Milli değerlerden dem vururuz.

Milli duygularımızı en üst seviyede yaşarız.

Milliliğimizden kimselere taviz vermeyiz.

‘Her şeyimiz milli olacak’ deriz.

Her nedense milli takımımıza gelince milli duygularımızı ve milliliğimizi bir kenara koyup, Almanya’dan Türk Milli Takımı’nın başına Almanya U21 takımını çalıştıran teknik adamı getiriyoruz…

Ne garip şey değil mi?

Nasıl tuhaf bir durum değil mi?

Hani milliliğimiz nerede kaldı?

Hani milli duygularımıza ne oldu?

Kimse bana ‘bu spordur, ne var bunda, çalıştırabilir’ demesin.

Koskoca Türkiye’de hepimizin yaşadığı milli duyguları taşıyan, milli takımımızı çalıştıracak bir tane demi teknik adam kalmadı!

Veya teknik adamlarımızın köküne kırağı mı indi?

İşte Ampute takımımızın başarısı ortada.

Üst üste iki kez Avrupa şampiyonu oldular, Ampute Milli takımımızı dışardan bir teknik adam mı çalıştırıyor ki bu başarıyı yakalayabildiler?

Bir yabancı teknik adamın bizim iliklerimize kadar yaşadığı o milli duyguları yaşaması mümkün mü?

ŞÖLEN NEDEN YAPILMIŞTIR?

Hadi AK Parti’nin içerisinde akil insanlardan bir kişi çıkıp babalar gibi Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği üç günlük gençlik şöleninin yansımasını açıklasın bizlere!

Gençlik şöleninin üstelik Trabzon pandemide Türkiye’de ilk beşin içerisindeyken yapılması doğru muydu?

Neden yapıldı?

Covid bu kadar patlamışken şölenin yapılmasına karar verenlerin maksatları neydi?

Haydeyin AK Partili akil insanlar bu sorulara cevap veriniz. Sizlerle yaptığım ikili görüşmelerimizde verdiğiniz cevapları biliyorum, benim istediğim eleştirilerinizi bizler gibi buradan yapmanızdır.

Ahan söz veriyorum, verecek olduğunuz cevapları noktasına kadar bu köşemde yayınlayacağım.

İsteğim nedendir biliyor musunuz?

Belki farkında değilsiniz ama Büyükşehir Belediyesi 20 yıla yakın tırnaklarınızla büyüttüğünüz partinizin maalesef her geçen gün küçülmesine adeta çanak tutuyor.

Sizler buna neden seyirci kalıyorsunuz bunu da anlamış değilim.

O nedenle diyorum ki, doğruları söylemeden kaçınmayıp korkmayınız.

Bu şehir ne siyasetçiler görmüştür?

Bu şehirden ne siyasetçiler geçmiştir?

Baki olan ve baki kalan partiniz olacaktır.

Bugün siyasetin içerisinde olanlar da vakti ve zamanı geldiğinde bu şehrin siyaset arenasından gelip geçeceklerdir.

Yapılan yanlışlarda vurun yumruğunuzu masaya ve o yanlışlara ‘dur’ deyiniz ne kaybedersiniz?

Unutmayın şehir ve partiniz böyle gitmesi halinde çok şey kaybedecektir!

Buraya yazıyorum, Demedi demeyin!

BÖYLE BAŞA BÖYLE TARAK!

Yapıldı da ne oldu?

Yaşanan bütün sorunlar mı halloldu?

Şehir baştan aşağıya mı asfaltlandı?

Çukurlar mı dolduruldu?

Oluşan yarıklar mı yamandı?

Yapılan şölenden sonra AK Parti’ye büyük katılımlar mı oldu?

Covid mi sonlandı?

Virüsün çaresi mi bulundu?

İnsanlar işe, aşa mı kavuştu?

Sıkıntılarına, sorunlarına çözüm mü bulundu?

Sahi Gençlik Şöleni yapıldı da ne oldu?

Askıda ekmek mi dağıtıldı?

Şölene gelenlere erzak, kumanya mı verildi?

Su faturaları mı ödendi?

Sahi ne oldu?

İki türkücü dinleyecekler diye millet bahçesine gidenlerin hepsi sağlıklarını önemli ölçüde riske attılar!

Gençlik Şöleni’nden sonra kimin ne olduğu, ne olacağı şuan bir muamma haline dönüştü!

Şehrimizde pik yapan virüsün çok daha pik yapmasına belki de vesile olacaklar!

Neymiş efendim Büyükşehir Belediyesi (adı üstünde büyük) Sağlık Bakanı’nın söylemlerine aldırış etmeden, Sağlık Müdürü Hakan Usta’nın feryat-figan çağrılarına bakmadan geçtiğimiz hafta sonu Gençlik Şöleni’ni havai fişek gösterileri altında yaptı!

