Yaklaşan KurbanBayramı  dolayısıyla kınalı kuzumun başına bir hal gelir kaygısıyla, kuzumuzu buralardan uzak tutmak için üç aylığına yaylalarına göndermiştik.

Önceki yazılarımızda da belirtmiştik kuzumuzdan bir süreliğine ayrı kalacağız diye.

İki hafta oldu kınalı kuzumuz ile görüşmeyeli.

Dün bizim için adeta bayramdı.

Çünkü kınalı kuzumuzdan telefon gelmişti.

Dün akşam saatlerine doğru telefonumuz çaldı…

Karşımızda güzeller güzeli kınalı kuzumuz vardı.

Sesi pek uzaklardan gelmesine rağmen yine de sesi net geliyordu bizlere.

Alo dedik kınalımıza.

-Alo, iyi günler  özledim sizleri.

İyi günler kınalı kuzumuz nerelerdesin? Ne var ne yok yaylarında, kırlarında, iki haftadır sesin soluğun çıkmadı.

-Ne olsun herkesin malumu Kurban Bayramı nedeniyle biraz uzaklaştık memleketimizden,

hasretimiz inşallah iki ay sonra bitecek, iple çekiyorum bitmesini.

Sayılı günler çabuk geçer kınalı kuzumuz.

-Doğru diyorsunuz, daha dün gibi bugün üçüncü haftaya girdim sizlerden ayrılalı.

Dinleniyorsundur güzel kuzumuz.

-Nerede bizlerde dinlenmek? Burada bile telefonumuz susmuyor, aynen oradaki gibi çalışmalarımız devam ediyor.

Hayırdır kimler arıyor, kim ne diyor?

-Kimler aramıyor ki, önceki gün bir menajer aradı, Trabzonspor’un transfer ettiği Fildişili oyuncu için.

Yine ne oldu ki, Kıble kaçığımı var transferinde?

-Ben menajerin yalancısıyım, bu alınan Fildişili oyuncu Gervinho Parma’da 500 bin Euro’ya oynuyormuş.

E ne var bunda?

-Ne mi var bunda? Gervinho Trabzonspor’a 1500 milyon Euro’ya transfer edildi, ayrıca her yıl 500 bin Euro imza parası alacak, siz hala ne var bunda diyorsunuz?

Yahu kınalı kuzum bu nasıl iddia, kim dedi 500 bin Euro’ya oynuyor diye?

-Menajer diyorum size menajer, bu işleri menajerler bilmez mi, sizlerde araştırın bakın, kaça oynadığını bulursunuz!

Kınalı kuzum hal böyle ise yapılan bu transferin kokusu yakında çıkar.

-Geçen sezon da böyle durumları Trabzonspor yaşamıştı,500 bin Euro’ya alınacak oyuncuyu, başkan Ağaoğlu 1.300 milyon Euro’ya transfer etmişti, aradaki (kur) pardon para farkı yeni Zelanda’daki kimsesiz çocukları göndermişler!

Kınalım bizlerle kafa mı yapıyorsun? Ne Yeni Zelanda? Ne kur farkı?

-Allah Allah aradaki fark nereye gidecek? Herhalde kimsenin cebine gitmemiştir, Ahmet Ağaoğlu garip-gureba dostudur, kimsesizleri sevindirmek için zaman zaman onlara önemli katkılarda bulunur, ben adamın bu yönünü takdir ediyorum!

Oooo neyse Kınalı Kuzum… Konuyu değiştirelim, var mı dağarcığında başka bilgi?

-Bilgi mi soruyorsunuz, dosyalar var dosyalar, hem de dosyaların babası var.

Allaha aşkına ne dosyası kınalı kuzum?

-Siz başınızı Trabzonspor’dan kaldırmıyorsunuz ki, başka dosyaları göresiniz, bu yıl seçim yılı olacak. Ticaret ve Sanayi Odasının da seçimi var. Burada da seçimle ilgili çalışmalar şimdiden başladı..

E dosyalarla ne alakası var Ticaret ve Sanayi Odası’nın?

-Hani ya TV’ lerde yarışma programı vardı ya, “Ben bilmem eşim bilir diye”  o dosyaları siz değil ben biliyorum. Ha dosyalarla ilgili belgeler de mevcut,

Kınalı kuzum derin konulara girdin, Ticaret ve Sanayi Odası ile mi ilgili bahsettiğin dosyalar.

-Orayla ilgili ama kurumla ilgili değil, şahıslarla ilgili…

Yahu meraklandırdın bizleri azıcık ipuçları ver.

