluyla
bir adım daha öne geçecektir. Yatırım adası büyük bir proje. Biz uzun
süre Yeniay Çamburnu Tersanesi’ne bel bağladık. Ama 2008 krizinden
sonra sektör çökünce yatırım yavaşladı. Şu anda bir şeyler yapılıyor
ama istediğimiz boyutta değil. 5 bin kişi çalışacaktı. Yatırım adasının
bir an önce gerçekleşmesi lazım, işsizlere iş imkânı doğacak. Trabzon
turizmde, sanayide gelişme sağlamış olacak. Trabzon insanının ticarete
yatkınlığı da var. Yatırım adası sayesinde ticareti geliştirebilirsek Türkiye’nin
diğer illeri Trabzon’a katkı sağlar.


Trabzon’un geleceğinden umutlusunuz yani?


Evet, çok umutluyum. Özellikle turizm öncelikli umutluyum.
Rahmi Bey teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.