Kamu bürokrasisiyle ve siyaset kurumuyla bir şekilde irtibatlı olan veya bu alanlara ilgi duyanların sıkça duyduğu soru.

(O da mı Trabzonlu?)

Değerli okurlarımın dikkatini çok önemli gördüğüm ve bir o kadar da tehlikeli bulduğum bu alana çekmek istiyorum.

Futboldan aşina olduğumuz ve daha sonra futbol dışında başka alanlarda da sıkça duymaya başladığımız, skeçlere ve filmlere konu olan “Bize Her Yer Trabzon” sloganının bile kasıtlı bir şekilde Trabzon ve Trabzonlu antipatisini körüklemek maksadıyla kullanılmaya başlandığına maalesef hep birlikte tanıklık ediyoruz.

Ha bunu derken yanlış anlaşılmasın asla sloganda sorun görmüyorum …

Kamu bürokrasisinde ve siyasette makam sahibi hiç kimse şehri ile bu denli anılmazken; Trabzonlu ne kadar başarılı üst düzey siyasetçi, bürokrat, iş insanı, sanatçı ve sporcu var ise bulunduğu pozisyon kasıtlı şekilde sadece Trabzonluluğuna bağlanılıyor.

Oysa oluşturulmak istenen algının tam tersine Trabzonlular sırf Trabzonlu oldukları için makam, güç, zenginlik sahibi olmuyorlar.

Karşılıklı bir döngü içerisinde;

Çok çalışarak,

Akletmeyi bilerek,

Çözüm üreterek,

Sadakat ve güven tesis ederek,

Vefayı asla göz ardı etmeyerek başarılı ve ses getiren güzel işlere imza atıp Trabzon’u ve Trabzonluluğu bizzat kendileri marka yapıyorlar.

Trabzonlular; daha sayamadığımız onlarca güzel hasletlerini gittikleri yerlere götürerek, yaşadıkları her yeri güzelleştirerek ve imar ederek MAMUR ediyorlar.

Trabzonlular; çalıştıkları özel veya kamu fark etmeksizin her kurumda önce Devletinin ve milletinin, sonra da kurumunun menfaatini koruyup gözetiyorlar.

Trabzonlular; fıtratı gereği sevk ve idaresinde çalıştığı kişinin de, ast pozisyonunda bulunan çalışanının da menfaatini gözetirler. Dolayısıyla bilhassa kritik veya riskli görevlerde bulunan herkes, mutlaka ama mutlaka bir Trabzonlunun veya hiç olmazsa Karadenizlinin yanında ve yakınında olmasına ihtiyaç duyarlar. 

Trabzonlular; kendilerine duyulan güveni hiçbir şekilde boşa çıkarmazlar.

Ancak… Gelinen noktada.

Birtakım çevrelerce bu duruma öylesine tehlikeli bir hal aldırılmış ki!

Bırakın başka şehirleri, Trabzon’da bulunan kamu kurum ve kuruluşları ve hatta özel sektör idari pozisyonlarına bile hak etmelerine rağmen Trabzonlular atanamıyorlar.

Son zamanlarda; nihai irade pozisyonunda bulunan Trabzonlularda bile yapacakları görevlendirmelerde “O da mı Trabzonlu” söyleminden çekindikleri için hak etmelerine rağmen Trabzonluların tercih edilmediklerini gözlemliyoruz.

Selefi Trabzonlu olan makam sahipleri göreve geldiklerinde ilk iş olarak ast kadrolarında bulunan Trabzonluları budamayı maharet saymaya başladılar. Bu durum öylesine tehlikeli hal almış ki (!) üst düzey yönetici pozisyonlarında bulunan Trabzonlular kendilerini ziyaret eden hemşehrilerini sosyal medya hesaplarında duyurmaktan imtina eder hale geldiler.

Trabzonlu bürokratlar; Trabzon’dan gelen haklı talepleri sırf “Bu da mı Trabzonlu” dedirtmemek için ya geri çeviriyor veya bekletmek zorunda kalıyorlar.

Türkiye’nin en varlıklı ailesinin varisi, malum futbol kulübünün başkanı bile başarısızlığını örtbas etmek için Trabzonlulara sataşıyor.

Sosyal medya platformlarında troll hesaplar ile Trabzonlular başta olmak üzere tüm Karadenizliler hedef alınıyor.

Değerli okurlarım (!)

Bence bizzat yine Trabzonluların bu duruma bir dur demesi ve imrenilen bir sıfat olan Trabzonluluğu sindirebilen kişileri yeniden desteklemesi gerekiyor.

Trabzon’u marka yapan başarılı ve liyakat sahibi Trabzonluların önü açılmalı ancak bu durum propaganda malzemesi olarak kullanılmamalıdır.

Unutulmamalı ve unutturulmamalıdır ki (!)

Sadece nüfus kaydı ile değil gerçek manada Trabzonlu olan Trabzonlulara ve Trabzonluluğa düşman olanlar aslında Türkiye’ye düşmanlık ettiklerini bilmelidirler.

Trabzon ve Trabzonlu olmak böyle bir şeydir.