Bütün rekorları egale etmesine rağmen hala fütursuzca eleştiri yapıyorsanız vallahide pes billahi de pes.

Arada bu kadar puan farkı olmasına rağmen…

Neredeyse demeyeyim bana göre şampiyonluğunu ligin bitimine sekiz hafta kala ilan etmesine rağmen…

Bu kadar eleştiri alıyorsa, demek ki iki üç yenilgi alındığı zaman, amanın da amanın, varın gerisini sizler düşünün!

Sorayım şu kafamıza futbol uleması kesilip klavye kabadayılığı yapanlara…

Bu takım hiç mi kötü oynamayacak?

Bu takım hiç mi puan kaybetmeyecek?

Bu takım hiç mi yenilmeyecek?

Ha eleştiri hiç mi yapılmayacak derseniz?

Elbette yeri ve zamanı geldi mi eleştirinin babası yapılacak, buna kim ne diyebilir ki? Ancak eleştirinin bugün zamanı değil.

Bir de bu kadar fütursuzca yapılmamalıdır!

NEYİN PEŞİNDESİNİZ-1

MUTLAKA ELEŞTİRİ OLACAKTIR AMA…

Ben de Beşiktaş maçında başta Abdullah Hoca olmak üzere bazı oyunculara eleştiri getirdim.

Mesela hoca Bakesatas’ı oyundan çıkana kadar nasıl tahammül edebildi?

Ya Vişça olayına ne demeli? Visça’nın, maç içerisinde varlığı ile yokluğu belli olmazken, hoca neden Vişça’yı oyundan almak için erken hamle yapmadı?

Neden çok geç oyundan alındı?

Sol bek Puchacz’a değinmek bile istemiyorum…

Çünkü Puchacz, transfer edildiği günden beri kafamda ‘Bu oyuncu ne diye alınd?’ diye sürekli soru işareti vardı.

Hala da o soru işaretleri kafamda var ya...

Daha önce yazdım alt yapı U19’da Arif Boşluk diye bir oyuncu var, çocuk gözünüzün içerisine bakıyor ‘Oynatın beni’ diye…

Oynatsanıza be kardeşim, şans versenize…

Arif’in Puchacz’ın üzerine on gömlek daha iyi oyuncu olduğunu ben söylemiyorum onu takip eden hocalar ve futbol damları söylüyor.

Eeee…

Neyi bekliyorsunuz bu çocuğu oynatmak için?

Kara treni bekliyorsanız o trenler tedavüle kalktı.

Hızlı tren ise gelip geçiyor haberiniz ola…

Demem o ki Beşiktaş karşısında Siopis ve Hüseyin’in iyi oynayan oyuncu yoktu Trabzonspor’da.

Hal böyle olmasına karşın ne yapalım, vurup kıralım mı?

Hadi söyleyin ne yapalım?

Benden söylemesi, yapmanız gereken şampiyonluğun keyfini ve tadını çıkartmaktır.

MUTLAKA ELEŞTİRİ OLACAKTIRTARAFTAR DAHA NE YAPSIN?

 Akyazı Medical Park Stadını dolduran bütün taraftarları ayakta alkışlıyorum.

Pazar akşamı müthiştiler.

Hele sergiledikleri görsel şov muhteşemdi.

Görsel şovun hazırlanıp sunulmasında emeği geçen herkesi kutluyorum…

Pazar akşamının galibi bana göre taraftarlardı…

Yurt dışından ve yurt içinden Akyazı Medical Park Stadı’na takımlarını desteklemek için gelen Trabzonsporlular’ın her birisini ayrı ayrı tebrik ediyor ve alkışlıyorum.

Helal olsun onlara...

Şu mübarek Ramazan ayında üstelik yaşanan ekonomik krizi iliklerimize kadar hissettiğimiz bu günlerde, hiçbir şeye bakmaksızın sizler kalkın taaa uzaklardan bir maç için o kadar yolu tepin…

Tekrar diyorum helal olsun sizlere…

Trabzonsporluluk böyle bir şey olsa gerek.

Trabzonspor’un taraftarı bu olsa gerek.

Taraftarlığın nasıl olacağını nasıl yapılacağını bütün dünyaya gösterdiniz ya.

Bravo sizlere….

Var mıdır dünyada böylesine eşi benzeri olmayan bir takım ve bir taraftar topluluğu?

TARAFTAR DAHA NE YAPSIN-1TARAFTAR DAHA NE YAPSIN

DEMEK Kİ OYNUYORMUŞ

Ahan oynadı!

Oynadı da ne oldu?

Sizi bilmem ama bana göre Hüseyin Türkmen sahada yapması gereken her şeyi yaptı.

İyi oynadı…

Görevini layığı ile yerine getirdi.

Kim kazandı?

Önce Trabzonspor sonra Hüseyin.

Her zaman yazdığımız gibi bu çocuklara önyargılı bakmayınız.

Bu çocuklara sahip çıkınız…

Bu çocuklara destek olunuz…

Bakın görünüz bunları yaptığınız sürece Trabzonspor bundan sonra dışa bağımlı transferlere çok yönelmeyecektir.