Az daha unutuyordum, Büyükşehir Belediyesi o kadar büyük ki, Millet Bahçesi’nin etrafında olan iki hastaneden gelen ‘ses’ şikayetlerine bile boyun eğmeyip! ‘dediğim dedik’ diyerek organize ettiği şölenini gerçekleştirdi!

Ne demişler “böyle başa böyle tarak”

Yalan mı?

YAZIK GÜNAH DEĞİL Mİ?

‘Ödenek yok’ diye şantiyeler kapılarına kilit vuruyorlar!

Şehirde ise işler durma noktasına gelmiş.

Yapılan işlerde karınca hızıyla yapılmaya çalışılıyor!

Yani demem o ki, Trabzon da Büyükşehir Belediyesi ile ilgili bütün işler arap saçına dönüşmüş!

Nerede ne yapıldığı belli değil?

Açılıp kapatılan yerler tekrar açılmaya başlanılmış.

Kimi yerler betonlanmış, kimi yerler sözde Arnavut taşı ile kapatılma uğraşı içerisine girilmiş!

Kısacası hiçbir iş doğru gitmiyor Trabzon’da!

Amma velakin organizasyon denildiğinde Büyükşehir Belediyesi için akan sular duruyor!

Ne yapılıp edilip bir kaynak yaratılıyor organizasyon için.

Sonrada yaratılan bu kaynak organizasyonu gerçekleştiren firmaya paslanıyor daha doğrusu veriliyor. Yanlış anlaşılmalara mahal vermeyelim, kaynağın paslanması organizasyon bedeli olarak verilmektedir, şirkete ödenmektedir.

Neyse gelelim sadede!

Üç günlük organizasyon için organizasyon şirketine 420 bin tl ödenmiş. Büyükşehir Belediyesi tarafından (Eski parayla 420 milyar)

Allah aşkına azıcık elinizi vicdanınıza koyunuz ve cevap veriniz.

Bir şölen için bu kadar parayı harcamak, hele de bu zamanda, yazık günah değil midir?

Pandemiden dolayı işini kaybeden, işi olmayan, evine bir ekmek dahi getirmekte zorlanan, buna mukabil çocuklarına harçlık dahi verecek gücü kalmayan binlerce insan ve baba varken, bu kadar parayı bir şölen uğruna harcamayı vicdan sahibi olanlar bizlere nasıl anlatır?

Ey gidi Trabzon’um ?

Bir taraftan Müslümanlığı kimselere bırakmazsınız ama diğer taraftan yapılan en büyük israflara da her nedense ses çıkarmazsınız?

MÜCADELE HAYATINI BİLSELER

Birkaç yıldır günebakış gazetesi ailesi içindeyim. Ali Öztürk ile de yol arkadaşlığı yapıyoruz.

Tabi ki her konuda anlaşamıyoruz. İkimiz de demokrasiyi özümsemiş insanlarız.

Halkın çok önemsediği gazetelerden birinde özgür bir şekilde gazetecilik yapıyorum. Trabzon’un sorunları ortak noktamız.

Haftalık bir gazetede köşe yazan bir arkadaşın yazısını attılar.

Ali Öztürk'e hodri meydan çekmiş.

Çeker tabi niye çekmesin. Herkes herkese çeker.

Bizim meslekte bunlar çok olur.

Yükselmek ve tanınmak için birileriyle kavga edip tırmanmak ve başka işler tutmak isterler.

Ama Ali Öztürk bunları umursamaz.

Muhammet Balta'nın Trabzon'da yüzde 3 karşılığı olduğunu yazınca Ali Öztürk’e çok kızmış bu arkadaş. Ama bu bir anket. Buna bizim yapacak bir şeyimiz yok.

Bu sefer kalkmış o arkadaş Ali Öztürk’e ‘senin de karşılığın yüzde 1’ demiş. Olsun… Madem yüzde 1, niye yazıyorsun. Yüzde 1'de yazılır mı?

Boş ver. Nasılsa karşılığı yok. ‘Ali Öztürk beni muhatap alıp cevap versin’ diyorsan, muhatap almaz. Ancak iftira atar veya hakaret edersen, mahkemeye gider. Yoksa gerisini umursamaz.

Bildiğim bir konu olduğu için açıklayayım. Ali Öztürk'ün Beşikdüzü Belediye Başkanı Ramis Uzun ile hiç ilişkisi olmadı.

Seçimden önce Ramis beyin ağır cezada yargılandığını yazınca Ramis başkan tavır aldı.

Kalktı Orhan bey döneminde yapılan kitabın faturalarını açıkladı.

