NEDEN ISRAR EDİYOR ZORLUOĞLU?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Dere yataklarına yapılması düşünülen veya yapılan hiçbir inşaata, hiçbir yapılanmaya asla müsaade edilip izin verilmeyecek” diyor.

Bilim ve ilim insanları “Olmaz” diye feryat figan ediyor.

Akil insanlar “Dere yataklarına verilen, verilmesi düşünülen imar izinleri cinayetlere davetiyedir” diyor.

Ama film adamları “Bunda ne var” diyerek, dere yataklarına yeni filim platoları kurmanın peşinde koşuyor!

Demem o ki ülkenin Cumhurbaşkanı.

Demem o ki bilim ve ilim insanları.

Demem o ki akil insanlar.

Demem o ki bütün STK’lar.

Demem o ki bütün Trabzon.

Hepsi ve tümü söz birliği etmişçesine…

Hepsi ve tümü ilim ve bilime dayanarak.

Hepsi ve tümü daha önce ve bugün yaşananlara bakarak…

Değirmendere yatağına yapılması düşünülen yeni otogarın yapımı için “Olmaz” diyorlar.

Bütün bunlara karşın illa da yapılacak diyen tek makam var, o da Büyükşehir Belediyesi.

Vallahi de pes billahi de pes.

Neyin kafası yaşanıyor!

O kafa yaşanırken ne düşünülüyor?

Anlayan varsa beri gelsin, bizlere de anlatsın.

Gerçi Başkan Zorluoğlu önceki gün neden otogarı Değirmendere yatağına yapacağını anlatmış!

Zorluoğlu’nu demesine göre DSİ’ye bağlı birimler otogarın yapılması için olur vermişler.

O zaman efendim kim görüş bildirdiydiyse.

O zaman efendim kimler ya da hangi kurumlar o otogarın yapılması için “olur” demişseler çıksın söylesinler.

Çıksınlar belgeleriyle anlatsınlar.

Daha doğrusu sorumluluk alsınlar.

Allah vermesin yarın yaşanacak bir felakette, çıkıp da kimseler tomruk ağaçlarının arkasına  saklanmasın...

Bu inat niye?

Neden illa da buraya yapılacak deniliyor?

Neden o alan için dayatma yapılıyor?

İşin içerisinde bizim bilmediğimiz başka bir şeyler mi var?

HADEYİN ORADAN AKLIMIZLA ALAY GEÇMEYİN

Kim, Trabzon iyi yönetiliyor!

Kim,  Trabzon iyi hizmet alıyor!

Kim,  Trabzon’un sorunu yok!

Kim, Trabzon temiz!

Kim, Trabzon turizm şehridir!

Kim, Trabzon’un caddeleri güzel!

Kim, Trabzon yaşanacak en iyi şehir!

Kim, Trabzon örnek şehir!

Kim, Trabzon’a önemli projeler yapıldı!

Kim, Trabzon’un markasına büyük şehir marka kattı!

Kim, Trabzon metropol şehir!

Diyorsa, diyorsalar yemin ediyorum yalan diyordur, diyorlardır.

Her tarafı tel tel dökülen .

Nereye el atsanız elinizde kalıyor.

Bütün caddeleri ve sokakları delik deşik olup çukurlaşan şehir mi marka şehir?

Bu şehir mi yaşanacak şehir?

Koskoca sahiline büfecilik mantığı güdüp büfe açan belediye mi Büyükşehir Belediyesi? Bu belediye mi büyük projelere imza atıyor? Bu belediyecilikle mi örnek şehir olacak?

Yapmayın etmeyin Allaha aşkına “Görünen köy kılavuz istemiyor!”

Her şey açık seçik görülmüyor mu?

Turizm sezonu yaşanıyor şehrin tam ortasında  dört yıldızlı otelin yanında otopark yapılması için dinamit patlatılmasına izin veren Büyükşehir Belediyesi mi Trabzon’u turizm şehri yapacak?

Ne olur aklımızla alay etmeyiniz!

Her dinamit patlamasında otelde konaklayan yabancı konuklar, ‘deprem oluyor’ diye sabah sabah oteli terk-i diyar ediyorlar.

Bu yazdıklarım yalan mı Büyükşehir Belediye Başkanım Murat Zorluoğlu bey?

VEKİLLERİN HABERİ VAR MIDIR?

Ödenek yok.

Devlet şu an ödenek vermiyor.

Yapımı süren İnşaatlar neredeyse durma noktasına geldi.

Değirmendere’yi Kanuni Yoluna bağlayacak yolun yapımını sürdüren Farnas firması devletten ödenek alamadığı için şantiyesini kapatmış.

Yine birkaç tane daha firma yapımını üstlendikleri inşaatlarını durdurmuşlar.

Hatta bırakıp kaçanın da olduğu söyleniyor.