Abdulkadir’ler, Uğurcan’lar, Yusuf’lar, Hüseyin’ler, Ahmetcan’lar gibi genç  oyuncuların daha çok gelmesini istiyorsanız sabredip, bekleyip, destek olmalısınız.

Bunun başka lamı cimi yoktur.

Olamaz da!

BU OLMAMALIYDI

Ah bir de bunlara dikkat etseydiniz ne olurdu?

Çok mu zordu temizlemek?

Çok mu zordu yediğiniz şeylerin poşetlerini ya da atıklarını toplayıp çöpe atmak?

Olmadı, yapamadınız, beceremediniz.

Yakışmadı…

Saha içi ne kadar muhteşemdiyseniz.

Maalesef saha dışı o kadar kötüydünüz.

Tabi ki bu söylemim çevreyi bu halde bırakanlara.

Stadın çevresinde maçtan sonra oluşan görüntüler Trabzonspor taraftarlarına yakışmamıştır.

Ne demiş büyüklerimiz “Yiğit yattığı yerden belli olur”

NEREDEN NERELERE?

Efsane oyuncumuz gol kralımız Necmi Perekli paylaştı sosyal medya hesabından.

Ben de sevgili Perekli’nin anılara daha doğrusu maziye götürerek yapmış olduğu o paylaşımının üzerine bir-iki satır yazayım dedim.

Hatırlayanlar bilir o yıllarda bugün olduğu gibi böyle sponsorlar reklam gelirleri, TFF’den ve yayıncı kuruluşundan gelen paralar yoktu.

Düşünebiliyor musunuz o yıllarda deplasmanlara otobüsle gidilirdi, yolda yemek için de peynir, zeytin türü şeyler alınır, kafileye bunlar verilirdi.

Yani yokluklar içerisinde o yıllarda o başarılar yakalanmıştı.

Tahminim Necmi abi de yaptığı paylaşımla buna atıf yapmıştır.

Bugün olduğu gibi böyle uçuk kaçık paralar neredeydi?

Kim kaybetti de o günün futbolcuları bulacaktı o paraları?

O yıllarda kulübe gelir getirmek, kulübün giderlerini karşılamak için yönetimler eşya piyangoları düzenlerdi.

Yapılan eşya piyangolardan elde edilen gelirlerle ya futbolcuların alacakları ya kulübün ya da deplasman giderleri karşılanırdı.

Kısacası o yıllarda gelen şampiyonluklarda para her zaman ikinci planda kalırdı.

Zaten yoktu ya.…

O yılların futbolcuları amatör ruhla oynuyordu.

Haksızlık etmeyeyim o dönemin yöneticileri de takdire şayan yöneticilerdi.

Adeta yoktan var ediyorlardı.

Ey gidi o günler...

O günlere selam olsun…

Bu günlerde yani son yıllarda ise her şey para dönüşüverdi!

Parası olan yönetici bugün çıkıp “Ben para veriyorum, ben yöneteceğim benim dediğim olacak” deyip havasını cakasını öyle bir atıyor ki…

Ne yazık ki bu duruma diğer yöneticiler bir şey demiyor, daha doğrusu diyemiyor.

Nasıl desinler ki?

Boşuna dememişler “Parayı veren düdüğü çalar” diye…

Gerçi kimsenin para mara verdiği de yok!

Para veren olduğunda da parasını eninde sonunda alıyor.

Yine parası olan yönetici, kendi kefaleti üzerinden kulübe kredi kullandırıyor, hemen belirteyim kulübün kullandığı krediyi yönetici değil, kulüp ödüyor. Ama krediye kefaleti olan yönetici ‘İşi ben hallettim’ diye her nedense tenzili rütbe alıyor!

Açın bakın Trabzonspor’un kullanmış olduğu kredilere, her daim o kullanılan kredilere bir başka yöneticiler kefil olmuştur.

Ulan Necmi abinin paylaştığı eşya piyangosundan girdik nerelere gittik.

Ne biliyim işte şeytan dürtüyor.

Bir şeyler biliyorsan yaz diye, öyle dürtüyor ki beni…

Ama şeytan zaten bizim görevimizin yazmak olduğunu bilmiyor.

Şeytan meraklanmasın, mutlaka bildiklerimizi yazacağız, tabi ki vakti zamanı gelince…

Ulusoy otobüslerinde yazar “Her şey zamanında” diye…

Demek ki yazacaklarımızın vakti zamanı henüz daha gelmemiş!

Neyse konuyu dağıtmayalım…

Bugünün futbolcuları ise eskisi gibi eşya piyangolarından gelecek paraları beklemiyorlar.

Oynayacak oldukları maçlara özel uçaklarla gidiyorlar.

En lüks otellerde kalıyorlar.

Hak edişlerini de günü ve zamanında alıyorlar.

Hem de öyle böyle değil aldıkları hak edişleri.

Peki oyuncular bu ganimetten, bu nimetlerden faydalanıyorlar da yöneticiler ne yapıyor?

Yöneticilerin bu düzende ne yaptıklarının hikayelerini de bir başka yazımızda kaleme alırız.