-Acele etmeyin, başkan adayları bir belli olsun, o zaman dosyalarımızı acarız. Şu an açıp fişeğimizi boşa atmayalım. Unutmadan bir de verilen sözler var, üstelik bu sözler verilirken şahitleri de mevcut. Onları da açıklayacağım. Hangi kişilerin kimlere nasıl söz verdiğini bir bir buradan sizlere aktarıp, sizlere bunları yazdıracağım.

İlahi Kınalı Kuzum, ya sen var ya aynı Milli İstihbarat gibisin. Bu dosyalara nasıl ulaşırsın, bu dosyalar sana nasıl gelir, gün görmemiş bilgileri yani iki kişinin sır bildiği bilgileri nasıl elde edersin anlamış değiliz. Bundan sonra da anlayacak gibi değiliz. E be mübarek sanki özel kuzuların milli istihbarı gibisin.

-Şimdi de siz benle kafa yapın, sizden tek isteğim, beni izlemeye devam edin. Ortalığı kasıp kavuracağız. Gazetecilikte zirve yapacağız. Perde arkasında yaşananları bir bir yazıp, hiçbir şeyi karanlıkta bırakmayacağız.

Kınalı Kuzum hayırdır! Sen kırlarında sürekli yürek mi yiyorsun?

-Ayıp ediyorsunuz, ben hangi doğru bir olayda geri vites yapmışım? Asla bilgisiz-belgesiz bir şey söyleyip yazdırmam. Neyse telefonumun dakikası çok yazdı, hadiyin bana eyvallah,

Haydi sana güle güle Kınalı Kuzum. Yeni telefon açmak için bizimle arayı çok uzatma.

BU AYIP TRABZONSPOR’A YETER DE ARTAR!

“Sizden şefaat beklemiyorum, yeter ki mezarımdan taş çalmayın”

Halk dilinde racon olarak kullanılan bir ifadedir bu!

Yazıma neden böyle bir ifadeyle başladım biliyor musunuz?

Tabiri caizse şu an Özkan Sümer mezarından kalksa, Başkan Ahmet Ağaoğlu ve avanesine ilk söyleyeceği söz bu olurdu. Sizi bilmem ama ben öyle düşünüyorum..

Büyük başkan!

Bilge başkan!

Her şeyi bilen başkan!

Camiayı kucaklayan başkan!

Futbolun kitabını yazan başkan!

Başkanlığı nasıl yapıldığını tüm dünyaya gösteren başkan!

Karada giden gemilerini okyanus sularında yüzdüren başkan!

Dün söylediğinin bugün tam tersini yapan başkan!

Konuşmaktan başka hiçbir icraatı olmayan başkan!

Yöneticilerine değer vermeyen başkan!

Değerlerini saymayan başkan!
Değerlerin dirisini bıraktık ölüsünü bile sahiplenmeyen başkan!

Ne kadar büyük başkan ki Ağaoğlu bu kadar unvanı bünyesinde barındırma başarısını gösterebiliyor!

Allah eksikliğini Trabzonspor camiasına göstermesin!

İşte böylesine bir başkana sahip olan Trabzonspor, kulüple ismi özleşen, ismi kulüple efsaneleşen, Trabzonspor’un 4 büyük takımdan birisi olmasında önemli katkısı olan  Türk futboluna ismini altın harflerle yazdıran  Özkan Sümer’in bile mezarını ne yazık ki sahiplenemedi!

Sümer’in mezarının yapımını İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu üstlendi.

İmamoğlu elbette Sümer’in mezarını yapabilir, bunda hiçbir sıkıntı yok.

Ama Sümer’in mezarının yapılması kimseye ve hiçbir kuruma değil, başkanlık ve teknik adamlık yaptığı Trabzonspor’a yakışırdı.

Trabzonspor’un mezarı yapması gerekirdi.

Bu Trabzonspor camiasına yapılan büyük bir kadirşinassızlıktır!

Ve de ahde vefasızlıktır.

Gerçi Ahmet Ağaoğlu’nun olduğu yerde bu gibi şeylerin yaşanması camia tarafından pek de garipsenmiyor!

Hatırlayınız Sümer’in cenaze merasiminde, cenaze sahibi olan Trabzonspor o cenaze töreninde yoktu.

Daha doğrusu Başkan Ahmet Ağaoğlu yoktu.