Belli ki Trabzon bu konuda önemli bir sıkıntı yaşıyor.

Şehri baştan aşağıya doğru arşınlayan milletvekillerinin merak ediyorum yaşanan bu sorunlardan acaba haberleri var mıdır?

Varsa, neden çözüm bulmuyorlar?

Baksanıza müteahhitler bir bir kepenk indiriyorlar.

Kim bitirecek yarım kalan bu projeleri?

Trabzon bu kadar sorunu yaşarken, sorunlar çözüm ararken vekillerimizin Allah’ı var, her biri her gün sosyal medya hesaplarında boy boy fotoğraf vermekteler.

Sizi bilmem bana göre derdi Trabzon olmayan Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’nu zaten yaylalarda, dağlardan kendi köyünden attığı fotoğraflarla yeterince takip ediyoruz.

Hiç değilse sizler elinizi taşın altına sokunuz!

Bırakın sosyal medyanızda fotoğraf paylaşmayı, Trabzon’da yaşanan onlarca sorun çözüm arıyor, Azıcık başınızı kaldırınız da, o sorunlara bir bakıverin.

Bu daha doğru olmaz mı?

EKİM’DEN ÇOK UMUTLUYDUK!

Neden durdu?

Veya durduruldu?

Projesi yapılmıştı, hatta yapımı için adımda atılmıştı.

İş makineleri Akçaabat-Akyazı arası yürüyüş yolu güzergahını açmak için ta Haçkalı Hoca Baba Hastanesine kadar çalışmıştı.

Ne olduysa?

Yürüyüş yolu yapımı bir anda duruverdi.

Durmasının nedeni şikayetten ötürü mü?

Birilerinin tarlasına dokunulduğu için mi?

Veya yol villalarının ve evlerinin önünden geçtiği için mi durduruldu orası pek bilmiyoruz.

Temennimiz o güzel projenin bir an önce hayat bulmasıdır.

Akçaabat’tan açılmışken yine oradan devam edeyim.

Salgından dolayı haftanın iki günü Akçaabat sahilinde yürüyüşlerimizi yaptık.

Akçaabat’ın sahili, yani köftecilerin olduğu alanlar yani Nihat Usta’dan balıkhaneye kadar olan alanlar salgından dolayı çalışma olmadığı için kırık döküktü, adeta yıkılıyordu.

Şu an normale dönülmesine rağmen, o alanlardaki yıkık-dökük görüntüler aynen devam ediyor.

Allaha aşkına hiçbir ilçemize nasip olmayan öyle bir alan, öyle kendi haline nasıl bırakılır?

İnsanların nefes alıp verecek olduğu alan yeniden dizayn edilip halkın kullanımına açılamaz mı?

Şefik Türkmen zamanında yapılan bahçelere ne yazık ki Osman Nuri Ekim döneminde sanki hiç el değmemiş gibi öylece duruyor.

Dost doğru söyler ama acı söyler misali.

Böyle bir sahile yazık ediyorsunuz, ettiniz de!

Böyle bir yaşam alanı Akçaabat’a dolayısıyla Trabzon’a hiç mi hiç yakışmıyor.

Çok mu zor sayın Ekim yeniden o mevcut alanları dizayn  edip çevre düzenlemesini yapmak.

Sözün özü Açaabatlılar sizlerden çok şey bekliyordu ama şu ana kadar elle tutulur gözle görülür herhangi bir şey daha görünmedi.

Görünüyorsa söyleyin bizler de bilelim.

TRABZON’UN ÖNEMLİ NOKTASI OLACAK

Kim vesile olup durdurulmasını sağlayıp o halde bırakmışsa Allah ondan razı olsun.

Adına Gülcemal dendi.

Trabzon’un vizyon yeri olacak söylendi.

Trabzon’un markasına değer katacak diye de söylenenlere ek yapıldı.

Şu ana kadar ne vizyon gördük?

Ne de markaya katma değer katan bir şey?

Gördüğümüz sadece şu, devam eden Gülcemal Projesine Ayasofya’nın altında son verilmesi…

Ayasofya’dan Faroz Limanına kadar olan alan Trabzon ve Trabzon dışından gelenlerin denizle buluşma yeri oldu.

Muhteşem bir alan çıktı ortaya.

İyi ki doldurulmamış.

İyi ki öyle bırakılmış.

Dün sabah spor yaptığımız  esnada şahit olduk, bir gurup çocuk hocalarıyla birlikte o alanda ayaklarını denize sokarken yüzlerindeki o mutluluk inanın görülmeye değerdi.

Belki o çocuklar hayatlarında ilk kez denizle bu kadar yakın mesai ilişkiye girdiler.

O nedenle diyorum ki şehir merkezinde bırakılan deniz kenarındaki bu alan Trabzon’un deniz yönünden önemli bir noktası olacaktır.

