61Medya İmtiyaz Sahibi Ali Öztürk, Trabzon’da şampiyonluk gecesi gerçekleştirilen ve dünyada büyük yankı uyandıran kutlamaların sosyolojisini analiz etti. Öztürk, bu büyük olayı şehir insanının yapısına, birlikteliğine ve kenetlenmesine bağladı.

Trabzonspor’a! 10 numara transfer! Trabzonspor’a! 10 numara transfer!

Türkiye Trabzon’un şampiyonluk kutlamalarında gösterdiği coşku, irade, heyecan ve insanların birbirine saygısını konuşuyor. Dünyayı hayran bırakan bir sosyolojiyi konuşuyor. Bir şehir düşünün… Sergilediği birlikteliğin dünyada örneği olmayan bir şehir... Yediden yetmişe herkes aynı renklere gönül vermiş. Coşku ve heyecan neredeyse değer ve öneminden hiçbir şey kaybetmeden 38 sene devam etmiş. 150-200 bin kişi bir arada ve saygı içinde eğlenmiş. 
Trabzonspor’un şampiyonluk kutlamalarının sosyolojisini bir yerlerde okumak için epey çaba sarf ettik. Ne yazık ki bu konuda hiçbir analize de rastlamadık. Bir ara Trabzon ve Trabzonspor’un sosyolojisinden fazla haber olduğuna inanmadığımız Büyükşehir Belediye Başkanımız bu büyük olayın üzerine oturmaya kalktı. Organize yapmış da!.. Yönlendirmiş de!.. Turizm Bakanlığı kendisine ödül verseymiş! Belediyedeki 2 bin 500 kişiyi yönetme zafiyeti gösteren Başkanımız sokaktaki 150 bin kişiyi yönetme iddiası gütmüş!
Biz tekrar konumuza dönelim. Trabzonspor’un 1983 öncesi şampiyonluklarını yaşamış biri olarak sevinç ve coşkunun, heyecan ve hoşgörünün bugün ulaştığı noktayı kendimize göre yorumlamak istiyoruz. 1980’li yıllarda şampiyonluğa doymuş bir nesil olarak yetiştik. Trabzonspor’un bir daha tam 28 yıl sonra 2010-2011 yılında şampiyon olacağını söyleselerdi Trabzon’da adamı döverlerdi. Yani şampiyonluğun bu kadar gecikeceğini hiç kimse beklemiyordu. 
Trabzon insanının yapısında hep başarı vardır. Başarmak, başarmak, başarmak… Fıtratında hep en iyiyi yapmak vardır. İyi ve en iyiyi… Başarı ve iyiye ulaşmak geçici bir heves değildir. Hayatının tüm aşamalarını kapsar. Daha farklı bir şey daha vardır. Başarılı olduğu bir işten daha başarılı olduğu bir işe geçmek de vardır. Ve belki en garip olanı kendisi başaramasa bile sevdiğinin başarılı olmasını istemek vardır. Sonuç: Trabzon insanı başarısızlığı sevmez. Dikkat ederseniz Trabzonspor’un şampiyonluk kutlamalarında yaşanan o üstün ve dünyanın imrendiği ahvali, Trabzon insanının yapısına bağlamak istiyoruz. Biz bağlamak istemiyoruz. Ondan kaynaklandığını düşünüyoruz. 
Trabzon insanının başarı ve en iyiye ulaşma sevdası fıtratını oluşturan asabi ve aceleci tavrıyla da örtüşünce dışardan farklı bir kişilik göze çarpar.  Bu tavırları ise coğrafya ve iklimle doğrudan alakalıdır. Trabzon insanının yapısını biraz da Trabzon’un vizyonuyla örtüştürmek gerekir. Trabzon dünyanın en önemli 5 liman kentinden biridir. İpek yolunun merkezidir. On binlerin, Marco Polo’ların adının geçtiği ve Fatih’in fethettiği şehirdir. Trabzon Valisi Yavuz Sultan Selim, Trabzon’dan payitahta yürüdüğü zaman payitaht bu güce direnme imkanı olmadığını daha Yavuz yola çıkmadan hissetmiştir. Trabzon böyle bir şehir. Trabzon insanı böyle bir fıtratın sahibi bir nesildir. 
Türkiye’de öne çıkan insan yapısıyla, kimilerinin gıptayla kimilerinin hayranlıkla izlediği, kimilerinin de düşmanlık beslediği bir şehirdir. Özellikle dışarıdan gelen baskılar… Kentin geri kalmışlığı, sürekli göç vermesi, ekonomideki zayıflık, hayli güçlü STK ve medya eliyle Trabzon insanının yüreğine nakşetmiştir. Nakış Trabzon insanını yalnız bordo mavi renklerde değil şehrin kaderinde de birleştirmiştir. Size göre katledilen Rahip Santaro yalnız Trabzon’da mı vardı? Samsun’da da, Mardin’de de, İzmir’de de kiliseler vardı. Acaba neden Trabzon seçildi? Ya da Hrant’ı vurdurmak isteyenler neden Trabzon’un çocuklarını seçti? Önce Trabzon üzerinde oyun yürüttüler, ardından Trabzon’u kötü ve farklı şehir ilan ettiler. Hatırlayın o günleri!.. Trabzon ve Trabzon insanı için neler demediler. Sadece Trabzon’a özgü sıkıyönetim bile istediler. Bütün bu gelişmeler Trabzon insanında inanılmaz bir özgüven birikimi oluşturdu. Ve bu özgüven beraberinde kenetlenmeyi getirdi. Yani Trabzon insanı başarıyı ve ötekileştirmeye karşı ortak tepkiyi Trabzonspor’da yakalayınca daha da kenetlendi. Buna en önemli hadiseyi ekleyiniz. 2010-2011 travmasını görmezden gelmeyiniz. Böyle bir camianın elinden şampiyonluğun alınmasının yarattığı o derin travmayı bu şehir o kenetlenmeyle atlatıp bugünlere ulaştı. Şampiyonluk gecesi Trabzon’daki kenetlenme ve hoşgörü bu birlikteliğin neticesidir. 
Bize her yer Trabzon sözü sıradan ifade edilmiş ve içi boş söylem değildir. ‘Bize her yer Trabzon’ sözü gittiği her yerde Trabzonlu olan herkesi dayanışmaya davet eden ve varlığına güven veren bir keyfiyettir. Aynı zamanda farklılığın ciddi ifadesidir. Öyleyse şampiyonluk gecesi Trabzon’da yaşananların farklılığına kimse şaşırmasın. Bütün dünyayı şaşkınlığa uğratan o coşku, heyecan, birliktelik ve hoşgörü yılların getirdiği ve adeta mecbur bırakan kenetlenmenin neticesidir. Unutmayınız ki Trabzon sıradan bir şehir değil, ruhu olan bir şehirdir. Bir imparatorluk merkezidir. Tarihini özümsemiş, kendini bilen, hakkını arayan ve başarı için kendini hazırlayan hakkını sonuna kadar savunan insan topluluğunun yaşadığı ve çıktığı bir vilayettir. Bu vilayeti tek başına Trabzon coğrafyasının içine de sıkıştırmayın. Bir tarafta Espiye’ye kadar uzanan ve Çepnilerin tamamını kuşatan bir coğrafya. Güneyinde Kelkit Vadisine kadar uzanan Doğu’sunda Hopa’dan sınır alan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Etkileyen, etkileşen, yönlendiren ve içinde barınan insanları farklılığına bakmadan bütünleştiren şehir. Şampiyonluk gecesi o tabloyu doğru okuyabilmek için bunları  bilmek lazım.