Böyle bir başkana, kalkıp “ya ya ya şa şa şa bizim başkan çok yaşa” “En büyük başkan bizim başkan” demek. İnanın mezarında Özkan hocanın kemiklerini sızlatır!

SİZLER NEREDESİNİZ?

Ahmet Ağaoğlu’ndan bir şey beklemiyoruz. Onu bir kenara bırakalım.

Ya yöneticilik yaşantılarını Özkan Sümer’e borçlu olanlara ne demeli?

Sümer’e o dönemlere de biat edip, saygıda kusur etmeyenler.

Sümer’in her dediğini o dönemlerde emir telakki edenler.

Sümer’le futbolun içerisinde hayat bulanlar.

Evet sizler neredesiniz?

Neden sesiniz çıkmaz, bu gibi şeyler yaşanırken?

Sümer’le yan yana gelmek için canını ortaya koyanlar!

Sümer ile bir fotoğraf çektirmek için adeta birbirinin üstüne çıkanlar!

Sümer’den bir selam almak için esas duruşta duranlar!

Sizlere sesleniyorum, sizlere ne oldu?

Sizler neredesiniz? Sizleri göremez olduk.

Yazık hem de çok yazık.

Son söz, böyle yapılan vefasızlığın içerisine tükürsünler!

ADAY OLURSAN NE KAYBEDERSİN?

Bir kez olsun, net konuş (başkanlık için).

Çık aday ol.

“Adayım” de Hayri abi!

Adayım dersen ne kaybedersin?

Senle ilgili camiada herkesin kafasında “Hayrettin Hacısalihoğlu hiçbir zaman net konuşmuyor, hep lafı evirip çeviriyor” algısı var.

Bu kez kafalarda oluşan bu algıyı kır be Hayri abi.

Ha ekonomik durumun buna müsait değil.

Bu kadar borcun altından kalkamamı beynine getirip, sakın düşünme ve seslendirme!

Son dönemlerde Trabzonspor’a başkan olanlara bir bakıver.

Soruyorum hangisi cebine dalıp ekonomik anlamda  Trabzonspor’a katkı sağlamıştır?

Çık Hayri abi!

“Adayım” de be!

Adayım dersen ne kaybedeceksin ki?

Bak senin için ne diyorlar? ”Her zaman yuvarlak ifadeler kullanıyor, sonrasında bir başkan adayıyla pazarlık masasına oturup,  Asbaşkan oluyor”

İşte bu gibi söylemlere, bu gibi söylem yapanlara pirim vermemek için “Adayım” diyerek son ver Hayri abi.

Camiaya uzun yıllar hizmet ettin.

En zor dönemlerde görev alıp, elini değil gövdeni taşın altına sokuverdin.

Yöneticilik anlamında herkesten daha bilgili daha tecrübelisin.

O zaman çık “Adayım” de Hayri abi!

Neyi bekliyorsun?

Eğer ki Trabzonspor’a hizmet etme aşkın yine yüreğinde önceki dönemler gibi yanıp tutuşuyorsa, “Adayım” deme zamanı değil mi Hayri abi?

Hadi Hayri abi bu kez net bir ifadeyle “Evet başkanlığa adayım” de!!!

SİHİRLİ DEĞNEKLERİ VAR!

Başkanlıktan konu açılmışken yine buradan devam edelim.

Şu ana kadar başkan adaylığı için ismi geçen 5-6 tane isim var.

Aday olacak isimlerin ekipleri şu sıralar çalışmalarına alttan alttan başladılar bile.

Kapalı kapılar ardında yapılan kulislerin yanında.

Telefon trafiğiyle camianın önde gelen isimleriyle yapılan görüşmeler, öyle zannediyorum ki en çok telefon operatörlerinin işine yarıyordur.

Her gün yüzlerce telefon görüşmesi yapılmakta...

Başkanlık için ismi geçen adaylar yarıştan çekilmeyip böyle devam etmeleri halinde Aralık ayında çok renkli bir genel kurul bekliyor Trabzonsporluları.

Elbette başkanlığa aday olmak en demokratik hak Trabzonspor üyeleri için.

Ancak benim burada anlayamadığım bir şey var.

O da Trabzonspor’un borcu 1 milyar 300 milyon civarında olduğu yönünde.

Aday olmayı düşünenlerin önlerinde böyle bir borç yükü olmasına rağmen, hala” Ben başkanlığa talibim” diyorsalar ki diyorlar, o zaman ellerinde sihirli bir değneğin olduğunu düşünüyorum.

Acaba bu konuda biraz absürt mü düşünüyorum he, ne dersiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.