Hani ya Akyazı tarafını da böyle bırakabilselerdi?

Hani ya askeri kampını plaj olarak tasarımlasalar.

Hani ya Sürmene’ye yapılan kadınlar plajını bu noktaya yapabilseler?

Ah Trabzon’um ah!

Çok şeye layıksın ama!

Ama deyip bırakalım!

NEYE GÖRE FİYAT BELİRLİYOR BİLİRKİŞİLER?

Değrmendere’de yapılan ve yapılması düşünülen yollar için kamulaştırma yapılıyor.

Yapılan kamulaştırmada o kadar ilginçlikler yaşanıyor ki.

Yaşanan o ilginçliklerin hepsinden birer temel fıkrası çıkacak nitelikte!

Mesela yol üzerindeki dükkanın ya da bir yerin değeri on liraysa.

O dükkanın veya bir yerin arkasındaki dükkan ve yerin değeri üç lira.

Neye göre fiyat belirleniyor?

Bu fiyat belirlenirken ne baz alınıyor?

Bunu kimse bilmiyor, yetkililer de kimselere bir şey anlatmıyorlar.

Yahu arkadaş, hadi öndeki dükkan veya yerin değeri ,  ön olduğu için on lira diyelim.

Hemen arkasındaki dükkan veya yerin değeri üç lira olur mu?

Daha doğrusu bu kadar fark olur mu?

Öyle zannediyorum ki arada olan fiyat uçurumundan dolayı arka dükkan ve yer sahipleri kamulaştırmayı yapan kurumla birlikte mahkemelik olacaklar.

Bana göre bu işin suyunu çıkaran kamulaştırmayı yapan kurumdan çok kuruma bilirkişilik yapanlardır.

Bu bilirkişilik olayı da baştan aşağıya irdelenmesi gereken bir konudur!

Kimler bilirkişilik yapabilir?

Bilir kişilik yapanların  iş ehliyeti nedir?

Neye göre karar verebiliyorlar?

O alanda nitelikleri nedir?

İşin ehli midir?

Tecrübesi var mıdır?

Falan filan…

Her önüne gelene bilirkişilik verilmemelidir.                                                                                                                 

Torpile de bu iş yapılmamalıdır.

Yapılırsa ön taraf on lira arka taraf üç lira olur.

Buna da kul hakkı girer ki, sıkıntı da burada yaşanır.

Gerçi kul hakkı kimin umurundaki?

YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR

Nasıl duracak?

Nasıl durdurulacak?

Doktorundan ,hemşiresine kadar, güvenlikçisinden ambulansçısına kadar…

Sağlıkla ilgili kim varsa hepsi gece-gündüz demeden koşuşturup çalışıyorlar.

Nedir ki ‘bir hastaya derman olurum’ diye.

Nedir ki, ‘yaraya merhem olurum’ diye.

Nedir ki, ‘şifa veririm’ diye.

Nedir ki, ‘sağlığına kavuşturayım’ diye.

Nedir ki ‘yaşama tutundurayım’  diye.

Bu kadar özverili çalışmaya karşın.

Bu kadar alınan riske karşın.

Bu kadar canı pahasına çalışmasına karşın…

Bu kadar yorgun argınlığa karşın.

Maalesef bu sağlık çalışanlarını aşıya karşı olanlar düşünmüyor.

Yahu arkadaş bunların da canı var.

Yahu arkadaş bunlar da birer insan evladı.

Yahu arkadaş, onların da çoluk- çocuğu var.

Yahu arkadaş, onların da bir yuvası var.

Yahu arkadaş onların da anası-babaları var.

Sizler neden vurdumduymazsınız?

Sizler neden aşıya karşınız?

Sizler neyin peşindesiniz?

Sizlerin maksadı ne, nedir?

Yazık günah ya, neredeyse  iki sene olacak, Covid-19 virüsü hala güncelliğini koruyor, yarın da ne olacağı belli değil.

Her gün sadece Trabzon’da 700’ün üzerinde vaka olur mu?

Hadi vaka oluyor, insanımız korunmuyor ya da umursamıyor.

Size,  aşı vurulmak istemeyenlere sesleniyorum!

Her gün duyuyor ve okuyoruz, yoğun bakımların doluluk oranının yüzde doksan dokuzunu aşı vurulmayanlar oluşturuyormuş.

Virüsten ölenlere bakın , çoğu aşı karşıtı olanlar.

Şunu söylemek istiyorum size; Siz kendinizi düşünmüyorsanız anne- babanızı düşünün.

Çoluk- çocuğunuzu düşünün.

İnsanlığı düşünün.

Ahan buradan yazıyorum, yarın sizler için çok geç olmadan gidin aşınızı yaptırın.

Ne olur yaptırınız, sonradan ahlanıp- vahlanmanın bir manası olmuyor!