Ali Öztürk de ‘evet yaptım’ dedi, inkar etmedi. ‘Gizli kapaklı değil, 60 bin liraya yaptım’ dedi.

Bu arkadaşa anlatan yanlış anlatmış.

Bu arkadaş bir de kaç belediyeye kitap sattığını soruyor. Bunu sormaya gerek yok. Vakfıkebir Belediyesi’nden başla. Tonya, Şalpazarı, Çarşıbaşı ve Akçaabat Belediyelerine sor… Başkanlardan öğrenirsin.

Bakalım satmış mı, satmışsa ne kadar satmış?

Gelelim Elazığ’a adam yollama işine. Aslında bu yazıyı onu okuyunca yazdım.

Bizim üzerimizden Ali Öztürk’e haksızlık yapılmasını istemedim.

Elazığ'a biz gittik, Ali Öztürk yollamadı. Haberi bile yoktu. Elazığ'a Murat Zorluoğlu’nu araştırmak için gitmedik. Kimseye de Zorluoglu’nu sormadık. 

Bir de bu arkadaş Ali Öztürk'ün AK Partililiğini sorguluyor.

Buna çok güldüm. Belli ki Ali Öztürk'ün mücadele hayatını hiç bilmiyor.

Aslında sayın Balta'ya sorsa o da anlatır.

Neyse... Bu yazıyı Ali Öztürk’ü savunmak için yazmadık.

Sadece benim bir-iki arkadaşla yaptığım Elazığ ziyaretini Ali Öztürk'e mal ettiği için yazdık.

Ali Öztürk de insan ve gazeteci… Tabi ki hataları vardır ve hata yapıyordur.

Elbette eleştirilebilir. İftira ve hakaret etmeden ama….

DEZENFEKTE YAPILMASIDA DENETLENSİN

Canı yanan mutlaka bağırıp çağıracaktır!

Eğer ki canı yanan bağırıp çağırmaz ise bu eşyanın tabiatına aykırı olur.

Ancak ses getirmesi ve çözüm bulması için de bağıranın yaşadığı her ne ise o konuda haklılık payı olması gerekmektedir.

Kenan Aydoğan’ın Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne atanmasından sonra Trabzon genelinde trafik dahil her alanda denetimler oldukça sık yapılmaktadır.

Öncelikle şunu belirteyim Emniyet Müdürü Aydoğan’ın yaptığı denetimlere kimsenin bir şey deme ve söyleme hakkı olmadığını düşünüyorum.

Bu yapılan denetimler bizler için yapılmaktadır.

Bu böyle bilinmelidir.

Burada dikkat çekmek istediğim konu şu; sosyal medyada dolaşırken gözüme, yapılan bir paylaşım geldi. O izlediğim görüntü bir kalabalık gurup meydan parkında toplanmış açıklama yapmaktaydı.

O grup tarafından yapılan açıklamayı sonuna kadar izledim.

Trafik ekipleri tarafından kendilerine kasten ceza yazıldığını, kullandıkları araçlarının hiçbir eksikleri olmadığını, bilakis araçlarının muayeneleri dahil, araçlarına yapılması gereken her şeyi eksiksiz yerine getirdiklerini söylüyorlardı.

Araçlarının trafiğe çıkmada hiçbir eksiklikleri olmamasına rağmen trafik ekipleri tarafından durdurulup kendilerine büyük para cezalarının yazıldığını yaptıkları açıklamalarında dillendiriyordular.

Ben işin tam ayrıntısını bilmiyorum.

O nedenle olaya fazla müdahil olmakta istemiyorum.

Ne var ki iş araç sürücülerinin anlattıkları gibiyse, burada araç sahiplerine bir yanlışlık bir haksızlık yapıldığı düşüncesi içerisindeyim.

İşin bir başka boyutu varsa da onu da bir başka yazımızda dile getiririz.

Ben buradan nereye varmak istiyorum.

O ki bütün araçlara denetim yapılıyor.

O ki araçlarda her şey en ince ayrıntısına kadar denetleniyor.

Acaba diyorum yapılan bu denetimlerde, ticari araçların dezenfekte edilip edilmediğine bakılıyor mu?

Öyle ya pandemi sürecini yaşıyoruz.

Ne diyor hekimlerimiz?

“Hijyen, mesafe, maske” kurallarına mutlaka uyunuz.

Diğer taraftan da yetkili kişiler her gün uyarılarını yapıyorlar, “ticari araçlarınızı mutlaka dezenfekte ediniz.”

Var mıdır dezenfekte eden?

Mutlaka eden vardır da, dedim ya yapılıp yapılmadığını denetleyen var mıdır?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.